Darultawhid

Gönderen Konu: KABİR VE TÜRBE ZİYARETİ İÇİN YOLCULUĞA ÇIKMANIN HÜKMÜ  (Okunma sayısı 484 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimiçi Tevhid Ehli

  • Administrator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 1978
  • Değerlendirme Puanı: +50/-0
Bismillahirrahmanirrahim,

İbnu Kudame el-Makdisi rahimehullah el-Umde adlı eserinin Hacc bölümünde sonlara doğru şöyle bir ifade kullanmaktadır:

"Hacc yapanın Nebî Sallallâhu Aleyhi ve Sellem’in ve iki sahâbesinin (Ebû Bekir es-Sıddîk Radiyallâhu Anh ve Ömer İbn’ul Hattâb Radiyallâhu Anh’ın Medîne’de bulunan) kabirlerini ziyâret etmesi müstehabb’tır."

Bu, kişinin yola çıkma gâyesi kabri ziyâret değil de Mescid-i Nebevî’yi ziyâret etmek olduğu takdirde müstehabb olur. Yani kişi Medîne’deki Mescid-i Nebevî’yi ziyâret ettikten sonra Rasûlullâh Sallallâhu Aleyhi ve Sellem’in ve iki değerli sahâbesinin kabirlerini ziyâret ederek selâm verir ve kıbleye yönelerek onlar için ve kendisi için du’â eder. Lâkin yola çıkış gâyesi kabri ziyâret etmek olursa bundan dolayı sevâb bir yana günâh kazanır!

“Feth’ul Mecîd” adlı eserde “Kabrimi bayram yeri edinmeyin!” hadîsinin açıklaması sadedinde şöyle denilmektedir:


«لَا تَتَّخِذُوا قَبْرِي عِيدًا»

“Kabrimi bayram yeri edinmeyin!” (Ahmed, Müsned, Hadîs no: 8804)

Hadîste, ister Nebî Sallallâhu Aleyhi ve Sellem’in isterse başkalarının kabri olsun sırf kabir ve türbeleri ziyâret amacıyla yolculuk yapmanın menedildiğine dâir delîl vardır. Çünkü bu hareket, oraları bayram yerine dönüştürme kapsamındadır. Bilakis bu, -beraberinde yapılan bir takım fiillerle birlikte- şirke götüren sebeblerin en büyüklerinden birisidir. Bu mesele Şeyh’ul İslâm’ın (İbnu Teymiye Rahimehullâh’ın) hakkında fetvâ verdiği bir meseledir. Burada benim söz konusu ettiğim husûs, (başka bir amaç için değil) sadece peygamber ve sâlihlerin kabirleri-ni ziyâret için yolculuk yapmaktır. Âlimlerin bu konuya ilişkin ihtilâfları nakledilmiştir. Gazzalî Rahimehullâh ve Ebû Muhammed Makdisî (el-Umde müellifi, İbnu Kudâme Rahimehullâh) başta olmak üzere bazıları bunun mübâh olduğunu ileri sürmüşlerdir. Bunu men edenler de vardır. İbnu Batta Rahimehullâh, İbnu Âkil Rahimehullâh, Ebû Muhammed el-Cuveynî Rahimehullâh ve Kadî İyâd Rahimehullâh bunların başında gelir. Bu cumhûrun kavlidir. İmam Malik Rahimehullâh da bunu açıkça ifâde etmiş ve imâmlardan kendisine muhâlefet eden olmamıştır. Doğru olan da budur.

Ebû Sa’îd Radiyallâhu Anh’dan nakledildiğine göre Rasûlullâh Sallallâhu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu:

«وَلاَ تُشَدُّ الرِّحَالُ، إِلَّا إِلَى ثَلاَثَةِ مَسَاجِدَ: مَسْجِدِ الحَرَامِ، وَمَسْجِدِي هَذَا وَمَسْجِدِ الأَقْصَى»

“Üç mescid hâricinde yolculuğa çıkılmaz: Mescid-i Harâm, benim bu mescidim (Mescid-i Nebevî) ve Mescid-i Aksâ.” (Buhârî, Hadîs no: 1197; Müslim, Hadîs no: 827)

Kabir ve türbe ziyâretleri de bu yolculuk yasağının içinde yer alır. Bu ya nehiydir veya nefiydir. [“Yolculuğa çıkılmaz” ifâdesi ya yasaklama amaçlıdır yahut da vâkıadan haber verir. (Mütercim)] Ancak bir rivâyette nehiy (yasaklama) kipiyle gelmiş olmasından dolayı bunun yasaklama manâsında olduğu bellidir. Sahâbe Radiyallâhu Anhum da bundan men manâsını çıkarmışlardır. Nitekim Muvattâ, Müsned ve Sünenlerde böyle gelmiştir.

Basra ibnu Ebî Basra el-Gifârî’den rivâyet olunduğuna göre o, Ebû Hureyre Radiyallâhu Anh’a şöyle demiştir: -ki Ebû Hureyre Radiyallâhu Anh, Tûr’dan (Tûr Dağı’ndan) geliyordu- Sen oraya çıkmadan önce sana yetişebilseydim, oraya çıkmazdın. Çünkü Rasûlullâh Sallallâhu Aleyhi ve Sellem’in şöyle buyurduğunu işittim:


«لَا تُعْمَلُ الْمَطِيُّ إِلَّا إِلَى ثَلَاثَةِ مَسَاجِدَ: الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ، وَ مَسْجِدِي هَذَا، وَمَسْجِدِ الأَقْصَى»

“Üç mescitten başkası için yolculuğa çıkılmaz. Biri Mescid-i Harâm, diğeri benim bu mescidim (Mescid-i Nebevî) ve üçüncüsü de Mescid-i Aksâ’dır.” (Nesâî, Hadîs no: 1430; Ahmed, Müsned, Hadîs no: 23848; Malik, Muvattâ, 2/151 Hadîs no: 364)

İmam Ahmed ve Ömer bin Şebbe “Ahbâr’ul Medîne” adlı eserinde ceyyid bir senedle Kazâa’dan rivâyet ettiklerine göre, o demiştir ki:


«أَتَيْتُ ابْنَ عُمَرَ فَقُلْتُ: إني أريد الطُّورَ. فَقَالَ: إِنَّمَا تُشَدُّ الرِّحَالُ إِلَى ثَلَاثَةِ مَسَاجِدَ: الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ، وَمَسْجِدِ المدينة وَالْمَسْجِدِ الْأَقْصَى، فَدَعْ عَنْكَ الطُّورَ وَلَا تَأْتِهِ»

“İbnu Ömer Radiyallâhu Anhuma’ya gittim ve kendisine: ‘Ben Tûr’a gitmek istiyorum’ dedim. Bunun üzerine şöyle dedi: ‘Ancak şu üç mescid için yolculuk hazırlığı yapılır: Mescid-i Harâm, Medîne (Nebî) Mescid-i ve Mescid-i Aksâ. Sana Tûr’a gitmeyi terket, oraya gitme’ diyorum.” (İbnu Ebî Şeybe, el-Musannef, Hadîs no: 7539; Fâkihî, Ahbâru Mekke, Hadîs no: 1193)

İbnu Ömer Radiyallâhu Anhuma ve Basra bin Ebî Basra, Tûr’u da ziyâret edilmesi nehyedilen yerlerden saymışlardır. Çünkü her ikisinin de zikrettikleri lafız, kûrbet (Allâhu Teâlâ’ya yaklaşmak) kasdıyla üç mescidin dışındakilere gidilmesi konusundaki nehyi göstermektedir. Böylece şu gerçek de bilinmiş olmaktadır: Buradaki men (yasak), âmm (genel) olarak istisnâ edilenlerin dışında kalan tüm mescidleri ve başka yerleri kapsamaktadır. Yoksa nehiy sadece mescitlere hâs değildir. İşte her ikisi de bu hadîse dayanarak Tûr’a çıkmayı nehyetmişlerdir. Zirâ Tûr’a gidenler oranın fazîletli bir yer olması sebebiyle oraya yolculuk ederler. Çünkü Allâhu Teâlâ buraya “Mukaddes Vâdî” ve “Buk’ât’ul Mubâreke/Mübârek Yer" adını vermiştir. Musa Aleyh’is Selâm ile de burada konuşmuştur. İşte bu görüş (kabirler vb. için yolculuğa çıkılmayacağı görüşü) dört mezhep imâmının ve cumhûr-u ulemânın görüşüdür. Bu husûsta daha fazla bilgi edinmek ve muhâliflere verilen cevâblara ulaşmak isteyenlere, Şeyh’ul İslâm’ın (dönemin Malikî kadısı) İbnu Ahnâî’ye, sahîh hadîslerin, âlimlerin kabûl ettiği görüşlerin ve kıyas-ı evlânın delâlet ettiği husûslarda yaptığı itirâzlara cevâb olarak yazdığı eserini (er-Reddu ale’l Ahnâî) okumalarını tavsiye ederiz. Zîrâ bu husûstaki mefsedet ortadadır. Üç mescidin dışındaki mescitlere yapılan ziyâretin yasaklanmasına gelince (bu husûsta hiç bir zarar olmasa bile), nihâyetinde buralara yolculuk yapmayı gerektirecek hiç bir maslahat yoktur ve bunu gerektirecek bir meziyet de yoktur.

Hâfız Muhammed bin Abdulhadî Rahimehullâh “es-Sarîm’ul Münkî fi’r Redd ale’s Sübkî” adlı eserinde bu meseleyi uzun uzadıya açıklayarak, Rasûlullâh Sallallâhu Aleyhi ve Sellem’in kabrini ziyâretle ilgili hadîslerin illetlerini bir bir aktarmıştır. Gerek bu zât gerekse İbnu Teymiyye Rahimehullâh, bu husûsta Rasûlullâh Sallallâhu Aleyhi ve Sellem’den ve ashâbından sahîh bir hadîs bulunmadığını açıklamışlardır. Kaldı ki bunlar tartışmaya neden olan şeye delâlet dahi etmezler. Çünkü bu hadîslerde sadece mutlak manâda ziyâret söz konusudur. Bu, -yolculuk sözkonusu olmadığı takdirde- kimsenin inkâr etmediği bir şeydir ve içinde şirk ve bid’at bulunmayan şer’î anlamdaki ziyârete hamledilir.” (Abdurrahman bin Hasen, Feth’ul Mecîd, sf 259 vd.)

Şeyh Süleymân Rahimehullâh’ın “Teysir’ul Azîz’il Hamîd” isimli eserinde naklettiğine göre; İmâm Malik Rahimehullâh, Medîne’ye yolculuk yapmayı adayan kişi-nin amacı Mescid-i Nebevî’de namaz kılmak ise adağını yerine getirmesi gerektiğini, eğer ki amacı Rasûlullâh Sallallâhu Aleyhi ve Sellem’in kabrini ziyâret ise bu adağı yerine getirmeyeceğini ifâde etmiş ve buna delîl olarak zikri geçen “üç mescid dışında yolculuk olmayacağı hadîsi”ni getirmiştir. Bunu İsmail bin İshâk “el-Mebsût” adlı eserinde nakletmiş, “Müdevvene” ve “Cellab” adlı eserlerde de bunun benzerleri nakledilmiştir. (Süleymân bin Abdillâh, Teysir’ul Azîz’il Hamîd, 1/304-305)

İbnu Hacer el-Askalânî, Feth’ul Bârî’de (3/65) Kâdî Huseyn, Kâdî İyâd ve Ebû Muhammed el-Cuveynî’nin üç mescid hâricinde kabirler vs. yerlere yapılan yolculukları nehyettiklerini zikretmiş, kezâ İbnu Kudâme kendisi aksini tercîh etse de İbnu Âkil’den bunun câiz olmadığı hatta kabir ziyâreti için sefere çıkan kişinin namazı kısaltamayacağı görüşünü nakletmiş (el-Muğnî, 3/117-118), İbnu Battâ ise el-İbânet’us Suğra adlı eserinde “Kitâb’da ve Sünnet’de Aslı Olmayan Cahiliye Fiilleriyle Benzeşen Uydurulmuş Bid’atler” başlığı altında (sf 270-278) kabir ziyâreti için yolculuğa çıkmanın bir bid’at olduğunu beyân etmiştir. (sf 273, no: 536)

Böylece (Allâh onu da bizleri de bağışlasın) Şeyh İbnu Kudâme’nin hacca giden herkesin kabr-i şerîf’i ziyâret etmesinin mutlak manâda müstehabb olduğunu ifâde eden bu kavlinin isâbetli olmadığı ortaya çıkmaktadır. Vallâhu â’lem!

(Not: Bu yazı, el-Umde tercümesinde koyduğumuz bir dipnottan düzenlenerek hazırlanmıştır. Bkz. el-Umde, sf 163-165, Neda Yay.)


 

Related Topics

  Konu / Başlatan Yanıt Son İleti
2 Yanıt
5980 Gösterim
Son İleti 02.01.2019, 20:37
Gönderen: Tevhid Ehli
0 Yanıt
1881 Gösterim
Son İleti 17.11.2015, 14:46
Gönderen: İbn Teymiyye
2 Yanıt
6176 Gösterim
Son İleti 23.05.2016, 00:24
Gönderen: Uhey
1 Yanıt
524 Gösterim
Son İleti 31.07.2020, 20:05
Gönderen: Tevhid Ehli
0 Yanıt
259 Gösterim
Son İleti 02.09.2020, 23:32
Gönderen: Tevhid Ehli