Darultawhid

Gönderen Konu: KABİR VE TÜRBE ZİYARETİ İÇİN YOLCULUĞA ÇIKMANIN HÜKMÜ  (Okunma sayısı 732 defa)

0 Üye ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimiçi Tevhid Ehli

  • Administrator
  • Yönetici
  • *****
  • İleti: 2022
  • Değerlendirme Puanı: +50/-0
Bismillahirrahmanirrahim,

İbnu Kudame el-Makdisi rahimehullah el-Umde adlı eserinin Hacc bölümünde sonlara doğru şöyle bir ifade kullanmaktadır:

"Hacc yapanın Nebî Sallallâhu Aleyhi ve Sellem’in ve iki sahâbesinin (Ebû Bekir es-Sıddîk Radiyallâhu Anh ve Ömer İbn’ul Hattâb Radiyallâhu Anh’ın Medîne’de bulunan) kabirlerini ziyâret etmesi müstehabb’tır."

Bu, kişinin yola çıkma gâyesi kabri ziyâret değil de Mescid-i Nebevî’yi ziyâret etmek olduğu takdirde müstehabb olur. Yani kişi Medîne’deki Mescid-i Nebevî’yi ziyâret ettikten sonra Rasûlullâh Sallallâhu Aleyhi ve Sellem’in ve iki değerli sahâbesinin kabirlerini ziyâret ederek selâm verir ve kıbleye yönelerek onlar için ve kendisi için du’â eder. Lâkin yola çıkış gâyesi kabri ziyâret etmek olursa bundan dolayı sevâb bir yana günâh kazanır!

“Feth’ul Mecîd” adlı eserde “Kabrimi bayram yeri edinmeyin!” hadîsinin açıklaması sadedinde şöyle denilmektedir:


«لَا تَتَّخِذُوا قَبْرِي عِيدًا»

“Kabrimi bayram yeri edinmeyin!” (Ahmed, Müsned, Hadîs no: 8804)

Hadîste, ister Nebî Sallallâhu Aleyhi ve Sellem’in isterse başkalarının kabri olsun sırf kabir ve türbeleri ziyâret amacıyla yolculuk yapmanın menedildiğine dâir delîl vardır. Çünkü bu hareket, oraları bayram yerine dönüştürme kapsamındadır. Bilakis bu, -beraberinde yapılan bir takım fiillerle birlikte- şirke götüren sebeblerin en büyüklerinden birisidir. Bu mesele Şeyh’ul İslâm’ın (İbnu Teymiye Rahimehullâh’ın) hakkında fetvâ verdiği bir meseledir. Burada benim söz konusu ettiğim husûs, (başka bir amaç için değil) sadece peygamber ve sâlihlerin kabirleri-ni ziyâret için yolculuk yapmaktır. Âlimlerin bu konuya ilişkin ihtilâfları nakledilmiştir. Gazzalî Rahimehullâh ve Ebû Muhammed Makdisî (el-Umde müellifi, İbnu Kudâme Rahimehullâh) başta olmak üzere bazıları bunun mübâh olduğunu ileri sürmüşlerdir. Bunu men edenler de vardır. İbnu Batta Rahimehullâh, İbnu Âkil Rahimehullâh, Ebû Muhammed el-Cuveynî Rahimehullâh ve Kadî İyâd Rahimehullâh bunların başında gelir. Bu cumhûrun kavlidir. İmam Malik Rahimehullâh da bunu açıkça ifâde etmiş ve imâmlardan kendisine muhâlefet eden olmamıştır. Doğru olan da budur.

Ebû Sa’îd Radiyallâhu Anh’dan nakledildiğine göre Rasûlullâh Sallallâhu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu:

«وَلاَ تُشَدُّ الرِّحَالُ، إِلَّا إِلَى ثَلاَثَةِ مَسَاجِدَ: مَسْجِدِ الحَرَامِ، وَمَسْجِدِي هَذَا وَمَسْجِدِ الأَقْصَى»

“Üç mescid hâricinde yolculuğa çıkılmaz: Mescid-i Harâm, benim bu mescidim (Mescid-i Nebevî) ve Mescid-i Aksâ.” (Buhârî, Hadîs no: 1197; Müslim, Hadîs no: 827)

Kabir ve türbe ziyâretleri de bu yolculuk yasağının içinde yer alır. Bu ya nehiydir veya nefiydir. [“Yolculuğa çıkılmaz” ifâdesi ya yasaklama amaçlıdır yahut da vâkıadan haber verir. (Mütercim)] Ancak bir rivâyette nehiy (yasaklama) kipiyle gelmiş olmasından dolayı bunun yasaklama manâsında olduğu bellidir. Sahâbe Radiyallâhu Anhum da bundan men manâsını çıkarmışlardır. Nitekim Muvattâ, Müsned ve Sünenlerde böyle gelmiştir.

Basra ibnu Ebî Basra el-Gifârî’den rivâyet olunduğuna göre o, Ebû Hureyre Radiyallâhu Anh’a şöyle demiştir: -ki Ebû Hureyre Radiyallâhu Anh, Tûr’dan (Tûr Dağı’ndan) geliyordu- Sen oraya çıkmadan önce sana yetişebilseydim, oraya çıkmazdın. Çünkü Rasûlullâh Sallallâhu Aleyhi ve Sellem’in şöyle buyurduğunu işittim:


«لَا تُعْمَلُ الْمَطِيُّ إِلَّا إِلَى ثَلَاثَةِ مَسَاجِدَ: الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ، وَ مَسْجِدِي هَذَا، وَمَسْجِدِ الأَقْصَى»

“Üç mescitten başkası için yolculuğa çıkılmaz. Biri Mescid-i Harâm, diğeri benim bu mescidim (Mescid-i Nebevî) ve üçüncüsü de Mescid-i Aksâ’dır.” (Nesâî, Hadîs no: 1430; Ahmed, Müsned, Hadîs no: 23848; Malik, Muvattâ, 2/151 Hadîs no: 364)

İmam Ahmed ve Ömer bin Şebbe “Ahbâr’ul Medîne” adlı eserinde ceyyid bir senedle Kazâa’dan rivâyet ettiklerine göre, o demiştir ki:


«أَتَيْتُ ابْنَ عُمَرَ فَقُلْتُ: إني أريد الطُّورَ. فَقَالَ: إِنَّمَا تُشَدُّ الرِّحَالُ إِلَى ثَلَاثَةِ مَسَاجِدَ: الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ، وَمَسْجِدِ المدينة وَالْمَسْجِدِ الْأَقْصَى، فَدَعْ عَنْكَ الطُّورَ وَلَا تَأْتِهِ»

“İbnu Ömer Radiyallâhu Anhuma’ya gittim ve kendisine: ‘Ben Tûr’a gitmek istiyorum’ dedim. Bunun üzerine şöyle dedi: ‘Ancak şu üç mescid için yolculuk hazırlığı yapılır: Mescid-i Harâm, Medîne (Nebî) Mescid-i ve Mescid-i Aksâ. Sana Tûr’a gitmeyi terket, oraya gitme’ diyorum.” (İbnu Ebî Şeybe, el-Musannef, Hadîs no: 7539; Fâkihî, Ahbâru Mekke, Hadîs no: 1193)

İbnu Ömer Radiyallâhu Anhuma ve Basra bin Ebî Basra, Tûr’u da ziyâret edilmesi nehyedilen yerlerden saymışlardır. Çünkü her ikisinin de zikrettikleri lafız, kûrbet (Allâhu Teâlâ’ya yaklaşmak) kasdıyla üç mescidin dışındakilere gidilmesi konusundaki nehyi göstermektedir. Böylece şu gerçek de bilinmiş olmaktadır: Buradaki men (yasak), âmm (genel) olarak istisnâ edilenlerin dışında kalan tüm mescidleri ve başka yerleri kapsamaktadır. Yoksa nehiy sadece mescitlere hâs değildir. İşte her ikisi de bu hadîse dayanarak Tûr’a çıkmayı nehyetmişlerdir. Zirâ Tûr’a gidenler oranın fazîletli bir yer olması sebebiyle oraya yolculuk ederler. Çünkü Allâhu Teâlâ buraya “Mukaddes Vâdî” ve “Buk’ât’ul Mubâreke/Mübârek Yer" adını vermiştir. Musa Aleyh’is Selâm ile de burada konuşmuştur. İşte bu görüş (kabirler vb. için yolculuğa çıkılmayacağı görüşü) dört mezhep imâmının ve cumhûr-u ulemânın görüşüdür. Bu husûsta daha fazla bilgi edinmek ve muhâliflere verilen cevâblara ulaşmak isteyenlere, Şeyh’ul İslâm’ın (dönemin Malikî kadısı) İbnu Ahnâî’ye, sahîh hadîslerin, âlimlerin kabûl ettiği görüşlerin ve kıyas-ı evlânın delâlet ettiği husûslarda yaptığı itirâzlara cevâb olarak yazdığı eserini (er-Reddu ale’l Ahnâî) okumalarını tavsiye ederiz. Zîrâ bu husûstaki mefsedet ortadadır. Üç mescidin dışındaki mescitlere yapılan ziyâretin yasaklanmasına gelince (bu husûsta hiç bir zarar olmasa bile), nihâyetinde buralara yolculuk yapmayı gerektirecek hiç bir maslahat yoktur ve bunu gerektirecek bir meziyet de yoktur.

Hâfız Muhammed bin Abdulhadî Rahimehullâh “es-Sarîm’ul Münkî fi’r Redd ale’s Sübkî” adlı eserinde bu meseleyi uzun uzadıya açıklayarak, Rasûlullâh Sallallâhu Aleyhi ve Sellem’in kabrini ziyâretle ilgili hadîslerin illetlerini bir bir aktarmıştır. Gerek bu zât gerekse İbnu Teymiyye Rahimehullâh, bu husûsta Rasûlullâh Sallallâhu Aleyhi ve Sellem’den ve ashâbından sahîh bir hadîs bulunmadığını açıklamışlardır. Kaldı ki bunlar tartışmaya neden olan şeye delâlet dahi etmezler. Çünkü bu hadîslerde sadece mutlak manâda ziyâret söz konusudur. Bu, -yolculuk sözkonusu olmadığı takdirde- kimsenin inkâr etmediği bir şeydir ve içinde şirk ve bid’at bulunmayan şer’î anlamdaki ziyârete hamledilir.” (Abdurrahman bin Hasen, Feth’ul Mecîd, sf 259 vd.)

Şeyh Süleymân Rahimehullâh’ın “Teysir’ul Azîz’il Hamîd” isimli eserinde naklettiğine göre; İmâm Malik Rahimehullâh, Medîne’ye yolculuk yapmayı adayan kişi-nin amacı Mescid-i Nebevî’de namaz kılmak ise adağını yerine getirmesi gerektiğini, eğer ki amacı Rasûlullâh Sallallâhu Aleyhi ve Sellem’in kabrini ziyâret ise bu adağı yerine getirmeyeceğini ifâde etmiş ve buna delîl olarak zikri geçen “üç mescid dışında yolculuk olmayacağı hadîsi”ni getirmiştir. Bunu İsmail bin İshâk “el-Mebsût” adlı eserinde nakletmiş, “Müdevvene” ve “Cellab” adlı eserlerde de bunun benzerleri nakledilmiştir. (Süleymân bin Abdillâh, Teysir’ul Azîz’il Hamîd, 1/304-305)

İbnu Hacer el-Askalânî, Feth’ul Bârî’de (3/65) Kâdî Huseyn, Kâdî İyâd ve Ebû Muhammed el-Cuveynî’nin üç mescid hâricinde kabirler vs. yerlere yapılan yolculukları nehyettiklerini zikretmiş, kezâ İbnu Kudâme kendisi aksini tercîh etse de İbnu Âkil’den bunun câiz olmadığı hatta kabir ziyâreti için sefere çıkan kişinin namazı kısaltamayacağı görüşünü nakletmiş (el-Muğnî, 3/117-118), İbnu Battâ ise el-İbânet’us Suğra adlı eserinde “Kitâb’da ve Sünnet’de Aslı Olmayan Cahiliye Fiilleriyle Benzeşen Uydurulmuş Bid’atler” başlığı altında (sf 270-278) kabir ziyâreti için yolculuğa çıkmanın bir bid’at olduğunu beyân etmiştir. (sf 273, no: 536)

Böylece (Allâh onu da bizleri de bağışlasın) Şeyh İbnu Kudâme’nin hacca giden herkesin kabr-i şerîf’i ziyâret etmesinin mutlak manâda müstehabb olduğunu ifâde eden bu kavlinin isâbetli olmadığı ortaya çıkmaktadır. Vallâhu â’lem!

(Not: Bu yazı, el-Umde tercümesinde koyduğumuz bir dipnottan düzenlenerek hazırlanmıştır. Bkz. el-Umde, sf 163-165, Neda Yay.)

Kendisi de bir kral olan Halife Memun Nadr bin Şumeyl (ra)'a şöyle demiştir:
يَا أَبَا الْحَسَنِ الْإِرْجَاءُ دِينُ الْمُلُوكِ
"Ey Ebu'l Hasen! İrca (Mürcielik) kralların dinidir!" (ed-Dulabi, el-Esma ve'l Kuna, no: 832; ayrıca Lalekai, es-Sunne, no: 2818)

Çevrimdışı Fırkatun Nâciye

  • Yeni üye
  • *
  • İleti: 3
  • Değerlendirme Puanı: +0/-0
بسم الله الرحمن الرحيم

KABİRLERİ ZİYARET ETMEK VE BU AMAÇLA YOLCULUĞA ÇIKMANIN HÜKMÜ

İbni Teymiyye Rahmetullahi Aleyh (661-728H)

(el-Fetâva'l-Kübra, 4/630-635, Türkçe Baskı, Polen Yayınları)

39. Soru: Bir adam, -Peygamberimiz Muhammed (SallAllâhu Aleyhi ve Sellem) ve başkası gibi- bir peygamberin mezarını ziyaret etmeye niyet etti. Bu durumda yolculuğunda namazını kısaltması caiz midir? Bu ziyaret, şeriata uygun mudur yoksa değil midir? Rivâyet edildiği üzere Nebi (SallAllâhu Aleyhi Ve Sellem) "Her kim hacceder de beni ziyaret etmezse bana cefa etmiş olur. Her kim de beni ölümümden sonra ziyaret ederse, ben hayatta iken beni ziyaret etmiş gibi olur" buyurdu." Yine Nebî'nin (SallAllâhu Aleyhi Ve Sellem), "Şu üç mescidden başka bir yer için semerler bağlanmaz/yolculuğa çıkılmaz: Mescid-i Haram, Mescid-i Aksa ve benim bu mescidim" buyurduğu rivâyet edilmiştir.

Cevap: Âlemlerin rabbi olan Allah'a hamd olsun. Yalnızca peygamberlerin ve salihlerin mezarlarını ziyaret etmek amacıyla yolculuğa çıkan kimse, namazını kısaltabilir mi? Bu konuda bilinen iki görüş vardır:

Birincisi: Bu, Ebû Abdullah b. Batta ve Ebu'l-Vefâ b. 'Akîl gibi masiyet yolculuğunda namazın kısaltılmasını caiz görmeyen ve “Bu, masiyet olan bir yolculuktur" diyen mutekaddim âlimlerin görüşüdür. Mutekaddim âlimlerden pek çok grup, böyle bir yolculukta namazın kısaltılmasını caiz görmez. Çünkü bu, yasaklanan bir yolculuktur. Mâlik'e, Şâfiî'ye ve Ahmed'e göre ise şeriatta yasaklanan bir yolculukta namaz kısaltılmaz.

İkinci görüş: Namaz kısaltılabilir. Ebû Hanife gibi haram yolculuklarda namazın kısaltılmasını caiz gören kimseler bu görüştedir. Şâfiî'nin ve Ahmed'in, Ebû Hâmid el-Gazâlî, Ebu'l-Hasan Abdûs el-Harrânî ve Ebu Muhammed el-Makdisî gibi peygamberlerin ve salihlerin mezarlarını ziyaret etmek amacıyla yolculuğa çıkmayı caiz sayan bazı muteahhir arkadaşlarının görüşü budur. Bu kimseler, "Bu yolculuk, 'O hâlde kabirleri ziyaret edin' sözünün genel olması hasebiyle haram değildir" derler. Hadis ilmini bilmeyen bazı kimseler de Nebî`nin (SallAllâhu Aleyhi Ve Sellem)  kabrini ziyaret etmek hakkında rivâyet edilen bazı hadisleri delil gösterir.

"Her kim de beni ölümümden sonra ziyaret ederse, ben hayatta iken beni ziyaret etmiş gibi olur" hadisi, bu hadislere örnektir. Bu hadisi Dârekutnî ve İbn Mâce rivâyet etmiştir. Bazı kimselerin "Her kim hacceder de beni ziyaret etmezse bana cefa etmiş olur" şeklinde zikrettikleri sözü ise hiçbir âlim rivâyet etmemiştir. Bu hadis, "Beni ve babamı ziyaret eden kimseye, Allah katında cennete kefil olurum" hadisi gibidir ki bu hadis de âlimlerin ittifakıyla bâtıldır, hiçbir kimse bunu rivayet etmemiş ve hüccet göstermemiştir. Kimileri bu konuda Dârekutni'nin hadisini delil getirir.  Ebû Muhammed el-Makdisî, mezarların ziyaret edilmesi amacıyla yolculuğa çıkmanın caizliği konusunda Nebî'nin (SallAllâhu Aleyhi Ve Sellem). Kuba mescidini ziyaret etmesini delil göstermiştir. "Şu üç mescidden başka bir yer için semerler bağlanmaz/yolculuğa çıkılmaz..." hadisine de bunun, bu ziyaretlerin müstehaplığını nefyettiği şeklinde yorumlamıştır.

Birinci grup ise Sahîhayn'da geçen hadisi delil gösterir. Buna göre Nebî (SallAllâhu Aleyhi Ve Sellem) "Şu üç mescidden başka bir yer için semerler bağlanmaz/yolculuğa çıkılmaz: Mescid-i Haram, Mescid-i Aksa ve benim bu mescidim" buyurdu." İmamlar, bu hadisin sahih olduğu ve onunla amel edileceği konusunda ittifak etmiştir. Buna göre bir kimse, bir mescidde veya türbede namaz kılmayı veya itikâfa girmeyi veya bu üç mescid dışındaki bir yere doğru yolculuğa çıkmayı adarsa, imamların ittifakıyla bu adağını yerine getirmesi vâcip olmaz. Bir kimse, haccetmek veya umre yapmak amacıyla Mescid-i Harâm'a gitmeyi adarsa, âlimlerin ittifakıyla bu adağını yerine getirmesi vâcip olur. Yine bir kimse, içinde namaz kılmak veya itikâfa girmek amacıyla Mescid-i Nebevi'ye veya Mescid-i Aksa'ya gitmeyi adarsa, Mâlik, Şâfiî ve Ahmed'e göre bu adağını yerine getirmesi vâcip olur. Ebû Hanife'ye göre ise bunu yerine getirmesi vâcip değildir. Zira ona göre yalnızca şeriatta cinsi vâcip olan şey, adak yoluyla vâcip olabilir.

Cumhur ise Sahîh-i Buhârî'de 'Âişe yoluyla sabit olduğu üzere adanan her itaatin yerine getirilmesini vâcip sayar. Bu hadise göre Nebî (SallAllâhu Aleyhi Ve Sellem), "Allah'a itaat etmeyi adayan kimse, O'na itaat etsin. Allah'a isyan etmeyi adayan kimse ise O'na isyan etmesin" buyurdu. Mescide yolculuk ise itaattir. Bu yüzden bu tür adağın yerine getirilmesi vaciptir.

Bu üç mescidin dışında bir yere yapılan yolculuğa gelince: hiçbir âlim, bu yere doğru yolculuğa çıkmak için adanan adağın yerine getirilmesini vâcip saymamıştır. Hatta âlimler, Kuba mescidine doğru yolculuğa çıkılmayacağına hükmetmişlerdir. Çünkü Kuba mescidi, bahsi geçen üç mescidden değildir. Bununla birlikte Medine'de bulunan kimseler açısından Kuba mescidinin ziyaret edilmesi müstehaptır. Çünkü bu ziyaret, Sahîh'te geçtiği üzere "semeri bağlamak yolculuğa çıkmak" değildir: "Her kim evinde abdest alır da yalnızca içinde namaz kılmak amacıyla Kuba mescidine gelirse, umre yapmış gibi olur."

Cumhur dedi ki: Yine peygamberlerin ve salihlerin mezarlarını ziyaret etmek amacıyla yolculuğa çıkmak bir bid'attir. hiçbir sahâbî ve tabiin bunu yapmamıştır. Ne Allah Rasulü (SallAllâhu Aleyhi Ve Sellem) bunu emretmiştir ne de Müslümanların imamlarından bir kimse bunu müstehap görmüştür. O hâlde bunun bir ibadet olduğuna inanarak bunu yapan kimse, sünnete ve imamların icmaına muhalefet etmiş olur. Ebû Abdullah b. Batta, "Ibânetu's-Suğra" adlı eserinde bu fiili sünnete ve icmaa aykırı olan bid'atlerin arasında zikretmiştir. Böylece Ebû Muhammed'in delilinin zayıflığı ortaya çıkar. Şüphesiz ki Nebî nin (SallAllâhu Aleyhi ve Sellem) Kuba mescidini ziyareti, semerin bağlanması/yolculuğa çıkılması yoluyla gerçekleşmemiştir. O, cumhurun bu mescide doğru yolculuğa çıkmak için adanan adağın yerine getirilmesinin vâcip olmadığı görüşünü kabul etmektedir. Ebû Muhammed'in, "Şu üç mescid dışında..' hadisi, sadece bunun müstehap olmadığına yorumlanır" şeklindeki sözüne iki açıdan cevap verilir:

Birincisi: Onun bu sözü, bahsi geçen yolculuğun salih bir amel, bir yakınlık, bir itaat ve bir iyilik olmadığını kabul ettiği anlamına gelir. Her kim, peygamberlerin ve salihlerin mezarlarını ziyaret etmek için yolculuğa çıkmanın bir yakınlık, ibadet ve itaat olduğuna inanırsa icmaa muhalefet etmiş olur. Bunun itaat olduğuna inanarak yolculuğa çıktığı takdirde de onun bu yolculuğu, Müslümanların icmaı ile haramdır. Böylece bu yolculuk, bir yakınlık/ibadet kabul edilmesi sebebiyle haram kılınmış olur. Bilindiği üzere bu yerlere doğru yolculuğa çıkanlar, ancak bu amaçla yolculuğa çıkarlar. Bu yerlere mübâh bir amaç için yolculuğa çıkıldığı varsayılırsa, o zaman bu yolculuk caiz olur.

İkinci açı: Nefiy, nehyi gerektirir. Nehiy de haramlığı gerektirir. Nebi'nin (SallAllâhu Aleyhi Ve Sellem) kabrini ziyaret etmek ile ilgili zikrettikleri hadisler, hadis âlimlerinin ittifakıyla bütünüyle zayıftır. hatta uydurmadır. Güvenilir Sünen sahiplerinden hiçbir kimse bunlardan bir şeyi rivâyet etmemiştir. Hiçbir imam, bu hadislerden biriyle delil getirmemiştir. Hatta bu konunun hükmünü en bilen kimseler olan Medine-i Nebeviyye halkının imamı Mâlik, bir kimsenin "Nebî nin mezarını ziyaret ettim" demesini bile kerih görmüştür. Şayet bu lafız onların katında bilinen, meşru veya Nebi den (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) rivâyet edilen bir lafız olsaydı, Medine'nin âlimi bunu mekruh görmezdi. Kendi döneminde sünnet konusunda insanların en bilgini olan İmam Ahmed -Allah ondan razı olsun-, kendisine bu konunun hükmü sorulduğunda onun, Ebû Hureyre'nin rivâyet ettiği "Bana selam veren bir kimse yoktur ki Allah, onun selamına karşılık vermem için benim ruhumu bana geri vermesin" hadisi dışında bu konuda kendisine dayandığı bir delil bulunmuyordu. Ebû Dâvud da Sünen'inde buna dayanmıştır. Aynı şekilde Mâlik'in, Muvatta'da rivâyet ettiğine göre Abdullah b. Ömer, mescide girdiği zaman "Sana selam olsun ey Allah'ın Rasûlü! Sana selam olsun ey Ebû Bekir! Sana selam olsun ey babacığım!" derdi, sonra da çekip giderdi.

Ebû Dâvud'un Sünen'inde geçtiği üzere Nebî (SallAllâhu Aleyhi Ve Sellem), "Benim mezarımı bayram yeri edinmeyin! Her nerede olursanız olsun bana salâvat getirin. Çünkü getirdiğiniz salâvatlar bana ulaşır" buyurdu. Said b. Mansûr'un Sünen'inde rivâyet ettiğine göre Abdullah b. Hasan b. Hüseyn b. Ali b. Ebî Tâlib, bir adamın Nebî'nin (SallAllâhu Aleyhi Ve Sellem) mezarının yanına gidip geldiğini ve onun yanında dua ettiğini gördü. Bunun üzerine ona, "Ey falan! Şüphesiz ki Allah Rasûlü, 'Benim mezarımı bayram yeri edinmeyin! Her nerede olursanız olsun bana salâvat getirin. Çünkü getirdiğiniz salâvatlar bana ulaşır' buyurdu. Seninle Endülüs'teki bir adamın ona yakınlığı eşittir" dedi.

Sahîhayn'da geçtiği üzere 'Âişe, Nebî'nin (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) ölüm hastalığı sırasında Ehl-i Kitab'ın yaptığından sakındırarak şöyle buyurduğunu rivâyet etmiştir: "Allah, Yahûdilere ve Hristiyanlara lânet etsin! Onlar, peygamberlerinin mezarlarını mescidler edindiler. " Âişe, “Bu endişe olmasaydı, mutlaka Nebî'nin (SallAllâhu Aleyhi Ve Sellem) mezarı açıkta bırakılırdı. Ancak onun mezarının bir mescid edinilmesinden korkuldu. Sahâbe, kendi ölülerini çöle defnetmek şeklinde edindikleri âdetin aksine Nebi'yi (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) Aişe'nin odasına defnettiler ki hiç kimse onun mezarına doğru namaz kılmasın ve onu mescid edinmesin, böylece mezarı da bir puta dönüşmesin.

Nebi'nin (SallAllâhu Aleyhi Ve Sellem) mezarı Velid b Abdulmelik dönemine dek mescidden ayrı kaldığı surece sahabe ve tabiinden hiç kimse, mezarın yanında namaz kılmak, mezara sürtünmek ve orada dua etmek amacıyla onun yanına girmedi Bilakis bütün bu ibadetleri mescidde yaparlardı. Sahabe ve tabiinden oluşan selef, ona selam verdiklerinde veya dua etmek istediklerinde kıbleye yönelerek dua ederlerdi, kabre doğru dönmezlerdi. Nebi'ye (SallAllâhu Aleyhi Ve Sellem) selam verme hâli hakkında ise Ebu Hanife, "Yine kıbleye doğru dönülür, kabre dönülmez" demiştir. İmamların çoğunluğu ise selam verme sırasında özellikle kabre doğru dönüleceği görüşündedir. Hiçbir imam, dua esnasında kabre doğru dönüleceğini söylememiştir. Sadece bu konuda Mâlik'ten rivâyet edilen yalan/uyduruk bir hikâye vardır ki onun görüşü bunun aksinedir.

İmamlar, Nebi'nin (SallAllâhu Aleyhi Ve Sellem) mezarına sürtünülmeyeceği ve mezarın öpülmeyeceği konusunda ittifak etmiştir. Bütün bunlar, tevhidin korunması amacıyladır. Şüphesiz ki Allah'a şirk koşmanın esaslarından biri de kabirlerin mescidler edinilmeleridir. Nitekim seleften bir grup. "Dediler ki: Sakın ilâhlarınızı bırakmayın; hele Ved'den, Suvâ'dan, Yegûs tan, Yeûk'tan ve Nesr'den asla vazgeçmeyin!" (Nûh23) âyetinin tefsirinde şöyle demiştir: "Bunlar. Nuh kavminde yaşayan salih kimselerdi. Onların ölümlerinden sonra kavimleri, onların mezarlarının yanında ibadet etmeye başladı. Sonra da onların sûretlerini taşıyan heykeller yaptı. Ardından uzun bir zaman geçince bu heykellere ibadet etmeye başladı." Buhârî, bu anlamı Sahih'inde İbn Abbâs yoluyla aktarmıştır. Muhammed b. Cerîr et-Taberi ve başkaları da tefsirlerinde birçok seleften bu anlamı zikretmiştir. Başkaları da peygamberlerin kıssalarından bahsederken çeşitli yollarla bunu rivâyet etmiştir. Başka bir yerde bu konuların esasları ile ilgili geniş açıklamalar yapılmıştır.

Kendi kabirlerinin üzerindeki türbeleri ziyaret etmek için yolculuğa çıkmak konusunda hadisleri ilk uyduran kimseler, rafiziler ve mescidleri iptal eden, türbeleri tazim eden, Allah'ın, içinde kendi isminin zikredilmesini, tek başına kendisine kulluk edilmesini ve kendisine ortak koşulmamasını emrettiği Allah'ın evlerini terk eden, içinde Allah'a şirk koşulan, Allah'ın yalanlandığı ve Allah'ın hakkında bir delil indirmediği bir din uydurulan türbeleri tazim eden benzer bid'atçilerdir. Şüphesiz ki kitap ve sünnette, türbeler dışında sadece mescidlerden söz edilir. Nitekim Allah Teâlâ, "De ki: Rabbim adaleti emretti. Her secde ettiğinizde yüzlerinizi O'na çevirin, kendisine içten bir inanç ve bağlılıkla O'na yalvarın!" (Arâf 29), “Allah'ın mescidlerini ancak Allah'a ve âhiret gününe inanan... kimseler imar edebilirler" (Tevbe 18), “Mescidler yalnız Allah'ındır. O halde Allah'ın yanına katarak hiçbir kimseye yalvarmayın" (Cin 18), “Mescidlerde ibadete çekilmişken kadınlarla cinsel ilişkide bulunmayın" (Bakara 187), “Allah'ın mescidlerinde O'nun adının anılmasına engel olan ve onların harap olması için çalışandan daha zalim kim olabilir?" (Bakara 114) buyurdu.

Sahîh'te sabit olduğu üzere Nebî (SallAllâhu Aleyhi Ve Sellem), “Sizden öncekiler kabirleri mescidler edinirlerdi. Dikkat edin! Kabirleri mescidler edinmeyin! Şüphesiz ki ben, size bunu yasaklıyorum" buyururdu. Allah en iyisini bilendir.


Çevrimiçi Tevhid Ehli

  • Administrator
  • Yönetici
  • *****
  • İleti: 2022
  • Değerlendirme Puanı: +50/-0
Bismillahirrahmanirrahim,

Şeyhulislam İbnu Teymiyye’nin icmaya muhalefet ettiği iddia edilen meselelerden birisi, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in kabri başta olmak üzere peygamberlere ve salihlere ait bir kabir ve türbeyi ziyaret için yolculuğa çıkmak caiz midir, değil midir şeklindeki meseledir. Şeyh rahimehullah, bunun haram olduğunu ve masiyet içerikli bir sefer olduğundan dolayı böyle bir yolculuğa çıkan birisinin namazı kısaltmasının da caiz olmadığını ifade etmiştir. Şeyh’in bu fetvası gerek kendi zamanında, gerekse kendisinden sonraki  zamanlarda şiddetli tenkid konusu olmuş, hatta Şeyh rahimehullah bundan dolayı takibata uğramıştır. Birçokları onun bu fetvasını peygamberlere ve salihlere karşı bir hürmetsizlik olarak yorumlamışlar, bazıları da ümmette onun gibi düşünen kimse olmadığını ileri sürerek onu icmaya karşı gelmekle suçlamışlardır. Biz, az ilerde bu fetvanın şer’i nasslardan ve selefin icmasından dayanaklarını bizzat Şeyh’in kaleminden nakletmek suretiyle zikredeceğiz. Lakin şunu belirtelim ki burada Şeyh’in itiraz ettiği şey, kabir ziyaretinin kendisi değildir yani Şeyhulislam rahimehullah kabir ziyaretlerine değil, belli bir kabri ziyaret etmek amacıyla özel sefer düzenlenmesine karşı çıkmıştır. Yoksa kabir ziyaretleri İslam’ın ilk yıllarında nehyedilmişti, sonra serbest bırakıldı hatta sonra ölümü hatırlattığı için müstehabb bir amel olduğu beyan edildi. Bu husus sünnet ve icma ile sabittir. Şeyh rahimehullah, kendisi de bunu muhtelif yerlerde beyan etmiştir. Hal böyle olmasına rağmen birtakım cahiller, hatta alim geçinen bazı kimseler bunu İbnu Teymiyye’ye nisbet edebilmiştir. Bunlardan birisi dönemin Maliki kadısı İbnu’l Ehnai’dir. Bu zat dönemin başkadısı (kad’il kudat) olmasına rağmen Şeyh’e kabir ziyaretlerini tümüyle haram kıldığı görüşünü nisbet edebilmiştir. Şeyh rahimehullah da bu zata “er-Raddu ale’l Ehnai” adlı eserini kaleme alarak reddiyede bulunmuş ve orada kabir ziyareti için yolculuğa çıkmanın haram olmasının gerekçelerini uzun uzadıya izah etmiş, meseleyle alakalı itirazlara cevap vermiştir. Yani bu ziyaret meselesinin detayı sözkonusu kitaptadır. İbnu Teymiyye, bu kitabın girişinde kabir ziyaretlerini tümüyle haram saydığı iftirasına cevap vermiştir.  Kısacası, yolculuğa çıkmadan bir kabre denk gelen birisinin orayı ziyaret etmesi ya da Mescid-i Nebevi’yi ziyaret için yola çıkmış olan birisinin Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem ve yanındaki ashabını ziyaret edip onlara selam vermesi, ittifakla meşru ve müstehab olup İbnu Teymiyye de bu kanaattedir.

Belli bir kabri ziyaret maksadıyla yolculuğa çıkmaya gelince; İbnu Teymiyye rahimehullah, “İktida’us Sirat’il Mustakim” adlı eserinde kabir ziyaretlerinin genel manada meşru ve müstehabb olduğunu izah ettikten sonra bu ziyaret için sefere çıkmanın hükmü hakkında şunları zikretmektedir:

“Mezarlık ziyaretleri için özel olarak yolculuk yapmak, (yani uzak yerlerdeki mezarlıklara gitmek) caiz midir, yoksa değil midir?” meselesinde gerek bizim arkadaşlarımız (Hanbeliler), gerekse diğer mezheplerden olan alimler iki görüş üzere ihtilaf etmişlerdir.

Birincisine göre; caiz değildir ve ziyaret amacıyla yolculuğa çıkmak masiyettir (günahtır). Böyle bir yolculuk sırasında namazları kısaltmak da caiz değildir. Bu, İbnu Batta ve İbnu Akil’in ve de başkalarının kavlidir.  Zira bu bidat olup, selef zamanında yapılmamıştır.[1]

Bu, ilerde anlatılacak başka bazı yasaklama gerekçelerini de içermektedir. Yine Sahihayn’da Nebi sallallahu aleyhi ve sellem’den şöyle buyurduğu nakledilmiştir:

“Üç mescid haricinde (hiçbir yeri ziyaret etmek için) yolculuğa çıkılmaz:
1 - Mescid-i Haram (Kabe)
2 - Mescid-i Aksa
3 - Benim bu Mescidim (Mescid-i Nebevi)”[2]

Bu yasak hem mescidleri hem türbeleri ve hem de kendisine takarrub (Allah’a yaklaşmak, ibadet etmek) amacı ile sefer düzenlenen diğer bütün mekanları içine alır.

Bunun delili de şudur: Basra İbnu Ebî Basra el-Gifârî, Allah'ın Musa (aleyhisselâm) ile konuştuğu yer olan Tur-u Sina'dan yeni dönen Ebu Hureyre ile karşılaşınca kendisine şöyle demişti:

“Eğer bu yolculuktan önce seni görmüş olsaydım, oraya (Tur-ı Sina'ya) gitmezdin. Çünkü Nebi sallallahu aleyhi ve sellem:
‘Üç mescid dışında kalan hiç bir mescidi ziyaret etmek için yolculuğa çıkılmaz’ buyurmuştur.”[3]

Görüldüğü gibi bu hadisi nakleden sahabî, Tur-i Sîna gibi peygamberlere ait makamların da genel yasak kapsamına girdiğini ve nasıl ki belirlenen üç mescid dışındaki mescidleri ziyaret etmek için yolculuk yapmak caiz değilse, böyle yerlere gitmek üzere de yolculuğa çıkmanın caiz olmadığı şeklinde (hadisi) anlamıştır. Ayrıca belirlenen üç mescid dışında kalan herhangi bir Allah evini (Mescidi, camii) ziyaret etmek üzere seyahate çıkmak – bazen buraların ahalisine sözkonusu yerlere gitmek bazen vacip bazen de müstehabb olabildiği ve mescidlere gitmenin faziletine dair sayılamayacak kadar çok delil olduğu halde- caiz olmadığına göre Allah'ın kullarından herhangi birinin evini (mezarını) ziyaret etmek amacı ile yolculuk yapmanın caiz olmaması daha evladır.

Söz konusu görüşlerin ikincisine göre ise bu tür ziyaretler için yolculuğa çıkmak caizdir. Bu görüşü de aralarında (Şafiilerden) Ebu Hamid Gazalî'nin, (Hanbelilerden) Ebu’l Hasan bin Abdus el-Harranî'nin ve Şeyh Ebu Muhammed Makdisî'nin (el-Muğni sahibi İbnu Kudame) olmalıdır.  de bulunduğu bir gurup muteahhirun (son dönem alimi) dile getirmiştir. Bildiğim kadarı ile, eski dönem alimleri (mutekaddimin) arasında bu görüşte olan hiç kimse yoktur.

Bu görüşü savunanlar yukarıdaki hadiste belirtilen yasağın bu tür ziyaretler için çıkılacak olan yolculukları kapsamadığını ileri sürüyorlar. Onlar bu yolculukların yasak olmayışını, ana-babanın, alimlerin, şeyhlerin (hocaların) ve din kardeşlerinin oturdukları yerlere gitmek için ve bazı mubah dünya amaçlı geziler için çıkılacak seyahatlerin yasak ve sakıncalı olmayışına benzetmektedir.”[4]

Şeyhulislam İbnu Teymiyye’nin konu hakkındaki açıklamalarını özetleyecek olursak;

1- Kabir ziyareti için ve ibadet amaçlı diğer maksatlar için yolculuğa çıkmanın, üç mescid haricinde nehyedilmiş olması bu hususta rivayet edilen sahih hadise istinad etmektedir.
2- Basra el-Gifari ve İbnu Ömer gibi sahabilerin Tur dağını ziyaretten men ederek bu hadisi okumaları selefin bu hadisi, mescidleri ve diğer bütün mukaddes addedilen mekanları kapsayacak şekilde anladığının delilidir.
3- Bu ismi geçen zatlardan sonraki selef imamlarından da kabir ziyareti için yolculuğa çıktıkları ve buna cevaz verdikleri nakledilmemiş, hatta İmam Malik gibi selef alimlerinden bunu nehyettiklerine dair nakiller gelmiştir. İşte bu da selef-i salihinin bunu nehyetme hususunda icma halinde olduklarını göstermektedir. İbnu Batta’nın bu işi seleften sonra icad edilmiş bidatlar arasında zikretmesi bu hususu teyid etmektedir.
4- İbnu Teymiyye rahimehullah, kabir ziyareti için yola çıkmayı nehyetme hususunda selefe dayanmasının yanı sıra ondan önce yaşamış çeşitli mezheplere müntesip müteahhirun alimleri arasında da bu görüşü benimseyen birçok alim vardır. Lakin Şeyh’in yaşadığı dönemde diğer görüş kuvvet kazandığı ve bilhassa yöneticilerin ve de geniş halk kitlelerinin desteğini aldığı için bu hususta icma vaki olduğu ve İbnu Teymiyye’nin bu sözde icmaya muhalefet ettiği zannedilmiştir.

Vallahu a’lem.
 1. Hanbeli alimlerinden olan İbnu Batta (v. 387H) el-İbânet’us Suğra adlı eserinde “Kitâb’da ve Sünnet’de Aslı Olmayan Cahiliye Fiilleriyle Benzeşen Uydurulmuş Bid’atler” başlığı altında (sf 270-278) kabir ziyâreti için yolculuğa çıkmanın bir bid’at olduğunu beyân etmiştir. (sf 273, no: 536. Sözkonusu eserin Neda Yayınları tarafından neşredilen tercümesinin 372. Sahifesine ve açıklamalarına müracaat edilebilir.)

İbnu Teymiyye’den yaklaşık 2 asır önce yaşayan Hanbelî fakih ve usulcü Ebu’l Vefâ İbnu Akîl (v. 513H) ise kabirler etrafında yapılan aşırılıkları sayarken onlar için yolculuğa çıkmayı da zikretmiştir. (Nakleden İbn’ul Kayyim, İgâset’ul Luhefân min Mesâyid’iş Şeytan, Thk: Alem’ul Fevâ’id, 1/352-353; ayrıca İbn’ul Cevzî, Telbîsu İblîs, sf. 354) Kezâ Hanbeli fakihi Muvaffakuddin İbnu Kudâme (v. 620H) –az ilerde geleceği üzere- kendisi aksini tercîh etse de İbnu Âkil’den bunun câiz olmadığı hatta kabir ziyâreti için sefere çıkan kişinin namazı kısaltamayacağı görüşünü nakletmiştir. (el-Muğnî, 3/117-118)
Bunlar haricinde İbnu Hacer el-Askalânî, Şafiilerden Kâdî Huseyn, Malikilerden Kâdî İyâd ve yine Şafiilerden Ebû Muhammed el-Cuveynî’nin üç mescid hâricinde kabirler vs. yerlere yapılan yolculukları nehyettiklerini zikretmiştir. (Feth’ul Bârî, 3/65)
 
 2. Buhari, no: 1189; Müslim, no: 1397’de Ebu Hurayra radiyallahu anh’tan rivayet etmişlerdir.
 
 3. Nesâî, Hadîs no: 1430; Ahmed, Müsned, Hadîs no: 23848; Malik, Muvattâ, 2/151 Hadîs no: 364. Ayrıca İbnu Hibban, es-Sahih, no: 2772 ve Ziya el-Makdisi, sahih addettiği hadisleri derlediği el-Muhtara, 9/425-427’de rivayet etmiştir. Bu rivayetin benzeri İbnu Ömer radiyallahu anh’tan da nakledilmiştir. İmam Ahmed ve Ömer bin Şebbe “Ahbâr’ul Medîne” adlı eserinde ceyyid bir senedle Kazâa’dan rivâyet ettiklerine göre, o demiştir ki:

أَتَيْتُ ابْنَ عُمَرَ فَقُلْتُ: إني أريد الطُّورَ. فَقَالَ: إِنَّمَا تُشَدُّ الرِّحَالُ إِلَى ثَلَاثَةِ مَسَاجِدَ: الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ، وَمَسْجِدِ المدينة وَالْمَسْجِدِ الْأَقْصَى، فَدَعْ عَنْكَ الطُّورَ وَلَا تَأْتِهِ
“İbnu Ömer Radiyallâhu Anhuma’ya gittim ve kendisine: ‘Ben Tûr’a gitmek istiyorum’ dedim. Bunun üzerine şöyle dedi: ‘Ancak şu üç mescid için yolculuk hazırlığı yapılır: Mescid-i Harâm, Medîne (Nebî) Mescid-i ve Mescid-i Aksâ. Sana Tûr’a gitmeyi terket, oraya gitme’ diyorum.” (İbnu Ebî Şeybe, el-Musannef, Hadîs no: 7539; Fâkihî, Ahbâru Mekke, Hadîs no: 1193)

Bu hususta geniş bilgi için bkz. Abdurrahman bin Hasen, Feth’ul Mecîd, sf 259 ve devamı.

Şeyh Süleymân Rahimehullâh’ın “Teysir’ul Azîz’il Hamîd” isimli eserinde naklettiğine göre; İmâm Malik Rahimehullâh, Medîne’ye yolculuk yapmayı adayan kişinin amacı Mescid-i Nebevî’de namaz kılmak ise adağını yerine getirmesi gerektiğini, eğer ki amacı Rasûlullâh Sallallâhu Aleyhi ve Sellem’in kabrini ziyâret ise bu adağı yerine getirmeyeceğini ifâde etmiş ve buna delîl olarak zikri geçen “üç mescid dışında yolculuk olmayacağı hadîsi”ni getirmiştir. Bunu İsmail bin İshâk “el-Mebsût” adlı eserinde nakletmiş, “Müdevvene” ve “Cellab” adlı eserlerde de bunun benzerleri nakledilmiştir. (Süleymân bin Abdillâh, Teysir’ul Azîz’il Hamîd, 1/304-305)
 
 4. İktida’us Sirat’il Mustakim, 2/182-184.
Kendisi de bir kral olan Halife Memun Nadr bin Şumeyl (ra)'a şöyle demiştir:
يَا أَبَا الْحَسَنِ الْإِرْجَاءُ دِينُ الْمُلُوكِ
"Ey Ebu'l Hasen! İrca (Mürcielik) kralların dinidir!" (ed-Dulabi, el-Esma ve'l Kuna, no: 832; ayrıca Lalekai, es-Sunne, no: 2818)

 

Related Topics

  Konu / Başlatan Yanıt Son İleti
İLETİŞİM İÇİN EMAİL ADRESİ!

Başlatan Nuhun Gemisine Davet İletişim

1 Yanıt
6317 Gösterim
Son İleti 30.01.2021, 18:08
Gönderen: Tevhid Ehli
2 Yanıt
6258 Gösterim
Son İleti 23.05.2016, 00:24
Gönderen: Uhey
0 Yanıt
2304 Gösterim
Son İleti 07.10.2016, 21:37
Gönderen: Uhey
1 Yanıt
646 Gösterim
Son İleti 31.07.2020, 20:05
Gönderen: Tevhid Ehli
0 Yanıt
389 Gösterim
Son İleti 02.09.2020, 23:32
Gönderen: Tevhid Ehli