Darultawhid

Gönderen Konu: 40 HADÎS -İBNU TEYMİYYE  (Okunma sayısı 5868 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Izhâr'ud Dîn

  • Özel Üye
  • Sr. Member
  • *
  • İleti: 258
  • Değerlendirme Puanı: +5/-0
  • فَفِرُّوا إِلَى اللَّهِ
40 HADÎS -İBNU TEYMİYYE
« : 28.06.2018, 20:54 »


الأربعين التي رواها ابن تيمية بالسند

İbnu Teymiyye’nin İsnâdı İle Rivâyet Ettiği 40 Hadîs

شيخ الإسلام ابن تيمية

Şeyh'ul İslâm İbnu Teymiyye (Rahimehullâh)




Hutbet'ul Ha'ce

Da'vet’imiz

İbnu Teymiyye’nin İsnâdı İle Rivâyet Ettiği 40 Hadîs

Mukaddime

Hadîs no: 1

Hadîs no: 2

Hadîs no: 3

Hadîs no: 4

Hadîs no: 5

Hadîs no: 6

Hadîs no: 7

Hadîs no: 8

Hadîs no: 9

Hadîs no: 10

Hadîs no: 11

Hadîs no: 12

Hadîs no: 13

Hadîs no: 14

Hadîs no: 15

Hadîs no: 16

Hadîs no: 17

Hadîs no: 18

Hadîs no: 19

Hadîs no: 20

Hadîs no: 21

Hadîs no: 22

Hadîs no: 23

Hadîs no: 24

Hadîs no: 25

Hadîs no: 26

Hadîs no: 27

Hadîs no: 28

Hadîs no: 29

Hadîs no: 30

Hadîs no: 31

Hadîs no: 32

Hadîs no: 33

Hadîs no: 34

Hadîs no: 35

Hadîs no: 36

Hadîs no: 37

Hadîs no: 38

Hadîs no: 39

Hadîs no: 40
Şeyh'ul İslâm İbnu Teymiyye (Rahimehullâh) dedi ki:

والعالم يعرف الجاهل؛ لأنه كان جاهلا، والجاهل لا يعرف العالم لأنه لم يكن عالما

"Âlim câhili tanır çünkü o da (bir zamanlar) câhildi. Câhil ise âlimi tanıyamaz çünkü o hiçbir zaman âlim olmadı." (Şeyh'ul İslâm İbnu Teymiyye, Mecmû'ul Fetâvâ, 13/235)

Çevrimdışı Izhâr'ud Dîn

  • Özel Üye
  • Sr. Member
  • *
  • İleti: 258
  • Değerlendirme Puanı: +5/-0
  • فَفِرُّوا إِلَى اللَّهِ
Ynt: 40 HADÎS -İBNU TEYMİYYE
« Yanıtla #1 : 28.06.2018, 20:56 »

خُطْبَةُ الْحَاجَةِ

إِنَّ الْحَمْدَ لِلّٰهِ، نَحْمَدُهُ، وَنَسْتَعِينُهُ، وَنَسْتَغْفِرُهُ، وَنَعُوذُ بِاللهِ مِنْ شُرُورِ أَنْفُسِنَا، وَمِنْ سَيِّئَاتِ أَعْمَالِنَا، مَنْ يَهْدِهِ اللهُ فَلاَ مُضِلَّ لَهُ، وَمَنْ يُضْلِلْ فَلاَ هَادِيَ لَهُ، وَأَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلٰهَ إِلاَّ اللهُ وَحْدَهُ لاَ شَرِيكَ لَهُ، وَأَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّدًا عَبْدُهُ وَرَسُولُهُ.

﴿يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اتَّقُوا اللهَ حَقَّ تُقَاتِهِ وَلاَ تَمُوتُنَّ إِلاَّ وَأَنْتُمْ مُسْلِمُونَ.﴾ [آل عمران: 102]

﴿يَا أَيُّهَا النَّاسُ اتَّقُوا رَبَّكُمُ الَّذِي خَلَقَكُمْ مِنْ نَفْسٍ وَاحِدَةٍ وَخَلَقَ مِنْهَا زَوْجَهَا وَبَثَّ مِنْهُمَا رِجَالاً كَثِيرًا وَنِسَاءً وَاتَّقُوا اللهَ الَّذِي تَسَاءَلُونَ بِهِ وَالْأَرْحَامَ إِنَّ اللهَ كَانَ عَلَيْكُمْ رَقِيبًا.﴾ [النساء: 1]

﴿يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اتَّقُوا اللهَ وَقُولُوا قَوْلاً سَدِيدًا. يُصْلِحْ لَكُمْ أَعْمَالَكُمْ وَيَغْفِرْ لَكُمْ ذُنُوبَكُمْ وَمَنْ يُطِعِ اللهَ وَرَسُولَهُ فَقَدْ فَازَ فَوْزًا عَظِيمًا.﴾ [الأحزاب: 71-70]

أَمَّا بَعْدُ: فَإِنَّ أَصْدَقَ الْحَدِيثِ كِتَابُ اللهِ، وَخَيْرَ الْهَدْيِ هَدْيُ مُحَمَّدٍ، وَشَرَّ الْأُمُورِ مُحْدَثَاتُهَا، وَكُلَّ مُحْدَثَةٍ بِدْعَةٌ، وَكُلَّ بِدْعَةٍ ضَلاَلَةٌ، وَكُلَّ ضَلاَلَةٍ فِي النَّارِ.

Hutbet’ul Hâce

Hamd, ancak Allâh içindir. O’na hamd eder, O’ndan yardım ve mağfiret dileriz. Nefislerimizin şerrinden, amellerimizin kötülüklerinden O’na sığınırız. Allâh kimi hidâyete erdirirse onu saptıracak, kimi de saptırırsa onu hidâyete erdirecek yoktur. Allâh’tan başka -ibâdete lâyık, hak- ilah olmadığına şehâdet ederim. O, tektir ve ortağı yoktur. Yine şehâdet ederim ki Muhammed O’nun kulu ve Rasûlü’dür.

“Ey îmân edenler! Allâh’tan korkulması gerektiği gibi korkun ve kesinlikle ancak Müslümanlar olarak can verin!” (Âl-i İmrân 3/102)

“Ey insanlar! Sizi bir tek nefisten yaratan, ondan da eşini yaratan ve ikisinden birçok erkekler ve kadınlar meydana getiren Rabbinizden sakının! Adını kullanarak birbirinizden dilekte bulunduğunuz Allâh’tan ve akrabâlık haklarına riâyetsizlikten sakının! Şüphesiz Allâh sizin üzerinize gözetleyicidir.” (en-Nisâ 4/1)

“Ey îmân edenler! Allâh’tan sakının ve sözün en doğrusunu söyleyin ki Allâh, amellerinizi ıslâh etsin ve günâhlarınızı bağışlasın. Kim Allâh’a ve Rasûlü’ne itâat ederse büyük bir kurtuluşa ermiş olur.” (el-Ahzâb 33/70-71)

Bundan sonra; muhakkak ki sözlerin en doğrusu Allâh’ın Kitâbı, yolların en hayırlısı ise Muhammed Sallallâhu Aleyhi ve Sellem’in yoludur. İşlerin en kötüsü ise sonradan uydurulanlardır. Sonradan uydurulan her şey bid’attir. Her bid’at sapıklık ve her sapıklık da ateştedir.[1]

Dipnotlar:
 1. Şeyh’ul İslâm İbnu Teymiyye Rahimehullâh’ın, “İslâm nizâmının ve îmânın düğümü” (İbnu Teymiyye, Mecmû’ul Fetâvâ, 14/223) olarak nitelediği “Hutbet’ul Hâce (İhtiyâç Hutbesi)” isimli bu du’âyı, Rasûlullâh Sallallâhu Aleyhi ve Sellem hutbelerinin girişinde okurdu. Bu meşhûr hutbenin çeşitli kısımları Nesâ’î, Hadîs no: 3278; Müslim, Hadîs no: 868; Ebû Dâvud, Hadîs no: 2118; Tirmizî, Hadîs no: 1105 ve diğer hadîs mecmûalarında değişik lafızlarla nakledilmiştir.
Şeyh'ul İslâm İbnu Teymiyye (Rahimehullâh) dedi ki:

والعالم يعرف الجاهل؛ لأنه كان جاهلا، والجاهل لا يعرف العالم لأنه لم يكن عالما

"Âlim câhili tanır çünkü o da (bir zamanlar) câhildi. Câhil ise âlimi tanıyamaz çünkü o hiçbir zaman âlim olmadı." (Şeyh'ul İslâm İbnu Teymiyye, Mecmû'ul Fetâvâ, 13/235)

Çevrimdışı Izhâr'ud Dîn

  • Özel Üye
  • Sr. Member
  • *
  • İleti: 258
  • Değerlendirme Puanı: +5/-0
  • فَفِرُّوا إِلَى اللَّهِ
Ynt: 40 HADÎS -İBNU TEYMİYYE
« Yanıtla #2 : 28.06.2018, 20:59 »


بسم الله الرحمن الرحيم
Da’vetimiz

Gâyemiz Âdem Aleyh’is Selâm’dan başlayarak Hatem’ul Enbiyâ Muhammed Sallallâhu Aleyhi ve Sellem’e kadar bütün Rasûl ve Nebîler’in ortak dâ’veti olan tevhîd akîdesini, ulaşabildiğimiz her yere neşretmek, tevhîdi bozan bütün küfür ve şirk çeşitleriyle mücâdele etmek ve insanları kendisine kulluk etmeye dâ’vet eden bütün sahte ilahları yani tâğûtları deşifre etmektir. Allâhu Teâlâ bu husûsta şöyle buyurmaktadır:

وَقَاتِلُوهُمْ حَتَّى لَا تَكُونَ فِتْنَةٌ وَيَكُونَ الدِّينُ كُلُّهُ لِلّٰهِ
“Fitne (şirk) ortadan kalkıncaya ve dîn tamamen Allâh’ın oluncaya kadar onlarla savaşın!” (el-Enfâl 8/39)

Yine tevhîdin içerisinde yer alan önemli bir rükûn olan “Velâ-Berâ (Dostluk-Düşmanlık)” akîdesi ve buna bağlı olarak müşriklerin tekfîri ve de bu sûrette İmân-Küfür saflarının netleşmesi husûsu da dâ’vetimizin mihenk taşlarından birisidir.
İmân-Küfür meseleleri başta olmak üzere akîde konuları hakkında bâtıl dâ’vetçileri tarafından ortaya atılan şüphelerin izâlesi temel hedeflerimizden birisidir. Bu konularda Ehl-i Sünnet’in ifrât ve tefrîtten uzak vasat akîdesini ortaya koymak esâs gâyemizdir.

Tevhîd’den sonra dâ’vet ettiğimiz en önemli mesele ise sünnet’tir. Akîdevî konular başta olmak üzere tüm İslâmî meseleleri Rasûlullâh Sallallâhu Aleyhi ve Sellem ve ashâbının anlattıkları ve yaşadıkları şekilde kabûl edip hayata aktarmak ve de onlardan sonra çıkmış olan bütün bid’atleri reddetmektir.
 
Rasûlullâh Sallallâhu Aleyhi ve Sellem sahîh hadîs’te ümmetinin yetmiş üç fırkaya bölüneceğini ve bunlardan sadece bir tanesinin kurtuluşa ereceğini beyân etmiş ve bu Fırka-i Nâciye’nin (Kurtulan Fırka’nın) yolunu şöyle ta’rif etmiştir:


مَا أَنَا عَلَيْهِ وَأَصْحَابِي
“Benim ve ashâbımın yolu üzere olan...”2

Bu yolu devâm ettiren yegâne fırka ise Ehl-i Sünnet ve’l Cemâ’attir.

Hiçbir kişi ve topluluk kendisine Ehl-i Sünnet ismini vermekle bu kurtulan fırkaya dâhil olmaz. Ehl-i Sünnet’in en bâriz vasfı hayırlı ilk üç nesil olan Selef-i Sâlihin’e tâbi olmak ve onlardan sonrakilerin sözlerine karşı temkînli olmak, halefin çıkarttığı bid’at ve münkerlerden uzak durmaktır.
 
Buhârî’de İmrân bin Husayn Radiyallâhu Anhumâ’dan rivâyet edildiğine göre, Rasûlullâh Sallallâhu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur:


خَيْرُ أُمَّتِي قَرْنِي، ثُمَّ الَّذِينَ يَلُونَهُمْ، ثُمَّ الَّذِينَ يَلُونَهُمْ، - قَالَ عِمْرَانُ فَلاَ أَدْرِي: أَذَكَرَ بَعْدَ قَرْنِهِ قَرْنَيْنِ أَوْ ثَلاَثًا - ثُمَّ إِنَّ بَعْدَكُمْ قَوْمًا يَشْهَدُونَ وَلاَ يُسْتَشْهَدُونَ وَيَخُونُونَ وَلاَ يُؤْتَمَنُونَ، وَيَنْذُرُونَ وَلاَ يَفُونَ، وَيَظْهَرُ فِيهِمُ السِّمَنُ
“Ümmetimin en hayırlısı benim çağımdır. Sonra onların ardından gelenler. Onlardan sonra daha sonra gelenlerdir. -İmrân Radiyallâhu Anh, Rasûlullâh kendi çağından sonra iki nesil mi yoksa üç nesil mi zikretti bilmiyorum, der- Onlardan sonra şâhitliği istenmediği hâlde şâhitlik yapan: hıyânet eden ve kendisine güvenilmeyen: adak adayan, fakat yerine getirmeyen ve aralarında şişmanlık (yeme-içme düşkünlüğü) baş gösteren bir toplum gelecektir.”3

Rasûlullâh Sallallâhu Aleyhi ve Sellem ve ashâbından sonra, Tevhîd’e ve Sünnet’e dâ’vet vazîfesini ise Rabbânî Ulemâ -şu hadîs gereğince- devralmıştır:

إِنَّ الْعُلَمَاءَ هُمْ وَرَثَةُ الْأَنْبِيَاءِ
“Şüphesiz âlimler peygamberlerin vârislerinin ta kendileridir.”4

İşte bu noktada hedefimiz, Rasûller’den sonra; Tevhîd’e ve Sünnet’e dâ’vet görevini üstlenmiş olan Rabbânî âlimlerin ilmî mîrâsını günümüz insanlarına ulaştırarak insanlarla ilim arasında köprü vazîfesi görmektir.
 
O ilim ki kaynağı; Rasûlullâh Sallallâhu Aleyhi ve Sellem’e ardından da Cibrîl-i Emîn Aleyh’is Selâm’a ve nihâyetinde de âlemlerin Rabbi Allâh Subhânehu ve Teâlâ’ya ulaşır. Bu ilim, âlimler tarafından kıyâmete kadar temsîl edilmeye devâm edecektir. Zîrâ Rasûlullâh Sallallâhu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmaktadır:


لاَ يَزَالُ مِنْ أُمَّتِي أُمَّةٌ قَائِمَةٌ بِأَمْرِ اللّٰهِ، لاَ يَضُرُّهُمْ مَنْ خَذَلَهُمْ، وَلاَ مَنْ خَالَفَهُمْ، حَتَّى يَأْتِيَهُمْ أَمْرُ اللّٰهِ وَهُمْ عَلَى ذٰلِكَ
“Ümmetimden Allâh’ın emrini ayakta tutan bir topluluk hep var olacaktır. Ne onları terk edip gidenler, ne de onlara muhâlefet edenler -onlar bu hâl üzere iken Allâh’ın emri onlara gelinceye kadar- onlara bir zarar veremeyeceklerdir.”5

Bu sebeple, tarih boyu Ehl-i Sünnet ve’l Cemâ’at akîdesine bayraktârlık etmiş olan ulemânın eserlerini ve Rasûlullâh Sallallâhu Aleyhi ve Sellem’den mîrâs almış oldukları ilmi yaymak temel gâyemizdir.

Bu gâyemize ulaşmak için bilhâssa Rasûlullâh Sallallâhu Aleyhi ve Sellem tarafından övülen hayırlı ilk üç nesil olan Selef-i Sâlihîn’in menhecini esâs alacağız ve kelâmî, felsefî cereyânlardan etkilenmemiş, Rasûlullâh Sallallâhu Aleyhi ve Sellem’in ve ashâbının akîdesi üzere sebât eden, kısacası; “Fırka-i Nâciye (Kurtulan Fırka)” ve “Tâifet’ul Mansûra (Yardıma Mazhar Olunmuş Taife)” mensûbu olan hadîs ve sünnet ehli imâmların mîrâsını nakletmeye çalışacağız.

Hedefimiz asla insanları seleften bir aslı olmayan şahsî kanaatlerimize veya câhiliye asabiyetiyle oluşturulmuş hiziplere dâ’vet etmek değildir. Bilakis hedefimiz Allâh’ın izni ve yardımıyla yalnızca Tevhîd’e ve Sünnet’e hizmet olacaktır.

Tevfîk Allâh Subhânehu ve Teâlâ’dan...



Alıntı
Dipnotlar:

2- Tirmizî, Hadîs no: 2641.

3- Buhârî, Hadîs no: 3650.

4- İbnu Mâce, Hadîs no: 223; Tirmizî, Hadîs no: 2682; Ebû Dâvud, Hadîs no: 3641.

5- Buhârî, Hadîs no: 3641.
Şeyh'ul İslâm İbnu Teymiyye (Rahimehullâh) dedi ki:

والعالم يعرف الجاهل؛ لأنه كان جاهلا، والجاهل لا يعرف العالم لأنه لم يكن عالما

"Âlim câhili tanır çünkü o da (bir zamanlar) câhildi. Câhil ise âlimi tanıyamaz çünkü o hiçbir zaman âlim olmadı." (Şeyh'ul İslâm İbnu Teymiyye, Mecmû'ul Fetâvâ, 13/235)

Çevrimdışı Izhâr'ud Dîn

  • Özel Üye
  • Sr. Member
  • *
  • İleti: 258
  • Değerlendirme Puanı: +5/-0
  • فَفِرُّوا إِلَى اللَّهِ
Ynt: 40 HADÎS -İBNU TEYMİYYE
« Yanıtla #3 : 28.06.2018, 21:12 »


Mukaddime6

بسم الله الرحمن الرحيم
Rahmân ve Rahîm Olan Allâh’ın adıyla…

Ey Rabbim, bana (“İbnu Teymiyye’nin İsnâdı İle Rivâyet Ettiği 40 Hadîs” isimli eseri rivâyet etmekte) yardım et!

ez-Zeyn Ebû Muhammed Abd’ur Rahmân İbn’ul İmâd Ebû Bekir bin Zurayk el-Hanbelî bize kitâbından birkaç defa haber verdi; Ebu'l Abbâs Ahmed bin Ebû Bekir bin Ahmed bin Abd’ul Hamîd el-Makdisî bize haber verdi. Ondan Safer’in 24’ü Cumartesi 797H senesinde şu üç şeyhe; Ebû İshâk el-Harmelî, Ebû Muhammed el-Bakarî ve Ebu'l Abbâs er-Raslânî’ye şöyle dediklerini yazdığını işittik: el-Hâfız Ebû Abdullâh Muhammed bin Ahmed bin Osmân ez-Zehebî mutlak izinle bize haber verdi. O ikisi dediler ki: eş-Şeyh, el-İmâm, el-Âlim, el-Allâme, el-Bari (yetenekli) ve el-Evhad’ul Kuduvve (önder olan), el-Hâfız Ebu'l Abbâs Ahmed bin Abd’ul Halîm bin Abd’us Selâm bin Teymiyye bize haber verdi. ez-Zehebî dedi ki: Bunu Cemâdîy’el Âhir, 721H senesinde kendisine okudum. Şöyle dedi,


الْحَمْدُ لِلَّهِ نَحْمَدُهُ وَنَسْتَعِينُهُ وَنَسْتَهْدِيه وَنَسْتَغْفِرُهُ وَنَعُوذُ بِاَللَّهِ مِنْ شُرُورِ أَنْفُسِنَا وَمِنْ سَيِّئَاتِ أَعْمَالِنَا مَنْ يَهْدِهِ اللَّهُ فَلَا مُضِلَّ لَهُ وَمَنْ يُضَلِّلْ فَلَا هَادِيَ لَهُ.
وَنَشْهَدُ أَنْ لَا إلَهَ إلَّا اللَّهُ وَحْدَهُ لَا شَرِيكَ لَهُ وَنَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّدًا عَبْدُهُ وَرَسُولُهُ أَرْسَلَهُ بِالْهُدَى وَدِينِ الْحَقِّ لِيُظْهِرَهُ عَلَى الدِّينِ كُلِّهِ وَلَوْ كَرِهَ الْمُشْرِكُونَ. وَصَلَّى اللَّهُ عَلَى مُحَمَّدٍ وَآلِهِ وَصَحْبِهِ وَسَلَّمَ تَسْلِيمًا.

Hamd Allâh’a mahsustur. O'na hamd eder, O'ndan yardım ister, O'ndan hidâyet ve bağışlanma dileriz. Nefislerimizin şerrinden ve amellerimizin kötülüklerinden Allâh'a sığınırız. Allâh kimi hidâyete erdirirse onu saptıracak, kimi de saptırırsa onu hidâyete erdirecek yoktur.

Allâh’tan başka -ibâdete lâyık hak- ilâh olmadığına şehâdet ederiz. O, tektir ve ortağı yoktur. Yine şehâdet ederiz ki, Muhammed O’nun kulu ve Rasûlü’dür. Allâh onu “hidâyet ve hak olan dîn -müşrikler hoşlanmasa da- bütün dînlere gâlip gelsin”7 diye gönderdi. Allâh Muhammed'e, âl'ine ve sahâbelerine salât ve selâm etsin. (Âmîn!)



Alıntı
Dipnotlar:

6- “İbnu Teymiyye’nin İsnâdı İle Rivâyet Ettiği 40 Hadîs” isimli bu eseri bir cemâ’at, İmâm Zehebî (Rahimehullâh)’dan dinlemiştir.

7- Şeyh (Rahimehullâh) şu âyete atıfta bulunmaktadır,


هُوَ الَّذِي أَرْسَلَ رَسُولَهُ بِالْهُدَى وَدِينِ الْحَقِّ لِيُظْهِرَهُ عَلَى الدِّينِ كُلِّهِ وَلَوْ كَرِهَ الْمُشْرِكُونَ
“Elçilerini hidâyet ve hak dîn üzere gönderen O'dur. Öyle ki onu (hak dîn olan İslâm'ı) bütün dînlere karşı üstün kılacaktır; müşrikler hoş görmese bile...” (es-Saf 61/9)
Şeyh'ul İslâm İbnu Teymiyye (Rahimehullâh) dedi ki:

والعالم يعرف الجاهل؛ لأنه كان جاهلا، والجاهل لا يعرف العالم لأنه لم يكن عالما

"Âlim câhili tanır çünkü o da (bir zamanlar) câhildi. Câhil ise âlimi tanıyamaz çünkü o hiçbir zaman âlim olmadı." (Şeyh'ul İslâm İbnu Teymiyye, Mecmû'ul Fetâvâ, 13/235)

Çevrimdışı Izhâr'ud Dîn

  • Özel Üye
  • Sr. Member
  • *
  • İleti: 258
  • Değerlendirme Puanı: +5/-0
  • فَفِرُّوا إِلَى اللَّهِ
Ynt: 40 HADÎS -İBNU TEYMİYYE
« Yanıtla #4 : 18.07.2018, 16:06 »


Birinci Hadîs

Bize İmâm Zeyn’ud Dîn Ebu’l Abbâs Ahmed bin Abd’id Dâ’im bin Ni'met bin Ahmed el-Makdisî haber verdi (rivâyet etti) ki -ona bu hadîs okundu ve ben ondan bu hadîsi 667H senesinde işittim- Ebu’l Ferec Abd’ul Mun’im bin Abd’il Vehhâb bin Sa’d bin Kuleyb bu hadîsin ona okunduğunu haber verdi, bize Ebu’l Kâsim Alî bin Ahmed bin Muhammed bin Beyân er-Rezzâr bu hadîsin ona okunduğunu haber verdi, Ebu’l Hasen Muhammed bin Muhammed bin Muhammed bin İbrâhîm bin Muhalled el-Bezzâz haber verdi, Ebû Alî Ismâ’îl bin Muhammed bin Ismâ’îl es-Saffâr bize haber verdi, Hasen bin Arafet bin Yezîd el-Abdî rivâyet etti, Ebû Bekir bin Ayyâş, Ebû Ishâk es-Sebi’î’den bana rivâyet etti ki o da el-Ber⒠bin Âzib (Radiyallâhu Anh)’dan şöyle dediğini rivâyet etti:

Rasûlullâh (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) ve ashâbı hacc için yola çıktı ve biz hacc için ihrâma girdik. Berâ bin Âzib (Radiyallâhu Anh) dedi ki, Mekke'ye vardığımızda Rasûlullâh (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:


‏اجْعَلُوا حَجَّكُمْ عُمْرَةً قَالَ: فَقَالَ النَّاسُ: يَا رَسُولَ اللَّهِ قَدْ أَحْرَمْنَا بِالْحَجِّ فَكَيْفَ نَجْعَلُهَا عُمْرَةً؟ . قَالَ: فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ اُنْظُرُوا الَّذِي آمُرُكُمْ بِهِ فَافْعَلُوا قَالَ: فَرَدُّوا عَلَيْهِ الْقَوْلَ فَغَضِبَ ثُمَّ انْطَلَقَ حَتَّى دَخَلَ عَلَى عَائِشَةَ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهَا غَضْبَانَ فَرَأَتْ الْغَضَبَ فِي وَجْهِهِ فَقَالَتْ: مَنْ أَغْضَبَك أَغْضَبَهُ اللَّهُ قَالَ: وَمَالِي لَا أَغْضَبُ وَأَنَا آمِرٌ بِالْأَمْرِ وَلَا أُتْبَعُ
“Haccınızı umreye çevirin!” Berâ bin Âzib (Radiyallâhu Anh) dedi ki, bunun üzerine insânlar şöyle dediler: “Ya Rasûlullâh, biz hacc için ihrâma girmiştik (şimdi haccımızı) umreye nasıl çevirelim?” Berâ bin Âzib (Radiyallâhu Anh) dedi ki, bunun üzerine Rasûlullâh (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: “Size emrettiğim şeye bakın ve onu yapın!” Berâ bin Âzib (Radiyallâhu Anh) dedi ki: İnsânlar itâ’at göstermedi (soruyu tekrar sordular). Rasûlullâh (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) hiddetlenip kızdı, sonra Rasûlullah (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) uzaklaştı, ta ki Âişe (Radiyallâhu Anhâ)'nın yanına çok kızgın bir şekilde girdi. Âişe (Radiyallâhu Anhâ) da Rasûlullah (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem)’in yüzünde kızgınlığı gördü ve bunun üzerine şöyle dedi: “Seni kim hiddetlendirip kızdırdıysa Allâh da onu hiddetlendirip kızdırsın.” Rasûlullâh (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: “Nasıl kızmamayım ki? Ben bir şeyi emrediyorum da (emrime itâ’at gösterilip) uyulmuyor!”

Nesâ’î ve İbnu Mâce, Ebu Bekir bin Ayyâş hadîsi olarak rivâyet etmişlerdir.

Şeyh Rahimehullâh Safer 575H de doğmuştur ve Pazartesi günü 8 Receb 668H senesinde vefât etmiştir.8



Alıntı
Dipnotlar:

8- Şeyh’ul İslâm İbnu Teymiyye (Rahimehullâh) hadîsi zikrettikten sonra kimi yerde hadîsi kendisinden dinlediği şeyhin hem doğum ve ölüm târîhini veya sadece doğum yahut sadece ölüm târîhini zikretmektedir.
Şeyh'ul İslâm İbnu Teymiyye (Rahimehullâh) dedi ki:

والعالم يعرف الجاهل؛ لأنه كان جاهلا، والجاهل لا يعرف العالم لأنه لم يكن عالما

"Âlim câhili tanır çünkü o da (bir zamanlar) câhildi. Câhil ise âlimi tanıyamaz çünkü o hiçbir zaman âlim olmadı." (Şeyh'ul İslâm İbnu Teymiyye, Mecmû'ul Fetâvâ, 13/235)

Çevrimdışı Izhâr'ud Dîn

  • Özel Üye
  • Sr. Member
  • *
  • İleti: 258
  • Değerlendirme Puanı: +5/-0
  • فَفِرُّوا إِلَى اللَّهِ
Ynt: 40 HADÎS -İBNU TEYMİYYE
« Yanıtla #5 : 11.09.2018, 02:25 »


İkinci Hadîs

Şeyh’ul Musned Kemâl’ud Dîn Ebû Nasr Abd’ul Azîz bin Abd’ul Mu’n’im İbn’ul Hızır bin Şibl bin Abd’ul Harisî bizlere ona yapılan kır’aâti haber verdi ve ben Şabân’ın altısı Cuma günü 669 senesinde Dimeşk Camisi’nde onu dinledim. El-Hâfız Ebû Muhammed el-Kâsım İbn’ul Hâfız Ebu’l Kâsım Alî İbn’ul Hasan bin Hibbetillâh İbnu Asâkir bizlere 695 senesinde Rabî'ul Âhir’de ona yapılan kır’aâti haber verdi, (o dedi ki) Ebu’l Fedâ’il Nâsır bin Mahmûd bin Alî el-Kudsî es-Sâ’iğ bizi haberdar etti. Ebu’l Kâsım Nasr bin Ahmed bin Mukâtil es-Sûsî de bize o ikisi üzerine kır’aât edildiğini haber verdi. Dediler ki: Ebu’l Hasan Alî bin Ahmed bin Zuheyr el-Mâlikî bize haber verdi, (o dedi ki) Ebu’l Hasan Alî bin Muhammad İbnu Şuccâ er-Rab’î el-Mâlikî bize haber verdi: Ebû Bekir Muhammed bin Abd’ur Rahmân bin Ubeydullâh el-Kattân bize haber verdi, (o şöyle dedi) Heyseme bize rivâyet etti: Abbâs İbn’ul Velîd bize rivâyet etti: Ukbe bin Alkame bize rivâyet etti, (o şöyle dedi:) Sa’îd bin Abd’ul Azîz bize Atiyye bin Kays’dan ve o Abdullâh bin Amr (Radiyallâhu Anhuma)’dan rivâyet etti, o da şöyle dedi: Rasûlullâh (Sallallâhu Aleyhi va Sellem) şöyle buyurdu:

إنِّي رَأَيْت عَمُودَ الْكِتَابِ اُنْتُزِعَ مِنْ تَحْتِ وِسَادَتِي فَنَظَرْت فَإِذَا هُوَ نُورٌ سَاطِعٌ عَمَدَ بِهِ إلَى الشَّامِ أَلَا إنَّ الْإِيمَانَ - إذَا وَقَعَتْ الْفِتَنُ - بِالشَّامِ
“Muhakkak ki ben kitâb yığınlarının yastığımın altından çekildiğini gördüm, bunun üzerine ona baktım ki o parlak olan bir nûrmuş, o (nûr) Şâm’ın üzerine gidiyordu. Dikkat edin ki îmân -fitneler çıktığı zamân- Şâm'da olacaktır.”

Şeyh (Rahimehullâh) 589H de doğmuştur ve Şa'bân 672H senesinde vefât etmiştir.
Şeyh'ul İslâm İbnu Teymiyye (Rahimehullâh) dedi ki:

والعالم يعرف الجاهل؛ لأنه كان جاهلا، والجاهل لا يعرف العالم لأنه لم يكن عالما

"Âlim câhili tanır çünkü o da (bir zamanlar) câhildi. Câhil ise âlimi tanıyamaz çünkü o hiçbir zaman âlim olmadı." (Şeyh'ul İslâm İbnu Teymiyye, Mecmû'ul Fetâvâ, 13/235)

Çevrimdışı Izhâr'ud Dîn

  • Özel Üye
  • Sr. Member
  • *
  • İleti: 258
  • Değerlendirme Puanı: +5/-0
  • فَفِرُّوا إِلَى اللَّهِ
Ynt: 40 HADÎS -İBNU TEYMİYYE
« Yanıtla #6 : 23.09.2018, 00:13 »


Üçüncü Hadîs

İmâm Takiyy’ud Dîn Ebû Muhammed İsmâîl bin İbrâhîm bin Ebu’l Yusr’it Tennûhî ona okunduğunu bize haber verdi ve ben, 669H yılında dinledim. Ebû Tâhir Berakât bin İbrâhîm el-Huşû’î ona okunduğunu bize haber verdi. Ebû Muhammed Abd’ul Kerîm bin Hamza İbn’ul Hazir es-Sulemî bize haber verdi, Ebu’l Huseyn Tâhir bin Ahmed bin Alî bin Mahmûd el-Mahmûdî el-Ânî bize haber verdi, Ebu’l Fazıl Mansûr bin Nasr bin Abd’ur Rahîm bin Bint’il Kâğıdî bize haber verdi, Ebû Amir el-Hasan bin Alî İbn’ul Hasan el-Attâr bize rivâyet etti, İbrâhîm bin Abdullâh bin Ömer bin Bekîr İbn’ul Hâris el-Kaysî bize rivâyet etti, Veki’ İbn’ul Cerrâh bin Muleyh er-Ruvâsî, el-’meş’den, o Ebû Sâlih’den, o da Ebû Sa’îd el-Hudrî (Radiyallâhu Anh)’dan tahdis etti ki, o şöyle demiştir:

يُدْعَى نُوحٌ يَوْمَ الْقِيَامَةِ فَيُقَالُ لَهُ: هَلْ بَلَّغْت؟ فَيَقُولُ: نَعَمْ فَيُدْعَى قَوْمُهُ فَيُقَالُ لَهُمْ: هَلْ بَلَّغَكُمْ؟ فَيَقُولُونَ: مَا أَتَانَا مِنْ نَذِيرٍ وَمَا أَتَانَا مِنْ أَحَدٍ فَيُقَالُ لِنُوحِ: مَنْ يَشْهَدُ لَك؟ فَيَقُولُ: مُحَمَّدٌ وَأُمَّتُهُ فَذَلِكَ قَوْلُهُ:
“Nûh (Aleyh’is Selâm) Kıyâmet Günü’nde (Allâhu Teâlâ’nın huzuruna) çağırılacak ve ona şöyle denilecek: ‘(Allâhu Teâlâ’nın da’vetini) tebliğ ettin mi?’ Nûh (Aleyh’is Selâm) diyecek ki: ‘Evet (ben Allâhu Teâlâ’nın da’vetini tebliğ ettim).’ Ondan sonra kavmi (Allâhu Teâlâ’nın huzuruna) çağırılacak ve onlara şöyle denilecek: ‘Size tebliğ edildi mi (Nûh, Allâh’ın da’vetini size tebliğ etti mi)?’ Onlar da diyecekler ki: ‘Bize ne uyarıcı geldi nede bir başkası geldi...’ Sonra Nûh (Aleyh’is Selâm)’a denilecek ki: ‘Kim senin için şehâdet (şahitlik) edecek?’ Nûh (Aleyh’is Selâm) diyecek ki: ‘Muhammed (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) ve ümmeti (benim için şehâdet edecektir).’ Zira bu Allâhu Te’âlâ’nın kavli (nde olduğu gibi) dir:

وَكَذَلِكَ جَعَلْنَاكُمْ أُمَّةً وَسَطًا
“Böylece biz sizi, vasat bir ümmet kıldık…” (el-Bakara 2/143)

Dedi ki: bu Âyetteki “الْوَسَطُ el-Vasat (orta yol)”, “الْعَدْلُ el-Adl (adil olan)” manâsındadır.

Şeyh (Rahimehullâh), 589H’de doğmuş ve Safer 672H de vefât etmiştir.
Şeyh'ul İslâm İbnu Teymiyye (Rahimehullâh) dedi ki:

والعالم يعرف الجاهل؛ لأنه كان جاهلا، والجاهل لا يعرف العالم لأنه لم يكن عالما

"Âlim câhili tanır çünkü o da (bir zamanlar) câhildi. Câhil ise âlimi tanıyamaz çünkü o hiçbir zaman âlim olmadı." (Şeyh'ul İslâm İbnu Teymiyye, Mecmû'ul Fetâvâ, 13/235)

Çevrimdışı Izhâr'ud Dîn

  • Özel Üye
  • Sr. Member
  • *
  • İleti: 258
  • Değerlendirme Puanı: +5/-0
  • فَفِرُّوا إِلَى اللَّهِ
Ynt: 40 HADÎS -İBNU TEYMİYYE
« Yanıtla #7 : 29.09.2018, 01:32 »


Dördüncü Hadîs

El-Fakîh Seyf’ud Dîn Ebû Zekeriyyâ Yahyâ bin Abd’ur Rahmân bin Necm bin Abd’ul Vehhâb el-Hanbelî bize haber verdi ki ona okunmuş –ki ben de ondan Cuma günü Şevvâl ayının 10’unda hicri 669 yılında dinledim ve Ebû Abdullâh Muhammed bin Abd’ul Mün’im İbn’ul Kavvâs ve Mu’ammil bin Muhammed el-Bâlisî ve Ebû Abdullâh Muhammed bin Ebû Bekir el-Âmirî (kendi kitâbı) “et-Tarîh”de ve Ebu’l Abbâs Ahmed bin Şeybân ve Ebû Bekir bin Muhammed el-Herevî ve Ebû Zekeriyyâ Yahyâ bin Ebû Mansûr İbn’us Sayrafî ve Ebu’l Ferec Abd’ur Rahmân bin Süleymân el-Bağdâdî ve eş-Şems bin Zeyn ve Kemâl Abdu’r Rahîm ve İbn’ul Askalânî ve Zeyneb Bint Mekkî ve Sitt’ul Arab, onların birincisi dedi ki, İbnu Şeybân ve Zeyneb dediler ki: Ebû Hafs Ömer bin Muhammed İbnu Teberzez bize haber verdi ki ve el-Bâkûn ve İbnu Şeybân dediler ki, Zeyd İbn’ul Hasan el-Kindî bize haber verdi ki, Zade İbn’us Sayrafî, o şöyle dedi ve Ebû Muhammed Abd’ul Azîz bin Me’âlî bin Ğunayme bin Meniyyinâ (bize haber verdi) ki ona okunmuş, onlar dediler ki el-Kâdî Ebû Bekir Muhammed bin Abd’ul Bâkî bin Muhammed bin Abdullâh el-Ensârî bize haber verdi, (o da) Ebû Ishâk İbrâhîm bin Ömer bin Ahmed el-Bermekî’den bize haber verdi, (o da) Ebû Muhammed Abdullâh bin İbrâhîm bin Eyyûb bin Mâsî(den) bize haber verdi, Ebû Müslim İbrâhîm bin Abdullâh bin Müslim el-Kecî bize haber verdi ki, Muhammed bin Abdullâh el-Ensârî bize haber verdi, Humeyd bana Enes (Radıyallâhu Anh)’dan haber verdi, Enes’in halası er-Rubey bint’un Nadr, bir câriyeye tokat attı, bunun üzerine onun dişi kırıldı. (er-Rubey’in akrabâları) onlara (câriyenin akrabâlarına) Erş’i (azâlara yönelik yaralamalarda ödenmesi gereken tazmînâtı) kabûl ederler diye teklîf etti, onlar ise bunu reddettiler. Sonra onlardan bağışlamalarını istediler, fakat onu da reddettiler. Bunun üzerine onlar Nebî (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem)'in yanına gittiler. Nebî (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) kısâs yapılmasını emretti.  Ondan sonra er-Rubey’in abisi olan Enes İbn’un Nadr geldi ve şöyle dedi, “Yâ Rasûlullâh! er-Rubey’in dişi mi kırılacak? Seni hak ile gönderene yemin ederim ki onun dişi kırılmayacak!" Nebî (Sallallâhu Aleyhi ve Sallem) şöyle dedi, “Ey Enes! Kitâbullâh kısâs(ı emrediyor).” Bundan sonra kavmi razı oldu ve (câriyenin akrabâları) onu affettiler. Rasûlullâh (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) bunun üzerine şöyle buyurdu,

إنَّ مِنْ عِبَادِ اللَّه مَنْ لَوْ أَقْسَمَ عَلَى اللَّه لَأَبَرَّهُ
“Şüphesiz Allâh'ın öyle kulları vardır ki, onlar Allâh adına yemin ederler, Allâh da onları doğru çıkarır.”

Bunu Buhârî, (Muhammed bin Abdullâh) el-Ensârî’den rivâyet etmişdir. Şeyh'in doğum târihi 592H’dir, ve 672H’nin Şevvâl’inde vefât etti.
Şeyh'ul İslâm İbnu Teymiyye (Rahimehullâh) dedi ki:

والعالم يعرف الجاهل؛ لأنه كان جاهلا، والجاهل لا يعرف العالم لأنه لم يكن عالما

"Âlim câhili tanır çünkü o da (bir zamanlar) câhildi. Câhil ise âlimi tanıyamaz çünkü o hiçbir zaman âlim olmadı." (Şeyh'ul İslâm İbnu Teymiyye, Mecmû'ul Fetâvâ, 13/235)

Çevrimdışı Izhâr'ud Dîn

  • Özel Üye
  • Sr. Member
  • *
  • İleti: 258
  • Değerlendirme Puanı: +5/-0
  • فَفِرُّوا إِلَى اللَّهِ
Ynt: 40 HADÎS -İBNU TEYMİYYE
« Yanıtla #8 : 06.10.2018, 00:37 »


Beşinci Hadîs

El-Hâcc’ul Musned Ebû Muhammed Ebû Bekir bin Muhammed bin Ebû Bekir bin Abd’il Vâsi el-Heravî bize 668 (Hicrî) senesinde Rabî’ul Evvel’in dördünde -zikredilenler el-Ensârî’ye kadar senedi ile- haber verdi, o da, Humeyd’den o da Enes (Radiyallâhu Anh)’dan rivâyet etti ve dedi ki: Rasûlullâh (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

اُنْصُرْ أَخَاك ظَالِمًا أَوْ مَظْلُومًا قَالَ: قُلْت: يَا رَسُولَ اللَّه أَنْصُرُهُ مَظْلُومًا فَكَيْفَ أَنْصُرُهُ ظَالِمًا؟ قَالَ: تَمْنَعُهُ مِنْ الظُّلْمِ فَذَاكَ نَصْرُك إيَّاهُ
“Zâlim de olsa, mazlûm da olsa kardeşine yardım et!” Enes dedi ki, ben şöyle dedim, “Yâ Rasûlullâh! O mazlûm olduğunda ona yardım ederim, ama zâlimken ona nasıl yardım ederim?” Rasûlullâh (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: “Onu zulmetmekten engelleyerek ki bu da ona yapacağın yardımdır.”

Buhârî ve Müslim aynı manâ ile Abd’ul Azîz bin Suheyb’den o da Enes (Radiyallâhu Anh)’dan rivâyet ettiler.

Şeyh, 602H senesinde doğmuştur, (altı yüz) üçü de denilmiştir ve Receb 677H’de vefât etmiştir.
Şeyh'ul İslâm İbnu Teymiyye (Rahimehullâh) dedi ki:

والعالم يعرف الجاهل؛ لأنه كان جاهلا، والجاهل لا يعرف العالم لأنه لم يكن عالما

"Âlim câhili tanır çünkü o da (bir zamanlar) câhildi. Câhil ise âlimi tanıyamaz çünkü o hiçbir zaman âlim olmadı." (Şeyh'ul İslâm İbnu Teymiyye, Mecmû'ul Fetâvâ, 13/235)

Çevrimdışı Izhâr'ud Dîn

  • Özel Üye
  • Sr. Member
  • *
  • İleti: 258
  • Değerlendirme Puanı: +5/-0
  • فَفِرُّوا إِلَى اللَّهِ
Ynt: 40 HADÎS -İBNU TEYMİYYE
« Yanıtla #9 : 15.10.2018, 00:05 »


Altıncı Hadîs

Eş-Şeyh’ul Musned Zeyn’ud Dîn Ebu’l Abbâs el-Mu’ammel bin Muhammed bin Ali bin Ali İbnu Mensûr bin Mu’ammel el-Bâlisî bize -zikredilenlerden el-Ensârî’ye giden senedleri ile- ona okunduğunu haber verdi ve ben onu 669H senesinde dinledim, o dedi ki, Süleymân et-Teymî bize tahdîs etti, o da Enes bin Mâlik (Radiyallâhu Anh)’dan ki o dedi ki: Rasûlullâh (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

مَنْ كَذَبَ عَلَيَّ مُتَعَمِّدًا فَلْيَتَبَوَّأْ مَقْعَدَهُ مِنْ النَّارِ
“Kim bana bile bile iftirâ atarsa, kendine ateşteki (cehennemdeki) yerini hazırlasın!..”

Buhârî ve Müslim aynı manâ ile Abd’ul Azîz bin Suheyb’den o da Enes (Radiyallâhu Anh)’dan rivâyet ettiler.

Şeyh, 602H senesinde doğmuştur, (altı yüz) üçü de denilmiştir ve Receb 677H’de vefât etmiştir.
Şeyh'ul İslâm İbnu Teymiyye (Rahimehullâh) dedi ki:

والعالم يعرف الجاهل؛ لأنه كان جاهلا، والجاهل لا يعرف العالم لأنه لم يكن عالما

"Âlim câhili tanır çünkü o da (bir zamanlar) câhildi. Câhil ise âlimi tanıyamaz çünkü o hiçbir zaman âlim olmadı." (Şeyh'ul İslâm İbnu Teymiyye, Mecmû'ul Fetâvâ, 13/235)

Çevrimdışı Izhâr'ud Dîn

  • Özel Üye
  • Sr. Member
  • *
  • İleti: 258
  • Değerlendirme Puanı: +5/-0
  • فَفِرُّوا إِلَى اللَّهِ
Ynt: 40 HADÎS -İBNU TEYMİYYE
« Yanıtla #10 : 21.10.2018, 02:41 »


Yedinci Hadîs

Eş-Şeyh’ul Adl Reşîd’ud Dîn Ebû Abdullâh Muhammed bin Ebû Bekir Muhammed bin Muhammed bin Süleymân el-Âmırî bize ona okunduğunu haber verdi ve ben de 669H’de onu dinledim, zikredilenler kendi senedleri ile el-Ensârî’den rivâyet etti ki o dedi ki: et-Teymî bana Enes bin Mâlik (Radiyallâhu Anh)’dan tahdîs etti ki o şöyle dedi:

عَطَسَ عِنْدَ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ رَجُلَانِ فَشَمَّتَ - أَوْ فَشَمَّتَ - أَحَدَهُمَا وَلَمْ يُشَمِّتْ الْآخَرَ - أَوْ فَشَمَّتَهُ وَلَمْ يُشَمِّتْ الْآخَرَ - فَقِيلَ: يَا رَسُولَ اللَّهِ عَطَسَ عِنْدَك رَجُلَانِ فَشَمَّتَ أَحَدَهُمَا وَلَمْ تُشَمِّتْ الْآخَرَ - أَوْ فَشَمَّتَهُ وَلَمْ تُشَمِّتْ الْآخَرَ - فَقَالَ: إنَّ هَذَا حَمِدَ اللَّهَ فَشَمَّتّه وَأَنَّ هَذَا لَمْ يَحْمَدْ اللَّهَ فَلَمْ أُشَمِّتْهُ
“İki adam Nebî (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem)’in yanında hapşırdı. Bunun üzerine Nebî (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) birine şemmet yaptı (Yerhamukellâh -Allâh sana rahmet etsin!) dedi.

Veya Nebî (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) Yerhemukellâh dedi birinciye ama öbürüne Yerhemukellâh demedi.

Veya Nebî (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) Yerhemukellâh dedi ama diğerine Yerhemukellâh demedi.

Bunun üzerine Nebî (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem)’e denildi ki: “Ey Allâh’ın Rasûlü! Huzurunda iki adam hapşırdı ama sen onlardan birine Yerhemukellâh dedin ama diğerine Yerhemukellâh demedin!?

Veya ona Yerhemukellâh dedin ama diğerine Yerhemukellâh demedin!?”

Rasûlullah (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) de şöyle buyurdu: “Bu Allâh’a hamd etti ondan ona Yerhemukellâh dedim, şu ise Allâh’a hamd etmedi ondan ona Yerhemukellâh demedim.”

Buhâri Muhammed İbnu Kesîr’den o da Süfyân es-Sevrî’den bunu rivâyet etti (Hadîs no: 6221), Müslim de Muhammed bin Abdullâh bin Numeyr’den, o da Hafs İbnu Giyâs’dan nakletti (Hadîs no: 2991); her ikisi de (Süleymân) et-Teymî’den nakletti.

Şeyh, 682H yılında Zu’l Hicce’de vefât etti.
Şeyh'ul İslâm İbnu Teymiyye (Rahimehullâh) dedi ki:

والعالم يعرف الجاهل؛ لأنه كان جاهلا، والجاهل لا يعرف العالم لأنه لم يكن عالما

"Âlim câhili tanır çünkü o da (bir zamanlar) câhildi. Câhil ise âlimi tanıyamaz çünkü o hiçbir zaman âlim olmadı." (Şeyh'ul İslâm İbnu Teymiyye, Mecmû'ul Fetâvâ, 13/235)

Çevrimdışı Izhâr'ud Dîn

  • Özel Üye
  • Sr. Member
  • *
  • İleti: 258
  • Değerlendirme Puanı: +5/-0
  • فَفِرُّوا إِلَى اللَّهِ
Ynt: 40 HADÎS -İBNU TEYMİYYE
« Yanıtla #11 : 17.09.2019, 12:59 »


Sekizinci Hadîs

İmâm, Âlim, Zâhid Kemâl’ud Dîn Ebû Zekeriyyâ Yahyâ bin Ebî Mensûr bin Ebi’l Fetih bin Râfi bin Alî el-Harrânî İbn’us Sayrafî, bize 668H yılının Şevvâl ayında, kendisine okunduğunu haber verdi. (O dedi ki:) Ebu’l Abbâs Ahmed bin Yahyâ bin Bereke İbn’ud Dîbakî bize -ben dinlerken- kendisine okunduğunu haber verdi. (O dedi ki:) Ebû Mansûr Abd’ur Rahmân bin Muhammed bin Abd’il Vâhid İbn’il Hasan el-Kazzâz bize 534H senesinin Cemâd’el Ûlâ ayının yirmi birinde kendisine okunduğunu haber verdi. (Dedi ki:) Ebû Ca’fer Muhammed bin Ahmed bin Muhammed bin Ömer İbn’ul Muslim el-Mu’addil bize (Hadîsin) lafzını Şeyhimiz Ebû Bekir el-Hatîb’in imlasıyla (yazdırmasıyla) imla ederek (yazdırarak) bize 463H yılının Safer ayında haber verdi ki Ebu’l Fadl Ubeydullâh bin Abd’ir Rahmân bin Muhammed ez-Zuhrî bize haber verdi ki Ebû Bekir Ca’fer bin Muhammed İbn’il Hasan İbn’il Mustefâd el-Firyâbî bize haber verdi. (Dedi ki:) bize Kuteybe bin Sa’îd tahdîs etti ki bize İsmâ’îl bin Ca’fer’den tahdîs etti ki Ebû Suheyl Nâfi bin Mâlik bin Ebî Âmir babasından, o da Ebû Hureyre Radiyallâhu Anh’dan rivâyet etti ki Rasûlullâh Sallallâhu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur:

آيَةُ الْمُنَافِقِ ثَلَاثَةٌ: إذَا حَدَّثَ كَذَبَ وَإِذَا وَعَدَ أَخْلَفَ وَإِذَا اُؤْتُمِنَ خَانَ
“Münâfığın alâmeti üçtür; Konuşunca yalan söyler, söz verince sözünde durmaz, kendisine bir şey emânet edilince ihânet eder.”
Şeyh'ul İslâm İbnu Teymiyye (Rahimehullâh) dedi ki:

والعالم يعرف الجاهل؛ لأنه كان جاهلا، والجاهل لا يعرف العالم لأنه لم يكن عالما

"Âlim câhili tanır çünkü o da (bir zamanlar) câhildi. Câhil ise âlimi tanıyamaz çünkü o hiçbir zaman âlim olmadı." (Şeyh'ul İslâm İbnu Teymiyye, Mecmû'ul Fetâvâ, 13/235)

Çevrimdışı Izhâr'ud Dîn

  • Özel Üye
  • Sr. Member
  • *
  • İleti: 258
  • Değerlendirme Puanı: +5/-0
  • فَفِرُّوا إِلَى اللَّهِ
Ynt: 40 HADÎS -İBNU TEYMİYYE
« Yanıtla #12 : 24.11.2019, 20:24 »


Dokuzuncu Hadîs

Şeyh, Fakîh, İmâm, Âlim, el-Bâri, Cemâl’ud Dîn Ebu’l Ferac Abd’ur Rahmân bin Süleymân bin Sa’îd bin Süleymân el-Bağdâdî bize kendisine okunduğunu haber verdi, ben ise 668H senesinde bunu dinledim. (Dedi ki:) Ebu’l Yemen Zeyd İbn’ul Hasan bin Zebed al-Kindî bize kendisine okunduğunu haber verdi. (Dedi ki:) Ebû Abdullâh el-Huseyn bin Alî bin Ahmed el-Mukrî bize haber verdi. (Dedi ki:) Ebu’l Huseyn Ahmed bin Muhammed bin Ahmed İbn’un Nakûr bize haber verdi. (Dedi ki:) Ebû Tâhir Muhammed bin Abd’ir Rahmân İbn’ul Abbâs el-Muhlis bize 390H senesinde haber verdi. (Dedi ki:) Yahyâ bize tahdîs etti ki Yûnus bize tahdîs etti ki Ebu’l Ahves bize Eş’as bin Ebi’ş Şa’sâ’dan, o ise Muhammed bin Umeyr’den, o da Ebû Hureyra Radiyallâhu Anh’dan rivayet etti ki o şöyle dedi:

نَهَى رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ عَنْ بَيْعَتَيْنِ وَعَنْ لُبْسَتَيْنِ: أَنْ يَلْبَسَ الرَّجُلُ الثَّوْبَ الْوَاحِدَ وَيَشْتَمِلَ بِهِ وَيَطْرَحَ أَحَدَ جَانِبَيْهِ عَلَى مَنْكِبِهِ وَيَحْتَبِي فِي الثَّوْبِ الْوَاحِدِ. وَأَنْ يَقُولَ: انْبِذْ إلَيَّ ثَوْبَك وَأَنْبِذُ إلَيْك ثَوْبِي مِنْ غَيْرِ أَنْ يُقَلِّبَا
"Rasûlullâh Sallallâhu Aleyhi ve Sellem iki çeşit satıştan ve iki çeşit elbise giyinmekten nehyetti:

Bir adamın tek bir elbisenin bir ucunu bir omuzuna atarak (diğer omuzunu açıkta bırakarak) giyinmesini ve (avretini ifşa edecek şekilde) bir elbise içinde ayaklarını toplayıp oturmasını yasakladı ve elbiseleri incelemeden şöyle demesini yasakladı: “Elbiseni bana at ben de kendi elbisemi sana atayım".9

Şeyh (Rahimehullâh), Harrân’da 585H senesinde doğmuş ve Şa’bân 670H senesinde Dimeşk’de vefât etmiştir.



Alıntı
Dipnotlar:

9- Rasûlullâh (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem)’in yasakladığı ikinci çeşit satış “Mülâmese” satışıdır.

“Mülâmese (dokunma yoluyla gerçekleşen alışveriş)”, kişinin elbiseye, eliyle sadece değmesi, elbiseyi altüst ederek iyice görmemesine karşın bu kadarla satış akdinin tamamlanması şeklindeki alışveriş türüdür. (Bu minvâlde açıklamalar için bkz. Umdet'ul Fıkh, Alışverişler Kitâbı, el-Udde, 1/325-326; el-Mutli’, 275)
Şeyh'ul İslâm İbnu Teymiyye (Rahimehullâh) dedi ki:

والعالم يعرف الجاهل؛ لأنه كان جاهلا، والجاهل لا يعرف العالم لأنه لم يكن عالما

"Âlim câhili tanır çünkü o da (bir zamanlar) câhildi. Câhil ise âlimi tanıyamaz çünkü o hiçbir zaman âlim olmadı." (Şeyh'ul İslâm İbnu Teymiyye, Mecmû'ul Fetâvâ, 13/235)

Çevrimdışı Izhâr'ud Dîn

  • Özel Üye
  • Sr. Member
  • *
  • İleti: 258
  • Değerlendirme Puanı: +5/-0
  • فَفِرُّوا إِلَى اللَّهِ
Ynt: 40 HADÎS -İBNU TEYMİYYE
« Yanıtla #13 : 22.12.2019, 00:44 »


Onuncu Hadîs

Şeref’ud Dîn Ebû Abdillâh Muhammed bin Abd’il Mun’im bin Ömer bin Abdillâh bin Ğudeyr İbn’il Kavvâs’it Tâ’î bize kendisine okunduğunu haber verdi, ben ise 675H senesinde bunu dinledim ve Ebu’l Hasen İbn’ul Buhârî bize haber verdiler ki Ebu’l Abbâs el-Hadir bin Kâmil bin Sâlim es-Serûcî bize kendisine okunduğunu haber verdi. (Dedi ki:) Ebû Abdillâh el-Huseyn bin Alî bin Ahmed el-Mukrî bize haber verdi ve el-Fahr el-Buhârî dedi ki Ebu’l Yemen el-Kindî ve yine Ebu’l Kâsim İsmâ’îl bin Ahmed bin Ömer es-Semerkandî dediler ki: Ebu’l Huseyn Ahmed bin Muhammed bin Ahmed bin Abdillâh İbn’un Nakûr bize haber verdi. (Dedi ki:) Ebu’l Huseyn Muhammed bin Abdillâh İbn’il Huseyn bin Abdillâh bin Hârûn İbni Ahî Mîmîy’ud Dakkâk bize haber verdi ki Abdullâh bize tahdîs etti ki Dâvûd bize tahdîs etti ki el-Velîd bin Muslim bize tahdîs etti ki Ebû Ğassân Muhammed bin Mutarrif’den, o ise Zeyd bin Eslem’den, o da Alî İbn’ul Huseyn’den, o ise Sa’îd bin Mercâne’den, o da Ebû Hureyre Radiyallâhu Anh’tan rivâyet etti ki Nebî Sallallâhu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu:

مَنْ أَعْتَقَ رَقَبَةً أَعْتَقَ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ بِكُلِّ عُضْوٍ مِنْهَا عُضْوًا مِنْهُ مِنْ النَّارِ حَتَّى فَرْجَهُ بِفَرْجِهِ
“Herkim bir köle azat ederse, Allâh Azze ve Celle onun azalarını -azat ettiği her aza karşılığında- ateşten (Cehennem ateşinden) azat edecektir; kölenin ferci(ni azad ettiği için) karşılığında kendi fercine varıncaya kadar (durum böyledir).”

El-Buhârî bunu Muhammed bin Abd’ir Rahîm’den rivâyet etmiştir, o da Dâvûd bin Raşîd’den rivâyet etmiştir, Müslim’de bunu Dâvûd’un kendisinden rivâyet etmiştir. Tirmizî ise bunu Kuteybe’den, o ise Leys’den, o da İbn’ul Hâdd’den, o ise Ömer bin Alî İbn’il Huseyn’den, Sa’îd bin Mercâne’den rivâyet etmiştir.

Şeyh (Rahimehullâh), 602H senesinde doğmuştur ve Rabî’ul Âhir (ayı) 682H senesinde vefât etmiştir.
Şeyh'ul İslâm İbnu Teymiyye (Rahimehullâh) dedi ki:

والعالم يعرف الجاهل؛ لأنه كان جاهلا، والجاهل لا يعرف العالم لأنه لم يكن عالما

"Âlim câhili tanır çünkü o da (bir zamanlar) câhildi. Câhil ise âlimi tanıyamaz çünkü o hiçbir zaman âlim olmadı." (Şeyh'ul İslâm İbnu Teymiyye, Mecmû'ul Fetâvâ, 13/235)

Çevrimdışı Izhâr'ud Dîn

  • Özel Üye
  • Sr. Member
  • *
  • İleti: 258
  • Değerlendirme Puanı: +5/-0
  • فَفِرُّوا إِلَى اللَّهِ
Ynt: 40 HADÎS -İBNU TEYMİYYE
« Yanıtla #14 : 08.01.2020, 02:35 »


On Birinci Hadîs

Şeyhler, Sâlihler, Müsnid’ler (Hadîsleri isnâdı ile rivâyet edenler), Ebû Abdullâh Muhammed bin Bedir bin Muhammed bin Ya’îş el-Cezerî, Ebu’l Abbâs Ahmed bin Şeybân, Ebu’l Fazl İsmâ’îl bin Ebî Abdillâh İbn’ul Askalânî ve Zeyneb bint Ahmed bin Kâmil bize kendilerine okunduğunu haber verdi, ben ise 675H senesi(nin) Şa’bân (ayın)da Kâsyûn’da bunu dinledim. Dediler ki: Ebû Hafs Ömer bin Muhammed bin Taberzez el-Bağdâdî bize kendisine okunduğunu haber verdi, biz de bunu dinledik. (Dedi ki:) Ebu’l Kâsım Abdullâh bin Ahmed bin Abd’il Kâdir bin Yûsuf, Ebû Mansûr Abd’ur Rahmân bin Muhammed bin Abd’il Vâhid el-Kazzâz ve Ebu’l Feth Abdullâh bin Muhammed bin Muhammed el-Beyzâvî bize kendilerine okunduğunu haber verdi, ben ise bunu dinledim. Dediler ki: Ebû Ca’fer Muhammed bin Ahmed bin Muhammed İbn’ul Muslim el-Mu’addil bize haber verdi ki Ebû Tâhir Muhammed bin Abd’ir Rahmân İbn’ul Abbâs el-Muhlis bize haber verdi ki Ebu’l Kâsim Abdullâh bin Muhammed bin Abd’il Azîz el-Beğavî bize haber verdi ki Abdullâh bin Mutî bana tahdîs etti ki İsmâ’îl bin Ca’fer bize tahdîs etti. (Ebu’l Kâsim) el-Beğavî dedi ki: Sâlih bin Mâlik de bana tahdîs etti ki Abd’ul Azîz bin Abdillâh bize tahdîs etti. (Ebu’l Kâsim) el-Beğavî dedi ki: Dedem de bana tahdîs etti ki Yezîd bin Hârûn bize tahdîs etti. Tümü (İsmâ’îl bin Ca’fer, Abd’ul Azîz bin Abdillâh ve Yezîd bin Hârûn) Humeyd’den, o ise Enes Radiyallâhu Anh’tan rivâyet etti ki Nebî Sallallâhu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu:

دَخَلْت الْجَنَّةَ فَإِذَا أَنَا بِقَصْرِ مِنْ ذَهَبٍ فَقُلْت: لِمَنْ هَذَا الْقَصْرُ؟ فَقَالُوا: لِشَابِّ مِنْ قُرَيْشٍ فَظَنَنْت أَنِّي أَنَا هُوَ فَقُلْت: وَمَنْ هُوَ؟ قَالُوا: عُمَرُ بْنُ الْخَطَّابِ
“Cennete girdim ve birden altından bir saraydaydım, sordum: “Bu saray kime aittir?” Dediler ki: “Kureyşten bir gencindir”. Bunun üzerine o gencin kendim olduğunu zannettim, sordum:  “O genç de kimdir?” Dediler ki: “Ömer İbn’ul Hattâb’dır.”

Hadîsin bu lafzı İbn’ul Mutî’e aittir.

Şeyh (Rahimehullâh), Şa’bân (ayı) 675H senesinde vefât etmiştir.
Şeyh'ul İslâm İbnu Teymiyye (Rahimehullâh) dedi ki:

والعالم يعرف الجاهل؛ لأنه كان جاهلا، والجاهل لا يعرف العالم لأنه لم يكن عالما

"Âlim câhili tanır çünkü o da (bir zamanlar) câhildi. Câhil ise âlimi tanıyamaz çünkü o hiçbir zaman âlim olmadı." (Şeyh'ul İslâm İbnu Teymiyye, Mecmû'ul Fetâvâ, 13/235)

Çevrimdışı Izhâr'ud Dîn

  • Özel Üye
  • Sr. Member
  • *
  • İleti: 258
  • Değerlendirme Puanı: +5/-0
  • فَفِرُّوا إِلَى اللَّهِ
Ynt: 40 HADÎS -İBNU TEYMİYYE
« Yanıtla #15 : 24.01.2020, 19:56 »

On İkinci Hadîs

Fakîh, İmâm, Âlim, (ilmiyle) amel eden, Zeyn’ud Dîn Ebû İshâk İbrâhîm bin Ahmed bin Ebi’l Ferec bin Ebî Tâhir bin Muhammed bin Nasr -ki o, İbn’us Sedîd el-Ensârî el-Hanefî olarak bilinir- bize 675H senesi(nin) Receb’de (ayında) kendisine okunduğunu haber verdi. (Dedi ki:) Ebu’l Yemen Zeyd İbn’ul Hasan bin Zeyd el-Kindî bize kendisine okunduğunu haber verdi ve yine Zeyneb bint Mekkî bize haber verdi, dedi ki: Bize Ebû Hafs İbnu Tabarzez haber verdi. İkisi de (Ebu’l Yemen ve Ebû Hafs) dedi ki: Kadı Ebû Bekir Muhammed bin Abd’il Bâkî bin Muhammed İbn’ul Ensârî bize haber verdi. (Dedi ki:) Ebu’l Hasen Alî bin İbrâhîm bin Îsâ el-Bâkıllânî bize haber verdi. (Dedi ki:) Ebû Bekir Ahmed bin Ca’fer bin Hamdân bin Mâlik el-Katî’î bize tahdîs etti ki: Muhammed bin Mûsâ el-Kureşî bize tadîs etti ki: Avn bin İmâre bize tahdîs etti ki: Humeyd et-Tavîl bize tahdîs etti (ve dedi ki), Enes bin Mâlik Radiyallâhu Anh rivâyet etti ki Rasûlullâh Sallallâhu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu:

الصَّائِمُ بِالْخِيَارِ مَا بَيْنَهُ وَبَيْنَ نِصْفِ النَّهَارِ
“(Nâfile) oruç tutan kimse, önündeki (orucu tamamlamak) ile günün ortası (orucunu bozması)nı seçmek arasında muhayyerdir.”

Şeyh (Rahimehullâh) 677H senesi(nin) Cumâd’el Ûlâ (ayın)da, 73 yaşındayken vefât etti.
Şeyh'ul İslâm İbnu Teymiyye (Rahimehullâh) dedi ki:

والعالم يعرف الجاهل؛ لأنه كان جاهلا، والجاهل لا يعرف العالم لأنه لم يكن عالما

"Âlim câhili tanır çünkü o da (bir zamanlar) câhildi. Câhil ise âlimi tanıyamaz çünkü o hiçbir zaman âlim olmadı." (Şeyh'ul İslâm İbnu Teymiyye, Mecmû'ul Fetâvâ, 13/235)

Çevrimdışı Izhâr'ud Dîn

  • Özel Üye
  • Sr. Member
  • *
  • İleti: 258
  • Değerlendirme Puanı: +5/-0
  • فَفِرُّوا إِلَى اللَّهِ
Ynt: 40 HADÎS -İBNU TEYMİYYE
« Yanıtla #16 : 14.02.2020, 00:30 »

On Üçüncü Hadîs

Şeyh, İmâm, Mukri (Kırâ’ât ilminde icâzetli olan bir Şeyh tarafından 10 Kırâ’ât’ta [Kur’ân’ın Okunuş Lehçelerinde] okuma iznine dair İcâzeti bulunan), Reis, Fazilet sâhibi Kemâl’ud Dîn Ebû İshâk İbrâhîm bin Ahmed bin İsmâ’îl bin Fâris et-Temîmî es-Sa’dî bize kendisine okunduğunu haber verdi, ben ise 674H senesi(nin) Ramazân (ayın)da bunu dinledim. (Dedi ki:) Ebu’l Yemen Zeyd İbn’ul Hasan bin Zeyd el-Kindî bize haber verdi. (Dedi ki:) Kadı Ebû Bekir Muhammed bin Abd’il Bâkî el-Ensârî bize haber verdi. (Dedi ki:) Ebu’l Huseyn Muhammed bin Ahmed bin Hasenûn en-Nursî bize 455H yılında haber verdi. (Dedi ki:) Ebû Tâhir Muhammed bin Abd’ir Rahmân el-Muhlis bize haber verdi. (Dedi ki:) Ebû’l Kâsım Abdullâh bin Muhammed el-Begavî bize tahdîs etti ki Şureyh bin Yûnus, Muhammed bin Yezîd al-Âdemî, İbn’ul Bezzâr ve Hârûn bin Abdillah hepsi bize tahdîs etti. Dediler ki: Ma’n bize Mu’âviye bin Sâlih’den tahdîs etti, o da Bahîr bin Sa’d’dan, o da Hâlid bin Ma’dân’dan, o ise Ukbe bin Âmir el-Cuhenî Radiyallâhu Anh’dan rivâyet etti. Dedi ki: Rasûlullâh Sallallâhu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu:

الْمُسِرُّ بِالْقُرْآنِ كَالْمُسِرِّ بِالصَّدَقَةِ وَالْجَاهِرُ بِالْقُرْآنِ كَالْجَاهِرِ بِالصَّدَقَةِ
“Kur’ân’ı gizlice (sessizce) okuyan kimse gizlice sadaka veren kimse gibidir. Kur’ân’ı cehren (açıktan) okuyan kimse de açıktan sadaka veren kimse gibidir.”

Âli bize bu Hadîs’i derecesiyle haber verdi ve Ahmed bin Abd’id Dâ’im de ona (rivâyette) muvafakat etti. (Dedi ki:) İbnu Kuleyb bize haber verdi ki: İbnu Beyân bize haber verdi. (Dedi ki:) İbnu Muhled bize tahdîs etti ki es-Saffâr bize haber verdi ki İbnu Arefe bize tahdîs etti ki: İsmâ’îl bin Ayyâş bize Bahîr’den tahdîs etti, sonra da Hadîsi zikretti.

Şeyh (Rahimehullâh) 596H senesinde doğdu ve Safer (ayı) 676H senesinde vefât etti.
Şeyh'ul İslâm İbnu Teymiyye (Rahimehullâh) dedi ki:

والعالم يعرف الجاهل؛ لأنه كان جاهلا، والجاهل لا يعرف العالم لأنه لم يكن عالما

"Âlim câhili tanır çünkü o da (bir zamanlar) câhildi. Câhil ise âlimi tanıyamaz çünkü o hiçbir zaman âlim olmadı." (Şeyh'ul İslâm İbnu Teymiyye, Mecmû'ul Fetâvâ, 13/235)

Çevrimdışı Izhâr'ud Dîn

  • Özel Üye
  • Sr. Member
  • *
  • İleti: 258
  • Değerlendirme Puanı: +5/-0
  • فَفِرُّوا إِلَى اللَّهِ
Ynt: 40 HADÎS -İBNU TEYMİYYE
« Yanıtla #17 : 26.02.2020, 03:10 »

On Dördüncü Hadîs

İmâm, Musnid (Hadîsleri isnâdıyla rivâyet eden) Zeyn’ud Dîn Ebu’l Abbâs Ahmed bin Ebi’l Hayr Selâme bin İbrâhîm bin Selâme İbn’ul Haddâd ed-Dimeşkî bize benim Rabî’ul Evvel (ayında), 675H yılında okuyuşumu haber verdi. Ona dedim ki: Ebû Sa’îd Halîl bin Ebi’r Recâ bin Ebi’l Fetih er-Rârânî icâzeti hakkında sana haber verdi ve yine babama da -Harrân’da 666H senesinde ben dinlerken- okunmuştur. Yûsuf bin Halîl er-Rârânî sana haber verdi ki Ebû Alî el-Hasen bin Ahmed İbn’ul Hasen el-Haddâd bize haber verdi ki, Ebû Nu’aym Ahmed bin Abdillâh bin Ahmed bin İshâk el-Hâfız bize haber verdi ki, Ebû Bekir Ahmed bin Yûsuf bin Hallâd bize haber verdi ki, el-Hâris bin Ebî Usâme bize tahdîs etti ki Abdullâh bin Bekir bize tahdîs etti ki Humeyd bize tahdîs etti ki, Enes bin Mâlik Radiyallâhu Anh şöyle dedi:

رَأَى رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ حَبْلًا مَمْدُودًا بَيْن سَارِيَتَيْنِ مِنْ سَوَارِي الْمَسْجِدِ. قَالَ: مَا هَذَا الْحَبْلُ؟ قَالُوا: يَا رَسُولَ اللَّهِ فُلَانَةُ تُصَلِّي مَا عَقَلَتْ؛ فَإِذَا غَلَبَتْ أَخَذَتْ بِهِ قَالَ: فَلْتُصَلِّ مَا عَقَلَتْ؛ فَإِذَا غَلَبَتْ فَلْتَنَمْ
“Rasûlullâh Sallallâhu Alayhi wa Sallam mescidin direkleri arasından iki direk arasına bağlanmış bir ip gördü. Rasûlullâh Sallallâhu Alayhi wa Sallam dedi ki: Bu ip nedir? Dediler ki, Ey Allâh’ın Rasûlü! Falan kadın dayanabildiği miktarda namaz kılıyor, (uyku) gâlip geldiği zaman ise (ipi) tutuyor. Rasûlullâh Sallallâhu Alayhi wa Sallam şöyle buyurdu: Dayanabildiği miktarda kılsın, (uyku) gâlip geldiği zaman ise uyusun.”

Şeyh Rahimehullâh’ın doğumu 609H senesinde Rabî’ul Evvel (ayında) gerçekleşti ve 678H senesinde Âşûrâ gününde vefât etti.
Şeyh'ul İslâm İbnu Teymiyye (Rahimehullâh) dedi ki:

والعالم يعرف الجاهل؛ لأنه كان جاهلا، والجاهل لا يعرف العالم لأنه لم يكن عالما

"Âlim câhili tanır çünkü o da (bir zamanlar) câhildi. Câhil ise âlimi tanıyamaz çünkü o hiçbir zaman âlim olmadı." (Şeyh'ul İslâm İbnu Teymiyye, Mecmû'ul Fetâvâ, 13/235)

Çevrimdışı Izhâr'ud Dîn

  • Özel Üye
  • Sr. Member
  • *
  • İleti: 258
  • Değerlendirme Puanı: +5/-0
  • فَفِرُّوا إِلَى اللَّهِ
Ynt: 40 HADÎS -İBNU TEYMİYYE
« Yanıtla #18 : 12.03.2020, 23:51 »

On Beşinci Hadîs

El-Adl, el-Musned, Emîn’ud Dîn Ebû Muhammed el-Kâsım bin Ebî Bekir bin Kâsım bin Ğuneyme el-İrbilî, Ebû Bekir bin Ömer bin Yûnus el-Mezî el-Hanefî ve Ebû Abdillâh Muhammed bin Muhammed bin Suleymân el-Âmirî bize kendisine okunduğunu haber verdi, ben ise 677H senesinde bunu dinledim. Birincisi (Ebû Muhammed el-İrbilî) dedi ki; Ebu’l Hasan el-Mu’eyyed bize Muhammed İbn’ul Fadl bin Ahmed el-Ferâvî’den haber verdi. Diğer ikisi (Ebû Bekir el-Mezî el-Hanefî ve Ebû Abdillâh el-Âmirî) dediler ki: Ebu’l Kâsım Abd’us Samed İbn’ul Harsitânî bize kendisine okunduğun haber verdi. El-Ferâvî bize icâzeti hakkında haber verdi, Ebu’l Huseyn Abd’ul Ğâfir bin Muhammed bin Abd’il Ğâfir el-Fârisî bize haber verdi ki. (Dedi ki:) Ebû Ahmed Muhammed bin Îsâ bin Amraveyh el-Culûdî bize haber verdi ki Ebû İshâk İbrâhîm bin Muhammed bin Süfyân bize haber verdi. (Dedi ki:) Muslim İbn’ul Haccâc el-Kuşeyrî bize tahdîs etti ki Halef bin Hişâm, Ebu’r Rabî ez-Zehrânî ve Kuteybe bin Sa’îd hepsi Hammâd’dan tahdîs etti. Halef dedi ki: Hammâd bin Zeyd bize Muhammed bin Ziyâd’dan tahdîs etti ki Ebû Hureye Radiyallâhu Anh bize şöyle dediğini tahdîs etti: Muhammed Sallallâhu Aleyhi ve Sellem dedi ki:

أَمَا يَخْشَى الَّذِي يَرْفَعُ رَأْسَهُ قَبْلَ الْإِمَامِ أَنْ يُحَوِّلَ اللّٰهُ رَأْسَهُ رَأْسَ حِمَارٍ
“İmâm’dan önce başını kaldıran kişi, Allâh’ın, onun kafasını bir eşeğin kafasına dönüştürmesinden haşyet etmez mi (bilerek korkmaz mı)?”

El-İrbilî Rahimehullâh 595H yılında -veya daha öncesinde İrbîl’de- doğmuştur ve 680H senesi(nin) Cumâd’el Ûlâ (ayın)da vefât etmiştir. El-Mezî Rahimehullâh da 593H yılında doğmuştur ve 680H senesi(nin) Şa’bân (ayın)da vefât etmiştir.
Şeyh'ul İslâm İbnu Teymiyye (Rahimehullâh) dedi ki:

والعالم يعرف الجاهل؛ لأنه كان جاهلا، والجاهل لا يعرف العالم لأنه لم يكن عالما

"Âlim câhili tanır çünkü o da (bir zamanlar) câhildi. Câhil ise âlimi tanıyamaz çünkü o hiçbir zaman âlim olmadı." (Şeyh'ul İslâm İbnu Teymiyye, Mecmû'ul Fetâvâ, 13/235)

Çevrimdışı Izhâr'ud Dîn

  • Özel Üye
  • Sr. Member
  • *
  • İleti: 258
  • Değerlendirme Puanı: +5/-0
  • فَفِرُّوا إِلَى اللَّهِ
Ynt: 40 HADÎS -İBNU TEYMİYYE
« Yanıtla #19 : 06.04.2020, 00:56 »

On Altıncı Hadîs

Şeyh, İmâm, Âlim Kâdiy’ul Kudât, Şems’ud Dîn Ebû Muhammed Abdullâh bin Muhammed bin Atâ bin Hasen el-Hanefî bize kendisine okunduğunu haber verdi, ben ise 677H senesinde bunu dinledim, yine Ebu’l Abbâs bin Allân ve Ebu’l Abbâs bin Şeybân bize haber verdi. Dediler ki: Ebû Alî Hanbel bin Abdillâh İbn’ul Ferec er-Rasâfî bize kendisine okunduğunu haber verdi. (Dedi ki:) Ebu’l Kâsım Hibetullâh bin Muhammed bin Abd’il Vâhid İbn’ul Husayn eş-Şeybânî bize haber verdi ki Ebû Alî el-Hasen bin Alî bin Muhammed İbn’ul Mezheb et-Temîmî bize haber verdi. (Dedi ki:) Ebû Bekir Ahmed bin Ca’fer bin Hamdân bin Mâlik el-Katî’î bize haber verdi ki Ebû Abd’ur Rahmân Abdullâh İbn’ul İmâm Ebî Abdillâh Ahmed bin Muhammed bin Hanbel eş-Şeybânî Radiyallâhu Anh bize tahdîs etti. (Dedi ki:) Ebû Ahmed bin Muhammed bana tahdîs etti ki Sufyân bize Abdullâh bin Dînâr’dan tahdîs etti ki. (Dedi ki:) Ben Ömer Radiyallâhu Anh’ı şöyle derken duydum: Rasûlullâh Sallallâhu Alayhi wa Sallam şöyle buyurdu:

مَنْ اقْتَنَى كَلْبًا - إلَّا كَلْبَ مَاشِيَةٍ أَوْ كَلْبَ قَنْصٍ - نَقَصَ مِنْ أَجْرِهِ كُلَّ يَوْمٍ قِيرَاطَانِ
“Çoban köpeği veya av köpeği dışında her kim bir köpek edinirse, her gün iki Kîrât (0.234 gram ölçüsüne mukâbil bir ölçüm birimi) ecrinden eksilir.”

Şeyh Rahimehullâh 595H senesinde doğdu ve 673H senesi(nin) Cumâd’el Ûlâ (ayın)da vefât etmiştir.
Şeyh'ul İslâm İbnu Teymiyye (Rahimehullâh) dedi ki:

والعالم يعرف الجاهل؛ لأنه كان جاهلا، والجاهل لا يعرف العالم لأنه لم يكن عالما

"Âlim câhili tanır çünkü o da (bir zamanlar) câhildi. Câhil ise âlimi tanıyamaz çünkü o hiçbir zaman âlim olmadı." (Şeyh'ul İslâm İbnu Teymiyye, Mecmû'ul Fetâvâ, 13/235)

Çevrimdışı Izhâr'ud Dîn

  • Özel Üye
  • Sr. Member
  • *
  • İleti: 258
  • Değerlendirme Puanı: +5/-0
  • فَفِرُّوا إِلَى اللَّهِ
Ynt: 40 HADÎS -İBNU TEYMİYYE
« Yanıtla #20 : 06.05.2020, 01:00 »

On Yedinci Hadîs

Şeyh, İmâm, Âlim, Allâme, Zâhid, Kâdiy’ul Kudât, Şems’ud Dîn Ebû Muhammed Abd’ur Rahmân bin Ebî Ömer Muhammed bin Ahmed bin Muhammed bin Kudâme el-Makdisî el-Hanbelî bize kendisine okunduğunu haber verdi, ben ise 677H senesinde Şa’bân (ayın)da Kâsiyûn’da bunu dinledim, yine İbnu Şeybân, İbn’ul Askalânî ve İbn’ul Hamavî bize haber verdi. Dediler ki: Ebû Hafs Ömer bin Muhammed bin Tabarzez bize haber verdi. (Dedi ki:) Ebu’l Kâsım Hibetullâh bin Muhammed bin Abd’il Vâhid İbn’ul Husayn bize haber verdi ki Ebû Tâlib Muhammed bin Muhammed bin İbrâhîm bin Ğaylân el-Bezzâz bize haber verdi. Ebû Bekir Muhammed bin Abdillâh bin İbrâhîm eş-Şâfi’î bize haber verdi ki Muhammed bin Selemeh el-Vâsitî bize tahdîs etti. (Dedi ki:) Yezîd bin Hârûn bize tahdîs etti ki, Süleymân et-Teymî bize Ebû Osmân en-Nehdî’den tahdîs etti, o da Ebu Mûsâ el-Eş’arî Radiyallâhu Anh’dan tahdîs etti ki o şöyle dedi:

كُنَّا مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ وَكَانَ الْقَوْمُ يَصْعَدُونَ عَقَبَةً أَوْ ثَنْيَةً فَإِذَا صَعِدَ الرَّجُلُ قَالَ: لَا إلَهَ إلَّا اللَّهُ وَاَللَّهُ أَكْبَرُ - قَالَ: أَحْسَبُهُ قَالَ بِأَعْلَى صَوْتِهِ - وَرَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ عَلَى بَغْلَتِهِ يَعْرِضُهَا فِي الْجَبَلِ فَقَالَ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَا أَبَا مُوسَى إنَّكُمْ لَا تُنَادُونَ أَصَمَّ وَلَا غَائِبًا. ثُمَّ قَالَ: يَا عَبْدَ اللَّهِ بْنَ قَيْسٍ - أَوْ يَا أَبَا مُوسَى - أَلَا أَدُلَّك عَلَى كَلِمَةٍ مِنْ كُنُوزِ الْجَنَّةِ. قَالَ قُلْت: بَلَى يَا رَسُولَ اللَّهِ قَالَ: قُلْ: لَا حَوْلَ وَلَا قُوَّةَ إلَّا بِاَللَّهِ
“Biz Rasûlullâh Sallallâhu Aleyhi ve Sellem ile beraberdik ve topluluk bir dağ yolunu veya patikayı tırmanıyordu. Bir adam yukarıya tırmandığında “La İlahe İllallâh Vallâhu Ekber (Allâh’tan başka –ibâdete layık hak- ilah yoktur ve Allâh en yücedir)” dedi. Ebû Mûsâ dedi ki: “Zannımca bunu en yüksek sesiyle haykırdı.” Rasûlullâh Sallallâhu Aleyhi ve Sellem bir katırın üzerinde dağa doğru ilerliyordu. Nebî Sallallâhu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: “Ey Ebû Mûsâ! Sizler işitmeyen birine de hazırda bulunmayan birine de seslenmiyorsunuz!” Sonra şöyle buyurdu: “Ey Abdullâh bin Kays!” veya “Ey Ebû Mûsâ! Seni cennetin hazinelerinden olan bir kelimeye yönlendirmeyeyim mi?” Ben dedim ki: “Tabi ki, Ey Rasûlullâh!” Rasûlullâh Sallallâhu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu, “Lâ Havle ve Lâ Kuvvete İllâ Billâh (Allâh’tan başka güç ve kudret sahibi yoktur)” de!”

Şeyh Rahimehullâh 597H senesinde doğdu ve 682H senesinde vefat etti.
Şeyh'ul İslâm İbnu Teymiyye (Rahimehullâh) dedi ki:

والعالم يعرف الجاهل؛ لأنه كان جاهلا، والجاهل لا يعرف العالم لأنه لم يكن عالما

"Âlim câhili tanır çünkü o da (bir zamanlar) câhildi. Câhil ise âlimi tanıyamaz çünkü o hiçbir zaman âlim olmadı." (Şeyh'ul İslâm İbnu Teymiyye, Mecmû'ul Fetâvâ, 13/235)

Çevrimdışı Izhâr'ud Dîn

  • Özel Üye
  • Sr. Member
  • *
  • İleti: 258
  • Değerlendirme Puanı: +5/-0
  • فَفِرُّوا إِلَى اللَّهِ
Ynt: 40 HADÎS -İBNU TEYMİYYE
« Yanıtla #21 : 31.05.2020, 08:26 »

On Sekizinci Hadîs

Musned, Asil, Adâlet sâhibi, Mecd’ud Dîn Ebû Abdillâh Muhammed bin İsmâ’îl bin Osmân İbn’ul Muzaffer bin Hibetillâh bin Asâkir ed-Dimeşkî bize kendisine okunduğunu haber verdi, ben ise 677H senesinde Şa’bân (ayın)da bunu dinledim. (Dedi ki:) Hâfız Ebû Muhammed el-Kâsım bin Alî İbn’ul Hasan bin Hibetillâh bin Asâkir bize kendisine okunduğunu haber verdi. Tâcir ve İbn’ul Buhârî’nin mevlâsı Ebu’d Durr Yâkût bin Abdillâh er-Rûmî bize kendisine okunduğunu haber verdi. Yine, Zeynep Bint Mekkî ve İsmâ’îl İbn’ul Askalânî bize haber verdi. Zeynep ve İsmâ’îl dediler ki: İbnu Tabarzez, Kâdî Ebû Bekr el-Ensârî, Ebû Bekir Ahmed İbn’ul Aşker ed-Dellâl, Ebû Ğâlib Muhammed bin Ahmed bin Kureyş ve Ebû Bekir Ahmed bin Dahrûc bize haber verdi. Bunların hepsi dedi ki: Ebû Muhammed Abdullâh bin Muhammed bin Abdillâh bin Hazâr Merd es-Sarîfînî bize kendisine okunduğunu haber verdi. Ebû Tâhir Muhammed bin Abd’ir Rahmân İbn’ul Abbâs el-Muhlis bize 393H senesin(in) Şa’bân (ayında:) imla ederek (yazdırarak) tahdîs etti. (Dedi ki:) Ebu’l Kâsım Abdullâh bin Muhammed İbn’ul Beğavi bize tahdîs etti, Şeybân bin Farrûh bize tahdîs etti, Mubârek bin Fazâle bize tahdîs etti, el-Hasan bize Enes Radiyallâhu Anh’dan şöyle dediğini tahdîs etti:

كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَخْطُبُ يَوْمَ الْجُمُعَةِ إلَى جَانِبِ خَشَبَةٍ مُسْنِدًا ظَهْرَهُ إلَيْهَا. فَلَمَّا كَثُرَ النَّاسُ قَالَ: ابْنُوا لِي مِنْبَرًا لَهُ عَتَبَتَانِ فَلَمَّا قَامَ عَلَى الْمِنْبَرِ يَخْطُبُ حَنَّتْ الْخَشَبَةُ إلَى رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ. قَالَ أَنَسٌ: وَأَنَا فِي الْمَسْجِدِ فَسَمِعْت الْخَشَبَةَ تَحِنُّ حَنِينَ الْوَالِهِ فَمَا زَالَتْ تَحِنُّ حَتَّى نَزَلَ إلَيْهَا فَاحْتَضَنَهَا فَسَكَتَتْ
“Rasûlullâh Sallallâhu Aleyhi ve Sellem bize Cuma günü bir kütüğün yanında, ona yaslanarak hutbe verirdi. İnsanlar çoğalınca Rasûlullâh Sallallâhu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: “Bana iki basamağı olan bir minber inşa edin.” Rasûlullâh Sallallâhu Aleyhi ve Sellem minberin üzerinde durup hutbe irad etmeye başladığı zaman, kütük Rasûlullâh Sallallâhu Aleyhi ve Sellem için özlemle inledi. Enes Radiyallâhu Anh dedi ki: “Ben mescitte hazır bulunuyordum, kütük mevlâsını özlermişçesine inliyordu. Rasûlullâh Sallallâhu Aleyhi ve Sellem (minberden) onun yanına inene kadar kütük inlemeye devam etti, onu kucaklayınca sustu.”

Hasan Radiyallâhu Anh bu hadisi tahdîs ettiğinde ağlar ve daha sonra şöyle derdi:

“Ey Allâh’ın kulları! Allâh Azze ve Celle’nin indindeki makâmından dolayı kütük Rasûlullâh Sallallâhu Aleyhi ve Sellem’e duyduğu hasretinden dolayı inliyordu. Sizler ise onunla buluşmak için hasret duymakta daha önceliksiniz!”

Şeyh Rahimehullâh 587H senesinde doğdu ve 699H senesin(in) Zu’l Ka’de (ayın)da vefât etti.
Şeyh'ul İslâm İbnu Teymiyye (Rahimehullâh) dedi ki:

والعالم يعرف الجاهل؛ لأنه كان جاهلا، والجاهل لا يعرف العالم لأنه لم يكن عالما

"Âlim câhili tanır çünkü o da (bir zamanlar) câhildi. Câhil ise âlimi tanıyamaz çünkü o hiçbir zaman âlim olmadı." (Şeyh'ul İslâm İbnu Teymiyye, Mecmû'ul Fetâvâ, 13/235)

Çevrimdışı Izhâr'ud Dîn

  • Özel Üye
  • Sr. Member
  • *
  • İleti: 258
  • Değerlendirme Puanı: +5/-0
  • فَفِرُّوا إِلَى اللَّهِ
Ynt: 40 HADÎS -İBNU TEYMİYYE
« Yanıtla #22 : 08.06.2020, 00:25 »

On Dokuzuncu Hadîs

Şeyh, İmâm, es-Sadr’ur Ra’îs (âlimlerin büyük reisi), Şems’ud Dîn Ebu’l Ganâ’im el-Muslim bin Muhammed İbn’ul Muslim bin Allân el-Kaysî bize kendisine okunduğunu haber verdi, ben ise 680H senesinde bunu dinledim. Yine bize Ebu’l Hasen İbn’ul Buhârî bize haber verdi. İkisi dedi ki: Ebu’l Yemen Zeyd İbn’ul Hasan bin Zeyd el-Kindî bize kendisine okunduğunu haber verdi. Kâdı Ebû Bekir Muhammed bin Abd’il Bâkî bin Muhammed el-Ensârî bize haber verdi. Ebû Muhammed el-Hasen bin Alî bin Muhammed İbn’ul Hasen el-Cevherî bize imlâ ederek tahdîs etti ki Ebû Bekir Ahmed bin Ca’fer bin Hamdân bin Mâlik el-Katî’î bize haber verdi. Bişr bin Mûsâ bize tahdîs etti, Ebû Nu’aym bize tahdîs etti, el-A’meş Ebû Sâlih’ten, o ise Ebû Hurayra Radıyallâhu Anh’tan bize tahdîs etti ki o şöyle demiş: Rasûlullâh Sallallâhu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu:

قَالَ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ: الصَّوْمُ لِي وَأَنَا أَجْزِي بِهِ يَدَعُ شَهْوَتَهُ وَأَكْلَهُ وَشُرْبَهُ مِنْ أَجْلِي وَالصَّوْمُ جُنَّةٌ وَلِلصَّائِمِ فرحتان: فَرْحَةٌ حِينَ يُفْطِرُ وَفَرْحَةٌ حِينَ يَلْقَى اللَّهَ عَزَّ وَجَلَّ وَلَخُلُوفُ فَمِ الصَّائِمِ أَطْيَبُ عِنْدَ اللَّهِ مِنْ رِيحِ الْمِسْكِ
“Allâh Azze ve Celle şöyle buyurdu: Oruç benim içindir ve mükâfatını ben vereceğim. Oruçlu şehvetinden, yemeğinden ve içeceğinden benim için feragat ediyor. Oruç bir kalkandır ve oruç tutan için iki sevinç vardır: Orucunu açtığında bir sevinç ve Allâh Azze ve Celle ile buluşunca bir sevinç. Hiç şüphesiz oruçlunun ağız kokusu Allâh indinde miskin kokusundan daha güzeldir.”

Şeyh Rahimehullâh 594H senesinde doğdu ve Zu’l Hicce ayının altısı, 680H senesinde vefât etti.
Şeyh'ul İslâm İbnu Teymiyye (Rahimehullâh) dedi ki:

والعالم يعرف الجاهل؛ لأنه كان جاهلا، والجاهل لا يعرف العالم لأنه لم يكن عالما

"Âlim câhili tanır çünkü o da (bir zamanlar) câhildi. Câhil ise âlimi tanıyamaz çünkü o hiçbir zaman âlim olmadı." (Şeyh'ul İslâm İbnu Teymiyye, Mecmû'ul Fetâvâ, 13/235)

Çevrimdışı Izhâr'ud Dîn

  • Özel Üye
  • Sr. Member
  • *
  • İleti: 258
  • Değerlendirme Puanı: +5/-0
  • فَفِرُّوا إِلَى اللَّهِ
Ynt: 40 HADÎS -İBNU TEYMİYYE
« Yanıtla #23 : 24.06.2020, 00:14 »

Yirminci Hadîs

Reis (Âlim), İmâd’ud Dîn Ebû Muhammed Abd’ur Rahmân bin Ebi’s Su’r İbn’us Seyyid İbn’us Sâni el-Ensârî bize kendisine okunduğunu haber verdi, ben ise 676H senesinde bunu dinledim, yine Ebu’l İzz Yûsuf bin Ya’kûb İbn’ul Mucâvir ve el-Muslim bin Allân bize haber verdi. Dediler ki: Ebu’l Yemen Zeyd İbn’ul Hasan bin Zeyd el-Kindî bize kendisine okunduğunu haber verdi. Ebû Mansûr Abd’ur Rahmân bin Muhammed bin Zureyk el-Kazzâz eş-Şeybânî bize kendisine okunduğunu haber verdi. Hâfız Ebû Bekir Ahmed bin Alî bin Sâbit el-Hatîb el-Bağdâdî bize haber verdi. Ebû Umer Abd’ul Vâhid bin Muhammed bin Abdillâh bin Mehdî bize haber verdi. Kâdı Ebû Abdillâh el-Huseyn bin İsmâ’îl el-Mehâmilî bize tahdîs etti. Ebû Mûsâ Muhammed İbn’ul Musennâ bize tahdîs etti. İbnu Uyeyne bize Hişâm bin Urve’den, o babasından, o ise ’işe Radiyallâhu Anhâ’dan tahdîs etti ki:

أَنَّ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ لَمَّا جَاءَ إلَى مَكَّةَ دَخَلَهَا مِنْ أَعْلَاهَا وَخَرَجَ مِنْ أَسْفَلِهَا
“Nebî Sallallâhu Aleyhi ve Sellem Mekke’ye geldiğinde, en yüksek tarafından girip en alçak tarafından çıktı.”

Hadîsi el-Buhârî, Muslim, Ebû Dâvûd, et-Tirmizî ve en-Nesâ’î Ebû Mûsâ’dan rivâyet etti.

Şeyh Rahimehullâh 679H senesinin Ramazân ayında vefât etti.
Şeyh'ul İslâm İbnu Teymiyye (Rahimehullâh) dedi ki:

والعالم يعرف الجاهل؛ لأنه كان جاهلا، والجاهل لا يعرف العالم لأنه لم يكن عالما

"Âlim câhili tanır çünkü o da (bir zamanlar) câhildi. Câhil ise âlimi tanıyamaz çünkü o hiçbir zaman âlim olmadı." (Şeyh'ul İslâm İbnu Teymiyye, Mecmû'ul Fetâvâ, 13/235)

Çevrimdışı Izhâr'ud Dîn

  • Özel Üye
  • Sr. Member
  • *
  • İleti: 258
  • Değerlendirme Puanı: +5/-0
  • فَفِرُّوا إِلَى اللَّهِ
Ynt: 40 HADÎS -İBNU TEYMİYYE
« Yanıtla #24 : 14.07.2020, 00:11 »

Yirmi Birinci Hadîs

Ebû İshâk İbrâhîm bin İsmâ’îl bin İbrâhîm bin Yahyâ bin Ulvî İbn’ul Huseyn ed-Dercî el-Kuraşî bize kendisine okunduğunu haber verdi, ben ise Receb (ayı), 680H senesinde bunu dinledim. Ebû Ca’fer Muhammed bin Ahmed bin Nasr bin Ebi’l Feth es-Saydelânî bize icâzeti hakkında haber verdi. Ebû Alî el-Hasan bin Ahmed İbn’ul Hasan el-Haddâd bize haber verdi. Hâfız Ebû Nu’aym Ahmed bin Abdillâh bin Ahmed bin İshâk bize haber verdi. Ebû Muhammed Abdullâh bin Ca’fer bin Ahmed bin Fâris bize haber verdi. Dedi ki: ben Sufyân bin Uyeyne’yi şöyle derken işittim: Âsim bize Zirr’den tahdîs etti.

Dedi ki: Ben Safvân bin Assâl el-Murâdî Radiyallâhu Anh’a geldim, o bana dedi ki: “Seni getiren nedir?” Ben dedim ki: “Ben ilim talep etmeye geldim.” O şöyle dedi: “Şüphesiz ki melekler, ilim talebelerinin talep ettiği şeyden râzı oldukları için kanatlarını gererler.” Ben dedim ki: “Büyük hâcetimi giderdikten ve bevlettikten sonra iki mesh’in üzerine mest etme husûsunda ben ya da içim rahat değil. Bundan dolayı sen, Rasûlullâh Sallallâhu Aleyhi ve Sellem’den bunun hakkında bir şey duydun mu?” Safvân dedi ki:


نَعَمْ كَانَ يَأْمُرُنَا إذَا كُنَّا سَفَرًا - أَوْ مُسَافِرِينَ - أَنْ لَا نَنْزِعَ خِفَافَنَا ثَلَاثَةَ أَيَّامٍ وَلَيَالِيهِنَّ إلَّا مِنْ جَنَابَةٍ؛ وَلَكِنْ مِنْ غَائِطٍ أَوْ بَوْلٍ أَوْ نَوْمٍ
“Evet. Rasûlullâh Sallallâhu Aleyhi ve Sellem, cünüplük dışında seferdeyken -veya seferiyken- bize mestlerimizi üç gün ve bu üç günün gecelerinde çıkarmamamızı söylerdi. Fakat büyük hâceti gidermekten, bevletmekten veya uykudan dolayı çıkarttırmazdı.”

Ben dedim ki: “Sen, Rasûlullâh Sallallâhu Aleyhi ve Sellem’i, hidâyeti [hevâyı] zikrederken duydun mu?” Safvân dedi ki:

نَعَمْ بينا نَحْنُ مَعَهُ فِي مَسِيرٍ إذْ نَادَاهُ أَعْرَابِيٌّ بِصَوْتِ لَهُ جَهْوَرِيٍّ فَقَالَ: يَا مُحَمَّدُ فَأَجَابَهُ عَلَى نَحْوٍ مِنْ كَلَامِهِ: هَاؤُمُ قَالَ: أَرَأَيْت رَجُلًا يُحِبُّ قَوْمًا وَلَمْ يَلْحَقْ بِهِمْ؟ قَالَ: الْمَرْءُ مَعَ مَنْ أَحَبَّ. ثُمَّ لَمْ يَزَلْ يُحَدِّثُنَا أَنَّ مِنْ قِبَلِ الْمَغْرِبِ بَابًا يَفْتَحُ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ لِلتَّوْبَةِ مَسِيرَةَ عَرْضِهِ أَرْبَعُونَ سَنَةً وَلَا يُغْلَقُ حَتَّى تَطْلُعَ الشَّمْسُ مِنْ قِبَلِهِ وَذَلِكَ قَوْلُ اللَّهِ: {يَوْمَ يَأْتِي بَعْضُ آيَاتِ رَبِّكَ لَا يَنْفَعُ نَفْسًا إيمَانُهَا} . . الْآيَةَ
“Evet. Bir keresinde bizler Rasûlullâh Sallallâhu Aleyhi ve Sellem ile beraber bir seferdeydik, bir bedevî ona yüksek, cehrî bir sesle “Ey Muhammed!” diye sesleniyordu. Rasûlullâh Sallallâhu Aleyhi ve Sellem de onun konuşma şekline benzer bir şekilde “Burada”  diye cevapladı. Bedevî şöyle dedi: “Bir kavimi sevip de onlara (hayırlı amellerde) yetişmeyen bir adam hakkında ne dersin?” Rasûlullâh Sallallâhu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: “Kişi, sevdikleri ile beraberdir.” Sonra Rasûlullâh Sallallâhu Aleyhi ve Sellem, bize Allâh Azze ve Celle’nin 40 yıl mesafelik genişliğe sahip batı yönünde, tövbe için açtığı bir kapı olduğunu ve bu kapının güneş batı yönünden doğana kadar kilitlenmeyeceğini (kapanmayacağını) anlatmayı bırakmadı. İşte bu, Allâh Azze ve Celle’nin şu âyetteki kavlidir:

يَوْمَ يَأْتِي بَعْضُ آيَاتِ رَبِّكَ لَا يَنْفَعُ نَفْسًا إيمَانُهَا
“Rabbinin âyetlerinden bazısı geldiği gün, bir kimseye (o günkü) îmânı fayda vermez.” (el-En’âm 6/158)

Şeyh Rahimehullâh 599H senesinde doğdu ve 680H senesinin Safer ayında vefât etti.
Şeyh'ul İslâm İbnu Teymiyye (Rahimehullâh) dedi ki:

والعالم يعرف الجاهل؛ لأنه كان جاهلا، والجاهل لا يعرف العالم لأنه لم يكن عالما

"Âlim câhili tanır çünkü o da (bir zamanlar) câhildi. Câhil ise âlimi tanıyamaz çünkü o hiçbir zaman âlim olmadı." (Şeyh'ul İslâm İbnu Teymiyye, Mecmû'ul Fetâvâ, 13/235)

 

Related Topics