Tevhide Davet

EL-CİNN 72/18 ÂYETİNDEN ÇIKAN HÜKÜMLER | MUHAMMED BİN ABDİLVEHHÂB RAHİMEHULLÂH

Başlatan Subul’us Selâm, 10.01.2023, 02:35

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 4 Ziyaretçiler konuyu incelemekte.

Subul’us Selâm


مَسَائِلٌ مُسْتَنْبَطَةٌ مِنْ قَوْلِ اللهِ تَعَالَى:
﴿وَأَنَّ الْمَسَاجِدَ لِلّٰهِ فَلاَ تَدْعُوا مَعَ اللّٰهِ أَحَدًا.﴾ [الجن: 18] اَلْآيَة

Allâhu Teâlâ'nın
"Mescidler yalnız Allâh'ındır. O hâlde Allâh ile birlikte hiçbir kimseye du'â (ibâdet) etmeyin." (el-Cinn 72/18) (Yûnus 10/104-106)
Âyetinden Çıkan Hükümler1

Muhammed bin Abdilvehhâb Rahimehullâh

Rahmân ve Rahîm olan Allâh'ın adıyla,

Şeyh Muhammed bin Abdilvehhâb Rahimehullâhu Teâlâ diyor ki:

Bu âyette on derece (aşama) vardır:2

1- Allâh'tan başkasına du'â etmenin [ve O'ndan başkasına ibâdet etmenin]3 bâtıl olduğunu kalbin tasdîk etmesidir. Bu husûsta muhâlefet eden muhâlefet etmiştir.4

2- Bu, [Allâh'tan başkasına ibâdet etmek ve O'ndan başkasına du'â etmek, düşmanlık ve]5 buğzedilmesi gereken [çirkin]6 bir münkerdir. Bu husûsta muhâlefet eden muhâlefet etmiştir.

3- Bu kebâirden (büyük günâhlardan) ve nefret ile ayrıştırmayı gerektiren âfetlerdendir. [Bilakis o, büyük günâhların en büyüğüdür.]7 Bu husûsta muhâlefet eden muhâlefet etmiştir.

4- Bu [tevbe olmaksızın sâhibi de bu hâl üzere öldüğü takdirde]8 Allâh'ın asla bağışlamayacağı Allâh'a [büyük]9 şirk koşmaktır. [Böyle birisine cennete girmek harâm olup o kimse ateşte ebedîyyen kalacaktır. Onun yardımcısı ve şefâ'atçisi de yoktur.]10 Bu husûsta muhâlefet eden muhâlefet etmiştir.

5- Bir Müslüman buna i'tikâd eder veya bunu kendisine dîn edinirse kâfir olur. Bu husûsta muhâlefet eden muhâlefet etmiştir.

6- Sâdık bir Müslüman bu hakîkati bildiği hâlde (kalbiyle benimsememesine rağmen) ister şaka yoluyla, ister korkarak ya da (dünyalık) bir şeye tamah ederek bunu söylediği (Allâh'tan başkasına du'â ettiği) zaman kâfir olur. Öyleyse kalbini bu (şirk olan) dereceye indirip bunu benimseyenlerin durumu nasıl olur? Bu husûsta muhâlefet eden muhâlefet etmiştir.

7- Bu zikredilenlerle beraber, -baban, oğlun ve başkalarından- kâfirlere düşmanlıkla muâmele etmeye başlarsın. Bu husûsta muhâlefet eden muhâlefet etmiştir.

8- Bu "La ilahe İllâllah"ın manasıdır. İlah, me'luh (ibâdet edilen ma'bûd) demektir. [İlahlık]11 Te'ellüh (ilah edinmek, ibâdet etmek) ise amellerden bir ameldir. Bunun Allâh'tan başkasına yapılmasının nefyedilmesi de terk12 çeşitlerinden bir terktir.13

9- Fitne kalmayıp dîn tamamıyla Allâh'ın oluncaya kadar bu esâslar üzerine savaşmaktır.14

10- Allâh'tan başkasına du'â edenlerden, Yahûdîlerden kabûl edildiği gibi cizye kabûl edilmez. Ve yine Yahûdîlerin kadınlarıyla nikâhlanıldığı gibi bunların kadınlarıyla nikâhlanılamaz. Çünkü bu (Yahûdîlikten) daha şiddetli bir küfürdür.15

Sen bütün bu aşamalardan her bir aşamayla amel ettikçe seninle beraber bulunan (aile, eş, dost vb.) bazı kimseler sana katılmayacaktır (seni terk edecektir). Vallâhu A'lem (Allâh en doğrusunu bilendir)!




1- Başlığını, "Allâhu Teâlâ'nın: "Mescidler yalnız Allâh'ındır. O hâlde Allâh ile birlikte hiçbir kimseye du'â (ibâdet) etmeyin." (el-Cinn 72/18) Kavlinden Elde Edilen Meseleler" şeklinde de tercüme edebileceğimiz bu risâle; Muellefât'uş Şeyh Muhammed bin Abdilvehhâb, 1/388-389 ve ed-Durar'us Seniyye, 13/426-427'de geçmektedir. Ayrıca hicrî 1317'de Hindistan'da basılan "Fethullâh'il Hamîd'il Mecîd" adlı eserde (sf. 143-144) -ki eserin müellifi hakkında çok fazla bir şey bilinmeyen bu kitâbın Şeyh Muhammed bin Abdilvehhâb'ın "Kitâb'ut Tevhîd" isimli eserine yapılan şerhler arasında ilk defa matbaada basılanı olduğu söylenmektedir- bu risâle az farkla nakledilmiştir. Bu farkların Şeyh Rahimehullâh'ın sözlerine yapılan bir açıklama cinsinden olması muhtemeldir. Yine de faydasına binâen yeri geldikçe ifâde farklılıklarına dikkat çekilecektir inşâllâhu Teâlâ.

2- "Fethullâh'il Hamîd'il Mecîd" isimli eserde bu risâlenin girişinde şöyle denilmektedir:

"Allâhu Teâlâ Onu Cennetine Yerleştirsin, Şeyh Muhammed bin Abdilvehhâb Rahimehullâh şöyle demiştir:

La ilahe illallâh'ın on derecesi vardır, öyle ki Müslümanın bunları öğrenmesi ve insanları da buna göre tanıması, ayırt etmesi gerekir."

3- Bu parantez içi ilâve "Fethullâh'il Hamîd'il Mecîd" isimli eserde zikredilmiştir.

4- Ed-Durar'us Seniyye'de bu risâlenin sonunda "Bu husûsta muhâlefet eden muhâlefet etmiştir." sözü ile alâkalı şöyle bir açıklamada bulunmaktadır:

"Allâh'tan başkasına du'â etmenin câiz olduğuna inanan insanlar vardır. Rasûl Sallallâhu Aleyhi ve Sellem ve ona îmân edenler bu kimselere muhâliftir. Tâğûtu reddetmeyen ve ona buğzetmeyen kimseler vardır. Rasûl Sallallâhu Aleyhi ve Sellem ve ona tâbi olanlar, bu kimselere muhâliftir. Zîrâ İbrâhîm Aleyh'is Selâm'ın dîni, Tâğûtu reddedip Allâh'a îmân etmektir. Bu anlatılanlar, risâlede bahsedilen diğer aşamalarla alâkalı da geçerlidir." Vallâhu A'lem!

5- Bu parantez içi ilâve "Fethullâh'il Hamîd'il Mecîd" isimli eserde zikredilmiştir.

6- Bu parantez içi ilâve "Fethullâh'il Hamîd'il Mecîd" isimli eserde zikredilmiştir.

7- Bu parantez içi ilâve "Fethullâh'il Hamîd'il Mecîd" isimli eserde zikredilmiştir.

8- Bu parantez içi ilâve "Fethullâh'il Hamîd'il Mecîd" isimli eserde zikredilmiştir.

9- Bu parantez içi ilâve "Feth'ullâh'il Hamîd'il Mecîd" isimli eserde zikredilmiştir.

10- Bu parantez içi ilâve "Fethullâh'il Hamîd'il Mecîd" isimli eserde zikredilmiştir.

11- Bu parantez içi ilâve "ed-Durar'us Seniyye" isimli eserlerde zikredilmiştir.

12- Bu kısım "Fethullâh'il Hamîd'il Mecîd" isimli eserde şu şekildedir:

"Bu, La ilahe illallâh ile alâkalıdır ve o, La ilahe illallâh'ın manasıdır. Bunun varlığı bir ameldir, reddedilmesi de amelin terkidir."

13- Yani tevhîdin temeli ister nefiy (red) isterse de isbât (kabûl) bâbından olsun amele dayanır. Bazılarının zannettiği gibi La ilahe illallah, amelle alâkası olmayan, sırf kalpte ve dilde yer alan bir kelimeden ibâret değildir.

14- Zîrâ Allâhu Teâlâ şöyle buyurmaktadır:

"Fitne (şirk) ortadan kalkıncaya ve dîn tamamen Allâh'ın oluncaya kadar onlarla savaşın!.." (el-Enfâl 8/39)

15- Bu kısım "Fethullâh'il Hamîd'il Mecîd" isimli eserde şu şekildedir:

"Şirk işleyenin küfrü, Yahûdîlerin küfründen daha şiddetlidir. Zîrâ Yahûdî kadınlarıyla evlenilir, müşrik kadınlarla evlenilmez."

"Eğer cahil ısrar ederse, büyüklenirse, sapıklığında ve dalaletinde kararlıysa, körlüğü hidayete seçmişse ve içerisine düşüp kendisi hakkında cedelleştiği şey, kendisini işleyen şahsı Müslümanlar fırkasından müşrikler zümresine çıkaran büyük şirk kapsamındansa, bu durumda adil hüküm, kılıçtır!" (el-Feth'ur Rabbânî min Fetâvâ'l İmâm eş-Şevkânî, 1/185)

🡱 🡳

Benzer Konular (5)