Darultawhid

Gönderen Konu: İslam Ve Şartları Hakkında Mektup - Muhammed b. Abdulvehhab  (Okunma sayısı 956 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimiçi Teymullah

  • Özel Üye
  • Newbie
  • *
  • İleti: 29
  • Değerlendirme Puanı: +1/-0
  • تَيْمُ الله اَلسَّلَفِي
بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ


Şeyhu’l-İslam Muhammed bin Abdulvehhab (Rahimehullah)’ın İslam Ve Şartlarının Beyanı Hakkında Yazdığı Mektup

(Ed-Duraru’s-Seniyye fi’l-Ecvibeti’n-Necdiyye, 1/119-123, Türkçe Baskı, Varakat Yayınları)



Ve aleykumu’s selâm ve rahmetullâhi ve berekâtuh. Bundan sonra: Allah (subhânehu ve teâlâ) şöyle buyurmaktadır:

“Şüphesiz Allah katında din İslam’dır.” (Ali İmran, 19),

“Kim İslam’dan başka bir din ararsa, o din ondan kabul edilmeyecektir.” (Ali İmran, 85),

“Bugün sizin için dininizi kemale erdirdim, size olan nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslam’dan razı oldum.” (Maide, 3) Bu ayetin en son nazil olan ayet olduğu söylenmiştir.

Aynı şekilde Nebi (sallallâhu aleyhi ve sellem) İslam’ın ne olduğunu Cibrîl’e açıklamış, ayrıca onun beş rükün üzerine bina edildiğini ifade etmiştir. Bu rükünlerden her biri hakkında ilim sahibi olmak ve bu rükünlerin her biriyle amel etmek kadın-erkek her kimse için farzdır. Çünkü O şöyle demiştir. “Hiç kimseye Allah’ın onun hakkındaki hükmünü bilmeden bir şeyi yapması caiz değildir.”

Bil ki bu rükünlerin en önemlisi ve en değerlisi şehadeteyndir ve bu şehadeteynin gereği olarak Allah’ın kulları üzerindeki ve Rasûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem)’in ümmeti üzerindeki hakları konusunda ispat edilen ve nefyedilen hususları bilmektir. Eğer bu konuda bir şeyler anlamışsan sağa sola sapmazsın. İnsanların yaratılış gayeleri konusundaki cehaletlerini, gafletlerini ve yüz çevirmelerini görürsün. Onların ne derece cahiliyye dini üzere olduklarını, ne derece Nebi (sallallâhu aleyhi ve sellem)’in dinine uyduklarını görürsün. Yine onların, dinlerini, kendilerinden öncekilerden gördükleri bazı lafızların ve fiillerin üzerine bina ettiklerini, çocuklarının bu din üzere büyüdüğünü, ihtiyarlarının da bu din üzere yaşlandığını görürsün.

Şu durum bunu desteklemektedir: Bir çocuk on yaşına geldiği zaman aile ona abdestin nasıl alınacağını, namazda neler söylenmesi gerektiğini öğretir. Artık o çocuk bu hal üzere yaşar ve bu hal üzere ölür. Şimdi sen bu durumda olan bir kimsenin Rasûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem)’in miras bıraktığı İslam dininin en ufak bir kokusunu alacağını düşünür müsün? O kimse kabre konulduğu zaman, melekler ona gelip de hangi din üzerine yaşadığını sorduğu zaman o kimsenin ne cevap vereceğini düşünüyorsun? “Ha? Ha? Bilmiyorum, insanları bir şey söylerken işittim, ben de onu söyledim.” mi diyecektir? O kimse Allah’ın huzurunda durduğu zaman Allah ona “Neye ibâdet ediyordunuz? Peygamberlere ne cevap verdiniz?” diye sorduğunda sence ne cevap verecektir? Allah (subhânehu ve teâlâ) bizi de seni de hem dünyada hem de O’na kavuşacağımız günde nebevî bir ilimle ve ihlaslı bir amelle rızıklandırsın. Âmin.

Ey adam, bir kendi haline bak, bir de şu zamandaki insanların haline! Onlar dinlerini atalarından almışlar, örf ve adetleri din edinmişlerdir. İçerisinde bulundukları zamanda ve mekanda yaşayan insanlara göre caiz olan şeyleri din edinmişler, caiz olmayan şeyleri ise terk etmişlerdir. İşte senin durumun ve onların durumu ortadadır. Eğer nefsine değer veriyorsan ve onun helake sürüklenmesine razı değilsen; İslam’ın rükünlerinin içerdiği ilme ve amele yönel. Özellikle de şehadeteynin nelere ispat edip neleri nefyettiğini bil ve buna göre amel et. Bunlarla ilgili ilim ise Allah’ın ve Rasûlü’nün buyruklarında mevcuttur.

Alak Suresi’nden sonra inen ilk ayetin Allah (subhânehu ve teâlâ)’nın “Ey örtüsüne bürünen, kalk da uyar.” (Müddessir, 1-2)” buyruğu olduğu söylenmiştir. Bu ayetin üzerinde dur ve düşün. Sonra tekrar dur ve düşün. Sonra tekrar dur ve düşün. En garip şeylerden birini göreceksin ve insanların asılların aslını nasıl yitirdiklerini anlayacaksın. Allah (subhânehu ve teâlâ)’nın şu buyrukları da bu doğrultudadır:

“Andolsun biz her ümmete Allah’a ibâdet edin ve tâğuttan kaçının diye bir peygamber gönderdik.” (Nahl, 36),

“Hevasını ilah edineni gördün mü?..” (Casiye, 23),

“Onlar hahamlarını ve rahiplerini Allah’ın dışında rabler edindiler...” (Tevbe, 31)

Bunlar gibi tevhidin hakikatine işaret eden birçok ayet vardır ki bu tevhid senin mektubunda şöyle diyerek zikrettiğin hususları içermektedir: “Şeyh Muhammed sizin için üç asıl ortaya koydu: Bunlar rububiyet tevhidi, ulûhiyet tevhidi, el-velâ ve’l berâdır. İşte İslam Dini’nin hakikati budur.”

Fakat sen bu lafızların üzerinde dur ve bu lafızların ilim ve amel olarak neyi gerektirdiğini öğrenmeye çalış. Bu lafızlar hakkında bilgi sahibi olmak için her bir lafzın kim hakkında kullanıldığını bilmen gerekir. Mesela tâğut lafzına baktığın zaman, bunun Süleyman’a, el-Mevîs’e, Uray’ir’e, Ebu Zirâ’a ve bunların reisleri olan şeytana işaret ettiğini göreceksin. Yine rabler lafzına baktığın zaman, bunun âlimlerden ve abidlerden kim olursa olsun, cehaletle bile olsa, Şeriat’e muhalif fetvalar veren; senin de kendilerine itaat ettiğin kimselere işaret ettiğini göreceksin.

Allah (subhânehu ve teâlâ)’nın şu buyruğu da bu doğrultudadır:

“İnsanlardan öyleleri vardır ki Allah’ın dışında ortaklar edinip onları Allah’ı sevdikleri gibi severler.” (Bakara, 165)

Bu ayeti Allah (subhânehu ve teâlâ)’nın şu buyruğu tefsir etmektedir:

“De ki: Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, aşiretiniz, biriktirdiğiniz mallar, kesada uğramasından korktuğunuz ticaretiniz, hoşunuza giden evler size Allah’tan, Rasûlü’nden ve O’nun yolunda cihad etmekten daha sevimli ise Allah’ın emrini getirmesini bekleyin. Şüphesiz Allah fasıklar topluluğunu doğru yola iletmez.” (Tevbe, 24)

Yine O’nun şu buyruğu da yukarıdaki ayeti açıklamaktadır:

“Hevasını ilah edineni gördün mü?” (Casiye, 23)

Bu ayet kendisinden önceki ayetlerden daha geneldir, söz ettiği şey insanlar için daha zararlıdır ve diğerlerine göre daha çok vuku bulmaktadır. Ben öyle zannediyorum ki senin ve günümüzdeki kimselerin birçoğunun aklına, kendilerine ibâdet edilen ilahlar deyince, ancak Hubel, Yeğûs, Yeûk, Nesr, Lât, Uzzâ ve Menât geliyor. Fakat bir kimse anlayış sahibi ise, günümüzde kendilerine ibâdet edilen, gerek bir beşerin gerek bir ağacın gerekse bir taşın bulunduğu, Şemsân’ın, İdrîs’in, Ebu Hadîde’nin ve bu gibi kimselerin makamları gibi makamların da birer put olduğunu biliyor.

İşte bu cehaletinizin, gafletinizin, Allah’ın ve Rasûlü’nün dinini öğrenmekten yüz çevirmenizin bir meyvesidir. Buna rağmen şeytanınız el-Mevîs tutup, değil erkeklerin, Harme bölgesindeki küçük kızların ve kadınların bile tevhidi bildiğini iddia etmektedir.

Lâ ilahe illallâh’ın manasını baştan öğren. Eğer bunu söylemem sana garip geliyorsa bir topluluğu yanına çağır ve onlara kabirde kendilerine sorulacak soruları sor. Sen zannediyor musun ki onlar kabirde kendilerine sorulacak soruları hemen söyleyecekler ve bu soruların ne anlama geldiğini anlatacaklar? (Hayır!) Şu halde onlardan ilim ve amel talep edildiğinde durumları ne olur? İşte sana bunları söylüyorum. Eğer bunlardan bir şey anlarsan doğruluk alanlarında gezinirsin. Şu da var ki, İslam dini konusundaki bilgisizliğin ve İslam’ın gerekleriyle amel etmemen, mektubunda rahatsız olduğunu zikrettiğin şeyden, yani senin cemaatini cahil olarak nitelendirmemizden daha korkunç bir durumdur. Fakat bu (cemaatini cahil olarak nitelendirmemiz) Rasûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem)’in getirdiği İslam dininden yüz çevirenlerin hak ettiği şeydir. Şu halde kırk yaşına merdiven dayayan ve hayatını elinden geldiğince Allah’ın ve Rasûlü’nün dinine sövmekle, buğzetmekle, insanları ondan alıkoymakla geçirmiş olan kimse hakkında ne düşünülür?

Batıl dini uğrunda ayaklanmaya kalkışmaktan aciz kaldığında ve kendisine “Dinin hakkındaki sorulara cevap ver ve dinini savun.” dendiğinde hüccetlerinin ortadan kalktığında; İbn Abdulvehhab’ın üzerinde bulunduğu dinin Allah’ın ve Rasûlü’nün dini olduğunu kabul etti. Kendisine “Harme halkının üzerinde bulundukları din nedir?” diye sorulunca yine “Allah’ın ve Rasûlü’nün dinidir.” diye cevap verdi. Bu iki şey nasıl bir adamın kalbinde bir araya gelebiliyor? Hem de iki taifeden de birçok topluluk senelerden beri hakikatin ne olduğu hakkında ayrılık içerisindelerken! Öyle ki tarafların her biri dini için kılıç çekmiş, savaş uzun bir süre devam etmiştir. Tarafların ikisi de kendi dininin doğru olduğunu söylemekte ve diğer tarafın dinine dil uzatmaktadır. Anlayış kıtlığından ve kalplerimizin ölmesinden Allah’a sığınırız. İki farklı dine mensup olan iki topluluk! Birbirleriyle savaşan iki taife! İki taife de kendi dininin hak olduğuna inanıyor. Buna rağmen iki dinin de hak olduğu, iki dinden herhangi birine mensup olan kimsenin cennete gireceği tasavvur edilebiliyor! Allahım, sen bütün noksan sıfatlardan münezzehsin, bu büyük bir iftiradır! Olan biteni görmekte olan kimse nasıl böyle sözler edebiliyor?

Şu halde ey adam, Allah’ın sana farz kıldığı şeylere kulak ver. Özellikle de şehadeteyni ve şehadeteynin neleri nefyedip neleri ispat ettiğini öğren. Manasını bilmeden bunu söyleyenlere, içerisinde yetiştiğin adetlere, bulunduğun zamandaki ve bölgedeki insanların gittikleri yola aldanma, sonra helak olursun.

Şu halde bil ki, Allah’ın kullarına farz kıldığı en önemli şey; kendisinin her şeyin rabbi ve hükümdarı olduğunu, iradesiyle her şeyi çekip çevirdiğini bilmeleridir. Bunu bildiğin zaman, Allah’ın bu sıfatları dolayısıyla senin üzerinde ibâdet, sevgi, saygı, tazim, korku, ümit, emir ve nehiylerine boyun eğmeyi gerektiren teellüh gibi haklarının olduğunu gör. Bu, namazdan ve zekattan daha öncelikli bir farzdır. Kullar, O’nun rububiyetini kalplerine yerleştirdikleri zaman, bu onları O’nun ulûhiyetini bilmeye götürür. O’nun ulûhiyeti ki, O’na O’nun istediği şekilde yapılan bütün ibâdetleri içine alır. Hem nefiy hem ispat, hem ilim hem amel açısından... Hem icmâli hemde tafsîlî olarak...

 

Related Topics

  Konu / Başlatan Yanıt Son İleti
3 Yanıt
3887 Gösterim
Son İleti 22.01.2018, 04:25
Gönderen: İbn Teymiyye
0 Yanıt
3139 Gösterim
Son İleti 13.01.2016, 22:36
Gönderen: Tevhid Ehli
0 Yanıt
2117 Gösterim
Son İleti 14.01.2016, 23:53
Gönderen: Tevhid Ehli
0 Yanıt
1096 Gösterim
Son İleti 31.08.2018, 18:35
Gönderen: Teymullah
0 Yanıt
1615 Gösterim
Son İleti 31.08.2018, 21:21
Gönderen: Teymullah