Darultawhid

Gönderen Konu: HASTALIK BULAŞMASI DİYE BİR ŞEY VAR MIDIR?  (Okunma sayısı 2368 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimiçi Tevhid Ehli

  • Administrator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 1909
  • Değerlendirme Puanı: +49/-0

Alıntı
Hastaliklar bulaşici olabilirmi? Mesela taun gibi ve ya verem gibi? Bir nefer Muhammaed inn AbdulVahhabin boyle bir şeyin olmadigini soyledigini nakl etdi. Bu konuda Omer r.a rivayet zikr edilmishdi.Malum işde kaderle alakali. Tabii ki hastaligin insana bulashmasini saglayan da,ona şifa verende Allah Tealadir. Sadece sebeb olarak boyle bir shey ola bilir Allahu alem. Bu konuda mucmel bir cavab verirsiniz sevinirim. Salam aleykum ve rahmetullahi ve bereketuh

Aleykumusselam ve rahmetullahi ve berekatuhu,

Şeyh Abdurrahman bin Hasen (rh.a) Fethul Mecid adlı eserinin “Uğursuzluk” hakkındaki bölümünde konuyla alakalı şu izahları yapmaktadır:


قال: "وعن أبي هريرة رضي الله عنه أن رسول الله صلي الله عليه وسلم قال: " لا عدوى ولا طيرة ولا هامة ولا صَفَر ". أخرجاه. زاد مسلم: " ولا نوء ولا غول "
قال أبو السعادات: "العدوى" اسم من الإعداء. كالدعوى. يقال: أعداه الداء يعديه إعداء: إذا أصابه مثل ما بصاحب الداء. وقال غيره: "لا عدوى" هو اسم من الإعداء، وهو مجاوزة العلة من صاحبها إلى غيره، والمنفي نفس سراية العلة أو إضافتها إلى العلة. والأول هو الظاهر.
وفي رواية لمسلم: أن أبا هريرة كان يحدث بحديث لا عدوى، ويحدث عن النبي صلي الله عليه وسلم أنه قال: " لا يُورد مُمرِض على مُصِح ". ثم إن أبا هريرة اقتصر على حديث: " لا يورد ممرض على مصح ". وأمسك عن حديث: " لا عدوى "، فراجعوه وقالوا: سمعناك تحدث به، فأبى أن يعترف به. قال أبو مسلمة- الراوي عن أبي هريرة-: فلا أدري أنسي أبو هريرة أو نسخ أحد القولين الآخر؟
وقد روى حديث: " لا عدوى " جماعة من الصحابة: أنس بن مالك، وجابر بن عبد الله; والسائب بن يزيد، وابن عمر وغيرهم، وفي بعض روايات هذا الحديث: " وفِرّ من المجذوم كما تفر من الأسد ".
وقد اختلف العلماء في ذلك. وأحسن ما قيل فيه: قول البيهقي، وتبعه ابن الصلاح وابن القيم وابن رجب وابن مفلح وغيرهم: أن قوله: " لا عدوى " على الوجه الذي يعتقده أهل الجاهلية من إضافة الفعل إلى غير الله تعالى، وإن هذه الأمور تعدي بطبعها. وإلا فقد يجعل الله بمشيئته مخالطة الصحيح من به شيء من الأمراض سببا لحدوث ذلك، ولهذا قال: " فر من المجذوم كما تفر من الأسد ". وقال: " لا يورد ممرض على مصح ". وقال في الطاعون: " من سمع به في أرض فلا يقدم عليه ". وكل ذلك بتقدير الله تعالى. ولأحمد والترمذي عن ابن مسعود مرفوعا: " لا يعدي شيء قالها ثلاثا، فقال أعرابي: يا رسول الله إن النُّقْبَة4 من الجَرَب تكون بمِشْفَر البعير أو بذنبه في الإبل العظيمة
فتجرب كلها؟ فقال رسول الله صلي الله عليه وسلم: " فمن أجرب الأول؟ لا عدوى ولا طيرة ولا هامة ولا صفر، خلق الله كل نفس وكتب حياتها ومصائبها ورزقها ". فأخبر صلي الله عليه وسلم أن ذلك كله بقضاء الله وقدره، والعبد مأمور باتقاء أسباب الشر إذا كان في عافية. فكما أنه يؤمر أن لا يلقي نفسه في الماء وفي النار، مما جرت العادة أنه يهلك أو يضر، فكذلك اجتنب مقاربة المريض كالمجذوم، والقدوم على بلد الطاعون؛ فإن هذه كلها أسباب للمرض والتلف،
فالله سبحانه هو خالق الأسباب ومسبباتها، لا خالق غيره ولا مقدر غيره. وأما إذا قوي التوكل على الله والإيمان بقضاء الله وقدره، فقويت النفس على مباشرة بعض هذه الأسباب اعتمادا على الله ورجاء منه أن لا يحصل به ضرر، ففي هذه الحال تجوز مباشرة ذلك، لا سيما إذا كانت مصلحة عامة أو خاصة، وعلى هذا يحمل الحديث الذي رواه أبو داود والترمذي.
" أن النبي صلي الله عليه وسلم أخذ بيد مجذوم فأدخلها معه في القصعة، ثم قال: كل بسم الله ثقة بالله وتوكلا عليه". وقد أخذ به الإمام أحمد. وروي ذلك عن عمر وابنه وسلمان -رضي الله عنهم-. ونظير ذلك ما روي عن خالد بن الوليد رضي الله عنه أنه أكل السم. ومنه مَشي سعد ابن أبي وقاص وأبي مسلم الخولاني على متن البحر. قال ابن رجب -رحمه الله-.

"Ebu Hureyre'den Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu:

"Adva (hastalık bulaşması), tiyara (uğursuzluk), hama (baykuş uğursuzluğu), safera (sefer ayının uğursuzluğu) diye bir şey yoktur." (Müslim, Selam: 33)
Aynı hadisi Müslim; "Nev'a (yıldızların yağmura sebeb olması), gul (gulyabani) dahi yoktur" ilavesi ile zikretmiştir.

 (…) Adva: Hastalığın (mikrobun) asıl hastadan bir başkasına bulaşması demektir. Burada reddolunan nokta, ya bizzat hastalığın bulaşmasıdır ya da bulaşıcılık özelliğinin bizatihi hastalığa izafe edilmesidir.

Müslim'den gelen bir rivayete göre, Ebu Hureyre "La Adva" hadisini rivayet etmiş ve Rasulullah'ın (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurduğunu bildirmiştir:

"Hastalık saçan kimse sağlıklı olanın yanına gitmesin" (Müslim, Selam: 32)

Daha sonra Ebu Hureyre, hadisin "La Adva" kısmını hiç belirtmeksizin sadece bundan sonraki:

"Hastalık saçan kimse sağlıklının yanına gitmesin."

kısmıyla ihtisar etmiş, adva hadisinden söz etmemiştir. Bundan dolayı kendisine 'Senden şöyle bir hadis dinlemiştik' diye soranlara ise bunu itiraf etmekten uzak durmuştur. Ebu Hureyre'nin ravisi Ebu Mesleme diyor ki:

"Hiç bilmiyorum, Ebu Hureyre bunu unuttu mu, yoksa iki kavilden birisi nesh mi olundu?"

"Adva yoktur" hadisini Enes b. Malik, Cabir b. Abdullah, İbn Ömer, Saib b. Yezid ve başkaları gibi, sahabeden bir grup (cemaat) rivayet etmiştir. İbn Ömer hadisinin bazı rivayetlerinde ise:

"Arslandan kaçar gibi cüzzamlıdan kaçın" (Buhari, Tıbb: 27) şeklinde geçmektedir.

Alimler bu hususta ihtilaf etmişlerdir. Bu konuda en güzeli Beyhaki'nin görüşüdür. Buna İbnussalah, İbnul Kayyım, İbn Receb, İbn Müflih ve başkaları da katılmışlardır.

Buna göre, Rasulullah'ın (sallallahu aleyhi ve sellem) "La Adva" kavli, cahiliye döneminin kabul ettiği şekliyle ve inandıkları anlamda, fiilin Allah'tan başkasına nisbet edilmesidir. Bu gibi şeyler doğal olarak sirayet ve bulaşıcılık anlamı taşımaktadır. Bu da ancak Allah'ın dilemesiyle, sağlıklı olanı hastalıklılarla buluşturup, bir araya getirmesiyle olur ki, bu, bu işin meydana gelmesine sebeb olur.

İşte bu açıdan: "Arslandan kaçtığın gibi, cüzzamlıdan kaç" buyurulmuş ve "Hastalık saçan bir kimse sağlıklı birinin yanına varmasın" denilmiştir.

Taun (veba) ile ilgili olarak da şöyle buyrulmuştur:

"Kim bir bölgede veba olduğunu duyarsa, oraya gitmesin." (Buhari, Tıbb: 30, Enbiya: 50, Hıyet: 13, Müslim, Selam: 92, Muvatta: Cemi: 23)

Bütün bunlar Allah'ın takdiriyle olmaktadır.

İbn Mesud'dan (radiyallahu anh): "Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem):

"Hiçbir şey bulaşıcı olamaz." buyurdu ve bunu üç kez tekrarladı. Bir Bedevi:

"Ey Allah'ın Rasulü! Develerde çıkan uyuz hastalığı önce devenin dudağında veya kuyruğunda görülmeye başlar, sonra tüm develere sirayet eder." dedi. Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) de:

"İlk deveyi uyuz eden kim (İlk deveye bu nereden geldi)? Bulaşıcılık yoktur, uğursuzluk yoktur, hamme yoktur, safera yoktur. Her canlıyı Allah yaratmıştır, hayatlarını (ne kadar yaşayacaklarını) yazmıştır (tespit etmiştir) başlarına gelecekleri ve rızıklarını da." (Tirmizi, Tıbb: 18)

Rasulullah'ın (sallallahu aleyhi ve sellem) haber verdiğine göre tüm bu olan biten şeyler Allah'ın kaza ve kaderi içerisinde cereyan etmektedir. Kulun görevi, şerre götüren sebeplerden kaçınmaktır. Çünkü bunlardan sakınmakla emrolunmuştur. Nasıl ki kişinin kendisini ateşe ya da suya atması doğru değilse aynı şekilde canını bile bile tehlikeye atması da doğru değildir, doğal olarak helakine sebep olabilecek veya kendisine zarar verebilecek davranışlardan ve şer olan yerlerden de bu şekilde sakınması gerekir. Bunun gibi, cüzzam vb. bulaşıcı bir hastalığı olan bir kimseye yakınlıktan, içinde veba salgını bulunan bir yere gitmekten de uzak durmalıdır. Çünkü bütün bunlar hastalanmak ve telef olmak için birer sebeptirler. Allah (celle celaluhu) sebepleri de müsebbipleri de yaratmıştır. O'ndan başka yaratan ve takdir eden yoktur. Bir kimsenin Allah'a karşı tevekkülü güçlü, Allah'ın kaza ve kaderine imanı sağlam ise, doğrudan bu gibi sebeplerle yüzyüze olması durumunda bile ruhunda sağlıklı bir iman bulunur. Çünkü Allah'a dayanıp güvenmekte ve O'ndan umutvar olmakta, kendisine bir zarar gelmemesini Allah'tan istemektedir. İşte bu denli bir ruh gücüne sahip olan bir kimse böyle bulaşıcı hastalıklı kimselerin arasında gayet rahat dolaşabilir. Özellikle genel veya özel manada bir maslahat (görev) söz konusu olduğunda bu, caizdir. İşte Ebu Davud ve Tirmizi'nin rivayet ettikleri hadis buna hamledilir:

Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) bir cüzzamlı hastanın elinden tutarak onu bir tabağa (yemek tabağına) batırmış ve sonra da şöyle buyurmuştu:

"Bismillah ile ye, Allah'a güven ve O'na tevekkül et." (Ebu Davud, Tıbb: 24, Tirmizi, Et'ime: 16, İbn Mace, Tıbb: 44)

İmam Ahmed bu görüşle amel etmiş, bu husus Ömer, İbn Ömer ve Selman (radiyallahu anh)’dan rivayet edilmiştir. Bunun bir benzeri de Halid'den (radiyallahu anh) gelen rivayettir. Halid b. Velid'den rivayete göre, kendisi zehiri yemiştir. Sa'd b. Ebi Vakkas ve Ebu Müslim Havlani’nin denizde yürümeleri de bu kabildendir. Bunları İbn Receb Hanbeli zikretmiştir."
(Feth’ul Mecid, sf 306-308)

Şeyhin açıklamalarına ilave edecek pek bir şey yoktur, mesele gayet açıktır. Bir kişi hastalık bulaşmasının sadece Allahın takdiriyle olacağını düşünmeden bunu sırf hastalığın kendisine bağlarsa bu batıldır, ancak hastanın yanında durmanın hasta olmaya Allahın izniyle vesile olacağına inanmakta bir mahsur yoktur, hatta bu hususta hak inanç bu şekildedir. Vallahu a’lem.

Çevrimiçi Tevhid Ehli

  • Administrator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 1909
  • Değerlendirme Puanı: +49/-0
Ynt: HASTALIK BULAŞMASI DİYE BİR ŞEY VAR MIDIR?
« Yanıtla #1 : 26.05.2020, 17:11 »
Hatırlatma!

 

Related Topics

  Konu / Başlatan Yanıt Son İleti
1 Yanıt
2597 Gösterim
Son İleti 15.03.2016, 00:05
Gönderen: İslam davetcisi
0 Yanıt
1744 Gösterim
Son İleti 22.07.2015, 06:43
Gönderen: Tevhid Ehli
0 Yanıt
2539 Gösterim
Son İleti 26.06.2016, 18:35
Gönderen: Tevhid Ehli
0 Yanıt
2249 Gösterim
Son İleti 18.03.2018, 02:56
Gönderen: Tevhid Ehli
12 Yanıt
4366 Gösterim
Son İleti 26.05.2020, 17:10
Gönderen: Tevhid Ehli