Darultawhid

Gönderen Konu: KURBÂN BAYRAM'INDA VERİLEN SON HUTBE MUHAMMED BİN ABDİ'L VEHHÂB  (Okunma sayısı 1804 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Izhâr'ud Dîn

  • Özel Üye
  • Full Member
  • *
  • İleti: 204
  • Değerlendirme Puanı: +5/-0
  • فَفِرُّوا إِلَى اللَّهِ


بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِ
Şeyh’ul İslâm Muhammed bin Abd’il Vehhâb (Rahimehullâh)’ın Nahr (Kurbân) Bayramında Verdiği Son Hutbe1

Hamd (övgü), toplantı ve bayramların Seyyidi, gökleri -görebildiğiniz- dayanakları olmaksızın yükselten ve arzı (rızıklarını) artırıp onu dağlar ile sabitleyen Allâh’a mahsustur. Allâh Subhânehu’yu sayılar ile sayılması mümkün olmayan ni’metleri için hamd ederim. Hoş ni’metlerine ve arttırdıklarına şükür ile Allâh’a şükr ederim.

Toplanma Günü için hazırladığım bir şehâdet ile şehâdet ederim ki Allâh’tan başka –ibâdete lâyık hak- ilâh yoktur, O tektir ve ortağı yoktur.
Şehâdet ederim ki -Sebîl’ur Reşâd’ı (doğruluk yolunu)2 gösteren ve kullar onun da’vetini kabûl edene kadar Allâh’a basîret üzere dâ’î (da’vetçi) olan- Muhammed O’nun kulu ve Rasûlü’dür. Allâh’ım, Muhammed’in, onun şerefli saygıdeğer âilesine ve ashâbının üzerine çokça salât ve selâm gönder.

Bundan sonra:

Ey Allâh’ın kulları! Allâhu Te’âlâ’dan korkun ve bilin ki said (mutlu) kimse; bayrama ulaşan, yeni kıyafet giyen, salma güzel atlara binen ve hizmetini kölelerin gördüğü kimse değildir. Muhakkak ki said kimse; başladığı ve tekrar tekrar yaptığı işte Allâh’tan korkan, cenneti ölüp yok olmayan ni’metleri ile kazanan ve cehennem ateşinin çok şiddetli olan sıcaklığından; uzak olan dibinden, ehlinin yiyeceği “zakkûm” isimli yiyeceğinden, onların iğrenç içeceklerinden, onların katrândan ve demirden oluşan kıyafetlerinden kurtulmuş olandır.

Ey Allâh’ın kulları! Allâh’ın kesin olan emrine itâ’at ederek, namaz kılarak, zekât vererek ve ma’rûfta istişâre edip münker’den sakındırarak Allâh’tan korkun; zira bu kulun işidir.

Bilin ki, Allâh Te’âlâ emre Kendisi ile başlayarak size emretti, zira Allâhu Te’âlâ şöyle buyurdu,


إِنَّ اللَّهَ وَمَلَائِكَتَهُ يُصَلُّونَ عَلَى النَّبِيِّ يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا صَلُّوا عَلَيْهِ وَسَلِّمُوا تَسْلِيمًا
“Şüphesiz, Allâh ve melekleri Peygambere salât ederler. Ey imân edenler, siz de ona salât edin ve tam bir teslimiyetle ona selâm verin.” (el-Ahzâb 33/56)

Ey Allâh kulun ve Rasûl’ün olan kâmil Hâşimî (Benû Hâşim kabîlesinden) olan Muhammed’e salât gönder. Ey Allâh’ım! Dört halîfeden, hunefânın efendileri olan Ebû Bekir, Ömer, Osmân ve Ali, diğer sıdk ve vefâ ehli olan sahâbelerden, tabi’în’den ve onların yoluna ihsân (iyilik) ile uyup onunla iktifa edenlerden ve onlarla beraber bizlerden de affın, keremin ve ihsânın ile râzı ol! Ey (suçları) görmemezlikten gelenlerin ve affedenlerin en hayırlısı (Allâh’ım)!

Ey Allâh’ım! İslâm’ı ve Müslümanlari izzetlendir; şirki ve müşrikleri zilletlendir, Dîn’in olduğu yeri himaye et ve bu beldeyi ve Müslümanların bütün ülkelerini mutma’in kıl!

Ey Allâh’ım! Cihâd sancağını ikâme et, şirk, rayb (şübhe) ve fesâd ehlini zapt et ve bu kullarının üzerine rahmetini yay. Ey dünyâ ve âhiretin Kendisine ait olup, dönüşün Kendisine olduğu (Allâh’ım)!

Ey Allâh’ın kulları! Şüphesiz Allâh, adâleti, ihsânı, yakınlara vermeyi emreder; fahşâdan (çirkin utanmazlıklardan), münkerden ve bağyden nehy eder. Size öğüt vermektedir, umulur ki öğüt alıp-düşünürsünüz. Ahidleştiğiniz zamân, Allâh'ın ahdini yerine getirin, pekiştirdikten sonra yeminleri bozmayın; çünkü Allâh'ı üzerinize kefîl kılmışsınızdır. Şüphesiz Allâh, yaptıklarınızı bilmektedir.3

Azîm ve Celîl olan Allâh’ı anın ki O da sizi ansın! O’na ni’metleri için şükredin ki O da sizi artırsın. Muhakkak ki Allâh’ın zikri en büyüktür ve Allâh sizin yaptıklarınızı bilmektedir.



Alıntı
Footnotes:

1- Şeyh’ul İslâm Muhammed bin Abd’il Vehhâb, el-Hutab’ul Minberiyye, 41-43.

2- Allâhu Te’âlâ şöyle buyurmaktadır:


وَقَالَ الَّذِي آمَنَ يَا قَوْمِ اتَّبِعُونِ أَهْدِكُمْ سَبِيلَ الرَّشَادِ
“İmân eden (adam) dedi ki: Ey Kavmim, siz bana tabi olun, ben sizi Sebîl’ur Reşâd’a (doğruluk yoluna) iletip yönelteyim.” (Mü’min/Gâfir 40/38)

3- Şeyh (Rahimehullâh) burada şu âyetlere işâret etmektedir,

إِنَّ اللَّهَ يَأْمُرُ بِالْعَدْلِ وَالْإِحْسَانِ وَإِيتَاءِ ذِي الْقُرْبَى وَيَنْهَى عَنِ الْفَحْشَاءِ وَالْمُنْكَرِ وَالْبَغْيِ يَعِظُكُمْ لَعَلَّكُمْ تَذَكَّرُونَ وَأَوْفُوا بِعَهْدِ اللَّهِ إِذَا عَاهَدْتُمْ وَلَا تَنْقُضُوا الْأَيْمَانَ بَعْدَ تَوْكِيدِهَا وَقَدْ جَعَلْتُمُ اللَّهَ عَلَيْكُمْ كَفِيلًا إِنَّ اللَّهَ يَعْلَمُ مَا تَفْعَلُونَ
“Şüphesiz Allâh, ‘adâleti, ihsânı, yakınlara vermeyi emreder; çirkin utanmazlıklardan (fahşâ’dan), kötülüklerden ve zorbalıklardan sakındırır. Size öğüt vermektedir, umulur ki öğüt alıp-düşünürsünüz. ‘Ahidleştiğiniz zamân, Allâh'ın ‘ahdini yerine getirin, pekiştirdikten sonra yeminleri bozmayın; çünkü Allâh'ı üzerinize kefîl kılmışsınızdır. Şüphesiz Allâh, yaptıklarınızı bilir.”  (en-Nahıl 16/90-91)
Şeyh'ul İslâm İbnu Teymiyye (Rahimehullâh) dedi ki:

والعالم يعرف الجاهل؛ لأنه كان جاهلا، والجاهل لا يعرف العالم لأنه لم يكن عالما

"Âlim câhili tanır çünkü o da (bir zamanlar) câhildi. Câhil ise âlimi tanıyamaz çünkü o hiçbir zaman âlim olmadı." (Şeyh'ul İslâm İbnu Teymiyye, Mecmû'ul Fetâvâ, 13/235)

Çevrimdışı Izhâr'ud Dîn

  • Özel Üye
  • Full Member
  • *
  • İleti: 204
  • Değerlendirme Puanı: +5/-0
  • فَفِرُّوا إِلَى اللَّهِ
Bismillah,

Hatırlatma!..
Şeyh'ul İslâm İbnu Teymiyye (Rahimehullâh) dedi ki:

والعالم يعرف الجاهل؛ لأنه كان جاهلا، والجاهل لا يعرف العالم لأنه لم يكن عالما

"Âlim câhili tanır çünkü o da (bir zamanlar) câhildi. Câhil ise âlimi tanıyamaz çünkü o hiçbir zaman âlim olmadı." (Şeyh'ul İslâm İbnu Teymiyye, Mecmû'ul Fetâvâ, 13/235)

 

Related Topics

  Konu / Başlatan Yanıt Son İleti
1 Yanıt
3299 Gösterim
Son İleti 03.05.2019, 20:11
Gönderen: Izhâr'ud Dîn
1 Yanıt
3742 Gösterim
Son İleti 21.07.2015, 14:48
Gönderen: Uhey
3 Yanıt
4272 Gösterim
Son İleti 23.02.2017, 07:16
Gönderen: Uhey
0 Yanıt
2511 Gösterim
Son İleti 15.06.2018, 09:41
Gönderen: Izhâr'ud Dîn
1 Yanıt
2054 Gösterim
Son İleti 02.08.2019, 04:17
Gönderen: Izhâr'ud Dîn