Darultawhid

Gönderen Konu: HARAMIN HELAL OLMASINI TEMENNİ ETMENİN HÜKMÜ  (Okunma sayısı 2621 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimiçi Tevhid Ehli

  • Administrator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 1767
  • Değerlendirme Puanı: +49/-0
Alıntı
Bismillah.

bir haramin helal olmasini temenni etmek kufur mu? bir kimse aldigi had cezasiyla "keske bu yaptigim helal olsaydida bu cezayi almasaydim" diye icinden geciren bir insan ile allahin haramini begenmedigi icin helal olmasini isteyen kisinin hukmu ayni mi?

Bismillahirrahmanirrahim.

Nevevi (rh.a) Rafii'nin kitabına yaptığı ihtisarda haramın helal olmasını temenni etmekle alakalı şöyle demiştir:


وَلَوْ تَمَنَّى أَنْ لَا يُحَرِّمَ اللَّهُ تَعَالَى الْخَمْرَ، أَوْ لَا يُحَرِّمَ الْمُنَاكَحَةَ بَيْنَ الْأَخِ وَالْأُخْتِ، لَا يَكْفُرُ، وَلَوْ تَمَنَّى أَنْ لَا يُحَرِّمَ اللَّهُ تَعَالَى الظُّلْمَ أَوِ الزِّنَا وَقَتْلَ النَّفْسِ بِغَيْرِ حَقٍّ، كَفَرَ، وَالضَّابِطُ أَنَّ مَا كَانَ حَلَالًا فِي زَمَانٍ فَتَمَنَّى حِلَّهُ لَا يَكْفُرُ، وَلَوْ شَدَّ الزُّنَّارَ عَلَى وَسَطِهِ، كَفَرَ، وَاخْتَلَفُوا فِيمَنْ وَضَعَ قَلَنْسُوَةَ الْمَجُوسِ عَلَى رَأْسِهِ، وَالصَّحِيحُ أَنَّهُ يَكْفُرُ، وَلَوْ شَدَّ عَلَى وَسَطِهِ حَبْلًا، فَسُئِلَ عَنْهُ، فَقَالَ: هَذَا زُنَّارٌ، فَالْأَكْثَرُونَ عَلَى أَنَّهُ يَكْفُرُ، وَلَوْ شَدَّ عَلَى وَسَطِهِ زُنَّارًا، وَدَخَلَ دَارَ الْحَرْبِ لِلتِّجَارَةِ، كَفَرَ، وَإِنْ دَخَلَ لِتَخْلِيصِ الْأُسَارَى، لَمْ يَكْفُرْ.
قُلْتُ: الصَّوَابُ أَنَّهُ لَا يَكْفُرُ فِي مَسْأَلَةِ التَّمَنِّي وَمَا بَعْدَهَا إِذَا لَمْ تَكُنْ نِيَّةً. وَاللَّهُ أَعْلَمُ
.

" (Rafii dedi ki:) Allahın içkiyi haram kılmamasını veya iki kardeşin birbiriyle evlenmesinin haram olmamasını temenni etse kafir olmaz. Ancak zulum veya zinanın ya da haksız yere adam öldürmenin helal olmasını temenni etse kafir olur. Bu meseledeki ölçü şudur: Bir zamanlar helal olan bir şeyin helal olmasını temenni etse kafir olmaz. Eğer (vücudunun) ortasına zünnar bağlarsa kafir olur. Başına Mecusilerin şapkasını takan hakkında ihtilaf ettiler. Sahih olan kafir olmasıdır. (Vücudunun) ortasına ip takana sorulur. Eğer bu zünnardır derse çoğunluk onun kafir olacağı görüşündedir. (Vücudunun) ortasına zünnar bağlayıp dar’ul harbe ticaret için giderse kafir olur. Yok esirleri kurtarmak için giderse kafir olmaz.

(Ben Nevevi) Derim ki: En doğrusu, temenni meselesinde ve sonrasındaki konularda eğer niyet sözkonusu değilse kafir olmamasıdır.”
(Ravdat’ut Talibin, 10/69)

Aliyyul Kari el Hanefi de Fıkhul ekber şerihinde şöyle demiştir:

"(Bazı alimler dediler ki) Bir kimse şarabın haram olmamasını, ya­hut zor olduğu için Ramazan orucunun farz olmamasını temenni et­se kâfir olmaz. Fakat zinanın haram olmaması ve adam öldürmenin haram olmamasını temenni etmekle bir kimse kâfir olur. Çünkü nikmete uygun olarak bunların haramlığı bütün dinlerde sabittir. Hikmetten çıkmak isteyen, Allah'ın hikmet olmayan şeye hükmet­mesini istemektir. Bu ise Allah'ı tanımamaktır. Bu noktanın izahı şöyledir: Bazı âlimlerin dediği gibi, Allah'ın herhangi bir şeriatında önceden haram olup da sonradan helâl olan şeyin helâl olmasını temenni etmek küfür değildir. Herhangi bir şeriatta da helâl olma­yan bir haramın helâl olmasını istemek ise küfürdür. Çünkü bu işin haramlığı Allah Teâlâ'nın ezeli olan hikmetinin gereğidir. İlk ve son­ra gelen şahısların durumlarından nazarı keserek Allah'ın ezelî hik­metinin gereği olarak ebediyyen haram kılınmıştır.

Eğer dersen ki: Bir şeyin haram oluşunun Allah'ın hikmetine uygun oluşu tekfire medar olursa, şarabın yasaklanmasında da yine hikmet-i ilâhı vardır. Çünkü şarabın yasaklanması bu ümmete nisbetledir ve bu yasaklanış Allah'ın bir hikmeti gereğidir. Bu soruya karşılık şöyle derim: Ancak şu var ki, bu hikmet kayıtlıdır. Yukarıda bahsedilen ezeli hikmet ise mutlaktır. Mutlak hikmetten dışarı çık­mayı dilemek de mutlaktır. Birincisinde durum böyle değildir, belki bir yönü ile hikmete uygundur. Başka bir yönden aykın ise de başka bir yönden hikmete uygundur.”

Bu ayırım da sağlam değildir. Bunun sağlam olmayışı da açık­tır. Çünkü gelecekle ilgili soru sormak ve bu soruya cevap vermek uygun değildir. Zira şarabın âhir zaman ümmetine yasak oluşu için, bir yönden hikmete uygundur, diğer bir yönden ise uygun değildir, denilemez. Bu ve benzeri yasakların helâl olmasını temenni etmenin küfür olmasında müşkülât vardır. Çünkü peygamberler de yaratıl­mış olmamalarını temenni etmişlerdir. Âdem aleyhisselâm da bu sı­kıntılı dünyaya gelmek için ve o ağacın meyvesinden yememek için bu dünyaya gelmemeyi temenni edebilirdi, işin neticesi şudur: Hik­mete aykırı olan şeyin vukuu mümkün değildir. Hikmetin hilafının vuku bulmaasını temenni etmek ise şimdiki durumda ancak bu mu­halin mahalli olabilir. Binaenaleyh temenni etmek, küfre sebep ol­mak için müspet veya menfi yönden hikmete dokunmaz."


Öyle anlaşılıyor ki İmam Nevevi'nin işaret ettiği ve Kari'nin de meylettiği üzere bu tip meselelerde çok kati bir kaide getirmek mümkün değildir. Daha çok kişinin kasdı ve niyeti önemlidir, yukarda da işaret edildiği gibi daha çok kişinin bununla Şari'nin hükmüne itiraz kasdı güdüp gütmediğine bakılır. Haramın helal olmasını temenni eden kişi alimlerin de işaret ettiği gibi bununla Allahın hükmünü beğenmemek, küçük görmek gibi küfür olan şeyleri kasdediyorsa kafirdir ancak bunun haricinde salt Allahın haram kılmış olduğu bir şeyin yine Allah tarafından helal kılınmasını temenni etmesinden dolayı kafir olmaz. Yani bu mesele kasıd ve niyetin araştırılacağı ihtimalli meselelerdendir. Vallahu a'lem.



 

Related Topics

  Konu / Başlatan Yanıt Son İleti
1 Yanıt
1829 Gösterim
Son İleti 22.07.2015, 19:59
Gönderen: Uhey
5 Yanıt
3093 Gösterim
Son İleti 10.06.2019, 22:14
Gönderen: İbn Umer
0 Yanıt
1361 Gösterim
Son İleti 11.11.2015, 10:59
Gönderen: İbn Teymiyye
0 Yanıt
1279 Gösterim
Son İleti 10.02.2018, 03:37
Gönderen: Tevhid Ehli
0 Yanıt
1753 Gösterim
Son İleti 28.02.2018, 22:38
Gönderen: Tevhid Ehli