Medrese

Gönderen Konu: ALLAHU TEALA'NIN İRADE SIFATI  (Okunma sayısı 3846 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı ehlulasar1

  • Yeni üye
  • *
  • İleti: 5
  • Değerlendirme Puanı: +0/-0
ALLAHU TEALA'NIN İRADE SIFATI
« : 24.07.2018, 10:26 »
Bismillahirrahmanirrahim

İRADE SIFATI
Allah ezelde tayin ettiği vakitlerde eşyanın varlığını dilemiştir ve irade sıfatı ile vasıflanmıştır. Böylece eşya tâyin edilen vakitlerde Allah'ın bildirdiği ve dilediği şekilde takdim ve tehirsiz bir değişik­liğe uğramadan var olmuştur. Eşyanın Allah'ın iradesi gereğince var olması kulun bir iradeye sahib olmasına aykırı değildir.
 Çünkü Cenabı Allah bir âyette:“Dilediğinizi yapın .” Fussilet:40” Buyuruyor.  Sonra Allah'ın irade ve meşîet sıfatına şu âyetler, de delâlet etmektedir:
“Allah dilediğini yapar. İbrahim:27”                                                                                                  (Fıkh-ı Ekber Şerhi Aliyyul Kari)

Allah, kâfirleri yaratmadan önce onların kâfirler ve sapıklar olmasını dilemiştir,dedi.( Allah'ın ezelden dilemesi, küfrü ve dalaleti yaratması, kulun muhtar olup onu seçeceği dolayısıyladır. Bu ifadeden kulun mecbur olduğu anlaşılmamalıdır.)                                                                                            (Fıkh’ul Ebsat )

İmam Gazali; İhyau Ulumi’d-Din’de 1.cildin Akaid bölümünde Hayat ve Kudret başlıklı yazısında diyor ki:
Allah Teâlâ'nın iradesi, diğer sıfatları gibi zâtî ile kaimdir. O, daima bu sıfatlarla muttasıftır. Olacak olan herşeyin kendisi için belirlenen zamanda olmasını ezelde irâde buyurmuştur. Böylece herşey bu ezelî irâde doğrultusunda ne bir saniye önce ve ne de bir saniye sonra olmamak şartıyla kendileri için belirlenmiş zamanlarda gerçekleşir. Varlığında irade dışı bir değişme, bir bozulma olamaz. Bütün bunları yaparken de Allah Teâlâ için düşünme ve zaman harcama sözkonusu değildir. İşte bu sırra binaen hiçbir durum Allah'ı meşgul edip başka şeylerden gafil kılamaz.         (İhyau Ulumi’d-Din)


Allah’ın cc. iradesi (dilemesi), bir şeyin var olmasını dilediğinde “ol” demesi,  Allah’ın cc. kudretiyle eşyayı ve kulların fiillerinin meydana getirmesinin tezahürünü selefi salihin nasıl açıklamıştır.

huseyn

  • Ziyaretçi
Ynt: ALLAHU TEALA'NIN İRADE SIFATI
« Yanıtla #1 : 25.07.2018, 02:05 »
بسم الله الرحمن الرحيم

Allahu Teala’nın irade yani isteme ve meşiet yani dileme sıfatları hakkında nakletmiş olduğunuz ifadeler Ehli sünnete muvafıktır. Bunlara ilaveten Tahavi akidesi şarihi İbn Ebi’l İzz (rh.a)’ın irade sıfatı hakkındaki açıklamalarını da nakletmek istiyoruz. Bu açıklamalar selefin konuyla alakalı akidesini yansıtmaktadır. Bu konuda soracağınız bunlardan başka bir şey varsa sorarsınız.

“(İmam Tahavi diyor ki) "Yalnız O’nun irade edip dilediği olur."

Şerh: Bu, Kaderiyye ve Mutezile’nin kanaatini reddetmektir. Çünkü onlar Yüce Allah’ın bütün insanlardan iman etmelerini irade ettiğini, ancak kâfirin küfrü murad ettiğini iddia etmişlerdir. Halbuki onların bu sözleri kitaba, sünnete ve sahih akla aykırı düştüğünden dolayı tutarsızdır ve reddolunur. Bu meşhur "kader meselesi"dir. İleride de buna dair daha geniş açıklamalar Yüce Allah’ın izniyle gelecektir.

Kaderiyye’ye bu ismin veriliş sebebi, kaderi inkâr etmeleridir. Kaderi gerekçe diye gösteren Cebriyye’ye de aynı şekilde Kaderiyye denilmekle birlikte birinci kesime bu adın verilmesi daha çok görülen bir durumdur.

Ehl-i sünnet ise şöyle derler: Yüce Allah her ne kadar kaderin bir gereği olarak masiyetleri irade etmekte ise de, o masiyetleri ne sever, ne onlardan razı olur, ne de masiyet işlenmesi emrini verir. Bilakis O, masiyetlerden nefret eder, onlara gazap eder ve onlardan hoşlanmaz, onları yasaklar. Bütün selef’in görüşü budur. Onlar: Allah’ın dilediği olur, dilemediği olmaz, derler. Bundan dolayı fukahâ ittifakla şunu kabul etmişlerdir: Yemin eden bir kimse: Allah’a andolsun ki eğer Allah dilerse şu işi yapacağım, diyecek olsa ve o işi yapmayacak olursa yeminini bozmuş olmaz. İsterse bu vacip ya da müstehab olsun. Eğer Allah bunu severse diyecek olursa o takdirde (gereğini yerine getirmeyecek olursa) eğer bu iş vacip ya da müstehab ise yeminini bozmuş olur.

Ehl-i sünnet’in muhakkik’leri derler ki: Allah’ın Kitabında irade iki türlüdür. Birisi kaderî, kevnî ve halkî (yani yaratmaya dair) irade, diğeri ise dinî, emrî ve şer’î iradedir.

• Şer’î irade: Muhabbet ve rızayı da ihtiva eder.

Kevnî irade ise, bütün olayları kapsayan ilâhî meşîettir. Bu da yüce Allah’ın şu buyruğunu andırmaktadır: "Allah kimi doğru yola iletmeyi dilerse, göğsünü İslama açar, kimi de saptırmayı dilerse onun da göğsünü -gökyüzüne tırmanıyormuş gibi- daraltır, sıkıştırır." (el-En’âm, 6/125)

Nuh -Aleyhisselam- hakkındaki şu buyruk ta buna benzer: "Eğer Allah sizi saptırmak isterse ben size öğüt vermek istesem bile, bu öğüdüm size fayda vermez." (Hud, 11/34); "Fakat Allah dilediğini yapar." (el-Bakara, 2/253)

Dinî, şer’î ve emrî iradeye gelince; buna da yüce Allah’ın şu buyrukları örnektir: "Allah size kolaylık diler, güçlük istemez." (el-Bakara, 2/185) "Allah size açıkça bildirmek, sizi sizden öncekilerin sünnetlerine iletmek, tevbelerinizi kabul etmek ister. Allah hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir. Allah tevbelerinizi kabul etmek ister, şehvetlerine uyanlar ise sizin büyük bir sapıklığa düşmenizi isterler. Allah sizden (yükümlülükleri) hafifletmek ister. Zaten insan zayıf yaratılmıştır." (en-Nisâ, 4/26-28); "Allah size güçlük çıkarmak istemez ama sizi iyice temizlemeyi, üzerinizdeki nimetini tamamlamak ister." (el-Maide, 5/6); "Ey ehl-i beyt, Allah sizden ancak kiri giderip tam anlamıyla sizi temizlemek ister." (el-Ahzab, 33/33)

İşte çirkin işler işleyen kimselere insanların: Allah’ın sevmediğini, o işe razı olmadığını ve emretmediğini anlatmak maksadı ile: Bu adam Allah’ın istemediği bir işi yapıyor, şeklindeki sözlerinde dile getirilen irade budur.

• Kevnî iradeye gelince bu da müslümanların: Allah’ın dilediği olur ve O’nun dilemediği olmaz, şeklindeki sözlerinde dile getirilen iradedir.

İrade sahibi kişinin bizzat bir işi yapmak istemesi ile başka birisinin bir işi yapmasını istemesi arasındaki fark gayet açıktır. İrade sahibi kişi bizzat bir işi yapmak isterse işte burada onun fiiline taalluk eden iradenin varlığından söz edilir. Başkasından bir işi yapmasını isteyecek olursa bu da bir başkasının o işi yapmasını istemesi demektir.

İnsanlar için her iki türüyle de irade aklen kabul edilebilir. Emir etmek ise birincisini değil de ikinci tür iradeyi gerektirir. İşte Yüce Allah kullarına bir emir verecek olursa onunla emir verdiği kimseye emrettiği hususu yerine getirmek üzere yardımcı olmayı murat edebileceği gibi, bir fiili yapmasını irâde etse dahi bu yardımı irade etmeyebilir de. “ (Şerh’ut Tahaviyye, 1/78-81, Thk: Arnavut; Türkçesi için bkz: sf 57-59)

Not: Allahu Teala’nın iradesinin kevni irade ve şeri irade olarak taksim edilmesi bilhassa kader meselesini anlamaya yarayacak bir anahtardır. Zira bu sayede Allahu Teala’nın küfrü ve diğer şer olan şeyleri kevni iradesiyle dilediği, imanı ve diğer hayırları ise şeri iradesiyle dilediği ortaya çıkar ve de kötülüğü dileyip yaratmasının onu sevmesini gerektirmediği anlaşılır. Bu, üzerinde düşünülmesi ve araştırılması gereken uzun bir bahistir. Vallahu a’lem.


Çevrimdışı ehlulasar1

  • Yeni üye
  • *
  • İleti: 5
  • Değerlendirme Puanı: +0/-0
Ynt: ALLAHU TEALA'NIN İRADE SIFATI
« Yanıtla #2 : 25.07.2018, 09:39 »
Bismillahirrahmanirrahim

Evet hayırda şerde Allah’ın dilmesiyle meydana gelmiştir. Dediğiniz gibi hayır,  Şer’î irade: Muhabbet ve rızayı da ihtiva eder. Şerri dilemesi ise, Kevnî irade yani bütün olayları kapsayan ilâhî meşîettir. Şer Allah’ın dilemesiyle meydana gelmiştir fakat Allah’ın cc. şerre rızası, muhabbeti, sevgisi ve emri yoktur.

Allah Teâlâ'nın iradesi, diğer sıfatları gibi zâtî ile kaim olması hasebiyle zati bir sıfat,  dilediği zamanda olması hasebiyle de fiili bir sıfattır. O, daima bu sıfatlarla muttasıftır. İrade sıfatı da tüm sıfatları gibi ezeli ve ebedir.

"Rabbin dilediğini yaratır ve seçer" (Kasas: 68)

"Allah dilediğini yaratır. Bir işe hükmederse (yani onu dilerse) ona ancak 'ol' der, o da oluverir" (Âl-i İmrân: 47)

"Biz bir şeyin olmasını istediğimiz zaman ona sözümüz sadece "ol" dememizdir. Hemen oluverir" (Nahl: 40)

“ Bir şeyi murâd ettiği (dilediği) zaman, O'nun emri sadece ona; ol, demektir. O da oluverir.”(Yasin:82)

İbn Kesir’in Yasin:82 ayetinin tefsirinde ;  “Allah Teâlâ bir şeyi murâd ettiğinde ona sadece, Bir tek sözle; ol, der ve o da oluverir. İmam Ahmed der ki: Bize İbn Nümeyr... Ebu Zerr'den nakletti ki; Rasûlullah (s.a.) şöyle buyurmuş: Allah Teâlâ buyurur ki: Ey kullarım, Benim affettiklerimin dışında hepiniz günahkârsınız. Öyleyse Benden mağfiret dileyin de sizi bağışlayayım. Benim zengin kıldığımdan başka hepiniz fakirsiniz. Muhakkak ki Ben, cömerdim, bol veririm, dilediğimi yapanım. Benim verdiğim bir sözdür, azabım bir sözdür. Bir şeyi istediğim zaman, ona sadece; “ol”, derim de o, oluverir. “
 
Allah cc. her şeyi ezelden mi irade etmiştir?

huseyn

  • Ziyaretçi
Ynt: ALLAHU TEALA'NIN İRADE SIFATI
« Yanıtla #3 : 26.07.2018, 03:06 »
Bismillahirrahmanirrahim. Sorunuzun cevabı aslında verdiğiniz nakillerde mevcuttur. "Bir şeyi istediğim zaman, ona sadece; “ol”, derim de o, oluverir." İrade fiil sıfat olduğuna göre bunu da diğer fiili sıfatları gibi dilediği zaman gerçekleştirir, ezeli ilme sahip olması irade sıfatının dilediği zamanlarda tezahür etmesine mani değildir. Bu meselenin tafsilatına girmeye şimdilik gerek görmüyorum. Buradan nereye varmak istiyorsunuz? Eğer isim sıfat tevhidini öğrenmek istiyorsanız bu hususta yazılmış kitapları iyice idrak ederek okumanız gerekir, bunlar böyle soru cevapla çözülecek mevzular değildir. Tabi bundan da önce dinin aslına dair ilmin kişide yer etmiş olması, akide haline gelmesi gerekir. Biz her ne kadar ehli sünneti müdafaa amacıyla yer yer isim sıfat tevhidine ve ehli sünnet ile bidat ehli arasında yani kıble ehli müslümanlar arasında ihtilaf mevzuu olan meselelere değinsek de bizim için asıl önemli olan mesele her zaman için kişiyi müslüman kılacak olan ilim yani kendisi olmadan İslamın sözkonusu olmayacağı dinin asıllarıdır. Bu konular ise tevhide nazaran biraz daha ikinci derecede kalan mevzulardır. Bunlar önemsizdir demiyoruz ama bu konulara yoğunlaşayım derken asıl hedeften de sapılmaması gerektiğini hatırlatmak istedik vesselam.

 

Related Topics

  Konu / Başlatan Yanıt Son İleti
2 Yanıt
5150 Gösterim
Son İleti 21.05.2017, 21:12
Gönderen: huzeyfe
5 Yanıt
6149 Gösterim
Son İleti 13.01.2018, 23:39
Gönderen: huseyn
17 Yanıt
12941 Gösterim
Son İleti 25.04.2018, 01:31
Gönderen: huseyn
0 Yanıt
2018 Gösterim
Son İleti 26.10.2018, 23:56
Gönderen: huseyn
5 Yanıt
3278 Gösterim
Son İleti 06.02.2019, 21:50
Gönderen: huseyn