Darultawhid

Gönderen Konu: ABDULLAH B. MUHAMMED B. ABDULVEHHAB'IN, ABDULLAH B. ES-SAN'ÂNİ'YE MEKTUBU  (Okunma sayısı 1020 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Osman

  • Newbie
  • *
  • İleti: 5
  • Değerlendirme Puanı: +1/-0
بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Abdullah b. Muhammed b. Abdulvehhab (rahimehullah)

Ed-Durerü's-Seniyye fi'l-Ecvibeti'n-Necdiyye Türkçe baskı Varakat Yayınları 1.cilt sayfa 251-255


Hamd Allah'a mahsustur. Salât ve selâm bizim seyyidimiz ve insanların seyyidi olan Muhammed’in, O’nun salih ve değerli âlinin ve ashâbının üzerine olsun.

Abdullah b. Abdullah es-San’ânî’ye... Allah onu başarıya eriştirsin ve doğruya iletsin. Onu şirkten ve bidatten korusun ve uzaklaştırsın. Ve aleykumu’s selâm ve rahmetullâhi ve berekâtuh.

Mektup bize ulaştı. Mektupta, bizim din olarak ne üzere olduğumuzu sormuşsun. Başarı Allah’tandır. Diyoruz ki: Bizim din edindiğimiz şey, tek olan ve ortağı bulunmayan Allah’a ibadet etmek, O’nun dışındaki varlıklara yapılan ibadeti reddetmek, Allah’ın habîbi, kulları arasından seçip ayırdığı ümmî nebî ve resul olan Muhammed (sallallâhu aleyhi ve sellem)’e ittiba etmektir. Allah’a ibadet etmek maddesine gelince, Allah (subhânehû ve teâlâ) bu konuda şöyle buyurmaktadır:

“Ben cinleri ve insanları ancak bana ibadet etsinler diye yarattım” (Zariyat, 56),

“Andolsun Biz her ümmete ‘Allah’a ibadet edin ve tâğuttan kaçının’ diye bir peygamber gönderdik.” (Nahl, 36)

Dua da ibadet çeşitlerindendir. Dua, nidâ anlamı veren يا (yâ) harfi ile talepte bulunmaktır. Bu harf, hem yakındaki hem de uzaktaki kişiye seslenileceği zaman kullanılabilir. Bazen bu harf istiğâse amacıyla kullanılır. Yâ harfinin kardeşlerinden olan nida harflerinden herhangi birisi de bu görevi görebilir.

Evet, ibadet cins bir isimdir. Allah Teâlâ kullarına, kendisine dua etmelerini ve kendisiyle beraber bir başkasına dua etmemelerini emretmiş, şöyle buyurmuştur:

“Rabbiniz dedi ki: Bana dua edin size karşılık vereyim. Şüphesiz kibirlenerek bana ibadet etmekten geri duranlar aşağılık bir şekilde cehenneme gireceklerdir.” (Mü’min, 60)

Yine O başkasına dua etmekten sakındırma konusunda şöyle buyurmuştur:

“Şüphesiz mecsitler Allah’ındır. Öyleyse Allah ile beraber bir başkasına dua etmeyin.” (Cinn, 18)

Ayetteki احدا (başkasına) kelimesi, Allah ile beraber kendisine dua edilen bütün varlıkları içerisine almaktadır. Tirmizî, Enes b. Malik’ten Nebi (sallallâhu aleyhi ve sellem)’in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: “Dua ibadetin özüdür.” Yine Numan b. Beşir’in rivayet ettiğine göre Rasulullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) “Dua ibadetin ta kendisidir.” buyurmuş, sonra da “Rabbiniz dedi ki: Bana dua edin ki size karşılık vereyim...” ayetini okumuştur. Bu hadisi Ahmed, Ebü Davud ve Tirmizî rivayet etmiştir.

el-Alkamî, el-Câmiu’s Sağir şerhinde “Dua ibadetin özüdür.” hadisini şerh ederken şöyle demiştir: Hocamız dedi ki: Nihaye sahibi dedi ki: Bir şeyin özü demek, o şeyin halisi demektir. Duanın ibadetin özü olması ise iki sebepten dolayıdır. Birincisi: Dua edildiği zaman Allah (subhânehû ve teâlâ)’nın “Bana dua edin ki size icabet edeyim.” emri yerine getirilmiş olmaktadır. Bu açıdan dua ibadetin özüdür, halisidir. İkincisi: Kişi işlerinde başarıya ulaşmasının sadece Allah’ın elinde olduğunu gördüğü zaman O’ndan başka her şeyden ümidini keser. Hâceti için yalnız O’na dua eder. Ayrıca ibadetin amaçlarından birisi ibadet sebebiyle mükâfatlandırılmaktır. Bu amaç, dua ile de talep edilmektedir. “Dua ibadetin ta kendisidir.” buyruğuna gelince, hocamız dedi ki: Et-Tîbî dedi ki: Haber, hasr ifade etmesi için ال takısıyla gelmiştir. Yani ibadetin duadan başka bir şey olmadığı vurgulanmak istenmiştir. el-Alkamî’nin sözleri burada sona erdi.

Bunu iyice anladığımız zaman, şunu da mecburi olarak biliriz: Nebi (sallallâhu aleyhi ve sellem) ümmeti için, peygamberler olsun salihler olsun veya başkaları olsun ölülere dua etmelerini meşru kılmamıştır. Aksine biz biliyoruz ki O, bütün bunlardan sakındırmıştır. Bu, Allah’ın ve Resulü’nün haram kıldığı büyük şirktir. Allah (subhâneha ve teâlâ) şöyle buyurmaktadır:

“Allah’ın dışında kendisine kıyamet gününe kadar hiçbir karşılık veremeyecek kimselere dua eden kimseden daha sapık kim vardır? Onlar, onların dualarından da habersizdirler. İnsanlar (kıyamet günü) toplandıktan zaman (dua ettikleri kimseler) onlara düşman olurlar ve onların ibadetlerini reddederler.” (Ahkaf, 5-6),

“Allah ile beraber başka bir ilaha dua etme, sonra azaba uğratılanlardan olursun.” (Şuarâ, 213),

“Allah’ın dışında sana ne bir fayda ne bir zarar veremeyecek varlıklara dua etme...” (Yunus, 106-108)

İşte bunlar, “Lâ ilâhe illallâh”ın manalarındandır. Zira “Lâ” cinsi nefyeden bir harftir. İlahların tamamını nefyetmektedir. (İnkar etmektedir) “İllâ” ise istisna harfidir ve ibadetlerin tamamının sadece Allah’a yöneltilmesi gerektiğini ifade etmektedir. İlâh, hak olsun batıl olsun kendisine ibadet edilen bütün varlıklar için kullanılan bir sıfattır. Daha sonra hak olarak kendisine ibadet edilen varlık anlamı ağırlık kazanmıştır. O da Allah Teâlâ’dır. O, yaratan, rızıklandıran ve bütün işleri çekip çevirendir. Yine O, ilahlık sıfatını hak eden tek varlıktır. Teellüh ise taabbüd (kendini ibadete vermek) demektir.

Allah (subhânehü ve teâlâ) “Ve ilâhınız tek bir ilahtır, O’ndan başka ilâh yoktur, Rahman’dır, Rahîm’dir.” buyurmuş, sonra da bunun delilini şöyle zikretmiştir:

“Şüphesiz göklerin ve yerin yaratılmasında, gece ile gündüzün birbiri peşinden gelmesinde, insanlara fayda veren şeylerle yüklü olarak denizde yüzüp giden gemilerde, Allah'ın gökten indirip de ölü haldeki toprağı canlandırdığı suda, yeryüzünde her çeşit canlıyı yaymasında, rüzgârları ve yer ile gök arasında emre hazır bekleyen bulutları yönlendirmesinde düşünen bir toplum için birçok deliller vardır. İnsanlardan öyleleri vardır ki, Allah’ı bırakıp da ortaklar edinir, onları Allah’ı sevdikleri gibi severler. İman edenlerin Allah sevgisi ise daha ileridir. Zulmedenler azaba uğrayacakları zaman bütün kuvvetin Allah’ın Olduğunu ve Allah’ın azabının pek şiddetli olduğunu bir bilselerdi!” (Bakara, 163-165)

Rasulullah (sallallâhu aleyhi ve sellem)’e ittiba etme maddesine gelince: İtikat ile ilgili meselelerde, sözlerde ve fiillerde ümmetinin O’nu takip etmesi vaciptir. Allah (subhânehû ve teâlâ) şöyle buyurmaktadır;

“De ki: Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın...” (Ali İmran, 31)

Nebi (sallallâhu aleyhi ve sellem) de “Kim bizim bu dinimizde, ondan olmayan yeni bir şey ortaya atarsa, o reddedilir.” Bu hadisi Buhârî ve Müslim rivayet etmiştir. Müslim’in rivayeti şu şekilde gelmektedir: “Kim bizim dinimizde olmayan bir amel işlerse, o reddedilir.”

İnsanların sözleri ve fiilleri, O’nun sözlerine ve fiillerine göre test edilir. O’nun sözlerine ve fiillerine uyanlar kabul edilir. O’nun sözlerine ve fiillerine muhalif olanlar ise, söyleyenin veya yapanın -kim olursa olsun yüzüne çarpılır. Zira Muhammed (sallallâhu aleyhi ve sellem)’in Allah’ın resulü olduğuna şehadet etmek; haber verdiği şeyler konusunda O’nu tasdik etmeyi, O’na itaat etmeyi, emrettiği her konuda O’nu takip etmeyi içermektedir.

Buhârî’nin Ebu Hureyre’den rivayet ettiğine göre Rasulullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) “Ümmetimin tamamı cennete girecektir. Ancak bundan geri duranlar müstesna.” buyurmuştur. “Bundan kim geri durur ki?” diye sorulduğu zaman da “Bana itaat eden cennete girer. Bana karşı gelen ise bundan geri durmuş demektir.” diye cevap vermiştir. Allah sana rahmet etsin. Rasulullah (sallallâhu aleyhi ve sellem)’in, ondan sonra gelen ashâbının, kıyamete kadar onlara güzellikle tabi olan kimselerin, hadis ehlinden ve fukahadan olan Ebu Hanife, Malik, Şâfiî ve Ahmed b. Hanbel gibi kendilerine uyulan imamların üzerinde bulundukları şey üzerinde iyice düşün. Düşün ki onların izinden gidesin.

Mezhebimize gelince, mezhebimiz Ehli Sünnet’in imamı, İmam Ahmed b. Hanbel’in mezhebidir. Kitab’a, Sünnet’e, ümmetin icmasına ve cumhura muhalif olmadığı sürece dört mezhebin görüşlerine karşı çıkmayız. Bunları söylemekteki maksadımız din olarak ne üzere olduğumuzu beyan etmektir. O da; şirkin her türlüsünü terk ederek ibadette tek olan ve ortağı bulunmayan Allah’a ibadet etmek, ibadetle ilgili konularda bidatin her türlüsünü terk ederek Rasulullah (sallallâhu aleyhi. ve sellem)’e uymaktır. Yalnız, Mushaf’ın tek bir kitap halinde bir araya getirilmesi, Ömer (radıyallâhu anh)’ın Sahabe’yi teravih namazında cemaat olarak toplaması, İbn Mes’ud (radıyallâhu anh)’ın ashabını her perşembe kıssalar anlatmak üzere bir araya getirmesi gibi Şeriat’te aslı olan bidatler ayrıdır. Bu zikredilen şeyler güzeldir. Allah her şeyin en doğrusunu bilir.
İbni Teymiyye (rahimehullah) Mecmû'u'l-Fetâvâ (1/54) adlı eserinde şöyle der:

Allah’u Teâlâ Rasûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem)’i en üstün din ve yaşam tarzı ile göndermiştir. Onunla bütün küfür türlerini ve bid’atleri boşa çıkarmıştır. O’na kitapların ve haberlerin en üstününü indirmiştir. O’na verdiği kitabı ondan önceki semâvî kitapların koruyucusu yapmıştır. O’nun ümmetini, insanlar için çıkarılmış iyiliği emreden, kötülüğü yasaklayan ve Allah’a iman eden en hayırlı ümmet yapmıştır. Bu ümmet yetmiş ümmete bedeldir. Bütün ümmetlerin en hayırlısı ve Allah katında en değerlisidir.

Çevrimiçi Tevhid Ehli

  • Administrator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 1950
  • Değerlendirme Puanı: +49/-0
"Yalnız, Mushaf’ın tek bir kitap halinde bir araya getirilmesi, Ömer (radıyallâhu anh)’ın Sahabe’yi teravih namazında cemaat olarak toplaması, İbn Mes’ud (radıyallâhu anh)’ın ashabını her perşembe kıssalar anlatmak üzere bir araya getirmesi gibi Şeriat’te aslı olan bidatler ayrıdır."

Şeriatta aslı olan ameller sadece lugat manası itibariyle bir bidat yani yeniliktir. Mesela teravih, Allah Rasülü (sallallahu aleyhi ve sellem) zamanında bir süre cemaatle kılınmış, sonra farz olma endişesiyle terk edilmiştir. Daha sonra vahiy kesilip bu endişe ortadan kalkınca eski uygulamaya geri dönülmüştür. Bu şekilde olmayan ameller Şeyhin sözünün kapsamına girmez. Çünkü bunlar bizzat şeri anlamda kınanan bidattır. Ayrıntılı bilgi için şu adrese müracaat edilebilir. http://darultawhid.com/tr/forum/index.php?topic=764.msg2195#msg2195


 

Related Topics

  Konu / Başlatan Yanıt Son İleti
1 Yanıt
3999 Gösterim
Son İleti 13.06.2015, 08:20
Gönderen: Uhey
2 Yanıt
5473 Gösterim
Son İleti 20.07.2016, 12:57
Gönderen: darultawhid.com
0 Yanıt
2092 Gösterim
Son İleti 14.01.2016, 23:53
Gönderen: Tevhid Ehli
2 Yanıt
1557 Gösterim
Son İleti 05.05.2018, 17:17
Gönderen: İbn Teymiyye
0 Yanıt
929 Gösterim
Son İleti 25.08.2018, 19:49
Gönderen: Teymullah