Darultawhid

Gönderen Konu: Allah Rasulu sav'in Medine'deki ilk hutbesi  (Okunma sayısı 1657 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimiçi Tevhid Ehli

  • Özel Üye
  • Üye
  • *
  • İleti: 2141
  • Değerlendirme Puanı: +50/-0
[ أَوّلُ خُطَبِهِ عَلَيْهِ الصّلَاةُ وَالسّلَامُ ]
قَالَ ابْنُ إسْحَاقَ : وَكَانَتْ أَوّلَ خُطْبَةٍ خَطَبَهَا رَسُولُ اللّهِ صَلّى اللّهُ عَلَيْهِ وَسَلّمَ فِيمَا بَلَغَنِي عَنْ أَبِي سَلَمَةَ بْنِ عَبْدِ الرّحْمَنِ - وَنَعُوذُ بِاَللّهِ أَنْ نَقُولَ عَلَى رَسُولِ اللّهِ مَا لَمْ يَقُلْ - أَنّهُ قَامَ فِيهِمْ خَطِيبًا فَحَمِدَ اللّهَ وَأَثْنَى عَلَيْهِ بِمَا هُوَ أَهْلُهُ ثُمّ قَالَ أَمّا بَعْدُ أَيّهَا النّاسُ فَقَدّمُوا لِأَنْفُسِكُمْ تَعْلَمُنّ وَاَللّهِ لَيُصْعَقَنّ أَحَدُكُمْ ثُمّ لَيَدَعَنّ غَنَمَهُ لَيْسَ لَهَا رَاعٍ ثُمّ لَيَقُولَنّ لَهُ رَبّهُ وَلَيْسَ لَهُ تُرْجُمَانٌ وَلَا حَاجِبٌ يَحْجُبُهُ دُونَهُ أَلُمْ يَأْتِكَ رَسُولِي فَبَلّغَكُ وَآتَيْتُك مَالًا وَأَفْضَلْتُ عَلَيْك فَمَا قَدّمْتَ لِنَفْسِك فَلَيَنْظُرَنّ يَمِينًا وَشِمَالًا فَلَا يَرَى شَيْئًا ثُمّ لَيَنْظُرَنّ قُدّامَهُ فَلَا يَرَى غَيْرَ جَهَنّمَ فَمَنْ اسْتَطَاعَ أَنْ يَقِيَ وَجْهَهُ مِنْ النّارِ وَلَوْ بِشِقّ مِنْ تَمْرَةٍ فَلِيَفْعَلْ وَمَنْ لَمْ يَجِدْ فَبِكَلِمَةٍ طَيّبَةٍ فَإِنّ بِهَا تُجْزَى الْحَسَنَةُ بِعَشْرِ أَمْثَالِهَا إلَى سَبْعِمِائَةِ ضِعْفٍ وَالسّلَامُ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَةُ اللّهِ وَبَرَكَاتُهُ
[خُطْبَتُهُ الثّانِيَةُ صَلّى اللّهُ عَلَيْهِ وَسَلّمَ ]
قَالَ ابْنُ إسْحَاقَ : ثُمّ خَطَبَ رَسُولُ اللّهِ صَلّى اللّهُ عَلَيْهِ وَسَلّمَ مَرّةً أُخْرَىُ فَقَالَ إنّ الْحَمْدَ لِلّهِ أَحْمَدُهُ وَأَسْتَعِينُهُ نَعُوذُ بِاَللّهِ مِنْ شُرُورِ أَنْفُسِنَا وَسَيّئَاتِ أَعْمَالِنَا مَنْ يَهْدِهِ اللّهُ فَلَا مُضِلّ لَهُ وَمَنْ يُضْلِلْ فَلَا هَادِيَ لَهُ وَأَشْهَدُ أَنْ لَا إلَهَ إلّا اللّهُ وَحْدَهُ لَا شَرِيكَ لَهُ إنّ أَحْسَنَ الْحَدِيثِ كِتَابُ اللّهِ قَدْ أَفْلَحَ مَنْ زَيّنَهُ اللّهُ فِي قَلْبِهِ وَأَدْخَلَهُ فِي الْإِسْلَامِ بَعْدَ الْكُفْرِ فَاخْتَارَهُ عَلَى مَا سِوَاهُ مِنْ أَحَادِيثِ النّاسِ إنّهُ أَحْسَنُ الْحَدِيثِ وَأَبْلَغُهُ أَحِبّوا مَا أَحَبّ اللّهُ أَحِبّوا اللّهَ مِنْ كُلّ قُلُوبِكُمْ وَلَا تَمَلّوا كَلَامَ اللّهِ وَذِكْرَهُ وَلَا تَقْسُ عَنْهُ قُلُوبُكُمْ فَإِنّهُ مِنْ كُلّ مَا يَخْلُقُ اللّهُ يَخْتَارُ وَيَصْطَفِي قَدْ سَمّاهُ اللّهُ خِيَرَتَهُ مِنْ الْأَعْمَالِ وَمُصْطَفَاهُ مِنْ الْعِبَادِ وَالصّالِحِ مِنْ الْحَدِيثِ وَمِنْ كُلّ مَا أُوتِيَ النّاسُ مِنْ الْحَلَالِ وَالْحَرَامِ فَاعْبُدُوا اللّهَ وَلَا تُشْرِكُوا بِهِ شَيْئًا وَاتّقُوهُ حَقّ تُقَاتِهِ وَاصْدُقُوا اللّهَ صَالَحَ مَا تَقُولُونَ بِأَفْوَاهِكُمْ وَتَحَابّوا بِرُوحِ اللّهِ بَيْنَكُمْ إنّ اللّهَ يَغْضَبُ أَنْ يَنْكُثَ عَهْدَهُ وَالسّلَامُ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَةُ اللّهِ وَبَرَكَاتُهُ

İbn İshak dedi ki: Ebu Seleme b. Abdurrahman'dan bana ulaşan bir habere göre -Hz. Peygamber'e (s.a.) söylemediğini söyledi göstermekten Allah'a sığınırız- Hz. Peygamber'in (s.a.) ilk hutbesi şöyle olmuştu: Hitabet için cemaatın arasında ayağa kalktı. Allah'a yaraşır bir şekilde O'na hamd etti, övgüde bulundu. Sonra şunları söyledi:

Ey insanlar! Kendiniz için âhirete önceden azık gönderiniz. Elbet bilirsiniz ki vallahi herbiriniz ölecek, sürüsünü çobansız bırakacaktır. Sonra Rabbi Allah -arada ne bir tercüman, ne bir alıkoyucu engel bulunacak-ona şöyle diyecektir: "Sana, Benim elçim gelip buyruklarımı tebliğ etmedi mi? Ben sana mal verdim, ihsanda bulundum. Ya sen kendin için âhirete ne gönderdin!" O da sağına-soluna bakacak, hiçbir şey göremeyecek. Sonra önüne bakacak, orada da cehennemden başkasını göremeyecek. Öyleyse yarım hurma ile de olsa kendisini cehennemden korumaya gücü yeten (o hayrı) işlesin. Onu da bulamayan güzel sözle kendini korumaya çalışsın. Çünkü bir iyiliğe karşılık on mislinden yedi yüz misline kadar sevap verilir. Selâm size. Allah'ın rahmet ve bereketleri üzerinize olsun.'

İbn İshak diyor ki: Hz. Peygamber (s.a.) bir sonraki hutbesinde şöyle buyurdular:

—Şüphesiz hamd, Allah'a mahsustur. O'na hamdeder, O'ndan yardım dilerim. Nefislerimizin şerlerinden, amellerimizin kötülüklerinden Allah'a sığınırız. Allah'ın doğru yola ilettiğini hiç kimse saptıramaz. Saptırdığını da hiç kimse doğru yola iletemez. Şehadet ederim ki, Allah'tan başka ibadete layık bir ilah yoktur. O tektir, ortağı yoktur. Sözlerin en güzeli Allah'ın Kitab'ıdır. Allah, kimin kalbini Kur'an'la süsler ve onu küfürden sonra islâmiyete girdirir, o da Kur'an'ı insanların sözlerine tercih ederse, işte o kimse kurtuluşa ermiştir. Şüphesiz Kur'an, sözlerin en güzeli ve en belağatlisidir. Allah'ın sevdiğini seviniz! Allah'ı bütün kalbinizle seviniz! Allah'ın kelâmını (okumaktan) ve Allah'ı anmaktan usanmayınız. Allah'ın kelâmına karşı kalbleriniz katı kalmasın. Çünkü O, Allah'ın yarattığı herşeyin en hayırlısını ayırıp, seçer. Allah, Kitabında amellerin hayırlısını, kulların seçkinlerini, sözlerin iyisini ve insanlar için helâl-haram ne varsa hepsini zikreder. Allah'a kulluk ediniz, O'na hiçbir şeyi ortak tutmayınız. O'na yaraşır şekilde O'ndan sakınınız. Kendi ağızlarınızla Allah'a verdiğiniz güzel sözleri tutunuz. Allah'ın aranıza ihsan ettiği tek bir ruhla birbirinizi seviniz. Şunu bilesiniz ki Allah, kendisine verilen sözün yerine getirilmemesine gazaplanır. Selâm size. Allah'ın rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.

ŞERH

Allame İbn'ul Kayyim (rh.a) "Zad'ul Mead" adlı eserinde "İlk Cuma Namazı" başlığı altında şunları söylemektedir:

"İbn İshak der ki: Muhammed b. Ebî Ümâme b. Sehl b. Huneyf bana babası (Ebu (Ümâme)'den, o da Abdurrahman b. Kâ'b b. Mâlik'den rivayet etti. Abdurrahman: "Babam Kâ'b gözlerini kaybettikten sonra onu ben gözetir oldum. Cuma namazına götürdüğümde ne zaman cuma ezanını işitse Ebu Ümâme, Es'ad b. Zürâre için rahmet dilerdi. Böyle bir müddet devam etti. Sonra kendi kendime: Nedir bu, niçin bunun sebebini babama sormuyorum? dedim. Her zaman olduğu gibi yine (bir gün) onu cumaya götürdüm. Yine cuma ezanını işitince Es'ad b. Zürâre'ye rahmet diledi. Sordum:

—Babacığım! Her zaman cuma ezanını işittiğinde Es'ad b. Zürâre'ye rahmet okuyorsun. Bunun sebebi nedir?

—Ey yavrucuğum! Çünkü Es'ad, bize Nakîu'l-Hadamât denilen bir kara taşlıktaki Beyâda oğullarının köyünde Hezmü'n-Nebît semtinde Hz.Peygamber (s.a.) gelmeden önce Medine'de ilk cuma namazını kıldıran kişidir.

—O gün kaç kişiydiniz? —Kırk erkek idik." (Ebu Davud, 1069; İbn Mâce, 1082; Hâkim, 1/281; Beyhakî, 3/176; ibn Hişâm, es-Sîretü'n-Nebeviyye,  1/435. Rivayetin senedi kuvvetlidir. Beyâda oğullarının köyü, Medine'ye bir mil uzaklıktadır.)

Beyhakî der ki: "Muhammed İbn İshak râviden işittiğini (semâ'ını) söyler, râvî de sika (güvenilir) biri olursa sened doğrulur. Bu hadisin senedi hasen-sahihtir."

Derim ki: Bu olay, cumanın başlangıcı oldu. Sonra Hz. Peygamber (s.a.) Medine'ye geldi. İbn İshak'ın da dediği gibi Kuba'da Amr b. Avf oğullan yanında pazartesi, salı, çarşamba ve perşembe günleri kaldı ve bu esnada onların mescidlerini tesis etti. Sonra cuma günü (yola) çıktı. Salim b. Avf oğullarının yanlarına vardığında cuma vakti girdi. (Ranûnâ) vadisinin ortasındaki mescidde cuma namazını kıldırdı. Bu namaz Hz. Peygam-ber'in (s.a.) Medine'de kıldırdığı ilk cuma namazı oldu. Bu olay Hz. Peygamber (s.a,) kendi mescidini inşa etmezden önce gerçekleşmişti. (Ardından yukardaki hutbeyi nakletmiştir. İbn Hişâm, es-Sîretu'n-Nebeviyye,  1/494.İbn Kayyim el-Cevziyye, Za’du’l-Mead, İklim Yayınları: 1/346-347)1




1- İbn İshak, Ebu Seleme b. Abdurrahman'ı görmüş, ancak ondan rivayette bulunmamıştır. Ebu Seleme, sahabenin bir kısmından rivayette bulunmuş, ama Allah Rasûlü'ne (s.a.) yetişmemiştir. 94/712 senesinde vefat etmiştir. İbn Kayyim el-Cevziyye, Za’du’l-Mead, İklim Yayınları: 1/347-348. Bu hutbe için ayrıca bkz. İbn Kesîr, El Bıdaye Ve'n-Nıhaye, Çağrı Yayınları: 3/318-320.  Peygamber külliyatı, Dımeşki, 3/451-453, İst 2003, Ocak Yay. Muhammed Yusuf Kandehlevi, Hayatu’s-Sahabe, Akçağ Yayınları: 3/143-144. Hadisi Beyhaki, Delail'un Nubuvve, (2/524-525) ve Hunad, Kitab'uz Zuhd, (1/279-280 no: 492) İbn Kesir hadisi naklettikten sonra şöyle demiştir: Bu tarik de mürseldir, ancak bir önceki rivayet –lafızlar farklı da olsa- bunu takviye etmektedir. İbn Kesir bunun öncesinde Rasulullah'ın Medine'de ilk verdiği hutbeyle alakalı İbn Cerir'in mürsel bir hadisini rivayet etmiştir.  Hafız İbn Receb de Feth'ul Bari adlı eserinde bu hadisi hutbede Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)'e salatu selam getirmenin vacib olmadığına delil getirirken hadisteki irsale işaret etmiştir. (A.g.e 8/270-271) Hadisteki irsalin kaynağı ise Ebu Seleme bin Abdirrahman bin Avf'in tabiinden olması dolayısıyla hadisi Rasulullah sav'den bizzat işitmiş olmamasıdır. İbn İshak –belki de bu duruma işaret ederek- şöyle demiştir: "Ebu Seleme b. Abdurrahman'dan bana ulaşan bir habere göre -Hz. Peygamber'e (s.a.) söylemediğini söyledi göstermekten Allah'a sığınırız- Hz. Peygamber'in (s.a.) ilk hutbesi şöyle olmuştu (Sonra hadisi rivayet etmiştir) Beyhakî der ki: "Muhammed İbn İshak râviden işittiğini (semâ'ını) söyler, râvî de sika (güvenilir) biri olursa sened doğrulur."

Kendisi de bir kral olan Halife Memun Nadr bin Şumeyl (ra)'a şöyle demiştir:
يَا أَبَا الْحَسَنِ الْإِرْجَاءُ دِينُ الْمُلُوكِ
"Ey Ebu'l Hasen! İrca (Mürcielik) kralların dinidir!" (ed-Dulabi, el-Esma ve'l Kuna, no: 832; ayrıca Lalekai, es-Sunne, no: 2818)

 

Related Topics

  Konu / Başlatan Yanıt Son İleti
0 Yanıt
2361 Gösterim
Son İleti 20.06.2015, 16:56
Gönderen: Tevhid Ehli
1 Yanıt
2295 Gösterim
Son İleti 27.07.2016, 22:14
Gönderen: İslam davetcisi
4 Yanıt
2723 Gösterim
Son İleti 25.11.2020, 00:32
Gönderen: Tevhid Ehli
1 Yanıt
2299 Gösterim
Son İleti 26.07.2016, 12:55
Gönderen: İslam davetcisi
1 Yanıt
2198 Gösterim
Son İleti 30.07.2016, 21:44
Gönderen: İslam davetcisi