Tevhide Davet

HÜCCET’İN ULAŞMASI GEREKLİDİR, FEHMEDİLMESİ DEĞİL | MUHAMMED BİN ABD'İL VEHHÂB

Başlatan Subul’us Selâm, 18.12.2022, 00:43

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 6 Ziyaretçiler konuyu incelemekte.

Subul’us Selâm


Hüccet'in Ulaşması Gereklidir, Fehmedilmesi Değil1

Şeyh'ul İslâm Muhammed bin Abd'il Vehhâb Rahimehullâh
(1206H)

Allâh kendisini Firdevs-i Ala'ya yerleştirsin, Muhammed bin Abd'il Vehhâb'ın şöyle bir mektubu da bulunmaktadır:

Bismillâh'ir Rahmân'ir Rahîm.

(Muhammed bin Abd'il Vehhâb'dan) kardeşlere,

Selâmun Aleykum ve Rahmetullâhi ve Berekâtuhu.

Bundan sonra:

Şeyh'in (İbnu Teymiyye Rahimehullâh'ın) kavlinden: "Her kim şunu ve şunu inkâr eder ve hüccet ona ikame edildiyse..." zikretmenize ve sizin bu tağutlar ve tebaaları hakkında "onlara hüccet ikame edilmiş midir?" diye şek içerisinde olduğunuzu zikretmenize gelince bu şaşılası bir durumdur! Bu hususta nasıl şekke düşersiniz? Oysa ben size bunu defalarca açıklamışımdır!

Kendisine hüccetin ikame edilmediği kişiler İslâm'a yeni girmiş, uzak badiyelerde yaşayanlar ve sarf2 ve atıf3 gibi hafi bir meselelerde cereyan eder. Bunlara (meseleler) açıklanmadan tekfir edilmezler. Allâh'ın Kitabı'nda açıklayıp muhkem kıldığı Usul'ud Din'e gelince, bu hususta Allâh'ın hücceti Kur'ân'dır. Kime Kur'ân ulaştıysa hüccet ona ulaşmıştır. Lâkin buradaki işkâlın aslı, sizin hüccetin ikamesi ile hüccetin fehmedilmesinin arasını ayırmamanızdadır. Zira kâfirlerin ve Müslümanların arasında bulunan münafıkların çoğu, kendilerine ikame edilmesine rağmen Allâh'ın Hüccetini fehmetmemişlerdi. Nitekim Allâhu Teâlâ şöyle buyurmaktadır:

"Yoksa sen onların çoğunun (söz) dinleyeceklerini yahut akıllarını kullanacaklarını mı sanıyorsun? Onlar hayvanlar gibidirler, belki yolca onlardan daha da şaşkındırlar." (el-Furkân 25/44)

Hüccetin ikame edilmesi bir nevi, ulaşması bir nevi -ki hüccet onlara ikame edilmiştir-, onu fehmetmeleri de ayrı bir nevidir. Onların küfrü onlara hüccetin ulaşmasıyla gerçekleşir, fehmetmeseler bile. Eğer size müşkül gelecek olursa Rasûlullâh Sallallâhu Aleyhi ve Sellem'in hariciler hakkındaki şu kavline bir bakın:

"Onlarla nerede karşılaşırsanız onları öldürün."4

Yine Rasûlullâh Sallallâhu Aleyhi ve Sellem'in şu kavline bakın:

"Onlar gökyüzünün altında öldürülmüşlerin en kötüleridir."5

Onların sahabenin asrında olmalarına, onların amelinin yanında insanların sahabenin amelini hakir görmesine ve insanların icması ile onları dinden çıkaran şeyin, Allâh'a itaat ettiklerini sanarak aşırıya kaçmaları, guluvva gitmeleri ve içtihatları olmasına rağmen hâl böyleydi. Onlara hüccet ulaşmıştı, lâkin onlar fehmetmediler.

Yine kendilerinin hak üzere olduğunu zannetmelerine, ilkelerine, namaz kılmalarına ve oruç tutmalarına ve sahabenin talebeleri olmalarına rağmen Alî Radiyallâhu Anh'ın, kendisi hakkında itikat besleyenleri öldürüp ateşle yakması da böyledir.

Keza, ilimlerine, ibadetlerinin güçlülüğüne ve kendilerinin iyi bir şey yaptığını sanmalarına rağmen selefin Kaderiyye'den ve benzerlerinden aşırıya kaçanları tekfir etme hususunda icma etmeleri de böyledir. Seleften hiçbiri, bu kişilerin fehmetmemesi sebebiyle onların tekfirinde duraksamamıştır.

Bunu bildiğinizde, bilin ki içerisinde bulunduğunuz şey küfürdür. İnsanlar tâğûtlara ibadet ediyor ve İslâm dinine düşmanlık gösteriyorlar sonra da bunun riddet olmadığını iddia ediyorlar. Muhtemelen bunlar hücceti fehmedememişlerdir. Bunun hepsi apaçıktır.

Yukarıda geçen örneklerin en açık olanı ise Alî Radiyallâhu Anh'ın yaktıklarıdır, zira onlar bu insanlara benzer.

Şâfi'îler'in ve başkalarının kelamını göndermeye gelince, size gelenden fazlasının gelmesi tasavvur edilmez. Eğer bir işkâlınız varsa, Allâhu Teâlâ'dan sizden bunu gidermesini arzulayın.

Ve's Selâm!




1- Er-Resâ'il'uş Şahsiyye, sf. 244-245; ed-Durar'us Seniyye, 10/93-95.

2- Sarf insanları birbirinden ayırmak için yapılan cinlerle bağlantılı bir sihir çeşididir.

3- Atıf insanları bir araya getirmek için yapılan cinlerle bağlantılı bir sihir çeşididir.

4- Buhârî, Hadis no: 4770, 6531; Ebû Dâvûd, Hadis no: 4767; Ahmed, Musned, Hadis no: 616, 912; benzer lafızlarla Müslim, Hadis no: 1066; Nesâ'î, Hadis no: 4102.

5- Tirmizî, Hadis no: 3000; Ahmed, Musned, Hadis no: 22208; benzer lafızla İbnu Mâce, Hadis no: 176.
"Eğer cahil ısrar ederse, büyüklenirse, sapıklığında ve dalaletinde kararlıysa, körlüğü hidayete seçmişse ve içerisine düşüp kendisi hakkında cedelleştiği şey, kendisini işleyen şahsı Müslümanlar fırkasından müşrikler zümresine çıkaran büyük şirk kapsamındansa, bu durumda adil hüküm, kılıçtır!" (el-Feth'ur Rabbânî min Fetâvâ'l İmâm eş-Şevkânî, 1/185)

🡱 🡳

Benzer Konular (5)