Darultawhid

Gönderen Konu: İslama Muhalif Olmayan Kanunların Koyulması ve Bunlara Uyulması  (Okunma sayısı 1981 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimiçi Tevhid Ehli

  • Administrator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 1978
  • Değerlendirme Puanı: +50/-0
Alıntı
Bismillah,

Öncelikle siteniz üzerinden elde ettiğim (başta davetiniz) ilmi bilgileri sürekli insanlarla paylaşıyorum (hidayet verici olan ancak Allah tır) çok faydalı oluyor inşaAllah.

Sorum şu;

Günümüz tağutlarının hakimiyet ve kanun yapmadaki küfürlerini ve ona oy vererek tasdik edenleri, itaat edenleri konuşmaya gerek yok. Çünkü hem kanun koyarken dini referans almayacaklarını söylemişler hemde muhalif kanunlar ihdas etmişler hemde kanun koyma şeriat oluşturma hakkını kendilerinde bulmuşlar. Bunlar tevhidi bilen kişilerce üzerinde konuşulmaya bile gerek olmayan işler dir.

Bana yöneltilen bazı sorular var sizlerden bilgi talep ediyorum inşaAllah. Kırmızı ışıkta geçmek misalinden aslında şeriata muhalif gözükmeyen bu ve benzeri kanun koyma hakları varmıdır? Yani hiçbir kanun mu koyamazlar yoksa şeriata muhalif kanun mu koyamazlar veyahut bir yönetici illa Allah-u Teala nın indirdiği ile  hükmedeceğinden bu takım muhalif olmayan kanunlar koyarken bile illa ki açık nasslarda belirtilmiyosa dahi ictihad üzerinden insanların canını koruma vb. faydası üzerinden mi bu kanunları belirlemeli. Yani en basit trafik kanunu vb. bir durum dahi şeriat üzerinden referans alınarak delillenerek mi kanunlaştırımalıdır, aksini yapan heva ve hevesinden bunu tercih eden bu fiili ile mustakil bir küfür fiili işlemiş olur mu?

Ben biliyorum ki (sizden okudurm, öğrendim) kırmızı ışıkta duran kişi tekfir edilmez. Peki bu şeriatla çelişmiyen gözüken yasayı koyanlarda yinede teşri hakkını iddaa etmiş olduklarından küfür fiili sayılır mı?

Sorum tek bir soru olsada biraz dağınık yazdım hakkınızı helal edin. Toparlayıcı ve açık bir cevap yazıp bu konuya nokta koyarsanız sevinirim.

Selametle.

Bismillahirrahmanirrahim. Teşri şirkinde asıl illet hakimiyetin kaynağı meselesinde yatmaktadır. Yani kanun yapanlar, hüküm koyma yetkisini Allaha tahsis ederek, bunu gözeterek mi kanun çıkartıyorlar; yoksa teşri yetkisini kendilerinde veyahutta millet meclisinde vs addederek mi bu kanunları ihdas ediyorlar. İslam diyarında emir birtakım fermanlar çıkartabilir, toplum ve devlet yararına birtakım emirler verebilir; ancak bunu yine şeriatın kendisine verdiği yetkiyle yapar. Küfür devletlerinde çıkan kanunlar ise içeriği velev ki %100 şeriata uygun da olsa yine şirk ahkamı ismini almaktan kurtulamaz, çünkü Allahtan başkasına teşri yetkisi verilerek icad edilmiştir. Biz daha önce İbn Kesir ve başka alimlerden Tevrat ve İncil gibi neshedilmiş şeriatlara veyahut da Yesak gibi beşeri kanunlara bağlanmanın küfür olduğu noktasında icma nakletmiştik. Bir kimse bu batıl kanunlardaki velev ki İslama uygun olan yasalara dahi muhakeme olsa, onlara tazim etse yine küfürden kurtulamaz, çünkü netice itibariyle İslam dışındaki bir şeriatı kendisine hakem tayin etmiştir. Ancak kişinin böyle bir tazim kasdı olmaksızın yaptığı amelin kanuna uygun düşmesi -Allahu a'lem- bu kapsamda olmaz. Mesela verdiğiniz kırmızı ışık örneğinde kişi trafik kanunlarını ya da o kanunları çıkartan tağuti meclisi tazim etme, o kanunlara hürmet gibi bir amacı olmadığı halde kendi can ve mal güvenliği için kırmızı ışıkta durmaktadır. Bunun teşriye itaatla bir alakası yoktur. Lakin bu, bizim bu tağutların muhteva itibariyle İslama aykırı olmayan kanunlarını veya bu tarz kanunlar çıkartma hakkına sahip oldukları iddialarını tasdik ettiğimiz anlamına gelmez. Onlar hüküm koyma yetkisinin Allaha has olduğunu itiraf edip devletlerinin esasını buna bina etmedikleri müddetçe tağut vasfından kurtulamazlar. Vesselam.


Alıntı
Bismillah

biz iman ediyoruz ki hukumde itaat ibadettir.bunun delilide herkezin bildigi uzere Adiyy bin hatem hadisidir.tagutun koymus oldugu kanunlar velevki islama muhalif olmasa bile ona ibadet degilmidir?tagut bu kanunlari koyarken kenidini mutlak tesri makami olarak goruyor. Örneğin trafik kurallarina uyan kisinin taguta ibadet etmis olmasi gerekmezmi yada futbol daki v.s kurallar? Burda şöyle birsey soylenebilir,şeytanda taguttur,seytana haram konusunda itaat haram, kufur konusunda itaat kufurdur. Yalniz benim derdimi anladiniz sanirim.taguta haram olmayan konularda itaati ben haram yada kufur olarak nitelemiyorum. Bu durum taguta, islama ters olmayan konularda muhakeme olmakla ayni kapiya cikmiyor mu?sonucta kanun islama muhalif olmasa da sen islamdan baska bir dini kabul ediyor ona muhakeme oluyorsun.

Bu konuyla alakali olarak ehliyet formunun arkasinda,eger yanlis bilgi verirseniz adli islem uygulanir yaziyormus, bu ne demek? Aramizdaki ihtilafta sizi mahkemeye veririz ,bunu kabul ediyorsunuz mu demek?

Yada islama ters olmayan bir kanunu kabul etmenin ve ona uymanin hukmu nedir?

Sorularima cevap verirseniz memnun olurum

Bismillahirrahmanirrahim,

Yukardaki açıklamalar sanırım sizin sorunuz için de cevap teşkil etmektedir. Orada da izah edildiği gibi kişinin kanunları tazim kasdı olmaksızın kendi mal can güvenliği için yaptığı davranışların mevcut kanunlara uygun olması o kimsenin Allahtan başkasına teşri yetkisi vermesi anlamına gelmez. Ancak kişi bu kanunları kendisi için bir ölçü, bir esas edinerek, bu kanunlara tazim ve hürmet ederek itaat etse; velev ki itaat ettiği konu İslama muhalif olmayan bir konu da olsa bu kimse küfre girer. İslama muhalif olmayan kanunlara muhakeme olmaya gelince; biz bunun da tıpkı İslama muhalif kanunlara muhakeme olmak gibi şirk olduğunu izah etmiştik.

Birçok kişi tağutun İslama aykırı olmayan isteklerine uymanın küfür olmadığından hareketle bu tip konularda ona muhakeme olmanın da küfür olmayacağı şüphesine düşmektedirler. Halbuki ihtilaf halinde tağutu hakem tayin etmek ancak onun dinine girmek suretiyle olur. Bu ikisi birbirinden farklıdır. Mesela İsrail'de yaşayan bir seyyar satıcı -bu konudaki neshedilmiş hükme uymak amacıyla değil- Cumartesi günü satış olmayacağı için, insanlardan tepki çekeceği için veyahut da devlet tarafından cumartesi günü çalışmak yasaklanmış olup bugün çalışanlara ceza kesildiğinden dolayı cumartesi günü satışa çıkmasa bundan dolayı küfre girmez. Fakat aynı kişi Tevrat'a göre hüküm veren bir hahama gidip ihtilafını arzetse -velev ki hahamın verdiği hüküm İslam şeriatına uygun da olsa- Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem)'in şeriatından başka bir şeriata muhakeme olduğu için küfre girer. Yine sözkonusu kişi cumartesi yasağına neshedilmiş Tevrata tabi olarak tazim etse yine küfre girer. Beşeri kanunları da bu misale mukayese edebilirsiniz. Hatta hiç bir asla dayanmaması yönünden beşeri kanunlar muharref Tevrat şeriatından daha şediddir. Eğer meselelerin dayandığı asılları ve La ilahe illallah Muhammedun rasulullah şehadetiyle bağlantısını idrak ederseniz bütün bu mevzular Allahın izniyle çözülür. Vesselam.

 

Related Topics

  Konu / Başlatan Yanıt Son İleti
0 Yanıt
1996 Gösterim
Son İleti 27.09.2016, 23:59
Gönderen: Tevhid Ehli
0 Yanıt
745 Gösterim
Son İleti 08.10.2018, 10:14
Gönderen: Selefii