Darultawhid

Gönderen Konu: “İSLAMDA ASKERLİĞİN HÜKMܔ ADLI KİTAP HAKKINDA MÜLAHAZALAR  (Okunma sayısı 3611 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimiçi Tevhid Ehli

  • Özel Üye
  • Üye
  • *
  • İleti: 2141
  • Değerlendirme Puanı: +50/-0
Rahman ve Rahim olan Allahın adıyla,

“Abdurrahman b. Abdulhamid el-Emin” müstear ismiyle neşredilen “İslamda Askerliğin Hükmü” adlı kitapta geçen bazı batıl istidlallere dikkat çekmek istiyoruz. Zira daha önce tenkidini yaptığımız “Tağuti Rejimlere Askerlik Yapmanın Hükmü” adlı kitapta geçen bazı fasid görüşlerin kaynaklarından birisi bu kitaptır ve dolayısıyla sözkonusu risaleyle alakalı yaptığımız tenkidler Abdurrahman b. Abdulhamid’in kitabıyla alakalı da aynen geçerlidir. http://darultawhid.com/tr/forum/index.php?topic=797.0

Bu kitap da aynı diğeri gibi tağuta askerlik yapmanın küfür olduğu yönündeki hak davayı isbatlayayım derken batıl delillendirmelerde bulunmuş ve dolayısıyla kısa da olsa bu batıllara dikkat çekmek gerekli hale gelmiştir.

Şimdi “İslamda Askerliğin Hükmü” adıyla “Furkan Yayınları” tarafından yayınlanan kitabın 27. Sahifesinden itibaren tağut destekçilerinin kafir olduğuna dair sünnetten deliller getirilmeye çalışılmış ve buna dair sünnetten ilk delil olarak Hatib bin ebi Beltia kıssası zikredilmiştir. Halbuki Hatib (ra)’ın yaptığı şekilde Müslümanların sırlarını –dünyevi endişelerle- kafirlere iletmek küfür değil, haram olan bir ameldir. Hatib’in küfür ameli işlemediğini ve onun ameliyle kafirlerin saflarına iltihak ederek onlara küfürlerinde destek olan kişilerin ameli arasında fark olduğu hususunu daha önce http://darultawhid.com/tr/forum/index.php?topic=797.msg2277#msg2277 adresinde açıklamıştık. Oraya müracaat edilsin.

İlgili yerin devamında müşriklerin arasında ikamet etmeye devam edenleri kınama sadedindeki bazı hadisler, tağuta askerlik yapmanın küfür olduğuna dair delil getirilmiş ki bu da diğeri gibi tehlikeli bir delillendirmedir. Zira Dar’ul İslam mevcut olduğu halde hicret etmeyip küfür diyarında ikamet etmeye devam eden bir kimse kafirlere küfürlerinde muvafakat edip, onlara söz ve fille destek olmadığı müddetçe kafir olmaz ancak hicreti terk ettiğinden dolayı günahkar sayılır. Allahu Teala şöyle buyuruyor:

İman ettikleri halde hicret etmeyenler ise, Hicret etmedikçe sizin onlara hiçbir veliliğiniz yoktur. Ama din konusunda sizden yardım isterlerse yardım sizin üzerinize bir yükümlülüktür. Ancak sizlerle onlar arasında bir anlaşma bulunan topluluğun aleyhine değil. Allah yapmakta olduklarınızı görendir”(8 el-Enfâl/72).

Görüldüğü gibi hicret etmeyen kimseler de mümin olarak isimlendirilmiştir. Ancak onlarla velayet bağı sadece iman bağından ibarettir. Bu hususta ilgili ayetin tefsirlerine bakılabilir. Bundan dolayı yazar her ne kadar hicret etmeyenler kafirdir gibi açık bir ibare kullanmasa da kafirlerin arasında ikamet edenlerle alakalı kınamayı, tağuta askerlik yapanlara delil getirmesi alakasız bir delillendirmedir. Yazar, bu konuyu ve Hatib meselesini Nasır Fehd’in “et-Tibyan” adlı kitabından iktibas etmişe benzemektedir. Bu kitap Türkçede “Seyfuddin el Muvahhid” ismiyle “Müslümanlara Karşı Kafirlere Yardım Etmenin Hükmü” adı altında “Hak Yayınları” tarafından yayınlanmıştı.

Sözkonusu kitabın 87. Sahifesinden itibaren “kafir yöneticinin ordusuna ve emniyet teşkilatına katılmanın caiz olacağı durumlar nelerdir” başlığı altında tağutları çökertmek veya kafir liderlerine suikasd amacıyla bu tağuti teşkilatlara katılmanın caiz olacağı iddia edilmektedir. Hatta buna dair misal olarak Mısır tağutu Enver Sedatı öldürmek amacıyla Mısır ordusuna sızan hatta subay mertebesinde olan Halid İslambuli’nin durumunu zikretmektedir. Bu zihniyetin esas itibariyle Müslümanların maslahatı için tağuti sistemin içinde kadrolaşmanın caiz olduğunu ve bu amaçla küfür hükümleriyle hükmetmenin dahi mübah olacağını ileri süren particilerin görüşünden çok fazla bir farkı yoktur. Çünkü ikisi de aslen küfür olan bir amelin maslahat için mübah olacağını savunmaktadır ve iki grup da bazı ayet ve hadisleri kendilerine delil olarak getirmeye çalışmaktadır. Halbuki tağuta askerlik gibi küfür olan amellerin işlenmesi için tek ruhsat ikrahtır, bu tartışılan mevzuda ise ikrahla alakalı bir durum sözkonusu değildir. Bu husustaki cevabımızı şu adresten okuyabilirsiniz : http://darultawhid.com/tr/forum/index.php?topic=797.msg2376#msg2376

Netice olarak: Askerlikle alakalı Türkçede yayınlanmış iki kitap yani "İslamda Askerliğin Hükmü" ve "Tağuti Rejimlere Askerlik Yapmanın Hükmü" adlı risaleler, doğru tesbitler içermekle beraber batıl görüşleri de ihtiva etmektedir. Bu risalelerin yazarları gördüğümüz kadarıyla Seyfuddin el-Muvahhid imzasıyla neşredilen "Müslümanlara Karşı Kafirlere Yardım Etmenin Hükmü" kitabını ve de Abdulkadir bin Abdilaziz'in el-Cami adlı kitabını kaynak olarak kullanmıştır. Ne askerlikle alakalı bu iki risale ne de kaynak olarak kullandıkları bu iki kitabın yazarları ilmi ehliyete sahip değillerdir. Bunlar, seleften beslenmeyen kendine has görüşleri olan kimselerdir. Böyle hak batıl karışımı kitaplar yerine sırf Nisa: 76, Nisa: 97-98 gibi ilgili ayetlerin tefsirleri İbn Kesir, Taberi gibi muteber tefsirlerden okunsa aklı olan kimse için yeterli olur kanaatindeyiz. Vallahu a'lem.

Ahiru da’vana en’il hamdu lillahi rabb’il alemin.
Kendisi de bir kral olan Halife Memun Nadr bin Şumeyl (ra)'a şöyle demiştir:
يَا أَبَا الْحَسَنِ الْإِرْجَاءُ دِينُ الْمُلُوكِ
"Ey Ebu'l Hasen! İrca (Mürcielik) kralların dinidir!" (ed-Dulabi, el-Esma ve'l Kuna, no: 832; ayrıca Lalekai, es-Sunne, no: 2818)

 

Related Topics