Darultawhid

Gönderen Konu: FITIR SADAKASI KAFİRE VERİLMEZ, KAFİRDEN DE ALINMAZ!  (Okunma sayısı 2393 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Es-Sarimu'l-Meslul

  • Ziyaretçi
FITIR SADAKASI KAFİRE VERİLMEZ, KAFİRDEN DE ALINMAZ!



:بسم الله والحمد لله الذي هدانا لدينه المرتضى، والصلاة والسلام على رسوله المصطفى وعلى آله وصحبه اجمعين! وبعد

Fıtır sadakası, zekatın kapsamında olan; hür olsun köle olsun, küçük olsun büyük olsun, kadın olsun erkek olsun herkese farz kılınan bir ameldir. Bu farzın ahkamına, şartlarına, keyfiyetine, vaktine, nasıl eda edileceğine dair bilgiler daha önce şu adreste açıklanmıştır: (Fıtr Zekatı Babı)

Burada daha çok üzerinde duracağımız mesele fıtır sadakasının kafire verilmeyeceği, aynı şekilde ondan alınmayacağı meselesidir. Bu konuda, ümmetin fıkhının kaleme döküldüğü ve fıkhın temel kaynaklarında önder olmuş "el-Muğni" eserin sahibi Şeyh Muvaffakuddin İbn Kudame Rahimehullah şu açıklamaları yapmaktadır:

“Kendilerine zekât verilen kimselere fıtır sadakası verilebilir. Çünkü bu sadaka, bir zekâttır ve verileceği kimseler, zekâttaki söz konusu olan sınıflar da olabilir. Çünkü bu, bir zekâttır ve Yüce Allah'ın: "Sadakalar (zekâtlar) Allah'tan bir farz olarak ancak, yoksullara, düşkünlere... verilir." (Tevbe, 60) buyruğunun genel kapsamına girmektedir. Bu sadakayı, kendilerine zekâtın verilmesi caiz olmayan kişilere vermek ise caiz değildir.

Fıtır sadakasını bir zimmî'ye vermek caiz olmaz. Bunu, İmam Malik, Leys, İmam Şafiî ve Ebu Sevr söylemiştir. Ebu Hanife bunun caiz olduğunu söyler. Nitekim zekâtın Müslümanlardan başkasına vermenin caiz olmayacağı hususunda ihtilaf da yoktur.

İbn Munzir dedi ki: “İlim ehli zimmet ehlinden bir kimseye zekattan vermenin caiz olmayacağı hususunda icma etmiştir.”
[el-Muğni, 1987. Mesele, 3/98]

Muhakkik alimlerden İbn Munzir Rahimehullah’ın naklettiği gibi ilim ehli zimmiye zekat verilmeyeceğinde ittifak etmiştir. İbn Kudame’de fıtır sadakasının bir tür zekat olduğunu belirtmiştir. Zaten ümmetin fıkıh kitaplarında “Zekat Kitabı” bölümünde, fıtır sadakası incelenmekte ve ahkamı zikredilmektedir. Kafirlere fıtır sadakasının verilmesinin caiz olmadığı hususu açıktır…

Genel hüküm böyledir. Lakin bu genel hükümden daha özel bir mesele vardır ki karıştırılmaması için burada ayrıca zikretmek isteriz. Bu mesele Müellefet-i Kulub/Kalpleri İslam’a Isındırılacak Kimseler’e zekat veya fıtre verilmesi meselesidir. Buna dair ahkam da rastgele belirlenemez. Kişi işin içinden çıkamayıp da “Zekat, fıtre verecek müslüman kimse yok. O  yüzden gideyim şu kafir akrabama veya komşuma zekatı, fıtreyi vereyim, kalpleri İslam’a ısınsın” diye rastgele kafirleri müellefe-i kulub statüsünde değerlendiremez.

Kaldı ki zekat, fıtre kişinin rastgele istediği kişiye verebileceği bir şey de değildir. Bu zekat ve fıtrelerin verileceği müslüman kimseleri bile zekattan sorumlu devlet memurları, memur olmasa bile müslümanların büyükleri ve önde gelenleri tayin ediyor, kişinin hevasına bırakılmıyorken, nasıl olurda rastgele bir kafiri müellefe-i kulub kapsamında değerlendirebilir? Söz konusu bu kişi hakikaten kalbi ısınacak, İslam’ı ve ehline sevgi bağı ile bağlanacak, kendisi vasıtasıyla insanların İslam’a girebileceği biri midir? Soruşturulması gereken bir sürü durum söz konusudur…

İbn Kudame Rahimehullah "Umdetu'l-Fıkh" adlı eserinde zekat verilecek sınıflardan “Müellefe-i Kulub” sınıfını açıklarken şunları zikreder:

“Muellefet'ul Kulub (kalpleri İslam’a ısındırılanlar); kendilerine (zekattan) pay verilerek, İslamlarının, şerlerini def etmenin, imanlarını arttırmanın veya Müslümanlar adına (zekatı) dağıtmalarının veyahut da zekat vermek istemeyenlerden zekat alınmasına yardım etmelerinin ümit edildiği, kendisine itaat edilen kabile reisleridir.”

İbn Kudame Rahimehullah’ın "Umdetu'l-Fıkh" adlı eserine Şerh yazan Bahauddin el-Makdisi Rahimehullah “el-Udde” eserinde -özetle- şunları zikretmiştir:

“Kafirin İslam'a girmesi umuluyor ya da şerrinden korkuluyorsa ona da zekat verilir. Nitekim Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem Safvan ibni Ümeyye’ye müşrik olduğu dönemde zekat vermişti. Müslümanlardan da şerefli bir kavme mensup olup kendilerine zekat verildiğinde benzerleri olan kavimlerin İslam'a girmesi umuluyorsa onlara da Müellefe-i Kulub kapsamında zekat verilir.” (Zekat Verilmesi Caiz olan Kimseler Babı)

Görüldüğü gibi bir kafiri müellefe-i Kulub sınıfına dahil etmek herkesin yapacağı bir iş değildir. Ehliyet ve liyakat isteyen bir iştir. Devlet ve müslümanların büyüklerinin, ilim adamlarının maslahat görmesi ile tayin edilen, şartlarının gözetilmesi gereken içtihadi bir meseledir. Ayrıca incelenmesi gerekir…

Kafirlerden fıtre veya zekat almaya gelince; müşriğin üzerine vacip olan zekat, fıtre vb. ibadetler değil, şirkten tevbe edip, tevhidi öğrenmesi ve hayatında ikame etmesidir. Müşriğin bu ameli batıldır ve geçersizdir. Allahu Teala’nın ancak birer “pislik” olarak nitelediği bir varlıktan “temizlenmesi, arınması” gibi maksatları güderek verdiği zekat veya fitre nasıl alınır, nasıl kabul edilebilir?

Yine İbn Kudame Rahimehullah aynı eserde şöyle demiştir:

“Kafirin zekat vermesine gelince, ona zekatın gerekmediği hususunda ihtilaf bulunmamaktadır” [el-Muğni, 1738. Mesele, 2/464]

Bir müslüman nasıl kendisini İslam’a nisbet eden bir müşrik ile namaz kılamıyorsa, aynı şekilde ondan “temizlenmek, arınmak” gibi şirk içerisinde ki durumuyla çelişkili olan gayelerle verdiği zekatı, fitreyi almamalıdır. Müşriğin bu gayesine aracı olmamalıdır.

Son olarak ister kafirlere fıtre vermek olsun, isterse de kafirlerden fıtre almak gibi durumlar olsun, bütün bunlar kafirler ile beraatini gerçekleştirmeyen, müslümanlara sırtını dönüp, kafirlere sırtını dayayan, kafirce hayat suren, onlara yalakalık/müdahane yapan insanların başlarına gelecek ve onların gündem edebileceği meseleler olduğunu da hatırlatmak isteriz. Çünkü kafirler ile berasını gerçekleştirmiş, müslümanlar ile vahdet içerisinde yaşayan kimselerin böyle gündemlere ihtiyaçları yoktur! Fitresini vereceği veya alacağı yerde zaten müslümanlardır. O yüzden kişi küfürden ve ehlinden tamamen beri olmadığı, İslam’a ve ehline karşı velasıda tam olmadığı için sürekli böyle çelişkiler içerisinde kalacaktır!

Aslında kafirleri müslümanlara tercih ederek, küfür ile iman arasında bir yol tutmak için kırk dereden su getiripde mutlaka bu batıl durumlarına mazeret sunup sıvaşmaya çalışanlara bunu hatırlatmak abesle iştigaldir. Kaldı ki onlar daha büyük meselelerde batıllarına uydurdukları kılıfları, bu durumlardan daha alt derecede olan zekat, fitre gibi ameller içinde hayli hayli uydururlar, şaz ve ümmetçe tercih edilmeyen batıl görüşler ile amel eder sıvışır giderler…

Ve’l-Hasıl; kafirlere fıtre vermek ümmetin icması ile caiz değildir. Bu hususa sadece İmam Ebu Hanife muhalefet etmişse de muteber değildir. Sünnet’e muvaffak olan görüş, kafirlere fitre verilmeyeceği görüşüdür. Zira böyle bir sünnetin Rasulullah Sallallahu Aleyhi Ve Sellem’den varid olduğuna dair ne sahih ne de zayıf bir sünnet bilmiyoruz. Aynı şekilde kafirlerden zekat, fitre alınması yukarıda zikrettiğimiz sebepler üzerine caiz değildir. En doğrusunu Allahu Teala bilir.

Çevrimdışı Izhâr'ud Dîn

  • Özel Üye
  • Full Member
  • *
  • İleti: 247
  • Değerlendirme Puanı: +5/-0
  • فَفِرُّوا إِلَى اللَّهِ
Ynt: FITIR SADAKASI KAFİRE VERİLMEZ, KAFİRDEN DE ALINMAZ!
« Yanıtla #1 : 22.05.2020, 00:13 »
Bismillâh,

Hatırlatma!..
Şeyh'ul İslâm İbnu Teymiyye (Rahimehullâh) dedi ki:

والعالم يعرف الجاهل؛ لأنه كان جاهلا، والجاهل لا يعرف العالم لأنه لم يكن عالما

"Âlim câhili tanır çünkü o da (bir zamanlar) câhildi. Câhil ise âlimi tanıyamaz çünkü o hiçbir zaman âlim olmadı." (Şeyh'ul İslâm İbnu Teymiyye, Mecmû'ul Fetâvâ, 13/235)

 

Related Topics

  Konu / Başlatan Yanıt Son İleti
8 Yanıt
8855 Gösterim
Son İleti 15.07.2019, 19:37
Gönderen: İbn Umer
0 Yanıt
1227 Gösterim
Son İleti 01.03.2018, 23:30
Gönderen: Tevhid Ehli
1 Yanıt
1435 Gösterim
Son İleti 23.05.2018, 02:49
Gönderen: AbdulAzim