Medrese

Gönderen Konu: MEZHEBİN LAZIMIYLA TEKFİR EDENLERİN BATIL İDDİALARI!  (Okunma sayısı 3104 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı İsmail

  • Yeni üye
  • *
  • İleti: 8
  • Değerlendirme Puanı: +0/-0
Bu konuda tavhid org sitesine reddiye

Sözün lazımı küfre sarih bir şekilde delalet ediyorsa, sözün lazımı ile tekfir sahihtir.

Bismillah Ebu hanife hakkinda sozunuz bittimi? Şimdi yeni bi konu hakkinda yaziyorum bittiyse bitti deyin!

Sözün lazımı küfre we şirke sarih olarak delalet ediyorsa, böyle bir kimse bununla tekfir edilir. Sözün lazımını inkar etmesi kendisine bir fayda sağlamaz. Selefin menheci bunun üzerindedir. Cehmiyye'nin kendisiyle meşhur oldukları küfürleri "Kur'an Mahluktur" akideleridir. Selef, Kur'an'ın mahluk olduğunu iddia edenleri sözün lazımıyla yani bu söz Allah'ın da mahluk olması anlamına geldiği için tekfir etmişlerdir.

Ancak Cehmiyye, bu sözün lazımını asla kabul eden bir mezheb olmamıştır. Zira onlar Allah'ın isim we sıfatlarını teşbih, temsil, tecsim, tekyif sebebiyle inkar eden weya te'vil eden, Allah'ın isim we sıfatlarını zahiri üzere kabul edenleri tekfir eden kimselerdir. Buna rağmen Selef, sözün lazımıyla onları sarih olarak tekfir etmişlerdir.

Buna dair misaller;

سُفْيَانَ الثَّوْرِيَّ ، يَقُولُ : مَنْ زَعَمَ أَنَّ قَوْلَ اللَّهِ عَزَّ وَجَلَّ : يَا مُوسَى إِنَّهُ أَنَا اللَّهُ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ مَخْلُوقٌ فَهُوَ كَافِرٌ زِنْدِيقٌ حَلالُ الدَّم

Sufyan es-Sevri rahimehullah dedi ki; "Her kim Allah Azze we Celle'nin şu kavli hakkında "Ey Musa! Şüphesiz Ben Aziz we Hamid olan Allah'ım!" |en-Neml, 9| mahluktur derse, kafirdir, zındıktır, kanı helaldir!" Abdullah ibn Ahmed, es-Sunne, sy. 107 no; 12.

عَنْ سُفْيَانَ ، قَالَ : مَنْ قَالَ إِنَّ قُلْ هُوَ اللَّهُ أَحَدٌ اللَّهُ الصَّمَدُ مَخْلُوقٌ فَهُوَ كَافِرٌ

Sufyan es-Sevri rahimehullah dedi ki; "Her kim "De ki; O, Allah, birdir. Allah Samed'dir." el-İhlas, 1, 2. ayetlerinin mahluk olduğunu söylerse, kafirdir!" Abdullah ibn Ahmed, es-Sunne, sy. 107 no; 13.

النَّضْرَ بْنَ مُحَمَّدٍ ، يَقُولُ : مَنْ قَالَ إِنَّنِي أَنَا اللَّهُ لا إِلَهَ إِلا أَنَا فَاعْبُدْنِي مَخْلُوقٌ فَهُوَ كَافِرٌ

en-Nadr ibn Muhammed rahimehullah dedi ki; "Her kim Allah Te'ala'nın şu kavlinin "Şüphesiz Ben Allah'ım, Benden başka ibadete layık ilah yoktur, Bana ibadet et!" |Ta-Ha, 14| mahluk olduğunu söylerse, kafirdir!" Abdullah ibn Ahmed, es-Sunne, sy. 110 no; 19.

أَبَا الْوَزِيرِ مُحَمَّدَ بْنَ أَعْيَنَ قَالَ : سَمِعْتُ النَّضْرَ بْنَ مُحَمَّدٍ ، يَقُولُ : " مَنْ قَالَ فِي هَذِهِ الآيَةِ : إِنَّنِي أَنَا اللَّهُ لا إِلَهَ إِلا أَنَا فَاعْبُدْنِي سورة طه آية 14 مَخْلُوقٌ ، فَهُوَ كَافِرٌ " ، فَجِئْتُ إِلَى عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الْمُبَارَكِ فَأَخْبَرْتُهُ ، قَالَ : صَدَقَ أَبُو مُحَمَّدٍ عَافَاهُ اللَّهُ ، مَا كَانَ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ يَأْمُرُ أَنْ نَعْبُدَ مَخْلُوقًا

Ebu'l-Vezir Musa ibn A'yan rahimehullah şöyle demiştir; en-Nadr ibn Muhammed'in şöyle dediğini işittim; "Her kim "Şüphesiz Ben Allah'ım, Benden başka ibadete layık ilah yoktur, Bana ibadet et!" Ta-Ha, 14. ayeti hakkında mahluktur derse, kafirdir!" Musa ibn A'yan dedi ki; "Abdullah ibn el-Mubarek'in yanına gittim we bu sözü ona haber verdim." Dedi ki; "Ebu Muhammed doğru söylemiş, Allah ona afiyet versin. Allah Azze we Celle'nin mahluk olana ibadet edilmesini emretmesi olacak bir şey değildir!" Abdullah ibn Ahmed, es-Sunne, sy. 110, 111 no; 20.

يَحْيَى بْنُ يُوسُفَ الزِّمِّيُّ ، قَالَ : حَضَرْتُ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ إِدْرِيسَ ، فَقَالَ لَهُ رَجُلٌ : يَا أَبَا مُحَمَّدٍ ، إِنَّ قِبَلَنَا نَاسًا يَقُولُونَ : إِنَّ الْقُرْآنَ مَخْلُوقٌ ، فَقَالَ : مِنَ الْيَهُودِ ؟ قَالَ : لا ، قَالَ : فَمِنَ النَّصَارَى ؟ قَالَ : لا ، قَالَ : فَمِنَ الْمَجُوسِ ؟ قَالَ : لا ، قَالَ : فَمِمَّنْ ؟ قَالَ : مِنَ الْمُوَحِّدِينَ ، قَالَ : كَذَبُوا لَيْسَ هَؤُلاءِ بِمُوَحِّدِينَ هَؤُلاءِ زَنَادِقَةٌ ، مَنْ زَعَمَ أَنَّ الْقُرْآنَ مَخْلُوقٌ فَقَدْ زَعَمَ أَنَّ اللَّهَ عَزَّ وَجَلَّ مَخْلُوقٌ ، وَمَنْ زَعَمَ أَنَّ اللَّهَ تَعَالَى مَخْلُوقٌ فَقَدْ كَفَرَ ، هَؤُلاءِ زَنَادِقَةٌ هَؤُلاءِ زَنَادِقَةٌ

Yahya ibn Yusuf ez-Zımmi rahimehullah şöyle demiştir; "Abdullah ibn İdris'in yanında hazır bulunuyordum. Bir adam ona dedi ki; "Ey Ebu Muhammed! Bizim tarafta Kur'an'ın mahluk olduğunu söyleyen insanlar vardır." Dedi ki; "Onlar Yahudilerden midir?" Dedi ki; "Hayır!" Dedi ki; "Onlar Hristiyanlardan mıdır?" Dedi ki; "Hayır!" Dedi ki; "Onlar Mecusilerden midir?" Dedi ki; "Hayır!" Dedi ki; "Onlar kimlerdendir?" Dedi ki; "Muvahhidlerdendir" Dedi ki; "Yalan söyledin! Onlar Muvahhidlerden değildir! Onlar zındıklardır! Kim Kur'an'ın mahluk olduğunu iddia ederse, Allah'ın mahluk olduğunu iddia etmiş olur. Kim de Allah Te'ala'nın mahluk olduğunu iddia ederse, kafirdir. Onlar zındıklardır, onlar zındıklardır!" Abdullah ibn Ahmed, es-Sunne, sy. 113, 114 no; 29.

قَرَأَ ابْنُ إِدْرِيسَ : بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ فَقَالَ : اللَّهِ مَخْلُوقٌ ؟ وَالرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ مَخْلُوقٌ ؟ هَؤُلاءِ زَنَادِقَةٌ

Yahya ibn Yusuf ez-Zımmi dedi ki; "İbn İdris, "Bismillahirrahmanirrahim" ayetini okuyup dedi ki; "Allah mahluk mu? Rahman, Rahim mahluk mu? Onlar (Cehmiyyeler) zındıklardır!" Abdullah ibn Ahmed, es-Sunne, sy. 114 no; 30.

وَقَالَ ابْنُ الْمُبَارَكِ : مَنْ قَالَ : لا إِلَهَ إِلا هُوَ مَخْلُوقٌ ، فَهُوَ كَافِرٌ

İbn el-Mubarek rahimehullah şöyle demiştir; "Her kim "O'ndan başka ibadete layık ilah yoktur" el-Bakara, 163. ayetinin mahluk olduğunu söylerse, kafirdir!" el-Buhari, halku Ef'ali'l-İbad, 2/15 no; 16.

وَقَالَ عَفَّانُ : مَنْ قَالَ : قُلْ هُوَ اللَّهُ أَحَدٌ مَخْلُوقٌ فَهُوَ كَافِرٌ

Affan rahimehullah dedi ki; "Her kim "De ki; O, Allah, birdir!" el-İhlas, 1. ayeti mahluktur derse, kafirdir." el-Buhari, Halku Ef'ali'l-İbad, 2/22 no; 30.


حَدَّثَنِي أَبُو يُوسُفَ يَعْقُوبُ بْنُ يُوسُفَ، قَالَ: حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ فَرْدَةَ، قَالَ: حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ يَعْقُوبَ الْعَطَّارُ، قَالَ: حَدَّثَنِي أَحْمَدُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ الْحَرَّانِيُّ، قَالَ: حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ يَحْيَى بْنِ كَثِيرٍ الْعَنْبَرِيُّ، قَالَ: حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ خَلَفٍ الْمُقْرِئُ، بِطَرَطُوسَ ، وَذُكِرَ أَنَّهُ أَتَى الْمَدِينَةَ سَنَةَ سِتٍّ وَسِتِّينَ وَمِائَةٍ ، فَلَقِيَ مَالِكَ بْنَ أَنَسٍ وَأَتَاهُ رَجُلٌ فَقَالَ: يَا أَبَا عَبْدِ اللَّهِ مَا تَقُولُ فِيمَنْ يَقُولُ: الْقُرْآنُ مَخْلُوقٌ؟ فَقَالَ: «كَافِرٌ زِنْدِيقٌ، اقْتُلُوهُ» ثُمَّ قَدِمْتُ الْبَصْرَةَ فَلَقِيتُ اللَّيْثَ بْنَ سَعْدٍ قَالَ: فَقُلْتُ لَهُ: مَا تَقُولُ فِيمَنْ يَقُولُ: الْقُرْآنُ مَخْلُوقٌ؟ فَقَالَ: «كَافِرٌ» ثُمَّ لَقِيتُ ابْنَ لَهِيعَةَ، فَقُلْتُ: مَا تَقُولُ فِيمَنْ يَقُولُ: الْقُرْآنُ مَخْلُوقٌ؟ فَقَالَ: «كَافِرٌ» ، ثُمَّ قَدِمْتُ مَكَّةَ، فَلَقِيتُ ابْنَ عُيَيْنَةَ، فَقُلْتُ: مَا تَقُولُ فِيمَنْ يَقُولُ: الْقُرْآنُ مَخْلُوقٌ؟ فَقَالَ: «كَافِرٌ» ثُمَّ قَدِمْتُ الْكُوفَةَ، فَلَقِيتُ أَبَا بَكْرِ بْنَ عَيَّاشٍ، فَقُلْتُ لَهُ: مَا تَقُولُ فِيمَنْ يَقُولُ: الْقُرْآنُ مَخْلُوقٌ؟ قَالَ: «كَافِرٌ، وَمَنْ لَمْ يَقُلْ أَنَّهُ كَافِرٌ فَهُوَ كَافِرٌ» ثُمَّ لَقِيتُ عَلِيَّ بْنَ عَاصِمٍ، وَهُشَيْمًا، فَقُلْتُ لَهُمَا: مَا تَقُولَانِ فِيمَنْ يَقُولُ: الْقُرْآنُ مَخْلُوقٌ؟ فَقَالَا: «كَافِرٌ» ثُمَّ رَجَعْتُ إِلَى الْكُوفَةِ، فَلَقِيتُ ابْنَ إِدْرِيسَ، وَعَبْدَ السَّلَامِ بْنَ حَرْبٍ الْمُلَائِيَّ، وَحَفْصَ بْنَ غِيَاثٍ النَّخَعِيَّ، وَيَحْيَى بْنِ أَبِي زَائِدَةَ، وَأَبَا أُسَامَةَ، فَقُلْتُ لَهُمْ: مَا تَقُولُونَ فِيمَنْ يَقُولُ: الْقُرْآنُ مَخْلُوقٌ؟ فَقَالُوا: «كَافِرٌ» ثُمَّ لَقِيتُ وَكِيعَ بْنَ الْجَرَّاحِ، وَابْنَ الْمُبَارَكِ، وَأَبَا إِسْحَاقَ الْفَزَارِيَّ فَقُلْتُ لَهُمْ: مَا تَقُولُونَ فِيمَنْ يَقُولُ: الْقُرْآنُ مَخْلُوقٌ؟ فَقَالُوا: «كَافِرٌ» ثُمَّ لَقِيتُ الْوَلِيدَ بْنَ مُسْلِمٍ، فَقُلْتُ: يَا أَبَا الْعَبَّاسِ مَا تَقُولُ فِيمَنْ يَقُولُ: الْقُرْآنُ مَخْلُوقٌ؟ فَقَالَ: «كَافِرٌ»


قَالَ يَحْيَى بْنُ خَلَفٍ: وَأَنَا أَقُولُ: " مَنْ قَالَ: الْقُرْآنُ مَخْلُوقٌ فَهُوَ كَافِرٌ " قَالَ الْحَسَنُ بْنُ يَحْيَى بْنِ كَثِيرٍ: وَأَنَا أَقُولُ: " مَنْ قَالَ: الْقُرْآنُ مَخْلُوقٌ فَهُوَ كَافِرٌ " قَالَ أَحْمَدُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ الْحَرَّانِيُّ: وَأَنَا أَقُولُ: " مَنْ قَالَ: الْقُرْآنُ مَخْلُوقٌ فَهُوَ كَافِرٌ " قَالَ إِسْحَاقُ بْنُ يَعْقُوبَ الْعَسْكَرِيُّ: وَأَنَا أَقُولُ: " مَنْ قَالَ: الْقُرْآنُ مَخْلُوقٌ فَهُوَ كَافِرٌ " قَالَ أَبُو بَكْرِ بْنُ فَرْدَةَ: وَأَنَا أَقُولُ: " مَنْ قَالَ: الْقُرْآنُ مَخْلُوقٌ، فَهُوَ كَافِرٌ " وَقَالَ لِي أَبُو يُوسُفَ يَعْقُوبُ بْنُ يُوسُفَ: مَنْ قَالَ: الْقُرْآنُ مَخْلُوقٌ فَهُوَ كَافِرٌ


İbn Batta el-Ukberi rahimehullah dedi ki; Bana Ebu Yusuf Ya'kub ibn Yusuf tahdis edip dedi ki; Bize Ebu Bekr ibn Ferde tahdis edip dedi ki; Bize İshak ibn Ya'kub el-Attar tahdis edip dedi ki; Bana Ahmed ibn Abdirrahman el-Harrani tahdis edip dedi ki; Bize el-Hasen ibn Yahya ibn Kesir el-Anberi tahdis edip dedi ki; Bize Yahya ibn Halef el-Mukri Tarsus'da tahdis edip dedi ki; 166. yılda Medine'ye geldim. Malik ibn Enes ile karşılaştım. Bir kimse ona gelip dedi ki; “Ey Ebu Abdullah! Kur'an mahluktur diyen bir kimse hakkında ne dersin?” Dedi ki; “Kafirdir, zındıktır, onu öldürün!” Sonra Basra'ya geldim ve Leys ibn Sa'd ile karşılaştım. Ona dedim ki; “Kur'an mahluktur diyen bir kimse hakkında ne dersin?” Dedi ki; “Kafirdir!” Sonra İbn Lehi'a ile karşılaştım. Ona dedim ki; “Kur'an mahluktur diyen bir kimse hakkında ne dersin?” Dedi ki; “Kafirdir!” Sonra Mekke'ye geldim ve İbn Uyeyne ile karşılaştım. Ona dedim ki; “Kur'an mahluktur diyen bir kimse hakkında ne dersin?” Dedi ki; “Kafirdir!” Sonra Kufe'ye geldim ve Ebu Bekr ibn Ayyaş ile karşılaştım. Ona dedim ki; “Kur'an mahluktur diyen bir kimse hakkında ne dersin?” Dedi ki; “Kafirdir! Kim de ona “O, Kafirdir” demez ise o da kafirdir!” Sonra Ali ibn Asım ve Huşeym ile karşılaştım. İkisine de dedim ki; “Kur'an mahluktur diyen bir kimse hakkında ne diyorsunuz?” Dediler ki; “Kafirdir!” Sonra Kufe'ye tekrar döndüm ve İbn İdris, Abdusselam ibn Harb el-Mulai, Hafs ibn Ğıyas en-Nehai, Yahya ibn Ebi Zaide ve Ebu Usame ile karşılaştım. Onlara dedim ki; “Kur'an mahluktur diyen bir kimse hakkında ne dersiniz?” Dediler ki; “Kafirdir!” Sonra Veki ibn el-Cerrah, İbnu'l-Mubarek ve Ebu İshak el-Fezari ile karşılaştım. Onlara dedim ki; “Kur'an mahluktur diyen bir kimse hakkında ne dersiniz?” Dediler ki; “Kafirdir!” Sonra el-Velid ibn Muslim ile karşılaştım. Ona dedim ki; “Ey Ebu'l-Abbas! Kur'an mahluktur diyen bir kimse hakkında ne dersin?” Dedi ki; “Kafirdir!”

Tüm bu cevapları aldıktan sonra Yahya ibn Halef dedi ki; “Ben de şöyle diyorum; “Kur'an mahluktur diyen kafirdir!” Yahya ibn Halef'in bu sözünü nakleden el-Hasen ibn Yahya ibn Kesir de dedi ki; “Ben de şöyle diyorum; “Kur'an mahluktur diyen kafirdir!” el-Hasen ibn Yahya ibn Kesir'in bu sözünü nakleden Ahmed ibn Abdirrahman el-Harrani dedi ki; “Ben de şöyle diyorum; “Kur'an mahluktur diyen kafirdir!” Ahmed ibn Abdirrahman el-Harrani'nin bu sözünü nakleden İshak ibn Ya'kub el-Askeri dedi ki; “Ben de şöyle diyorum; “Kur'an mahluktur diyen kafirdir!” İshak ibn Ya'kub el-Askeri'nin bu sözünü nakleden Ebu Bekr ibn Ferde dedi ki; “Ben de şöyle diyorum; “Kur'an mahluktur diyen kafirdir!” İbn Batta el-Ukberi rahimehullah dedi ki; “Bu rivayeti nakleden Ebu Yusuf Ya'kub ibn Yusuf bana dedi ki; “Kim Kur'an mahluktur derse, o kafirdir!”


İbn Batta el-Ukberi, el-İbanetu'l-Kubra, 6/52-56 no; 251

Çevrimdışı İsmail

  • Yeni üye
  • *
  • İleti: 8
  • Değerlendirme Puanı: +0/-0
İbn teymiye harranin selefe iftiralari esariler gibi çokcadir,Eşariler gibi kitaplari senedden yoksundur

Simdi bu sitede yayinlanan ve imam şafiye attigi bi iftiranin beyani!



وَكَذَلِكَ الشَّافِعِيُّ لَمَّا قَالَ لِحَفْصِ الْفَرْدِ حِينَ قَالَ: الْقُرْآنُ مَخْلُوقٌ: كَفَرْت بِاَللَّهِ الْعَظِيمِ. بَيَّنَ لَهُ أَنَّ هَذَا الْقَوْلَ كُفْرٌ وَلَمْ يَحْكُمْ بِرِدَّةِ حَفْصٍ بِمُجَرَّدِ ذَلِكَ؛ لِأَنَّهُ لَمْ يَتَبَيَّنْ لَهُ الْحُجَّةُ الَّتِي يَكْفُرُ بِهَا وَلَوْ اعْتَقَدَ أَنَّهُ مُرْتَدٌّ لَسَعَى فِي قَتْلِهِ

İbn Teymiyye dedi ki;

..Ve aynı şekilde Hafs el-Ferd, eş-Şafi'i'ye "Kur'an mahluktur" dediğinde, eş-Şafi'i Hafs'a karşılık "Yüce Allah'a kafir oldun" demiştir.Burada bu sözü söylerken Hafs'ın sözünün kufur olduğunu söylemek istemiştir AMA HAFS'IN KAFİR OLDUĞUNA HÜKMETMEMİŞTİR.ÇÜNKÜ EŞ-ŞAFİ'İ'YE HAFS'IN KAFİR OLACAĞINA DAİR BİR HUCCET ORTAYA ÇIKMAMIŞTIR.EĞER MÜRTED OLDUĞUNA İTİKAD ETSE İDİ HAFS'I ÖLDÜRMEYE ÇALIŞIRDI.”

(Mecmu'ul-Fetava 23/349)

Yani Şafii diyecek ki "Yüce ALLAH'a kafir oldun" lakin o bu sözü ile Hafsa sen kafirsin dememiş, onu tekfir etmemiş olacak! Vallahi bu Teymmiye'den bize ulaşmış onun şizofrenik, İslama zıt söylemlerinden sadece biridir.

Ayrıca Teymiyye'nin bahsettiği rivayeti İbn Ebi Hatim Adabuş Şafii (s:149) adlı eserinde rivayet etmiş ve er-Rebi b. Suleyman demiştir ki "Hafs dedi ki Şafii beni öldürmek istedi."

Yani safi Allaha kafir oldun Ama ayni zamanda sen musluman kaldin diyecek kaldiki safi hafzi oldurmeyede calismis yani teymiyenin dediginide yapmis! Yapmasa dahi safi hafzi acikca tekfir etmistir biz her kafir dedimizi oldurmeye calisiyormuyuz gunumuzde? Hayir o zaman biz onlari tekfir etmemismi oluyoruz?

Boyle sacmaliklardan Beriyiz Elhamdülillah Esari cehmi zindiklarini tekfir etmemek icin teymiyenin boyle sacmaliklari cokcadir

Selam hidayete tabi olanlara

Çevrimdışı İsmail

  • Yeni üye
  • *
  • İleti: 8
  • Değerlendirme Puanı: +0/-0
İbn teymiyeye gore kufur sozunu soyleyen her zaman kafir olmaz!bunu kitaplarinin cesitli yerlerinde solemistir.

Peki Alemlerin Rabbine gore kufur sozu soyleyenin hukmu nedir?

يَحْلِفُونَ بِاللّهِ مَا قَالُواْ وَلَقَدْ قَالُواْ كَلِمَةَ الْكُفْرِ وَكَفَرُواْ بَعْدَ إِسْلاَمِهِمْ وَهَمُّواْ بِمَا لَمْ يَنَالُواْ وَمَا نَقَمُواْ إِلاَّ أَنْ أَغْنَاهُمُ اللّهُ وَرَسُولُهُ مِن فَضْلِهِ فَإِن يَتُوبُواْ يَكُ خَيْرًا لَّهُمْ وَإِن يَتَوَلَّوْا يُعَذِّبْهُمُ اللّهُ عَذَابًا أَلِيمًا فِي الدُّنْيَا وَالآخِرَةِ وَمَا لَهُمْ فِي الأَرْضِ مِن وَلِيٍّ وَلاَ نَصِيرٍ

küfür sozunu söyledikleri halde, Allah’a söylemediklerine dair yemin ederler. Ve İslâmlıklarından sonra kafir oldular!!

Tevbe 74


huseyn

  • Ziyaretçi
Bismillahirrahmanirrahim,

İsmail! Evvela sana ihtarımız, bir konuyu bitirmeden başka konuya geçme! Ebu Hanife konusu, sözkonusu yazıda da ilan ettiğimiz gibi henüz bitmedi zira ikinci bölümde Ebu Hanife’nin hem lehinde hem de aleyhinde konuşan alimlerin kavilleri ile devam edecek inşallah. Lakin zaman darlığı ve başka birtakım meşguliyetlerin araya girmesi hasebiyle sözkonusu yazıya bir müddet ara verdik, yakın zamanda inşallah kaldığı yerden devam edecektir. Gerçi daha önce yazı bitmeden müdahil olmayın demiştik, ama çok istersen şimdiye kadar yazdıklarımıza –aşağıda beyan edeceğimiz şartlar dahilinde- cevap verebilirsin, Ebu Hanife –iddiana göre- kafir ve sapık olduğu halde nasıl oldu da ümmetin kitaplarında onun rivayet ve görüşlerine yer vermişler ve de bir kısım alimler onu tezkiye etmiş bu husustaki cevabını da bu vesileyle öğrenmiş oluruz! 

Bu son yazdıklarına gelince; bunların hepsinin cevabı Kur’an mahluktur diyenlerin hükmü hakkındaki yazıda mevcuttur. Burada gelen herkese aynı yazıları tekrar edecek değiliz. Yazının adresi buradadır: http://darultawhid.com/tr/forum/index.php?topic=975.0 Eğer sen gerçekten ilmi bir münazara yapmak istiyorsan burada yazılanları çürütürsün. Bu senin astığın nakilleri zaten biliyoruz, bunları asarak bize hiç bilmediğimiz bir şey öğretmedin. Bunların hepsi mutlak tekfir kapsamındaki sözlerdir. Veyahut da bazı dönemler bu tür bidatleri işleyen fertlerin veya toplulukların tekfir edilmesi sözkonusu olsa bile bu o kişilere inkar edenin kafir olacağı şekilde hüccetin kaim olmasından yani bu şahıslar hakkında tekfirin şartlarının oluşup engellerinin kaldırılmasından ileri gelir. Çünkü burada kendisinden nakil yaptığın imamlardan ve benzerlerinden Kuran mahluktur diyen her ferdi muayyen olarak tekfir etmediklerini, hüccet ikamesini ve meselenin açıklanmasını şart koştuklarını, Halkul Kuran görüşüne davet eden yöneticileri tekfir etmediklerini, onları halife olarak görmeye devam ettiklerini bizzat kendilerine ulaşan senedlerle naklettik. Sana düşen bu nakilleri izah etmektir, yoksa tersine delalet ediyormuş gibi görünen nakiller yapmak meseleyi çözmez. Selef alimleri haşa birbiriyle çelişkili konuşmuyorlar veya Ebu Hanzala gibi mücrimlerin iddia ettiği şekilde Kuran mahluktur diyenleri tekfir edip de yöneticiden korktuğundan dolayı bu hakkı gizlemiyorlar. Ebu Hanzala İmam Ahmed gibi bir alim hakkında resmen takiyye yaptığını ve korkusundan dolayı halifeye Müslüman muamelesi yaptığını iddia edebilmiştir. Çünkü Ehli sünnetin menhecine sahip olmayan her zındığın varacağı netice işte böyle nakilleri birbiriyle çatıştırmak sonra alimleri en iyi ihtimal korkaklıkla, en kötü ihtimal de küfürle itham etmek veyahut da muhalif nakilleri görmezden gelip halının altına atmaktır. Halbuki ortada çelişki yoktur. Bu senin gönderdiğin nakiller mutlak tekfirle, benim gönderdiğim nakiller ise muayyen tekfirle alakalıdır. Bu işkalin bundan başka bir cevabını biliyorsan yazarsın şu ana kadar yazdıkların herhangi bir cevap teşkil etmiyor.

İbn Teymiye hakkında yazdıklarına gelince; öncelikle terbiyeni takın ve velev ki sana göre alim olmasa bile ümmetin itibar ettiği ve haliyle bizim de itibar ettiğimiz bir zat hakkında konuşurken ağzından çıkanı kulağın duysun. Sen önce kendi saçmalıklarını ve selefe yaptığın iftiralarını izah et de başkalarının sözleri saçma mı değil mi ondan sonra bakarsın. Aşağıda izahı geleceği gibi aslında İbn Teymiye'ye değil, onun Kuran, sünnet ve icmadan naklettiği şeylere saçmalık diyerek dinin kendisine hakaret ediyorsun haberin yok! Adresini verdiğimiz nakilleri aklı başında okuyan herkes kimin selefe iftira ettiğini, saçmaladığını, şizofrenlik yaptığını görür. Sözkonusu Hafs el Ferd hakkındaki meselenin açıklaması da ilgili yazıda mevcuttur. Şimdi sen orada yazılanlara cevap teşkil edecek ne yazdın? Siz öncelikle aklınıza yatmayan her görüşü İbn Teymiye’ye izafe edip sanki onun uydurduğu teorilermiş gibi lanse ederek meseleleri örtbas etmeye kalkmayın. Halkul Kuran meselesi hakkındaki yazımızda yaptığımız nakiller Kuran mahluktur diyen bazı fertlerin tekfir edilmemesi görüşünün İbn Teymiye’ye değil selefe ait olduğunu, İbn Teymiye’nin bu hususta yeni hiçbir şey ortaya atmadığını açıkça göstermektedir. Neden selef-i salihin akidesini İbn Teymiye uydurmuş gibi lanse edip seleften gelen açık nakilleri görmezden gelen tasavvufçular gibi hilekarlık yapıyorsunuz? Daha önce de söyledim sizin Haddadiye sapıklığında aşama kaydetmiş bazı zındıklar var onlar bu tür nakillerden dolayı Şafii’yi de İmam Ahmed’i Malik’i de tekfir ediyorlar fakat en azından size nazaran daha dürüstler, takiyye yapmıyorlar. Sözkonusu yazıda da geçtiği üzere İbn Teymiye Şafii’nin Hafs’ı tekfir etmediği görüşünü kendi uydurmamıştır. Hem Begavi gibi önceki alimlerden bunu almıştır hem de Şafii’nin kendi sözlerinden çıkarmıştır. Çünkü Şafii (ra)’ın Hattabiyye fırkası dışında bidat ehlinin şahitliğini reddetmediği hususu meşhurdur. Adı geçen fırkanın şahitliğini ise mezhepleri adına yalan söylemeyi mübah gördüklerinden dolayı reddetmiştir, yoksa tekfir ettiğinden değil… Ayrıca genel anlamda bidat ehlinin arkasında namaz kılmayı da caiz görmüştür. Bütün bunlar onun Cehmiye de dahil bidat ehlini umumi anlamda tekfir etmediğini gösterir. “biz her kafir dedimizi oldurmeye calisiyormuyuz gunumuzde? Hayir o zaman biz onlari tekfir etmemismi oluyoruz?” Bu sözler ancak senin gibi laik demokratik ülkelerde yaşayan ve bu kültüre alışmış birisinden sadır olur. Bugün kafir ve mürtedlerin öldürülmeme sebebi Müslümanların zayıflığı ve güçsüzlüğüdür. Şafii döneminde durum böyle miydi peki? O şahıs mürtedse Şafii’yi bunu öldürmekten veyahut da yöneticilere öldürülmesi üzere teslim etmekten alıkoyan şey neydi? İşte sizin gibi adamlar selefi de kendileri gibi zannederler ve laik ülkenin kültürüne göre İslam ülkesi hakkında ahkam keserler.

Küfür söz söyleyen herkesin kafir olmasına gelince; Tevbe: 74. Ayeti yazman meseleyi çözmüyor. Çünkü biz bu nassların dahi başka naslarla tahsis edildiğini biliyoruz. Mesela ikrah altında, yahut dil sürçmesi ile veya küfür sözü başkasından naklederek –hikaye yoluyla- söyleyen kişi icma ile kafir olmaz. Zaten mutlak tekfir muayyen tekfiri gerektirmez sözü de buna benzer şeyleri ifade eder. Bugün bazıları mutlak tekfir muayyen tekfir ayrımı yoktur diyerek bizzat kendileri küfre giriyor haberleri yok. Zira bu söz ikrahın küfür söz söyleme hususunda ruhsat olduğunu ifade eden Nahl: 106. Ayetini ve diğer nassları; keza hataen küfür söz söyleyen kişinin kafir olmadığını ifade eden nassları mesela kaybolan devesini bulunca hayretinden dolayı “Ben senin Rabbinim, sen benim kulumsun” diyen kişiden bahseden hadisi ve benzerlerini yalanlamak anlamına gelir. Mezhebin lazımı mezheb değildir veya meal yoluyla tekfir sahih değildir gibi kaidelere gelince; sen hiçbir selef aliminden bu kaideleri tekzib eden bir nakilde bulunamazsın. Bilakis Kuran mahluktur diyenlerin hükmü hakkında naklettiklerimiz gibi buna delalet eden birçok nakil mevcuttur. Senin yaptığın nakiller ise Kuran mahluktur sözünün genel hükmünü beyan eden umum sözlerdir, buradan mezhebin lazımını iltizam etmeyen, akide edinmeyen Cehmilerin de kafir olduğu neticesi çıkmaz, o neticeyi sen çıkarıyorsun. Bir cehmi açıkça Allah mahluktur demese bile konuyla alakalı hüccetleri yalanlıyorsa yine kafir olur, kafir olması için illa mezhebin lazımını açıktan dile getirmesi gerekmez. Burada önemli olan bu kişi nassları tekzib ediyor mu, kendisine hüccet ikame edilip küfürle yüz yüze bırakıldığında küfrü mü terciih ediyor yoksa zayıf bir teville de olsa imanını kurtaracak bir kelam ediyor mu, budur. Bütün hafi (kapalı) meselelerde bu tatbik edilir. Yoksa açık-kapalı bütün meselelerde şahsın kasdına, niyetine hiç bakılmadan sırf sözün zahirine göre hüküm verilseydi müşriklerin ağaçtan putlarını görüp “Onların Zatu Envatı gibi Zatu Envat yap” diyen sahabelerin, keza Seni Allaha, Allah’ı da sana şefaatçi kılıyoruz diyen bedevinin veya Allah ve sen dilersen diyen zatın tekfir edilmesi gerekirdi. Çünkü bu sözlerin hepsi zahirde şirke delalet eden sözlerdir. Lakin bunu söyleyen sahabelerin amacı Allahtan başka ilah edinmek değildi, sözler de ihtimal taşıdığı için bunlara dinden çıkaran büyük şirk denilmedi ancak onun altındaki küçük şirk denildi. Alimlerin tekfir etmediği bidatçı fırkalara ait sözlerin durumu da bunlar gibidir. Bu hususta daha çok şey söylenebilir ancak akıl sahiplerine bu kadarı da yeter. Senin söylediğin kelamlar ise ancak imanla küfrün farkını bilmeyen, usul ve kaideden anlamayan düz mantıklı cahillerin hoşuna gidecek sözlerdir, ilim ve tahkik erbabının yanında bunların bir değeri yoktur.

Bizim yazacaklarımız bunlardır. Eğer bugüne kadar yaptığın şekilde devam edeceksen boşuna yazıp kendini yorma. Ama kendini adam gibi tanıtırsın, eğer tanınan biriysen ben şuyum dersin, uslubunu da bozmazsın, bilhassa da bizim itibar ettiğimiz alimler hakkında dilini tutarsın, meseleleri de böyle hiçbir şeye cevab vermeden nakil atarak değil, tahkik ede ede gidersin o takdirde bizimle münazara edebilirsin. Onun haricinde bu şekilde yapacaksan seninle konuşacak yazışacak bir şeyimiz yoktur bunu da bilmiş olasın vesselam.

huseyn

  • Ziyaretçi
Bismillahirrahmanirrahim. Evvela İsmail adlı bu şahsın kendisine yapılan ikazlara kulak asmadığından dolayı yasaklandığını beyan etmek istiyorum. Zira bu kişiye yukarda da görüleceği üzere münazara etmek istiyorsa şeffaf bir şekilde kendini tanıtması, uslubunu bozmadan, değerlerimize hakaret etmeden yazması ihtar edilmiş; ayrıca laf kalabalığı yapmak yerine asıl konuya girmesi ve -yapabiliyorsa- kendisine muhalif nakilleri çürütmesi ondan istenmiştir. O ise bunları yapacak bir şahsiyete ve ilme sahip olmadığından olsa gerek bildiğini okumaya devam etmiş, bizim getirdiğimiz nakillere kayda değer hiç bir cevap vermeden başka nakillere atıf yaparak, alakasız konulara girerek, sözlerimizi saptırarak yazılar asmaya devam etmiştir. Şunu herkes bilsin ki böyle bir münazara usulü olmaz ve bu şekilde yazan hiç kimseye burada müsade etmeyiz. Kimin bir iddiası varsa onu isbat edecek, neye itiraz ediyorsa da tek tek çürüterek bu itirazını yapacaktır. "İsmail" gibi bu şekilde yapmayan herkes ilmen iflas ettiğini ve verecek hiç bir cevabı olmadığını bu şekilde ortaya koymuş olmaktadır. Nitekim bugüne kadar bu forumda atıp tutan ve münazarayı bir yere bağlamadan kaçıp giden herkesin durumu da aynıdır. Elhamdulillah batıl ehlinin yaşadığı bu ilmi acziyet hali bu konuşulan meselelerde hak üzere olduğumuza işaret eden karinelerden sadece bir tanesidir. Çünkü bu kimselerin elinde az da olsa verecek bir cevap olsaydı bunu allayıp pullayarak nazara vermekten geri durmayacaklardı. Biz adama Kuran mahluktur diyenlerin ve onları tekfir etmeyenlerin ancak hüccet ikamesinden sonra tekfir edileceğine dair seleften açık nakiller veriyoruz adamın buna karşı "ibn ebi asıım ve kinani bizim için ölçü değildir" demekten başka bir cevabı olmuyor, düşünün! Yahu meselemiz sadece bir alimin kavli mi? Ebu Hatim er Razi, Ahmed bin Hanbel ve daha niceleri bu Halkul Kuran hususunda ancak ne konuştuğunu bilenlerin tekfir edileceğini, sözün nereye gittiğini bilmeden konuşanlara anlatılması gerektiğini açıkça ifade etmişler, hatta bunun küfür olduğunda duraksayanlara da aynı şart koşmuşlar, mesele bu kadar açıkken herif tutmuş siz biliyor musunuz Kuran mahluktur diyenleri tekfir etmeyenler bile tekfir ediliyor, diyor! Be ahmak madem Kuran yaratılmış diyenler ve bunların küfründe şüphe edenler aynı puta tapanlar gibi hiç bir tafsilat olmaksızın tekfir ediliyor, o zaman bu ismi geçen alimleri hatta bütün ümmeti tekfir et madem bir akiden varsa! Onu da yapmıyor, nakillere izah da getirmiyor bozuk plak gibi "alimler buna küfür dediler" vs aynı şeyleri tekrarlamaya devam ediyor. Biz işimiz gücümüz yok senin gibi takıntılı sapıklarla mı uğraşacağız! Ebu Hanife konusunda da şimdiye kadar yaptığı ve anlaşıldığı kadarıyla bundan sonra yapacağı şey bundan ibarettir Allahu alem. O yüzden bu vesileyle tekrar söylüyoruz, bu konularda ve başka konularda bu usulle daha doğrusu usulsüzlükle yazacak olan varsa hiç boşuna uğraşmasın öyle birisi muhatabımız değildir. Elhamdulillah hak ortadadır ve bu meselelerde ve de diğer meselelerde tevbe etmekten başka hiç bir çareniz yoktur. Ahiru davana enil hamdu lillah Rabbil alemin.

Çevrimdışı Ebu Yahya

  • Yeni üye
  • *
  • İleti: 8
  • Değerlendirme Puanı: +1/-0
Bismillahirrahmanirrahim,


Yukarıda 'İsmail' nicki ile yazıp, ismi ile uzaktan yakından alakası olmayan kişi! İlim ehline, Alimlere karşı yaptığı bu saldırıyı şiddetle kınadığımı, bir müslüman olarak rahatsızlık duyduğumu belirtmek istiyorum.

Sen alimlerin etlerinin zehirli olduğunu bilmez misin ? Bu hakaretlerinle beraber zehirlendiğini belirtmek istiyorum ve acilen tevbe edip 'DİNİN ASLI' olan Tevhidi öğrenmeni ve meseleleri de bu çerçevede ele almanı tavsiye ediyorum!

İşinize gelmeyen her kavilde 'Şizofren bu Alim, Kafir bu alim diyorsunuz!'  Sizler bu hareketinizle türkiyedeki laikleşmiş, demokrat cemaatlerden farkınızın olmadığını bilin, hadi onlar cahillikleri ile saldırıyorlar alimlere de, sizler de 'sözde' ilim ile saldırıyorsunuz. 

Bizler münazarayı takip ettik fakat sen onun sonunu getiremeden (Hak karşısında yenilerek) başka bir konuya geçtin. O kadar nakilden sonra İmam Ebu Hanife (Rahimehullah) hakkında düşüncelerin değişti mi acaba ? Sizler münazara anında konu bitmeden başka bir konuya geçme adabını kimden öğrendiniz ? sorular böylece uzar gider ama bakıldığında bir tek şey ayakta kalır o da Hakkın ta kendisidir.

Alim yıllarca mücadele edecek, zamanında bid'atler ile küfür ile, kafirler ile cihad edip savaşacak, zamanındaki allame, fakihlere selefe ters sözüm varsa getirin diyecek, Selef çizgisinin dışına çıkmayacak ama daha dinin aslının ne olduğunu bilmeyen birisi gelecek bu adama Alimlerin bile cesaret edip söyleyemeyeceği edebsizlikleri söyleyerek gösterecek. Allah hak ettiğin neyse onu versin sana, Amin.
'' Onlar kendilerine bir musibet gelip çattığında: 'Muhakkak biz Allah'ınız ve muhakkak biz O'na dönücüleriz' derler. İşte Rablerinden bir mağfiret ve bir rahmet hep onların üzerindedir ve onlar doğru yola erdirilenlerin ta kendileridir. ''

(el-Bakara, 156,157)

Teymullah

  • Ziyaretçi
Bismillâhirrahmânirrahîm

Usûlden, kaideden, ilimden, fıkıhtan ve tahkikten yoksun olarak zahirci mantıkla ilme ve alimlere pervasız ve ahlaksızca saldıran, onları bidatçılık, sapıklık, kafirlik ve şizofrenlikle tavsif eden bu ne idüğü belirsiz İsmail ismindeki kişiye batılın karşısında dilsiz şeytan olmamak ve münkere olan buğzumu ortaya koymak için birkaç kelimede ben söylemek istiyorum.

İsmail isimli sapık! Senin derdin ve amacın nedir? Sen kim oluyorsun ki ilme ve alimlere bu şekilde sayıp sövüyorsun? Sen tek taraflı sığ bir yaklaşımla sagdan soldan topladigin nakilleri ilimsiz, fıkıhsız, tahkiksiz bir şekilde buraya dizdirmeyi ilim ve marifet mi zannediyorsun? Ümmetin kabul ettiği, kendilerine ve eserlerine itimad edip saygı gösterdiği peygamberlerin vârisleri olan alimlere sokak serserisi gibi sövüyorsun. Senin bu savurduğun saçmalıkları tarihte senden önce aklı başında kim söylemiş? 1440 senedir kimsenin tespit edip söyleyemediği bir şeyi bugün senin gibi laik, demokrat ve putperest bir ülkede yetişmiş bir baldırı çıplak mı tespit etti? Sen kimsin ilk önce onu bir anlat? İn misin, cin misin, ajan mısın, kadın mısın, çocuk musun, serseri misin? Kim olduğun neye davet ettiğin belli değil. Sana defalarca uyarı yapıldı ilk önce kendini her medeni insan gibi tanıtırsın, davan nedir, akiden nedir, neyi savunuyorsun yazarsın, sonrada ilmin usul ve edebine riayet ederek yazarsın denildi. Ama sen dinlemedin ve bildiğini okudun. Gizemli takılıp, asıl gayeni niyetini saklayıp ilme ihanet etmeye devam ettin ve en sonunda forumdan yasaklandın. Burayı başka forumlarla karıştırma! Burada böyle her cahil istediği gibi at koşturamaz. Muhalif olan bile edebini ahlakını takınarak neye itiraz ediyorsa öyle eder. Allah hocamızdan razı olsun, onun ilmini artırsın. Allah'a hamd olsun ki sizin gibi hadsizlere hadlerini bildiren ilim ehli hocalarımız var.




 

Related Topics

  Konu / Başlatan Yanıt Son İleti
0 Yanıt
4421 Gösterim
Son İleti 11.06.2015, 20:21
Gönderen: Tevhid Ehli
4 Yanıt
6759 Gösterim
Son İleti 09.04.2021, 22:43
Gönderen: huseyn
2 Yanıt
4405 Gösterim
Son İleti 01.07.2016, 22:43
Gönderen: husayn
7 Yanıt
5019 Gösterim
Son İleti 28.06.2018, 19:45
Gönderen: huseyn
6 Yanıt
5185 Gösterim
Son İleti 13.02.2018, 16:10
Gönderen: huseyn