Darultawhid

Gönderen Konu: "ALLAH ADEME KENDİ RUHUNDAN ÜFLEMİŞTİR" (SECDE: 9) KAVLİNİN MANASI NEDİR  (Okunma sayısı 3948 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimiçi Tevhid Ehli

  • Özel Üye
  • Üye
  • *
  • İleti: 2141
  • Değerlendirme Puanı: +50/-0
KİTABURRUH-İBN KAYYIM

ONYEDİNCİ MESELE
 
Ruhlar Kadîm (Ezeli) Midir, Yoksa Hadîs (Sonradan Olma) Mahluk Mudur?


Ruhlar, Allah'ın (cc) emrinde olmakla yaratılmış, hadis olunca, Allah'ın emri, nasıl yaratılmış, hadis olabilir? Yüce Allah, Âdemoğluna kendi ruhundan üflediğini bildirmiştir. İnsan ruhunun, Allah'ın ruhuna izafe edilmesi onun kadîmliğine delalet eder mi yoksa delalet etmez mi? Allah'ın ruhuyla kulun ruhu arasındaki izafet nedir? Yüce Allah (cc) Hz. Adem'i kendi eliyle yarattığını, ona kendi ruhundan üflediğini bildirerek yaratan elini ve kulun ruhunu hepsini birden kendisine izafe etmiştir. Bu mesele, bilgi sahiplerinin hataya düştüğü, birçok insanın sapıttığı bir meseledir. Rasûlü'ne uyanları Yüce Allah, hidayete erdirerek apaçık gerçeğe, belirmiş doğrulara erdirmiştir. Rasûllerin hepsi ruhların, hadis, yaratılmış, düzene konmuş, terbiye altına alınmış olduğu konusunda icmâ etmişlerdir. Rasûllerin getirdikleri dinlerden, zorunlu olarak bu anlaşılır. Yine Onların dinleri, alemin hadis olduğunu, bedenlerin dirilişlerinin zorunluluğunu da bildirmiştir. Tek başına Yüce Allah, yaratandır. O'nun dışında kalanlar ise O'nun yarattıklarıdır. En hayırlı neslin üç halkasını oluşturan Sahabe, Tabiin ve Tebe'ü Tabîn nesli, aralarında ihtilaf olmaksızın ruhun hadis ve yaratılmış olduğunda birleşmişlerken Kur'ân ve sünneti yeterince anlayamayan bir grup insan çıkmış, Allah'ın emrinin, yaratılmış olamayacağı deliliyle ruhun da yaratılmamış, kadîm olduğunu ileri sürmüştür. İddiaya göre Allah (cc) ilmini, Kitab'ını kudretini, işitmesini, görmesini ve elini kendisine nisbet ettiği gibi ruhu da kendisine nisbet etmiştir. Bazıları da konuyla ilgili hiçbir görüş belirtmeyerek: "Ruha, yaratılmış da, yaratılmamış da diyemeyiz" demişlerdir.

Bu soru, Isbahan hafızı Ebû Abdillah b. Mendeh'e soruldu da o şöyle dedi: "Adamın biri, Allah tarafından yaratıklara, bedenlere güç kaynağı olarak verilen ruhtan sordu. Bu adamın anlattığına göre bir kısım insanlar, ruhun yaratılmamış olduğuna kanî imişler. Bazıları da, sadece kûdsî ruhların yaratılmadığına, onların Allah'ın zatından geldiğine kanî imişler. Simdi ben mütekaddimin ulemânın farklı görüşlerini zikredip bunlardan Kur'ân'a, sünnete Sahabenin Tabın ve ilim ehlinin görüşlerine uygun olanları belirteceğim. Daha sonra da Kur'ân ve sünnette zikredilen ruhun kısımlarını anlatıp bilgisizce ruhta konuşanların hatalarını ve bu görüşlerin Cehm ve taraftarlarının görüşlerine uygun olduğunu belirteceğim. Başarı Allah'tandır, Ruhların bilinmesi ve nefisteki yeri hususunda da farklı görüşler ileri sürül-müştür.

Birinci Görüş: Ruhların tamamı yaratılmıştır. Ehli sünnetin görüşü budur. Delilleri de Rasûlullah'tan gelen şu hadistir: "Ruhlar, toplanmış ordulardır. Tanışanlar birbirlerine yaklaşırlar. Tanışmayanlar ise birbirinden ayrılırlar" Ruhların toplanmış ordular olması, yaratılmış olduklarına delildir.

İkinci Görüş: Ruhlar Allah'ın emrindedir, Yüce Allah ruhun hakikat ve ilmini insanlardan gizli tutmuştur. "De ki, ruh Rabbimin emrindendir” âyeti bunu gösterir.

Üçüncü Görüş: Ruhlar, Allah'ın nurlarından bir nur, hayatından bir hayattır. Rasûlullah bir hadiste: "Allah, ruhu karanlıkta yarattı sonra onların üzerlerine nurunu indirdi. Bu üç görüşten sonra, Abdullah b. Mendeh ruhlarla ilgili diğer farklı görüşleri zikreder: Ruhlar ölür mü ölmez mi? Bedenlerdeki ruhlar Berzah'ta ve Ölümden sonra da kalacağı yerde azap görürler mi? Ruh nefis midir yoksa nefisten ayrı bir şey midir?

Muhammed b. Nasr el-Mervezî de kitabının bir yerinde der ki: "Zındık ve Rafîzilerden bir grup, Hıristiyanlar Hz. isa'nın ruhunu nasıl yorumlamışlarsa keza bazıları da nasıl ruhun, Allah'ın zatından ayrılarak mü'mine geçtiğini söylemişlerse aynı şekilde bunlar da Hz. Âdem'in ruhunu öyle yorumlamışlardır. Bazı Hıristiyanlar hem îsâ'ya hem de Meryem'e tapar. Çünkü onlara göre îsâ, Allah'ın Meryem'de bulunan ruhudur.

Zındık ve Rafîzilerden bir grup, Adem’in ruhunun da aynı şekilde mahluk olmadığını ileri sürmüşler ve bu hususta “Ona kendi ruhumdan üflediğimde” ayetini ve de “Sonra onu bçimlendirdi ve kendi ruhundan üfledi” ayetlerini tevil etmişlerdir. Ve böylece Adem’in ruhunun mahluk olmadığını ileri sürmüşlerdir. Şu yorum da buna benzer: "Nur, Rabb'den gelir ve yaratılmamıştır" Bunlar iddialarını şöyle sürdürüyorlar: "Hz. Âdem'den sonra insanlar O'nun vâsisi oldular. Her bir peygamberin bir vasîsi bulunur. Nihayet bu vasilik Hz. Ali'ye, sonra Hasan ve Hüseyn'e geçerek bunlara bağlı imam ve vâsilere geçer. Bu bakımdan Şii imamlar her şeyi bilirler, kimseden bir şey öğrenmeye ihtiyaç duymazlar." Hz. Âdem'in ruhuyla Hz. îsâ'nın ve diğer insanoğlunun ruhları arasında fark olmadığında; hepsinin yaratılmış olduğunda; Yüce Allah yarattıktan, meydana getirip şekil verdikten sonra diğer yaratıklar gibi bunların ruhunu da kendisine izafe ettiği konusunda müslümanlar arasında ihtilaf yoktur. Çünkü âyeti celîlede: "Yerde ve gökte ne varsa hepsini kendisinden (minhu) bir lütuf olarak size boyun eğdirdi” buyurulmaktadır.
(Mervezi’nin sözleri burada sona erdi)

Şeyhülislâm İbni Teymiyye der ki:

 "Selef âlimleri ve ehli sünnet imamları, ruhun yaratılmış olduğunda ittifak etmişlerdir. Alimlerin, ruhun yaratıldığı konusunda icma ettiklerini birçokları haber vermiştir. Çağının icma ve ihtilaflarını en iyi bilen meşhur âlim Muhammed b. Nasr el-Mervezî ve Ebû Muhammed b. Kuteybe bunlardandır. İbni Kuteybe Kitabu'l-Lafız'da ruhtan bahsederken der ki: "Nesim, ruh demektir. Alimler, Yüce Allah'ın daneyi başağından çıkaran ve nesemeyi de yani ruhu da yaratan olduğunda icma etmişlerdir." Ebû Ishâk b. Şakilâ'da ruhla ilgili görüşlerini açıklarken: "Allah sana rahmet etsin. Ruh yaratıldı mı yoksa yaratılmadı mı?" diye soruyorsun? Şüphesiz gerçeğe en uygun olan, ruhun yaratılmış varlıklardan olmasıdır. Ruh meselesinde, kudretli büyük âlimler görüşlerini açıklamışlar; ruhun mahluk olmadığına inananların görüşlerini reddetmişlerdir" demektedir. Hafız Ebû Abdullah b. Mendeh, ruhla ilgili hacimli bir eser yazmış; daha önceleri ise Muhammed b. Nasr el-Mervezî, Şeyh Ebû Saîd el-Harrâz, Ebû Yakup en-Nehrücevrî ve Kadı Ebû Ya'lâ gibi birçokları bu konuyu işlemişlerdir. Seçkin âlimler, îsâ b. Meryem'in ruhunu, diğer ruhlardan farklı görenlere şiddetle karşı gelmişlerdir. Bunu zındıklara ve Cehmiyyeye reddiye yazan İmam Ahmed haber vermektedir. O şöyle demektedir:

Cehm başka bir şey de iddia etmiş ve şöyle demiştir: Kur’an’da bir Ayet gördük ki, bu Ayet, Kur’an’ın Mahluk olduğunu göstermektedir. Biz de sorduk: Bu hangi Ayet'tir? Dedi ki:

إِنَّمَا الْمَسِيحُ عِيسَى ابْنُ مَرْيَمَ رَسُولُ اللّهِ وَكَلِمَتُهُ

“Meryem oğlu İsa Mesih ancak Allah’ın Rasulü ve O’nun Kelimesi'dir.” (en-Nisa 4/171) Ayeti'dir. Ki İsa (aleyhi selam) da Mahluk'tur. Biz buna şu karşılığı verdik:

Allah senin Kur’an’ı anlamanı engellemiştir. Kur’an’da İsa (aleyhi selam) ile ilgili ifadeler var ki, Kur’an’la ilgili olarak bu ifadelere yer verilmez. Kur’an, İsa (aleyhi selam)'ı, doğmuş, çocuk ve sabi olarak nitelendirir. Yiyen ve içen bir delikanlı olarak vasfeder. O emir ve yasaklara muhataptır. İlahi Vaad ve tehditler onun için de geçerlidir. Sonra o, Nuh (aleyhi selam)’ın, ardından İbrahim (aleyhi selam)’ın zürriyetinden gelir. Bu bakımdan İsa (aleyhi selam) hakkında söylediklerimizi Kur’an hakkında söylememiz Caiz değildir. Siz Allah’ın İsa (aleyhi selam) hakkında söylediklerini Kur’an hakkında da söylediğini duydunuz mu?

“Meryem oğlu İsa Mesih ancak Allah’ın Rasulü'dür ve Meryem’e İlka ettiği kelimesidir.” (en-Nisa 4/171) Ayeti'nin anlamına gelince, Allah’ın Meryem’e İlka ettiği kelimesinden maksat, “ol” demesi ve bu sözden sonra İsa (aleyhi selam)’ın olmasıdır. İsa (aleyhi selam) “ol” sözüyle olmuştur, ama İsa (aleyhi selam) “ol” sözünün kendisi değildir. “Ol” Allah’tan sadır olan bir sözdür. Allah’tan sadır olan “ol” sözü Mahluk değildir.

Gerek Hıristiyanlar ve gerekse Cehmiyeciler İsa (aleyhi selam) hakkında Allah’a karşı yalan söylüyorlar. Cehmiyeciler diyorlar ki: İsa (aleyhi selam) Allah’ın Ruhu'dur, Kelimesi'dir. Fakat Kelime Mahluk'tur. Hıristiyanlar da diyorlar ki: "İsa (aleyhi selam) Allah’ın Zatı'ndan olmak üzere O’nun Ruhu'dur ve Allah’ın Zatı'ndan olan Kelimesi'dir. Tıpkı, şu yama şu giysidendir, denildiği gibi." Biz ise şöyle diyoruz:

İsa (aleyhi selam) “ol” kelimesiyle olmuştur, ama İsa (aleyhi selam) bu sözün kendisi değildir. Yüce Allah’ın: “Ondan bir ruh...” sözüne gelince, burada yüce Allah, içinde Ruh olan ve kendisinden bir Emir, demek istiyor. Buna şu Ayet'i de örnek verebiliriz:

وَسَخَّرَ لَكُم مَّا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الْأَرْضِ جَمِيعاً

“O, göklerde ve yerde ne varsa hepsini, kendi katından size boyun eğdirmiştir.” (el-Casiye 45/13) Yani, emir vererek size boyun eğdirmiştir. Allah’ın Ruhu ifadesinin açıklaması, Allah’ın Kelimesi'nden olan ve Allah tarafından yaratılan Ruh, şeklindedir. Tıpkı, Allah’ın kulu ve Allah’ın seması denildiği gibi.”


Yüce Allah, Mesih'teki ruhun mahluk olduğunu bildirince diğer ruhlar niye mahluk olmasın? Kulu ve Rasûlü olan İsa'nın ruhunu, kendine nisbet eden Yüce Allah'ın o ruhu Meryem'e göndermesi, O'nun kadîm olduğuna, mahluk olmadığına delil olmaz. Yüce Allah buyuruyor ki: "Biz de ruhumuzu O'na gönderdik. O, ona düzgün bir insan şeklinde göründü. Meryem dedi ki: "Ben senden, çok esirgeyen Rahman'a sığınırım. Ruh dedi ki: "Ben, sadece Rabb'ının elçisiyim. Sana tertemiz bir çocuğu hediye edeyim diye geldim." İşte burada sözü edilen ruh, Allah'ın kulu ve elçisi olan Allah'ın ruhudur.” (İbn Teymiyye’nin sözleri burada sona erdi)

İnşallah ileride Allah'a nispet edilen şeylerin kısımlarını; izafe edilen şeylerin Allah'ın kadîm sıfatı olmadığını ve Allah'ın sıfatlarının da yaratılmamış olduğunu açıklayacağız.”

İbn Kayyım ardından ruhun yaratılmış olduğuna dair Kitap ve Sünnetten delilleri sıralamakta ve Allahın Ademe kendi ruhundan üflemesini izah etmektedir:

"Fasıl

Ruhun, "Ona ruhumdan üfledim âyetiyle Allah'a izafe edilmesine gelince; bilinmelidir ki Allah'a izafe edilenler iki kısımdır.

Birincisi: Sıfatlardır. Sıfatlar tek başlarına bulunamazlar. İlim, kudret, kelam, işitme ve görme gibi. Bunlar, mevsûfa sıfatların izafesidir. Allah'ın ilmi, kelâmı, iradesi, kudreti ve hayatı O'nun sıfatlarındandır; mahluk değillerdir. Allah'ın eli ve yüzü de böyledir.

İkincisi: Allah'a ilişmeyen bir takım eşyaların izafe edilmesi. Ev, deve, kul, rasûl ve ruh izafeleri böyledir. Bu izafeler haliki tarafından yaratılmış, mucidi tarafından icad edilmiştir, ama bunlar izafetle benzerlerinden şereflenme ve özelleştirilme ile ayrılmıştır. Mesela, bütün evler Allah'ın mülkü olmakla beraber Beytullah (Allah'ın evi) bu konumdadır. Yine bütün develer Allah'ın mülküdür, ama nâkatüllah (Allah'ın devesi) bir başkadır. Fakat bu gibi izafelerin Allah'ın ulûhiyyetine yapılması O'nun bunları yarattığını, icat ettiğini gerektirir. Umûmî izafetler yaratmayı, husûsi izafetler ise seçmeyi ifade eder. Allah dilediğini yaratır, yarattıklarından dilediğini de seçer. Nitekim âyeti celîle de: "Rabbin dilediğini yaratır, dilediğini de seçer buyurulmaktadır. Ruhun Allah'a izafe edilmesi de husûsî izafetlerdendir, umumî, izafetlerden ve sıfatların kendine izafe edilmesi babından değildir. Bu hususu iyi anla da Allah'ın birçok insanı koruduğu sapıklıklardan seni de korusun.

Denirse ki: Peki "Ona ruhumdan üfledim" âyeti hakkında ne dersiniz? Burada Allah, üfürmeyi kendi nefsine izafe etmiştir. Bu ise: "Onu elimle yarattım” âyetinde olduğu gibi Allah'la doğrudan buluşmayı gerektirmektedir. Bu nedenle sahih bir hadiste Hz. Âdem'e gelirler ve: "Sen beşeriyetin babası Âdem'sin. Allah seni eliyle yarattı, Sana ruhundan üfledi, meleklerini sana secde ettirdi ve herşeyin ismini sana öğretti” şeklinde açıklanmıştır. Burada melekler, sadece Hz. Âdem'e mahsus dört özelliği saymışlardır. Hz. Âdem'deki ruh eğer meleğin üflediği ruhsa Hz. Mesih menzilesinde belki de O'nun nesli menzilesinde olacak, Hz. Âdem'in hiçbir özelliği olmayacaktı. Çünkü insanların ruhu, meleğin üfürmesiyle meydana gelmiştir. Halbuki Allah Teâlâ: "Ona şekil verip, ona ruhumdan üflediğimde” buyurmuştur. Öyleyse Allah, eliyle insanı düzelten ve ona ruhundan üfleyen değil mi?

Cevabımız şudur: "Bu görüşte' olanların, bunları söylemeleri ruhun kadîm olduğuna inanmalarındandır. Bu konuda susup, Kur'ân'ın gayesini anlayamayanlar da vardır. Yukarıda da açıkladığımız gibi Allah'a izafe edilen ruh, mahluktur, Allah'ın bunu kendine izafe etmesiyle ruh şeref ve ayrıcalık kazanmıştır. Üfürmeye gelince, Hz. Meryem hakkında şöyle buyurmuştur: Yüce Allah: "O ırzını korumuş olanı (Meryem'i de) an, ona ruhumuzdan bir çocuk üfledik" Başka bir yerde de Meryem'e meleği gönderdiği ve meleğin onun fercine üfürdüğünü belirtmektedir. O halde Allah'a izafe edilen üfürme bir emir, bir izindir, Rasûle olan ise doğrudandır. Burada iki şey geriye kalıyor.

Birincisi: Şöyle demek. Hz. Meryem'e üfürülme melek tarafından oluyorsa, diğer İnsanların ruhlarına üfüren de melek oluyor. Bu takdirde Mesih'e Ruhullah denmesinin nedeni ne? Eğer diğer insanların ruhu bu ruhtan oluşmuşsa bu durumda ise Hz. Mesih'in özelliği ne?

İkincisi: Şöyle demek. Hz. Âdem'de bulunan ruh, bu ruha üfürülme vasıtasıyla mı ilgilidir. Yani ruh buna, Allah'ın izniyle meleğin Hz. Meryem'e üfürdüğü gibi mi üfürülmüş, yoksa Âdem'i eliyle yarattğı gibi O'na kendi ruhundan mı üflemiş? Soruların cevapları şöyle: Allah'a yemin olsun, gerçekten her iki soru da önemlidir! Birincinin cevabı şu: Hz. Meryem'e üflenen ruh, Allah'ın kendine izafe ettiği, kendine seçtiği ruhtur. Diğer ruhlardan bu, farklıdır. Gerek mü'minlerden, gerekse kâfirlerden hamile kadınların karınlarına üflemekle görevli meleğin üfürmesi değildir bu. Çünkü Yüce Allah cenîn halindeki çocuğa ruh üflemek için bir melek görevlendirmiştir. Melek ruhu üflemenin yanında çocuğun rızkını, ecelini, amelini, mutluluğunu veya mutsuzluğunu da yazmakla da görevlidir. Hz. Meryem'e gönderilen ruh ise, Allah'ın kendi seçtiği ruhullahtır. Bir bakıma Hz. îsâ'ya göre baba gibidir. Çünkü Allah'ın üflemesi, Meryem'in fercine girmekte, bu ise cima olmaksızın erkeğin kadınla birleşmesi gibidir. Hz. Âdem için seçtiği ruh ise başkadır. Çünkü îsâ'yı anneden yarattığı gibi O'nu da anneden yaratmamıştır. Yine Allah'ın Ona üflediği ruh da meleğin diğer insanlara üflediği ruh değildir. Eğer aynı ruh üflenmiş olsaydı Hz. Âdem'in bir Özelliği kalmazdı. Hz. Âdem'e mahsus özellikler bir hadiste dört tane olarak belirtilmiştir. Bunlar; Allah, Onu eliyle yaratmıştır. O'na kendi ruhundan üflemiştir. O'na meleklerini secde ettirmiştir. Ve herşeyin ismini O'na Öğretmiştir. Ona kendi ruhundan üflemesi, üfürenin, üfürülmenin ve kendi ruhundan üfürülenin olmasını gerektirir. Kendi ruhundan üfürülen Allah'a izafe edilen ruhtur. Hz. Âdem'in çamuruna, üfürmenin geçmesi de böyledir. Allah, Âdem'in yaratıldığı çamura sözkonusu ruhtan üfürendir. Buna nass da delalet eder. Üfleme işinin Âdem'i eliyle yarattığı gibi doğrudan olması-ya da Meryem'de olduğu gibi emriyle olması hususları delile muhtaçtır. Allah'ın Hz. Âdem'i eliyle yaratmasıyla Ona ruhundan üflemesi arasındaki fark, el mahluk değilken ruhun mahluk olmasıdır. Yaratmak, Allah'ın fiillerindendir. Üfürmeye gelince: Bu, zatıyla kaim olan fiilerinden midir yoksa zatından ayrı, başkalarıyla kaim mefûlâtından mıdır? Bu husus, delile gereksinim duymaz. Çünkü bu, Meryem'in fercine üfürmekten ayrı bir şeydir. Yani Allah'ın yaptırdığı ve onu kendisine izafe ettiği fiillerindendir. Her ne-kadar burada yapan başkası ise de bu O'nun izniyle, emriyle olmaktadır. Bundan başka Hz. Âdem'e üfürmesi kendi fiili midir yoksa başkasına yaptırdığı fiil midir? Şurası gerçek ki, Hz. Âdem'e üflenen ruh, mahluktur, kadîm değildir. Bu, Hz. Âdem'in ruhunun maddesidir. Hz. Âdem'in ruhunun sonra-dan olması, yaratılmış olması evladır. Kastedilen mana işte budur.

(İbn Kayyım, Kitaburruh, 144-156)


Kendisi de bir kral olan Halife Memun Nadr bin Şumeyl (ra)'a şöyle demiştir:
يَا أَبَا الْحَسَنِ الْإِرْجَاءُ دِينُ الْمُلُوكِ
"Ey Ebu'l Hasen! İrca (Mürcielik) kralların dinidir!" (ed-Dulabi, el-Esma ve'l Kuna, no: 832; ayrıca Lalekai, es-Sunne, no: 2818)

 

Related Topics

  Konu / Başlatan Yanıt Son İleti
0 Yanıt
5624 Gösterim
Son İleti 09.06.2015, 01:35
Gönderen: Tevhid Ehli
5 Yanıt
4446 Gösterim
Son İleti 21.12.2019, 23:03
Gönderen: İbn Umer
0 Yanıt
5712 Gösterim
Son İleti 19.06.2015, 02:34
Gönderen: Tevhid Ehli
0 Yanıt
3618 Gösterim
Son İleti 20.07.2015, 22:18
Gönderen: Tevhid Ehli
2 Yanıt
3463 Gösterim
Son İleti 14.05.2018, 02:27
Gönderen: Tevhid Ehli