Medrese

Gönderen Konu: VARAKAT YAYINLARI’NDAN ÇIKAN ED-DURER’US SENİYYE TERCÜMESİ HAKKINDA  (Okunma sayısı 621 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Izhâr'ud Dîn

  • Dini İzhar Etmek
  • Özel Üye
  • Üye
  • *
  • İleti: 363
  • Değerlendirme Puanı: +5/-0
  • فَفِرُّوا إِلَى اللَّهِ
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ
اَلْحَمْدُ للهِ وَحْدَهُ، وَالصَّلاةُ وَالسَّلامُ عَلَى مَنْ لَا نَبِيَّ بَعْدَهُ، وَبَعْدُ

Varakat Yayınları’ndan Çıkan ed-Durer’us Seniyye Tercümesi Hakkında

Bizim böyle bir gündemimiz olmadığı halde bir tanıdığımız bize, Varakat Yayınları tarafından Türkçe’de yayınlanan ed-Durar’us Seniyye kitabından bir ibareyi sordu, biz de o vesile ile kitabı ele alıp tarama yaptık. Mezkur kitabın 2. cildinden okurken dikkatimizi çeken ve tercümede yanlış yapılmış olacağı izlenimi uyandıran bazı risaleleri de bu vesileyle hızlıca gözden geçirdik; yapılan tercüme hatalarını ve eksik tercüme edilen yerleri işaretledik. Görüldüğü kadarıyla özensiz, aceleyle işin ehli olmayan kimseler tarafından tercüme edilip tashih edilmiş. Bu çalışmamızda ed-Durar’us Seniyye kitabının ikinci cildinden sadece birkaç risalenin kontrolünü yaptık.

Kitabın özensiz ve aceleyle tercüme edildiğine dair şu misali vermek yeterli olacaktır:




Not:

“Buna delil, Allâhu Teâlâ’nın şu kavlidir” olması gerekirken “Allah (subhânehû ve teâlâ) şöyle buyurmuştur” denilmiş.

Şimdi 2. ciltte bulduğumuz bazı hataları zikredelim.


Müslümanların ve Müşriklerin Yolunu Ayıran Dört Kaide



Not: Yanlış tercüme. Doğrusu şu şekilde olmalı:

İkinci kaide: Rasûlullâh Sallallâhu Aleyhi ve Sellem’in savaştığı bu müşrikler, kendilerine ibadet ile yöneldikleri varlıklara ancak Allâh’a yaklaşma ve onların Allâh katında şefaat etmeleri için yöneldiler.


Hanifliğin Aslı risalesi



Not: Eksik ve yanlış tercüme. Doğrusu şu şekilde olmalı:

Yine insan, Rasûlullâh Sallallâhu Aleyhi ve Sellem’in imam oturduğunda oturmayı emrettiğini, bir rüknün kâfirlerin kendi liderlerine yaptıklarına benzemesinden ötürü ihlal edilmesini emrettiğini anladığında ve insanların arasında tekebbür, kıyam, hudu ve bunlar dışında cereyan eden şeylere baktığında kendi nefsini tanır, Rabbi’ni tanır ve O’na eda etmesi gereken haklarını anlar. Umulur ki bunlardan bir şeyler aklına yerleşir… (Risalenin tamamı için tıklayınız.)


Allâh Kendisine Bir Emir Buyurduğunda Kula Vacip Olan Şeyler



Not:

Muhammed suresi 9. ayet metinde olmasına rağmen tercümeye alınmamış. (Risalenin tamamı için tıklayınız.)


İbadet, İbadette Tevhidin Çeşitleri ve İhlasın Tanımı



Not: Eksik ve yanlış tercüme. Doğrusu şu şekilde olmalı:

Eğer şöyle denirse: Allâh Subhânehu’nun şu kavlindeki nefyin anlamı nedir: “Siz de benim ibadet ettiğime ibadet edecek değilsiniz.” (el-Kâfirûn, 102/3) Denilir ki: “Vasfa ve kalıcılığa delalet eden isim nefyedildi. Hadese ve tekrarlanmaya delalet eden fiilin mevcudiyeti nefyedilmedi. İbn’ul Kayyim Rahimehullâhu Teâlâ Bedâ’i’ul Fevâ’id’de bu latif anlama dikkat çekti. “De ki: “Ey Kâfirler!” suresi (Kâfirûn suresi) hakkında konuşurken şöyle dedi: “Dördüncü meseleye gelince; onlar hakkında nefiy, ancak İsm-i Fâ’il şeklinde gelmiştir.

Aşağıdaki cümle tercümede eksik bırakılmış:


وذلك" والله أعلم" لحكمة بديعة
Bu ise -Allâhu alem- şaşırtıcı bir hikmetten ötürüdür.



Not: Yanlış tercüme. Doğrusu şu şekilde olmalı:

Niyeti fesadından arındırmak, amel edenler için uzun bir süre çok çalışmaktan daha zordur.




Not: Eksik tercüme.

İbn’ul Kayyım Rahimehullâh’ın şiiri metinde yer alsa da tercümede bulunmamaktadır. Doğru tercümesi ise şöyledir:

Nihayet şöyle dedi:

İhlasın hakikati, murad tevhididir.

Bundan dolayı ikinci bir murat onunla çekişmesin.

Sıdk, irade tevhididir ki bu

Tembel ve üşengeç davranmadan çaba sarf etmektir.

Yine yolunda suluk edenler için en iyi sünnettir,

Böylece o, en azim güçlü yolun tevhididir.






Not: Eksik ve yanlış tercüme. Doğrusu şu şekilde olmalı:

“Fetha (üstün) ile “elehe/ilaheten”, “abede-ibadeten” (ibadet etti/ibadet etmek) ile aynı manadadır.” Cevherî dedi ki: Bizim “Allah” sözümüz de bu kökten gelmiştir. Allah kelimesinin aslı -Fial vezni üzere- “ilah” kelimesidir. Bu kelime mef’ul (nesne) manası taşır. Zira ilah, me’luh; kendisine ibadet edilen mabud, manasındadır. Nitekim şöyle deriz: -Fial vezni üzere- İmâm, yani mef’ul anlamındadır, zira ona tabi olunur.” Ayrıca şöyle demiştir: “Te’lih (ilahlaştırma): Ta’bid (mabudlaştırma) demektir. Teellüh ise (ibadet etme, kendisini ibadete verme manasında) tenessük ve taabbud kelimeleri ile aynı anlamdadır.

Ru’be ise şöyle demiştir: “Benim teellühümden (ibadetimden) dolayı tesbih edip istircada bulundular (“İnna Lillahi ve İnna İleyhi Raciun/Biz Allah’a aitiz ve O’na döneceğiz!..” dediler).” (Cevheri’den yapılan) alıntı burada sona erdi.

Kamus’ta (Firuzabadi’nin el-Kamus’ul Muhit adlı eserinde) ise şöyle demiştir: “Elehe- ilaheten ve uluheten: abede (ibadet etti)-ibadeten (ibadet etmek, kulluk) kelimeleriyle aynı manadadır. Allah Lafza-i Celali buradan gelmiştir. Bu hususta -yani lafz-i celale hususunda- yirmi farklı görüş vardır.” Ayrıca şöyle demiştir: “Allah lafzının aslı ilah’tır. Bu ise me’luh (ilah edinilen) manasındadır. Ma’bud edinilen her şey onu edinen kişinin nezdinde bir ilahtır.” Yine şöyle demiştir: “Teellüh; tenessuk ve taabbud (ibadet etmek) manasındadır.” Alıntı sona erdi.

Müfessirlerden, hadis ve fıkıh şarihlerinden ve bunların dışındaki âlimlerin hepsi İlah’ı Ma’bûd diye tefsir eder.




Not: Eksik tercüme. Doğrusu şu şekilde olmalı:

Bazı kelam imamları bu konuda bir yanlışa düştüler.




Not: Eksik tercüme.

Bu ibare Arapça asılda yer alsa da tercümede yer verilmemiş:


قال: ومثله: في أسماء الفلك، يكون واحدا، وجمعا، ومذكرا، ومؤنثا
Dedi ki: Bunun bir benzeri de gemi isimleridir, tekil, çoğul, erkek ve dişi olur.



Not: Yanlış tercüme. Doğrusu şu şekilde olmalı:

Bu söz putlara tapmak, onlara muhakeme olmak ve bu putlardan yardım istemek gibi cahiliyye ehlinin üzerinde oldukları her şeyi kapsar.




Not: Yanlış tercüme. Doğrusu şu şekilde olmalı:

“İbnu Kesîr Rahimehullâhu Teâlâ, “Tâgût’un önünde muhakeme olmak istiyorlar.” (en-Nisâ, 4/60) ayeti hakkında bu âyetin, Ka’b bin Eşref’e veya cahiliyye hâkimlerinden birine muhakeme için başvurmak isteyenler hakkında nazil olduğunu veya bu hususta başka şeylerin söylendiğini zikrettikten sonra şöyle dedi: “bu âyet, bundan daha geneldir…”





Not: Eksik ve yanlış tercüme. Doğrusu şu şekilde olmalı:

Tağut ismi, kâhini, sihirbazı ve putların bekçilerini de kapsar. Put bekçileri, insanları -cahilleri kandıran hikâyeler uydurarak- kabirde yatanlara ve başkalarına ibadet etmeye çağırırlar. Bu yalan hikâyeler, kabirde yatanın ve benzerlerinin onlara teveccüh eden ve yönelenlerin ihtiyaçlarını giderdiklerini ve de onların şöyle şöyle şeyler yaptığını vehmettirir ki bunlar da ya yalandır ya da şeytanların fiillerindendir. Bunu yapmalarının sebebi, insanlara kabirde yatanın ve benzerlerinin kendilerine yönelenlerin ihtiyaçlarını giderdiklerini vehmettirmektir. Böylelikle onları büyük şirke ve ondan hemen sonra gelen şeylere düçar ederler.


Tevhid Dostluk Düşmanlık ve İlim Talep Etmenin Keyfiyeti Hakkında Muhtasar bir Risale



Not: Aşağıdaki ibare eksik:

إذ ما من عالم إلا وفوقه من هو أعلم منه، حتى ينتهي العلم إلى الله تعالى

Eksik yerin tercümesi:

Öyleki hiçbir alim yoktur ki, bu konularda kendisinden daha bilgili biri bulunmasın. Ta ki bu ilmin (bilmenin) sınırı Allah’a uzanıncaya kadar bu böyledir. (Risalenin tamamı için tıklayınız.)

Sonuç olarak burada ele aldığımız nakillerin tercümesinde birçok yanlışlık bulunmakta olup kimi yerlerde eksik tercüme yapılmıştır. Tercümedeki yanlışlıklar, kimi yerde çok ciddi sayılabilecek hatalar, hatta tahriflere zemin hazırlamıştır.

Alıntı
“Allah Rasulünün (sallallahu aleyhi ve sellem) kendileriyle savaştığı müşrikler Allah’ın dışındaki yöneldikleri varlıklara ibadet amaçlı değil de yalnızca Allah’a yakınlaşmak ve Allah’ın yanında bir şefaat ummak için yöneliyorlardı.”

Bu ibarede yer alan “ibadet amaçlı değil de” kısmı manayı tamamen bozmuş, Şeyh’in ifade etmek istediği mananın zıddına bir anlam ifade etmiştir. Hatta bu ibare şeyhin delil olarak zikrettiği ayete de muhaliftir ayetin manasını tahriftir. Yine

Alıntı
“Bazı imamlar bu konuda bir yanlışa düştüler.”

Cümlesinde yapılan büyük bir tercüme hatasıdır. Bu cümle okunduğunda sanki muteber ulema; Ahmed bin Hanbel, Sufyân es-Sevrî, İbnu Teymiyye, İbn’ul Kayyım, İbnu Abd’il Hâdî ve İbnu Muflih Rahimehumullâh gibi alimlerin bu konuda bir yanlışa düştükleri anlaşılmaktadır. İşte bu, büyük bir menhec kayması ve Şeyh tarafından verilmek istenen ifadenin katlidir. Oysa bu konuda yanlışa düşenler kelamcıların imamlarıdır. Vallâh’ul Muste’ân!

Bu örnekleri çoğaltmak ve üzerinde konuşmak mümkündür. Lakin makam, özet makamıdır. Bu kadarıyla yetiniyoruz. Varakat Yayınları’nı ve İslami alanda kitap tercüme edip neşreden bütün yayınevlerini tercümelerde sorumluluk bilinci ile hareket etmeye, ciddiyete, özen göstermeye ve işi ehline teslim etmeye davet ediyoruz. Para kazanmak için özensiz ve aceleyle basılan kitaplar, okuyucu için çok büyük tehlikeler ve handikaplar içermektedir. Kul hakkına girmekten ve özellikle Allah’ın hakkına girmekten sakının. Hesap görücü olarak Allah yeter. ve’s Selâm!
Şeyh’ul İslâm İbnu Teymiyye Rahimehullâh dedi ki:

والعالم يعرف الجاهل؛ لأنه كان جاهلا، والجاهل لا يعرف العالم لأنه لم يكن عالما

“Âlim câhili tanır çünkü o da (bir zamanlar) câhildi. Câhil ise âlimi tanıyamaz çünkü o hiçbir zaman âlim olmadı.” (Mecmû’ul Fetâvâ, 13/235)

 

Related Topics

  Konu / Başlatan Yanıt Son İleti
1 Yanıt
3305 Gösterim
Son İleti 10.05.2018, 01:50
Gönderen: huseyn
1 Yanıt
2653 Gösterim
Son İleti 21.04.2021, 01:48
Gönderen: huseyn
0 Yanıt
1393 Gösterim
Son İleti 07.11.2020, 03:20
Gönderen: huseyn
0 Yanıt
1277 Gösterim
Son İleti 24.07.2021, 23:45
Gönderen: huseyn
1 Yanıt
1232 Gösterim
Son İleti 20.12.2021, 12:57
Gönderen: Muferridûn