Darultawhid

Gönderen Konu: Müşrikleri Taklid Etmeye Reddiye, Zehebi  (Okunma sayısı 3834 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimiçi Uhey

  • Administrator
  • Yönetici
  • *****
  • İleti: 930
  • Değerlendirme Puanı: +15/-0
Müşrikleri Taklid Etmeye Reddiye, Zehebi
« : 08.06.2015, 18:04 »
MÜŞRİKLERİ TAKLİT ETMEYE REDDİYE

Müellif: Muhammed ibni Ahmed ibni Osman ibni Kaymaz et-Türkmani ez-Zehebi

بسم الله الرحمن الرحيم

İmam Zehebi

Muhammed ibni Ahmed ibni Osman ibni Kaymaz et-Turkmani ez-Zehebi, Şemsettin, Ebu Abdullah eş-Şafii ed-Dimeşki; Hafız, Alim, tarihçi ve araştırmacıdır. Hicri 673, Miladi 1275 yılının Rebiü'l-Evvel ayında Şam Kafarabatna’da doğmuştur. Karafabatna olarak bilinen yer aynı zamanda Meyyafarkin olarak bilinir ki bu mıntıka Diyarbakır, Silvan’dır.

Hafiz Zehebi ilim öğrenmek amacıyla birçok bölgelere gitmiştir. Zehebi; Şam diyarından Balebek, Haleb, Hımış, Hama, Trablus, Kerk, Mearra, Busra, Nablus, Remle, Kudüs ve Tebük'e ilim elde etmek amacıyla seyahatler düzenlemiş ve icazet sahibi olmuştur. Ardından Mısır'a giden Zehebi İskenderiye el-Ula, Maan, Mekke, Arafat, Mina ve Medine’nin de aralarında bulunduğu çok sayıda yere ilim tahsili amacıyla seyahatler düzenlemiş ve ilim öğrenmiştir.

Kimi erkek, kimi bayan birçok büyük Alim'den eğitim gören Zehebi’nin ilim öğrendiği Alimler arasında Şeyhu'l-İslam İbni Teymiyye (ö. 728/1328), İbni Dakik el-İyd, İbrahim Taberi Ömer bin Abbas, Ebu'l-Haccac el-Mizzi (ö. 742/1341), Alim'ud-Din Berzali, Hatice binti Yusuf, Zeynep binti Ahmed ve Fatıma binti İbrahim de yer almıştır. İlim öğrendiği bayan alimlerin 100’den fazla olduğu bilinmektedir ve bin kırk tane alimden semai (dinlemeyle) yolla dersler almıştır.

Kıraat, Hadis, Cerh ve Tadil ve Tarih ilimlerinde uzmanlaşmış ve otorite olmuştur. Okumuş olduğu kitapların sayısı bilinmeyecek dereceye ulaşmıştır. Zehebi ilim edindiği her alanın tümüne vakıf olmuş ve hiçbir alanını boş bırakmamıştır. Edindiği ilimlerden Hadis'de öyle bir dereceye varmıştır ki kendisinden sonra gelenler ona "Hadis İlmi'nin Emirü'l Mü'minin'i, Selefin bakiyesi, alemin reisi, İmam ve Hafız" gibi ünvanlar vermişlerdir.

Zehebi'nin hıfzı darbı mesellere konu olmuş hadis ilminde "Emirü'l Mü'minin" olarak nam salmış, İbni Hacer el-Askalanî onun bu ilmine hep hayranlık duymuş ve "Zemzemi ne niyetle içersen o olur"1Hadisi'ne dayanarak Zemzemi içip kendisini Zehebi gibi bir ilim sahibi yapması için Allah'a Dua etmiş ve onun hakkında “O, Hadis ravilerini eleştirebilecek derecede Hadis ilminin alimi olmuşların arasındadır” demiştir. Yine İbni Hacer, Zehebi hakkında: "O öyle bir alimdir ki, Kıyamet Günü peygamberimizin yanına oturtulup kendisine hadi şu insanlara bak da hükmünü ver dense Zehebi oradakilerin yüzlerine bakarak kimin yalancı kimin sika olduğu­nu ayırabilirdi." demiştir

Talebelerinin en meşhurlarından Zerkeşi onu şöyle an­latır...“Tam Zahidliği, başkalarını nefsine tercihi, hayra ilk koşan ol­ması, geleceğe rağbet etmekle birlikte hayatını peygamberin hadisleri, uğruna feda etmesi...” Bir başka talebesi el-Hüseyni “Ondan Kitap ve Sünneti çok kimse öğrendi" demektedir. Hafız İbni Kesir ise onun hakkında şöyle demiştir: “Hadis alimleri ve hocaları onunla bitmiştir.” Suyuti onun hakkında şöyle demiştir: “Ben derim ki Allah'a yemin olsun gelmiş geçmiş alimlerden Hadis konusunda kendisine başvurulacak ancak dört tanesi vardır: el-Mizzi, ez-Zehebi, el-Iraki ve İbn’ul Hacer el-Askalani.”

Zehebi’ye reddiyeler de yazan talebelerinden Tac ed-Din Sübki Zehebi hakkında şunları  söyler: “Şeyhimiz, üstadımız, İmam, Hafız... Asrın hafızı; Asrımız dört büyük Hadis hafızı görmüştür; Mizzi, Birzali, Zehebi ve babam, onların asrında beşinci bir kimse gösterilemez... Hocamız İmam Zehebi'nin bir benzeri yoktur. O ilim deryasıdir, çözümü imkansız meselelerin sığınağı, hıfz bakımından gelmiş geçmiş imamların en üstünüdür. Cerh ve tadil ilminin şeyhidir, lafzen de manen de asrın altını (Zehebi)dir. Bizleri Hadis ilmine ulaştıran ve bizi adam sınıfına koyandır.”

Hafız Zehebi’nin yüz binlerle ifade edilen talebeleri arasında; Ahmed ibni Muhammed el-Makdisi, Ahmed ibni Muhammed el-Ala’i, İbn-i Kesir, Birzali, İbni Receb, İbni Rafi gibi önemli şahsiyetler bulunmaktadır.

Şam'da bulunan Dar'ul Hadis Aravviye, Dar'ul Hadis en-Nefisiyye, Dar'ul Hadis el-Fazila, Dar'ul Hadis'it Tenkiziyye ve Türbet-i Ümmü Salih gibi birçok Hadis okulunda müderrislik yapmıştır.

Daha sonra tüm bölgelerde aranan iki yüzü aşan paha biçilmez birçok eser yazmıştır. Bunlardan en meşhur olanları Erbain fi Sıfatillah, el-Uluvv li'l Aliyyi'l Gaffar, Tenkir ve Tahkik, Kitabu'l Arş, Mizan’ul İ'tidal, Tarih’ul İslam, Siyeru A’lem'un Nubela, el-Kebair, Tıbb'un Nebevi ve Tezkiret’ül Huffaz’dır.

Bu eserlerinde dışında bir de Şeyhü'l-İslam İbni Teymiye’ye yazmış olduğu iddia edilen reddiyeleri, itirazları ve nasihatleri ihtiva eden Risalet'uz Zehebiyye ila Ibni Teymiyye adıyla bilinen bir mektubu bulunmaktadırki bunun ona haksızca nisbet edildiği bilinmektedir.

Ölmeden yedi yıl önce kör olmuş ve 748H (1347M) yılında ölmüştür. Allah’ın rahmeti üzerine olsun.2

Teşebbüh el-Hasis bi Ehl'il Hamis fi’r Red et-Teşebbüh bi’l Müşrikin Risale'si

Ele aldığımız bu Reddiye'nin orijinal ismi Teşebbüh el-Hasis bi Ehl'il Hamis fi’r Red et-Teşebbüh bi’l Müşrikin şeklindedir ve Türkçe'ye; Hamis3’i Kutlayanların Rezilce Taklidi ve Müşrikleri Taklid Etmeye Reddiye olarak çevrilebilir.


Dipnotlar


1- Ahmed, Müsned, 3/357; İbni Mace, 3062; Beyhaki, 5/202, 248; Hakim, 1/475; Darakutni, 2/289; Hatib, Tarih, 1/166; 3/179; Ebu Nuaym, Tarih-i İsfahan 2/37

2- Hadis Tahricleri dışında gerekli gçrülen yerlerde dipnotlar tarafımızdan ilave edilmiştir.

3- Risale'nin el yazmasında küçük yazıyla ve Hamis el-Bayd başlığının üzerinde yazılıdır ve çok iyi bilinmektedir. Diyorum ki Hamis iki kategoriye ayrılır.

a- Küçük Hamis ki bu Hıristiyanlar'ın oruç tuttukları son Perşembeye işaret eder.

b- Büyük Hamis ki bu da Hıristiyanlar'ın oruç tuttukları günlerin sonuncusudur ve onlar buna; İsa’nın Son Yemek Kutlaması (Sofra Bayramı) derler.

Bu konuda daha detaylı bilgi için İbni Teymiye’nin İktida es-Sırat'ul Mustakim adlı eserine bakınız.

Hıristiyanlar'ın oruç tuttukları günler Lent diye bilinir, Kül Çarşambası olarak adlandırılan gün ile başlar ve kırk gün sonunda Paskalya ile biter. Paskalya; Hristiyanlar'ın İsa’nın Tekrar Dirilişi'ni kutlamasıdır. Bu yüzden  yazarın söz ettiği Hamis büyük olasılıkla Paskalya'dır.

Lent’den önceki Pazartesi günü Kalop Pazartesi olarak adlandırılır ve et yiyerek geçirilir ve Salı günüyse tatlı yiyerek geçirilir. (Pankek = krep günü de buradan başlamıştır.)

Hristiyanlar'ın önemsenecek İbadetleri'nden biri de Eukarist olarak adlandırılan gündür ki Hristiyanlar bu günde İsa’nın Son Yemeği'ni kutlar, ekmek yer, şarap içer ve mumları kutsayıp adarlar. Müellif eserinde sıkça yenilen ekmeği referans olarak gösterir ve Hristiyanlar'ın ekmek yedikleri diğer İbadetlere de değinir.
Kişinin Ehl'üs Sünnet, Ehl'ul Hadis, Ehl'ul Asar, Selefi olmasının alameti Sünnet'e ittiba etmesidir.

Çevrimiçi Uhey

  • Administrator
  • Yönetici
  • *****
  • İleti: 930
  • Değerlendirme Puanı: +15/-0
Ynt: Müşrikleri Taklid Etmeye Reddiye, Zehebi
« Yanıtla #1 : 08.06.2015, 18:22 »
Müşrikleri Taklid Etmeye Reddiye

Tüm övgü ve şükrümüz bize İslam’ı Lutfeden, körlükten sonra görebilme yetisi veren, bizi dosdoğru yola ileten ve bizi hidayete erdirip dik ve sabit olarak Dini üzere kul kılan Allah’a mahsustur.

Selat ve selam Efendimiz Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem)'in üzerine olsun. O ki tüm dünyaya rahmet olarak, dindar ve Allah’tan korkanlara İmam olarak, günahkarlara Şefaatçi4 olarak, (Yahudi, Hıristiyan ve Sabileri5 Taklid etmekten men etmek için) uyarıcı olarak ve sağlam ilimle ve açık delilleriyle Allah’a çağıran olarak gönderildi. Allah’ın rahmeti onun, Ehl-i Beyti'nin ve Ashabı'nın üzerine olsun.

Cahiliye toplumunun; doğru yolda olan Selef'in6 sıkıca tutunduğu doğru yol, kaçındığı Bid'at ve onları Cehennem Ehli'nden ayırt eden sakınma farkını göstermek yolundan yani Selef'in İlim ve anlayışından ayrıldığını görmek çok rahatsızlık veriyor. Buna benzer olarak yine Halef'den7 olan cahillerin tüm günahkar ve sapkınları takibi de çok rahatsız edici bir hal almış durumda. Allah’tan gayrısıyla kudret ve hareket yoktur O uludur O yücedir.

Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)'in bizi kendisiyle uyardığı şey bugün ortaya çıkmıştır. “Siz, sizden öncekilerin yolunu aynen takip edeceksiniz öyle ki onlar kertenkele deliğine girseler siz de gireceksiniz. Bunun üzerine ona Ey Allah’ın Rasulü Yahudi ve Hıristiyanları mı kast ediyorsunuz? diye soruldu O da, başka kim? diye cevap verdi.8 Yani başka kimi kastediyor olabilirim manasında.” Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) dedi ki:

“Bir kavmi Taklid eden onlardandır.”9 Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) dedi ki:

“Yahudiler gazaba uğramış ve Hıristiyanlar da sapmıştır.”10

Ey Müslüman Yüce Allah sizi; kendisine, her gün ve gece tam on yedi kez911 “Bizi dosdoğru yoluna ilet, kendilerine nimet verdiklerinin yoluna; gazaba uğramışlarınkine (Yahudiler'in) ve sapmışlarınkine (Hıristiyanları'n) değil” diyerek niyazda bulunmakla yükümlü kılmıştır.

Nasıl olur da Allah’ın kendilerini bu şekilde tarif ettiği ve Cehennem ateşine yakıt olacak bu kimseleri Taklid edersiniz?

Eğer size alay edilen, gülünç bir şeyi Taklid etmeniz söylenseydi bunu kesinlikle reddeder ve kızardınız. O halde kutlamalarında (bayramlarında) bu, haça tapan sünnetsizleri nasıl Taklid edersiniz? Nasıl olur da (o günlerde) çocuklarınıza yepyeni giysiler giydirerek onlara sevinmeyi, kutlamayı, mutlu olmayı aşılarsınız? Nasıl olur da onlar için yumurtalar süsler, tütsüler alır ve kendi bayramınızı Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in teşri buyurduğu bayramı12 düşmanlarınızın bayramlarını kutladıkları şekilde kutlarsınız?

Eğer Allah sizi affetmezse ve sizler de Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)'in Ehli Kitab'dan, onlara has her şeyde onlardan farklı olmayı teşvik ettiğini biliyorsanız13 böyle bir uygulama sizi Allah’ın öfke ve gazabından başka bir sonuca ulaştırır mi?

Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)'in beyazlamış saç hakkında söylediklerini dikkate almak gerekir:

“Her kim başında tek bir beyaz saçı  görecek kadar İslam üzere yaşayacak olursa o saç onun için Ahiret Günü'nde bir nur olur.”14

Aynı zamanda bize saçlarımızı siyahtan başka bir renge boyamamızı da onlardan farklı olmamız için emretti ve şöyle buyurdu:

“Gerçekten Yahudiler saçlarını boyamazlar, öyleyse onlardan farklı olun (saçlarınız beyazladığında boyayın)!..”15

Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) bize onlardan birçok şekilde farklı olmayı emretti. Bunların en bariz olanları şunlardır:

“Herhangi birinizin iki giysisi varsa izin verin onlarla namaz kılsın, eğer bir giysisi varsa onu izar gibi sıkıca bağlasın, belinden aşağısını örtsün, onu Yahudiler gibi belden yukarısına sarmasın.”16 Ebu Davud’un17 rivayet ettiği bir Hadis'de Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmaktadır:

“Yahudiler'den farklı olun ve ayakkabılarınızla namaz kılın, onlar ayakkabılarıyla veya deriden çoraplarla (mest vb.) namaz kılmazlar.” Şeddad bin Evs18 tarafından rivayet edilmiştir.

Görmüyor musunuz ki mavi ve sarı sarık (türban) bizim için önceleri Helal'di, lakin sekizinci asra girerken Sultan Melik en-Nasr19 Yahudi ve Hıristiyanlara bunları giyme emri verince onlar bizim için Haram oldu?

Sen ey Müslüman şimdi sarı ya da mavi sarık giyebilir misin? Sen özensizlik ve umursamazlık sarhoşluğunda boğuluyorsun,

“Gerçekten biz atalarımızı bir Ümmet (Din) üzere bulduk.” (ez-Zuhruf 43/23)

Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu:

“Müşrikler'den farklı olun!..”20 ve yine şöyle buyurdu:

“Bizim orucumuzla Ehli Kitab'ın orucu arasındaki fark sahur yemeğidir.”21

Mücahit gibi Selef'den bir grup, el-Furkan Suresi yetmişikinci Ayet'teki: “Onlar ki yalan şahitlikte bulunmazlar.” bölümünü Müşrikler'in eğlencelerinde bulunmak, Şahitlik etmek22 olarak yorumlamışlardır.

Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) dedi ki : “Her Ümmet'in bir bayramı var ve gerçekten bugün bizim bayramımızdır.”23

Bu Hadis-i Şerif her Ümmet'in kendine has kutlama sekliyle bayramını kutlamasını zorunlu kılar.

Allah-u Te'ala el-Ma'ide Suresi kırksekizinci Ayet'te: “Sizden her biriniz için bir şeriat ve bir yol-yöntem kıldık.” buyurmaktadır.

Yani eğer Hıristiyanlar'ın kendilerine has bayramları varsa ve Yahudilerin de kendilerine has bayramları varsa, Müslüman kimse onların bayramlarına ve kutlamalarına katılamaz yine aynı şekilde bir Müslüman onların kanunlarını uygulamada ve Kıbleleri'ne yönelmede onlara katılamaz.

Ömer (radiyallahu anh)’ın Ehli Kitab'a bayramlarını açıktan kutlama yasağı24 koymuş olduğu açıkça bilinmektedir. Müslümanlar da bunu kabul etmişlerdir.

O halde nasıl olur da Müslümanlar'ın açıkça onlara ait gelenekleri uygulamalarına izin verilir? Çocukların saçlarının boyanması, yumurtaların süslenmesi, üzerinde boyalı resim olan sayfaları satıp-satın almak, Melekleri kaçırıp Şeytanları toplayan ve inkarcı günahkarların açık kutlamalarını destekleyen insanların üzerine kokusunu serpmek için kullanılan metal kaplar, çarşılarda onların çanını çalmak; adam ve çocukların yumurta kullanarak bahse girmeleri gibi adet ve geleneklerinin taklidine nasıl izin verilir?25

Rahman ve Rahim olanın izni olmaksızın hiçbir şey yapılamaz.

Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) buyurdu ki:

“İnsanlar bir kötülük gördüklerinde onu değiştirmeye çalışmazlarsa, Allah yakın bir zamanda cezasıyla onları kuşatır.”26 ve yine şöyle buyurdu:

“Hiçbir Ümmet yoktur ki o toplulukta bir kimse bir kötülük işlediğinde o kötülüğü defetmeye güçleri yetmesin. Buna güç yetirdikleri halde bu kötülüğü defetmediklerinde Allah onları katından bir cezayla kuşatır.”27

İşlerin en kötüsü ve felaketlerin en büyüğü ise cahil kardeşinin, yine kendisi gibi cahil olan eşine bu tütsü ve renkli kağıtlardan alarak, gökyüzüne karşı açık şekilde bırakarak, üzerinden Meryem’in geçeceğine ve eteğini üzerine sürüyeceğine inanmasıdır. Meryem (Allah'ın rahmeti üzerine olsun) binüçyüz yıldan fazla bir zaman önce ölmüş ve gömülmüştür.

Kapının önüne ziftle istavroz çizer ki evi büyüye karşı korunsun. Duvarlara resimler asar ki yılan ve akrepler kaçsın, oysa gerçekten kaçacak olanlar Melekler'dir.

Vallahi Hıristiyanları yüceltecek başka yapılmadık ne kaldı  bilmiyorum. Vallahi, bu geleneklerden vazgeçmezseniz onları ya kabulleniyor ve onlardan hoşnut oluyorsunuz ya da cahil olmalısınız.28 Cehalet'ten Allah’a sığınırız. Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) buyurdu ki:

“Her kim bir topluluğu Taklid ederse o da onlardandır.”

Şimdi biri çıkar da: “Ama biz onlara benzemeye çalışmıyor, onları Taklid etmiyoruz,” derse, cevaben şu denir:

Onlarla aynı fikirde olmak ve kutlamalarında onlarla birlikte olmak yasaklanmıştır. Bunun delili de Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)'in şu Hadisi'dir:

“Güneş doğarken ve batarken namaz yasaktır.”29 Ve yine o şöyle buyurmuştur:

 “Gerçekten, güneş şeytanın iki boynuzundan doğar ve Kafirler bu vakit İbadet ederler.”30

Lakin namaz kılanların kastı bu değildir, çünkü kasıt bu olsa o Kafir olur. Yani hemfikir olmaktan ziyade yasaklanmış olan katılımdır.

Onları Taklid etmenin sonucu olarak bozulmaya yol açan birçok sebep var, bu bozulmalar arasında şunlar yer alır:

Müslüman çocuklar; kutlamalarda yer alan oyunlar, yeni giysiler, yenilen yemekler, ekmekler ve bunun gibi şeyler yüzünden bu kutlamaları severek yetişeceklerdir. Ey Müslüman, eğer aileni ve çocuklarını bunlardan ayrı koyup onları bunlara katılımdan yasaklamaz, onlara bunların Hıristiyan adeti olduğunu açıklamazsan ve bunlara katılımın ve onları Taklid'in yasak olduğunu anlatmazsan ne Şeytani bir eğitimcisin!..

Şeytan birçok cahil topluma ve umarsız Alime bu çeşit kutlamaları sevimli kılmıştır. İlim'le İsnad edilmelerine rağmen böyle insanlar için İlim, bir cezalandırmaya dönüşür, Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) buyurdu ki:

“Ahiret Günü'nde en şiddetli cezalandırılacak kişi Allah'ın İlmi'nden faydalanmayandır.”31

Her kim bir şey biliyorsa ve bu bildiğinin aksini yapıyorsa Ahiret Günü'nde cezalandırılacaktır. Bütün bunları, bütün gücünü kullanarak durdurmak zorundadır, bunu  engellememek, haçın takipçilerine kendilerine has olan bu kutlamalarını açıktan yapmalarına izin çıkarır.

Ömer ibni Hattab (radiyallahu anh)’dan nakledilir ki:

“Farisilerin konuşma tarzlarını öğrenmeyin ve Müşrikler'in bayramlarında onların kiliselerine girmeyin, ki bunu yapanın üzerine Gazab iner.”32

Allah'a ve Ahiret Günü'ne gerçekten İman eden her Müslüman'ın onların kutlamalarından kaçınması ve kendini, ailesindeki kadınları ve çocukları bu tehlikeye karşı koruması gerekmektedir. Bu tarz kutlamalara katılmaktan men edildiğimiz zaman o inatçı inkarcıların dediği gibi “Bu yaptıklarımızda ne var ki!..” dememeliyiz.

Büyük Alim Fudayl ibni İyad dedi ki:

“Ey kardeşim içten inananlar az bile olsa siz doğru yolu takip etmekle yükümlüsünüz ve aranızda Helak olmaya acele edenler olsa bile doğru olmayandan kaçınmakla yükümlüsünüz.”

Şeytan yanlış yola sapan birçok günahkarı aldatmış ve yanlışı onlara güzelleştirmiştir, onların başka topraklara yada şehre rahatlık bulmak için gitmelerini sağlamış onların başka günahkarlara yardım edip sayılarının çoğalmalarını sağlamıştır. Hadisi Şerif'te şöyle buyrulmaktadır:

“Herkim bir topluluğun sayısını arttırırsa onlarla birlikte dirilir.”33

Rahman ve Rahim olan Allah-u Te'ala şöyle buyurur:

“Ey iman edenler. Yahudileri ve Hıristiyanları dost edinmeyin. Zira onlar birbirlerinin dostudurlar (birbirinin tarafını tutarlar). İçinizden onları dost tutanlar, onlardandır. şüphesiz Allah, zalimler topluluğuna yol göstermez.”34

Alimler, bu kimseleri, kısmen yada tümüyle dost ve koruyucu edinmenin, onları Taklid etmek ve onların bayramlarını açıktan kutlamalarına, (meşru sayılmasına) yardımcı olmak demek olduğunu bildirmişlerdir ki bu kimseler İslam topraklarında kendi bayramlarını gizli kutlamak zorundadırlar. Bir müslümanın onların bayramlarına katılması açıktan kutlama yapmalarına yardımcı olmak demektir.

Bu İslam'da Şeytani bir tavır ve Bid'attir, Dini ve İmanı zayıf olanın dışında hiç kimse bunu yapmaz. Böyle bir insan Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)'in şu Hadis'de tarif ettiği gibidir:

“Herkim bir kavmi Taklid eder/benzer/onlar gibi davranırsa o da onlardandır.”

Allah, Kafirler'in bayramlarına şahit olmayanları Kur’an’da şöyle över:

“Onlarki batıla Şahitlik etmezler.”35

Bu Ayeti şu şekilde anlarız; bu tür kutlamalara Şahit olan ve katılım gösteren herkes suçludur ve bu kimselerden bu davranışları sebebiyle nefret edilir. Çünkü onlar Münkeri ortadan kaldırma niyeti taşımaksızın kasden onlara katılmıştır. Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu:

“İçinizden herkim bir Münker görürse onu eliyle değiştirsin buna gücü yetmeyen diliyle değiştirsin buna da gücü yetmeyen kalbiyle buğzetsin ki bu İman'ın en zayıf derecesidir.”36

Yahudi ve Hristiyanları, onların bayramlarinda ve kutlama zamanlarında gözetleyerek, kabarmamış ekmek gibi pişirdikleri şeyleri pişirerek, tütsü satarak, çocukların ve kadınların saçlarını boyayarak, yumurta süsleyerek, yeni giysiler giyerek ve şehrin kalabalık merkezlerine ve deniz kenarına pahalı ve şaşaalı giysiyle giderek, onlara iştirak etmekten daha büyük günah ne vardır. tüm bunlar karşısında Yahudi ve Hıristiyanlar bizim otoritemiz altında bize boyun eğmek zorundayken bile bizlere iştirak etmez yada kutlamalarımızı Taklid etmezler.

Yarın Ahiret Günü'nde peygamberinin yüzüne nasıl bakacaksın? Onun Sünneti'ne karşı çıkmış –sapkın ve Dinimiz'in düşmanı olan- Kafirleri Taklid etmişken.

Biri deseki: “Biz bunu sadece çocuklarımızı ve kadınlarımızı eğlendirmek için yapıyoruz...” Ona cevaben denir ki:

“İnsanlarin en fenası yüce Allah'ı hoşnut etmeyen şeyde, ailesi için hoşnut ve memnun olandır.” Hasan el-Basri demiştir ki:

“Bir adam uyanmaz da eşinin arzuladığı istediği her şeyde onun emrini yerine getirirse yüce Allah onu ateşe baş aşağı atar.”37 Yüce ve Hamd edilen Allah yüce Kitabı'nda şöyle buyurmuştur:

“Ey inananlar. Kendinizi ve ailenizi, yakıtı insanlar ve taslar olan ateşten koruyun!..”38

Bu Ayet'ten anlaşılan şudur: Onları yani aileni doğru yetiştir ve eğit, onları günahtan sakındır/kötülüğü yasakla ki yakıtı insan ve taş olan ateşten korunmuş olasın. Kabul edilir ki taşlar çeşit çeşit kibirlenmeyi sembolize eder, Allah bizi onlardan kurtarsın.

Abdullah ibni Amr (radiyallahu anhum ecmain)'den rivayet edilir ki:

“Herkim onların yılbaşı ve diğer kutlamalarına uyarsa ve Taklid ederse ve Tevbe etmeden o hal üzere ölürse, Ahiret Günü'nde onlarla birarada dirilecektir.” Muğire'den o da Abdullah'dan39 rivayet etmiştir bu Hadisi.

Bu Hadis bu fiillerin büyük günah olduğunu ve az bir kısmının bile daha çoğunu yapmaya yönelteceğini ortaya koyar.

Müslüman, kapısını bu gibi şeylere karşı kapatıp isi kökünden halletmeli ve ailesini onları Taklid'den sakındırmalı ve tiksindirmelidir. İyilik alışkanlık haline getirilmeli ve yeniliklerden sakınmak da İbadet'tir.

Cahil olan: “cocuklarımi eğlendirmeye çalışıyorum...” dememeli. Ey Müslüman Küfür ve günahın simgesi olan, Şeytanı hoşnut eden ve Rahman olan Allah'ı hoşnut etmeyen yoldan başka bir yol bulamaz mısın onları eğlendirecek?

Ne kötü bir eğitmensin? Çocuklarını bu şekilde mi yetiştiriyorsun?

Kardeşim temel arzularına karşı çıkınca ne kadarda güçlüsün ve o arzularına uyarak nasıl da yoldan çıkarılırsın, kendinden başkasını suçlayamazsın. İlacını içmesen ne kadar hasta olursun. Yolculuğun Cennet bahçelerine varacağını keşfettiğinde ne kadarda mutlu ve saadet dolu olursun? Ne utanç verici bir Din'dir, Ruhban ve papazları takip edenin Dini? Ne kadar Cahil'dir kötü büyüyü evinden uzak tutmak için evine ziftten haç asan? Kutlamalarında yer alan koku ve tütsüler ne kadar iğrenç kokuyor?

Nereye yöneliyorsun seni yaşlı zayıf günahkar ruh? Mezara mı? Ne zaman günah dolu ve sapkın inançlarını dile getiren Dualar eden bu topluluğun bakır kilise çanlarına vurmayı bırakacaksın?

Kim onların (yüce olmayan) yüz karası Paskalyaları'nı yüceltirse bu en büyük günahlardandır. Herkim Allah'tan korkar kanunlarını yüceltirse bu da yüreklerindeki Takva'dandır.

Ey Kalpleri çeviren. Rasulü'nün Sünneti'ne uymak için bizi telkin et ve bizi Bid'atlerden ve Kafirleri Taklif etmekten sakındır.

Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)'in dediği:

“Herkim bizim Nehyettiğimiz bir fiili yaparsa o fiil ondan kabul edilmemiştir!..”40 Sahihayn'da Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)den nakledilir ki:

“Herkim bizim emrimizin dışında bir şey emrederse bu ondan geri çevrilmiştir!..”41

Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)'in dediği: “En hayırlı söz Allah'ın sözüdür ve en hayırlı yol Muhammed'in yoludur islerin en kötüsü sonradan uydurulandır, sonradan uydurulan herşey Bid'attır ve her Bidat sapıklıktır.”42

“Benim getirdiğimi Hevanıza tercih etmedikçe İman etmiş olmazsınız.”43

“Sizi beyaz bir düzlük üzerinde bıraktım, gecesi gündüz gibidir ondan Helak olanın dışında hiç kimse sapmamıştır!..”44

“Aranızda yasayanlar yakında birçok anlaşmazlık göreceklerdir bu sebeple Sünnetim'e sıkıca sarılın ve benden sonraki Raşid Halifelerin Sünneti'ne sıkıca yapışın. Bid'atlerden uzak durun, her bidat sapıklıktır.”45

“Allah-u Te'ala Bid'at sahibinden nefret eden kişinin (iyi) amelleri az bile olsa onu affeder.”46

“Herkim Bid'atçiyi terslerse Allah onun yüreğini İman ve güvenle doldurur.”47

“Herkim Bid'at sahibini rezil ederse Allah onu büyük felaketten korur.”48

Bu Hadisler meşhur ve iyi olarak bilinmektedirler.49

Ba’labakka ve el-Bakka50 da yasayan kara cahillerin bağlarında ve meyve bahçelerinde İsa (aleyhi selam)’ın çarmıha gerildiği aksam51 yakılan ateş Hıristiyanlara benzemenin örnekleri arasında yer alır. Bu tutum aynı zamanda açıkça Hristiyanlar'ın muayyen eserlerini, aşikar (alametlerini) Taklid etmekten ileri gelir, lanet bunları yapanların üzerine olsun.

Noel gecesi ateş yakmak, mum satın almak, bu dönem için izine ayrılmak, tatlı ve ballı kekle nefsini hoşnut tutmak ve açıkça heyecan ve mutluluğu sergilemek bunlardan örneklerdir.

Bu iştirak haçın Dini'ni ve uydurdukları bayramlarını yeniden canlandırmak, Müşrikleri ve sapmış olanları Taklid etmektir. Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) buyurdu ki:

“Bir kavmi Taklid eden/bir kavme benzeyen onlardandır.”

Ey zavallı! Aklın seni nereye oturuyor? Düşmanının alametlerini (aşikar simgelerini yada eserlerini) Taklid ederek Allah'ın Rasulü Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem)'in Sünneti'nden ne kadar uzağa kaçacaksın?

Bu insanlar doğru yoldan ne kadar uzağa kaçtılar ve sapmış Şeytanlar'ın yoluna ne kadar da yaklaştılar? Mesela İbadet ettiğin zaman ondan çarçabuk kaçıyor, soluna ve sağına kaçacak yer bulmak için bakıyorsun. İlim yolunu reddettiğin zaman kendine kaçacak yol bulup; “İmamlari Taklid ediyoruz” diyerek, taviz vererek, oyalayacaksın kendini. Ticaret yaptığın vakit tüccara yasaklanmış alışverişle, faizle ve sürekli yeminler ederek, kendini oyalayacaksın Rasulullah (sallalllahu aleyhi ve sellem) buyurdu ki:

“Alım-satım yaparken sürekli yemin etmekten kaçının; bu, satışı kolaylaştırır ama bereketi uzaklaştırır.”52 Rasulullah (sallalllahu aleyhi ve sellem) alışveriş yapan her iki taraf için şunu söyler:

“Onlar doğru söylüyor ve dürüstseler, yaptıkları iste Bereketlendirilirler, fakat yalan söyler ve bir şeyleri gizlerlerse Bereket onlardan gider.”53

Simdi bil ki eğer durumunu düzeltmek istiyor ve elinden geleni yapıyorsan, iyiliğe katıl ve kötülüğü Neyhyet. Kötülüğe sapabilir, ruhun tutuşabilir ve doğru olanı ihlal edebilirsin ama getirdiğin kötülük gözettiğin iyilikten fazla olur. Yakın akrabalarınla birlikteysen ya da otorite sahipleriyleysen iyiliği emredip ve kötülüğü güç sahibini görmezden gelerek zayıf ve cahil olandan men edersen itaatsizlik etmiş olursun. Ama ruhun arzularına karşı çıkarsan iyiliğe katılır ve kötülüğü men edersen her şeyden temkinli ve sakınanlardan olursun.

Bunlarda ihlaslı olmalısın. Yüce Allah şöyle buyurmaktadır;

“Halbuki onlara ancak, Dini yalnız O’na has kılarak ve Hanifler olarak Allah’a kulluk etmeleri, namaz kılmaları ve zekat vermeleri emrolunmuştu. Sağlam Din de budur.”54

“ ...Kafirlere karşı çetin, kendi aralarında merhametlidirler...”55

Yenilik getirene ve kara cahile karşı müşfik ol ki onları bulundukları yoldan çevirebilesin ve yoldan çıkmış inkarcılara karşı da ciddi ve sert ol. Acı çekene karşı merhametli ol ve Allah’tan kendi iyiliğini dile.

“ ... önceden siz de böyleyken Allah size lütfetti...”56

kötülüğü Nehyederken iyiliği emrederken kendine kızgın bir gözle bak. Cahil, Allah’a itaat etmeyen kardeşine rahmetle bak bunu haddini aşmadan Allah’ın hukukunu çiğnemeden yap. Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu:

“Hic bir Ümmet yoktur ki bir Bid'at çıkardıklarında, onlardan ona benzer bir Sünnet kaldırılmış olmasın.”57

Sünneti takipte yüreklere hayat ve besin ver. Yürekler Bid'ate alışınca ve tamamen kabul edince sünnete hiç yer kalmaz.

Dahası hazin Paskalya'da işlenen günahların dereceleri farklı kimi diğerlerinden daha gizli tehlikeler arz etmektedir.58

  * o gün Hıristiyan komşudan yumurta gibi hediye kabul etmeye izin verilmiştir.

  * yumurta satmak ve süslemek ise suçtur.

  * gençlerin o günlerde iddialara tutuşmaları ise büyük ve yok edici günahtır. Allah-u Te'ala şöyle buyurmaktadır:

“Ey iman edenler. Şarap, kumar, dikili taslar (putlar), fal ve şans okları birer şeytan isi pisliktir; bunlardan uzak durun ki kurtuluşa eresiniz.”59

Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) der ki:

“Her kim yanındakine bahse var mısın derse, Sadaka versin.”60

Yani eğer bu söz keffaret gerektiren itaatsizlikse peki fiilinin cezası ne ola? Bu fiil başkasına parasını Batıl yolla almaktır ve Allah birden çok Ayet'te başkasının malını Batıl yolla almaktan nefretle bahsetmiştir.61

Yüce Allah, kumarı yasaklamıştır ve Müslümanlar böyle bir yasağın varlığını kabul etmiştir. Bu yasak satranç, tavla, zarlı herhangi bir oyun ve yumurta tokuşturarak bahisleşme dahil birçok oyunu kapsamaktadır. Ata, Mücahid, İbrahim en-Nehai ve Tavus gibi birden fazla Tabiin'den zat: “İddialasmayi içeren herşey kumardır ve yasaktır, buna çocukların bile zarla oynaması dahildir.”62 demektedirler.

* Yine o gün tütsü alıp koku çıkarması için sallanan kabin içine koymak çirkin davranışlardandır.

* Evlere haç ve resim asmak da en büyük günahlardandır. Bunun Caiz olduğuna ve bir getirisi olacağına inanan Din'den çıkmıştır/sapmıştır. Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)'in şu Hadisi'ni işitmediniz mi?

“Melekler resim olan eve girmez.”63

Ey insan, yüce ve Ulu olan Allah’tan utanmaz mısın ki, evini put ve resimlerle dolu bir kiliseye çevirirsin?

İbni Sirin (rahimehullah) dediki: “Bir Nevruz gününde Ali ibni Ebi Talib (radiyallau anh)’a bir hediye verildi ve bu nedir diye sorunca: ‘Ey Mü'minlerin Emiri bugün Nevruz'dur’ denildi. Bunun üzerine o, o zaman hergün Nevruz olsun dedi.”64

Bazı alimler bunu yorumlamış ve demiştir ki: “Ali (radiyallahu anh) o güne, sadece bir gün değil de Nevruz Günü denildiği için hoşlanmadı.”

Mısırlılar abartılı bir şekilde Nevruz'u kutlarlar. Kıptiler'in yeni yılının ilk günüdür ve bunu onlardan alıp Taklid ederler, Müslümanlarda bunu Taklid ederler. Sonbaharın basında yer alır.65

Huzeyfe (radiallahu anh) der ki: “Herkim birini Taklid ederse o da onlardan olur. İnsanın dış görünüşü başkalarına benzemez ama zamanla ahlakı ve karakteri benzer.”

İbni Me'sud (radiyallahu anh) der ki: “ İnsanın dış giyimi başkalarına benzemez ama zamanla yüreği benzer.”

Yani eğer sonucu zararlı olacaksa az ya da önemsiz görünen bir Taklid ya da benzeyiş yasaktır, ya saf ve temiz olana ekleyip karıştırırsanız bu benzeri şeyleri durum ne olur? Mesela Haç'tan/puttan merhamet beklemek, Baptis ve kutsanma, ya da İbadet edinilen şey birdir ama ona giden yollar farklıdır manası taşıyan “bizlerin Allah diyerek taptığı varlık birdir ve aynıdır(!)” lafzını söylemek gibi fiiller. Bunların ışığında, yumurta süslemek, kırmızı toprakla keçi boynuzu yada sığır boyamak yukarıdakilerin yanında önemsiz görünürler.

Yüce ve Ulu Allah'ın izni olmaksızın hiçbir fiil olmaz.

Ey Allah’ım saf Sünnet'i takible kalblerimizi nurlandır Takva'mızı artır, bizi biran dahi kendi nefsimizle yalnız bırakma, doğru yola ilet ve bizi ahlaksızlıktan ve Bid'atten gizli ve açık olanlarından koru.

Amin66 Ey dünyaların Efendisi.

Salat ve selam efendimiz Muhammed'e, ailesine ve ashabına olsun.

Dipnotlar



4- Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)'in Şefaatçi olarak gönderilmiş olması hususuna Alimler kitaplarında yer vermiştir. Bu konuda İmam İbni Ebi’l-İzz el-Hanefi’nin Tahavi Akidesi Şerhi isimli eseri geniş malumat vermektedir.

5- Sabii: Dini'ni bırakıp başka bir Dine giren kimse demek­tir. Sabiiler, yıldızlara ve Meleklere tapan bir Cema'attir. Hiçbir Dine inanmayıp doğdukları gibi yaşadıkları da söylenir. Bu konuda geniş malumat için İbni Kesir Tefsirine (2/364-365) bakılabilir. Bunun dışında da Türkçe eserler arasında Sabiileri inceleyen kaynak kitaplar bulunmaktadır.

6- Selef, Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)'in en hayırlı nesil olarak adlandırdığı topluluğu ifade etmektedir. Buhari’de geçen Hadis'de Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmaktadır:

“İnsanların en hayırlısı benim zamanımda yaşayanlardır, sonra onları takip eden, sonra onları takip edenlerdir.” Bu Hadis'in çok farklı kanallardan rivayet edildiğini görmekteyiz. Bu sekliyle Buhari ve Müslim’de geçmektedir ve İmran kanalıyla rivayet edilmektedir. [bkz. Buhari, (Şehadat: 9/2, Fedail’ul ashab: 1/2, Rikak: 7/4, Eyman: 27 ve Müslim, Fedail’us-sahabe: 214-5)] Ayrıca Abdullah ibni Mes'ud (radiyallahu anh)'dan Buhari ve Müslim'de, Ebu Hureyre (radiyallahu anh)'dan Müslim'de ve Aişe (radiyallahu anha)'dan Müslim'de rivayet edilmiştir.

7- Halef, Selef'ten sonra gelen nesildir. Bu nesil zamanında Din'de bozulmalar başlamış ve Bid'atler ortaya çıkmıştır. Ey Rabbimiz bizleri Selef'in hayırlı yoluna ilet ve bizi Halef'in Bid'atlerinden sakındır.

7- Hadis bu sekliyle Buhari ve Müslim'de geçmekte ve Ebu Said (radiyallahu anh)’dan rivayet edilmektedir. Ayrıca yine Buhari’de Ebu Hureyre (radiyallahu anh) kanalıyla da nakledilmektedir. Bkz. Sahih el-Buhari, Kitab ul-İ'tisam, Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)'in: "Sizden öncekilerin geleneklerine mutlaka uyacaksınız" Hadisi babı, H. No: 7320; Feth'ul-Bari, c. 3, s. 200; Müslim, Kitab'ul İlm, Yahudi ve Hristiyanlarin Yollarına Uyma Babı. H. No: 2669, c. 4, s. 2054.

9- Hadis'in bir kısmı İbni Ömer (radiyallahu anhum ecmain)’den naklen Ahmed 2/50-92, 7/142’de Hasen İsnad'la nakledilmiştir. Burada geçtiği şekliyle Ebu Davud Libas: 4031’de Hasen İsnad'la rivayet edilmis ve el-Iraki tarafından Sahih olarak nitelendirilmiştir. el-Muğni en-Hamal el-Asfar (1/342)

10- Adiyy ibni Hatem (radiyallahu anh)’dan Tirmizi Tefsir: 2, (2957)’de ve ayrıca Ahmed (bkz. Müsned, c. 4, s. 378.) ve İbni Hibban rivayet etmiştir. Hadis'in rivayet zincirinde Ubbad bin Hubayş bulunmaktadır ki ondan sadece bir Muhaddis Hadis almıştır ve İbn Hibban onun Sika olduğunu söylemiştir. Hafız onun için Makbul'dür demektedir. Suyuti’nin ed-Durr'ul Mensur da geçen Mevkuf ve Merfu olmak üzere birçok başka Hadis tarafından desteklenmektedir.

11- Beş vakit (farz) namazda Fatiha Suresi'nin okunmasına işaret edilmektedir. Müslim, her zaman, yalnız Allah'tan Hidayet (doğru yola iletme) istemiyle Fatiha'nın Dua olarak okunmasının Müstehab olduğunu belirtmektedir.

12- Burada İslam’ın bizler için meşru kıldığı iki bayram Ramazan ve Kurban Bayramları kastedilmektedir. Bu iki bayramın dışındaki bütün kutlama ve bayramlar Allah’ın dini nezdinde Bid'attir.

13- Cehalet; Din'in asıllarıyla alakalı hususlarda mazeret değildir, Furu'dan olan hususlarda ise ancak belli şartlar altında mazaret olarak değerlendirilir, İlimsizlik'ten sakınılsın.

14- Hadis Amr bin Abese yoluyla Tirmizi ve Nesai’de nakledilmiştir. Hadisin Amr ibni Şuayb’dan gelen bir benzeri için bkz. Ebu Davud, Tereccül 17, (4202); Tirmizî, Edeb 56, (2822); Nesai, Zinet 13, (8, 136); İbni Mace, Edeb 25, (3721); Müslim, Fedail 100, (2341).

Hadis'in İsnadı Bagiyyenin kendi enaniyetini içerir ki o sahtekarlık ve tartıda hile yapardı. Ancak Hadis aynı zamanda Fedale ibni Ubeyd, Ömer (radiyallahu anh), Ebu Hureyre (radiyallahu anh) ve Ebu Necih es-Sulemi kanalıyla da rivayet edilmiştir.

Zehebi’nin kitapta yer verdiği Hadis bu sekliyle Tirmizi'de ve Ka'b bin Murra kanalıyla rivayet edilmiştir. Amr kanalıyla gelen rivayet bu Hadis'den sonra yer almıştır ve “İslam’da” bölümü “Allah yolunda” şeklinde gelmiştir.

15- Buhari, Muslim ve diğerlerinde Ebu Hureyre (radiyallahu anh)’dan rivayet edilmiştir. (Bkz. Buhari Enbiya: 5, Libas: 67, Müslim Libas: 80,Ebu Davud Tereccül:18, Nesai Zinet: 14,İbni Mace Libas: 32, Ahmed: 2/240, 260, 309, 401.)

İbn’ul Hacer Feth'ul Bari de (6/618) “saçları boyamak demek sakalları ve başı boyamaktır. Bu  beyaz saçın muhafaza edilmesi gerektiği yönündeki uygulamayla zıtlık içermez şöyle ki saçları boyamak beyaz saçı ortadan kaldırmak değildir. Muslim’in Cabir (radiyallahu anh)’dan rivayet ettiği Hadise göre de saçları siyahtan başka bir renge boyamak gerekmektedir. Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) Cabir (radiyallahu anh)'dan gelen Hadis'de:

“Rengini değiştirin ama siyahtan kaçının” buyurmaktadır. Ebu Davud’un İbni Abbas (radiyallahu anhum ecmain)'den rivayet ettiği bir başka Hadis'de de Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmaktadır:

“Son zamanlarda öyle bir nesil türeyecek ki o kimseler saçlarını kumru kursağı gibi siyaha boyayacaklar. Onlar Cennet'in kokusuna dahi erişemeyecekler.”

İbni Hibban Sahih olduğunu belirtmiştir ve İsnadı da güçlüdür.

15- Vücudun üzerinden sarkacak şekilde aşağıya doğru sarkıtılarak ve yere değen kısmı toplanmadan bırakmaktır.

el-Hattabi Mealim’us-Sünen de (1/154) ve oradan alıntıyla el-Azimabadi Avn’ul Mabud (2/239) da bu şekilde tarif etmektedir. Hattabi: İstimal el-Yahudi'yi, "elbisesiz kimsenin yalnız belden üstüne attığı şal” olarak açık­lıyor.

17- İbni Ömer (radiyallahu anhum ecmain) kanalıyla Ebu Davud ve Ahmed tarafından rivayet edilmiştir ve hasendir. bk. Buhârî, salât 6; Ebu Davud, salat 82; Ahmed b. Hanbel, II, 328. Sünen-i Ebu Davud Tercüme ve Şerhi, Şamil Yayınları: 2/494

18- Ebu Davud, Hakim ve Taberani Kebir’de hasen isnadla rivayet olunmuştur. Bkz. Sünen-i Ebu Davud, Kitab’us-Salat, Ayakkabıyla Namaz Kıl­ma Babı, H. No: 652, c. I, s. 427. Hakim de el-Müstedrek'inde rivayet ediyor ve "hadisin isnadı sahih'tir" diyor. ez-Zehebi de el-Telhis'de: "Sahih'tir" dedi.

19- Muhammed bin Kalavun (o 741 H) Biyografisi en-Nucum ez-Zahira (8/41, 115) ve ed-Durar’ul-Kamine (4/144) içinde bulunabilir.

İbni Kesir el-Bidaye ve’n-Nihaye’de hicri yediyüzüncü yıl içerisinde cereyan eden olayları anlatırken bu durumdan şu şekilde söz eder:

“Pazartesi günü Zımmile'rin uymaları gereken şartlar okundu. Bunların, devlet dairelerindeki görevlerinden azledilmeleri hususunda söz birliği edildi. Zillete maruz bırakıldılar. Bu husus şehirde ilan edildi. Hristiyanlarin mavi sarık, Yahudilerin sarı, (farklı bir Yahudi mezhebi olan) Samirilerin de kırmızı sarık kullanmaları zorunlu kılındı. Böylece çok hayırlar elde edildi. Bunların kılıkları farklı olunca Müslümanlardan rahatlıkla ayırt edilebilir hale geldiler. (İbni Kesir, el-Bidaye ve'n Nihaye, 14/61)”

20- Hadis'in sonu şu şekildedir: “sakallarınızı uzatın ve bıyıklarınızı kısaltın.”

İbni Ömer (radiyallahu anhum ecmain) kanalıyla Buhari, Muslim ve Beyhaki’de naklonulmuştur. Hadis Buhari'de şu ifadelerle yer alıyor: "Enhiku el-Şevarib Ve A'fü el-Lihye'' (Bıyıklarınızı kısaltın, sakallarınızı uzatın). Bkz. Feth’ul-Bari, Kitab’ul-Libas, Bıyıklan Kısaltma Babı, H. No:5893, 2. 10, s; 351; Müslim rivayetinde, müellifin yukarıda kullandığı ifadeleri kul­lanıyor. "Afvü, el-Şevarib Ve A'fu el-Liha" sözcükleri yerine "Ceza el-Şevarib Ve Erhu el-Liha Ve Halifu el-Mecuse" sözcüklerini kullanıyor. Görünürde farklı olan bu sözcüklerin anlamı aynıdır. Bkz. Sahih-i Müs­lim, Kitab el-Tahare Yaratılış Özellikleri Babı, H. No: 259-260. c.), s. 222.

Hadis aynı zamanda Ebu Hureyre (radiyallahu anh) kanalıyla Müslim'de rivayet edilmiştir.

21- Amr bin el-As (radiyallahu anh)’dan Muslim, Ebu Davud, Tirmizi ve diğerleri tarafından rivayet edilmiştir. Bkz. Sahih-i Müslim, Kilab el-Sıyam, Sahurun Fazileti Babı, H. No: 1096, c.2,-s. 771

22- Suyuti ed-Durr’ul Mensur’da (6/282) İbni Abbas (radiyallahu anhum ecmain)’in görüşü olarak aktarır ve Hatib’de geçmektedir. Şeyh'ul İslam İbni Teymiyye İktida’us Sıratıl Mustakim'de İbni Sirin, er-Rabi bin Enes ve Dahhak’dan bu görüşü aktarmıştır.

23- Aişe annemizden rivayet edilmiştir ve Buhari, Muslim ve Nesai’de yer almaktadır. Hadis'in bir benzeri için bkz. Buhari, Feth'ul-Bari, c.3, s. 474, H. No: 987, Kitap: Bayram­lar, Bab: Bayram namazını geçiren yerine iki rekat namaz kılar

24- İbni Kayyım’in Ahkamu Ehl'iz Zımme (2/659-778) adlı eserinde konuyla alakalı olarak detaylı bilgi verilmektedir.

25- Bugün maalesef Müslüman olduğunu iddia eden yığınlar işi o derece abartmıştır ki artık para ve ondan daha değerli şeyler karşılığında bahisler oynamaya başlamışlardır.

26- Ebu Bekir'den Sahih isnadla Tirmizi, İbni Mace, Ebu Davud ve diğerleri tarafından rivayet edilmiştir. Bir sonraki dipnota bkz.

27- Cerir ibni Abdullah (radiyallahu anh)’dan Ahmed, Ebu Davud, İbni Mace ve diğerleri bir çok farklı şekilde rivayet etmiştir.

Hadis Hasen İsnada sahiptir ve bir önce zikredilen Sahih Hadis ile desteklenmektedir. Bkz. Ebu Dâvud, Melâhim 17, (4338); Tirmizî, Tefsir, Mâide (3059), Fiten 8 (2169); İbnu Mâce, Fiten 20 (4005)

28- Her kim onların bu geleneklerinden hoşnut olursa Kafir olur. Her kim bunları Cehaleti'nden dolayı yapıyorsa onun Cehaleti giderilmelidir.

29- Buhari, Muslim ve diğerleri Ebu Hureyre (radiyallahu anh)’dan nakletmiştir.

Ayrıca İbni Abbas (radiyallahu anh)’dan, Ebu Said’ (radiyallahu anh)den, İbni Ömer (radiyallahu anh)’dan ve Ukbe bin Amir’den Müslim'de  rivayet edilmiştir. İbnu Ömer (radiyalalhu anh)’dan gelen rivayet için bkz. Buhârî, Mevâkît: 31, 30, Hacc: 73; Müslim, Müsâfirîn: 289, (838); Muvatta, Kur'ân: 47, (1, 220); Nesâî, Mevâkît: 33, (1, 277)

30- Müslim'de rivayet edilmiştir. Bkz. Sahih-i Müslim, Kitabu, Salat’il-Müsafirin ve Kasriha, Amr ibni Abese'nin Müslüman Olması Babı, H.-No: 832, el, s. 569-570-571. Ahmed b. Hanbel el-Müsned, s.4, s. 112.

Amr ibni Abese'den nakledilen uzunca bir Hadis'den bir bölümdür ve aynı zamanda Ebu Davud ve Nesai’de de yer almaktadır.

31- Acurri Ahlak’ul Ulema (128), İbni Abd'il Berr el-Cami (1/165), İbni Asakir Zemmu men la ya’mel bi İlmihi (33) ve Taberani es-Sağir (1/83). Zayıf İsnadlı'dır. Rivayet zincirinde yer alan Osman el-Burri birçok alim tarafından Metruk ilan edilmiştir. Ancak Hadis Ebu Derda’dan Mevkuf olarak Darimi’de, İbnu Mubarek ez-Zuhd’de (40), Ebu Nuaym (1/223) ve İbnu Abd'il Berr’de (1/65) yer almıştır.

Hadis bu şekliyle Sahih'tir.

32- Beyhaki’nin Sünen’ul-Kübra’daki (9/234) ve Abdu'r-Rezzak'taki (1609) rivayetlere benziyor ve Şeyhul İslam tarafından Sıratıl Mustakim’de sahih olarak adlandırılmıştır.

[33] Deylemi'de (ozet olarak 5261), Ebu Yala ve Ali bin Mabad Kitab et-Taah wa-l Masiyah da Nab ar-Rayab şeklinde (4/346) İbni Vehb kanalıyla Bekir ibni Mudar'dan o da Amir ibni Haris'den o da İbni Mes'ud (radiyallahu anh)'dan nakletmiştir.

Ravileri Sika'dir ancak Amir ile İbni Mes'ud arasında kopukluk vardır.

İbni Mubarek Zuhd'de Ebu Zer'den Mevkuf olarak nakleder. Hadis'in bu sekliyle rivayetinde ravilerden el-Ifriqi zayıf biridir. Bu söylediğin aynısını İbni Hacer de el-Metalib el-Aliye da (1605) el-Ifriqi için dile getirmektedir. Duamız bir olan Allah'adır.

34- el-Ma'ide 5/51

35- el-Furkan 25/72

36- Ebu Said el-Hudri (radiyallahu anh)’dan Buhari, Melahim: 17, (4340); Müslim, İman: 78 (49); Ebu Davud; Salatu'l-İydeyn: 248 (1140); Tirmizî, Fiten: 11 (2173); Nesaî, 17 (8, 111); İbnu Mace, Fiten: 20, (4013)’de nakledilmiştir.

37- Bu sözün kaynağını bulamadım ancak Suyuti de Dur'ul Mensur’da aynı ifadelere yer vermektedir.

38- et-Tahrim 65/6

39- Beyhaki es-Sünen el-Kübra (9/234) Şeyh'ul İslam Ibni Teymiye Sırat'ıl Mustakim'de bu Hadis için Sahih isnadlıdır der.

40- Muslim, Ebu Davud ve diğerleri Ayşe (radiyallahu anha)’dan nakletmiştir. Muslim 1719, Buhari. Sulh:5

Buhari ayrıca Talik şekilde rivayet etmiştir.

41- Buhari, Muslim ve diğerleri Ayşe (radiyallahu anha)’dan nakletmiştir. Yukarıki dipnota bkz.

42- Muslim, Ahmed ve Beyhaki (3/214) Cabir (radiyallahu anh)'dan rivayet etmiştir. Bu hadisin İrbaz bin Sariye (radiyallahu anh)’dan nakledilen bir benzeri için bkz. Tirmizî, İlim: 16, (2678); Ebu Davud, Sünne: 6, (4607);

43- Ibni Ebi Asım es-Sünne (15), el-Beyhaki el-Medhal (209), Hatin et-Tarik (4/369) el-Begavi (1/212) ve diğerleri tarafından Abdullah bin Amr (radiyallahu anh)’dan nakledilmiştir.

Hadisin isnadı zayıftır. Ibni Receb (Cami'ul-Ulum vel-Hikem’de (339) hadisin zayıflığını ve bozukluğunu uzun uzadıya açıklamıştır.

44- Ibni Mace: 43, el-Hakim (1/96) ve diğerlerince İrbad ibni Sariye (radiyallahu anh) kanalıyla nakledilmiştir.

Hadisin isnadı Hasen'dir.

45- Ahmed, Tirmizi, Ibni Mace ve diğerleri tarafından el-İrbad (radiyallahu anh)’dan nakledilmiştir.Tirmizî, İlim: 16, (2678); Ebu Dâvud, Sünne: 6, (4607) Hadisin isnadı Sahih'tir.

46- Bu Hadis'in kaynağını bulamadım.

47- Ebu Nu'aym, el-Hilye ve el-Herevi Zemm el-Kelam’da yer vermiştir.

Hadisin isnadı el-Iraki’nin Tahriç el-İhyada (2/169) bildirdiğine göre zayıftır.

48- Bu pasaj bir önceki Hadis'in son bölümüdür.

49- Zikredilen son üç Hadis'in Zayıf ve Garib oluşları bu Hadisleri ve Zehebi'nin anlatmak istediği şeyi olumsuz yönde etkilemez.

50- Lübnan'da bulunan iki yerleşim birimi.

51- Paskalya'dan önceki son Cuma (Good Friday) yenilen çörek (Paskalya çöreği) o günün kutlama yiyeceklerindendir ki bunun kökeni Paskalya öncesindeki 40 gün tutulan oruca dayanmaktadır. Paskalya Günü süslenen yumurtalar yeni hayatı temsil eder ki bu günde inançlarına göre İsa (aleyhi selam)'ın yeniden dirilmesi kutlanıp, yad edilir.

52- Ebu Katade’den Muslim, Ibni Mace ve diğerleri rivayet etmiştir. Müslim, Müsakat 132. Ayrıca bk. Nesaî, Büyû‘ 5; İbni Mace, Ticarat 30

53- Buhari, Muslim ve diğerleri Hakim bin Hizam’dan rivayet etmiştir. Bkz. Muslim:Büyû, 11

54- el-Beyyine 5

55- el-Fetih 48/29

56- en-Nisa 5/94

57- Ahmed, el-Bezzar ez-Zevaid (1/82) ve İbn Nasr es-Sunnah (85) Gudayf bin Haris’ten nakletmişlerdir.

Hadisin isnadı zayıftır çünkü Ebu Bekr bin Ebu Meryem ravileri arasındadır. Bu şahıs hakkında daha detaylı bilgi için el-Cunnah fi Tahriç es-Sünne’ye (85) başvurulabilir.

58- Bu konuda daha fazla bilgi için Şeyh'ul İslam İbni Teymiyye'nin Sıra'tıl Mustakim adlı eserine müracaat edilebilir.

59- el-Ma'ide 5/90

60- Ebu Hureyre (radiyallahu anh)’dan Buhari, Muslim ve diğerleri rivayet etmiştir. Hadisin lafzı şu şekildedir:

"Sizden kim yemin eder ve yemininde: "Lat ve Uzza'ya kasem olsun!" derse hemen "La ilahe illallah!" desin. Kim de arkadaşına: "Gel seninle kumar oynayalım" derse hemen (bir şeyler) tasadduk etsin!" Buhari, Eyman 5, Tefsir, Necm, Edeb 74, İsti'zân 52; Müslim, Eyman 5, (1647); Ebu Dâvud, Eyman 4, (3247); Tirmizi, Nüzür 17, (1545); Nesaî, Eymân 11, (7, 7).

İbni Esir Cami'ul Usul’de Hattabi'den aktararak derki: Sadaka versin sözü bahse tutuştuğu miktara işaret eder.  Ancak Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) burada genel manada bir Sadaka verilmesinden bahsetmektedir.

61- Bunlardan birinde Allah-u Te'ala şöyle buyurmaktadır:

“Ey iman edenler. Karşılıklı rızaya dayanan ticaret olması hali müstesna, mallarınızı batıl (haksız ve haram yollar) ile aranızda (alıp vererek) yemeyin. Ve kendinizi öldürmeyin. şüphesiz, Allah sizi esirgeyecektir.” (en-Nisa 4/29)

62- Dur'ul Mensur (2/230) ve el-Acurri Tahrim en-Nard ves-Satranc vel-Melahi (163-165)

63- Buhari, Muslim ve diğerleri hadisi Ebu Talha el-Ensari’den rivayet etmişlerdir. [Buhari, Libâas 92, 88, Bed'u'l-Halk 6, 14, Megâzî 11; Müslim, Libas 102, (2606); Ebu Davud, Libas 48, (4155); Tirmizi, Edeb 44, (2805); Nesaî, Zinet 112, (8, 212, 213); İbnu Mace, Libas 44, (3649).]

64- Beyhaki es-Sünen el-Kübra (9/235)

65- Bu gün, “Shamm an-Nasim Bayramı” olarak adlandırılmaktadır. Yunan-Koptik Paskalyası'nın hemen ertesine denk gelen Pazartesi günü Mısırlılarca kutlanan bir bayramdır.

66- “Amin” sözcüğü cumhurun kanaatine göre “Ey Allah'ım Dualarıma cevap ver!” manasındadır. Mukatil bu sözcüğün Duayı güçlendirdiğini ve Bereketle nurlanmaya yol açtığını söylemiştir. İbni Mace’nin Ayşe (radiyallahu anhu)’dan naklettiği bir Hadis'de Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmaktadır:

“Yahudilerin sizin Selam vermenizden ve Amin demenizden daha çok sizde kıskandıkları bir başka haslet yoktur.” buyurmaktadır. (Bu hadisi Buhari Cüz'ünde (988) Ahmed (6/1 35) ve İbnu Mace (856) Sahih bir senetle rivayet etmişlerdir.)
Kişinin Ehl'üs Sünnet, Ehl'ul Hadis, Ehl'ul Asar, Selefi olmasının alameti Sünnet'e ittiba etmesidir.

Çevrimdışı Izhâr'ud Dîn

  • Özel Üye
  • Tam Üye
  • *
  • İleti: 233
  • Değerlendirme Puanı: +5/-0
  • فَفِرُّوا إِلَى اللَّهِ
Ynt: Müşrikleri Taklid Etmeye Reddiye, Zehebi
« Yanıtla #2 : 30.12.2020, 23:47 »
Bismillâh,

Hatırlatma!..
Şeyh'ul İslâm İbnu Teymiyye (Rahimehullâh) dedi ki:

والعالم يعرف الجاهل؛ لأنه كان جاهلا، والجاهل لا يعرف العالم لأنه لم يكن عالما

"Âlim câhili tanır çünkü o da (bir zamanlar) câhildi. Câhil ise âlimi tanıyamaz çünkü o hiçbir zaman âlim olmadı." (Şeyh'ul İslâm İbnu Teymiyye, Mecmû'ul Fetâvâ, 13/235)

 

Related Topics

  Konu / Başlatan Yanıt Son İleti
0 Yanıt
1921 Gösterim
Son İleti 02.08.2015, 03:39
Gönderen: Uhey
0 Yanıt
2139 Gösterim
Son İleti 02.07.2016, 20:21
Gönderen: Tevhid Ehli
1 Yanıt
3368 Gösterim
Son İleti 24.08.2017, 13:14
Gönderen: Tevhid Ehli
0 Yanıt
2195 Gösterim
Son İleti 09.05.2017, 18:58
Gönderen: AbdulHadi
1 Yanıt
145 Gösterim
Son İleti 16.01.2021, 03:05
Gönderen: Tevhid Ehli