Darultawhid

Gönderen Konu: PUT SATIŞI VE EBU HANİFE HAKKINDA!  (Okunma sayısı 3856 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı İsmail

  • Newbie
  • *
  • İleti: 8
  • Değerlendirme Puanı: +0/-0
PUT SATIŞI VE EBU HANİFE HAKKINDA!
« : 30.07.2018, 20:33 »
Sitenizde bu konuyu okudum! Bunun hakkinda biraz gunumuz meseleleri hakkinda soru sormak istiyorum

Bu gun buda putunu budiste satmak onun tapacagini bildigi halde Harammi?

 (...)  heykelini okula satmak Harammi? Okulda hpimizin bildigi gibi cocuklari buna taptiriyorlar

Put imal etmek Harammi?kufurmu? Lat uzza,gunumuz ornegi ile buda, (...) putunu uretmek Harammi kufurmu? Satmak ile uretmek Arasinda fark varmi?

Tagutlarin bayraklarini satmak harammi? Ornegin tr bayragi ingiliz bayragi parti bayragida dahil

İcinde veya ustunde tagutun bayragi olan esyayi satmak harammi?soyleki Arabanin plakalarinda tr bayragi var,yine icinde tr bayragi olan bi saati satmanin hukmu nedir?


Çevrimiçi Tevhid Ehli

  • Administrator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 1939
  • Değerlendirme Puanı: +49/-0
Ynt: PUT SATIŞI VE EBU HANİFE HAKKINDA!
« Yanıtla #1 : 31.07.2018, 02:51 »
Bismillahirrahmanirrahim. Sorduğunuz soruların cevabı aslına bakılırsa bahsettiğiniz yazıda mevcuttur. Size sözkonusu put satışı hakkındaki yazıyı tekrar okumanızı tavsiye ediyoruz. Herhangi bir meselede genel kaideler ve illetler anlaşıldığı zaman artık o illetleri taşıyan her muayyen meseleye hüküm uygulanır. Sözkonusu yazıda da ifade edildiği üzere put satmak haramdır, sözkonusu puttan razı olunmadığı müddetçe küfür olmaz. Bu put, ister Buda putu ister falancanın heykeli olsun farketmez. Keza bunun okula satılmasıyla Budist tapınağına satılması arasında da bir fark yoktur. O yazıda Muaviye (ra)’ın Hint müşriklerine put sattığı hususu nakledilmiştir ve Ebu Hanife (ra)’ın da bu kıssadan yola çıkarak haç ve putun buna tapanlara satılabileceği kanaatine vardığı Serahsi’den naklen ifade edilmiştir. Puta tapanlara, ifadesi “tapacagini bildigi halde” şeklindeki sözünüze cevap teşkil etmektedir. Ebu Hanife (ra) puta tapacağı bilinen kimselerden bahsetmektedir. Bu iki selef aliminin put satmanın cevazına dair söyledikleri put satmanın haramlığı hakkındaki icmaya muhalif şazz bir görüş olmakla beraber böyle bir ihtilafın varlığı, başlı başına bu işin küfür olmadığını gösteren bir delildir. Çünkü puta tapanlara put satmak küfür olsaydı selef asla böyle bir meselede ihtilaf etmez ve selefin içinden buna cevaz veren kimse çıkmazdı.

Put imal etmeye gelince; bunun da cevabı sözkonusu yazıda mevcuttur. Yazı dikkatli okunsaydı bu husus görülürdü. Zira orada şöyle demişiz:

“Hasılı kelam açıkça görüldüğü üzere Allaha şirk koşma aracı olan putları satmak haramdır; kişi bununla küfrü hoş görmeyi ve onu sevmeyi amaçlamadıkça kafir olmaz. Ancak bu tür şeylerde kişinin yaptığı amel küfrü benimsemekten başka bir anlama gelmezse işte o zaman tekfir edilir. Aliyyul Kari, Fıkhul ekber şerhinde Tetimme adlı kitaptan şu fetvayı nakletmiştir: “Bir müslüman put yapsa kâfir olur. Çünkü o bununla puta razı olmuştur ve onu teşvik etmiştir.” Görüldüğü gibi bu fetvayı veren alim yine küfürden hoşnut olmayı esas almıştır. O yüzden bu iki fetva birbiriyle çelişmez. Zira put satışında dünyevi menfaat ağır basarken put imal etme işinde putperestlikten razı olma yönü ağır basmaktadır.”

Bayrak satmaya ve imal etmeye gelince; bu da caiz bir iş değildir. Zira bayrak da günümüzde kafirlerin birçoğu tarafından put haline getirilmiş bir nesnedir. Böyle olmadığı bile farzedilse en iyi ihtimalle küfri birtakım kuruluşların şiarı olarak kullanılmaktadır. Böyle bir şeye yardımcı olmak ise caiz olmaz. Kısacası bayrağın hükmü de –onlar kadar şedid olmasa da- put ve haçtan çok farklı değildir.

Bütün bu meselelerde küfre ne zaman girileceği mevzusuna gelince; sözkonusu makalede de ifade edildiği üzere bütün bunlarda küfür hükmü ancak rıza yani bu put tarzı şeyleri hoş görmek, zararsız bulmak, beğenmek gibi illetlerle kayıtlıdır. Rızadan başka bir manaya gelmeyen fiil sahipleri tekfir edilir, ihtimalli durumlarda ise tekfirden uzak durulması gerekir. Bazı kimseler içinde “put” kelimesi geçtiği için bu meseleyi saplantı edinmişler ve bunu –alimlerden nakil yapıp onların sözlerini tekrarlamaktan başka bir şey de yapmadığımız halde- bize hücum etmek için vesile yapmışlardır. Burada saplantı yapılacak bir şey yoktur, her şeyin hükmü İslam şeriatında bellidir. Bir Müslümanın zaten put satmayla vesaireyle bir işi olmaz. Açıkçası şu anki vakıada da fiili olarak böyle bir gündem olduğunu zannetmiyorum. O yüzden bu bir nevi amele yönelik olmayan kelami bir tartışmaya dönüşmüştür. Putu şu şekilde satarsa vesair tartışmalar tamamen fuzuli boş kelamlardan ibarettir. Alimler bu meselenin hükmünü ve illetlerini yeterince açık olarak beyan etmişlerdir. Alimlerin sözleri açık olduğu halde birileri hala ya akıllarına yatmadığından veyahut da hasetle bizi tekfir etmek için bahane aradıklarından dolayı puta tapanlara put satmak küfürdür, haram olan süs amaçlı heykellerin satışıdır vesaire gibi hiçbir aslı astarı olmayan kelamlar edebilmektedirler. Daha önce de defalarca naklettiğimiz gibi İbn’ul Kayyim (rh.a) bu hususta şöyle demektedir:


وَأَمَّا تَحْرِيمُ بَيْعِ الْأَصْنَامِ، فَيُسْتَفَادُ مِنْهُ تَحْرِيمُ بَيْعِ كُلِّ آلَةٍ مُتَّخَذَةٍ لِلشِّرْكِ عَلَى أَيِّ وَجْهٍ كَانَتْ، وَمِنْ أَيِّ نَوْعٍ كَانَتْ صَنَمًا أَوْ وَثَنًا أَوْ صَلِيبًا، وَكَذَلِكَ الْكُتُبُ الْمُشْتَمِلَةُ عَلَى الشِّرْكِ، وَعِبَادَةِ غَيْرِ اللَّهِ، فَهَذِهِ كُلُّهَا يَجِبُ إِزَالَتُهَا وَإِعْدَامُهَا، وَبَيْعُهَا ذَرِيعَةٌ إِلَى اقْتِنَائِهَا وَاتِّخَاذِهَا، فَهُوَ أَوْلَى بِتَحْرِيمِ الْبَيْعِ مِنْ كُلِّ مَا عَدَاهَا فَإِنَّ مَفْسَدَةَ بَيْعِهَا بِحَسَبِ مَفْسَدَتِهَا فِي نَفْسِهَا

“Putların satışının haram kılınmasına gelince, bu hükümden, Allah'a şirk koşmak için edinilen put, haç, heykel gibi her türlü âlet ve eşyanın satışının haram kılındığı anlaşılır. Konusu şirk ve Allah'tan başkasına ibadet olan kitaplar hakkındaki hüküm de böyledir. Bütün bunların ortadan kaldırılması gerekir. Bu tür eşyaların satılması, başkalarının onları almasına ve edinmesine sebep olur. Bu yüzden onların satışının haram kılınması, başka şeylerin satışının haram kılınmasından evlâdır. Zira bunun satışından doğacak mefsedet bizzat kendisindeki mefsedetten kaynaklanmaktadır. ”  (  Bkz. İbn Kayyim el-Cevziyye, Zadu’l-Mead, İklim Yayınları: 6/319-320.)

İbn Kayyım’ın ibarelerinden açıkça anlaşıldığı üzere o, biblolardan veyahut da süs amaçlı heykellerden değil bizatihi Allah’tan başka ibadet edilen putlardan bahsetmektedir ve bunların satışıyla alakalı haram ifadesini kullanmaktadır, küfür olduğundan bahsetmemektedir. Diğer alimlerden de put satmanın dinden çıkartan bir küfür olduğuna dair tek bir harf nakledilemez. Zaten konuyla ilgili hadiste de açık bir biçimde put satmanın haram olduğunu beyan etmektedir, küfür olduğuna dair gerek bu hadiste gerekse başka nasslarda bir delil mevcut değildir. Nassın gittiği yere kadar gitmek, durduğu yerde durmak gerekir.”

Kısacası; ümmet nezdinde put satmak ve bu kapsamdaki fiiller (şirk içerikli kitap, bayrak, haç vesaire satmak gibi) haramdır. Bu, ilme aşina olan herkesin görebileceği açık bir meseledir. Bu hususta aşırı cahil veya koyu inatçı olan birisinden başka aklı başında hiç kimse muhalefet etmez. Günümüzde birilerinin iddia ettiği put satmak küfürdür, şeklindeki görüş ise İslam ümmetinde aslı olmayan muhdes, bidat bir görüştür. Vallahu a’lem.

Çevrimdışı İsmail

  • Newbie
  • *
  • İleti: 8
  • Değerlendirme Puanı: +0/-0
Ynt: PUT SATIŞI VE EBU HANİFE HAKKINDA!
« Yanıtla #2 : 31.07.2018, 11:35 »
Öncelikle bu konuda ihticac ettiniz muvayenin put satma olayi sahih değildir,taberinin rivayetinde sufyan es sevri ve Ames vardir bu iki imam sika olmakla beraber mudellistir isitme sigasi olmadan naklettikleriyle ihticac edilmez Hadis ilmini bilen selefin rical kitaplarini okuyan bunu bilir, ve bu olayda taberide gecen isnadda isitme sigasi olmadan nakletmislerdir Dolaysi ile bu zayiftir!

İbn seybedeki isnadda Ebu muvaiye ed darir vardir,bu cok hata yapan yanilan biridir,ilel marifetur rical 726 riveyatu ed durri 3/394
Ayni sekilde yine Ames vardir ve sema sigasi olmadan nakletmistir Bu isnadda zayıftır

Yine ibrahim As put satisi ile ilgili naklettiniz olayda Daiftir!

Dediniz usul dogrudur sayet bu kufur olsaydi imamlar bunu inkar ederdi Buhari muslimde gecen naklettiniz Hadis Sahihtir.
Rasul sav putlarin satisi haram oldugunu solemistir

Sened sihhat  konularda ibn hacer zehebi heytemi ve baskalarinin sahih demesiyle sahih olmaz ve digerleri bunlarin kitaplari senedsiz zayif seylerle doludur zaten, Selefin rical kitaplarina yonelseniz daha iyi olur ibn ebi hatim cerh ve tadil darekutni ilel yahya bin muin vb selefin bi suru eseri vardir

Zehebi heytemi Ebu hanife hakkinda Sallamis uyduruk senedsiz zayif ne varsa Selef imamlari neredeyse Ebu hanifenin delalet ehli oldugunda icma etmistir fesevi marife ibn Adiy el kamil ukayli ed dufa Abdullah es sunne ,ilel buhari tarihul kebir ve baska bi cok yerde Ebu hanife hakkinda gerekli malumat vardir Ebu zura onun cehmi oldugunu solemistir berzai sualat,yine seleften bi coklari
Ebu davudun oglu hertaraftan Alimler (isimde sayiyor) onu cerh ettigini demistr ibn Adiy nakletmistir

لأن يكون في كل ربع من أرباع الكوفة خمار خير من أن يكون فيه من يقول برأي أبي حنيفة
Kufe’nin köşelerinden her birinde bir eşek bulunması, orada Ebu Hanife’nin görüşünü söyleyen birinin bulunmasından iyidir.

Ahmed el-İlel (2/547)
Abdullah b. Ahmed es-Sunne (1/203)
Fesevi Marife (2/789)

İbn Ebi Davud es-Sicstani

الوقيعة في أبي حنيفة جماعة من العلماء لأن إمام البصرة أيوب السختياني وقد تكلم فيه، وإمام الكوفة الثوري وقد تكلم فيه، وإمام الحجاز مالك وقد تكلم فيه، وإمام مصر الليث بن سعد وقد تكلم فيه، وإمام الشام الأوزاعي وقد تكلم فيه، وإمام خراسان عبد الله بن المبارك وقد تكلم فيه، فالوقيعة فيه إجماع من العلماء في جميع الآفاق

Ebu Hanife’yi âlimlerden bir cemaat eleştirmişlerdir. Basra’nın imamı Eyyub es-Sahtiyani onu eleştirdi. Kufe’nin imamı es-Sevri onu eleştirdi. Hicaz’ın imamı Malik onu eleştirdi. Mısır’ın imamı Leys b. Sa’d onu eleştirdi. Şam’ın imamı el-Evzai onu eleştirdi. Horasan’ın imamı Abdullah b. el-Mubarek onu eleştirdi. Her taraftan alimler Ebu Hanife’yi eleştirme hususunda icma etmişlerdir.

Hafiz İbn Adiy el-Kamil (7/2476)

Daha fazlasi soledim yerlerde mevcuttur eyub sahtiyani,Abdulaziz tunni,imam humeydi gibi Alimler onu Acikca tekfir etmistir.

Bunu yazma sebebim put meselesi olsun baska konu olsun Ebu hanifenin ne dedigi onemli degildir selef onu Ayiplardi goruslerine onem vermez ona uyuz muamelesi yapardi Abdurrahman b mehdi dediki onunla hak Arasinda perde var, da bi cok sey .....



Çevrimiçi Ebu Yahya

  • Özel Üye
  • Newbie
  • *
  • İleti: 10
  • Değerlendirme Puanı: +1/-0
Ynt: PUT SATIŞI VE EBU HANİFE HAKKINDA!
« Yanıtla #3 : 01.08.2018, 01:02 »
Seelamun Aleykum,

Allah (celle celaluhu) ilminizi artırsın, bizleri cennetine alsın, amin.

' Put Satışı ' konusunu, Tevhid'den habersiz olan, dini akılları ile yaşayan inatçılardan başka kimse kolay kolay anlayamaz, fıkıh edemez.
Bazı kişilere bu konuyu anlattığımız zaman köşeye sıkışarak: ' Alimler orada tapınılan değil de süs eşyası diye tabir edilen putlardan bahsediyor veyahut bu putları kırarak vs. put olmaktan tahrip ederek çıkartıp satıyorlar diyorlar. '

Allah hidayet etsin, nasıl da ümmetin alimlerine iftira ediyorlar, şeytan nasıl da onların akıllarını kullanmalarını tatlı gösteriyor.

Bu kişilere ' Bu fiilde nasıl bir şirk koşma, nasıl bir küfür fiili var ? ' dendiğinde kaçacak delik arıyorlar, çünkü şirk ve küfrün ne olduğundan habersizler.

Bu vesile ile de bu konuda cahillik edenlere hidayet vesilesi olması açısından bu konuya ilmi şekilde yaklaştığınız için Rabbim sizlerden razı olsun, Allah'tan sizlere afiyet dilerim. Selamun aleykum.
'' Onlar kendilerine bir musibet gelip çattığında: 'Muhakkak biz Allah'ınız ve muhakkak biz O'na dönücüleriz' derler. İşte Rablerinden bir mağfiret ve bir rahmet hep onların üzerindedir ve onlar doğru yola erdirilenlerin ta kendileridir. ''

(el-Bakara, 156,157)

Çevrimiçi Tevhid Ehli

  • Administrator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 1939
  • Değerlendirme Puanı: +49/-0
Ynt: PUT SATIŞI VE EBU HANİFE HAKKINDA!
« Yanıtla #4 : 01.08.2018, 05:59 »
Bismillahirrahmanirrahim. Meselelerin tafsilatına geçmeden önce dikkatimi çeken bazı hususlara değinmek istiyorum. Bir önceki yazıda put satışının hükmü, bayrak satışı vesair bir çok mevzu hakkında soru yönelttiniz. Fakat bu ikinci yazınızda bu konularda fazla bir yorum yapmadan konuyla çok da ilgisi olmayan mevzulara girmişsiniz. Üstelik birinci yazıda bir avam gibi, cahillerin gündeminde olan bir meseleyi sorarken şimdi bir anda muhaddis vesaire gibi yazmaya başladınız. Bu açılardan iki yazı arasında pek bir bağlantı kuramadık. Soruyu sorma amacınız neydi, öğrenmek mi imtihana çekmek mi sıkıştırmak mı anlayamadık. Ayrıca put satışıyla alakalı sizin akideniz tam olarak nedir, cevabımızdan mutmain oldunuz mu, aynı mı düşünüyorsunuz vs asıl yazmanız gerekenler bunlardı. Arada Buhari hadisinin put satışının haram olduğuna işaret ettiğini falan yazmışsınız ama diğer hadislerle alakalı da bir sürü açıklama yapmışsınız. Biz put satışı hakkındaki yazıda zaten hadislerin sıhhat durumunun bizi birinci derecede alakadar eden bir husus olmadığını, çünkü muhaliflerimiz nezdinde bu mesele iman küfür meselesi olduğundan ötürü bu rivayetin zayıf yolla dahi olsa kitaplarda yer almasının onların bu iddiasına zıt olduğunu beyan ederek dedik ki:

“Put satışı ile alakalı hadisin sahih olmadığı dahi farzedilse bunun bizim üzerinde bulunduğumuz meseleye çok fazla bir etkisi olmaz. Çünkü muhaliflerimiz kafirin küfür işlemesine yapılan her türlü aracılığın küfür olacağını ve hatta buna küfür demeyenlerin de kafir olacağını ileri sürmektedirler. Bu usule göre bu rivayette selefe küfür nisbet edilmektedir. Çünkü Muaviye (ra) puta tapanlara put satarak küfre aracılık yapmış, Mesruk ise bu olayı görüp tenkid ettiği halde Muaviye’yi tekfir etmemiştir. Taberi ve İbn Ebi Şeybe gibi muhaddisler ise sahabe ve tabiine küfür nisbet eden (!) bu rivayeti onaylayarak hatta fıkhi bazı hükümlere delil getirmek maksadıyla nakletmişlerdir. Halbuki günümüzde bu “kafiri yönlendirme” denilen meseleyi dillerine dolayan cahillerin anlayışına göre bu rivayetle istidlal etmek bir yana; kitaplarına dahi almamaları veya alıyorlarsa bile selefi böyle büyük bir küfürden (!) tenzih ederek bu rivayetin uydurma olduğunu belirtmeleri gerekirdi. Bunu yapmadıklarına göre sözkonusu usulsuz tekfircilerin nezdinde bu iki büyük sünnet imamı da bu küfre (!) sessiz kalarak küfre girmiş olmaktadırlar!! Böyle bir batıl iddiadan selefi salihini tenzih ederiz ve bu cahillere hidayet etmesini Rabbimizden dileriz.”

Yine İbrahim (as) kıssasıyla alakalı da şöyle demiştik:

“Bu kıssanın sıhhat durumu ve sair hususlar şu an için bizi ilgilendirmemektedir. Çünkü muarızlarımız putlara tapanlara put satmayı küfür olarak görmekte ve bunu akidevi bir mesele olarak değerlendirmektedirler. Onların anlayışına göre bir peygambere küfür isnad eden! Bu kıssanın hiçbir şekilde İslam kaynaklarında yer bulmaması ve zikredilse bile ancak reddetmek gayesiyle zikredilmesi gerekiyordu. Bu kıssada İbrahim (as)’ın velev ki fiilen put satmamış olsa bile, zahirde put satışına rıza göstermesi, satmak üzere babasından alması ve çarşıda da put satıyor gibi görünmesi sözkonusudur. Bir peygamber hakkında küfür fiilini bizzat işlemesi düşünülemeyeceği gibi küfre rıza göstermesi, inanmadan dahi olsa zahiren küfür işliyor gibi görünmesi gibi şeyler de düşünülemez. Çünkü bunlar da neticede küfür kapsamındadır. İşte böylece alimler –iddialarına göre- icmaen küfür olan bir fiile yani put satmaya teşebbüs ettiğine dair bir kıssayı İbrahim (as)’a izafe etmiş olmaktadır.”

Yoksa kıssanın senedinde –ihtilaflı bir ravi olan- İbn İshak’ın bulunduğunun farkındayız ve oraya da yazmışız. Fakat dediğimiz gibi bunun bir önemi yoktur. Burada put satmaya bizzat cevaz veren birileri olsa, onlarla yapılan bir tartışma olsa hadislerin sıhhat durumu üzerinde durmanın bir mantığı olurdu. Fakat böyle bir tartışma yok, bilakis birileri put satmanın küfür olduğunu iddia ediyorlar, bu surette de ucu bütün ümmeti tekfir etmeye varacak bir iddia ortaya atıyorlar, biz de bunlara cevaben bu tür rivayetleri zikrederek diyoruz ki bunlar ümmetin kitaplarında yer almıştır, sizin iddianıza göre selef alimlerini tekfir etmeniz gerekir diyerek muhalifleri ilzam etmeye çalışıyoruz. Bunu siz de kabul etmişsiniz ve demişsiniz ki: “Dediniz usul dogrudur sayet bu kufur olsaydi imamlar bunu inkar ederdi Buhari muslimde gecen naklettiniz Hadis Sahihtir. Rasul sav putlarin satisi haram oldugunu solemistir” Bizim yazdıklarımız doğru ise şu halde mesele nedir? Size düşen öncelikle meseledeki hakkı ortaya koymak, eğer bu konuda daha önce yanlış bir düşünceniz varsa tevbe etmekti. Bunu iki kelimeyle araya sıkıştırıp hadisler zayıftır, Ebu Hanife muteber değildir vesair kelamları ön plana çıkarmak hangi amaca matuftur bilmiyoruz. Önce muvafık olduğunuz noktaları iyice bir belirginleştirin, hak bir kere ortaya çıksın, ondan sonra muhalif olduğunuz yerleri belirtirsiniz. Hasmınızdan gelse hakkı kabul etmek şereftir, illa araya bir muhalefet şerhi koymak gerekmez.

Hadislerin sıhhat durumuyla alakalı söylediklerinize gelince; bizler muteber alimlerden herhangi bir hadisin sahih veya zayıf olduğuna dair bir değerlendirme duymadıkça sırf rical kitaplarından, internet programlarından vesaireden hadis ricali hakkında bilgi toplayarak yapılan hadis kritiklerine itibar etmiyoruz! Çünkü hadis, görünüşte sahih olur fakat içinde ancak bu işin ehlinin bileceği illetleri, gizli kusurları barındırabilir veyahut da hadis sened itibariyle sahih gözükse de şazz olabilir, yani daha sahih hadislere aykırı olarak tek başına rivayet edilmiş olabilir, yine ümmet tarafından uygulaması terk edilmiş olabilir vesaire… Aynı şey zayıf görünen rivayetlerle alakalı da geçerlidir. Hadis zayıf gibi görünür, lakin başka kanallardan şahidleri vardır veyahut da ümmet tarafından kabul görmüştür (telakki bil kabul) vesair hadisi takviye eden başka unsurlar vardır. O yüzden günümüzde birilerinin yaptığı gibi, hadisin ricaline bilgisayar programları aracılığıyla bakıp hadis hakkında hüküm vermek cahilce bir iştir. Hadis hakkında sizin zikretmiş olduğunuz illetleri inkar etmemekle beraber şunu da göz önünde bulundurmak gerekir ki İbn Ebi Şeybe ve Taberi gibi imamlar –bu illetleri de belki bizden daha iyi bildikleri halde- bu Muaviye hadisini zikretmişler ve bununla ihticac etmişlerdir. Bu hadisle ihticac eden biz değiliz, alimlerdir, onu da bu vesileyle düzeltmiş olalım! Alimlerin kendi eserlerine alıp delil gösterdikleri hadisleri sırf ricalinde şu var bu var gerekçesiyle bilip bilmeden reddetme alışkanlığını artık bir kenara bırakmak gerekir. Konumuz hadisin sıhhat durumu olmadığı için bu hatırlatmaları yaparak geçiyorum.

Demişsiniz ki: “Sened sihhat  konularda ibn hacer zehebi heytemi ve baskalarinin sahih demesiyle sahih olmaz ve digerleri bunlarin kitaplari senedsiz zayif seylerle doludur zaten, Selefin rical kitaplarina yonelseniz daha iyi olur ibn ebi hatim cerh ve tadil darekutni ilel yahya bin muin vb selefin bi suru eseri vardir”

Bunlar, önyargıyla söylenmiş sözlerdir. Bir alimin sırf haleften olması, birtakım bidatlere dalmış olması gibi şeyler onun hadisle alakalı değerlendirmelerini çöpe atacağımız anlamına gelmediği gibi yine bir alimin sırf seleften olması, akidesinin düzgün olması da onun bütün değerlendirmelerinin isabetli olduğu anlamına gelmez. Selefe, mütekaddimine mensup alimlerin isabet ihtimali daha yüksek olsa da bir raviye İbn Hacer güvenilir demişse, İbn Ebi Hatim de zayıf dediyse İbn Ebi Hatim’in kavli mutlaka tercih edilir gibi bir saplantıya girmek doğru olmaz. Mesela İmam Buhari, kendinden sonrakilerin ittifakıyla ümmetin imamlarındandır lakin İbn Ebi Hatim (rh.a), Buhari’ye muhalefetiyle meşhur olan muhaddis Muhammed bin Yahya ez-Zuhli’nin tesirinde kalarak Buhari’yi bidatle itham etmiştir. Şimdi biz sırf onlar öyle dedi diye ümmetin şahitlik ettiği Buhari’yi terkedecek değiliz. Tabi bunu da yapanlar var, İbn Ebi Hatim’in, Darakutni’nin vesair alimlerin sözlerinden yola çıkarak Buhari’nin Sahih’ine dil uzatmaya çalışanlar günümüzde mevcuttur. Fakat bizler, ayetlerde ve hadislerde beyan edildiği üzere bu ümmetin Allahın yeryüzündeki şahitleri olduğuna iman ederiz ve Buhari ve eseri hakkında ümmetin şahitliğini yeterli kabul ederiz. Selef dönemi rical kitaplarının ilk dönemlere ve dolayısıyla asli kaynaklara yakın olmak gibi meziyetleri vardır. Halef dönemi kitaplarının ise bütün kavilleri bir araya getirmek, selef arasında ihtilaf edilmiş olan görüşlerin neticesini aktarabilmek gibi özellikleri de vardır. Bunun en güzel örneği verdiğimiz Buhari misalidir. Bir alim hakkında kendi çağdaşlarının veya yakın dönemde yaşayan kavillerine ihtiyatla yaklaşmak gerekir. Çünkü birbirlerini tanıyan alimlerin karşılıklı değerlendirmelerine haset, taassup, düşmanlık gibi şeyler girebilir. Sonraki dönem alimleri ise daha soğukkanlı olarak kişileri değerlendirebilirler. Kısacası selef ve halefe ait rical kitaplarının her birinin kendisine göre avantajları ve dezavantajları vardır, bizler selefin eserlerine ağırlık vermekle beraber haleften de faydalanırız. Halefin rical, tabakat vb eserlerini kaldırıp atmak doğru bir yaklaşım değildir.

Ebu Hanife konusunda da bu söylediğimiz şeyler geçerlidir. Ebu Hanife hakkında selef imamlarının yaptıkları tenkidlerin birçoğu isabetli olmakla beraber Ebu Hanife (ra)’ın muasırlarının yaptığı değerlendirmelere ihtiyatlı yaklaşmak icab eder. Bunlar büyük imamlar da olsalar neticede hatadan uzak değillerdir, sözleri de tartışılmaz vahiy –haşa- değildir. Şimdi sen bu imamların Ebu Hanife’yi cerh eden sözlerini naklettin, bunlardan kat kat fazlasını biz de Allahın izniyle nakledebiliriz, bunlara vakıfız. İsmail Hakkı Ünal isimli zat, - yaşıyorsa Allah hidayet etsin- “İMAM EBU HANİFE’NİN HADİS ANLAYIŞI” adlı eserinin son bölümünde alimlerin Ebu Hanife’yi cerh eden ve tadil ve tezkiye eden sözlerinin hepsini bir araya getirmiştir. Sen cerh eden sözlerini naklettin, ben ise tadil eden sözlerini nakledeceğim. Adalet sahibi olsan sana da düşen buydu, yani onun hakkındaki lehte ve aleyhte olan bütün görüşleri bir araya getirip bir neticeye varmaktı. Ama maalesef sizin gibileri meseleye tarafgirlikle yaklaşıp sadece aleyhteki sözleri nakledip meseleyi kapatıyor. Beri tarafta başkaları ise aleyhteki sözleri görmezden gelip sadece lehteki sözleri gündeme getiriyor. Halbuki hak ne odur, ne de ötekidir. Aşağıdaki nakillerden de anlaşılacağı üzere Ebu Hanife sikadır, hadisine yalan karıştırmaz, zühd ve takva ehli birisidir, fıkıhta imamdır; bununla beraber fıkıhta rey ve istihsanı haddinden fazla kullanmıştır, birçok sahih hadisi çeşitli gerekçelerle terketmiştir, akidede ameller imandan değildir gibi Mürcie bidatlarına hatta bazı rivayetlere göre Kuran meselesi ve benzeri konularda Cehmiye bidatlarına bulaşmıştır.  Alimlerin onu tenkid sebebleri de bunlardır. Buna rağmen alimlerden onu muayyen olarak tekfir eden kimdir bilmiyoruz. Onun hakkında söylenen en fazla Kadı’nın huzurunda Kuran mahluktur küfründen tevbe ettirildiğidir, bu rivayet sabitse tevbe ettiği de sabit olur. İmamların bir kimse hakkında Cehmi veya Mürcii demesi tekfir ettikleri anlamına gelmez. Eğer böyle olsaydı ne onu överlerdi, ne de meclisinde hazır olup ondan ders alırlardı. Şimdi bahsi geçen kitapta geçen Ebu Hanife hakkındaki övücü nitelikteki sözlerin bir kısmı şu şekildedir:

"Ebu Hanife'yi ta'dil edenler arasında, Şu'be, Süfyân-ı Sevrî, Yahya b Maîn, Yahya b. Saîd el-Kattan gibi, ravileri cerhde sertlikleriyle tanınan [1301] kimselerin yer alması dikkat çekicidir. Üstelik Şu'be, Irak'ta hadis ricali üzerinde ilk konuşan ve daha sonra cerh ve ta'dil konusunda alem kabul edilen bir kimsedir.[1302]

Cerh ve ta'dil imamlarının başlıcalarından biri olan Yahya b. Ma'în de Ebu Hanife'yi açık bir şekilde tevsik edenlerdendir.[1303] Şöyle der:

"O sika idi. Sadece ezberlediği hadisi rivayet eder, ezberinde olmayanı rivayet etmezdi".[1304] Başka bir soru üzerine O, Ebu Hanife'nin sika olduğunu, kimsenin onu zayıf saydığını duymadığını, Şu'be b. Haccac'ın, kendisine hadis rivayet etmesi için ona mektup yazdığını belirtir.[1305] Hadisçilerin Ebu Hanife'ye hücumda aşırı gittiklerini kabul eden İbn Maîn,

"Ebu Hanife yalan söyler miydi?" diyenlere karşılık,

"O böyle şeylerden berî, şerefli bir kimseydi" demiş ve Ebu Hanife'nin hadiste doğru söyleyenlerden (sâdık) olduğunu ifade etmiştir.[1306]

Yahya b. Ma'în'in, Ebu Hanife hakkındaki bu tevsik ve ta'dilini zikreden Ebu Gudde, Buhari'nin, Müslim'in, Ebu Davud'un, Ahmed b. Hanbel'in ve Ebu Hâtim'in şeyhi olan bu cerh ve ta'dil imamının, zaman ve mekân olarak yakınlık, ashabı ile içli dışlı olma ve onlardan rivayette bulunma itibariyle Ebu Hanife'yi diğerlerinden çok daha iyi tanıyacağını belirterek kanaatini şöyle açıklar:

"Bu konuda, Ebu Hanife'nin vefatından asır veya asırlar sonra doğmuş Buhârî ve ona tabi olanların sözü değil, İbn Maîn'in sözü geçerlidir. Yahya b. Maîn konuştuğu zaman Buharı, Müslim, Nesâî, İbn Adiyy, Dârekutııî ve diğerleri susarlar. Çünkü bunların hepsi, İbn Maîn'in rical konusunda emsalsiz olduğuna şahittik etmişlerdir".[1307]

Hadis hafızlarının büyüklerinden ve Ahmed b. Hanbel, İshak b. Râhûye, Yahya b. Maîn ve Ali b. el-Medînî'nin şeyhlerinden olan Yezid b. Hârun da Ebu Hanife'yi şöyle ta'dil eder:

"Bin alime ulaştım ve çoklarından ilim aldım. Aralarında beş kişiden daha fakih, daha dindar ve daha alim kimse görmedim. Bunların ilki Ebu Hanife'dir".[1308]

Ebu Hanife'yi insanların en fakihi diye niteleyen talebelerinden Abdullah b. Mübarek de:

"Kûfe'ye girdim ve alimlerine şu beldenizde insanların en alimi kimdir diye sordum. Hepsi birden:

İmam Ebu Hanife dediler" demektedir.[1309]  Bunları kaydeden Tehânevî, o zamanın ilminin Kur'an ve Hadisten ibaret olduğunu, insanların en aliminin de Kur'an ve Hadisi en iyi bilen kimse olduğunu belirtir.[1310]

Buhari'nin şeyhlerinden oîan Fadl b. Dükeyn:

"Ebu Hanife'nin meseleleri derinlemesine inceleyen bir kimse olduğunu belirtirken, "diğer bir şeyhi Mekkî b. İbrahim de", Ebu Hanife'nin, zamanında yaşayan insanların en alimi olduğunu" kaydeder.[1311]

Büyük hadis imamlarından olan ve rical konusunda sertliği ile tanınan, Yahya b. Said el -Kattan'ın Ebu Hanife'yi şöyle takdir ettiği nakledilir:

"Allah'a karşı ne yalan söyleyelim. Ebu Hanifenin reyinden daha güzel rey işitmedik ve görüşlerinin birçoğunu benimsedik" [1312]İbnü'l-Kattan, Ebu Hani¬fe hakkında sorulan bir soru üzerine de "onun sika olduğunu" belirtir.[1313]

İmam Şafii'nin, "insanlar fıkıhta Ebu Hanife'nin çocuklarıdır" [1314] sözü, onun hakkında söylediği en meşhur ta'dil ifadesidir. İlk hadis musannıflarından Ma'mer b. Râşid de:

"Hasan Basrîden sonra fıkıhta Ebu Hanife'den daha güzel konuşan birini bilmiyorum" [1315] diyerek onun fıkhî kudretine işaret etmiştir. İmam Buhari'nin:

"Ondan başka kimsenin yanında kendimi küçük görmedim" [1316] dediği şeyhi Ali İbnü'l-Medînî de Ebu Hanife'yi ta'dil edenler-dendir. O şöyle der:

"Ebu Hanife sikadır ve raviliğinde bir beis yoktur. Ondan Sevrî ve İbn Mübarek rivayet etmişlerdir".[1317]

Ebu Hanife'nin muasırlarından olan Şu'be, onun hakkında:

"Vallahi o güzel anlayışlı ve hıfzı kuvvetli idi"[1318] derken, Evzaî, "meselelelerin zorluklarını insanlar içinde en iyi bilen o idi" [1319]demektedir. Hocaları arasında sayılan İmam Cafer es-Sâdık da:

"Ebu Hanife, beldesi halkının en fakihi idi[1320] diyerek onu övmüştür.

Hıfzı ve zühdü ile Kûfe'nin medâr-ı iftiharı olan Mis'ar b. Kidam ise Ebu Hanife'yi gördüğü zaman hürmeten ayağa kalkar, oturduğu zaman gider önüne otururdu.[1321]

İbn Hacer'in naklettiğine göre, Süfyân-ı Sevrî şöyle demiştir:

"Ebu Hanife'nin önünde, şahin önündeki serçeler gibiyiz. O gerçekten alimlerin efendisidir." [1322]Nitekim Ebu Yusuf, Sevri’nin Ebu Hanife'ye bağlılıkta kendisinden ileride olduğunu" belirtmiştir.[1323]

Abdullah b. Davud el-Hureybî ise, Ebu Hanife aleyhinde bulunan kim¬seleri telmihen şöyle der:

"Ebu Hanife hakkında konuşan insanlar, hasedçi ve cahildirler. Bana göre onlar en iyi durumda cahildirler".[1324] Kendisine, insanların Ebu Hanife'yi ayıpladıkları husus nedir? Diye sorulunca şöyle cevap verir:

"Vallahi onların ayıpladıkları bir konuda, onun ancak isabet ettiğini, ayıplayanların ise hata ettiklerini biliyorum. Bir keresinde onu Safa ile Merve arasında sa'yederken gördüğümde bütün gözler ona çevrilmişti".[1325]

İmam Şafii'nin bildirdiğine göre, İmam Malik de Ebu Hanife’yi övenler içindedir. Ona, Ebu Hanife’yi görüp görmediği sorulur. Şöyle cevap verir:

"Evet öyle bir adam gördüm ki şu direği altın yapacağını söylese, buna delil getirebilir".[1326]

Görüldüğü gibi, Ebu Hanife hakkındaki övgülerin birçoğu onun fıkhî gücü ile ilgilidir. Fakat bu, aynı zamanda onun fıkhının kaynağı olan Kur'an ve Hadis ilimleri itibariyle de tevsik ve ta'dil edildiğine işaretttir. Bu iki kaynağa dayanmadan, mücerret reyle fıkıhta söz sahibi olmak mümkün değildir.

Nitekim hadisçiler sık sık, çözemedikleri meseleleri, fukahaya havale etmek durumunda kalmışlardır. Onun için, Süfyan b. Uyeyne'nin meclisinde bulunan Ebu Hanife ashabından Bişr b. Velid el-Kâdî, zor bir mesele ile karşılaşıldığı zaman, Süfyan'ın;

"Burada Ebu Hanife ashabından kimse var mı?" diye sorduğunu, kendisine işaret edilince de, "haydi cevap ver" dediğini ve kendisinin de cevap verdiğini belirtir. Bunun üzerine Süfyan:

"Dinde kurtuluş, fukahaya teslim olmaktır" demiştir.[1327]

Kendisine soru soran birisine A'meş, Ebu Hanife'nin halkasını göstererek:

"Bu halkaya devam et, çünkü onlar, bir meseleyle karşılaştıkları zaman, isabet edene kadar onunla uğraşmaktan vazgeçmiyorlar" demiştir.[1328]

Hatib Bağdadî, İbn Kerâme'den şu nakilde bulunmuştur: "Birgün Veki b. Cerrah'ın yanında idik. Adamın biri, "Ebu Hanife hata etti" dedi. Veki':

"Onun yanında Züfer, Ebu Yusuf ve Muhammed gibi kıyas ve içtihatlarıyla, Yahya b. Zekeriyya b. Ebi Zaide, Hafs b. Gıyas, Hıbban ve Mendel b. Ali gibi hadis hıfzı ve bilgisiyle, Kasım b. Maan gibi Arapçaya hakimiyetiyle, Davud b. Nusayr et-Tâî ve Fudayl b. Iyad gibi zühd ve takvalarıyla şöhrete ulaşmış kişiler varken, Ebu Hanife nasıl hata edebilir? Böyle arkadaşlara ve talebelere sahip olan kimse, kolay kolay hata etmez, etse bile onu hakikate döndürürler" diye karşılık verdi.[1329]

Esed b. el-Furat'ın bildirdiğine göre, Ebu Hanife'den imlâ suretiyle kitap tedvin eden 40 talebesi vardır. Bunlardan Ebu Yusuf, Züfer, Dâvud et-Tâî, Esed b. Amr, Yusuf b. Halid es-Semti, Yahya b. Zekeriyya b. Ebi Zâi-de'nin de içinde bulunduğu 10 tanesi ileri gelenlerindendi.[1330]

Ebu Hanife ve ashabı hakkında menfî kanaata sahip olan Ahmed b. Hanbel'in bile, halk-ı Kur'an meselesinden dolayı zulüm gördüğü esnada, Ebu Hanife'nin kadılık teklifini reddetmesi yüzünden dövülmesini hatırlayarak, ona merhameten ağladığı ve böylece teselli olduğu bildirilmektedir.[1331]

(…) Şimdi de kendi döneminden asırlar sonra yaşamış belli başlı bazı hadisçilerin Ebu Hanife hakkındaki olumlu değerlendirmelerini zikredeceğiz. Bunların hemen hemen hepsi, Hanefi mezhebine mensup olmayan kimselerdir.

Meşhur Sünen sahibi Ebu Davud es-Sicistânî (ö.275), üç fıkıh imamını hayırla yadederek şöyle demiştir:

"Allah rahmet eylesin, Malik, Şafii ve Ebu Hanife imam idiler".[1332]



[1301] Bkz. Laknevî, er-Refu ve’t-Tekmil 275, 306

[1302] Tehânevî, Kavâid, 195 (2 nolu dipnot).

[1303] (…)
[1304] Suyûti, Tabakâtu'l-Huffâz, 73; İbn Hacer, Tehzîbu't-Tehzîb, X, 450.

[1305] İbn Abdilberr, el-İntikâ, 127.

[1306] İbn Abdilberr, Cami', II, 148, 149.

[1307] Tehânevî, Kavaîd, 194 (Ebu Gudde'nin notu).

[1308] Age., 188.

[1309] Tehânevî, Kavâid, 188,189.

[1310] Age., 189.

[1311] Age., 187, 189.

[1312] Age.. 190; Krş. Tarihi İbn Maîn, II, 607.

[1313] Tehânevî. Kavâid, 190 (1 nolu dipnot). (…)
[1314] Tehânevî, Kavaid. 191.

[1315] Age.. 191

[1316] Age.. 197(1 nolu dipnot).

[1317] Age.. 197(1 nolu dipnot).

[1318] Tehânevî. Kavaid. 198.

[1319] Age., 199.

[1320] Age., 199.

[1321] Age., 199.

[1322] Age., 199.

[1323] Tehânevî, Ebu Hanife, 34.

[1324] Tehanevî, Kavâid, 199.

[1325] Age., 199.

[1326] Age., 200; Krş. Bağdadî, Tarih, XIII, 338.

[1327] Tehnnevî, Kavâid, 201

[1328] Age., 201.

[1329] Age. 201; Krş. Bağdadî. Tarih, XIV,. 247.

[1330] Tehânevî. Kavâid, 202.

[1331] Kureşî, el-Cevâhir, I. 56; Bağdadî. Tarih. XIII. 327.


"İMAM EBU HANİFE’NİN HADİS ANLAYIŞI" adlı eserden alıntı burada sona ermiştir. İşte selef imamlarından nakledilen bu övgüler “Zehebi heytemi Ebu hanife hakkinda Sallamis uyduruk senedsiz zayif ne varsa Selef imamlari neredeyse Ebu hanifenin delalet ehli oldugunda icma etmiştir” sözünün batıllığını ortaya koymaktadır. Şimdi sallayan kim Zehebi mi yoksa sen ve senin gibiler mi? Alimler hakkında yapılan bu gıybet ve iftirayı sahibine reddediyoruz. Nerede icma? Yukarda ismi geçen ve Ebu Hanifeyi tezkiye eden alimler icma ehlinden değil mi, onların muhalefeti icmayı bozmaz mı diyorsun ne diyorsun? Bunları neden nakletmiyorsunuz da tek taraflı nakil yapıyorsunuz? Şunu da belirtelim bizim şu anki konumuz Ebu Hanife olmadığı için bu mesele üzerinde tafsilatlı durmuyoruz. İlerde Allah nasip ederse Ebu Hanife hakkındaki bütün lehte aleyhte olan rivayetleri tek tek değerlendiririz. Şu an için sen nakil yaptın ben de acil cihetinden bu nakilleri yaptım. İlmin varsa bu işin tahkikini yaparsın. Bizim bu rivayetlerden anladığımız ise Ehli sünnet, her konuda olduğu gibi Ebu Hanife konusunda da itidalden ayrılmamış, onun hayır olan yönlerini övmüş, zararlı yönlerinden ise insanları sakındırmışlardır. Onun en hayırlı yönlerinden birisi onun fıkıhtaki maharetidir. İmam Şafii’nin dediği gibi “İnsanlar fıkıhta Ebu Hanife’nin iyalidir yani çocuklarıdır.” Hal böyleyken Ebu Hanife’nin Mürcieliğini veya Cehmiliğini bahane ederek onun fıkhını inkar etmek, onun fıkıhtaki görüşlerinin yok hükmünde olduğunu ileri sürmek neyin nesi oluyor? Onun öğrencisi Ebu Yusuf’un konuyla alakalı bir sözünü Fesevi, şu şekilde nakletmektedir:


حَدَّثَنَا أَبُو جُزْءٍ  عَنْ عَمْرِو بْنِ سَعِيدِ بْنِ مُسْلِمٍ قَالَ: سَمِعْتُ جَدِّي قَالَ: قُلْتُ لِأَبِي يُوسُفَ: أَكَانَ أَبُو حَنِيفَةَ مُرْجِئًا؟ قَالَ: نَعَمْ. قُلْتُ: أَكَانَ جَهْمِيًّا؟ قَالَ: نَعَمْ. قَالَ: قُلْتُ: فأين أنت منه؟ قال: انما كان ابو حَنِيفَةُ مُدَرِّسًا فَمَا كَانَ مِنْ قَوْلِهِ حَسَنًا قَبِلْنَاهُ وَمَا كَانَ قَبِيحًا تَرَكْنَاهُ عَلَيْهِ

“Bize Ebu Cuz’, Amr bin Said bin Muslim’den şöyle dediğini nakletti: Ben dedemi şöyle derken işittim: Ben Ebu Yusuf’a dedim ki: Ebu Hanife Mürcii miydi? Evet, dedi. Cehmi miydi, dedim yine evet, dedi. O zaman onunla ne işin vardı, deyince şöyle cevap verdi: Ebu Hanife bir müderris (ders veren) idi. Onun sözlerinden güzel olanları kabul ettik, çirkin olanları ise terkettik.”

Başka bir rivayette ise şöyledir:


فَقُلْتُ لَهُ فَعَلَامَ كُنْتُمْ تُجَالِسُونَهُ؟ قَالَ: عَلَى مُدَارَسَةِ الْعِلْمِ

Dedim ki o halde onunla ne amaçla oturuyordunuz? İlim öğrenmek için, diye cevap verdi.  (el-Marife ve’t Tarih, 2/782-783)

Ebu Yusuf (rh.a) akide konusunda itham edilmiş birisi değildir. Ebu Hanife hakkında bu tür töhmetler olması, onun meclisinde ilim almaktan onu alıkoymamıştır. Şüphesiz Ebu Hanife –haşa- kafir olsaydı kimse onun ilim halkasına katılmazdı. Selef imamları günümüzdeki ilim talebeleri (!) gibi kafir dediği hocanın ders halkasına katılacak kadar mezhepleri geniş insanlar değillerdi! Bu, aynı zamanda Ebu Hanife’nin ilmi ehliyetini de göstermektedir. Zira sünnete bağlı Müslüman dahi olsa ehil olmayan birinden ders alınmaz. Şu halde “put meselesi olsun baska konu olsun Ebu hanifenin ne dedigi onemli degildir selef onu Ayiplardi goruslerine onem vermez ona uyuz muamelesi yapardı” sözü boş bir sözden ibarettir. Ebu Hanife’nin görüşlerine değer vermemek, Hanefi mezhebinin görüşlerini yok saymak Irak ehlinin fıkhını yok saymak demektir. Araştıranlar Ebu Hanife ve öğrencilerinin görüşlerinin bir çoğunun Sufyan es-Sevri, İbrahim en Nehai, Alkame hatta sahabeden İbn Mesud ve Ali (ra) ve de Irak bölgesinde yaşayan diğer fakihlerle aynı olduğunu görür. Ebu Hanife’nin görüşlerinden şazz olanları zaten öğrencileri de kabul etmemiştir, bunlar dışındakiler ise Irak ehlinin fıkhı cümlesinden ümmet nezdinde itibara alınmıştır. Put satışının cevazı konusunda ise zaten Ebu Hanife yalnız değildir, görüldüğü üzere bu görüş Muaviye (ra)’dan da rivayet edilmiştir. Hadisin zayıf olduğu farzedilse bile neticede Ebu Hanife bu görüşünü sahabeden birine dayandırdığı için mazurdur. Hadisi kendince sahih addetmiş olabilir, Muaviye’nin kanaatini daha isabetli bulmuş olabilir, sahabe kavli ile tabiinden olan Mesruk’un kavli çeliştiğinde sahabenin görüşünü tercih etmiş olabilir vesair bir çok ihtimal mevcuttur. Netice itibariyle Ebu Hanife’ye tan edenler de dahil olmak üzere hiçbir imam, onu bu görüşünden dolayı bidat veya sapıklıkla suçlamış değildir. O yüzden Ebu Hanife hakkında şöyle veya böyle denilmiş olmasının bu konuyla bir alakası yoktur. Bunu gereksiz yere açılmış bir mevzu olarak kabul ediyoruz. Vallahu a’lem.


Çevrimdışı İsmail

  • Newbie
  • *
  • İleti: 8
  • Değerlendirme Puanı: +0/-0
Ynt: PUT SATIŞI VE EBU HANİFE HAKKINDA!
« Yanıtla #5 : 01.08.2018, 13:29 »
Oncelikle fazla konusmicam zira siz nasihat edenleri sevmiyorsunuz.

Ve bosa konusma ya gerek yok biz sahih delillere dayali konusuruz hadis olsun Alim kavli olsun siz ise onununze gelene inaniyor sened sihhat bakmiyorsunuz Ebu hanife hakkinda yukarda yazdiklarinda oldugu gibi!Acaba bunlarin sihhatine senedine bi kez baktinizmi? Haydi bakinda yazin bakalim! Simdi yukarda ismini yazdigin Alimlerin Ebu hanife hakkinda sahih sozlerini yaziyorum hepsinin senedine bak!birde kndi yazdigin senetlere bak! Sayet ikiside sahih dersen sacmalimis olursun bu bi Alimden iki zit kavil demektir, biz bi Alimin tek eline dini birakmis degiliz ibn ebu hatim bi raviyi zayifladi diye onun ustune cisgi cekmiyoruz! İbn ebi hatim sadece bi ornekti nesei Ebu davud buhari yahya muin kattan Bu ve seleften bircok Alimin rical hakkinda eserleri ve sozleri mevcuttur sizi selefin kitaplarina tesvik etmkti Amacim!

Yiksa ibn ebi hatim bi raviyi zayiflar ebu zura vb fakat yahya buhari ahmed o raviye sika diyebilir bunun ornegi coktur buharinin sika gordugunu Ahmed gormemistir vs vs Bunu bu ilme yillarini vermis kisiler Arastirir bilir.
İbn Ebu hatimle ibn hacer demissiniz bizim icin elbette Ebu hatimin dedigi onemlidir ibn  Ebu hatim bu ilme yillarini vermis babasida dedeside bu ilme yillarini vermistir ve Asabul hadistendir imamdir

İbn hacer kimdir? Allahin sifatlari hakkinda cehmin yolunu tutan biridir
İmam buhari Rahimeullahin muhtesem eserini mahf eden biridir neyse uzatmicam

Biz gerek ibn hatimin ilel olsun gerek darekutninin ilel olsun Alimlerden naklettikleri kavillerinde cerh lerinde senedine bakiyoruz ornegin yahya bin said bi ravibhakkinda diyor daif bunu ibn ebi hatim naklediyor bunu kimden o kimden yahyaya ulasan senede bakiyoruz neyse bu ilmi bi konu burda konusmak yersiz

Muvaiye olayina gelince oncelikle yapmaniz gereken bu olayin sahih olmadigini senedinde problem oldugunu ortaya koymaniz gerekti.sonra zaten soledinz usul dogrudur ilme yakisan budur

İbn seybe ve taberi rh bunu sahihlmesi ve ihticac etmesi bu olayi sahihlmez
İbn seybe de nakil yaptiniz eserde Ebu hanifeye zehir zenbelek salliyor onun icin bab Acmis ebu Hanifeye red kitabi napalim simdi? Hepsini sorgusuz senedsiz Alalim mi ? Hayir soledikleri ccogu sahih fakat bu hepsini sahih kilmaz...

Ebu hanifeye put meselesinde bisey diyen oldugunu iddia etmetim

Son olarak Ebu hanife hakkinda yukarda yazdigin Alimlerin sahih kavilleri yazip birakacagim yazdigin seylerin hepsi uydurma zayif hepsini Arastrdik

Çevrimdışı İsmail

  • Newbie
  • *
  • İleti: 8
  • Değerlendirme Puanı: +0/-0
Ynt: PUT SATIŞI VE EBU HANİFE HAKKINDA!
« Yanıtla #6 : 01.08.2018, 14:43 »
Yazdiklarinizi komple okumuyorum da Dikkat ceken bi sey daha ibn ebu hatim buhariyi terketti zuhli terketti iyide bunlar buhariyi niye terketti?Cehmi esari maturdilerin Dinin temeli olan lafiz mahluk konusunda degilmi?Buhari rahimeullah bu konuda yanlis Anlasildi Halku efaili yazdi peki Esariler maturdiler Bunu acikca demiyormu lafiz mahluk demiyormu?daha da ilerlere gidip kelam bi nefsi ve baska baska sacmâliklari yokmu siz onlardan nakilleri dolduruyorsunuz! Acaba selef bu Adamlardan bisey alirmiydi? Elbette hayir Ebu hanife hakkinda suyti vb yaziyorsunuz uzatmamak adina yukarda yazdin Alimlerden sahih sozleri yaziyorum kndinizi sened ilmine verin bu ilimle ugrasan insanlara muhaddis mucdehit alay vari sekilde deyip kndinizi tatmin etmeyin Allahu alim bunuda kiskancliktan yapiyorsunuz.bole yapmayin kndinizi bu ilme verin!

İmam malik

Ebu Hanife Dinde Hile Yapardı!

حَدَّثَنِي مَنْصُورُ بْنُ أَبِي مُزَاحِمٍ، سَمِعْتُ مَالِكَ بْنَ أَنَسٍ، ذَكَرَ أَبَا حَنِيفَةَ فَذَكَرَهُ بِكَلَامِ سُوءٍ وَقَالَ: " كَادَ الدِّينَ، وَقَالَ: مَنْ كَادَ الدِّينَ فَلَيْسَ مِنَ الدِّينِ "

Mansur b. Ebi Muzahim dedi ki; "Malik b. Enes'ten işittim ki, Ebu Hanife zikredilince dedi ki: "Ebu Hanife dinde hile yapardı. Her kim dinde hile yaparsa onun dini yoktur.”

(Abdullah b. Ahmed b. Hanbel , es-Sunne no : 292)

"Mansur b. Ebi Muzahim"

Yahya b. Main dedi ki ; “Saduk inşa ALLAH”

Ebu Hatim dedi ki; “Saduk”

(İbn Ebi Hatim, el-Cerh vet Tadil  - c: 8  s: 170)

Ve Yine Yahya b. Main dedi ki " Onda bir sakınca yoktur"

(Tarihu İbn Main Rivayetu İbn Muhriz, c: 1  s:92)

ed-Darakutni dedi ki; “Sika”

(Sualat es-Sulemi – s: 282)bilimle

Malikin onun hakkinda baska kavilleri vardir

Ebu yusuf hakkinda bisey diyen yok dedin!

كان أبو حنيفة جهمياً وكان محمد بن الحسن جهمياً، وكان أبو يوسف جهمياً بيّن التجهّم berzai sulat berzai zuranin talebesi ebu yusufunda cehmi oldugunu soluyor yezid bin harun muhammed seybanin cehmi oldugunu soluyor,Ahmed ebu hanife ve Asabindan hic bisey nakledmemesi gerekir diyor hepsi sahih Ahmed ilelde yezidin kavli buharide

Ebu Nuaym Fad b. Dukeyn

كُنَّا مَعَ سُفْيَانَ جُلُوسًا فِي الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ فَأَقْبَلَ أَبُو حَنِيفَةَ يُرِيدُهُ فَلَمَّا رَآهُ سُفْيَانُ قَالَ: «قُومُوا بِنَا لَا يُعْدِنَا هَذَا بِجَرَبِهِ»، فَقُمْنَا وَقَامَ سُفْيَانُ، وَكُنَّا مَرَّةً أُخْرَى جُلُوسًا مَعَ سُفْيَانَ فِي الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ فَجَاءَهُ أَبُو حَنِيفَةَ فَجَلَسَ فَلَمْ نَشْعُرُ بِهِ فَلَمَّا رَآهُ سُفْيَانُ اسْتَدَارَ فَجَعَلَ ظَهْرَهُ إِلَيْهِ

Biz Sufyan (es-Sevrî) rahimehullah ile beraber Mescidu’l-Haram’da oturuyorduk. Ebu Hanife, Sufyan ile konuşmak için geliyordu. Sufyan onu görünce dedi ki:
“Kalkın da şu bize uyuzunu bulaştırmasın.” Süfyan kalktı gitti. Yine bir defasında biz Sufyan rahimehullah ile beraber Mescidu’l-Haram’da otururken Ebu Hanife geldi, oturdu. Onu fark etmemiştik. Sufyan rahimehullah onu görünce hemen ona sırtını döndü.(Abdullah b. Ahmed b. Hanbel, es-Sunne 291)

Yahya bin said el kettan ve bi kaci

Muaz b. Muaz el-Anberî, Halid b. Ahmer, Esed b. Musa, Şerik b. Abdillah en-Nehai, Yahya b. Said, el-Evzai ve Sufyan es-Sevrî rahimehumullah dediler ki:
اسْتُتِيبَ أَبُو حَنِيفَةَ مِنَ الْكُفْرِ مَرَّتَيْنِ
Ebu Hanife küfürden iki sefer tevbe ettirilmiştir.

Abdullah b. Ahmed es-Sunne (268, 271 311, 331), Ukayli ed-Duafa (4/268)  Fesevi Marife (3/96)

Yahya bin said el kattan cerh oteritesi biridir o kndisinde ufak bi beyis olan ravileri bile zayiflamistir Ebu hanifeye sika demesi veya teskiye etmesi olacak sey degildir


Ali b. el-Medinî dedi ki: Yahya b. Said’i şöyle derken işittim:
مَرَّ بِي أَبُو حَنِيفَةَ وَأَنَا فِي سُوقِ الْكُوفَةِ فَقَالَ لِي: تَيْسُ الْقَيَّاسِ هَذَا أَبُو حَنِيفَةَ فَلَمْ أَسْأَلْهُ عَنْ شَيْءٍ قَالَ يَحْيَى: وَكَانَ جَارِي بِالْكُوفَةِ فَمَا قَرَبْتُهُ وَلَا سَأَلْتُهُ عَنْ شَيْءٍ. قِيلَ لِيَحْيَى: كَيْفَ كَانَ حَدِيثُهُ؟ قَالَ: لَمْ يَكُنْ بِصَاحِبِ الْحَدِيثِ
“Ben Kufe çarşısında iken Ebu Hanife bana uğradı." Yahya bana dedi ki:
“Kıyasçıların en inatçısı şu Ebu Hanife’dir. Ona bir şey sormadım.” Yine Yahya dedi ki:
“Kufe’de komşum idi. Ona ne yaklaştım ne de bir şey sordum.” Yahya’ya denildi ki:
“Onun hadis rivayeti nasıldı?” dedi ki:
“Hadis ashabından değildi ki. Ukayli ed-Duafa (4/268)

İmam sube


Ebu Seleme el-Huzai dedi ki:
سَمِعْتُ حَمَّادَ بْنَ سَلَمَةَ وَسَمِعْتُ شُعْبَةَ يَلْعَنُ أَبَا حَنِيفَةَ
Hammad b. Seleme ve Şu’be’nin Ebu Hanife’ye lanet ettiklerini işittim

Ahmed el-İİel (2/547)

İmam Şafiî 
أبو حنيفة يضع أول المسألة خطأ ثم يقيس الكتاب كله
Ebu Hanife önce bir meselede hata ortaya koyar, sonra kitabın tamamını buna kıyaslardı. İbn Ebî Hâtim Adabu’ş-Şafii (s.431)

نظرت في كتب لأصحاب أبي حنيفة فإذا فيها مائة وثلاثون ورقة فعددت منها ثمانين ورقة خلاف السنة
Ebu Hanife’nin ashabının kitaplarına baktım, yüz otuz yaprak idi. Bunlardan seksen yapraklık kısmının sünnete aykırı şeylerle dolu olduğunu saydım.(age)

Yahya bin muinin ebu hanifeye sika dedigide yoktur bu yine Arastrmadan ziyade kooyala yapistrcilarin isidir ibn main sadece ona yalanci diyenlere yalanci degil demistir

Lakin Ahmed onun yalanci oldugunu solemistir


أَبُو حَنِيفَةَ يَكْذِبُ
Ebu Hanife yalancidir Ukayli ed-Duafa (4/268)


Yahya b. Main dedi ki:
كان أبو حنيفة مرجئاً، وكان من الدعاة ولم يكن في الحديث بشيء وصاحبه أبو يوسف ليس به بأس

Ebu Hanife mürciî idi ve buna davet ederdi. Hadiste bir şey değildir. Arkadaşı Ebu Yusuf’ta ise sakınca yoktur.Abdullah b. Ahmed es-Sunne (1/226) ibn mainden sahih olan budur!

Yine yahya dediki hadiste zayif goruluyordu ukayl 4/ 268

Ali bin medini vs ebu hanifeyi tadil etmis subhanAllah bunlarinda sahih sozlerini yazacagim bunu bi asin!





Çevrimiçi Tevhid Ehli

  • Administrator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 1939
  • Değerlendirme Puanı: +49/-0
Ynt: PUT SATIŞI VE EBU HANİFE HAKKINDA!
« Yanıtla #7 : 02.08.2018, 04:19 »
Bismillahirrahmanirrahim,

Bizler inşallah müstakil bir yazıda Ebu Hanife (ra) konusuyla alakalı naklettiğimiz hususları delillendirip kendi asli kaynaklarından göstereceğiz ve senin bahsettiğin nakiller hakkında da gereken bazı şeyleri söyleyeceğiz. Ben ilk yazıda İsmail Hakkı Ünal’ın kitabından nakil yapmakla yetindim, çünkü zaten asıl mevzu Ebu Hanife değildi, sen mevzuyu o tarafa çekip Ebu Hanife aleyhindeki nakilleri paylaşınca ben de aleyhteki sözler var ama lehindeki sözler de var diye göstermek için acil cihetinden sözkonusu kitaptan alıntı yaptım. Aslında muhaddis olduğunu iddia eden birisine düşen vazife velev ki ikinci el bir kaynaktan yapılmış olsa bile sözkonusu nakillere cevap vermekti. Sen ise bunu yapmadın sadece bu rivayetler zayıf diye kestirip attın, bu rivayetlerin neden uydurma veya zayıf olduğunu açıklamadın, üstüne Ebu Hanife aleyhindeki nakilleri paylaşmaya devam ettin. Fakat buna gerek yoktu, bu münazara da bunu gerektirmiyordu çünkü senin gibiler birkaç senedir Ebu Hanife aleyhindeki sözleri zaten yeterince piyasada yaydınız, şu an çoğu kişi Ebu Hanifenin aleyhindeki bu sözleri biliyor lakin lehindeki sözlerden habersiz durumdadır. Sana düşen –madem Ebu Hanifeyi mutlak cerh eden tarafta isen- lehindeki kavilleri çürütmektir. Yoksa Ebu Hanife aleyhindeki kavilleri biz de biliyoruz, hatta sen zahmet etmeseydin biz de bunların bir kısmını yayınlardık. Bunların çoğuna biz de katılıyoruz. İmam Buhari’nin Sahih’indeki ve başka bazı kitaplardaki İbtal’ul Hiyel başlıklı bölümlerde, İbn ebi Şeybe’nin Musannef’inde Ebu Hanife’yle alakalı açmış olduğu bölümde, İbn Kuteybe’nin Tevilu Muhtelifil Hadis adlı eserinin baş tarafında Ebu Hanifeyle alakalı anlatılanlar, keza Abdullah bin Ahmed’in es-Sunne’sinde onunla alakalı açılan müstakil bölümde nakledilenler; Hatib el Bağdadi, Ukayli, Fesevi gibi rical alimi muhaddislerin onunla alakalı bölümlerde naklettikleri çoğunluk itibariyle doğrudur. Buralarda ve başka yerlerde Ebu Hanife’ye yöneltilen tenkidler genellikle selefin menhecinden kaynaklanmaktadır. Dolayısıyla bizim de akidemizi ve menhecimizi teşkil etmektedir. Bu tenkidleri kabul etmek; Ebu Hanife’nin reyini, istihsanını, ircasını tenkid etmek ayrı bir şey; Ebu Hanife’nin muayyen olarak kafir olduğunu; bildiğimiz Rafizi, Mutezili imamları gibi halis bidatçı olduğunu iddia etmek; Hanefi mezhebini Ehli sünnetin dört hak mezhebi arasından çıkarmak, Ebu Hanife’nin ve ashabının içtihatlarının yok hükmünde olduğunu ileri sürmek ayrı bir şeydir. Bu ikincisini iddia eden aklı başında hiçbir muhakkik alim yoktur. Bu konu hakkındaki nakillerin tahkikini yaptığımız zaman bu hakikat inşallah ortaya çıkacaktır.

Konuyla alakalı nakillere geçmeden önce söylediğin bazı hususlara da kısaca temas etmek istiyorum. Öncelikle biz kimseyle muhaddis olduğu için dalga geçmiyoruz. Biz ancak hadis ilminin kıyısına köşesine bulaşıp da shamela veya cevamiul kelim programlarından faydalanıp hadis ricali hakkında bilgi toplayan ve bu topladığı bilgilerin hadise sahih veya zayıf hükmü vermede yeterli olduğunu zanneden çakma muhaddislerle ve de içtihad ehliyetine sahip olmadığı halde içtihad yapan sahte müçtehitlerle alay ediyoruz. Hadis ricaliyle alakalı ister kitaplardan isterse de internetten bilgi toplarsın, gerekirse de yazarsın lakin bunları bir temel yapıp hadis kritiği yapmaya kalkarsan elbette ki alay konusu olursun. Neticede bir rivayet hakkında hasen-sahih veya zayıf hükmü vermek ancak işin ehli muhaddislerin işidir, içtihad ehliyeti olmayan kişinin şu haramdır helaldir demesi caiz olmadığı gibi bu da caiz değildir.

İbn Hacer, Suyuti ve emsali hakkında yazılanlara gelecek olursak; diyorsunuz ki:

“Dikkat ceken bi sey daha ibn ebu hatim buhariyi terketti zuhli terketti iyide bunlar buhariyi niye terketti?Cehmi esari maturdilerin Dinin temeli olan lafiz mahluk konusunda degilmi?Buhari rahimeullah bu konuda yanlis Anlasildi Halku efaili yazdi peki Esariler maturdiler Bunu acikca demiyormu lafiz mahluk demiyormu?daha da ilerlere gidip kelam bi nefsi ve baska baska sacmâliklari yokmu siz onlardan nakilleri dolduruyorsunuz! Acaba selef bu Adamlardan bisey alirmiydi? Elbette hayir”

Sui misal emsal teşkil etmez yani kötü örnek örnek olarak gösterilemez, diye bir söz vardır. Ez-Zuhli’nin –Allah onu da bizi de affetsin- Buhari’yi terketmesinde örnek alınacak bir şey yoktur. Çünkü bu olay en iyi ihtimalle Buhari’yi doğru anlamamaktan, alimlerden bir çoğunun kanaatine göre ise hasedden kaynaklanan bir tavırdı. Buhari, lafız mahluktur diyen lafziyye mezhebinden dahi olsa bu, onun hadisinin reddedilmesi için yeterli bir sebeb değildir. Çünkü alimlerin kahir ekseriyeti bidat sahibi olmayı bir kimsenin hadisinin reddedilmesi için yeterli sebeb olarak görmemişler ve bidatçının bidatıyla –tevil yoluyla değil- açıkça küfre düşmesi, bidatına açıktan davet etmesi, bidatı yolunda yalan söylemeyi, hadis uydurmayı caiz görmesi gibi durumlar haricinde bidatçılardan hadis nakletmeyi terketmemişlerdir. Meşhur muhaddislerin kitapları Harici, Mürcii, Kaderi vs bidatçıların nakilleri ile doludur. Hadis rivayeti ile alakalı bu hüküm bidatçıdan yapılan diğer nakiller, şahitlikler hatta verdiği fetvalar ve sair hususlar hakkında da geçerlidir. Dolayısıyla bir alimin bidat görüşleri var diye ondan yapılan nakiller yok hükmündedir diye bir şey sözkonusu olamaz. Selef İbn Hacerden daha beter akidesi olan kişilerden de nakil yapmıştır. Bidat sahibi olan herkes mutlak olarak hecredilir yani terkedilir, ondan hiçbir şey alınmaz, bidat görüşlere sahip herkese muayyen olarak bidatçı muamelesi yapılır gibi görüşler günümüzde sapık Haddadi fırkasının ihdas ettiği şeylerdir zaten bu Ebu Hanife meselesi vesair konulardaki sapmalar da bu batıl usulden kaynaklanmaktadır. Gerekirse bu konu üzerinde de ayrıntılı dururuz inşallah. Şimdi buradaki bahsi kapatıyorum ve inşallah buradan ayrı olarak bağımsız bir başlık altında Ebu Hanife hakkında alimlerin tesbitlerini, lehte ve aleyhteki sözlerini muhtasar da olsa ele alan bir çalışma neşredeceğim. Bu çalışma vesilesiyle selef imamlarının ve Ehli sünnetin Ebu Hanifeye bakış açısının ne olduğunu ortaya koymaya gayret edeceğiz. Herkesten sabırla sözkonusu yazıyı beklemelerini ve varsa itirazlarını veya katkılarını sözkonusu yazı tamamlandıktan sonra sunmalarını rica ediyorum. Yazı kısa zamanda hazırlanıp yayınlanır inşallah. Son olarak sen İsmail isimli katılımcı! Eğer bizim yazdıklarımızı dediğin gibi okumaya bile tenezzül etmiyorsan şu halde bize de cevap vermeye tenezzül etmezsin artık. Sana da tavsiyem burada yazılanlara cevap yetiştirmek yerine yayınlayacağımız çalışmayı bekle ve oraya vereceğin ilmi cevaplara hazırlan. Onu bekleyemiyorsan da bizden önce davran ve Ebu Hanifeyi tezkiye eden kaviller nasıl komple zayıf ve uydurma oluyor onu detaylı bir şekilde izah et. Aksi takdirde sen yazarsın biz yazarız bu yazışma böyle uzar gider. Vesselam.

Çevrimiçi Tevhid Ehli

  • Administrator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 1939
  • Değerlendirme Puanı: +49/-0
Ynt: PUT SATIŞI VE EBU HANİFE HAKKINDA!
« Yanıtla #8 : 12.08.2018, 05:51 »
Bismillahirrahmanirrahim. http://darultawhid.com/tr/forum/index.php?topic=1814.0 Allahın izni ve yardımıyla bu adreste Ebu Hanife (rh.a) hakkındaki araştırmamızı neşretmeye başlamış bulunmaktayız. Çalışmayı seri bir şekilde yayınlamaya çalışacağız inşaallah. Katılımcılardan ricamız yazı bütünüyle bitmeden müdahelede bulunmamalarıdır. Risale tamamen bittikten sonra itirazı veya katkısı olanlar bunları arzedebilir. Bunun öncesindeki paylaşımları dikkate almayacağımızı şimdiden belirtmek isterim vesselam.

Çevrimdışı İsmail

  • Newbie
  • *
  • İleti: 8
  • Değerlendirme Puanı: +0/-0
Ynt: PUT SATIŞI VE EBU HANİFE HAKKINDA!
« Yanıtla #9 : 12.08.2018, 14:45 »
Neden son yazdiklarimi yayinlamiyorsunuz? Tahmin ettigim gibi bagdadiden vs doldurursunuz bosa zaman kaybi! Neden bizzat selefin eserlerinden yazmiyorsunuz? Peki bagdadinin kitabindan Aleyhinde olan sozleride yazacakmisiniz? Yoksa diger deccaller gibi lehinde olanlari ki hepsi uydurma zayif olanlari yazip birakacakmisiniz?

Allah cc insanlari saptran deccaleri topraga gomsun

Çevrimdışı İsmail

  • Newbie
  • *
  • İleti: 8
  • Değerlendirme Puanı: +0/-0
Ynt: PUT SATIŞI VE EBU HANİFE HAKKINDA!
« Yanıtla #10 : 12.08.2018, 15:03 »
Siz yazin bitirin son yazdiklarimida Asin ,yazdikdan sonra bnde yazacagim yaptiginiz nakilllerin sihhatini vs yazacagim yazilari Asmaycaksaniz uyelimi silin
Simdi size bi kac kitap tavsiye ediyorum cehmilerin yerine bunlari okuyun

Cerh ve Tadil vb. Konularda Müslümanların Faydalanıcağı Başlıca Eserler

Bismillah;

İslamdan başka bir dine mensup (Cehmiyye – Eşariler gibi) hiçbir şahsın eserini yazmadım. Ayrıca yazmadığım her eser sahibi de Cehmiyye – Eşari vb. değildir. Müslüman olup buna rağmen kendisi hüccet olmayan İmamlarda (ALLAH onlara rahmet etsin) mevcuttur.

1 - İbn Ebi Hatim er-Razi 

• el-Cerh vet Tadil
• İlel el-Hadis
• el-Merasil

2 - Ahmed b. Hanbel

• el-Ilel ve Marifeti’r Rical
• Sualat Ebu Davud
• İbn Hani / Mesail

(Bu eserler Ahmed b. Hanbel’e sorulan sorular, ondan işitilen şeyler ile alakalıdır)

3 - Muhammed b. İsmail el-Buhari

• et-Tarihul Kebir
• et-Tarih’ul Evsat
• ed-Duafa es-Sağir

4 - İbn Ebi Hayseme / et-Tarihul Kebir

5 - Yahya b. Main

• Tarihu İbn Main Rivayetu ed-Durri
• Sulatu İbnul Cuneyd
• Tarihu İbn Main Rivayetu İbn Muhriz
• Tarihu İbn Main Rivayetu Osman ed-Darimi

(Bu eserler Yahya b. Main’e sorulan sorular, ondan işitilen şeyler ile alakalıdır)

6 - Ebu Cafer el-Ukayli / ed-Duafa el-Kebir

7 - İbn Adiyy /  el-Kamil Fi’d-Duafa

8 - Ebu İshak el-Cuzcani / Ahval er-Rical

9 - Ebu AbdurRahman en-Nesai

• ed-Duafa ve’l-Metrukin
• Tesmiyyet'us Suyuh

10 - Ebu’l Hasen ed-Darakutni

• ed-Duafa ve’l-Metrukun li’d-Darakutni
• el-Mu’telif ve’l- Muhtelif
• İlel
• Kitabu't-Tetebbu
• Sualat el-Berkani
• Sualat Ebu AbdurRahman es-Sulemi
• Sualat Hamza es-Sehmi

(Sualatlar ed-Darakutni'ye sorulan şeylerle alakalıdır. Soru cevap tarzında eserlerdir.)

11 - Ebu Yunus el-Fesevi /  el-Marifeti ve-t-Tarih

12 - İbn Sad / Tabakat'ul Kubra

13 - Muslim b. el-Haccac

• et-Temyiz
• El-Kuna ve’l-Esma

14 - Ebu Zur’a er-Razi / Ed-Duafa li Ebi Zur’a Rivayetu El-Berzai

15 - Ebu Davud es-Sicisitani / Sualat – Ebu Ubeyd el-Acurri

Ayrıca bazı hadis eserleri de içinde cerh ve tadile dair bilgiler barındır bu eserlere örnek vermek gerekirse;

en-Nesai'nin el-Mucteba ve es-Suneni Kubra eseri, ed-Darakutni'nin es-Suneni, et-Tirmizi'nin es-Suneni, Ebu Davud es-Sicistani'nin es-Suneni gibi.

Bu Asabul hadisin kitaplarini okumazssiniz uyduruk kaydirik seyleri okursunuz Aslinda hevan8za uygun olani okur kabul edersiniz

Trdekiler hep boyle

Dedim yapmassaniz uyelimi silin ugrascak halim yok!

Çevrimiçi Tevhid Ehli

  • Administrator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 1939
  • Değerlendirme Puanı: +49/-0
Ynt: PUT SATIŞI VE EBU HANİFE HAKKINDA!
« Yanıtla #11 : 13.08.2018, 04:36 »
Bismillahirrahmanirrahim,

İsmail isimli kullanıcıya son kez bazı ikazlarda bulunmak istiyorum. Evvela, eğer sen burada gerçekten ilmi bir münazarada bulunmak istiyorsan önce kendini tanıtacaksın, tanınan birisi isen ben buyum diyeceksin, ilmi durumunu ve akideni net bir şekilde ortaya koyacaksın ancak böyle şeffaf koşullarda bir münazara olacaksa sonuna kadar münazara ederiz Allahın izniyle. Aksi takdirde böyle kaçak güreşerek münazara olmaz. Sağdan soldan alıntı yazılarla da münazara olmaz. Bize Ebu Muaz’ın neşrettiği Ebu Hanife’yle alakalı yazıdan nakiller göndermişsin. Eğer senin kendine ait bir çalışman yok da Ebu Muaz’dan ordan burdan besleniyorsan sen çekil aradan onlarla münazara edelim, Ebu Muaz’a direk reddiye yapalım seninle niye uğraşacağız ki? Veya hocan varsa hocan gelsin o yazsın. Yok sen kendini ilim ehli olarak görüyorsan o zaman ilim ehline yakışan bir uslupla dediğimiz şartlarda yazarsın şimdiye kadarki yazışma usulü ile bir yere varılamaz.

Yazılarını silme sebebine gelince; çok basittir çünkü biz bir önceki yazıda Ebu Hanife hakkındaki çalışmamızı beklemeni ve bu tartışmayı daha fazla uzatmamanı sana tavsiye ettik. Fakat sen hala mevzuyu uzatacak şeyler yazmaya devam ettin. Gönderdiğin yazıda öyle üzerinde durulacak ehemmiyette de bir şey yoktu. Biz burada her yazıyı yayınlayacağız diye bir taahhütte de bulunmuş değiliz. Dün, Ebu Hanife hakkındaki risale bitmeden yazı göndermeyin dediğimiz halde yazı göndermen de yine aynı şekilde münazara adabına uymayan bir davranıştır ve bu yazdığın yazılar da gereksiz boş şeylerdir. Çünkü daha yazıyı ne şekilde, hangi kaynaklara dayalı olarak yazdığımız ortaya çıkmadan alelacele önyargıyla bir şeyler karalamışsın. Hikmet sahibi insan önce muhalifinin ortaya atacağı şeyleri bekler, ondan sonra ona göre cevap verir, peşin hükümlerle hareket eden kişinin ise kendisini münazarada zor duruma düşürmesi yüksek ihtimaldir. Sana göre biz haşa deccal isek o zaman Musa as’ın sihirbazlara yaptığı gibi “Önce siz atacaklarınızı atın” dersin, zira sen gerçekten sahih ilme dayandığını iddia ediyorsan senin ortaya koyacağın ilim muhaliflerin attığı bütün şüpheleri Musa’nın asası gibi yutacaktır. Ama yok öyle değil de senin kendi akidene ve menhecine güvenin yoksa o zaman böyle panik halinde alelacele karşı atağa geçmen normaldir.

Şimdi sen “Tahmin ettigim gibi bagdadiden vs doldurursunuz bosa zaman kaybi! Neden bizzat selefin eserlerinden yazmiyorsunuz?” gibi kelamlarla bize cevap mı vermiş oldun? Bizler Hatib Bağdadiye de İbn Abdilberr’e de itibar ediyoruz ve haliyle onlardan rivayet nakletmemiz de normaldir. Birileri Hatib’e Cehmi diyormuş İbn Abdilberr hakkında şunu bunu söylüyorlarmış diye bu alimlerden nakil yapmayı bırakacak halimiz yoktur. Biz bu çalışmayı sana yönelik yazmıyoruz ki, bizler Ebu Hanife hakkında muvahhid kitleyi bilgilendirmek amacıyla, sahih bir menhece sahip olan kişilere hitab ederek bunları yazıyoruz. Yoksa her sapığın sözünü kale alsak, günümüzde sizin Haddadiye sapıklığının bir üst mertebesine yükselmiş olan birileri çıkmış İmam Şafii’yi Ahmed’i bile tekfir ediyorlar, Cehmi ilan ediyorlar. Onları ikna edebilmek için bu imamlardan nakil yapmayı terk mi edeceğiz? Bilakis biz mesele hakkındaki ümmetin ilmi neyse ortaya koyacağız, sen ise bu yaptığımız nakillere karşı Hatib Cehmidir, İbn Abdilberr Mürcii’dir vesair gibi kaçamak cevapların haricinde bizi de ikna edecek şekilde bu nakillerin zaafını ortaya koyabilirsen koyarsın. O gücün yoksa o zaman sırf Ebu Hanife’nin faziletlerini nakleden alimlere dil uzatarak bu işin içinden sıyrılamazsın, bu senin acziyetini ve özgüvenden mahrum olduğunu gösterir. Çünkü Ehli sünnet, muhaliflerine cevap verirken böyle kaçamak metodlar asla kullanmamıştır. Hatib el Bağdadi’nin şahitliğini kabul etmemen ancak seni bağlar, sen muhalifinin itimad ettiği bir alime dil uzatarak değil, ancak muhalifinle ortak bir noktadan hareketle onu çürütebilirsin. Kaldı ki daha yazının giriş kısmını neşrettik, hemen saldırıya geçtin, nedir bu panik havası hayırdır? Biz, Hatib’ten de nakil yapacağız senin de kabul ettiğin Ukayli’den ve başka kaynaklardan da nakil yapacağız. Bakalım onlara ne kusur bulacaksın? Ayrıca sen şu an kendinle çelişiyorsun, çünkü –yayınlamadığımız yazında- demiştin ki: “Tm yazin bakalim ebu hanifeyi tadil edenleri! Biz ibn hacer,suyuti,hatib,ibn Hibban heytemi gibi Cehmilerden bisey kabul etmiyoruz yani onlarin sehadetini gecerli saymiyoruz Ebu hanife hakkinda buyuk ihtimal bunlarin kitaplarindan yazacaksiniz yazacaginiz seylerin hepsini ve daha fazlasini biliyorum .bunlarin kitaplarindan yazacaksanizda yine senediyle yazacaksiniz! Yani yukarda yahya kettan ebu hanife hakkinda olumlu konusmus bunu kim naklediyio tehanevi heytemimi?onun yahyaya ulasan senedini yazacaksiniz Ayni sekilde Asabul hadis imamlarindan olsun senediyle yazacaksiniz!” Yani sana göre makbul olmayan alimlerden de olsa yazacağımız her şeyin senedli olmasını istedin, fakat şimdi ise diyorsun ki Hatib’ten nakledeceksen boşuna nakletme! Hatib’ten Ebu Hanife’nin cenazesiyle alakalı senediyle naklettik, ilmin varsa senedi çürütür önümüze koyarsın gerisi boş kelamlardır. Keza Hatib’ten Ebu Hanife’nin hocaları ve öğrencileriyle alakalı nakilde bulunduk. Hatib’in Cehmi vs olması burada yazılanları geçersiz kılmaz, çünkü Ebu Hanife’nin ismi geçen alimlerle ilim alışverişinde bulunduğu zaten her kaynakta yer alan meşhur bir bilgidir. Bu bilgiler arasında doğru olmadığını düşündüklerin varsa yine bunlara itirazını da ilmi olarak koyarsın dersin ki hayır bu ismi geçenler Ebu Hanife’den rivayette bulunmamıştır, delili de şudur! Aksi takdirde sen sadece “Bunu söyleyen Hatib el Bağdadi Cehmi’dir, bu sayılanları çöpe atın” diyerek ancak varsa sana kulak veren avamdan cahilleri kandırırsın, tahkik ehli birisi senin bu sözlerine kulak asmaz. Şu an dediğim gibi kendini zor duruma düşürüyorsun ama farkında değilsin.

Bir de demişsin ki: “Peki bagdadinin kitabindan Aleyhinde olan sozleride yazacakmisiniz? Yoksa diger deccaller gibi lehinde olanlari ki hepsi uydurma zayif olanlari yazip birakacakmisiniz?” İşte bu da yine önyargıyla, peşin hükümle, belki panikle söylenmiş bir sözdür. Biz Ebu Hanife yazısının girişinde lehte ve aleyhteki bütün kavilleri bir araya getireceğimizi ilan ettiğimiz halde bunları yazabilmen gerçekten çok ilginç bir ruh halini yansıtıyor ve de bunun hırs ve hasetten başka bir açıklamasını ben bulamıyorum.

“Son olarak bize çok büyük (!) bir iyilik yapmışsın ve selefe ait rical kitaplarının listesini göndermişsin! Bundan dolayı gerçekten çok müteşekkiriz! Sayende İslam’da böyle kaynaklar olduğunu da öğrenmiş olduk!” Arkadaş gerçekten hayret ediyorum, buna karşılık böyle mi dememizi bekliyorsun! Bu kaynaklardan haberdar olmayan, bunları kullanmayan, halef ulemasına nazaran bunlara öncelik vermeyen birisinin site açmakla, selefin menhecine davet etmekle ne alakası olabilir? Bu listeyi –tabi bir yerden almadıysan- zahmet edip yazmadan önce bu kaynakların isimlerini sitede arattırsaydın bu kaynaklara vakıf olup olmadığımızı ve araştırmalarımızda bu eserlerden istifade edip etmediğimizi de öğrenmiş olurdun! “Sen herkesi kör, alemi sersem mi sanırsın” demiş şair, siz nerede yaşıyorsunuz, kendinizi ve başkalarını ne zannediyorsunuz gerçekten hayret ediyorum! İnsanda biraz hikmet olur, hasmı olsa dahi karşısındaki muhatabını analiz eder, ilmi seviyesini tesbit etmeye çalışır ama nerde o hikmet ehli? Uzun lafın kısası, şu an gerçekten tamamen boş bir cedelin içerisindeyiz. Tekrar söylüyorum sana tavsiyem yazının bitmesini sabırla bekle ve eğer yazacağın bir şey varsa yukarda söylediğim münazara şartlarına ve adabına uygun bir şekilde gel, neyi münazara edeceksek sonuna kadar edelim Allahın izniyle. Aksi takdirde şu anki boş yazışmaları sürdürmenin çok bir anlamı olmaz vesselam.

 

Related Topics