Darultawhid

Gönderen Konu: Zemmu't-Te'vil | Selefe İttiba Etmenin Vucubiyeti Hakkında Bir Bölüm  (Okunma sayısı 987 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Leys b. Sad

  • Administrator
  • Newbie
  • *****
  • İleti: 10
  • Değerlendirme Puanı: +1/-0
ذم التأويل

المؤلف:

أبو محمد موفق الدين عبد الله بن أحمد بن محمد بن قدامة الجماعيلي المقدسي ثم الدمشقي الحنبلي، الشهير بابن قدامة المقدسي (المتوفى: 620هـ)



Zemmu’t-Tevil

Müellif:


Şeyhu’l-İslam Muvaffakuddin İbn Kudame El-Makdisi -rahmetullahi aleyh-
(Ölümü h: 620)






الْبَاب الثَّانِي فِي بَيَان وجوب اتباعهم والحث على لُزُوم مَذْهَبهم وسلوك سبيلهم وَبَيَان ذَلِك من الْكتاب وَالسّنة وأقوال الْأَئِمَّة

2. [BAB] SELEFE İTTİBA ETMENİN VUCUBİYETİ, MEZHEPLERİNE VE YOLLARINA GİRMEYE TEŞVİK VE BUNUN KİTAP, SÜNNET VE İMAMLARININ SÖZLERİ İLE AÇIKLANMASI




1. BÖLÜM | Kur'an'dan Deliller

49- وَأما الْكتاب فَقَوْل الله تَعَالَى {وَمن يُشَاقق الرَّسُول من بعد مَا تبين لَهُ الْهدى وَيتبع غير سَبِيل الْمُؤمنِينَ نوله مَا تولى ونصله جَهَنَّم وَسَاءَتْ مصيرا} [النِّسَاء 115] فتوعد على اتِّبَاع غير سبيلهم بِعَذَاب جَهَنَّم ووعد متبعهم بالرضوان وَالْجنَّة فَقَالَ تَعَالَى {وَالسَّابِقُونَ الْأَولونَ من الْمُهَاجِرين وَالْأَنْصَار وَالَّذين اتَّبَعُوهُمْ بِإِحْسَان رَضِي الله عَنْهُم وَرَضوا عَنهُ} [التَّوْبَة 100] فوعد المتبعين لَهُم بِإِحْسَان بِمَا وعدهم بِهِ من رضوانه وجنته والفوز الْعَظِيم



[49] Kitab'a gelince, Allah Teala’nın şu kavli:

"Kendisi için doğru yol belli olduktan sonra, kim Peygamber'e karşı çıkar ve müminlerin yolundan başka bir yola giderse, onu o yönde bırakırız ve cehenneme sokarız; o ne kötü bir yerdir." [Nisa 115]


Yüce Allah bu kavlinde, onların yolu dışında bir yola uyulmasını cehennem azabı ile tehdit ediyor ve onlara uyanları ise Rıdvan ve cennet ile müjdeliyor.

"(İslam'a hizmette) Öne geçen ilk muhacirler ve ensar ile onlara güzellikle tabi olanlar var ya, işte Allah onlardan razı olmuştur, onlar da Allah'tan razı olmuşlardır." [Tevbe 100]


Yüce Allah onlara güzellikle tabi olanlara, (selefe) onlara va'd ettiği rıdvanı, cenneti ve büyük kurtuluşu va'd etmiştir.

Çevrimdışı Leys b. Sad

  • Administrator
  • Newbie
  • *****
  • İleti: 10
  • Değerlendirme Puanı: +1/-0
2. BÖLÜM| Sünnetten Deliller

50 - وَمن السّنة قَول النَّبِي صلى الله عَلَيْهِ وَسلم عَلَيْكُم بِسنتي وَسنة الْخُلَفَاء الرَّاشِدين المهديين من بعدِي عضوا عَلَيْهَا بالنواجذ وَإِيَّاكُم ومحدثات الْأُمُور فَإِن كل محدثة بِدعَة وكل بِدعَة ضَلَالَة

51 - فَأمر بالتمسك بِسنة خلفائه كَمَا أَمر بالتمسك بسنته وَأخْبر أَن المحدثات بدع وضلالة وَهُوَ مَا لم يتبع فِيهِ سنة رَسُول الله صلى الله عَلَيْهِ وَسلم وَلَا سنة أَصْحَابه

[50] Sünnetten delili ise Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem)’in şu sözüdür:

“Size Sünnetime ve benden sonra doğru yolu göstericiler olan raşid halifelerin sünnetine sarılmanızı tavsiye ederim. Bunlara azı dişlerinizle yapışın. İşlerin sonradan ihdas edilenlerinden sizi sakındırırım. Şüphesiz sonradan ortaya çıkan her şey bidattir ve her bidat delalettir(sapıklıktır).” [Ahmed 4/126-127, Ebu Davud 4607, Tirmizi 2676] 

[51] Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) kendi sünnetine yapışmayı emrettiği gibi halifelerinin sünnetine yapışmayı da emretti. Sonradan ortaya çıkmış şeylerin bidat ve delalet olduğunu haber verdi. Bidat ise kendisinde Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in ve ashabının sünnetine uyulmamış olan şeydir.


52 - وَعَن عبد الله بن عَمْرو رَضِي الله عَنْهُمَا قَالَ قَالَ رَسُول الله صلى الله عَلَيْهِ وَسلم ليَأْتِيَن على أمتِي مَا أَتَى على بني إِسْرَائِيل حذوا النَّعْل بالنعل حَتَّى لَو كَانَ فيهم من يَأْتِي أمه عَلَانيَة لَكَانَ فِي أمتِي من يفعل ذَلِك إِن بني إِسْرَائِيل افْتَرَقُوا على ثِنْتَيْنِ وَسبعين فرقة وَيزِيدُونَ عَلَيْهَا مِلَّة وَفِي رِوَايَة وَأمتِي ثَلَاثًا وَسبعين مِلَّة كلهَا فِي النَّار إِلَّا وَاحِدَة قَالُوا يَا رَسُول الله من الْوَاحِدَة قَالَ مَا أَنا عَلَيْهِ وأصحابي وَفِي رِوَايَة الَّذِي أَنا عَلَيْهِ وأصحابي

[52] Abdullah bin Amr (ra)’dan rivayet olunduğuna göre şöyle dedi: Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu:

“Hiç şüphe yok ki İsrailoğullarının başına gelenin tıpa tıp aynısı benim ümmetimin de başına gelecektir. O kadar ki onların içinden açıkça annesi ile zina eden biri çıksa bunun aynısını benim ümmetim içinden de işleyen birisi olacaktır. Şüphesiz İsrailoğulları Yetmiş iki fırkaya ayrıldılar ve onun üzerine bir fırka daha eklediler (yetmiş üç fırka oldular). [el-Acurri, Eş-Şeria (s: 15) de tahric etti]”

Bir rivayette şöyledir: “Ümmetim Yetmiş üç fırkadır, biri dışında hepsi cehennemdedir. Dediler ki: Ya Resulullah! O fırka kimlerdir? Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) buyurdular ki: ‘benim ve ashabımın üzerinde olduğu şeydir.’”

Bir başka rivayette: “Benim ve ashabımın yolu üzerinde olanlardır.” [Tirmizi 2641, İbn Nasr el-Mervezi, es-Sunne: 62, İbn Vaddah s: 85, Acurri s: 15-16, Hakim 1/129, el-Lalekai: 147]


53 - فَأخْبر النَّبِي صلى الله عَلَيْهِ وَسلم أَن الْفرْقَة النَّاجِية هِيَ الَّتِي تكون على مَا كَانَ عَلَيْهِ هُوَ وَأَصْحَابه فمتبعهم إِذا يكون من الْفرْقَة النَّاجِية لِأَنَّهُ على مَا هم عَلَيْهِ ومخالفهم من الاثنتين وَالسبْعين الَّتِي فِي النَّار وَلِأَن من لم يتبع السّلف رَحْمَة الله عَلَيْهِم وَقَالَ فِي الصِّفَات الْوَارِدَة فِي الْكتاب وَالسّنة قولا من تِلْقَاء نَفسه لم يسْبقهُ إِلَيْهِ السّلف فقد أحدث فِي الدّين وابتدع وَقد قَالَ النَّبِي صلى الله عَلَيْهِ وَسلم كل محدثة بِدعَة وكل بِدعَة ضَلَالَة

[53] Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem) kurtuluşa eren fırkanın kendi ve ashabının yolu üzere olanlar olduğunu haber verdi. Öyleyse onlara uyan kurtuluşa eren fırka olur. Çünkü onların yolu üzeredir. Onlara muhalefet eden ise cehenneme girecek olan yetmiş iki fırkadandır. Çünkü kim selefe –rahmetullahi aleyhim- uymaz ve Kur’an ve sünnet’te varid olmuş sıfatlar hakkında Selefin söylememiş olduğu bir sözü kendi hevasından söylerse dinde yeni bir iş ve bid’at ihdas etmiş olur. Çünkü Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem):

“Sonradan ihdas edilen her şey bid’attir ve her bid’atte sapıklıktır” buyurmuştur. [Nesai, 3/188, Beyhaki, es-Sunen, 3/214]


54 - وروى جَابر قَالَ كَانَ رَسُول الله صلى الله عَلَيْهِ وَسلم يَقُول أما بعد فَأحْسن الحَدِيث كتاب الله وَخير الْهَدْي هدي مُحَمَّد صلى الله عَلَيْهِ وَسلم وَشر الْأُمُور محدثاتها وكل بِدعَة ضَلَالَة أخرجه مُسلم فِي صَحِيحه

55 - وَعَن عَائِشَة رَضِي الله عَنْهَا قَالَت قَالَ رَسُول الله صلى الله عَلَيْهِ وَسلم من أحدث فِي أمرنَا مَا لَيْسَ مِنْهُ فَهُوَ رد يَعْنِي مَرْدُود

[54] Cabir (ra)’den rivayet edildiğine göre, o şöyle dedi: “Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle diyordu: ‘Bundan sonra; Sözlerin en güzeli Allah’ ın kitabıdır. Yolların en hayırlısı Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem)’in yoludur. İşlerin en şerlisi sonradan ihdas edilenlerdir. Her bid’at sapıklıktır.’” Müslim sahih’inde tahric etmiştir.

[55] A’işe (ra)’den şöyle dediği rivayet olunmuştur: Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “Kim şu işimizde ondan olmayan bir şeyi ihdas ederse o reddedilmiştir.” Yani reddolunmuştur. [Buhari 5/301, Müslim 3/1343, Ahmed 6/240-270] 


Çevrimdışı Leys b. Sad

  • Administrator
  • Newbie
  • *****
  • İleti: 10
  • Değerlendirme Puanı: +1/-0
3. BÖLÜM| Seleften -rahmetullahi aleyhim- Nakiller

56 - وروى عبد الله بن عكيم قَالَ كَانَ عمر يَعْنِي بن الْخطاب رَضِي الله عَنهُ يَقُول إِن أصدق القيل قيل الله أَلا وَإِن أحسن الْهَدْي هدي مُحَمَّد وَشر الْأُمُور محدثاتها وكل محدثة ضَلَالَة

57 - وَعَن الْأسود بن هِلَال قَالَ قَالَ عبد الله يَعْنِي بن مَسْعُود رَضِي الله عَنهُ إِن أحسن الْهَدْي هدي مُحَمَّد صلى الله عَلَيْهِ وَسلم وَإِن أحسن الْكَلَام كَلَام الله وَإِنَّكُمْ ستحدثون وَيحدث لكم وكل محدثة ضَلَالَة وكل ضَلَالَة فِي النَّار

[56] Abdullah bin Ukeym (radiyallahu anh)’den rivayet edildiğine göre şöyle dedi: Umer (radiyallahu anh) [yani Hattab’ın oğlu] şöyle diyordu:

“Sözlerin en doğrusu [Allah’ın] sözüdür. Dikkat edin..! Şüphesiz yolların en güzeli Muhammed’in (sallallahu aleyhi ve sellem) yoludur, işlerin en şerlisi sonradan ihdas edilenlerdir. Sonradan ihdas edilen her şey sapıklıktır.” [İbn Nasr, es-Sunne: 78, İbn Vaddah: 55, Lalekai: 100, İbn Abdilberr, el-Cami’: 1/158]

[57] Esved bin Hilal’den rivayet edildiğine göre o şöyle dedi: Abdullah –yani İbn Mes’ud- (radiyallahu anh) Şöyle dedi:

“Yolların en güzeli Muhammed’in (sallallahu aleyhi ve sellem) yoludur. Kelamın en güzeli de Allah’ın Kelamıdır. Şüphesiz siz bid’atler ihdas edeceksiniz ve sizin için bid’at ihdas edilecektir.sonradan ihdas edilen her şey sapıklık, her sapıklıkta ateştedir.”


58 - وَقَالَ عبد الله اتبعُوا وَلَا تبتدعوا فقد كفيتم وكل بِدعَة ضَلَالَة

59 - وَقَالَ إِنَّا نقتدي وَلَا نبتدي وَنَتبع وَلَا نبتدع وَلنْ نضل مَا تمسكنا بالأثر

60 - وَقَالَ رَحْمَة الله عَلَيْهِ عَلَيْكُم بِالْعلمِ قبل أَن يقبض وَقَبضه أَن يذهب أَهله وَإِنَّكُمْ سَتَجِدُونَ قوما يَزْعمُونَ أَنهم يدعونَ إِلَى كتاب الله وَقد نبذوه وَرَاء ظُهُورهمْ فَعَلَيْكُم بِالْعلمِ وَإِيَّاكُم والبدع وَإِيَّاكُم والتنطع وَإِيَّاكُم والتعمق وَعَلَيْكُم بالعتيق

61 - وَقَالَ أَنا لغير الدَّجَّال أخوف عَلَيْكُم من الدَّجَّال أُمُور تكون من كبرائكم فأيما مرية أَو رجيل أدْركهُ ذَلِك الزَّمَان فالسمت الأول فَإنَّا الْيَوْم على السّنة


[58] Abdullah (radiyallahu anh) şöyle dedi: “Tabi olun bid’at çıkarmayın, bu size kafi gelir. Her bid’at sapıklıktır.” [Veki, ez-Zühd: 315, Ahmed 2/110, İbn Vaddah: 13, İbn Nasr: 81, Taberani, el-Kebir: 9/168 no: 8770… ]

[59] Yine şöyle dedi: “Biz boyun eğiyor ve muhalefet etmiyoruz. Tabi oluyor bid’at çıkarmıyoruz ve A’sara yapıştığımız sürece de asla sapıtmayacağız.” [Lalekai: 105-106]

[60] Yine -Allah kendisine rahmet etsin- o şöyle dedi: “Çekip alınmadan önce size ilmi tavsiye ederim. Onun çekilip alınması ilim ehlinin gitmesidir. Şüphesiz siz Allah’ın kitabına çağırdığını iddia eden bir kavme rast geleceksiniz. Oysa onlar Allah’ın kitabını arkalarına atmaktadırlar. Size ilmi tavsiye eder ve bid’atlerden sakınmanızı öğütlerim. Sizi dik kafalılıktan ve  her şeyin derinine inmekten sakındırırım. Size atik (eski-kadim) olanı tavsiye ederim.” [Beyhaki, el-Medhal: 388 de farklı tertipte fakat yakın lafızlarla tahric etmiştir.]

[61] Yine o şöyle dedi: “Ben sizin hakkınızda Deccal dışında, Büyüklerinizden (ileri gelenlerinizden) sadır olacak işlerden Deccal’den daha fazla korkuyorum. Hangi kişi veya adam o zamana erişirse ilk yolu izlesin. Biz bugün sünnet üzereyiz.” [Darimi: 219, Lalekai: 107]


62 - وَقَالَ ابْن مَسْعُود من كلن مِنْكُم متأسيا فليتأسى بأصحاب رَسُول الله صلى الله عَلَيْهِ وَسلم فَإِنَّهُم كَانُوا أبر هَذِه الْأمة قلوبا وأعمقها علما وأقلها تكلفا وأقومها هَديا وأحسنها حَالا قوم اخْتَارَهُمْ الله لصحبة نبيه وَإِقَامَة دينه فاعرفوا لَهُم فَضلهمْ واتبعوهم فِي آثَارهم فَإِنَّهُم كَانُوا على الْهدى الْمُسْتَقيم

63 - وَذكر الْحسن الْبَصْرِيّ أَصْحَاب رَسُول الله صلى الله عَلَيْهِ وَسلم فَقَالَ إِنَّهُم كَانُوا أبر هَذِه الْأمة قلوبا وأعمقها علما وأقلها تكلفا قوم اخْتَارَهُمْ الله عز وَجل لصحبة نبيه صلى الله عَلَيْهِ وَسلم فتشبهوا بأخلاقهم وطرائقهم فَإِنَّهُم وَرب الْكَعْبَة على الْهدى الْمُسْتَقيم


[62] İbn Mes’ud (radiyallahu anh) şöyle dedi: “Sizden kim birini örnek edinmek isterse Resulullah(sav)’in ashabını örnek edinsin. Çünkü onlar bu ümmetin kalp bakımından en iyileri, ilim bakımından en derin olanları, tekellüf (yapmacılık, iki yüzlülük) bakımından en az olanları, yol bakımından en doğru olanları ve hal bakımından en güzel olanlarıdırlar. Onlar Allah’ın (subhanehu ve teala) Nebisine (sallallahu aleyhi ve sellem) arkadaş olmak ve dinini ikame etmek için seçtiği bir kavimdir. Onların üstünliklerini anlayıp izlerine uyun. Çünkü onlar dosdoğru yol üzereydiler.” [İbn Abdilberr, el-Cami’: 2/79]

[63] Hasenu’l-Basri (rahmetullahi aleyh)  Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in ashabından bahsetti. Ardından da şöyle dedi: “Onlar bu ümmetin kalp bakımından en iyi olanları, ilim bakımından en derin olanları, tekellüf (yapmacılık, iki yüzlülük) bakımından en az olanlarıdır. Onlar Allah’ın (subhanehu ve teala) Nebisine (sallallahu aleyhi ve sellem) arkadaş olmak için seçtiği bir topluluktur. Onların ahlakına ve yollarına benzeyin. Ka’benin Rabbine yemin olsun ki..! Onlar dosdoğru yol üzeredirler.” [İbn Abdilberr, el-Cami’: 2/97]



64 - وَقَالَ إِبْرَاهِيم لم يدّخر لكم شَيْء خبئ عَن الْقَوْم لفضل عنْدكُمْ

65 - وَقَالَ حُذَيْفَة يَا معشر الْقُرَّاء خُذُوا طَرِيق من قبلكُمْ فوَاللَّه لَئِن اسْتَقَمْتُمْ لقد سبقتم بَعيدا وَلَئِن تَرَكْتُمُوهُ يَمِينا وَشمَالًا لقد ضللتم ضلالا بَعيدا


[64] İbrahim şöyle dedi: “Size olan üstünlüğü sebebi ile o topluluğa (sahabeye) saklı ve gizli kılınmış hiç bir şey size açık kılınmış değildir. ” [İbn Abdilberr, el-Cami’: 2/97]

[65] Huzeyfe (radiyallahu anh) şöyle dedi: “Ey Kurra Topluluğu..! Sizden öncekilerin yolunu tutun. Eğer dosdoğru olursanız uzak olanı geride bırakmış olursunuz. Şayet onu (o yolu) sağa sola bırakırsanız, uzak bir sapıklık içine düşmüş olursunuz. ” [İbn Mubarek, ez-Zühd: 47, İbn Nasr, es-Sunne: 89, İbn Vaddah: 10, İbn Abdilberr, el-Cami’: 2/97]


66 - وروى نوح الْجَامِع قَالَ قلت لأبي حنيفَة رخمه الله مَا تَقول فِيمَا أحدث النَّاس من كَلَام فِي الْأَعْرَاض والأجسام فَقَالَ مقالات الفلاسفة عَلَيْك بالأثر وَطَرِيقَة السّلف وَإِيَّاك وكل محدثة فَإِنَّهَا بِدعَة

67 - أخبرنَا عَليّ بن عَسَاكِر الْمُقْرِئ حَدثنَا الْأمين أَبُو طَالب اليوسفي أَنبأَنَا أَبُو إِسْحَاق الْبَرْمَكِي أَنبأَنَا أَبُو بكر بن بخيت أَنبأَنَا عمر بن مُحَمَّد الْجَوْهَرِي أَنبأَنَا الْأَثْرَم أَنبأَنَا عبد الله بن صَالح عَن عبد الْعَزِيز بن عبد الله بن أبي سَلمَة أَنه قَالَ عَلَيْك بِلُزُوم السّنة فَإِنَّهَا لَك بِإِذن الله عصمَة فَإِن السّنة إِنَّمَا جعلت عصمَة ليستن بهَا ويقتصر عَلَيْهَا فَإِنَّمَا سنّهَا من قد علم مَا فِي خلَافهَا من الزلل وَالْخَطَأ والحمق والتعميق فارض لنَفسك بِمَا رَضوا بِهِ لأَنْفُسِهِمْ فَإِنَّهُم على علم وقفُوا وببصر نَافِذ كفوا وَلَهُم على كشفها كَانُوا أقوى وبفضل لَو كَانَ فِيهَا أَحْرَى وَإِنَّهُم لَهُم السَّابِقُونَ فلئن كَانَ الْهدى مَا أَنْتُم عَلَيْهِ لقد سبقتموهم إِلَيْهِ وَلَئِن حدث حدث بعدهمْ فَمَا أحدثه إِلَّا من اتبع غير سبيلهم وَرغب بِنَفسِهِ عَنْهُم وَلَقَد وصفوا مِنْهُ مَا يَكْفِي وَتَكَلَّمُوا مِنْهُ بِمَا يشفي فَمَا دونهم مقصر وَلَا فَوْقهم محسر لقد قصر دونهم أنَاس فجفوا وطمع آخَرُونَ فغلوا وَإِنَّهُم فِيمَا بَين ذَلِك لعلى هدى مُسْتَقِيم


[66] Nuhu’l-Cami’ den rivayet olunduğuna göre o şöyle dedi: Ebu Hanife’ye şöyle dedim: ‘İnsanların ihdas ettiği arazlar ve cisimler hakkında kelama (sözlere) ne dersin?’ bunun üzerine şöyle dedi: “Bunlar felsefecilerin sözleridir. Sana sünneti ve selefin yolunu tavsiye ederim. Sonradan ihdas olunmuş her şeyden sakın. Çünkü onlar bid’attir.”

[67] Ali bin Asakir el-Mukri bize haber verdi. (Dedi ki:) bize el-Emin Ebu Talip el-Yusufi tahdis etti. (Dedi ki:) Bize Ebu İshak el-Bermeki bildirdi. (Dedi ki:) Bize Ebu Bekir bin Buhayt bildirdi. (Dedi ki:) Umer bin Muhammed el-Cevheri bildirdi. (Dedi ki:) Bize el-Esrem bildirdi. (Dedi ki:) Bize Abdullah bin Salih, Abdu’l-Aziz bin Abdillah bin Ebi Seleme’den (rhm) aktardı. O ise şöyle dedi:

“Sünnetten ayrılmaman gerekir. Çünkü sünnet –Allah’ın izniyle- senin için bir korumadır. Şüphesiz sünnet kendisine uyulsun ve kendisi ile yetinilsin diye bir koruma kılındı. Yine şüphesiz onun hilafına olan yanlışları, hatayı, ahmaklığı ve derine dalmayı en iyi bir şekilde bilen kişi onu sünnet kılmıştır. Onların kendi nefisleri için razı oldukları şeyi sende kendi nefsine emret. Çünkü onlar bir ilim üzerinde durmuşlardır ve kendi bakışları sebebiyle el çekip uzak durmuşlardır. Onu keşfetme hususunda, onlar daha kuvvetli idiler. İyilik ve lütuf hususunda –şayet o şeyde iyilik varsa- daha dikkatli idiler. Şüphesiz onlar önde onlarlardır. Şayet hidayet sizin üzerinizde olduğunuz şey olsaydı, onları geçmiş olurdunuz ki (böyle bir şey olamaz). Şayet o onlardan sonra ortaya çıkmış bir bid’at ise şüphesiz bu bid’ati onların yolu dışında bir yola uyup kendi nefsini onlara karşı tercih edenden başkası ihdas etmemiştir. Onlar –yani selef- bu gibi hususlarda yeterli olan açıklamayı yapmışlardır. Şifa verecek kadarını söylemişlerdir. Onların gerisinde kalan kusurlu davranmıştır. Onları aşan ise hüsrana uğramıştır. Nitekim bazı insanlar onların gerisinde kalarak zulmetmişlerdir. Diğer bir kısım ise hırslı davrandı ve aşırılığa saptılar. Şüphesiz onlar ise bunların arasında dosdoğru bir yol üzeredirler.”



68 - أخبرنَا أَبُو الْفَتْح مُحَمَّد بن عبد الْبَاقِي أَنبأَنَا حمد بن أَحْمد الْحداد أَنبأَنَا الْحَافِظ أَبُو نعيم بِإِسْنَادِهِ عَن عمر بن عبد الْعَزِيز بِنَحْوِ من هَذَا الْكَلَام

69 - وَقَالَ الْأَوْزَاعِيّ رَحمَه الله عَلَيْك بآثار من سلف وَإِن رفضك النَّاس وَإِيَّاك وآراء الرِّجَال وَإِن زخرفوها لَك بالْقَوْل

70 - وَقَالَ أَبُو إِسْحَاق سَأَلت الْأَوْزَاعِيّ فَقَالَ اصبر نَفسك على السّنة وقف حَيْثُ وقف الْقَوْم وَقل بِمَا قَالُوا وكف عَمَّا كفوا عَنهُ واسلك سَبِيل سلفك الصَّالح فَإِنَّهُ يسعك مَا وسعهم وَلَو كَانَ هَذَا يَعْنِي مَا حدث من الْبدع خيرا مَا خصصتهم بِهِ دون أسلافكم فَإِنَّهُ لم يدّخر عَنْهُم خير خبئ لكم دونهم لفضل عنْدكُمْ وهم أَصْحَاب رَسُول الله صلى الله عَلَيْهِ وَسلم الَّذِي اخْتَارَهُمْ الله لصحبة نبيه صلى الله عَلَيْهِ وَسلم وَبَعثه فيهم ووصفهم بِهِ فَقَالَ {مُحَمَّد رَسُول الله وَالَّذين مَعَه أشداء على الْكفَّار رحماء بَينهم تراهم ركعا سجدا يَبْتَغُونَ فضلا من الله ورضوانا} [الْفَتْح 29]


[68] Bize Ebu’l-Feth Muhammed bin Abdi’l-Baki haber verdi. (Dedi ki:) Bize Hamd bin Ahmed el-Haddad bildirdi. (Dedi ki:) Bize Hafız Ebu Nuaym isnadıyla birlikte Umer bin Abdi’l-Aziz’den  bu sözün bir benzerini haber verdi. [el-Hılye 5/338-339]

[69] el-Evzai şöyle dedi:

“İnsanlar seni reddetse de sen selefin izlerini takip etmelisin. Senin için bir kısım sözlerle süslenmiş olsalar bile bir takım adamların görüşlerinden seni sakındırırım.” [Acurri, s: 58]

[70] Ebu İshak şöyle dedi: el-Evzai’ye sordum şöyle dedi:

“Nefsini sünnet üzerinde sabırlı tut. Kavmin (selefin) durduğu yerde sende dur. Ve onların dediği şeyi söyle. Onların geri durdukları şeyden sende geri dur. Selef-i Salih’inin yolunu tut. Onlara caiz olan şüphesiz sana da caizdir. Bunda –yani sonradan ortaya çıkan bid’atlerde- bir hayır olsaydı selefleriniz dışında size verilmezdi. Onların dışında size gizlenen hiçbir hayır onlardan esirgenmemiştir. Bunun sebebi onların size göre faziletli oluşlarıdır. Onlar Allah’ın (subhanehu ve teala) Nebisine (sallallahu aleyhi ve sellem) arkadaşlık etmek için seçtiği Resulullah’ın(sav) ashabıdır. Nebi’i onların içine göndermiş ve onları şöyle diyerek vasfetmiştir:

“Muhammed Allah'ın Resulüdür. Beraberinde bulunanlar da kafirlere karşı şiddetli, kendi aralarında merhametlidirler. Onları rükûda, secde de ve Allah'tan lütuf ve rıza isterken görürsün...” [Feth 29]”



71 - وَقَالَ الإِمَام أصُول السّنة عندنَا التَّمَسُّك بِمَا كَانَ عَلَيْهِ أَصْحَاب رَسُول الله صلى الله عَلَيْهِ وَسلم والإقتداء بهم وَترك الْبدع وكل بِدعَة فَهِيَ ضَلَالَة

72 - وَقَالَ عَليّ بن الْمَدِينِيّ مثل ذَلِك


[71] İmam (Ahmed bin Hanbel) (rahimehullah) şöyle dedi:

“Bize göre sünnetin usulü, Resulullah’ın (sallallahu aleyhi ve sellem) ashabının üzerinde olduğu şeye yapışmak, onlara uymak ve bid’atleri terk etmektir. Her bid’at sapıklıktır.”

[72] Ali bin el-Medini’de (rahimehullah) bu sözün bir benzerini söylemiştir.



73 - فقد ثَبت وجوب اتِّبَاع السّلف رَحْمَة الله عَلَيْهِم بِالْكتاب وَالسّنة وَالْإِجْمَاع وَالْعبْرَة دلّت عَلَيْهِ فَإِن السّلف لَا يخلوا من أَن يَكُونُوا مصيبين أَو مخطئين فَإِن كَانُوا مصيبين وَجب اتباعهم لِأَن اتِّبَاع الصَّوَاب وَاجِب وركوب الْخَطَأ فِي الِاعْتِقَاد حرَام وَلِأَنَّهُم إِذا كَانُوا مصيبين كَانُوا على الصِّرَاط الْمُسْتَقيم ومخالفهم مُتبع لسبيل الشَّيْطَان الْهَادِي إِلَى صِرَاط الْجَحِيم وَقد أَمر الله تَعَالَى بِاتِّبَاع سَبيله وصراطه وَنهى عَن اتِّبَاع مَا سواهُ فَقَالَ {وَأَن هَذَا صِرَاطِي مُسْتَقِيمًا فَاتَّبعُوهُ وَلَا تتبعوا السبل فَتفرق بكم عَن سَبيله ذَلِكُم وَصَّاكُم بِهِ لَعَلَّكُمْ تَتَّقُون} [الْأَنْعَام 153]


[73] Selefe –Allahın rahmeti üzerlerine olsun- uymanın vacip oluşu; Kitap, Sünnet ve icma ile sabit olmuştur. İbret nazarı da buna işaret eder. Şüphesiz selef doğru ve hatalı olmaktan azade değildir. Eğer doğru yol üzerindeyseler onlara uymak vacip olmuştur. Çünkü doğruya uymak vaciptir. İtikadi hususlarda hatalı bir yol tutmak haramdır. Çünkü onlar doğruya isabet ettiklerinde dosdoğru yol üzerindeydiler.

Muhalifleri ise alevli cehennem yoluna ileten şeytanın yoluna uyanlardır.

Yüce Allah onun yoluna uymayı emredip, onun dışındakine uymaktan men etmiş ve şöyle buyurmuştur:

“Şüphesiz bu, benim dosdoğru yolumdur. Ona uyun. (Başka) yollara uymayın ki sizi o yollardan ayırmasın. İşte sakınmanız için Allah size bunları emretti.” [En’am 153]



74 - وَإِن زعم زاعم أَنهم مخطئون كَانَ قادحا فِي حق الْإِسْلَام كُله لِأَنَّهُ إِن جَازَ أَن يخطئوا فِي هَذَا جَازَ خطؤهم فِي غَيره من الْإِسْلَام كُله وَيَنْبَغِي أَن لَا تنقل الْأَخْبَار الَّتِي نقلوها وَلَا تثبت معجزات النَّبِي صلى الله عَلَيْهِ وَسلم الَّتِي رووها فَتبْطل الرِّوَايَة وتزول الشَّرِيعَة وَلَا يجوز لمُسلم أَن يَقُول هَذَا وَلَا يَعْتَقِدهُ وَلِأَن السّلف رَحْمَة الله عَلَيْهِم لَا يخلوا إِمَّا أَن يَكُونُوا علمُوا تَأْوِيل هَذِه الصِّفَات أَو لم يعلموه فَإِن لم يعلموه فَكيف علمناه نَحن وَإِن علموه فوسعهم إِن يسكتوا عَنهُ وَجب أَن يسعنا مَا وسعهم وَلِأَن النَّبِي صلى الله عَلَيْهِ وَسلم من جملَة سلفنا الَّذين سكتوا عَن تَفْسِير الْآيَات وَالْأَخْبَار الَّتِي الصِّفَات وَهُوَ حجَّة الله على خلق الله أَجْمَعِينَ يجب عَلَيْهِم اتِّبَاعه وَيحرم عَلَيْهِم خِلَافه وَقد شهد الله تَعَالَى بِأَنَّهُ على الصِّرَاط الْمُسْتَقيم وَأَنه يهدي إِلَيْهِ وَأَن من اتبعهُ أحبه الله وَمن عَصَاهُ فقد عَصا الله {وَمن يعْص الله وَرَسُوله فقد ضل ضلالا مُبينًا}[الْأَحْزَاب 36] {وَمن يعْص الله وَرَسُوله ويتعد حُدُوده يدْخلهُ نَارا خَالِدا فِيهَا وَله عَذَاب مهين} [النِّسَاء 14]


[74] Şayet bir iddiacı onların hatalı olduğunu iddia ederse, İslam hakkında ki tüm şahitliklerini geçersiz saymış olur. [Çünkü bu konuda hata yapmaları caiz ise, İslam’dan olan bu konu dışındaki tüm konularda hataları caiz olur.] Bu sebeple nakletmiş oldukları haberlerin nakledilmemesi gerekir. Yine onların rivayet etmiş oldukları Nebi’nin mucizelerinin sabit olmaması gerekir. Rivayet(ler) iptal olur, şeriat ortadan kalkar.

Bir müslümanın böyle bir şeyi söylemesi ve böyle bir şeye itikat etmesi caiz değildir. Çünkü selef için başka bir durum söz konusu değildir. Onlar ya bu sıfatların (Allah azze ve Celle’nin sıfatlarının) te’vilini biliyorlardı yada bilmiyorlardı. Şayet bilmiyorsalar biz onları nasıl bildik?

Yada biliyorlar dı ve bu konuda susmak onlara caizdi. O vakit onlara caiz olanın bizede caiz olması gerekir. Çünkü Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem) dahi sıfatlar konusunda ki ayet ve hadislerin tefsiri hakkında susan selefimiz cümlesindendir.

Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem) tüm mahlukata karşı Allah’ın (subhanehu ve teala) hüccetidir. İnsanların ona uyması vacip, karşı gelmesi ise haramdır.

Yüce Allah onun dosdoğru yol üzerinde olup, dosdoğru yola ilettiğine, ona uyan kimseyi Allah’ın seveceğini, ona isyan edenin ise Allah’a isyan etmiş olduğuna dair şahitlik etmiştir:

“Kim Allah’a ve Resulü’ne isyan ederse apaçık bir sapıklık içine düşmüş olur.” [Ahzab 36]

“Kim Allah'a ve Peygamberine karşı isyan eder ve sınırlarını aşarsa Allah onu, İçinde ebedi kalacağı cehenneme sokar ve onun için alçaltıcı bir azap vardır.”
[Nisa 14]   


Çevrimiçi Tevhid Ehli

  • Administrator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 1810
  • Değerlendirme Puanı: +49/-0
Hatırlatma...

 

Related Topics

  Konu / Başlatan Yanıt Son İleti
4 Yanıt
2662 Gösterim
Son İleti 10.01.2020, 08:28
Gönderen: İbn Teymiyye
0 Yanıt
4617 Gösterim
Son İleti 09.06.2015, 01:35
Gönderen: Tevhid Ehli
0 Yanıt
1957 Gösterim
Son İleti 12.11.2015, 20:12
Gönderen: Uhey
0 Yanıt
1453 Gösterim
Son İleti 14.04.2016, 02:34
Gönderen: Tevhid Ehli
0 Yanıt
4541 Gösterim
Son İleti 28.08.2016, 22:52
Gönderen: Tevhid Ehli