Medrese

Gönderen Konu: ORUÇ, ESRARI VE ÖNEMLİ MESELELERİ | İBNU KUDÂME EL-MAKDİSÎ RAHİMEHULLÂH  (Okunma sayısı 573 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimiçi Muferridûn

  • Özel Üye
  • Yeni üye
  • *
  • İleti: 40
  • Değerlendirme Puanı: +0/-0
  • سَبَقَ الْمُفْرِدُونَ

Oruç, Esrarı Ve Önemli Meseleleri
İbnu Kudâme el-Makdisî Rahimehullâh[1]

6- ORUÇ, ESRARI VE ÖNEMLİ MESELELERİ

Şunu bil ki, orucun başka ibadetlerde bulunmayan bir özelliği vardır. O da onun Allah Teala’ya izafe edilmesidir. Çünkü kudsi bir hadiste Allah Teala şöyle buyuruyor: “Muhakkak ki oruç Benim içindir ve onun mükafatını da ancak Ben veririm.”[2] Şeref olarak bu nispet yeterlidir. Nitekim Allah Teala şu ayette de Kabe’yi kendisine izafe etmiştir: “Evimi temizle!” (Hac, 26)

Orucun çok faziletli bir ibadet oluşunun iki sebebi vardır:

1. Gizli ve görünmeyen bir ibadettir. İnsanlar oruç tutan kimseyi bilemezler ve ona riya karışmaz.

2. Oruç tutmak Allah’ın düşmanını kahretmektir. Çünkü düşmanın aracı, şehvetlerdir. Şehvetler yemekle ve içmekle güçlenir. Şeytanlar bu merada otlanırlar. Şehvetler terk edildiği zaman alanları daralır.

Orucun fazileti hakkında pek çok rivayet vardır ve meşhurdur.



ORUCUN SÜNNETLERİ

Sahura kalkmak, sahuru geciktirmek, iftarda acele etmek ve iftarı hurma ile yapmak müstehabtır.

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’e uyarak Ramazan’da cömert olmak, iyilik yapmak ve çok sadaka vermek müstehabtır.

Ramazan’da Kur’an dersi yapmak, özellikle son on gününde itikafa girmek ve bu konularda çok çalışmak müstehabtır.

Buhari ve Müslim’in Sahih’lerinde Aişe radıyallahu anha’dan şöyle rivayet edilmiştir: Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Ramazanın son on günü girdiği zaman paçalarını sıvar, geceleri ihya eder ve aile halkını da uyandırırdı.”[3]

“Paçaları sıvardı” diye tercüme edilen شَدَّ الْمِئْزَر tabirine alimler iki anlam vermişlerdir: Biri, “Kadınlardan uzak dururdu” anlamıdır, diğeri işi ciddiye almak ve iş yapmak için paçaları sıvamaktan kinayedir. Dediler ki: “Son on günde çok çalışmasının sebebi Kadir Gecesi arayışıdır.”

ORUCUN SIRLARI VE ADABI

Orucun üç mertebesi vardır: Avamın orucu, havassın orucu ve havassın havassının orucu.

Avamın orucu: Midenin ve tenasül uzvunun isteklerini yerine getirmemektir.

Havassın orucu: Gözünü, kulağını, elini, dilini, ayağını ve diğer azalarını günahlardan korumaktır.

Havassın havassının orucu: Kalbini kötü niyetlerden ve Allah’tan uzaklaştırıcı düşüncelerden korumak ve aklına Allah’tan başkasını hiç getirmemektir. Bu orucun açıklaması başka bir yerde yapılacaktır.

Havassın orucunun adabı:

Bunlardan biri, gözü günahtan korumak, dili haram veya mekruh cinsinden olup eziyet verici sözlerden veya faydasız sözlerden korumak ve diğer azalan günahtan korumaktır. Buhari’nin rivayet ettiği bir hadiste Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Her kim yalan söylemeyi ve yalanla amel etmeyi bırakmazsa, o kimsenin yemesini içmesini bırakmasına Allah’ın hiç ihtiyacı yoktur.[4]”[5]

Diğeri geceleyin karnını tıka basa doldurmamak, aksine az yemektir. Ademoğlunun doldurduğu en kötü kap, midesidir.[6] Gecenin başında doyduğu zaman bunun gecenin kalan kısmında kendisine bir faydası olmaz. Sahurda doyduğu zaman bunun öğle yakınına kadar bile kendisine faydası olmaz. Çünkü çok yemek, tembelliğe ve durgunluğa yol açar. Sonra çok yemekle orucun maksadı kaçırılır. Çünkü orucun maksadı açlığın tadını almak ve şehvetleri terk eden olmaktır.

Nafile oruç: Bil ki faziletli günlerde oruç tutmak daha müstehaptır. Faziletli günlerin bir kısmı senede bir kez tekrarlanır. Mesela Ramazandan sonra Şevval ayında altı gün oruç tutmak, Arefe günü oruç tutmak, Aşure günü oruç tutmak, Zilhicce’nin on gününde ve Muharrem ayında oruç tutmak gibi.

Faziletli günlerin bir kısmı da her ay tekerrür eder. Mesela her ayın başında, ortasında ve sonunda oruç tutmak müstehabtır. Kim ayın başında, ortasında ve sonunda oruç tutarsa güzel bir iş yapmış olur. Fakat daha faziletli olanı, gökteki ayın en parlak olduğu on üçüncü, on dördüncü ve on beşinci günleri oruç tutmaktır.

Bir kısmı da her haftanın içinde tekerrür eder. Bunlar Pazartesi ve Perşembe oruçlarıdır.

Nafile oruçların en faziletlisi Davud aleyhisselam’ın orucudur. O, bir gün oruç tutar, bir gün iftar ederdi.[7] Bu tür bir oruç, üç manayı ihtiva eder:

1. Oruç tutulmadığı gün nefsin nasibi, oruç günü de tam olarak kulluk yapması sağlanmış olur. Bu tür bir oruçta nefsin lehinde olan ile aleyhinde olan birleştirilir, adil olan da budur.

2. Yeme günleri şükür günleridir, oruç günleri de sabır günleridir. İman iki parçadan oluşur: Şükür ve sabır.

3. Bu tür oruç mücahedenin nefse en zor gelenidir. Çünkü nefis bir şeyi tam unutacağı zaman o halden başka bir hale geçer.

Yılın tamamını oruçla geçirmeye gelince: Müslim’in Ebu Katade radıyallahu anh’tan müfred olarak rivayet ettiği bir hadise göre, Ömer radıyallahu anh Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’e bir soru sordu: “Bütün sene oruç tutan kimsenin hali nasıldır?” Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem de şöyle cevap verdi: “(Böylesi) ne oruç tutmuştur, ne tutmamıştır -yahut oruç da tutmamıştır, iftar da etmemiştir-.”[8] Bu hadisin hükmü oruç tutulması yasaklanmış günlerde de oruca devam edenler için geçerlidir. Bayram günleri ve teşrik günleri oruç tutmadığı zaman yılın diğer günlerini oruçlu geçirmesinde bir sakınca yoktur.

Allah rahmet eylesin Hişam İbn Urve radıyallahu anh’tan rivayet edildiğine göre, o, devamlı oruç tutardı. Aişe radıyallahu anha da devamlı oruç tutardı. Ebu Talha ise Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in vefatından sonra kırk sene oruç tutmuştur.[9]

Şunu bil ki akıllı kişi, orucun gayesini bilir ve faziletli olan şeylerden, acze düşmeyeceği şeyleri nefsine yükler.

Mesela İbn Mesud az oruç tutardı ve derdi ki: Oruç tuttuğum zaman namazda zayıf kalıyorum. Ben namazı oruca tercih ederim.

Bazıları oruç tuttukları zaman Kur’an okumakta zayıf kalırlar. Okuma güçlerini zaafa uğratmayacak kadar nafile oruç tutarlar.

Her insan kendi durumunu ve kendisine uygun olanı daha iyi bilir.[10]
 1. İhyâu Ulûmi’d Dîn Özü [Muhtasar Minhacu’l-Kâsidîn], İbn Kudame el-Makdisî, sf. 63-66.
 
 2. Buhari (1894) ve diğer bölümlerde; Müslim (1151 );Tirmizî (764); Ebu Davud (2363); Nesaî (4/162); Darimi (1776-1778); Ahmed (2/232, 266, 273). Ebu Hureyre radıyallahu anh’tan rivayet edilmiştir. Daha fazla bilgi için bakınız: Camiu’l-Usül, (7134).
 
 3. Buhari (2024); Müslim (1174); Ebu Davud (1376); Tirmizî (796); Nesaî (3/218); İbn Mace (1769); Ahmed (6/41, 68, 146).
 
 4. Bunun anlamı şudur: Allah Teala onun orucuna bakmaz. Çünkü o, oruç vaktinin dışında kendisi için mubah şeylerden elini eteğini çekmiş ve diğer vakitlerde kendisine haram olan şeylerden uzak durmamıştır.
 
 5. Buhari (1903, 6057); Ebu Davud (2362); Tirmizl (707); İbn Mace (1689); Ahmed (2/453 ve 505). Ebu Hureyre radıyallahu anh’tan rivayet edilmiştir.
 
 6. Bu manadaki hadisin tahrici ileriki sayfalarda gelecektir.
 
 7. Bu hadisin tahrici ileride gelecektir.
 
 8. Müslim (1162); Ebu Davud (2425); Nesaî (4/207); İbn Mace (1713); Ahmed (5/297); Ebu Ya’la (144).
 
 9. Bununla beraber en faziletli oruç Davud aleyhisselam’ın orucudur. O, yukarıda da belirtildiği gibi bir gün oruç tutar, bir gün iftar ederdi.
 
 10. İbn Abdi’l-Ber, et-Temhid’de şöyle der: el-Amrî el-Abid, İmam Malik’e bir mektup yazarak onu uzlete ve ibadete teşvik eder, ilim için insanları etrafında toplamaktan vazgeçmeye çağırır. İmam Malik ona şu cevabı yazar: “Kimi insanlara Allah namaz kapısını açar, oruç kapısını açmaz. Kimine sadaka kapısını açar, oruç kapısını açmaz. Kimine cihad kapısını açar, namaz kapısını açmaz. İlmi yaymak ve öğretmek, iyi amellerin en şereflilerinden biridir. Allah Teala’nın bana bu kapıyı açmasından memnunum. Ben bu konuda senin durumundan daha aşağıda olduğumu zannetmiyorum. Her ikimizin de hayır ve iyilik üzerinde olduğumuzu umuyorum. Her birimizin kendi kısmetine razı olması gerekir. Selam.”
 
Rasûlullâh Sallallâhu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu:

“Muferridûn Allâh’ı çok zikreden erkek ve kadınlardır.” (Müslim, Hadîs no. 2676)

“Muferridûn Allâh’ı zikretmeye, Allâh’ı hatırından hiç çıkarmamaya düşkün olan kimselerdir. Bu zikir onların günahlarını kaldırır, bunun üzerine onlar Kıyâmet Gününde çok hafif (yüklerinden kurtulmuş) olarak gelirler.” (et-Tirmizî, Hadîs no. 3596)

 

Related Topics