Darultawhid

Gönderen Konu: ALLAHU TEÂLA KÜÇÜK ŞİRK İŞLEYENİ BAĞIŞLAR MI?  (Okunma sayısı 122 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimiçi Tevhid Ehli

  • Administrator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 1766
  • Değerlendirme Puanı: +49/-0
Bismillahirrahmanirrahim,

Allahu Teâla şöyle buyurmaktadır:


إِنَّ اللَّهَ لَا يَغْفِرُ أَنْ يُشْرَكَ بِهِ وَيَغْفِرُ مَا دُونَ ذَلِكَ لِمَنْ يَشَاءُ

“Allah kendisine ortak koşulmasını bağışlamaz, onun aşağısındakileri dilediği kimse için bağışlar.” (Nisa 48-116)

Bu ve benzeri naslardan dolayı İslam ümmeti, Allah’tan başkasını ilah ve rabb edinmek suretiyle Ondan başkasına ibadet eden yani büyük şirk işleyen kimsenin İslam’dan çıkıp kâfir olduğunda ve de böyle birisinin asla affedilmeyeceğinde, cennete giremeyeceğinde ve cehennemde ebediyyen kalacağında ittifak halindedir. Keza, Ehli sünnet büyük şirkin aşağısındaki günahları işleyenlerin cehennemde ebedi kalmayacağı hususunda da ittifak etmiştir. Buna küçük şirk de dâhildir, yani dinden çıkarmayan ancak şirk ismini alan, bazı yönlerden şirke benzerlik taşıyan riya, nazar boncuğu takmak, uğursuzluğa inanmak gibi küçük şirk fiillerini işleyen kimseler de icma ile cehennemde ebedi kalmazlar. Çünkü tevhid ehlinin cehennemde ebedi kalmayacağı, bir müddet azap çekse de sonunda mutlaka cennete gireceği hususunda açık nasslar varid olmuştur. Osman Radıyallâhu Anh’dan nakledilen şu hadîs ve benzerleri de bu hususa delâlet etmektedir:

«مَنْ مَاتَ وَهُوَ يَعْلَمُ أَنَّهُ لَا إِلَهَ إِلَّا اللهُ، دَخَلَ الْجَنَّةَ»

«Her kim Allâh’tan başka ilah olmadığını bilerek ölürse cennete girer.» (Müslim, Hadis no: 26)

Ancak bundan sonra küçük şirk işleyen kimse de tıpkı diğer günah sahipleri gibi Allah’ın dilemesi altında mıdır, yani Allah dilerse bu kimselere azap eder, dilerse onları bağışlar mı demek gerekir; yoksa küçük şirk işleyenler bundan tevbe etmedikleri müddetçe bağışlanmaz ve ancak cezasını çektikten sonra cennete girer mi demek gerekir konusu hakkında bazı muasırlar ihtilaf etmiş ve de geçmiş âlimlerin de bu hususta ihtilaf ettiğini söylemişlerdir. Ben bu kısa araştırmamda geçmiş âlimlerden, küçük şirkin bağışlanabileceğini söyleyen açık bir ibareye rastlamadım. Ancak, buna delalet etme ihtimali olan bazı sözler mevcuttur. Mevzu, -az ilerde de izah edileceği üzere- zaten hakkında tam kati bir nassın bulunmadığı, ihtilafa açık bir meseledir o yüzden bu hususta ihtilaf olması mümkün ve muhtemeldir. Küçük şirkin tıpkı büyük şirk gibi affedilmeyeceğini ise bazı âlimler açıkça söylemişlerdir. Hanbeli fakihlerinden ve aynı zamanda İbni Teymiye’nin öğrencisi olan İbn Müflih rahimehullah, hocasının bu husustaki kanaatini şöyle aktarmaktadır:


قَالَ شَيْخُنَا: يَحْرُمُ طَوَافُهُ بِغَيْرِ الْبَيْتِ الْعَتِيقِ, اتِّفَاقًا, قَالَ: وَاتَّفَقُوا أَنَّهُ لَا يُقَبِّلُهُ وَلَا يَتَمَسَّحُ بِهِ, فَإِنَّهُ مِنْ الشِّرْكِ, وَقَالَ: وَالشِّرْكُ لَا يَغْفِرُهُ اللَّهُ وَلَوْ كَانَ أَصْغَرَ.

“Şeyhimiz dedi ki: Beyt-i Atik (yani Kabe) dışında bir yerin tavaf edilmesi ittifakla haramdır. Yine şöyle dedi: Böyle bir yerin öpülmeyeceği ve mesh edilmeyeceği (el sürülmeyeceği) hususunda da ittifak etmişlerdir. Zira bu şirktendir. Dedi ki: Allah, velev küçüğü de olsa şirki bağışlamaz.” (Nakleden, İbnu Muflih, el-Furu, 6/66; aynı şekilde Behuti de Keşşaf’ul Kina, 2/517’de onaylayarak nakletmektedir.)

Muasırlardan bazıları, İbn Teymiye’nin bu konudaki sözlerinin birbiriyle çelişki arzettiğini iddia etmişlerdir. Bunu İbn Useymin –Allah layıkıyla muamele etsin- “Kavl’ul Mufid” adlı kitabında ve başka yerlerde ileri sürmüştür. Bunu da gördüğüm kadarıyla kendisinin savunduğu küçük şirk bağışlanabilir, görüşünü kuvvetlendirmek amacıyla yapmıştır. Zaten o, malum olduğu üzere sadece küçük şirkin değil, büyük şirkin de bağışlanabileceğini, sahibinin de cehalet ve tevil gibi durumlarda kâfir olmayabileceğini ileri sürmektedir! İcma ile batıl olan büyük şirkte cehaletin mazeret olduğu ve dolayısıyla affedilebileceği görüşünü savunan birisinin, ihtilafa açık olan bir mevzu olan küçük şirkin bağışlanabileceği görüşünü savunmasına şaşılmaz, belki de bu küçük şirk meselesini diğerine basamak yapmaktadır, doğrusunu Allah bilir, ancak herhalükarda bu hususta kendi görüşüne muhalif olan âlimlerin sözlerini anlamaya çalışmak yerine alelacele çelişkili addetmeye kalkması gayrı ilmi bir tutumdur. Bu, günümüzde hakkı bulmak yerine kendi görüşlerini mutlaklaştırıp müdafaa etmeye çalışan birçok kimsenin düştüğü bir hatadır. Şimdi İbn Useymin diyor ki:


وشيخ الإسلام ابن تيمية المحقق في هذه المسائل، اختلف كلامه في هذه المسألة; فمرة قال: الشرك لا يغفره الله ولو كان أصغر، ومرة قال: الشرك الذي لا يغفره الله هو الشرك الأكبر.

“Bu hususlarda muhakkik (araştırmacı, tahkik ehli) olan Şeyhulislam İbn Teymiyye bu meseledeki sözlerinde ihtilafa düşmüştür: Bir yerde 'Küçük bile olsa Allah şirki affetmez.’ derken bir yerde 'Allah’ın affetmediği şirk, büyük şirktir.’ demiştir.” (Kavl’ul Mufid, 1/114)

İlginçtir ki İbn Useymin, İbn Teymiye’nin bu tür akidevi konularda uzman ve tahkik ehli bir alim olduğunu kabul ettiği halde, onun bu konuda çelişkiye düştüğünü çok rahat aynı cümlenin devamında ifade edebilmektedir! Herhangi bir konuda mütehassıs, işin ehli olan bir âlimin, o konuda yanlış görüş ifade etmesi bile az rastlanan bir durumken bir de çelişkili konuştuğunu ileri sürmek nasıl bir anlayışın ürünüdür? İbn Useymin’in konuyla alakalı sözlerini nakleden –Allah hidayet etsin- Müsned eI Kahtani’ye ait “Küçük Şirk” adlı kitapta, İbn Teymiye’nin 'Allah’ın affetmediği şirk, büyük şirktir.’ Sözüne kaynak olarak Mecmuu'I-Fetava’nın, 1. Cild 204. Sahifesi gösterilmiştir. Ben zikri geçen yerde konuyla alakalı bir ifadeye rastlayamadım. Ancak ona yakın bir yerde İbn Teymiye rahimehullah şöyle demektedir:


فَالشِّرْكُ إنْ كَانَ شِرْكًا يَكْفُرُ بِهِ صَاحِبُهُ. وَهُوَ نَوْعَانِ: - شِرْكٌ فِي الْإِلَهِيَّةِ وَشِرْكٌ فِي الرُّبُوبِيَّةِ. فَأَمَّا الشِّرْكُ فِي الْإِلَهِيَّةِ فَهُوَ: أَنْ يَجْعَلَ لِلَّهِ نِدًّا - أَيْ: مِثْلًا فِي عِبَادَتِهِ أَوْ مَحَبَّتِهِ أَوْ خَوْفِهِ أَوْ رَجَائِهِ أَوْ إنَابَتِهِ فَهَذَا هُوَ الشِّرْكُ الَّذِي لَا يَغْفِرُهُ اللَّهُ إلَّا بِالتَّوْبَةِ مِنْهُ.

“Şirk, eğer hakikaten şirkse sahibini kâfir yapar. Bu da iki çeşittir. İlahlıkta şirk, rabblik hususunda şirk. İlahlıktaki şirke gelince; bu, Allah’a ibadetinde, sevgisinde, korkusunda, ümidinde veya yönelmesinde eş yani benzer edinmektir. İşte bu, kendisinden tevbe edilmedikçe Allah’ın bağışlamayacağı şirktir.” (Mecmuu'I-Fetava, 1/91)

İbn Useymin ve başkaları, bu tarz umum ifadelerden yola çıkarak İbn Teymiye’nin büyük şirk dışındaki bütün günahların tevbe edilmese de bağışlanabileceği görüşünde olduğunu, bunun ise kendisinden nakledilen diğer görüşle çeliştiğini söylemektedirler. Ancak İbn Teymiye’nin sözlerinin bu konuya delaleti açık değildir. Zaten Şeyh rahimehullah, burada küçük şirkle alakalı herhangi bir konuya girmemektedir. Sadece ilahlık hususunda Allaha ortak koşmanın kendisinden tevbe edilmedikçe bağışlanmayacak bir günah olduğunu ifade etmektedir. Bundan başka, tevbe edilmedikçe bağışlanmayacak olan bir günahın varlığına ya da yokluğuna işaret etmemektedir. Kaldı ki burada –zayıf da olsa-, İbn Teymiye’nin bu husustaki kanaatini değiştirip diğer görüşe geçmiş olması ihtimali mevcuttur. Bunda da kınanacak bir şey yoktur, mesele zaten içtihadi bir meseledir. Bu durumda hangisinin daha önce söylendiğini tesbit etmek gerekir. Şeyh’ten meşhur olan ve en çok nakledilen görüş birincisi yani küçük şirkin affedilmeyeceği görüşüdür. Bununla beraber Şeyh’in bu konudaki görüşlerinin birbiriyle çeliştiği de kati olarak isbat edilecek bir şey değildir. Kanaatimizce bu zikredilenler umum birtakım ifadeler olup, konuya delaletleri kati olmadığından bu ve benzeri sözleri bu meseleye delil getirmek doğru olmaz.
Aynı şekilde başka âlimlerin, büyük şirk dışındaki günahların affedilebileceğine dair umum bazı sözleri, onların küçük şirkle alakalı da aynı kanaate sahip olduklarına delil getirilmiştir. Mesela İbnu Cerir et-Taberi rahimehullah Nisa: 48. Ayetin tefsirinde şöyle demektedir:


وَقَدْ أَبَانَتْ هَذِهِ الْآيَةُ أَنَّ كُلَّ صَاحِبِ كَبِيرَةٍ فَفِي مَشِيئَةِ اللَّهِ , إِنْ شَاءَ عَفَا عَنْهُ , وَإِنْ شَاءَ عَاقَبَهُ عَلَيْهِ مَا لَمْ تَكُنْ كَبِيرَةً شِرْكًا بِاللَّهِ

“Bu ayet, her büyük günah sahibinin Allah’ın dilemesi altında olduğunu, Onun da dilerse o günahı affedeceğini, dilerse de ondan dolayı cezalandıracağını açıkça beyan etmektedir. Bu büyük günah şirk olmadıkça bu böyledir.”

Burada İmam Taberi, umum ifadelerle şirkin dışındaki bütün günahların Allah’ın dilemesine kalmış olduğunu ifade etmektedir. Ancak bununla beraber, buna küçük şirki dâhil etmiş olma ihtimali olsa da bu husus açık değildir, belki “şirk olmadıkça” derken büyük veya küçük şirk olmadıkça manasında söylemiş olma ihtimali de az veya çok mevcuttur. Yine de Taberi’nin bu sözleri, küçük şirkin bağışlanacağını ifade eden bir nakil olarak bazı muasırlar tarafından zikredilmiştir.

Muhammed bin Abdilvehhab'ın talebelerinden Abdulaziz bin Abdillah el Husayn ise şöyle demektedir:

والشرك الأصغر: ذنب تحت المشيئة، كسائر الذنوب، بل هو أكبرها، لعموم قوله: {إِنَّ اللَّهَ لا يَغْفِرُ أَنْ يُشْرَكَ بِهِ} [سورة النساء آية: 48] ، وحديث: " أي الذنب أعظم " ، ولكن لا يكفر مرتكبها ولا يخرج عن الملة الإسلامية، إذا لم يستحل فعلها.

"Küçük şirk, diğer günahlar gibi Allah'ın dilemesine kalmış bir günahtır hatta bu günahların en büyüğüdür. "Allah kendisine ortak koşulmasını bağışlamaz" (Nisa: 48) ayeti, "En büyük günah hangisidir, seni yarattığı halde Allah'a ortak koşman…" hadisi gibi nassların umumi delaleti bunu gösterir. Fakat küçük şirki işleyen kişi tekfir edilmez ve yaptığı işi helal addetmedikçe de bu kimse İslam milletinden çıkmaz." (Durer'us Seniyye 2/185)

Bu zat da küçük şirkin Allah’ın dilemesi altında olduğunu ifade etmektedir. Bununla beraber sözlerinde yine bir kapalılık görülmektedir zira şirkle alakalı nassların hükmünün, küçük şirk hakkında da geçerli olacağını ifade etmektedir ve de küçük şirkin bağışlanmayacağını söyleyen alimlere yönelik bir eleştiri getirmemektedir.

İbn’ul Kayyim ve başkalarının da bu tarz sözleri getirilerek bu meselede onların diğer tarafta yani küçük şirk bağışlanabilir diyen tarafta yer aldıkları iddia edilmektedir. Ancak, kanaatimizce bu hükme varmakta acele etmek doğru değildir. Çünkü büyük şirk dışındaki günahların affedilebileceği sözü genel bir sözdür. Bundan, büyük şirk dışındaki amellerin sahibini ebedi cehennemlik yapmayacağı da kasdedilebilir, zira neticede kişinin bir müddet azap çektikten sonra o azaptan kurtulması da af ve mağfiretin bir çeşididir, bu mutlak anlamda sadece kâfirler hakkında nefyedilir. Keza, bununla büyük günah işleyen kimsenin kâfir olup ebedi cehennemde kalacağını iddia eden Harici ve Mutezili fırkalara reddiyede bulunmak da kasdedilmiş olabilir. Yani, bütün bunlar ihtimalli sözlerdir. Bu bakımdan, âlimlerin bu tarz sözlerinde küçük şirki açık bir şekilde zikrettikleri sabit olmadıkça, onların sözlerini bu ihtilafa dâhil etmek usulen doğru olmaz, kanaatindeyim. Lakin yukarda İbn Teymiye’den naklettiğimiz gibi açıkça küçük şirkin bağışlanmayacağını ya da tam zıttı bağışlanabileceğini ifade eden sözler nakledilebilirse ancak bunlar bu meselenin tahkikinde kullanılabilir.

Necdi alimlerden Abdurrahman bin Hasen Al'uş Şeyh şöyle demektedir:

وأمور الشرك أكبره وأصغره لا تدرك بالعد، لكن الشرك الأكبر يخرج من الملة، ويحبط الأعمال; لأنه أعظم ذنب عصي الله به؛ وهو أظلم الظلم لأن الشرك أخذ حق الله، ووضعه فيمن لا يستحقه.وأما الشرك الأصغر فهو أكبر من الكبائر، " لقول النبي صلى الله عليه وسلم لمن رأى في يده حلقة من صفر، فقال: ما هذه؟ قال: من الواهنة; قال: انزعها. فإنها لا تزيدك إلا وهنا، فإنك لو مت وهي عليك ما أفلحت أبدا "ولا يكفر الشرك أصغره وأكبره، إلا بالتوبة منه قبل الممات؛ والأصغر لا يكفره في الدار الآخرة، إلا كثرة الحسنات; لأن الأصغر لا يحبط إلا العمل الذي وقع فيه خاصة

"Büyüğüyle küçüğüyle şirke dair meseleler çoktur, saymakla bitmez. Velakin şurası vardır ki büyük şirk İslam dininden çıkartır ve amelleri de iptal eder. Zira o Allaha karşı işlenen günahların en büyüğüdür. O aynı zamanda zulümlerin en büyüğüdür; zira şirk Allah’ın hakkını ihlal etmek ve o hakkı hak etmeyen bir yere vermektir. Küçük şirk ise büyük günahların en büyüğüdür. Bu hususta Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: O (sallallahu aleyhi ve sellem) kolunda (sarı pirinçten yapılma) halka olan bir adam gördü. «Yazıklar olsun sana, Bu nedir?» diye sordu. Adam, ''Kolumdaki ağrıdan dolayı bunu taktım." dedi. Bunun üzerine Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem: «Onu çıkar! Çünkü bu, ağrını arttırmaktan başka bir ise yaramaz. Şayet bu üzerindeyken ölecek olsaydın, ebediyen kurtulamazdın.» buyurdu. Ölmeden önce tevbe edilmesi durumu müstesna, küçük şirk de büyük şirk de bağışlanmaz. Ahiret yurdunda küçük şirkin günahını ancak çokça yapılan iyilik kaldırabilir. Zira küçük şirkin günahı, ancak küçük şirke düşülen ameli  iptal eder." (ed-Durer'us Seniyye, 11 / 496)

Abdurrahman bin Hasen rahimehullah’ın, İmam Ahmed’in rivayet ettiği İmran bin Husayn hadisiyle istidlal ederek küçük şirkin bağışlanmayacağına delil getirdiği görülmektedir. Zira Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem, koluna halka takmış olan kişiye hitaben “Şayet bu üzerindeyken ölecek olsaydın, ebediyen kurtulamazdın.” Buyurmuştur. Aynı hadisi Şeyh Muhammed bin Abdilvehhab rahimehullah da “kendisinde beis olmayan bir senedle” kaydını zikrederek nakletmiş ve şöyle demiştir:


الأولي:التغليظ في لبس الحلقة والخيط ونحوهما لمثل ذلك.   فيه مسائل.
الثانية: أن الصحابي لو مات وهي عليه ما أفلح. فيه شاهد لكلام الصحابة أن الشرك الأصغر أكبر من الكبائر.
الثالثة: أنه لم يعذر بالجهالة.

İLGİLİ MES'ELELER

1.   Bela ve benzeri olumsuzlukların def edilmesi halka, bilezik, iplik vs. takılmasının tehlikesi ve bu konuda şiddetle titizlik gösterilmesi.
2.  Sahabi birinin üzerinde benzer bir şey takılı iken ölmesinin kurtuluşuna engel teşkil etmesinde ashabın küçük şirki en büyük günah saymalarına delil bulunmaktadır.
3-  Cehaletinin mazeret sayılmadığı görülmektedir.

O, bunları "Kitab'ut Tevhid" de "BELAYA KARŞI HALKA, İP VB. ŞEYLER TAKMANIN ŞİRK OLDUĞUYLA İLGİLİ BÂB" başlığı altında konuyla ilgili –İmran bin Husayn hadisinin de içlerinde olduğu- çeşitli nassları sevkettikten sonra bu nasslarla alakalı meseleleri izah ederken zikretmiştir. Onun da küçük şirkin affedilmeyeceği görüşüne meylettiği görülmektedir. Hatta tıpkı büyük şirkte olduğu gibi küçük şirkte de cehaleti özür görmemektedir. Zira küçük şirk, çoğu zaman mazur sayılacak bir bilgisizlikten ziyade, imanın ve tevekkülün azlığından kaynaklanmaktadır.

Küçük şirkin, kendisinden tevbe edilmedikçe bağışlanmayacağını söyleyen âlimlerin görüşleri bu şekildedir. Yukarda da zikrettiğim gibi âlimlerden, büyük şirk dışındaki günahların bağışlanabileceğine dair umum sözler nakledilmekle beraber, küçük şirkin bağışlanabileceğini ifade eden ve diğer görüşü reddeden açık sözlerine rastlamadım. Şirkin bağışlanmayacağını ifade eden nassların büyüğünü de küçüğünü de kapsayacak tarzda umum sigayla gelmesi ve İmran bin Husayn hadisi gibi ilave bazı delillerden dolayı Allahu a’lem racih olan, küçük şirkin, kendisinden tevbe edilmedikçe bağışlanmayacak bir günah olduğu görüşüdür. Bununla beraber konuyla ilgili delillerin ihtimal taşımasından ve de şirk dışındaki günahların bağışlanabileceğini ifade eden nassların, küçük şirke de teşmil edilmesini delil getirebileceklerinden ötürü küçük şirkin bağışlanabileceğini söyleyen alimler varsa bunlar da bu görüşlerinden dolayı bidatle veya sapıklıkla itham edilemez, bağışlanmayacağını söyleyenlerin bunlarla itham edilemeyeceği gibi, zira mevzu zaten hakkında kati nass bulunmayan içtihada açık bir meseledir. Abdurrahman bin Hasen gibi bazı âlimler, bu hususta çok fazla derecede yapılan iyilikler vasıtasıyla küçük şirkin affedilebileceği şeklinde bir tafsilata gitmişlerdir. Bu da gösteriyor ki küçük şirk her halükarda bağışlanmadan kıyamet günü kurulacak olan mizana girer ve günahların tartıldığı kefeye konulur. Eğer kişi, içinde küçük şirkin de bulunduğu bu kefeyi dengeleyecek kadar sevap işlemediyse günah kefesi ağır gelir ve cehenneme düşer. –Allah korusun- Sonra Allah’ın dilediği kadar azap görüp cehennemden çıkar ve cennete girer. Allahu a’lem. Büyük şirk işleyen kişi ise zaten kâfirdir ve kâfirin de tartılacak bir sevabı yoktur. Bütün bunlar, şirkin büyüğüyle küçüğüyle ne kadar önemli ve tehlikeli bir mesele olduğunu göstermektedir. Buna rağmen insanlar, kendilerini ebedi felakete sürükleyecek olan şirkin büyüğünü önemsememekte, belki Müslümanlar dahi küçük şirke gereken ehemmiyeti vermeyebilmektedir. Hâlbuki küçük şirk de, büyük şirke götüren bir vesiledir, böyle olmasa da ahirette kişinin hüsrana uğramasına vasıtadır. Keza, günümüzde bizzat Allahtan başka ilah ve rabb edinmek demek olan büyük şirki işleyen kimsenin cehaletinden ötürü bağışlanabileceği, cennete girebileceği, şefaate hak kazanabileceği dillendirilmektedir. Hâlbuki âlimler, bunları ittifakla reddettikleri gibi bunun aşağısında kalan küçük şirkin dahi bağışlanmayacağını, bu husustaki cehaletin de mazeret sayılamayacağını ifade etmişlerdir. Bu vesileyle günümüz batıl davetçilerinin müminlerin yolundan ne kadar uzak bir sapmayla saptıkları bir kez daha ortaya çıkmıştır. Rabbul alemin’den bizleri ve ailelerimizi şirkin büyüğünden ve küçüğünden, açığından ve gizlisinden muhafaza buyurmasını diliyoruz. Amin velhamdulillahi Rabbil alemin.


 

Related Topics

  Konu / Başlatan Yanıt Son İleti
1 Yanıt
4869 Gösterim
Son İleti 18.04.2019, 10:59
Gönderen: İbn Umer
2 Yanıt
3553 Gösterim
Son İleti 21.05.2017, 21:12
Gönderen: huzeyfe
6 Yanıt
3979 Gösterim
Son İleti 03.02.2019, 23:26
Gönderen: İbn Umer
3 Yanıt
2318 Gösterim
Son İleti 26.07.2018, 03:06
Gönderen: Tevhid Ehli
2 Yanıt
1410 Gösterim
Son İleti 26.12.2018, 06:55
Gönderen: Tevhid Ehli