Darultawhid

Gönderen Konu: ABDULLAH YOLCU'NUN ARŞA OTURMA MESELESİ HAKKINDAKİ İDDİALARI  (Okunma sayısı 1758 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

el-Muvatta

  • Ziyaretçi
Abdullah Yolcunun "Arşa oturma" demenin sahabeden varit olmayan bazı selef imamların sözlerinden ibaret oldugu ve kabul edilmemesi gerektigi iddasına nasıl yorumlayabilirsiniz

"Arsa oturma sözü doğru mudur" sorusunda anladığım kadarıyla şiddetle karşı çıkmakta


Çevrimiçi Tevhid Ehli

  • Administrator
  • Yönetici
  • *****
  • İleti: 2028
  • Değerlendirme Puanı: +50/-0
Bismillahirrahmanirrahim. Size tavsiyemiz öncelikle şurada yarım bıraktığınız konuyu tamamlamanız ve oradaki sorulara cevap vermenizdir. http://darultawhid.com/tr/forum/index.php?topic=1455.0 Burada ise Abdullah Yolcu’nun sözlerini gündeme getirmişsiniz, herhalde Arşa oturmayla alakalı bir kasedi var ondan bahsediyorsunuz. Lakin Yolcu bu konuyla alakalı kayda değer ne söylemiş ki onun sözleri üzerine burada yorum yapalım? Abdullah Yolcu, parti meselesinde, muhakeme meselesinde, cehalet meselesinde ve sair meselelerde ne diyorsa, hangi çarpıtmaları, hangi tevilleri yapıyorsa burada da aynısını yapıyor. Kendisi zaten Elbani’nin öğrencisidir, oturma meselesinde de Elbani ve başkalarının dediğini tekrarlamaktan başka bir iş yapmamış. Şunu herkesin anlaması gerekir ki bugün selefin itikadını temsil etme iddiasında olan bu kimselerin tekfir konusunda, hakimiyet meselesinde, vela bera meselelerinde yaptıkları yumuşatmaların, tahriflerin dayandığı şey ne ise sıfatlar konusundaki bu hezeyanlarının da dayanağı aynı şeydir. Bu da ‘selefiler’ üzerindeki yoğun ‘mahalle baskısını’ def etme endişesinden kaynaklanmaktadır. Çünkü tarih boyu selefilere veya o zamanki ismiyle hadis ehline, Hanbelilere yöneltilen en büyük eleştiriler tekfircilik, tecsimcilik ve muhaliflerine karşı düşmanlıkta ileri gitmek gibi konularda yöneltilmiştir. Dirayetli imamlar vefat edip toprağın altına girince selefin akidesine sahip çıkmak böyle istikameti olmayan adamlara kalmış, onlar da bu saydığım konular ve benzerleri hakkında ‘bize öyle diyorsunuz da biz aslında öyle değiliz, böyleyiz’ demekten öteye geçmeyen, eziklik ve aşağılık kompleksi içinde savunmalar üretmişler ve akideyi de ona göre çarpıtmaya yeltenmişlerdir. Ama Allaha hamdolsun, selef akidesi açık bir şekilde ortadadır ve kimsenin tevil edemeyeceği şekilde kitaplarda kaydolmuştur. Muasırların bunları örtbas etme gayretleri ise batıl olduğu için bunlar gelip geçici şeylerdir, hakikatlerin karşısında dayanma güçleri yoktur.

Ayrıca Abdullah Yolcu ve emsali kimdir, neyi ve kimi temsil ediyorlar ki burada gündeme getiriyorsunuz? Selefin ve hayırlı halefin sözleri ortadayken Abdullah el-Eseri oturma sıfatı yoktur dese ne olur, demese ne olur? Ağzı olan konuşuyor diye bir laf vardır. O da diğer batıl fikirlerini dile getirdiği gibi bunları da konuşmuş, bizim için bunların bir önemi ve değeri yoktur, buradan bir şey çıkmaz. Bizi oturma sıfatını reddeden Abdulkadir Geylani ve Kadı Ebu Yala gibi Hanbeli meşayihinin büyüklerinden olan zatların sözleri şüpheye düşürmedi ki Abdullah Yolcu'nun reddetmesi mi şüpheye düşürecek? Çünkü biz, bu hususta Kitap, sünnet ve selefin fehmine dayanmışız. Akidede kaynak ancak bunlardır. Bunların dışında akide hususunda hiç bir alimin -ne kadar faziletli olursa olsun- sözünü taklid etmek dahi caiz değilken nerde kaldı bir belamın sözünü taklid edelim, onu itibara alalım veya ondan dolayı şüpheye düşelim! Bizler, istiva meselesinde ve ona bağlı oturma konusunda seleften gelen kavillerin –ulaşabildiklerimizin- neredeyse tamamını sözkonusu risalede zaptetmeye çalıştık. Bunu yaparken de konuyla alakalı aşağı yukarı bütün imamların konuyla alakalı açıklamalarını gözden geçirmeye gayret ettik, kimseye de söylemediği şeyleri nisbet etmeme hususunda titiz davranmaya çalıştık. Yani istivayla alakalı selefin bütün ilmi- gözümüzden kaçanlar müstesna- Allahın izni ile oradadır. Oturma lafzını ihtiva eden hadisleri ve seleften gelen kavilleri de orada naklettik. Kimin bu konularda bir rahatsızlığı varsa falanın fulanın kelamlarıyla uğraşmasın, otursun bize reddiye versin, yazdıklarımızı tek tek çürütsün. Şimdi Abdullah Yolcu’nun ve emsalinin kelamlarında bütün bunları çürütebilecek herhangi bir ilim kırıntısı mevcut mu? Eseri, selef imamları böyle dememiş diyor, biz de demiş diyoruz ve bunun kaynaklarını da ortaya koyduk. Tabi çelişkili de konuşuyor, bir yandan da bu mesele selef ile halef arasında savaş konusudur diyor, bir yandan da selef böyle dememiş diyor. Keza İbn Teymiye böyle dememiş diyor. Biz ise onun bu konuyla alakalı görüşlerini bizzat kendi eserlerinden naklettik. Yani illa Allah-Arşın-üzerinde-oturuyor veya Peygamberini de-oturtacaktır demesine, bu kelimeleri kullanmasına gerek yok ki! Şeyhulislam, eserlerinde buna delalet eden hadisleri zikretmiş, müdafaa etmiş, alimlere nisbet etmiş ve izahını yapmış. Hal böyleyken onun böyle bir sözü yok diye ısrar etmenin demagojiden ve meseleyi karartmadan öte bir anlamı olmaz. Kısacası biz Abdullah Yolcu’nun, Ebu Zerka’nın veya muasırlardan Arap, Acem hiç kimsenin bu konulardaki sözlerini kale almayız. Evet biz, piyasadaki diğer fırkalara nisbeten bu adamlar selefin ilmine daha yakındır dedik. Aynı şeyi Suudluların bir kısmı için de söyledik. Bu, adaletle yapmaya çalıştığımız bir tesbittir. Çünkü Allahu Teala bizden hasımlarımıza karşı da olsa adaletli olmayı emretmektedir. Lakin bütün bu tesbitler, bu adamların söylediği her sözün hak olduğu anlamına gelmez. Zira yukarda da söylediğimiz gibi bu kişiler çoğu konuda selefin ilmini nakletseler de bu tarz ‘mahalle baskısının’ yoğun olduğu meselelerde yan çizmişler veya en iyi ihtimalle kendi hocalarının, bulundukları ilmi muhitlerin tesiri altında kalmışlardır ve kısacası isabet edememişlerdir. Zaten bu meseleyi bugün dünyada, Suudda bile doğru şekilde izah eden belki çok az kişi vardır. Türkiye'de de burdan başka kim, kaç kişi vardır bilmiyoruz. Burada yazdıklarımızın aksini iddia eden, bu konularda seleften naklettiğimiz ilmi çürütmek yahut izah etmekle mükelleftir. Vesselam.
Kendisi de bir kral olan Halife Memun Nadr bin Şumeyl (ra)'a şöyle demiştir:
يَا أَبَا الْحَسَنِ الْإِرْجَاءُ دِينُ الْمُلُوكِ
"Ey Ebu'l Hasen! İrca (Mürcielik) kralların dinidir!" (ed-Dulabi, el-Esma ve'l Kuna, no: 832; ayrıca Lalekai, es-Sunne, no: 2818)


Çevrimiçi Tevhid Ehli

  • Administrator
  • Yönetici
  • *****
  • İleti: 2028
  • Değerlendirme Puanı: +50/-0
Hatırlatma...
Kendisi de bir kral olan Halife Memun Nadr bin Şumeyl (ra)'a şöyle demiştir:
يَا أَبَا الْحَسَنِ الْإِرْجَاءُ دِينُ الْمُلُوكِ
"Ey Ebu'l Hasen! İrca (Mürcielik) kralların dinidir!" (ed-Dulabi, el-Esma ve'l Kuna, no: 832; ayrıca Lalekai, es-Sunne, no: 2818)

 

Related Topics

  Konu / Başlatan Yanıt Son İleti
2 Yanıt
3301 Gösterim
Son İleti 01.07.2016, 22:43
Gönderen: Tevhid Ehli
19 Yanıt
8056 Gösterim
Son İleti 06.02.2021, 00:15
Gönderen: Tevhid Ehli
1 Yanıt
1107 Gösterim
Son İleti 16.08.2018, 17:17
Gönderen: Tevhid Ehli
6 Yanıt
1838 Gösterim
Son İleti 08.09.2018, 08:44
Gönderen: Teymullah
0 Yanıt
811 Gösterim
Son İleti 11.09.2018, 16:19
Gönderen: Tevhid Ehli