Darultawhid

Gönderen Konu: NOEL/YILBAŞI FİTNESİ  (Okunma sayısı 3416 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

AbdulAzim

  • Ziyaretçi
NOEL/YILBAŞI FİTNESİ
« : 30.12.2016, 21:55 »
NOEL/YILBAŞI FİTNESİ
HRİSTİYANLARIN VE HRİSTİYANLAŞMIŞ SÖZDE MÜSLÜMANLARIN BAYRAMI

Şeyhu'l-İslam İbn Teymiyye
(Rahimehullahu Teala)

Sirat-i Mustakim S. 302-303

Bu arada çoğu kimseler tarafından kışın Kânun-u evvel ayının yirmi dördünde Hz. İsa'nın (selâm üzerine olsun) doğum yıldönümü olduğu sanılarak yapılan bütün kutlamalar da dinimize aykırı adetlerdir. Ateş yakmak, ziyafetler düzenlemek ve mum yakmak gibi. Bu sözde doğum gününü kutlamak hristiyanlığın dini geleneklerindendir, İslâmda asla yeri yoktur. Aslında ilk dönem müslümanları (selef) böyle bir doğum gününden hiç bahsetmemişlerdir. Bu iddia Hristiyan kaynaklıdır. Ayrıca bu sözde doğum şenliklerinin tabii bir bahanesi de vardır. Çünkü mevsim kıştır ve bu mevsim ateş yakıp çeşitli özel yemekler hazırlamaya uygun bir zemin oluşturmaktadır.

Bu arada hristiyanlar bu sözde doğum gününden bir kaç gün-galiba on bir gün- sonra Hz. Yahya'nın, Hz. İsa'yı Mamudiye suyu ile yıkayarak vaftiz ettiğine inandıkları için o gün aynı şekilde vaftiz olurlar ve buna “Gıdas Bayramı” adını verirler. Buna özenen çoğu cahil kadınlar, aynı gün çocuklarını hamamlarda yıkarlar ve bunun çocuklarına faydalı olacağını sanırlar. Oysa hristiyanların dini adetlerinden biri olan bu hareket, dinimizin haram saydığı en çirkin davranışlardan biridir.

Hemen belirtelim ki; Nevruz ve Mihrican gibi eski İran bayramları, çeşitli yahudi bayramları, ve ister acem kaynaklı, ister arap kaynaklı olsun, diğer bütün kâfir bayramları, hüküm bakımından tıpkı daha önce sözünü ettiğimiz hristiyan bayramları gibidirler.

Bu arada kâfirlerin bu bayramlarına nasıl özenmememiz gerekiyorsa, bu tip şenliklere Özenen müslümanların suç ortağı da olmamamız, hatta böyle kimselere engel olmamız gerekir. Buna göre eğer bir müslüman böyle yabancı bir bayram gününde, dini geleneklerimize aykırı olarak bizi evine çağırır, şenlik amaçlı bir yemeğe katılmamızı isterse bu daveti geri çevirmemiz gerekir.

Yine böyle bir günde bir müslümandan gelebilecek geleneklerimize aykırı ve özenti şüphesi uyandıran her hediyeyi de reddetmeliyiz. Özellikle bu yabancı bayramların Özelliğini taşıyan ve özenme amacını açığa vuran mum, boyalı yumurta, süt ve koyun gibi hediyeleri almaktan da titizlikle uzak durmak gerekir. Tabii ki, böyle hediyeleri kendimiz kabul edemeyeceğimiz gibi, hoş görünelim diye başka müslümanlara vermeye de kalkışmamalıyız. Dahası, bu tip bayramlarda Müslümanlara sözü geçen hediyelik maddeleri ve bu şenliklerde giyilen bayramlık kıyafetleri de satmaktan kaçınmalıyız. Çünkü böyle yaparsak işlenen günahların ortağı ve destekçisi olmuş oluruz.


Tevhide Davet

  • Ziyaretçi
Ynt: NOEL/YILBAŞI FİTNESİ
« Yanıtla #1 : 30.12.2018, 17:17 »
Kâfirlerin Bayramları

 
Burada kullandığımız “Bayram” terimi, hem kâfirlerin özel kabul edip kutladıkları “günleri” hem bu kutlamaların düzenlendiği toplantı “yerlerini” ve hem de bu şenlikler sırasında yapılan “hareketlerin” tümünü birlikte kapsamına alan, geniş anlamlı bir terimdir. Maksat, onların sadece belirli bayramlarına katılmanın yasaklığını belirtmek değildir. Tersine İslâm dinininde yeri olmayan bütün özel günler, bütün saygı amaçlı şenlik alanları ve bu amaca dönük bütün davranış ve adetler aynı yasağın kapsamına girer. Bu arada kâfirlerin bayramları gibi, bayramlarından önceki ve sonraki günlerde bu bayramlarına bağlı olarak yaptıkları veya bu adetlerinin uzantıları niteliğindeki bütün hareketler de aynı derecede haramdır. Bunların hepsinden kaçınmak gerekir.

Bu açıklamayı şundan dolayı yapıyoruz. Bazı müslümanlar onların “Büyük Perşembe” ve “Hz. İsa'nın doğum yıldönümü” gibi bayramlarına katılmıyor, ama çoluk-çocuğuna diyor ki; “filan hafta” veya “gelecek ay şenlik yapar, size şöyle şöyle şeyler alırım.” Burada vadedilen şenliğin asıl sebebi kâfirlerin o sıralardaki bayramıdır. Eğer bu bayram olmasa daha sonraki günlere ertelenen bu vaatlere de gerek görülmeyecekti. İşte bu yüzden bu vaatler ve ertelenmiş şenlikler de kâfirlere Özenmenin uzantısı ve değişik bir ifadesi sayılır.

Buna göre, böyle yapılacağına ev halkının şenlik beklentileri Allah'ın ve Rasûlullah'ın emrettiği meşru bayramlara yöneltilmeli ve bu bayramlar gelince çoluk-çocuğun arzuları yabancıların şenliklerinde gözleri kalmayacak şekilde tatmin edilmelidir. Eğer buna rağmen ev halkının gönlü alınamıyorsa gerisini Allah'a havale etmek gerekir. Çünkü kim Allah'ın rızasını kazanmak için ev halkının gönlünü kırmak zorunda kalırsa bilsin ki, Allah ona hem kendi rızasını ve hem de aile halkının hoşnutluğunu birarada nasip eder.

Yeri gelmişken belirtelim ki, aklı başında Müslümanlar böyle konularda kadınların isteklerine boyun eğmekten kaçınmalıdırlar. Çünkü Buharî ile Müslim'in, sahabilerden Usame b. Zeyd'e dayanarak bildirdiklerine göre Peygamber Efendimiz (salât ve selâm üzerine olsun) şöyle buyuruyor:

“Arkamda bırakacağım ümmetimin erkeklerinin başındaki en zararlı fitne unsuru kadınlardır.” (Sahih El-Buharî, H. No: 5096, Kitap: Nikah, Bab: Kadınların Fitnesinden Korunma, Feth El-Bâri, c. 9, s. 137; Müslim, c. 4, s. 2097, H No: 2740, Kitap: Rikak, Bab: Cennetliklerin Çoğunun Fakirlerden, Cehennemliklerin Çoğunun Kadınlar Olacağını ve Kadınların Fitnesini Açıklayan Hadis)

Bilindiği gibi gerek sosyal düzende ve gerekse devlet yönetiminde görülen çoğu bozukluklar kadınların bu alanlarda söz sahibi olmalarından ileri gelir. Nitekim Peygamber Efendimiz bu konuda:

“Önemli işlerini kadınlarına havale eden cemiyetler iflah olmazlar” buyurmuştur. (Sahih El-Buharî, Kitap: Fitneler, Bab: 18, H. No: 7099; Feth El-Bârî, c. 13, s. 53)

Yine Peygamberimizin:

“Kadınların emrine giren erkekler helak olmuştur” buyurduğu rivayet edilmiştir.

Bu yüzdendir ki, Allah (celle celaluhu) Kur'an-ı Kerim'de Hz. Zekeriyya'nın (selâm üzerine olsun) eşinin kendisine yararlı kılınmasını önemli bir bağış sayarak şöyle buyuruyor:

“O'na (Zekeriyya'ya) eşini yararlı kıldık.” (Kur'anı Kerim, Enbiya Suresi, 90)

Nitekim alimlerimizden biri, bir eserinde “Her erkek, eşini kendisine yararlı kılsın, diye, Allah'a ısrarla yalvarmalıdır” diyor.
 

Tevhide Davet

  • Ziyaretçi
Ynt: NOEL/YILBAŞI FİTNESİ
« Yanıtla #2 : 30.12.2018, 17:22 »
Yabancı Kaynaklı Tören ve Şenlikler

 
Kâfirlerin çok ve çeşitli bayramları vardır. Müslümanın bunların hepsini araştırıp öğrenmesi gerekmez. Bu konuda müslümana düşen görev, hangi kutlama hareketinin, hangi şenlik gününün ve hangi tören yerinin onlardan kaynaklandığını bilmektir. Bu kadarlık bilgiye sahip olmadığı takdirde de yapılan kutlama ve şenliklerin İslâmda yeri olmadığını bilmek yeterlidir. Çünkü İslâmda yeri olmayan şenlik ve törenler ya doğrudan doğruya bazı kimseler tarafından uydurulup ortaya atılmıştır veya özleri itibarı ile kâfirlerden alınmıştır. Yani en azından birer bidattırlar.

Şimdi size bu kâfir kaynaklı tören ve şenliklerin müslümanlara en çok bulaşmış olan belli başlılarını hatırlatalım:

Bu şenliklerden biri hristiyanların oruç bozumuna rastlayan perşembe günüdür. Onlara göre bu gün “İlâhi bir ziyafet (Maide)” günüdür. Bu cumadan sonraki pazar günü ile bir sonraki pazar günü arasında geçen hafta hrıstiyanlar tarafından “Büyük Bayram” adı altında kutlanır. Bu günlerde yapılan hareketlerin tümü İslâmın reddettiği, yasak davranışlardır.

Bu batıl adetlerin diğer bir kısmı kadınların mezarlıklarda toplanıp ölüler için tütsü yakmaları, evlerin damlarına çamaşır asmak, özel yazılı ağaç yapraklarını evlerin kapılarına asmak, bu günlerde tütsü alış-verişini adet edinmek, gerek bu günlerde veya başka zamanlar tütsü takdis ettirmek veya takdis edilmiş tütsü satın almak gibi adetlerdir. Çünkü takdis edilmiş tütsü yakmak ve bunu ibadet saymak hristiyanların ve yıldıza tapanların (sabiilerin) dinî geleneklerindendir. Yoksa normal olarak tütsü, dumanından hoş koku sağlanan bir maddedir ve sırf bu niteliği ile misk ve benzeri koku salıcı maddeler gibidir. Böyle olduğu için koku sürünmenin müstahap olduğu durumlarda tütsü de kullanılabilir.

Yine bu batıl adetler arasında söz konusu günlerde hristiyanlara özenerek süt çorbası, yağ çorbası veya mercimek çorbası pişirmek veya yumurta pişirmek gibi gelenekleri saymalıyız.

Bu arada yumurtalarla kumar oynamak, böyle bir kumar oynayacak kimselere yumurta satmak veya kumarda kullanılmış yumurtalar satın almak gibi adetler var ki, bunlarla ilgili İslâmın hükmü bellidir.

Yine köylüler arasında görülen büyük baş hayvanları kırmızı boyalarla damgalamak, ağaçlara bu tip damgalar vurmak, çeşitli çamaşır parçaları toplayıp bunları uğurlu saymak ve bunların suları ile yıkanmak da hüküm bakımından az önceki adetler gibidir.

Yine kadınlar arasında adet olan zeytin yaprağı toplamayı ve bu yaprakları kaynatarak elde edilen sularda yıkanmayı da bu kategoride saymalıyız. Çünkü bu adetler özleri itibarı ile hristiyanların vaftiz (mamudiye) suyunda yıkanma geleneğinden kaynaklanır.

Yine bu günlerde sanat, ticaret ve ilmi çalışma gibi her zamanki gündelik işleri bırakarak tatil yapmak veya bu haftadan önceki ve sonraki günlerde yapılmayan binicilik ve atıcılık gibi sporlar yapmak da aynı biçimde sakıncalıdır.

Bu konudaki temel kural şu olmalıdır:

Bu günlerde hiç bir Özel hareket yapılmaz, öbür normal günlerden ayırdedilmezler.

Çünkü daha önce belirttiğimiz gibi Peygamber Efendimiz (salât ve selâm üzerine olsun) ilk dönem müslümanlarına cahiliye döneminde (müslüman olmadan Önce) oyun oynayarak geçirdikleri iki şenlik gününü kutlamayı yasak ettiği gibi müşriklerin eski bayram yerlerinde kurban kesmeye de izin vermemiştir.
 

Kaynak; Sirat-i Mustakim

Çevrimdışı Izhâr'ud Dîn

  • Özel Üye
  • Tam Üye
  • *
  • İleti: 233
  • Değerlendirme Puanı: +5/-0
  • فَفِرُّوا إِلَى اللَّهِ
Ynt: NOEL/YILBAŞI FİTNESİ
« Yanıtla #3 : 30.12.2020, 23:47 »
Bismillâh,

Hatırlatma!..
Şeyh'ul İslâm İbnu Teymiyye (Rahimehullâh) dedi ki:

والعالم يعرف الجاهل؛ لأنه كان جاهلا، والجاهل لا يعرف العالم لأنه لم يكن عالما

"Âlim câhili tanır çünkü o da (bir zamanlar) câhildi. Câhil ise âlimi tanıyamaz çünkü o hiçbir zaman âlim olmadı." (Şeyh'ul İslâm İbnu Teymiyye, Mecmû'ul Fetâvâ, 13/235)

Çevrimiçi Sırât-ı Müstakîm

  • Özel Üye
  • Yeni üye
  • *
  • İleti: 39
  • Değerlendirme Puanı: +0/-0
Ynt: NOEL/YILBAŞI FİTNESİ
« Yanıtla #4 : 31.12.2020, 23:00 »
Bismillahirrahmanirrahim

Bir insanın başta çevresini, etrafındakileri ve başkalarını taklit etmesi ve bunu sadece sınırlı bir davranış ve bir eylem olarak değil başkalarını taklit etmeyi hayat tarzı olarak yaşaması ve böylece aslında kendisi olmayıp başkası olması çağlar boyu insanların içine düştüğü bir hastalıktır. Çünkü taklit kişiyi kendisi olmaktan vazgeçiren bir başkası olmaya azmettiren bir süreçtir artık o esnada bir başkası gibi davranan ve düşünen bir kimse oluverir.
 
Yüz yıllardır insanlar öndeki lokomotife bağlanmış bir vagon gibi hareket etmektedirler.

Bir şey sorulacak olunursa en öndeki lokomotife sor! Bizler vagonuz, ona bağlıyız o bizi nereye çekerse oraya sürükleniyoruz. Bu yüzden bir mesuliyetimiz yok ve kendi kendimize hareket etmek, tercih yapmak, durum değerlendirip farklı karar almak gibi imkanlarımız yok diyen bir mukallide dönüşmüşlerdir.

Bu girizgâhtan sonra Türkiye ve kendilerini İslam'a nispet eden coğrafyalarda Yahudi ve Hristiyanlar azınlıkta olduğu halde en yakınındaki Müslüman zannettiği kişiyi taklit etmeyip yılbaşı gibi İslam'la alakası olmayan bir şeyi kutlaması şaşılacak bir durumdur. Yahudilerin,  Hristiyanların ve Müslüman olmayanların yaşam tarzı, dini ritüelleri, kültürü vs. Öyle içlerine sinmiş ki hiç tereddüt etmeden, sorgulamadan taklit ediyorlar.

Taklid öyle bir batıldır ki Yahudi ve Hristiyanların din adamlarını ve bilginlerini rab edinmelerine ve İslâm'ı inkâr etmelerine sebep oldu.

İbnul Kayyim Rahmetullahi Aleyh İ'lamul-Muvakki'în isimli eserinde haram olan taklidin üç çeşit olduğunu söylemiş ve şöyle demiştir:

Birincisi: Ataları taklitle yetinerek, Allah'ın indirdiği vahiyden yüz çevirmek ve ona iltifat etmemek.

Ataları taklit etmek vahiyden yüz çevirmeye, vahye iltifat etmemeye, kişinin sapmasına ve sapıtmasına yol açan dolayısıyla cehenneme girmesine sebep olan bir batıldır.


Sahihayn’da Ebu Sa’id (Radiyallahu Anh) Hadis’inde Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’den rivayet edilmiştir ki:

( لتتبعن سنن من كان قبلكم حذو القذة بالقذة حتى لو دخلوا جحر ضب لدخلتموه . قالوا : يا رسول الله , اليهود والنصارى ؟ قال : فمن )

"Sizden öncekilerin (Ehli Kitab’ın) yoluna adım adım, karış karış tabi olacaksınız. Hatta bir kertenkele deliğine girseler siz de gireceksiniz. Dediler ki: Ya Rasulullah, Yahudi ve Hristiyanlara mı uyacağız? Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) dedi ki: Ya kime? (Tabii onlara uyacaksınız)!"

İbni Teymiyye Rahmetullahi Aleyh Mecmu'u'l Fetava (10/657) isimli eserinde şöyle demiştir:

(خَبَرٌ تَصْدِيقُهُ فِي قَوْله تَعَالَى)

Bu Haber, (Allah) Teâlâ’nın şu sözüyle tasdik edilmiştir:

(فاستمتعتم بخلاقكم كما استمتع الذين من قبلكم بخلاقهم وخضتم كالذي خاضوا)

"İşte sizden öncekiler nasıl paylarına düşenden faydalandıysalar, siz de payınıza düşenden faydalandınız ve (batıla; dünyaya ve zevke) dalanlar gibi siz de daldınız." (et-Tevbe 9/69)

Ey Rabbimiz Müslümanları Kafirlerin yoluna tabi olmaktan, onları taklid etmekten, onların dinine meyletmekten, onlara sevgi duymaktan koru! Günahların pervasızca işleneceği bu gecede içimizdeki beyinsizler yüzünden bizi helak etme! Batılı berteraf et! Bizleri hakkı ikame edenlerden eyle. Amin velhamdulillahirabbilalemin

Ömer b. Hattâb'tan -Allah ondan râzı olsun- rivâyet olunduğuna göre o şöyle demiştir:

((لاَ تَدْخُلُوا عَلَى الْمُشْرِكِينَ فِي كَنَائِسِهِمْ يَوْمَ عِيدِهِمْ ، فَإِنَّ السَّخْطَةَ تَنْزِل عَلَيْهِمْ.)) [ رواه البيهقي]

"Bayram günlerinde, kiliselerinde müşriklerin yanlarına girmeyin. Çünkü Allah'ın lâneti, onların üzerlerine inmektedir."  (Beyhakî)

Ömer b. Hattâb -Allah ondan râzı olsun- yine şöyle demiştir:

(( اِجْتَنِبُوا أَعْدَاءَ اللهِ فيِ عِيدِهِمْ.)) [ رواه البيهقي في سننه (9/234) بإسناده عن البخاري ، كتاب الجزية ، باب كراهية الدخول على أهل الذمة في كنائسهم.]

"Bayramlarına katılma konusunda Allah'ın düşmanlarından kaçının (onlardan uzak durun)." (Hadisi, senediyle Buhârî'den, Beyhakî; 'Sünen'; 9/243'de, 'Cizye Kitabı, Zimmet ehlinin kiliselerine girmenin çirkinliği babı'nda rivâyet etmiştir.)

 (( مَنْ مَرَّ بِبِلاَدِ الْأَعَاجَمِ ( وفي رواية: بَنَى بِأَرْضِ الْمُشْرِكِينَ) فَصَنَعَ نَيْرُوزَهُمْ وَمِهْرَجَانَهُمْ، وَتَشَبَّهَ بِهِمْ حَتَّى يَمُوتَ وَهُوَ كَذَلِكَ، حُشِرَ مَعَهُمْ يَوْم الْقِيَامَة.)) [ رواه البيهقي]

Abdullah b. Amr'dan -Allah ondan ve babasından râzı olsun- rivâyet olunduğuna göre, o şöyle demiştir:

"Her kim, Acemlerin ülkesinden geçerse (başka bir rivâyette: Müşriklerin toprağında /diyârında ikâmet ederse), onlarla beraber onların Nevruz ve Mihrecân bayramlarını kutlar ve ölünceye kadar bu hâl üzere onlara benzerse, kıyâmet günü onlarla beraber haşrolur."  (Beyhakî)
Muhammed bin Abdulvehhab (Rahîmehullah) şöyle der: Muvahhidlerin avamından olan bir kimse bu müşriklerin âlimlerinden bin tanesine galip gelir! Tıpkı Yüce Allah’ın şöyle buyurduğu gibi: “Bizim ordularımız kesinlikle galip gelecektir.”  (Saffat: 173) Yüce Allah’ın ordusu, kılıç ve mızraklar ile galip oldukları gibi hüccet ve lisan ile de galiptirler. Asıl korkması gereken kişi, bu yolda yürüdüğü halde beraberinde (ilimden) bir silahı olmayan muvahhiddir. (Cevahiru’l Mudiyye Sayfa:35, Muvahhid Yayınları)