Darultawhid

Gönderen Konu: İMAM ES-SİCZİ'NİN İ'TİKADİ GÖRÜŞLERİ  (Okunma sayısı 2382 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimiçi Uhey

  • Administrator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 1114
  • Değerlendirme Puanı: +14/-0
اعتقاد اﻹﻣﺎم أﺑﻲ ﻧﺼﺮ اﻟﺴﺠﺰي
İmam es-Siczi (Sicistani)’nin İ’tikadı

Hafız Ebu Nasr Ubeydullah ibni Sa’id ibni Hatim el-Vaili es-Siczi (ö. 444H)1

Sicistan’ın Vail köyünden olduğu için el-Vaili (es-Semani, el-Ensab, 5/570), Bekir Kabilesi’ne mensub olduğu için el-Bekri (es-Semani, el-Ensab, 5/571) ve Sicistanlı olduğu için Siczi nisbetleriyle nisbet edilmektedir. Siczi, Sicistani sözünü ifade etmek için kullanılmaktadır.

Hanefi Mezhebi’ne mensubtur ve Hanefi fıkhını, Kufe’de Hanefi fukahasından olan babası Sa’id ibni Hatim ibni Ahmed’den öğrenmiştir.

Hadis hafızıdır. 400H yılı civarında hadis tahsiline başlamıştır. Hadis tahsili için Hicaz, Şam, Irak ve Horasan’a seyahatler yapmış ölene kadar ikamet etmek üzere Mekke’de Mescid el-Haram yakınlarına yerleşmiştir. (ibni Makula, el-İkmal, 7/398)

Şeyhleri arasında birçok önemli şahsiyet bulunmaktadır. Bölgelere göre şeyhlerinden bazıları şunlardır:

Sicistan’da: Babası Sa’id ibni Hatim ibni Ahmed (es-Semani, el-Ensab; 5/571; Kureşi el-Hanefi, el-Cevahir el-Mudiye fi Tabakat el-Hanefiyye, 2/896) ve dil alimi, Ebu Zuheyr Me’sud ibni Muhammed.

Nisabur’da: Ebu Abdullah el-Hakim en-Nisaburi (ö. 405H) ve Ebu Ya’la Muhammed el-Mahlebi.

Mekke’de: Ahmed ibni İbrahim ibni Firas el-Abkasi (es-Semani, el-Ensab, 5/571; Zehebi, Siyer A'lem'in Nubela, 17/655)
 
Ayrıca: Ebu Abd’ur Rahman es-Sülemi, Ebu Ahmed el-Ferdi Ubeydullah el-Mukri, onların Mevla’sı el-Habbal el-Mısri, Ebu'l Hasan el-Mucbir Müsnidu Bağdad ve Mısır, Basra ve Irak’lı birçok alim. (ibni Makula, el-İkmal, 7/398)

Talebeleri arasında da mühim şahsiyetler bulunmaktadır:

Kıraat alimi olan Ebu Ma’şer et-Taberi, Hafız Abd’ul Aziz ibni Muhammed en-Nehşebi, İbni Hakkak olarak meşhur olmuş Hafız Ebu’l Fazl Ca’fer ibni Yahya et-Temimi (es-Semani, el-Ensab, 5/571), Ca’fer ibni Ahmed es-Serrac, Hafız ve Muhaddis olan Ebu İshak İbrahim İbni Sa’id en-Nu’mani el-Habbal, Sehl ibni Bişr el-İsferayani ve daha birçokları bulunmaktadır. (Zehebi, Siyer A'lem'in Nubela, 17/655)

Kaynaklarda birçok eseri olduğu geçmekle beraber, en meşhur eseri –günümüze ulaşmamıştır- Kur’an’ın mahluk olmadığına dair kaleme aldığı "el-İbanet’ul Kübra" ismi ile meşhur olmuş "el-İbane fi’r Redd ale’z Zaiğin fi Meselet’il Kur’an" isimli eseridir. Ayrıca Zubeyd halkına göndermiş olduğu ve Allah’ın Kelamı’nın Harfler ve Ses ile olmadığını iddia edenlere karşı yazmış olduğu reddiyesi "Risale İla Ehli’z Zubeyd" olarak bilinen "Risale es-Siczi ila Ehli Zubeyd fi er-Red ala men Enkera el-Harf ve's Savt" ve son olarak "Rivayet’ul Ebna ani’l Eba" isimli eseridir. Tarihe dair bir eseri olduğu da söylenmiştir. (Hediyyet’ul Arifin ve Esma’ul Müellifin ve Asar’ul Musannifin)

İ’tikadi meselelerde Selefin görüşüne ittiba eden şeyh, hadislerin rivayet şekilleri ve ravilerin halleri konusunda derin bir bilgiye sahipti. İlim tahsili için seyahatler etmiş önce Mısır’a ardından da Mekke’ye yerleşmiş ve vefat edene kadar orada ikamet etmiştir. Geçim sıkıntısı çekmesine karşın, ilim tahsili sebebiyle elde edeceği sevab sebebiyle, tahsiline ara vermemiş ve ilim tahsiline devam etmiştir.

Habbal’dan rivayete göre: Bir gün kendisi, Ebu Nasr es-Siczi’nin evindeyken kapı çalınır. Habbal kalkar ve kapıyı açar. Elinde bin dinar olan bir kadın içeri girer ve Ebu Nasr es-Siczi’ye uzatır ve ona: Dilediğin gibi harca, der. Ebu Nasr es-Siczi: Ne demek istiyorsun? diye sorar. Kadın ona: Ben seninle evlenmek istiyorum. Evliliğe ihtiyacım yok ama sırf sana hizmet edebilmek için seninle evlenmek istiyorum, der. Ebu Nasr es-Siczi ona paraları da alıp gitmesini emreder. Kadın ayrıldıktan sonra şöyle der: Ben Sicistan’dan ilim tahsili için ayrıldım. Ne zaman evlenirsem o zaman bu isim (ilim talebesi) benden kaldırılır. Ben hiçbir şeyin getirisini, ilim elde etmek ile kazanacağım sevaba tercih etmem.

Bu olayı nakleden Zehebi şunları söyler: Şunu kasdetmiştir: Ne zaman altın için evlenecek olsa sevabı az olacaktır. Aksine evlenecek olsa onun için iyi olurdu ve onun ilim elde etmesine zararı olmazdı zira bu, ilim ile amel olurdu. Ama o, orada bir yabancıydı, başkalarına muhtaç kalacağından endişe etti ve kendi işleri onu ilim elde etmekten alıkoyacaktı. (Zehebi, Siyer A'lem'in Nubela, 17/655-656)
 
Huffazın (hadis hafızlarının) üstadıydı; Horasan, Mekke, Mısır, Basra ve Irak’ta hadis işitmiş ve tahsil etmiş, vefatından önce Mekke’ye yerleşmiş ve vefat edene kadar Kabe’ye yakın bir yerde ikamet etmiştir. (ibni Makula, el-İkmal, 7/398)

es-Semani onun huffazdan (hadis hafızlarından) olup Mısır’a yolculuk ettiğini yine Horasan çevresine yolculuklar ettiğini, birçok alimle tanışıp Mekke’ye yerleştiğini, hadis alanında çok büyük bir ilme sahib olduğunu söylemektedir. (es-Semani, el-Ensab, 5/570-571)

Abd’ul Aziz en-Nehşebi ondan Mu’cem’de kendi şeyhleri arasında bahseder ve şöyle der: Ebu Nasr el-Vaili, hadis alimi, sika zabt Ehli Sünnet alimlerindendir. (es-Semani, el-Ensab, 5/571)

Suyuti dedi ki: Hadis ve Sünnet alanlarında üstaddı ve çokça seyahat etmiştir. (Suyuti, Husn'ul Muhadara fi Tarihi Mısr ve’l Kahira, 1/353)

Zehebi onun hakkında şu ifadeleri kullanır: İmam, alim, yetenekli hafız, Sünnetin şeyhi Ebu Nasr Ubeydullah ibni Sa’id (...) Haram’ın şeyhi, Kur’an’ın mahluk olmadığı hakkındaki el-İbanet’ul Kübra müellifidir. Büyükçe bir cilttir ve asar ilmindeki otoritesini göstermektedir. (Zehebi, Siyer A’lem'in Nubela, 17/654)

Hafız, hüccet (...) Ebu Nasr, tecvid ilmini iyi bilen ve hafız birisiydi. el-Mahamili'nin arkadaşlarından ve onların tabakalarından rivayet nakletmiştir. (Zehebi, Muhtasar el-Uluvv li'l Aliyy'il Azim, no: 243 terc., 295)

Şeyh Siczi, Muharrem 444H yılında (Mayıs 1052) Mekke’de vefat etmiştir.



Alıntı yapılan: dipnotlar
1- Biyografi çeşitli kaynaklardan derlenmiştir. Ayrıca bkz: Yakut, Mu’cem’ul Buldan, 5/356; Zehebi, Tezkiret’ul Huffaz, 3/1118-1120; İbni Hacer, Tebsir’ul Müntebih, 2/727 ve 4/1477; Suyuti, Tabakat’ul Huffaz, 428; Fasi, İkd’us Semin, 5/307-308; Kettani, er-Risalet’ul Müstetrafe, 39
Kişinin Ehl'üs Sünnet, Ehl'ul Hadis, Ehl'ul Asar, Selefi olmasının alameti Sünnet'e ittiba etmesidir.

Çevrimiçi Uhey

  • Administrator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 1114
  • Değerlendirme Puanı: +14/-0
Ynt: İMAM ES-SİCZİ'NİN İ'TİKADİ GÖRÜŞLERİ
« Yanıtla #1 : 20.07.2016, 19:53 »
اعتقاد اﻹﻣﺎم أﺑﻲ ﻧﺼﺮ اﻟﺴﺠﺰي
İmam es-Siczi (Sicistani)’nin İ’tikadı

Ehli Sünnet ve'l Cema'at
ﻓﺄﻫل ﺍﻟﺴﻨﺔ : ﻫﻡ ﺍﻟﺜﺎﺒﺘﻭﻥ ﻋﻠﻰ ﺍﻋﺘﻘﺎﺩ ﻤﺎ ﻨﻘﻠﻪ ﺇﻟﻴﻬﻡ ﺍﻟﺴﻠﻑ ﺍﻟﺼﺎﻟﺢ ﺭﺤﻤﻬﻡ ﺍﷲ ﻋﻥ ﺍﻟﺭﺴﻭل ﺼﻠﻰ ﺍﷲ ﻋﻠﻴﻪ ﻭﺴﻠﻡ ﺃﻭ ﻋﻥ ﺃﺼﺤﺎﺒﻪ ﺭﻀﻲ ﺍﷲ ﻋﻨﻬﻡ ﻓﻴﻤﺎ ﻟﻡ ﺜﺒ ﺕ ﻓﻴﻪ ﻨﺹ ﻓﻲ ﺍﻟﻜﺘﺎﺏ ﻭﻻ ﻋﻥ ﺍﻟﺭﺴﻭل ﺼﻠﻰ ﺍﷲ ﻋﻠﻴﻪ ﻭﺴﻠﻡ

Ehli Sünnet: Selefi Salihinin, Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’den veya Kitab’dan yahut Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’den tasdik edici bir Nass olmadığında, Ashabı’ndan rivayet ettiklerine, kati olarak İ’tikad edenlerdir. (Siczi, Risale es-Siczi ila Ehli Zubeyd fi'r Red ala men Enkera el-Harf ve's Savt, 143)

Sözlerine Nastan Dayanak Getirememek Bid’at Ehlinin Alametlerindendir

كذلك فكلّ مدع للسنّة يجب أن يطالب بالنقل الصحيح بما يقوله، فإن أتى بذلك عُلِم صدقه، وقبل قوله، وإن لم يتمكن من نقل ما يقوله عن السلف، علم أنه محدث زأئغ وأنه لا يستحق أن يصغا إليه أو (يناظر) في قوله، وخصومنا المتكلمون معلوم منهم أجمع اجتناب النقل والقول به بل تمحينهم لأهله ظاهر، ونفورهم عنهم بين، وكتبهم عارية عن إسناد

Dolayısıyla; Sünnete tabi olduklarını iddia eden herkesin, söylediği herşeyi, sahih nakille desteklemesi vacibdir. Bununla gelirse (sözünü nakille desteklerse), bu durumda onun sıdkı bilinir ve sözü kabul edilir. Eğer söylediği sözüne Selefden bir nakil getiremiyorsa, onun muhdes bir saptırıcı olduğu anlaşılır. (Sözü) dinlenilmeyi haketmediği gibi, sözüyle alakalı onunla tartışılmaz da. Hasmımız (muhaliflerimiz) olan mutekellimin (kelamcılar), nakilden ve ona dayanarak konuşmaktan ictinap etme hususunda icma etmekle bilinmektedir. Aksine, nakil ehlini mihneye (imtihana, işkenceye) sokmakta oldukları zahirdir ve onların insanları onlardan uzaklaştırmakta oldukları da açıktır. Kitapları da, isnaddan yoksundur. (Siczi, Risale es-Siczi ila Ehli Zubeyd fi'r Red ala men Enkera el-Harf ve's Savt, 146)

Ahad Haberin Bağlayıcılığı Olduğunu İnkar eden ve Aklı Üzere Mezhebini Kuran Bid’atçidir

ﻭﻤﻌﻠﻭﻡ ﺃﻥ ﺍﻟﻘﺎﺌل ﺒﻤﺎ ﺜﺒﺕ ﻤﻥ ﻁﺭﻴﻕ ﺍﻟﻨﻘل ﺍﻟﺼﺤﻴﺢ ﻋﻥ ﺍﻟﺭﺴﻭل ﺼﻠﻰ ﺍﷲ ﻋﻠﻴﻪ ﻭﺴﻠﻡ ﻻ ﻴﺴﻤﻰ ﻤﺤﺩﺜﺎ ﺒل ﻴﺴﻤﻰ ﺴﻨﻴﺎ ﻤﺘﺒﻌﺎ ﻭﺃﻥ ﻤﻥ ﻗﺎل ﻓﻲ ﻨﻔﺴﻪ ﻗﻭﻻ ﻭﺯﻋﻡ ﺃﻨﻪ ﻤﻘﺘﻀﻰ ﻋﻘﻠﻪ ﻭﺃﻥ ﺍﻟﺤﺩﻴﺙ ﺍﻟﻤﺨﺎﻟﻑ ﻟﻪ ﻻ ﻴﻨﺒﻐﻲ ﺃﻥ ﻴﻠﺘﻔﺕ ﺇﻟﻴﻪ ﻟﻜﻭﻨﻪ ﻤﻥ ﺃﺨﺒﺎﺭ ﺍﻵﺤﺎﺩ ﻭﻫﻲ ﻻ ﺘﻭﺠﺏ ﻋﻠﻤﺎ ﻭﻋﻘﻠﻪ ﻤﻭﺠﺏ ﻟﻠﻌﻠﻡ ﻴﺴﺘﺤﻕ ﺃﻥ ﻴﺴﻤﻰ ﻤﺤﺩﺜﺎ ﻤﺒﺘﺩﻋ

Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’den sahih yolla nakledilen ile konuşanın bid’atçi olarak isimlendirilmeyeceği malumdur. Aksine, Sünni ve muttabi olarak isimlendirilir. Kendi nefsinden konuşup bunun aklının neticesi olduğunu iddia eden, kendisiyle çelişen hadise ahad haber olduğu gerekçesiyle itibar etmeyi uygun görmeyen, ahad haberlerin de ilim gerektirmediğini, kendi aklının (vardığı neticelerin) ise ilim gerektirdiğini ileri süren işte bu (kimse) muhdes ve bid’atçi olarak isimlendirilmeyi haketmektedir. (Siczi, Risale es-Siczi ila Ehli Zubeyd fi'r Red ala men Enkera el-Harf ve's Savt, 147)

Bir Alim -Muhalifleri Bid’at Ehliyse- Kendisini Ehli Sünnet Olarak Tanımlarsa, Bu Kibir Değildir ve Yerilmez

ﻭﻤﻥ ﻜﺎﻥ ﻟﻪ ﺃﺩﻨﻰ ﺘﺤﺼﻴل ﺃﻤﻜﻨﻪ ﺃﻥ ﻴﻔﺭﻕ ﺒﻴﻨﻨﺎ ﻭﺒـﻴﻥ ﻤﺨﺎﻟﻔﻴﻨﺎ ﺒﺘﺄﻤل ﻫﺫﺍ ﺍﻟﻔﺼل ﻓﻲ ﺃﻭل ﻭﻫﻠﻪ ﻭﻴﻌﻠﻡ ﺃﻥ ﺃﻫل ﺍﻟﺴﻨﺔ ﻨﺤﻥ ﺩﻭﻨﻬﻡ ﻭﺃﻥ ﺍﻟﻤﺒﺘﺩﻋـﺔ ﺨﺼﻭﻤﻨﺎ دوننا

İlim tahsili en düşük seviyede olanlar bile bizimle muhaliflerimiz arasındaki farkı bu fasılın önceki kısımları baz alarak ayırtedebilir. Dolayısıyla, bizim Ehli Sünnet olup onların (Ehli Sünnet) olmadığını ve bid’atçilerin hasımlarımız olup (bid’atçilerin) biz olmadığımızı anlar. (Siczi, Risale es-Siczi ila Ehli Zubeyd fi'r Red ala men Enkera el-Harf ve's Savt, 147)

Bid’at Ehli, İnanmadıkları Şeyleri -Onlar Hakkında İyi Düşünenleri Aldatmak ve Saptırmak İçin- Yaparlar

ﻭﺃﻤﺎ ﺘﻅﺎﻫﺭﻫﻡ ﺒﺨﻼﻑ ﻤﺎ ﻴﻌﺘﻘﺩﻭﻨﻪ ﻜﻔﻌل ﺍﻟﺯﻨﺎﺩﻗﺔ ﻓﻔـﻲ ﺇﺜﺒـﺎﺘﻬﻡ ﺃﻥ ﺍﷲ ﺴـﺒﺤﺎﻨﻪ ﻭﺘﻌﺎﻟﻰ ﺍﺴﺘﻭﻯ ﻋﻠﻰ ﺍﻟﻌﺭﺵ ، ﻭﻤﻥ ﻋﻘﺩﻫﻡ : ﺃﻥ ﺍﷲ ﺴﺒﺤﺎﻨﻪ ﻻ ﻴﺠﻭﺯ ﺃﻥ ﻴﻭﺼﻑ ﺒﺄﻨﻪ ﻓﻲ ﺴﻤﺎﺀ ﻭﻻ ﻓﻲ ﺃﺭﺽ، ﻭﻻ ﻓﻲ ﻋﺭﺵ ﻭﻻ ﻓﻭﻕ

Onlara (Eşarilere) gelince, zındıklar gibi i'tikadlarına aykırı olanı (yaşıyormuş gibi) gösterirler ki bu (örneğin) onların Allah Subhanehu ve Tea’la’nın arşa istiva ettiğini tasdikleridir. Ancak; Allah Subhanehu’nun ne semada ne yeryüzünde ne arşda ne de üstte olduğu şeklinde vasfedilmesinin caiz olmadığı da onların akidelerindendir. (Siczi, Risale es-Siczi ila Ehli Zubeyd fi'r Red ala men Enkera el-Harf ve's Savt, 180)

Hiçbir Bid’atçi –İlmi Çok Olsa da- İmam Olarak Adlandırılamaz, Birinin İmam Olarak Adlandırılmasının Tek Şartı; Menhece Bağlı ve Selefin Takibçisi Olmasıdır

وإن زمانا يقبل فيه قول من يرد على الله سبحانه، وعلى الرسول صلى الله عليه وسلم، ويخالف العقل، ويعد مع ذلك إماماً، لزمان صغب والله المستعان

Zaman; Allah Subhanehu’yu ve Rasulu (sallallahu aleyhi ve sellem)’i, inkar edenin ve hatta akla muhalefet edenin sözünün kabul gördüğü bir zamansa ve kişi böyle olmasına karşın imam olarak isimlendiriliyorsa, bu zorlu bir zamandır. Vallahul Muste’an (Yardım istenilecek olan Allah’tır)! (Siczi, Risale es-Siczi ila Ehli Zubeyd fi'r Red ala men Enkera el-Harf ve's Savt, 194)

فإذا تقدم واحد في هذه العلوم، وكان أخذه إياها ممن علم تقدمه فيها، وكونه متبعا (للسلف) مجانبا للبدع حكم بإمامته واستحق أن يؤخذ عنه ويرجع إليه ويعتمد عليه

İlmin bu alanlarında ilerleyen ve bunları; bunlarda ilerlemiş  birinden öğrendiyse ve durumu (Selefe) tabi olmak, Bid’atlerden kaçınmaksa; imamlık ona bahşedilir. Kendisine müracaat edilerek ve itimat edilerek ilim alınmaya müstehaktır. (Siczi, Risale es-Siczi ila Ehli Zubeyd fi'r Red ala men Enkera el-Harf ve's Savt, 316-317)

وكان في وقتهم علماء لهم تقدم في علوم، واتباع على مذهبهم لكنهم وقعوا في شيء من البدع إما القدر، وإما التشيّع أو الإرجاء عرفوا بذلك فانحطت منزلتهم عند أهل الحق

Onların zamanında onları çeşitli ilimlerde geçen alimleri  ve mezheblerinin tabileri vardı. Lakin, kader (inkarı) olsun, teşeyyu (Şia) olsun veya irca olsun, birtakım bid’atlere düştüler. Bununla bilindiler ve hak ehli katında dereceleri düştü. (Siczi, Risale es-Siczi ila Ehli Zubeyd fi'r Red ala men Enkera el-Harf ve's Savt, 329)

ﻭﺍﻟﻴﻭﻡ ﻓﻤﻥ ﻋﺭﻑ ﻤﻨﻪ ﻟﺯﻭﻡ ﺍﻟﻤﻨﻬﺎﺝ ﻭﻅﻬﺭ ﺘﻘﺩﻤﻪ ﻓﻲ ﺍﻟﻌﻠﻭﻡ ﺍﻟﺘﻲ ﺫﻜﺭﻨﺎﻫﺎ ﻓﻬـﻭ ﺇﻤﺎﻡ ﻤﻘﺘﺩﻯ ﺒﻪ. ﻭﻤﻥ ﺯﺍﻍ ﻋﻥ ﺍﻟﻁﺭﻴﻘﺔ ﻭﻓﺎﻭﺽ ﺃﻫل ﺍﻟﺒﺩﻉ ﻭﺍﻟﻜﻼﻡ ﻭﺠﺎﻨﺏ ﺍﻟﺤﺩﻴﺙ ﻭﺃﻫﻠﻪ ﺍﺴـﺘﺤﻕ ﺍﻟﻬﺠﺭﺍﻥ ﻭﺍﻟﺘﺭﻙ ﻭﺇﻥ ﻜﺎﻥ ﻤﺘﻘﺩﻤﺎ ﻓﻲ ﺘﻠﻙ ﺍﻟﻌﻠﻭﻡ

Bugüne gelince; herkim menhece bağlılığıyla biliniyorsa ve bizim daha evvel bahsettiğimiz ilimlerde ilerlemiş olduğu belirgin olursa işte o takip edilmesi gereken imamdır. Her kim de yoldan sapar ve Bid’at ve kelam ehli ile görüşür, hadisden ve ehli (hadis)den uzak durursa; işte o zaman bu ilim alanlarında üstün olsa bile, boykot edilmeyi ve terk edilmeyi hakeder. (Siczi, Risale es-Siczi ila Ehli Zubeyd fi'r Red ala men Enkera el-Harf ve's Savt, 332)

Bid’atçilerden Birçoğu Gizlidir ve Görünüşte Ehli Sünnet’e Yakındır, Böylesinin Zararı Bid’ati Aşikar Olandan Çoktur

والمعتزلة ﻤﻊ ﺴﻭﺀ ﻤﺫﻫﺒﻬﻡ ﺃﻗل ﻀﺭﺭﺍ ﻋﻠﻰ ﻋﻭﺍﻡ ﺃﻫل ﺍﻟـﺴﻨﺔ ﻤـﻥ ﻫـﺅﻻﺀ ﻷﻥ ﺍﻟﻤﻌﺘﺯﻟﺔ ﻗﺩ ﺃﻅﻬﺭﺕ ﻤﺫﻫﺒﻬﺎ ﻭﻟﻡ ﺘﺴﺘﻘﻑ ﻭﻟﻡ ﺘﻤﻭﻩ

Mu’tezile’nin, mezheblerindeki şerlerine rağmen, Ehli Sünnet’in avamına zararları bunlardan daha azdır. Zira Mu’tezile mezhebini oldukça aşikar yapmış (gizlememiştir) ki böylelikle gelecekte kök bağlamaz (ki öyle olmuştur, halef arasında bulunmamıştır) ne de üstü örtülüdür.

(Mu’tezile’nin –Allah’ın Sıfatlarının hakikatını reddetmeleri, Kur’an’ın mahluk olduğunu iddia etmeleri, şefa'at vb.,- inançlarına değindikten sonra şöyle devam etmektedir:)


ﻓﻌﺭﻑ ﺃﻜﺜﺭ ﺍﻟﻤﺴﻠﻤﻴﻥ ﻤﺫﻫﺒﻬﻡ ﻭﺘﺠﻨﺒﻭﻫﻡ ﻭﻋﺩﻭﻫﻡ ﺃﻋﺩﺍﺀ. ﻭﺍﻟﻜﻼﺒﻴﺔ ﻭﺍﻷﺸ ﻌﺭﻴﺔ ﻗﺩ ﺃﻅﻬﺭﻭﺍ ﺍﻟﺭﺩ ﻋﻠﻰ ﺍﻟﻤﻌﺘﺯﻟﺔ ﻭﺍﻟﺫﺏ ﻋـﻥ ﺍﻟـﺴﻨﺔ ﻭﺃﻫﻠﻬـﺎ

Yani, mezhebleri Müslüman çoğunluk tarafından bilinmektedir böylelikle (Müslümanlar) onlardan uzak durmuş ve onları düşman kabul etmişlerdir. Küllabiye ve Eşariyye ise Mu’tezileye açıktan reddiye yapmış ve (onlara karşı) Sünnet’i ve Ehli’ni savunmuşlardır.

(Ebu’l Hasan el-Eşari’nin bazı inançlarına değindikten sonra şöyle devam etmektedir:)


وكذلك كثير ﻤﻥ ﻤﺫﻫﺒﻪ ﻴﻘﻭل ﻓﻲ ﺍﻟﻅﺎﻫﺭ ﺒﻘﻭل ﺃﻫل ﺍﻟﺴﻨﺔ ﻤﺠﻤﻼ ﺜﻡ ﻋﻨﺩ ﺍﻟﺘﻔـﺴﻴﺭ ﻭﺍﻟﺘﻔﺼﻴل ﻴﺭﺠﻊ ﺇﻟﻰ ﻗﻭل ﺍﻟﻤﻌﺘﺯﻟﺔ ﻓﺎﻟﺠﺎﻫل ﻴﻘﺒﻠﻪ ﺒﻤﺎ ﻴﻅﻬﺭﻩ ﻭﺍﻟﻌﺎﻟﻡ ﻴﺠﻬـﺭﻩ ﻟﻤـﺎ ﻤﻨـﻪ ﻴﺨﺒﺭﻩ ﻭﺍﻟﻀﺭﺭ ﺒﻬﻡ ﺃﻜﺜﺭ ﻤﻨﻪ ﺒﺎﻟﻤﻌﺘﺯﻟﺔ ﻹﻅﻬﺎﺭ ﺃﻭﻟﺌﻙ ﻭﻤﺠﺎﻭﺒﺘﻬﻡ ﺃﻫل ﺍﻟـﺴﻨﺔ ﻭﺇﺨﻔـﺎﺀ ﻫﺅﻻﺀ ﻭﻤﺨﺎﻟﻁﺘﻬﻡ ﺃﻫل ﺍﻟﺤﻕ

Bunun gibi, onun mezhebinden birçokları zahirde Ehli Sünnet’in görüşüyle mücmel olarak konuşurlar. Sonra, tefsire (açıklama) ve tafsilata girildikten sonra, Mu’tezile’nin sözüne (görüşüne) dönerler. Cahil kimse zahir olanı kabul eder ama ilmi olan kimse farkında olduğunu açıktan eleştirir. Onların zararı, Mu’tezile’nin zararından çoktur çünkü Mu’tezile, Ehli Sünnet’e karşı tavrını aşikar etmiş ve bunlar (Eşari ve Küllabiye) ise gizlidir ve hak ehli ile karışıktır. (Siczi, Risale es-Siczi ila Ehli Zubeyd fi'r Red ala men Enkera el-Harf ve's Savt, 270-278)

Ehli Sünnet’in Alimlerini Kötülemek Bid’at Ehlinin Alametlerindendir

حتى قال بعض سقاطهم: (ما بين شيوخ الحنابلة، وبين اليهود إلا خصلة واحدة) ولعمري إن بين الطائفتين خصلة واحدة، لكنها بخلاف ما تصوره الساقط. وتلك الخصلة أن الحنابلة على الإسلام والسنة، واليهود على الكفر والضلالة

Bazı sapkın tabileri dediki: Hanbeli şeyhleri ile Yahudiler arasında bir haslet dışında farklılık yoktur. Hayatım üzerine, gerçekten de iki grubu ayırteden bir tek fark vardır. Lakin bu, sapkının tasavvur (hayal ettiği) değildir. Bu tek haslet (fark), Hanbelilerin İslam ve Sünnet üzere olup Yahudiler’in küfür ve dalalet (sapkınlık) üzere olmalarıdır. (Siczi, Risale es-Siczi ila Ehli Zubeyd fi'r Red ala men Enkera el-Harf ve's Savt, 281)

Bid’at Ehlinin Durumunu ve Sapkınlıklarını –Onlara Karşı Uyarılmış Olana Kadar- Avama Anlatmakta Bir Sakınca Yoktur

ﺍﻟﻔﺼل ﺍﻟﺘﺎﺴﻊ ﻓﻲ ﺫﻜﺭ ﺸﻲﺀ ﻤﻥ ﺃﻗﻭﺍﻟﻬﻡ ﻟﻴﻘﻑ ﺍﻟﻌﺎﻤﺔ ﻋﻠﻴﻬﺎ ﻓﻴﻨﻔﺭﻭﺍ ﻋﻨﻬﻡ ﻭﻻ ﻴﻘﻌﻭﺍ ﻓﻲ ﺸﺒﺎﻜﻬﻡ

Dokuzuncu fasıl; onlara karşı dimdik durabilmeleri için, avama onların sözlerinden bahsetmek. Bu, onların Bid’at ehlinden kaçmalarına ve onların tuzaklarına düşmemelerine sağlar. (Siczi, Risale es-Siczi ila Ehli Zubeyd fi'r Red ala men Enkera el-Harf ve's Savt, 295)

Asar Ehlinin Aksine, Her Bid’atçinin –Ne kadar Zaman Durumunu Gizlemiş Olduğu Farketmez- Durumunun Açığa Çıkacağı Bir Sonu Vardır

ﻟﻜل ﻤﺨﺎﻟﻑ ﻟﻠﺴﻨﺔ ﻭﻁﺭﻴﻘﺔ ﺃﻫل ﺍﻷﺜﺭ ﻤﺎ ﻴﻔﺘﻀﺢ ﺒﻪ ﻋﻨﺩ ﺍﻟﺘﺄﻤل ﻭﺃﻫـل ﺍﻷﺜـﺭ ﻻ ﻓﻀﻴﺤﺔ ﻋﻠﻴﻬﻡ ﻋﻨﺩ ﻤﺤﺼل ﻷﻨﻬﻡ ﻟﻡ ﻴﺤﺩﺜﻭﺍ ﺸﻴﺌﺎ ﻭﺇﻨﻤﺎ ﺘﺒﻌﻭﺍ ﺍﻷﺜﺭ ﻭﻤﻥ ﺍﺩﻋﻰ ﻓﻲ ﺍﻷﺜـﺭ ﻓﻀﻴﺤﺔ ﺒﻌﺩ ﺍﻟﺤﻜﻡ ﺒﺼﺤﺘﻪ ﻟﻡ ﻴﻜﻥ ﻤﺴﻠﻤﺎ

Sünnetin ve Asar Ehlinin muhalifi olan herkesin -düşündükten sonra- açığa çıkacak rezilliği vardır. Asar Ehlinin ortaya çıkaracak rezaleti yoktur zira onlar hiçbir şey İhdas etmemiştir (uydurmamıştır). Onlar sadece asarı takip ederler. Asar hususunda, Sahih hükmü verildikten sonra, bir rezaletin olduğunu iddia eden Müslüman olarak kabul edilmez. (Siczi, Risale es-Siczi ila Ehli Zubeyd fi'r Red ala men Enkera el-Harf ve's Savt, 295)

Ehli Sünnet ile Aynı Düşünüyormuş Gibi Davranmak, Ehli Sünnet’i Övmek ve Kendilerine Atfedilenleri İnkar Etmek Bid’at Ehlinin İnsanları Tuzaklarına Düşürmek İçin Kullandıkları Entrikalardandır

وفيﻀﻤﻥ ﻫﺫﺍ ﺇﺨﻔﺎﺀ ﺍﻟﻤﺫﻫﺏ ﻋﻥ ﻗﻭﻡ ﻭﺇﻅﻬﺎﺭﻩ ﻵﺨﺭﻴﻥ ﻭﻫﺫﺍ ﺸـﺒﻴﻪ ﺒﺎﻟﺯﻨﺩﻗـﺔ ﻭﺒﻬﺫﺍ ﺍﻟﻔﻌل ﻤﻨﻬﻡ ﺩﺨل ﻜﺜﻴﺭ ﻤﻥ ﺍﻟﻌﻭﺍﻡ ﻭﺍﻟﻤﺒﺘﺩﺌﻴﻥ ﻓﻲ ﻤﺫﻫﺒﻬﻡ ﻷﻨﻬﻡ ﻴﻅﻬﺭﻭﻥ ﻟﻪ ﺍﻟﻤﻭﺍﻓﻘﺔ ﻓﻲ ﺍﻷﻭل ﻭﻴﻜﺫﺒﻭﻥ ﺒﻤﺎ ﻴﻨﺴﺏ ﺇﻟﻴﻬﻡ ﺤﺘﻰ ﻴﺼﻁﺎﺩﻭﻩ ﻓﺈ ﺫﺍ ﻭﻗﻊ ﺠﺭﻭﻩ ﻗﻠﻴﻼ ﻗﻠﻴﻼ ﺤﺘﻰ ﻴﻨﺴﻠﺦ ﻤﻥ ﺍﻟﺴﻨﺔ

Bu şunu da içermektedir: Mezhebi bazı kimselere gizlemek ve başkalarına açmak. Bu zındıkların yaptığına benzeyen bir davranıştır. Bu hareketleriyle avamdan ve ilme yeni başlayanlardan bir çoğu onların mezhebine giriyorlar çünkü başta (Ehli Sünnetle) aynı düşünülen şeyleri aşikar yapıp, kendilerine atfedilenleri inkar ederler ta ki onları tuzağa düşürene kadar. Tuzağa düştüğünde, Sünnetten tamamen ayrılana kadar yavaş yavaş onu (kendilerine) çekerler. (Siczi, Risale es-Siczi ila Ehli Zubeyd fi'r Red ala men Enkera el-Harf ve's Savt, 305)

Ehli Sünnet’i, Alimleri Yermekle İtham Etmeleri ve Kendilerine Muhalefette Bulunanlar Hakkında Yalanlar Uydurmaları Bid’at Ehlinin İnsanları Haktan Uzaklaştırmak İçin Kullandıkları Metotlarındandır

ﻤﻨﻬﻡ ﻤﻥ ﺍﻟﻤﻐﺎﺭﺒﺔ ﻭﻫﻭ ﺃﻥ ﻜل ﻤﻥ ﻴﺨﺎﻟﻔﻬﻡ (ﻨﺴﺒﻭﻩ) ﺇﻟﻰ ﺴﺏ ﺍﻟﻌﻠﻤﺎﺀ ﻟﻴﻨﻔﺭﻭﺍ ﻗﻠﻭﺏ ﺍﻟﻌﻭﺍﻡ ﻋﻨﻪ ﻭﻗﺭﻓـﻭﻩ ﺒﺄﻗﺎﻭﻴـل ﻻ ﻴﻘﻭل ﺒﻬﺎ ﻭﻻ ﻴﻌﺘﻘﺩﻫﺎ ﺒﻬﺘﺎ ﻤﻨﻬﻡ ﻭﻜﺫﺒﺎ ﻷﻥ ﺍﻟﺒﻬﺘﺎﻥ ﻭﺍﻟﻜﺫﺏ ﻻ ﻗﺒﺢ ﻟﻬﻤﺎ ﻓﻲ ﺍﻟﻌﻘل ﻭﺇﻨﻤـﺎ ﻋﻠﻡ ﻗﺒﺤﻬﻤﺎ ﺒﺎﻟﺴﻤﻊ ﻭﺍﻟﻘﺎﺌﻠﻭﻥ ﺒﺨﻼﻑ ﻗﻭﻟﻬﻡ ﻀﻼل ﻋﻨﺩﻫﻡ ﻭﻻ ﺤﺭﻤﺔ ﻟﻬﻡ

Zamanımızda onların garip işlerinden birisi de; insanların kalplerini nefret ettirmek için kendilerine muhalefet edenlerin alimleri yerdiği ithamında bulunmaktır. Muhaliflerine söylemediği ya da i’tikad etmediği iğrenç ifadeler yakıştırırlar ki bu onların buhtanı ve yalanıdır. Zira akıllı için buhtanın ve yalan söylemenin hiçbir değeri yoktur, onların değersizliği ancak ilim ile bilinir. Onlar için, herkim onların kendi ifadeleri hilafında konuşursa sapmıştır ve bir hürmeti yoktur. (Siczi, Risale es-Siczi ila Ehli Zubeyd fi'r Red ala men Enkera el-Harf ve's Savt, 308-309)

Bid’at Ehli, Dalalet İmamlarındandır

ﻭﺃﻤﺎ ﺃﺌﻤﺔ ﺍﻟﻀﻼﻟﺔ ﻓﺎﻟﻤﺸﺭﻜﻭﻥ ﻭﺍﻟﻤﺩﻭﻥ ﺍﻟﺭﺒﻭﺒﻴﺔ ﻭﺍﻟﻤﻨﺎﻓﻘﻭﻥ ﺜﻡ ﻜل ﻤﻥ ﺃﺤﺩﺙ ﻓﻲ ﺍﻹﺴﻼﻡ ﺤﺩﺜﺎ ﻭﺃﺴﺱ ﺒﺨﻼﻑ ﺍﻟﺤﺩﻴﺙ ﻁﺭﻴﻘﺎ ﻭﺭﺩ ﺃﻤﺭ ﺍﻟﻤﻌﺘﻘﺩﺍﺕ ﺇﻟﻰ ﺍﻟﻌﻘﻠﻴﺎﺕ ﻭﻟﻡ ﻴﻌـﺭﻑ ﺸﻴﻭﺨﻪ ﺒﺎﺘﺒﺎﻉ ﺍﻵﺜﺎﺭ ﻭﻟﻡ ﻴﺄﺨﺫ ﺍﻟﺴﻨﺔ ﻋﻥ ﺃﻫﻠﻬﺎ (ﺃﻭ ﺃﺨﺫ) (ﻋﻨﻬﻡ) ﺜﻡ ﺨﺎﻟﻔﻬﻡ

Dalalet imamlarına gelince; Rububiyet iddia eden müşrik, ve münafıklardır. İslam’da birşey uyduran herkes, hadise aykırı bir yol bulmuş ve inançla alakalı meseleleri akıllarına götürmüş, şeyhleri asara ittiba ile bilinmeyen, Sünneti ehlinden almayan (yahut da alsa da) buna muhalefet eden kimselerdir. (Siczi, Risale es-Siczi ila Ehli Zubeyd fi'r Red ala men Enkera el-Harf ve's Savt, 332)

Her Kitaba ve Her İnsana İtimat Etmeye, Bid’at Ehlinin Kitaplarına Karşı Uyarı ve "Hakkı Al, Batılı Bırak!.." Diyenin Sözüne Reddiye

ﻓﻲ ﺍﻟﺤﺫﺭ ﻤﻥ ﺍﻟﺭﻜﻭﻥ ﺇﻟﻰ ﻜل ﺃﺤﺩ ﻭﺍﻷﺨﺫ ﻤﻥ ﻜل ﻜﺘﺎﺏ ﻷﻥ ﺍﻟﺘﻠﺒﻴﺱ ﻗﺩ ﻜﺜﺭ ﻭﺍﻟﻜﺫﺏ ﻋﻠﻰ ﺍﻟﻤﺫﺍﻫﺏ ﻗﺩ ﺍﻨﺘﺸﺭ ﺍﻋﻠﻤﻭﺍ ﺭﺤﻤﻨﺎ ﻭﺇﻴﺎﻜﻡ ﺍﷲ ﺴﺒﺤﺎﻨﻪ، ﺃﻥ ﻫﺫﺍ ﺍﻟﻔﺼل ﻤﻥ ﺃﻭﻟﻰ ﻫﺫﻩ ﺍﻟﻔﺼﻭل ﺒﺎﻟﻀﺒﻁ ﻟﻌﻤﻭﻡ ﺍﻟﺒﻼﺀ ﻭﻤﺎ ﻴﺩﺨل ﻋﻠﻰ ﺍﻟﻨﺎﺱ ﺒﺈﻫﻤﺎﻟﻪ، ﻭﺫﻟﻙ ﺃﻥ ﺃﺤﻭﺍل ﺃﻫل ﺍﻟﺯﻤﺎﻥ ﻗﺩ ﺍﻀـﻁﺭﺒﺕ ﻭﺍﻟﻤﻌﺘﻤﺩ ﻓﻴﻬﻡ ﻗﺩ ﻋﺯ ﻭﻤﻥ ﻴﺒﻴﻊ ﺩﻴﻨﻪ ﺒﻌﺭﺽ ﻴﺴﻴﺭ ﺃﻭ ﺘﺤﺒﺒﺎ ﺇﻟﻰ ﻤﻥ ﻴﺭﺍﻩ ﻗﺩ ﻜﺜﺭ (ﻭﺍﻟﻜﺫﺏ ﻋﻠﻰ ﺍﻟﻤﺫﺍﻫﺏ ﻗﺩ ﺍﻨﺘﺸﺭ ﻓﺎﻟﻭﺍﺠﺏ) ﻋﻠﻰ ﻜل ﻤﺴﻠﻡ ﻴﺤﺏ ﺍﻟﺨﻼﺹ (ﺃﻥ) ﻻ ﻴﺭﻜﻥ ﺇﻟﻰ ﻜل ﺃﺤﺩ ﻭﻻ ﻴﻌﺘﻤﺩ ﻋﻠﻰ ﻜل ﻜﺘﺎﺏ ﻭﻻ ﻴﺴﻠﻡ ﻋﻨﺎﻨﻪ ﺇﻟﻰ ﻤﻥ ﺃﻅﻬﺭ ﻟﻪ ﺍﻟﻤﻭﺍﻓﻘﺔ

Yirmibirinci bölüm; her insana itimat etmek ve her kitaptan almaya karşı uyarıdır. Çünkü aldatıcılar çoğaldı ve mezhebler hakkındaki yalanlar yaygınlaştı. Bilin ki, Allah Subhanehu, bize ve size rahmet etsin, bu fasıl, umum belayı ve insanların başına ihmalden geleni, zabteden fasıllarının ilkidir. Bunun sebebi zamanımız insanının ahvali değişken olması ve onların itimat ettiklerinin izzet/prestij kazanmasındandır. Dinini ucuza veya göreceği sevgi için satanlar çoğaldı. Mezhebler hususunda yalan uydurmak yaygınlaştı. İhlası seven her Müslümana, herkese inanmamak  ve her yazara da itimat etmemek vacibdir. Zahirde kendisine muvafakat eden (aynı düşünüyormuş gibi görünen) herkese de dizginleri teslim etmemelidir.

ﻤﻥ ﺭﺍﻡ ﺍﻟﻨﺠﺎﺓ ﻤﻥ ﻫﺅﻻﺀ ﻭﺍﻟﺴﻼﻤﺔ ﻤﻥ ﺍﻷﻫﻭﺍﺀ ﻓﻠﻴﻜﻥ ﻤﻴﺯﺍﻥ ﺍﻟﻜﺘﺎﺏ ﻭﺍﻷﺜﺭ ـﻓﻲ ﻜل ﻤﺎ ﻴﺴﻤﻊ ﻭﻴﺭﻯ ﻓﺈﻥ ﻜﺎﻥ ﻋﺎﻟﻤﺎ ﺒﻬﻤﺎ ﻋﺭﻀﻪ ﻋﻠﻴﻬﻤﺎـ ﻭﺍﺘﺒﺎﻋﻪ ﻟﻠﺴﻠﻑ. ﻭﻻ ﻴﻘﺒل ﻤﻥ ﺃﺤﺩ ﻗﻭﻻ ﺇﻻ ﻭﻁﺎﻟﺒﻪ ﻋﻠﻰ ﺼﺤﺘﻪ ﺒﺂﻴﺔ ﻤﺤﻜﻤﺔ ﺃﻭ ﺴﻨﺔ ﺜﺎﺒﺘﺔ ﺃﻭ ﻗـﻭل ﺼﺤﺎ ﺒﻲ ﻤﻥ ﻁﺭﻴﻕ ﺼﺤﻴﺢ

Bu insanlardan kurtulmak ve hevadan emin olmak isteyen, gördüğü ve işittiği herşeyi Kitab ve Asar ile ve de Seleften ona tabi olanlar ile tartsın. Kişi bu ikisini bilen biriyse onu bu ikisine arzeder. Hiç kimsenin sözü sıhhatine dair muhkem bir ayet veya sabit olmuş Sünnet veya sahih yoldan ulaşmış sahabe sözü talep edilmeksizin kendisinden kabul edilmez.

ﻭﻟﻴﺤﺫﺭ ﺘﺼﺎﻨﻴﻑ ﻤﻥ ﺘﻐﻴﺭ ﺤﺎﻟﻬﻡ ﻓﺈ ﻥ ﻓﻴﻬﺎ ﺍﻟﻌﻘﺎﺭﺏ ﻭﺭﺒﻤﺎ ﺘﻌﺫﺭ ﺍﻟﺘﺭﻴﺎﻗﻲ

Durumunda değişme olanların kitaplarına dikkat edin zira onlarda (zehirli) akrepler vardır ve zehirinin panzehirini bulmak mümkün olmayabilir. (Siczi, Risale es-Siczi ila Ehli Zubeyd fi'r Red ala men Enkera el-Harf ve's Savt, 357-363)

Bid’at Ehlinin Tuzaklarından Birisi de, -Bid’atlerinin Kabul Görmesini Sağlamak İçin- Sünnet İmamlarını Yalandan Sevdiklerini İddia Etmeleridir

ﻓﻠﻘﺩ ﻭﻗﻔﺕ ﻋﻠﻰ ﺭﺴﺎﻟﺔ ﻋﻤﻠﻬﺎ / ﺭﺠل ﻤﻥ ﺃﻫل ﺃﺼﺒﻬﺎﻥ ﻴﻌﺭﻑ ﺒﺎﺒﻥ ﺍﻟﻠﺒﺎﻥ ﻭﻫﻭ ﺤﻲ ﺒﻌﺩ ﻓﻴﻤﺎ ﺒﻠﻐﻨﻲ ﻭﺴﻤﺎﻫﺎ ﺒـ "ﺸﺭﺡ ﻤﻘﺎﻟﺔ ﺍﻹﻤﺎﻡ ﺍﻷﻭﺤﺩ ﺃﺒﻲ ﻋﺒﺩ ﺍﷲ ﺃﺤﻤﺩ ﺒﻥ ﻤﺤﻤﺩ ﺒـﻥ ﺤﻨﺒل" ﻭﺫﻜﺭ ﻓﻴﻬﺎ ﻤﺫﻫﺏ ﺍﻷﺸﻌﺭﻱ ﺍﻟﻤﺨﺎﻟﻑ ﻷﺤﻤﺩ (ﺃﻋﻁﻰ) ﻤﻨﻬﺎ ﻨﺴﺨﺎ ﺇﻟـﻰ ﺠﻤﺎﻋـﺔ ﻴﻁﻭﻓﻭﻥ ﺒﻬﺎ ﻓﻲ ﺍﻟﺒﻼﺩ ﻭﻴﻘﻭﻟﻭﻥ ﻫﺫﺍ ﺇﻤﺎﻡ ﻤﻥ (ﺃﺌﻤ ﺔ ﺃﺼﺤﺎﺏ) ﺃﺤﻤﺩ ﺭﺤﻤﺔ ﺍﷲ ﻋﻠﻴﻪ ﻗـﺩ ﺸﺭﺡ ﻤﻘﺎﻟﺘﻪ ﻟﻜﺘﺒﻬﺎ ﺍﻟﻌﻭﺍﻡ ﻭﻴﻅﻨﻭﺍ ﺼﺩﻕ ﺍﻟﻨﺎﻗل ﻓﻴﻘﻌﻭﺍ ﻓﻲ ﺍﻟﻀﻼﻟﺔ ﻭﺃﺨﺭﺝ ﻫﺫﺍ ﺍﻟﺭﺠل ﻤﻥ ﺒﻐﺩﺍﺩ ﺒﻬﺫﺍ ﺍﻟﺴﺒﺏ ﻭﻋﺎﺩ ﺇﻟﻰ ﺃﺼﺒﻬﺎﻥ

Asbahan halkından, kendisine İbn’ul Leban denilen, birinin yazmış olduğu bir risaleye denk geldim. Bana (risalesi) ulaştıkdan sonra da hayattaydı. Risalesini "Şerh Makalat’ul İmam’il Evhad Ebi Abdillah Ahmed ibni Muhammed ibni Hanbel" olarak isimlendirmiş. Risalede, Ahmed’e muhalif olan, Eşari Mezhebi’nden bahsetmektedir. Risalesinin bir nüshasını, beldenin (ülkenin) her yanına yaymakta olan bir cemaate (gruba) vermiştir. Onlar da, bu (risale yazarı) Ahmed rahimehullah’ın (ashabından imamlardan) bir imamdır diyorlardı. O, sözlerini şerh eder avamdan insanlar yazardı ve nakledenin  doğruluğuna inanırlardı. Böylece de dalalete düştüler. Bu adam Bağdad’dan bu sebeple kovuldu ve Asbahan’a yerleşti. (Siczi, Risale es-Siczi ila Ehli Zubeyd fi'r Red ala men Enkera el-Harf ve's Savt, 357-358)

Herkim Bid’at Ehlini Över, Onurlandırır ve Yüceltir, Ehli Sünnet’i Yererse –Zahirde Sünnet’i ve Selefiliği Yaşasa da- Bid’atçidir

ﻭﻫﺎ ﻫﻨﺎ ﺒﻤﻜﺔ ﻤﻌﻨﺎ ﻤﻥ ﺸﻐﻠﻪ ﺒﺭﻭﺍﻴﺔ ﺍﻟﺤﺩﻴﺙ ﺃﻜﺜﺭ ﻭﻗﺘﻪ ﻭ (ﻴﺼﻴﺢ) ﺃﻨـﻪ ﻟـﻴﺱ ﺒﺄﺸﻌﺭ ﻱ ﺜﻡ ﻴﻘﻭل (ﺭﺃﻴﺕ ﻤﻨﻬﻡ ﺃﻓﺎﻀل ﻭﻤﻥ ﺍﻟﺘﺭﺍﺏ ﺘﺤﺕ ﺭﺠﻠﻪ ﺃﻓﻀل ﻤﻥ ﺨﻠﻕ ﻭﺇﺫﺍ ﻗـﺩﻡ ﺍﻟﺒﻠﺩ ﺭﺠل ﻤﻨﻬﻡ ﻗﺼﺩﻩ ﻗﺎﻀﻴﺎ ﻟﺤﻘﻪ ﻭﺇﺫﺍ ﺩﺨﻠﻪ ﺭﺠل ﻤﻥ ﺃﺼﺤﺎﺒﻨﺎ ﺠﺎﻨﺒﻪ ﻭﺤﺫﺭ ﻤﻨﻪ ﻭﻜﻠﻤـﺎ ﺫﻜﺭ ﺒﻴﻥ ﻴﺩﻴﻪ ﺸﻴﺦ ﻤﻥ ﺸﻴﻭﺥ ﺍﻟﺤﻨﺎﺒﻠﺔ ﻭﻗﻊ ﻓﻴﻪ ﻭﻗﺎل: ﺃﺤﻤﺩ ﻨﺒﻴل ﻟﻜﻨﻪ ﺒﻠﻲ ﺒﻤﻥ ﻴﻜﺫﺏ) ﻭﻫﺫﺍ ﻤﻜﺭ ﻤﻨﻪ ﻻ ﻴﺤﻴﻕ ﺇﻻ ﺒﻪ

Burada Mekke’de hadisle meşgul olan bir adam var, zamanının çoğunu (haykırarak) ben Eşari değilim diyerek geçirmekte. Sonra şöyle demekte: Ben onlar (Eşariler) arasından efdal olanları gördüm ve (Eşariler’den) ayaklarının altındaki tozun bile bütün mahlukattan daha efdal olanlarını gördüm. Onlardan (Eşariler’den) bir adam şehre uğrayacak olsa, onu takip eder ve ona yakınlaşır. Bizim ashabımızdan bir adam şehre girecek olsa, ondan uzak durur ve insanları ona karşı uyarır. Hanebila şeyhlerinden bir şeyh onun huzurunda zikredildiğinde onun kusurunu bulur ve şöyle der: "Ahmed, saygı değerdir lakin etrafı yalancılarla doludur." Bu onun, kendisinden başkasıyla talihsizlik getiremeyeceği, bir entrikasıdır. (Siczi, Risale es-Siczi ila Ehli Zubeyd fi'r Red ala men Enkera el-Harf ve's Savt, 358-360)

İnsanları Alimlerden Uzaklaştırmak için Onların Talebelerini Yermek ve İmajlarını Zedelemek Bid’at Ehlinin Metotlarındandır

ﻭﻜﻠﻤـﺎ ﺫﻜﺭ ﺒﻴﻥ ﻴﺩﻴﻪ ﺸﻴﺦ ﻤﻥ ﺸﻴﻭﺥ ﺍﻟﺤﻨﺎﺒﻠﺔ ﻭﻗﻊ ﻓﻴﻪ ﻭﻗﺎل: ﺃﺤﻤﺩ ﻨﺒﻴل ﻟﻜﻨﻪ ﺒﻠﻲ ﺒﻤﻥ ﻴﻜﺫﺏ ﻭﻫﺫﺍ ﻤﻜﺭ ﻤﻨﻪ ﻻ ﻴﺤﻴﻕ ﺇﻻ ﺒﻪ. ﻭﻟﻭ ﺠﺎﺯ ﺃﻥ ﻴﻘﺎل: ﺇﻥ ﺃﺼﺤﺎﺏ ﺃﺤﻤﺩ ﻜـﺫﺒﻭﺍ ﻋﻠﻴـﻪ ﻓـﻲ ﺍﻟﻅـﺎﻫﺭ ﻤـﻥ ﻤﺫﻫﺒـﻪ ﻭﺍﻟﻤﻨﺼﻭﺹ (ﻋﻠﻴﻪ) ﻟﺴﺎﻍ ﺃﻥ ﻴﻘﺎل ﺇﻥ ﺃﺼﺤﺎﺏ ﻤﺎﻟﻙ ﻭﺍﻟﺸﺎﻓﻌﻲ ﻭﻏﻴﺭﻫﻤﺎ ﻜﺫﺒﻭﺍ ﻋﻠـﻴﻬﻡ ﻓﻴﻤﺎ ﻨﻘﻠﻭﻩ ﻋﻨﻬﻡ ﻭﻫﺫﺍ ﻻ ﻴﻘﻭﻟﻪ ﺇﻻ ﺠﺎﻫل ﺭﻗﻴﻕ ﺍﻟﺩﻴﻥ ﻗﻠﻴل الحياء

Hanebila şeyhlerinden bir şeyh onun huzurunda zikredildiğinde onun kusurunu bulur ve şöyle der: Ahmed, saygı değerdir lakin etrafı yalancılarla doludur. Bu onun, kendisinden başkasıyla talihsizlik getiremeyeceği, bir entrikasıdır. Bir kimsenin "Ahmed’in ashabı onun mezhebinin zahirinde ve ondan nass olarak (kesin ifadeyle) gelen hususlarda ona yalan isnad ettiler" demesi caiz olsaydı; o zaman şöyle demek de doğru olurdu: Malik’in ve Şafii’nin ashabı ve o ikisinden başkaları da onladan naklettikleri hususlar hakkında yalan söylemiştir. Bu onlar hakkında; cahil, dininde ciddi olmayan ve utanmaz birinden başkasından nakledilmez. (Siczi, Risale es-Siczi ila Ehli Zubeyd fi'r Red ala men Enkera el-Harf ve's Savt, 359-360)

Ehli Sünnet’e Dahil Olanların Çoğu –Onları Yoldan Çıkarmak ve Sünnet’ten Saptırmak İsteyen- Bid’at Ehlindendir

ﻭﻤﻥ ﺍﻟﻨﺎﺱ ﻤﻥ ﻴﻅﻬﺭ ﺍﻟﺭﺩ ﻋﻠﻰ ﺍﻷﺸﻌﺭﻴﺔ ﻭﻴﻘﻭل: ﻤﺎ ﺃﺘﻜﻠﻡ ﻓﻲ ﺍﻟﺤﺭﻑ ﻭﺍﻟﺼﻭﺕ ﻭﻤﻥ ﻜﺎﻥ ﻫﻜﺫﺍ ﻟﻡ ﻴﺨل ﺃﻤﺭﻩ ﻤﻥ ﺃﺤﺩ ﻭﺠﻬﻴﻥ: ﺇﻤﺎ ﺃﻥ ﻴﻜﻭﻥ ﻏﻴﺭ ﺨﺒﻴﺭ ﺒﻤﺫﻫﺏ ﺃﻫل ﺍﻷﺜﺭ ﻭﻫﻭ ﻴﺭﻴﺩ ﺍﻟﺘﻅﺎﻫﺭ ﺒﻪ ﺘﻜﺴﺒﺎ ﺃﻭ ﺘﺤﺒﺒﺎ. ﻭﺇﻤﺎ ﺃﻥ ﻴﻜﻭﻥ ﻤﻥ ﺍﻟﻘﻭﻡ ﻓﻴﺘﻅﺎﻫﺭ ﺒﻤﺨﺎﻟﻔﺘﻬﻡ ﻟﻴﺩﻟﺱ ﻗﻭﻟﻬﻡ ﻓﻴﻤﺎ ﻴﻘﻭﻟﻭﻨﻪ ﻓﻴﻘﺒل ﻤﻨﻪ ﺃﻭ ﻴﺤﺴﻥ ﻗﺒﻴﺤﻬﻡ ﻓﻴﺘﺎﺒﻊ ﻋﻠﻴﻪ ﻅﻨﺎ ﺃﻨﻪ ﻤﺨﺎﻟﻑ ﻟﻬﻡ ﻭﻜ ﺜﻴﺭﺍ ﻤﺎ ﻴﺘﻡ ﻋﻠﻰ ﺃﻫل ﺍﻟﺴﻨﺔ ﻤﺜل ﻫﺫﺍ

İnsanlardan, zahirde Eşariler’i reddedenler vardır ki şöyle derler: Ben, harf ve savt (ses) hakkında konuşmam. Böyle olan birinin hali şu iki vecihden birisi dışında değildir:

Ya Asar Ehlinin mezhebi (yani Ehli Sünnet akidesi) hususunda bilgi sahibi değildir ve zahirde bu mezheptenmiş gibi görünmek suretiyle kazanç ve sevgi elde etmek istemektedir;

Yada aslında o kavimdendir (Bid’at Ehlindendir) ama, onlar hakkındaki görüşünü gizlemek için, zahirde onlara muhalefet etmektedir. Böylelikle onun sözü kabul edilir veya onların değersizliğinin güzel görünmesini sağlar. Bu sözü takip edilir, çünkü insanlar onun (Bid’atçilere) muhalif olduğunu zanneder.

Ehli Sünnet’ten bunun gibi kaç tanesi geçti!.. (Siczi, Risale es-Siczi ila Ehli Zubeyd fi'r Red ala men Enkera el-Harf ve's Savt, 360)

Bid’atçiyi Öven Sünni Alimin Mazereti; Mezhebi Hakkında Bilgi Sahibi Olmamak, Onun Görüşlerini Bimemek ki Bunlar Alimi Yermek Değildir

إن قالا ما يحكى عنهما من إمامة الأشعري فإنما قالاه لحسن ظنهما به، لتظاهره بالرد على المعتزلة، والروافض، ولم يخبرا مذهبه، ولو خبراه لما قالا ما قالاه والله أعلم

Bundan açıkça anlaşılan şudur: Eğer bu iki alim (Allah onlara merhamet etsin) gerçekten onların -Eşari’nin imamlığı hususunda- bahsettikleri şeyi söylemişlerse, onlar bunu sadece, onun hakkındaki hüsnü zannları ve onun zahirde Mu’tezile ve Rafizileri (Şia’yı) reddetmesi sebebiyle söylemişlerdir. Ama onun mezhebi hususunda iyice bilgi sahibi değillerdir. Eğer onun mezhebini iyice biliyor olsaydılar, söylediklerini (iddia edilenleri) söylemezlerdi. (Siczi, Risale es-Siczi ila Ehli Zubeyd fi'r Red ala men Enkera el-Harf ve's Savt, 352)

Reddedilmiş Hevadan Kurtuluş Yolları

فمن ﺭﺍﻡ ﺍﻟﻨﺠﺎﺓ ﻤﻥ ﻫﺅﻻﺀ ﻭﺍﻟﺴﻼﻤﺔ ﻤﻥ ﺍﻷﻫﻭﺍﺀ ﻓﻠﻴﻜﻥ ﻤﻴﺯﺍﻥ ﺍﻟﻜﺘﺎﺏ ﻭﺍﻷﺜﺭ ـﻓﻲ ﻜل ﻤﺎ ﻴﺴﻤﻊ ﻭﻴﺭﻯ ﻓﺈﻥ ﻜﺎﻥ ﻋﺎﻟﻤﺎ ﺒﻬﻤﺎ ﻋﺭﻀﻪ ﻋﻠﻴﻬﻤﺎـ ﻭﺍﺘﺒﺎﻋﻪ ﻟﻠﺴﻠﻑ. ﻭﻻ ﻴﻘﺒل ﻤﻥ ﺃﺤﺩ ﻗﻭﻻ ﺇﻻ ﻭﻁﺎﻟﺒﻪ ﻋﻠﻰ ﺼﺤﺘﻪ ﺒﺂﻴﺔ ﻤﺤﻜﻤﺔ ﺃﻭ ﺴﻨﺔ ﺜﺎﺒﺘﺔ ﺃﻭ ﻗـﻭل ﺼﺤﺎ ﺒﻲ ﻤﻥ ﻁﺭﻴﻕ ﺼﺤﻴﺢ. ﻭﻟﻴﻜﺜﺭ ﺍﻟﻨﻅﺭ ﻓﻲ ﻜﺘﺏ ﺍﻟﺴﻨﻥ ﻟﻤﻥ ﺘﻘﺩﻡ ﻤﺜل: ﺃﺒﻲ ﺩﺍﻭﺩ ﺍﻟﺴﺠﺴﺘﺎﻨﻲ ﻭﻋﺒﺩ ﺍﷲ ﺒـﻥ ﺃﺤﻤﺩ ﺒﻥ ﺤﻨﺒل ﻭﺃﺒﻲ ﺒﻜﺭ ﺍﻷﺜﺭﻡ ﻭﺤﺭﺏ ﺒﻥ ﺇﺴﻤﺎﻋﻴل ﺍﻟﺴﻴﺭﺠﺎﻨﻲ ﻭﺨـﺸﻴﺵ ﺒـﻥ ﺃﺼـﺭﻡ ﺍﻟﻨﺴﺎﺌﻲ ﻭﻋﺭﻭﺓ ﺒﻥ ﻤﺭﻭﺍﻥ ﺍﻟﺭﻗﻲ ﻭﻋﺜﻤﺎﻥ ﺒﻥ ﺴﻌﻴﺩ ﺍﻟﺩﺍﺭﻤﻲ ﺍﻟﺴﺠﺴﺘﺎﻨﻲ. ﻭﻟﻴﺤﺫﺭ ﺘﺼﺎﻨﻴﻑ ﻤﻥ ﺘﻐﻴﺭ ﺤﺎﻟﻬﻡ ﻓﺈ ﻥ ﻓﻴﻬﺎ ﺍﻟﻌﻘﺎﺭﺏ ﻭﺭﺒﻤﺎ ﺘﻌﺫﺭ ﺍﻟﺘﺭﻴﺎﻗﻲ

Bu insanlardan kurtulmak ve hevadan emin olmak isteyen, gördüğü ve işittiği herşeyi Kitab ve Asar ile ve Seleften ona tabi olanlar ile tartsın. Kişi bu ikisini bilen biriyse onu bu ikisine arzeder. Hiç kimsenin sözü sıhhatine dair muhkem bir ayet veya sabit olmuş Sünnet veya sahih yoldan ulaşmış sahabe sözü talep edilmeksizin kendisinden kabul edilmez. O, öncekilere mesela; Ebu Davud es-Sicistani (ö., 275H), Abdullah ibni Ahmed ibni Hanbel (ö., 241H), Ebu Bekir el-Esrem, Harb ibni İsmail es-Seyracani, Haşiş ibni Esrem en-Nesai, Urve ibni Mervan er-Rakki ve Osman ibni Sa’id ed-Darimi es-Sicistani (ö., 280H) gibilerine ait olan Sünne kitaplarına baksın. Durumunda değişme olanların kitaplarına dikkat edin zira onlarda (zehirli) akrepler vardır ve zehirinin panzehirini bulmak mümkün olmayabilir. (Siczi, Risale es-Siczi ila Ehli Zubeyd fi'r Red ala men Enkera el-Harf ve's Savt, 360-363)

Arş

أنّ الله سبحانه فوق العرش بذاته من غير مماسة
(...)
وعند أهل الحق أن الله سبحانه مباين لخلقه بذاته فوق العرش بلا كيفية بحيث لا مكان


Ehli Hakk’ın i’tikadı’na göre: Allah Subhanehu zatıyla, temas olmaksızın, arşın üstündedir. Keramiyye ve onlara tabi olanlar bu temas kavlinde dalalete daldılar (saptılar).

(...)
 
Ehli Hakk’a göre, Allah Subhanehu mahlukattan ayrı olarak zatıyla arşın üstündedir ve bu keyfiyetsiz olarak ve mekan tutmaksızındır. (Siczi, Risale es-Siczi ila Ehli Zubeyd fi'r Red ala men Enkera el-Harf ve's Savt, 188-193; İbni Teymiyye, Beyanu Telbis'il Cehmiyye, 3/51)

[Not: "İmam es-Siczi (rh.a) her ne kadar batıl bir manayı kasdetmemiş olsa bile mekan, temas gibi selefin ıstılahında olmayan birtakım kelimeleri kullanmaması daha evla olacaktı. Sözkonusu "mümaset" yani temas lafzıyla alakalı Necdi alimlerden Abd'ul Latif ibni Abd'ur Rahman şöyle demektedir:


ولفظ المماسة لفظ مخترع، مبتدع، لم يقله أحدٌ ممن يقتدى به، ويتّبع، وإن أريد به نفي ما دلّت عليه النصوص من الاستواء، والعلوّ، أو الارتفاع، والفوقيّة، فهو قول باطل، ضالٌ، قائله مخالف للكتاب والسنة، ولإجماع سلف الأمة، مكابر للعقول الصحيحة، والنصوص الصريحة، وهو جهمي لا ريب، من جنس من قبله؛ وإن لم يرد هذا المعنى، بل أثبت العلو والفوقية، والارتفاع الذي دلَّ عليه لفظ الاستواء، فيقال فيه هو مبتدع ضالٌ، قال في الصفات قولاً مشتبهاً موهماً، فهذا اللفظ لا يجوز نفيه، ولا إثباته والواجب في هذا الباب: متابعة الكتاب والسنة، والتعبير بالعبارات السلفية السنيَّة الإيمانية، وترك المتشابه

"Temas lafzı sonradan icad edilmiş bidat bir lafzıdır. Kendisine uyulan ve tabi olunan hiç kimse bunu söylememiştir. Eğer ki bununla nassların delalet etmiş olduğu istiva, uluvv, irtifa (yükseklik) ve fevkiyyet (yukarda oluş) gibi hususların reddedilmesi kasdediliyorsa bu sapıkça ve batıl bir sözdür. Bunu söyleyen Kitaba, Sünnete ve ümmetin selefinin icmasına muhalefet etmiş ve sahih akla ve de sarih nasslara karşı kibir (ve inatçılık) sergilemiştir. Şüphe yok ki bu kimse kendisinden önceki diğer kimseler gibi Cehmi’dir. Eğer böyle bir mana kasdetmiyor hatta "istiva" lafzının delalet etmiş olduğu uluvv, fevkiyyet, irtifa gibi hususları kabul ediyor olsa dahi yine buna da sapık ve bidatçi denir. Çünkü bu kişi sıfatlar konusunda şüphe ve vehim uyandıran bir söz sarfetmiştir. Şu halde bu (mümaset/temas) lafzını reddetmek de kabul etmek de caiz değildir. Bu konuda vacib olan şey, Kitap ve Sünnete uymak Selefi, Sünni, imani (yani bunlara uygun) tabirler kullanmak ve müteşabih (lafızları) terk etmektir." (Uyun'ur Rasail, 1/378)]

Şeyh'ul İslam İbni Teymiyye, İmam es-Siczi'den şunu nakleder:


وَقَالَ السجزي فِي "الْإِبَانَةِ" وَأَئِمَّتُنَا كَالثَّوْرِيِّ وَمَالِكٍ وَابْنِ عُيَيْنَة، وَحَمَّادِ بْنِ سَلَمَةَ وَحَمَّادِ بْنِ زَيْدٍ وَابْنِ الْمُبَارَكِ والْفُضَيْل وَأَحْمَدَ وَإِسْحَاقَ: مُتَّفِقُونَ عَلَى أَنَّ اللَّهَ سُبْحَانَهُ بِذَاتِهِ فَوْقَ الْعَرْشِ وَأَنَّ عِلْمَهُ بِكُلِّ مَكَانٍ وَأَنَّهُ يُرَى يَوْمَ الْقِيَامَةِ بِالْأَبْصَارِ فَوْقَ الْعَرْشِ وَأَنَّهُ يَنْزِلُ إلَى سَمَاءِ الدُّنْيَا وَأَنَّهُ يَغْضَبُ وَيَرْضَى وَيَتَكَلَّمُ بِمَا شَاءَ. فَمَنْ خَالَفَ شَيْئًا مِنْ ذَلِكَ فَهُوَ مِنْهُمْ بَرِيءٌ وَهُمْ مِنْهُ بُرَآءُ

"Siczi el-İbane’de şöyle der: Sevri, Malik, İbni Uyeyne, Hammad ibni Seleme, Hammad ibni Zeyd, İbn'ul Mübarek, el-Fudeyl (İbn’ul İyad), Ahmed (ibni Hanbel) ve İshak (ibni Rahaveyh) gibi imamlarımız, Allah Subhanehu'nun zatıyla arş üstünde, ilmiyle her mekanda olduğunda, Kıyamet Günü gözlerle arş üstünde görüleceğinde, dünya semasına indiğinde, gazab ettiğinde, razı olduğunda, dilediğini söylediğinde ittifak halindedirler. Kim herhangi bir konuda bunlardan ayrılırsa, o onlardan beridir, onlar da ondan beridirler." (İbni Teymiyye, Mecma'ul Feteva, 3/222 terc., Külliyat, 3/191; Zehebi, Kitab'ul Arş, 2/352-353; Zehebi, Muhtasar el-Uluvv li’l Aliyy’il Azim, no: 243 terc., 295; Zehebi, Siyer A’lem'in Nubela, 17/656)
Kişinin Ehl'üs Sünnet, Ehl'ul Hadis, Ehl'ul Asar, Selefi olmasının alameti Sünnet'e ittiba etmesidir.

Çevrimiçi Uhey

  • Administrator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 1114
  • Değerlendirme Puanı: +14/-0
Ynt: İMAM ES-SİCZİ'NİN İ'TİKADİ GÖRÜŞLERİ
« Yanıtla #2 : 07.10.2019, 20:38 »
بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِ
Rahmân ve Rahîm olan Allâh'ın Adıyla,

Huffâzın (hadîs hâfızlarının) üstâdı, imâm, âlim, yetenekli hâfız, Sünnetin şeyhi, Haram’ın şeyhi, Kur’ân’ın mahlûk olmadığı hakkındaki "el-İbanet’ul Kübrâ" kitâbının müellifi Ebû Nasr Ubeydullâh bin Sa’îd es-Siczî (ö. 444H) Rahimehullâh'ın Akîdesi'ne dair bir derlemeyi aşağıdaki linkten PDF formatında indirebilirsiniz:



Kişinin Ehl'üs Sünnet, Ehl'ul Hadis, Ehl'ul Asar, Selefi olmasının alameti Sünnet'e ittiba etmesidir.

 

Related Topics

  Konu / Başlatan Yanıt Son İleti
1 Yanıt
2600 Gösterim
Son İleti 27.10.2015, 04:26
Gönderen: Uhey
1 Yanıt
2057 Gösterim
Son İleti 08.11.2015, 04:24
Gönderen: Uhey
3 Yanıt
4163 Gösterim
Son İleti 24.02.2019, 00:15
Gönderen: Uhey
1 Yanıt
2084 Gösterim
Son İleti 22.12.2015, 06:42
Gönderen: Uhey
3 Yanıt
2904 Gösterim
Son İleti 15.03.2016, 02:58
Gönderen: Uhey