Darultawhid

Gönderen Konu: ZÂD'UL MUSTAKNİ | EL-HACCÂVÎ RAHİMEHULLÂH  (Okunma sayısı 3048 defa)

0 Üye ve 4 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimiçi Uhey

  • Administrator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 1249
  • Değerlendirme Puanı: +15/-0
Kişinin Ehl'üs Sünnet, Ehl'ul Hadis, Ehl'ul Asar, Selefi olmasının alameti Sünnet'e ittiba etmesidir.

Çevrimiçi Uhey

  • Administrator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 1249
  • Değerlendirme Puanı: +15/-0
Ynt: ZÂD'UL MUSTAKNİ | EL-HACCÂVÎ RAHİMEHULLÂH
« Yanıtla #1 : 15.05.2020, 23:34 »
خُطْبَةُ الْحَاجَةِ

إِنَّ الْحَمْدَ لِلّٰهِ، نَحْمَدُهُ، وَنَسْتَعِينُهُ، وَنَسْتَغْفِرُهُ، وَنَعُوذُ بِاللهِ مِنْ شُرُورِ أَنْفُسِنَا، وَمِنْ سَيِّئَاتِ أَعْمَالِنَا، مَنْ يَهْدِهِ اللهُ فَلاَ مُضِلَّ لَهُ، وَمَنْ يُضْلِلْ فَلاَ هَادِيَ لَهُ، وَأَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلٰهَ إِلاَّ اللهُ وَحْدَهُ لاَ شَرِيكَ لَهُ، وَأَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّدًا عَبْدُهُ وَرَسُولُهُ.

﴿يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اتَّقُوا اللهَ حَقَّ تُقَاتِهِ وَلاَ تَمُوتُنَّ إِلاَّ وَأَنْتُمْ مُسْلِمُونَ.﴾ [آل عمران: 102]

﴿يَا أَيُّهَا النَّاسُ اتَّقُوا رَبَّكُمُ الَّذِي خَلَقَكُمْ مِنْ نَفْسٍ وَاحِدَةٍ وَخَلَقَ مِنْهَا زَوْجَهَا وَبَثَّ مِنْهُمَا رِجَالاً كَثِيرًا وَنِسَاءً وَاتَّقُوا اللهَ الَّذِي تَسَاءَلُونَ بِهِ وَالْأَرْحَامَ إِنَّ اللهَ كَانَ عَلَيْكُمْ رَقِيبًا.﴾ [النساء: 1]

﴿يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اتَّقُوا اللهَ وَقُولُوا قَوْلاً سَدِيدًا. يُصْلِحْ لَكُمْ أَعْمَالَكُمْ وَيَغْفِرْ لَكُمْ ذُنُوبَكُمْ وَمَنْ يُطِعِ اللهَ وَرَسُولَهُ فَقَدْ فَازَ فَوْزًا عَظِيمًا.﴾ [الأحزاب: 71-70]

أَمَّا بَعْدُ: فَإِنَّ أَصْدَقَ الْحَدِيثِ كِتَابُ اللهِ، وَخَيْرَ الْهَدْيِ هَدْيُ مُحَمَّدٍ، وَشَرَّ الْأُمُورِ مُحْدَثَاتُهَا، وَكُلَّ مُحْدَثَةٍ بِدْعَةٌ، وَكُلَّ بِدْعَةٍ ضَلاَلَةٌ، وَكُلَّ ضَلاَلَةٍ فِي النَّارِ.

Hutbet’ul Hâce

Hamd, ancak Allâh içindir. O’na hamd eder, O’ndan yardım ve mağfiret dileriz. Nefislerimizin şerrinden, amellerimizin kötülüklerinden O’na sığınırız. Allâh kimi hidâyete erdirirse onu saptıracak, kimi de saptırırsa onu hidâyete erdirecek yoktur. Allâh’tan başka -ibâdete lâyık, hak- ilah olmadığına şehâdet ederim. O, tektir ve ortağı yoktur. Yine şehâdet ederim ki Muhammed O’nun kulu ve Rasûlü’dür.

“Ey îmân edenler! Allâh’tan korkulması gerektiği gibi korkun ve kesinlikle ancak Müslümanlar olarak can verin!” (Âl-i İmrân 3/102)

“Ey insanlar! Sizi bir tek nefisten yaratan, ondan da eşini yaratan ve ikisinden birçok erkekler ve kadınlar meydana getiren Rabbinizden sakının! Adını kullanarak birbirinizden dilekte bulunduğunuz Allâh’tan ve akrabâlık haklarına riayetsizlikten sakının! Şüphesiz Allâh sizin üzerinize gözetleyicidir.” (en-Nisâ 4/1)

“Ey îmân edenler! Allâh’tan sakının ve sözün en doğrusunu söyleyin ki Allâh, amellerinizi ıslâh etsin ve günâhlarınızı bağışlasın. Kim Allâh’a ve Rasûlü’ne itâat ederse büyük bir kurtuluşa ermiş olur.” (el-Ahzâb 33/70-71)

Bundan sonra; muhakkak ki sözlerin en doğrusu Allâh’ın Kitâbı, yolların en hayırlısı ise Muhammed Sallallâhu Aleyhi ve Sellem’in yoludur. İşlerin en kötüsü ise sonradan uydurulanlardır. Sonradan uydurulan her şey bid’attir. Her bid’at sapıklık ve her sapıklık da ateştedir.[1]

Dipnotlar:
 1. Şeyh’ul İslâm İbnu Teymiyye Rahimehullâh’ın, “İslâm nizâmının ve îmânın düğümü” (İbnu Teymiyye, Mecmû’ul Fetâvâ, 14/223) olarak nitelediği “Hutbet’ul Hâce (İhtiyâç Hutbesi)” isimli bu du’âyı, Rasûlullâh Sallallâhu Aleyhi ve Sellem hutbelerinin girişinde okurdu. Bu meşhûr hutbenin çeşitli kısımları Nesâ’î, Hadîs no: 3278; Müslim, Hadîs no: 868; Ebû Dâvud, Hadîs no: 2118; Tirmizî, Hadîs no: 1105 ve diğer hadîs mecmûalarında değişik lafızlarla nakledilmiştir.
Kişinin Ehl'üs Sünnet, Ehl'ul Hadis, Ehl'ul Asar, Selefi olmasının alameti Sünnet'e ittiba etmesidir.

Çevrimiçi Uhey

  • Administrator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 1249
  • Değerlendirme Puanı: +15/-0
Ynt: ZÂD'UL MUSTAKNİ | EL-HACCÂVÎ RAHİMEHULLÂH
« Yanıtla #2 : 15.05.2020, 23:40 »
Mütercimden

Besmele, Hamdele ve Salvele'den sonra:

Şeyh’ul İslâm İbnu Kudâme el-Makdisî (541-620H) özelinde Hanbeli Fıkhı’nı ve el-Haccâvî (978H) tarafından yapılmış muhtasarı “Zâd’ul Mustakni fî İhtisâr’il Mukni” isimli eserinin konumunu ele alarak başlayalım.

İbnu Kudâme el-Makdisî Rahimehullâh, fıkıh alanında hiçbir bilgisi olmayan bir ilim talebesinin fıkıh öğrenimine başlayıp müctehid olabilecek seviyede fıkıh ilmini tahsîl edebileceği bir metot ve eğitim sistemi ortaya koymuştur. Kademeli olarak ve çok ciddi eserler ile uygulanabilecek bu yöntemin müfredâtını da kendi yazdığı eserler oluşturmaktadır.

Bu sistemin ilk kitabı çevirisini de yaptığımız “el-Umde” isimli eserdir. Bu eser her Müslümanın bilmesi gereken fıkhî bilgileri ihtivâ eder. Müellif her bölümde yalnızca en çok kabûl görmüş görüşe yer vermektedir. Bu eserde delillerin mukâyesesine yahut tartışılmasına yer verilmemiştir. Şeyh’ul İslâm bu eserinde dile getirmiş olduğu fıkhî hükümlere dâir delîlleri zikretmemiş, bu hükme dair diğer görüşlerin delilleri ile mukâyese etmemiş yahut delilleri tartışmamıştır. Lâkin her husûsa dair başlangıcı, bir hadîs zikretmek olmuştur. Bunu yapmakla Şeyh’ul İslâm hem talebeye fıkhî hükümlerin çıkarımında kullanılması gereken usûlü göstermiş hem de bahsi geçmeyen birçok husûsu talebenin tesbît edebilmesine zemin hazırlamıştır.

Bu sistemin ikinci kitabı ise müellife ait olan “el-Mukni” isimli eserdir. Bu eser, orta seviyede bulunan fıkıh talebelerinin kullanımına sunulmuştur. El-Umde’den sonra kaleme alınan ve el-Umde’den sonra işlenmesi tasarlanan bu eser ders kitabı özelliklerine sahiptir. Müellif bu eserinde el-Umde’den farklı olarak birçok görüşe yer vermiş ancak mezhepte bunlardan hangisinin en çok kabûl görmüş görüş olduğuna değinmemiştir. Yine bu eserinde de hükümlerin delillerine değinmediği gibi, delilleri karşılaştırmalı olarak ele almamış ve tartışmamıştır. Ayrıca “el-Umde” bu eserde bir çatı olarak kullanılmış ve eklemelerde bulunulmuştur. Bu eser el-Umde ile kıyaslanıldığında daha sistematik ve daha geniştir. Diğer eserleri gibi bu eseri de, âlimler ve ilim talebeleri arasında büyük ilgi görmüştür. Çok sayıda şerhi yapılmıştır.

İlk ve dolayısıyla en eski şerhi İbnu Kudâme’nin yeğeni olan Şems’ud Dîn Ebu’l Ferec Abdurrahmân bin Ebû Ömer bin Kudâme el-Makdısî (682H) tarafından kaleme alınan “eş-Şerhu’l Kebîr” isimli eserdir. Diğer şerhleri arasında şunlar bulunmaktadır: Ebu’l Feth el-Ba’lî’nin şerhi “el-Mutli alâ Ebvâb’il Mukni”, İbnu Muflih’in “el-Mubdi fî Şerh’il Mukni” isimli şerhi ki bu eser -Hanbelî Mezhebi özelinde Fıkıh Ansiklopedisi formatında olup- Hanbelî Mezhebi’nin en geniş kitaplarından biridir, Mirdâvi’nin “el-İnsâf fî Ma’rifet’ir Râcih min’el Hilâf alâ Mezheb’il İmâm’il Mubeccel Ahmed bin Hanbel” isimli şerhi ki müellif daha sonra muhtasarını da yapmıştır.

Bu sistemin üçüncü kitabı ise müellifin “el-Kâfî fî Fıkh’il İmâm’il Mübeccel Ahmed bin Hanbel” isimli eseridir. Kısaca “el-Kâfî” olarak bilinen bu eser, “el-Umde” ve “el-Mukni” isimli eserlerin birleştirilmiş ve genişletilmiş halidir. Bu eserinde müellif, Hanbelî mezhebindeki farklı görüşlere yer vermiş ve görüşlerin delilleri de zikredilmiştir.

Bunu müteakiben dördüncü kitab ise “Ravzat’un Nâzir” olarak bilinen  tam ismiyle “Ravzat’un Nâzir ve Cünnet’ül Münâzir fî Usûl’il Fıkhi alâ Mezheb’il İmâm Ahmed” isimli eserdir. Fıkıh usûlü alanında yazılmış bir eserdir. Genel manada basit ifâdeler kullanılan eserde kimi yerde geniş ve detaylı anlatıma da yer verilmiştir.

Bu sistemin beşinci ve aynı zamanda son kitabı ise müellifin “el-Muğnî” isimli eseridir. Eser, müellifin bu serinin ilk dört kitabını bir araya toplayarak diğer mezheplerin ve Selef âlimlerinin görüşlerini derlediği karşılaştırmalı bir Fıkıh Ansiklopedisi’dir. Bu eser, Hâfız Hirakî Rahimehullâh’ın “Muhtasar” isimli meşhûr kitâbının şerhidir. İbnu Kudâme Rahimehullâh bu eserinde, kendi döneminde uygulanmaya devam etsin etmesin, Selefin hemen hemen bütün görüşlerini toplamış ve bir araya getirmiştir. Hanbelî mezhebinin bütün görüşlerini, İmâm Ahmed’in görüşüne vurguda bulunarak nakletmiş ve bu görüşlerin delillerini de kaydetmiştir. Neticesinde kendisinin tercih ettiği görüşü diğerlerinden ayırt etmiş ve bunun sebeplerine ve delillerine de yer vermiştir.

“El-Muğnî” mezhepten olsun olmasın hemen hemen herkes tarafından takdirle karşılanan bir eser haline gelmiştir. İmâm en-Nevevî’nin “el-Mecmû” isimli eseriyle birlikte, “el-Muğnî” alanında kaleme alınmış en muteber iki eserden biri olmuştur. Şâfi’î müctehidlerden “Sultân’ul Ulem┠lakabıyla meşhur olmuş el-İzz bin Abdisselâm’ın İbnu Kudâme’nin “el-Muğnî” isimli eserine bakmaksızın kesinlikle fetvâ vermediği söylenmiştir.

Şeyh’ul İslâm İbnu Kudâme el-Makdisî Rahimehullâh’ın telif ettiği bu eserlere çokça şerh ve haşiyeler yazılmıştır. Her biri çok değerli olan bu eserler İbnu Kudâme el-Makdisî’nin kendi zamanında ve kendisinden sonra Hanbelîler arasında itibâr görmüş ve en mühim kaynak eserlerden sayılmıştır. Bu eserlerin tahsilini yapan birçok talebe nihâyetinde Hanbelî Mezhebi’nin âlimlerinden ve müctehidlerinden olmuştur.

Çevirisine yer verdiğimiz bu eser, bu serinin ikinci kitabı olan “el-Mukni”nin el-Haccâvî (978H) tarafından yapılmış muhtasarı “Zâd’ul Mustakni fî İhtisâr’il Mukni” isimli eseridir.

Şüphesiz, ilim de fıkıh da İbnu Kudâme ile sona ermedi. İhtiyaca binâen yeni eserlerin telif edilmesi, klasik dönem eserlerinin muhtasar, şerh ve haşiyelerinin telif edilmesi gerekti. El-Haccâvî, İbnu Kudâme’nin “el-Mukni” isimli eserini ele almış, “el-Mukni”de yeralan çok sayıda görüşten Mezheb içerisindeki kabule şayan görüşü tespit ederek, diğer görüşleri çıkarmak ve gerekli gördüğü yerde eklemeler yapmak suretiyle muhtasarını hazırlamıştır. “Zâd’ul Müstakni” ismiyle meşhur bu eseri ezberleyenlerin Kâdı olmaya layık olduğu söylenmiştir. Bu eser Hanbeli Mezhebi içerisinde ve diğer mezhebler nazarında büyük ilgi görmüştür. Muhtasar kısa olmasına karşın, genel manada Hanbelî Mezheb’inin fıkhi görüşlerini içermektedir. Öyle ki, iki katı büyüklükteki eserlerde dahi rast gelinmeyecek biçimde doyurucu bilgilere yer vermektedir.

Bir süre sonra ise el-Buhûtî, el-Haccâvî’nin muhtasarının şerhini “er-Ravz’ul Murbi” ismiyle yayınlamıştır. Şerhinde, Haccavi’nin muhtasarında yer almayan bazı açıklamalara, delillere, delillerin kaynaklarına, ta’lile ve bazı hükümlere yer vermiştir.

Çeviride takip edeceğimiz metot metine sadık kalmak olacaktır. Arapça terimleri yahut kelimeleri ifade etmede Türkçe’nin yetersiz kaldığı durumlarda, parantez içerisinde kısa açıklamalarla metinde yer alan düşünceyi ve kasdı ifâde etmeye çalışacağız İnşâllâh.

Gayret bizden Tevfik Allâh’tandır!..
Kişinin Ehl'üs Sünnet, Ehl'ul Hadis, Ehl'ul Asar, Selefi olmasının alameti Sünnet'e ittiba etmesidir.

Çevrimiçi Uhey

  • Administrator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 1249
  • Değerlendirme Puanı: +15/-0
Ynt: ZÂD'UL MUSTAKNİ | EL-HACCÂVÎ RAHİMEHULLÂH
« Yanıtla #3 : 15.05.2020, 23:45 »
Şeraf’ed Dîn el-Haccâvî (895-968H)

İsmi Müftü, Şeyh’ul İslâm, Şeraf’ed Dîn Ebî Necâ Mûsâ bin Ahmed bin Mûsâ bin Sâlim bin Îsâ bin Sâlim el-Haccâvî el-Makdisî ed-Dimeşkî es-Sâlihî’dir. Kendi döneminde Şam bölgesindeki Hanbeliler’inin İmâmı, Müftüsü ve Şeyh’ul İslâm’ıydı.

Hacce köyünde doğdu. Bu sebeple el-Haccâvî ismiyle tanınmıştır. Aslen Nablus, Kudüslü olmasına karşın Dımeşk’de Sâlihiye olarak adlandırılan beldede yaşamıştır. Hem mescidde imâmlık yapmış hem de Emevî Medresesi’nde irşâd görevini ifâ etmiştir.

İmâm Şehâb’ed Dîn Ahmed es-Sâlihî eş-Şuveykî, İmâm Ebû Hafs Necm’ed Dîn Ömer bin İbrâhîm bin Muhammed bin Muflih es-Sâlihî, Ebu’l Berekât Muhhib’id Dîn Ahmed bin Muhammed el-Ukeylî kendisinden fıkıh ve diğer İslâmî ilimleri öğrendiği şeyhleridir.

Çok sayıda talebesi vardı. Oğlu Yahyâ el-Haccâvî, Şihâb’ed Dîn Ahmed el-Vefâ’î el-Muflihî, İbrâhîm el-Ahdab es-Sâlihî, Ebû Nûr bin Osman bin Muhammed bin İbrâhîm talebelerinde bazılarıdır.

Kaleme aldığı ve çok meşhur olan kitapları vardır. Eserleri arasında en mühim olanlar şunlardır:

El-İknâ li Tâlib’il İntifâ Hanbeli Mezhebi’nin temel eserlerinden biridir. İbn’ul İmâd el-Hanbelî Rahimehullâh kitabı hakkında şöyle der:


جرّد فيه الصحيح من مذهب الإمام أحمد، لم يؤلّف أحد مؤلّفا مثله في تحرير النقول وكثرة المسائل

“Bu kitapta İmâm Ahmed’in mezhebinde ki Sahîh (görüşleri) kınından çıkardı. Nakilleri ve çok sayıda meseleyi kaleme alma husûsunda kimse onun gibi bir kitap telif etmedi.”[1]

Zâd’ul Mustakni fî İhtisâr’il Mukni İbnu Kudâme el-Makdisî Rahimehullâh’ın “Mukni” isimli eserinin muhtasarıdır.

Hâşiyetun ale’l Furû Ibnu Muflih Rahimehullâh’ın “el-Furû” isimli kitabına yazdığı bir haşiyedir.

Menzûmet’ul Kebâ’ir Büyük Günahlara dair kaleme aldığı Kebâ’ir isimli manzûmesi ezberlenen temel metinler arasında yer almıştır. İmâm es-Seffârînî bu şiire şerh yazmıştır ve şiiri övmüştür.[2]

Muhtasar’ul Mukni İbnu Kudâme el-Makdisî Rahimehullâh’ın “Mukni” isimli eserinin bir başka muhtasarı.

Şerh’ul Müfredât

Şerhu Manzûmet’il Adâb’iş Şerî’a El-Mirdâvî’nin Adâb’uş Şerî’a isimli şiirinin şerhidir. Bin beyitlik bir şiirdir.

Hâşiyet’ut Tenkîh Bu kitap ise el-Mirdâvî’nin “et-Tenkîh’ul Müşbi” isimli muhtasarına yazdığı haşiyedir.

El-Haccâvî'yi birçok kimse övmüştür.

Necm’ud Dîn el-Ğazzî şeyhinin babasından naklederek şöyle der:

كان رجلاً عالماً عاملاً متقشفاً. انتهت إليه مشيخة السادة الحنابلة والفتوى

“El-Haccâvî, âlim, ilmiyle amel eden zâhid bir adamdı. Hanbelîlerin üstün şeyhleri ve fetvalar ona dayanırdı.”[3]

İbn’ul İmâd el-Hanbelî hakkında şöyle der:


كان إماما، بارعا، أصوليا، فقيها، محدّثا،

“El-Haccâvî, Usûlî, Fakîh, Muhaddis ve yetenekli bir İmâmdı.”[4]

İbnu Humeyd en-Necdî ise hakkında şöyle der:


وانفرد في عصره بتحقيق مذهب الإمام أحمد، وصار إليه المرجع

“El-Haccâvî İmâm Ahmed’in mezhebini tahkik etmede döneminde tekti. Başvurulacak mevki el-Haccâvî oldu.”[5]

Hanbelî Mezhebi’nin en temel eserlerinden biri olan el-Haccâvî’nin “el-İknâ li Tâlib’il İntif┠isimli eseri daha sonraları el-Buhûtî tarafından “Keşşâf’ul Kınâ an Metn’il İkn┠ismiyle şerh edilmiştir. Mer’î bin Yûsuf el-Kermî (1624H) el-Haccâvi’nin “el-İknâ li Tâlib’il İntif┠isimli eseriyle İbn’un Neccâr’ın “Munteh’al İrâdât” isimli eserini “Gâyet’ul Muntehâ fi’l Cemi Beyn’el İknâ ve’l Munteh┠ismini verdiği eserinde bir araya getirmiştir. Mer’î bin Yûsuf el-Kermî’nin bu çalışmasının da şerhleri ve haşiyeleri hazırlanmıştır.

Çevirisine yer verdiğimiz “Zâd’ul Mustakni fi İhtisâr’il Mukni” isimli eseri, İbnu Kudâme’nin el-Mukni isimli eserinin muhtasarıdır. Daha sonraları bu eserin –el-Buhûtî tarafından yapılan “er-Ravz’ul Murbi bi Şerhi Zâd’ul Mustakni” isimli şerhi de dâhil olmakla- şerhleri, haşiyeleri de kaleme alınmıştır.

El-Haccâvî, 968H kimilerine göre 960H yılının Rabî’ul Evvel Ayı’nda[6] vefât etmiştir. Allâh ona rahmet etsin!

Dipnotlar:
 1. İbn’ul İmâd, Şezerât’uz Zeheb, Dâru İbni Kesîr, 10/472.
 
 2. es-Seffârînî, ed-Dehâ’ir li Şerhi Manzûmet’il Kebâ’ir, 100
 
 3. Necm’ud Dîn el-Ğazzî, el-Kevâkib’us Sâ’ire, Dâr’ul Kutub’il İlmiyye, 3/192.
 
 4. İbn’ul İmâd el-Hanbelî, Şezerât’uz Zeheb, Dâru İbni Kesîr, 10/472
 
 5. İbnu Humeyd en-Necdî, es-Sehb’ul Vâbile, Mu’esseset’ur Risâle, 3/1134.
 
 6. İbn’ul İmâd, Şezerât’uz Zeheb, 10/472.
Kişinin Ehl'üs Sünnet, Ehl'ul Hadis, Ehl'ul Asar, Selefi olmasının alameti Sünnet'e ittiba etmesidir.

Çevrimiçi Uhey

  • Administrator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 1249
  • Değerlendirme Puanı: +15/-0
Ynt: ZÂD'UL MUSTAKNİ | EL-HACCÂVÎ RAHİMEHULLÂH
« Yanıtla #4 : 15.05.2020, 23:46 »









زَادُ الْمُسْتَقْنِع فِي اخْتِصَارِ الْمُقْنِعِ
مُوسَى بْنِ أَحْمَدَ بْنِ مُوسَى الْحَجَّاوِيِّ
(رَحِمَهُ اللّٰهُ تَعَالىَ)
Zâd’ul Mustakni fî İhtisâr’il Mukni
Mûsâ bin Ahmed bin Mûsa el-Haccâvî
(Rahimehullâhu Teâlâ)









Kişinin Ehl'üs Sünnet, Ehl'ul Hadis, Ehl'ul Asar, Selefi olmasının alameti Sünnet'e ittiba etmesidir.

Çevrimiçi Uhey

  • Administrator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 1249
  • Değerlendirme Puanı: +15/-0
Ynt: ZÂD'UL MUSTAKNİ | EL-HACCÂVÎ RAHİMEHULLÂH
« Yanıtla #5 : 15.05.2020, 23:48 »
بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

اَلحَمْدُ لِلّٰهِ حَمْدًا لا يَنْفَدُ، أَفْضَلَ مَا يَنْبغِي أَنْ يُحْمَدَ وَصَلَّى اللهُ وسَلَّمَ عَلَى أَفْضَلِ الْمُصْطَفَيْنَ مُحَمَّدٍ وَعَلى آلِهِ وَأَصْحابِهِ وَمَنْ تَعَبَّدَ.

أمَّا بَعْدُ:

فَهَذَا مُخْتَصَرٌ فِي الفِقْهِ مِنْ مُقْنِع الإِمَامِ المُوَفَّقِ أَبِي مُحَمَّدٍ، عَلَى قَوْلٍ وَاحِدٍ، وَهُوَ الرَّاجِحُ فِي مَذْهَبِ أَحْمَدَ،

وَرُبَّما حَذَفْتُ مِنْهُ مَسَائِلَ نَادِرَةَ الوُقُوعِ وَزِدْتُ مَا عَلَى مِثْلِهِ يُعتَمدُ) إِذِ الهِمَمُ قَدْ قَصُرَتْ وَالأَسْبَابُ المُثَبِّطَةُ عَنْ نَيْلِ المُرادِ قَدْ كَثُرَتْ وَهُوَ بِعَوْنِ اللهِ مَعَ صِغَرِ حَجْمِه حَوَى مَا يُغْنِي عَنِ التَطْوِيلِ وَلَا حَوْلَ وَلَا قُوَّةَ إِلَّا بِاللهِ وَهُوَ حَسْبُنا وَنِعْمَ الوَكيلُ.

[Müellif Rahimehullâh'ın Mukaddimesi]

Rahmân ve Rahîm olan Allâh’ın adıyla.

Tükenmeyecek kadar hamd, hamd edilmeye layık olduğu en faziletli şekildeki hamd Allâh’a mahsustur.

Seçilmişlerin en efdali olan Muhammed’e, âline, ashâbına ve (Allâh’a) ibâdet edenlere Allâh salât ve selâm eylesin.

Bundan sonra:

Bu, İmâm el-Muvaffak Ebû Muhammed (el-Makdisî’n)in “Mukni”sinden Ahmed’in mezhebinde râcih (kabûl görmüş) olan tek bir görüş takip edilen fıkıh hakkında bir muhtasardır. Vuku bulması nadir olan bazı meseleleri hazfetmiş olabilirim ve ona benzer kendisine itimad edilen (meseleler) ekledim. Zira himmet azalmış, gayeyi elde etmeyi engelleyen sebepler çoğalmıştır. Allâh’ın yardımıyla, bu kitap küçük hacmiyle beraber, sözü uzatmaya/ayrıntıya gitmeye ihtiyaç duymayacak şeyleri ihtiva etmektedir.

Lâ Havle ve la Kuvvete İllâ Billâh (Allâh’tan başka güç ve kudret sahibi yoktur), Huve Hasbunâ ve Ni’m’el Vekîl (O bize yeter, ne güzel vekildir!)
Kişinin Ehl'üs Sünnet, Ehl'ul Hadis, Ehl'ul Asar, Selefi olmasının alameti Sünnet'e ittiba etmesidir.

Çevrimiçi Uhey

  • Administrator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 1249
  • Değerlendirme Puanı: +15/-0
Kişinin Ehl'üs Sünnet, Ehl'ul Hadis, Ehl'ul Asar, Selefi olmasının alameti Sünnet'e ittiba etmesidir.

Çevrimiçi Uhey

  • Administrator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 1249
  • Değerlendirme Puanı: +15/-0
Ynt: ZÂD'UL MUSTAKNİ | EL-HACCÂVÎ RAHİMEHULLÂH
« Yanıtla #7 : 30.05.2020, 10:48 »
كِتَابُ الطَّهَارَةِ

وهِيَ ارْتِفَاعُ الحَدَثِ وَمَا فِي مَعْنَاهُ وَزَوَالُ الخَبَثِ

المِيَاهُ ثَلَاثةٌ:

 طَهُورٌ لَا يَرْفَعُ الحَدَثَ وَلَا يُزِيلُ النَّجَسَ الطَّارِئَ غَيْرُهُ وَهُوَ البَاقِي عَلَى خِلْقَتِهِ

فَإِنْ تَغَيَّرَ بِغَيْرِ مُمَازِجٍ كَقِطَعِ كَافُورٍ وَدُهْنٍ أَوْ بِمِلْحٍ مَائِيٍّ أَوْ سُخِّنَ بِنَجسٍ؛ كُرِهَ

وَإِنْ تَغَيَّرَ بِمُكْثِهِ أَوْ بِمَا يَشُقُّ صَوْنُ المَاءِ عَنْهُ، مِنْ نَابِتٍ فِيهِ، وَوَرَقِ شَجَرٍ أَوْ بِمُجَاوَرَةِ مَيْتَةٍ أَوْ سُخِّنَ بِالشَّمْسِ، أَوْ بِطَاهِرٍ لَمْ يُكْرَهْ

وإِنِ اسْتُعْمِلَ فِي طَهارَةٍ مُسْتَحبَّةٍ؛ كَتَجْدِيدِ وُضُوءٍ، وَغُسْلِ جُمُعَةٍ وَغَسْلَةٍ ثَانِيَةٍ وَثالِثَةٍ كُرِهَ

وَإِنْ بَلَغَ قُلَّتَيْنِ وَهُوَ الكَثِيرُ وَهُمَا خَمسُ مِئَةِ رطْلٍ عِرَاقِيٍّ تَقْرِيباً فَخالَطَتْهُ نَجَاسَةٌ غَيرُ بَولِ آدَميٍّ أَوْ عَذِرَتِه المائِعَةِ فَلَمْ تُغَيِّرْهُ أَوْ خَالَطَهُ البَوْلُ أَوْ العَذِرَةُ وَيَشُقُّ نَزْحُهُ كَمَصَانِعِ طَرِيقِ مَكَّةَ؛ فَطَهُورٌ

وَلَا يَرْفَعُ حَدَثَ رَجُلٍ طَهُورٌ يَسِيرٌ خَلَتْ بِهِ امْرَأَةٌ لِطَهَارَةٍ كَامِلَةٍ عَنْ حَدَثٍ

وإِنْ تَغَيَّرَ لَوْنُهُ، أَوْ طَعْمُهُ، أَوْ رِيحُهُ، بِطَبْخِ أَوْ سَاقِطٍ فِيهِ أَوْ رُفِعَ بِقَلِيلِهِ حَدَثُ أَوْ غُمِسَ فِيهِ يَدِ قَائمٍ مِنْ نَوْمِ لَيلٍ نَاقِضٍ لِوُضُوءٍ أَوْ كَانَ آخِرَ غَسْلَةٍ زَالَتِ النَّجَاسَةُ بِهَا فَطَاهِرٌ

وَالنَّجسُ: مَا تَغَيَّرَ بِنَجَاسَةٍ أَوْ لَاقَاها وَهُوَ يَسِيرٌ أَوِ انْفَصَلَ عَنْ مَحَلِّ نَجَاسَةٍ قَبْلَ زَوَالِها.

فَإِنْ أُضِيفَ إِلَى المَاءِ النَّجِسِ طَهُورٌ كَثِيرٌ -غَيرُ تُرَابٍ وَنَحْوِهِ-،  أَوْ زَالَ تَغَيُّرُ النَّجِسِ الكَثيرِ بِنَفْسِهِ، أَوْ نُزِحَ مِنْهُ فَبَقِي بَعْدَهُ كَثِيرٌ غَيْرُ مُتَغَيرٍ: طَهُرَ.

وَإِنْ شَكَّ فِي نَجَاسَةِ مَاءٍ أَوْ غَيْرِهِ أَوْ طَهَارَتِهِ:  بَنَى عَلى اليَقِينِ.

وإِنِ اشْتَبَهَ طَهُورٌ بِنَجِسٍ: حَرُمَ استِعْمَالُهُمَا، وَلَمْ يَتَحَرَّ -وَلَا يُشْتَرَطُ لِلتَيَمُّمِ إِرَاقَتُهُمَا، وَلَا خَلْطُهُمَا-.

وَإِنِ اشْتَبَهَ بِطَاهِرٍ:  تَوَضَّأ مِنْهُمَا وُضُوءاً واحداً -مِنْ هَذَا غَرْفَةً  ومِنْ هَذَا غَرْفةً-،  وَصَلَّى صَلَاةً وَاحِدةً.

وَإِنِ اشْتَبَهَتْ ثيابٌ طاهرةٌ بِنَجِسَةٍ: صَلَّى فِي كُلِّ ثَوْبٍ صَلَاةً بِعَددِ النَّجِسِ، وَزَادَ صَلاةً.

[Tahâret Kitâbı Giriş]

Tahâret: Hades ve benzeri şeylerin kaldırılması ve habisin (pisliğin) giderilmesidir.

Sular üç çeşittir:

Tahûr su: Onsuz hades kaldırılmaz ve vukû bulan necâset giderilmez, yaratılmış olduğu hâl üzere kalan sudur.

Kâfur parçası, yağ, deniz tuzu ya da necis bir şey ile ısıtılmış su gibi suyla karışmayan şeylerle değişime uğrarsa, suyu kullanmak kerih olur.

İçerisinde kalmaya devam eden, içerisinde büyüyen-yetişen (bitki) veya ağaç yaprağı gibi sudan çıkarılması güç olan bir şey ya da meyte (leş) karışırsa veyahut güneşle yahut da (benzeri) temiz bir madde ile ısıtılırsa bu suyu kullanmak kerih görülmemiştir.

Abdest tazelemede, Cuma guslü için veyahut ikinci ya da üçüncü defa yıkama gibi müstehab olan temizlenmede kullanılmışsa, bu kullanılmış suyu (tekrar) kullanmak kerih görülmüştür.

Su kulleteyne (iki kulleye) ulaştığında ki bu çoktur. Kulleteyn yaklaşık 500 Irâk Rıtlı’dır (yaklaşık olarak 270 litredir). Bu suya insan idrarı veya sıvılaşmış dışkısı karışsa ve suyu değiştirmezse ya da -Mekke yolundaki göletler gibi- idrar veya dışkı karışırsa ve temizlemesi güç ise Tahûr’dur.

Eğer bir kadının hadesten kâmil temizlik yaptığı temiz suyundan az bir miktar artarsa, bu su erkekte bulunan hadesi kaldırmaz.

Eğer suyun rengi, tadı veya kokusu pişirme ya da içerisine bir şey düşmesi sebebiyle değişirse, az bir miktar hadesi kaldırmak için kullanılırsa, abdesti bozan gece uykusundan uyanan kişi elini içine batırırsa veya necaseti kaldırmak için kullanılan son yıkama(da kullanılan su) olursa işte bu durumda su (Tahûr olmamakla beraber) Tâhir’dir.

Necis su: Necâset ile değişen ya da az bir miktar iken necâset ile bir araya geldiğinde veya necâsetin bulunduğu yerden -necâset ayrılmadan (temizlemeden) önce- ayırıldığı sudur.

Necis olan suya -çamur ve benzeri dışında- çok miktarda Tahûr su katılırsa veya çok miktardaki necis suyun necâseti kendiliğinden kaybolursa ya da ondan arınır ve su arınmasından sonra uzun bir süre değişmeden kalırsa, su temizlenir

Bir kimse suyun ya da başka şeylerin necis veya temiz oluşu hususunda şek ederse yakîne göre amelini binâ eder.

Eğer tahûr ile necis ayırt edilemezse ikisinin de kullanılması harâm olur, hakkında soruşturmaz. Suyun dökülmesi veya birbirine karıştırılması teyemmümün şartı değildir.

Eğer tâhir ayırt edilemezse, her ikisinden de -bir avuç dolusu bundan bir avuç dolusu diğerinden olmak sûretiyle- bir kez abdest alır ve bir kez namaz kılar.

Eğer tâhir elbiseler necisten ayırt edilemezse, necis elbiselerin miktarınca elbiseyle namaz kılar ve bir namaz daha ekler.
Kişinin Ehl'üs Sünnet, Ehl'ul Hadis, Ehl'ul Asar, Selefi olmasının alameti Sünnet'e ittiba etmesidir.

Çevrimiçi Uhey

  • Administrator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 1249
  • Değerlendirme Puanı: +15/-0
Ynt: ZÂD'UL MUSTAKNİ | EL-HACCÂVÎ RAHİMEHULLÂH
« Yanıtla #8 : 05.06.2020, 03:39 »
باب الآنية

كل إناء طاهر - ولو ثمينا - يباح اتخاذه واستعماله؛ إلا أنية ذهب وفضة ومضببا بهما؛ فإنه يحرم اتخاذها واستعمالها ولو على أنثي، وتصح الطهارة منها إلا ضبة يسيرة من فضة لحاجة، وتكره مباشرتها لغير حاجة.

وتباح آنية الكفار -ولو لم تحل ذبائحهم وثيابهم- إن جهل حالها.

ولا يطهر جلد ميتة بدباغ -ويباح استعماله بعد الدبغ في يابس، من حيوان طاهر في الحياة-، ولبنها وكل أجزائها نجسة غير شعر ونحوه.

وما أبين من حي فهو كميتته.

Kap-kacaklar Bâbı

Altın, gümüş ve onlarla lehimlenmiş kap-kacaklar dışında -velev ki pahalı dahi olsalar- bütün tâhir (temiz) kap-kacakları edinmek ve kullanmak mübâhtır. Bunlardan alınan tahâret geçerli olmasına rağmen -velev ki kadınlar için bile olsa- bunları edinmek veya kullanmak -ihtiyaçtan dolayı gümüşten az bir miktar lehim olması müstesna- harâmdır. İhtiyaç olmaksızın lehimlemek ise kerîh görülmüştür.

Kâfirlerin boğazladıkları hayvanların etleri helâl olmasa da, onların kap-kacaklarını kullanmak mübâhtır. Aynı şekilde, onların kıyafetlerini kullanmak da -kıyafetlerin hâli bilinmiyorsa- mübâhtır.

[Tabaklama]

Meytenin derisi tabaklanmayla temizlenmez. Ancak, tabaklamanın ardından -eğer derinin elde edildiği hayvan hayattayken tâhir hayvanlardansa- derisinin kuru şeylere kullanılması mübâhtır. Meytenin sütü ile -kıl ve benzeri dışında- diğer bütün parçaları necisdir. Hayvan hayattayken kesip koparılan uzuvların hükmü meytesinin hükmü gibidir.
Kişinin Ehl'üs Sünnet, Ehl'ul Hadis, Ehl'ul Asar, Selefi olmasının alameti Sünnet'e ittiba etmesidir.

Çevrimiçi Uhey

  • Administrator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 1249
  • Değerlendirme Puanı: +15/-0
Ynt: ZÂD'UL MUSTAKNİ | EL-HACCÂVÎ RAHİMEHULLÂH
« Yanıtla #9 : 12.06.2020, 20:24 »
باب الاستنجاء

يستحب عند دخول الخلاء قول: بسم الله، أعوذ بالله من الخبث والخبائث وعند الخروج منه: غفرانك الحمد لله الذي أذهب عني الأذى وعافاني وتقديم رجله اليسرى دخولا ويمنى خروجا عكس مسجد ونعل واعتماده على رجله اليسرى وبعده في فضاء واستتاره وارتياده لبوله مكانا رخوا ومسحه بيده اليسرى إذا فرغ من بوله من أصل ذكره إلى رأسه ثلاثا ونتره ثلاثا وتحوله من موضعه ليستنجي في غيره إن خاف تلوثا.

ويكره دخوله بشيء فيه ذكر الله تعالى إلا لحاجة ورفع ثوبه قبل دنوه من الأرض وكلامه فيه وبوله في شق ونحوه ومس فرجه بيمينه واستنجاؤه واستجماره بها واستقبال النيرين.

ويحرم استقبال القبلة واستدبارها في غير بنيان ولبثه فوق حاجته وبوله في طريق وظل نافع وتحت شجرة عليها ثمرة.

ويستجمر ثم يستنجي بالماء وبجزئه الاستجمار إن لم يعد الخارج موضع العادة.

ويشترط لاستجمار بأحجار ونحوها: أن يكون طاهرا منقيا غير عظم وروث وطعام ومحترم ومتصل بحيوان.

ويشترط ثلاث مسحات منقية فأكثر ولو بحجر ذي شعب ويسن قطعه على وتر.

ويجب الاستنجاء لكل خارج إلا الريح ولا يصح قبله وضوء ولا تيمم.

İstincâ Bâbı

[Müstehabları]

Helaya girerken:

بِسْمِ اللهِ أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الخُبْثِ وَالخَبَائِثِ
“Allâh’ın adıyla. Hubs ve habâisten (dişi ve erkek şeytânlardan) Allâh’a sığınırım.” ve heladan çıkarken:

غُفْرَانَكَ، اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ الَّذِي أَذْهَبَ عَنِّي الْأَذَى وَعَافَانِي
“Ğufrânek (bağışlamanı dilerim ey Allâh’ım)! Benden sıkıntıyı gideren ve bana âfiyet veren Allâh’a hamd olsun!” demek.

Mescide girmenin ve ayakkabının aksine helaya girerken sol ayak ile girerek başlamak çıkarken ise sağ ayakla başlamak, sol ayağına dayanmak, açık alanda (insanlardan) uzakta olmak, sütrelenmek (örtünmek), bevl etmek için yumuşak yer aramak, bevl ettikten sonra, sol eliyle zekerini (erkeklik organını) kökünden başına sıvazlayarak üç defa mesh etmek ve üç defa da natr yapmak (üç defa sertçe sallamak), istincâ için (necâsetin) üzerine sıçrayacağından endişe edildiğinde başka bir yere dönmek müstehab görülmüştür.

[Mekruhları]

Allâhu Teâlâ’nın zikri bulunan bir şeyle ihtiyaç olmaksızın tuvalete girmek, yere yaklaşmadan elbiseyi çıkarmak, bevl ederken konuşmak, delik/gedik ve benzeri yerlere bevletmek, fercine (cinsel organa) sağ eliyle dokunmak, sağ eliyle istincâ (suyla temizlenmek) veya isticmâr yapmak (çakıl taşları ile temizlenmek), güneşe yahut aya doğru yüzünü dönmek kerîh görülmüştür.

[Haramları]

Kapalı bir tuvalette değilken, yüzünü ve sırtını Kıble’ye doğru dönmek, ihtiyaçtan fazla oyalanmak, yola, yararlanılan gölgeliğe veya meyve veren bir ağacın dibine bevl etmek harâmdır.

İsticmâr yapar ardından su ile istincâ yapar. Âdeten dışkının çıktığı yerden başka bir yere bulaşmaması durumunda isticmâr yeterlidir.

Tâhir ve temiz olmaları; kemik, hayvan dışkısı, yiyecek, hürmet gösterilen bir şey ve bir hayvana bağlı olmaması, taşlar ve benzerleri ile isticmâr yapmada kullanılan şeyde bulunması gereken şartlardır.

Her seferinde necâseti gidererek -velev ki çıkıntıları bulunan bir taş kullanılsa dahi- üç veya daha çok defa silmek şarttır. Tek sayıda durmak Sünnet’tir.

Yellenme dışında çıkan her şey için istincâ etmek vâcibdir. İstincâdan önce abdest almak veya teyemmüm yapmak sahîh değildir.
Kişinin Ehl'üs Sünnet, Ehl'ul Hadis, Ehl'ul Asar, Selefi olmasının alameti Sünnet'e ittiba etmesidir.

Çevrimiçi Uhey

  • Administrator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 1249
  • Değerlendirme Puanı: +15/-0
Ynt: ZÂD'UL MUSTAKNİ | EL-HACCÂVÎ RAHİMEHULLÂH
« Yanıtla #10 : 19.06.2020, 17:00 »
باب السواك، وسنن الوضوء

التسوك بعود لين منق غير مضر لا يتفتت لا بأصبع وخرقة مسنون كل وقت لغير صائم بعد الزوال

متأكد عند صلاة وانتباه وتغير فم.

ويستاك عرضا مبتدئا بجانب فمه الأيمن

ويدهن غبا ويكتحل وترا.

ويجب التسمية في الوضوء مع الذكر.

ويجب الختان ما لم يخف على نفسه.

ويكره القزع.

ومن سنن الوضوء السواك وغسل الكفين ثلاثا ويجب من نوم ليل ناقض لوضوء والبداءة بمضمضة ثم استنشاق والمبالغة فيهما لغير صائم وتخليل اللحية الكثيفة والأصابع والتيامن وأخذ ماء جديد للأذنين والغسلة الثانية والثالثة.

Misvak Kullanma ve Abdestin Sünnetleri Bâbı

[Misvak Kullanma]

Oruçlu olan için zevâl vaktinden sonrası hariç, dişleri parmak ile ve bez ile değil de yumuşak, temizleyici olan, zarar vermeyen ve ufalanmayan bir misvak dalı (çubuğu) ile temizlemek her zaman Sünnet’tir.

Namaz öncesi, uykudan uyandığında ve ağızda (tat, koku vb.) değişme olduğunda misvak yapmak tekid edilmiştir.

Ağzın sağ tarafından başlayıp enlemesine misvaklanır.

Ara sıra (saçlar) yağlanır, tek sayıda (gözlere) sürme çeker.

Abdest aldığında tesmiyede bulunmak (Bismillâh demek) hatırlayan kişi için vâcibdir.

Kendisi için korkmadıkça hitan (sünnet olmak) vâcibdir.

Saçların bir kısmını kesip bir kısmını bırakmak kerihtir.

[Abdest’in Sünnetleri]

Misvak kullanmak, elleri üç defa yıkamak -ki abdesti bozan gece uykusundan uyandıktan sonra elleri üç defa yıkamak vâcibdir-, mazmaza ile başlayıp (ağzı çalkalamak) ve sonra istinşâk yapmak (burnu temizlemek), oruçlu olan dışında bu ikisinde mübâlağa etmek, gür sakalı ve parmakları hilâllemek (ıslak parmakları sakal ve parmaklar arasında gezdirmek), sağdan başlamak, kulaklar için yeni su almak ve ikinci ve üçüncü yıkamalar abdestin Sünnetlerindendir.
Kişinin Ehl'üs Sünnet, Ehl'ul Hadis, Ehl'ul Asar, Selefi olmasının alameti Sünnet'e ittiba etmesidir.

Çevrimiçi Uhey

  • Administrator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 1249
  • Değerlendirme Puanı: +15/-0
Ynt: ZÂD'UL MUSTAKNİ | EL-HACCÂVÎ RAHİMEHULLÂH
« Yanıtla #11 : 26.06.2020, 12:51 »
باب فرض الوضوء وصفته

فروضه ستة: غسل الوجه والفم والأنف منه وغسل اليدين ومسح الرأس ومنه الأذنان وغسل الرجلين والترتيب والموالاة وهي ألا يؤخر غسل عضو حتى ينشف الذي قبله.

والنية شرط لطهارة الحدث كلها فينوي رفع الحدث أو الطهارة لما لا يباح إلا بها.

فإن نوى ما تسن له الطهارة كقراءة أو تجديدا مسنونا ناسيا حدثه ارتفع.

وإن نوى غسلا مسنونا أجزأ عن واجب وكذا عكسه.

وإن اجتمعت أحداث توجب وضوءا أو غسلا فنوى بطهارته أحدها ارتفع سائرها.

ويجب الإتيان بها عند أول واجبات الطهارة وهو التسمية.

ويسن عند أول مسنوناتها إن وجد قبل واجب واستصحاب ذكرها في جميعها.

ويجب استصحاب حكمها.

وصفة الوضوء: أن ينوي ثم يسمي ثم يغسل كفيه ثلاثا ثم يتمضمض ويستنشق ويغسل وجهه من منابت شعر الرأس إلى ما انحدر من اللحيين والذقن طولا ومن الأذن إلى الأذن عرضا وما فيه من شعر خفيف والظاهر الكثيف مع ما استرسل منه ثم يديه مع المرفقين ثم يمسح كل رأسه مع الأذنين مرة واحدة ثم يغسل رجليه مع الكعبين.

ويغسل الأقطع بقية المفروض فإن قطع من المفصل غسل رأس العضد منه.

ثم يرفع نظره إلى السماء ويقول ما ورد.

وتباح معونته وله تنشيف أعضائه.

Abdestin Farzı ve Sıfatı (Tarifi) Bâbı

[Abdestin Farzları]

Abdestin farzları altıdır:

Ağız ve burun dâhil yüzü yıkamak, kolları (dirsek dâhil) yıkamak, kulaklar dâhil başı mesh etmek, ayakları (bilekler dâhil) yıkamak, tertip (bu sırayla yapmak), artarda yapmak yâni bir uzvu yıkamayı bir önceki uzuv kuruyana dek ertelememek.

[Niyet]

Niyet hadesin her türlüsü için taharetin şartıdır. Hadesi gidermek için veya taharet olmaksızın yapılması mübah olmayan işlerde niyet edilir.

Kişi kıraat gibi taharetin sünnet olduğu bir şey için niyet ederse veya abdestinin bozulduğunu unutmuşken (alınması) sünnet olan abdesti tazelemeye niyet ederse (bununla) hadesi kalkar.

Eğer birisi sünnet olan gusle niyet ederse bu, vâcib gusül için de geçerlidir, bunun zıttı olduğunda da aynıdır.

Eğer abdest veya guslü vâcib kılan birkaç şey bir araya toplanır ve kişi sadece birisi için taharetlenmeye niyet ederse, diğerlerini de kapsar.

[Vâcibleri]

Taharetin vâciblerinden ilki olan tesmiyeden önce niyet etmek vâcibdir.

Sünnetlerinin ilki vâcibden önce bulunursa, bundan önce niyet etmek ve niyeti amelin tümünde hatırlamak Sünnettir.

Niyetin hükmünü amelin tümünde hatırlamak vâcibdir.

[Abdestin Sıfatı (Tarifi)]

Niyet etmek; sonra tesmiye getirmek (Bismillâh demek); sonra elleri üç defa yıkamak; sonra mazmaza yapmak (ağzı çalkalamak) ve istinşak yapmak (burnu temizlemek), yüzü saçların başladığı yerden sakalın azaldığı yere kadar, çenenin uzunlamasına ve kulaktan kulağa genişlemesine, seyrek kıllarını ve görünen (aşikâr) sık kılları ile birlikte ve ondan aşağıya sarkanını yıkamak; sonra dirsekler dâhil elleri yıkamak; sonra, kulaklar dâhil başı tümüyle bir defa mesh etmek; daha sonra ayak bilekleri dâhil ayakları yıkamak abdestin sıfatıdır.

Kesik uzvun kalan vâcib kısmını yıkar, eğer eklemden kesildiyse o uzvun başlangıcından yıkamaya başlar.

Sonra, bakışını semaya yöneltir ve vârid olanı söyler.

Abdest alana yardım etmek ve uzuvlarını kurulamak mübâhtır.
Kişinin Ehl'üs Sünnet, Ehl'ul Hadis, Ehl'ul Asar, Selefi olmasının alameti Sünnet'e ittiba etmesidir.

Çevrimiçi Uhey

  • Administrator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 1249
  • Değerlendirme Puanı: +15/-0
Ynt: ZÂD'UL MUSTAKNİ | EL-HACCÂVÎ RAHİMEHULLÂH
« Yanıtla #12 : 03.07.2020, 12:21 »
باب مسح الخفين

يجوز يوما وليلة ولمسافر ثلاثة بلياليها من حدث بعد لبس على طاهر، مباح ساتر للمفروض يثبت بنفسه من خف وجورب صفيق ونحوهما وعلى عمامة لرجل محنكة أو ذات ذؤابة وخمر نساء مدارة تحت حلوقهن في حدث أصغر، وجبيرة لم تتجاوز قدر الحاجة ولو في أكبر إلى حلها إذا لبس ذلك بعد كمال الطهارة.

ومن مسح في سفر ثم أقام أو عكس أو شك في ابتدائه فمسح مقيم.

وإن أحدث ثم سافر قبل مسحه فمسح مسافر.

ولا يمسح قلانس ولا لفافة ولا ما يسقط من القدم أو يرى منه بعضه.

وإن لبس خفا على خف قبل الحدث فالحكم للفوقاني.

ويمسح أكثر العمامة وظاهر قدم الخف من أصابعه إلى ساقه دون أسفله وعقبه وعلى جميع الجبيرة.

ومتى ظهر بعض محل الفرض بعد الحدث أو تمت مدته استأنف الطهارة.

Mestlerin Üzerine Mesh etme Bâbı

Mestlerin üzerini -mestleri giydikten ve abdest bozulduktan sonra- (mukim için) bir gün ve bir geceye kadar -(bu süre) seferi için geceleriyle beraber üç gündür- mesh etmek, kemâl taharetten sonra giyildiğinde; tahir olan, mubah olan, abdest almak için yıkamanın farz olduğu yeri kaplayan, -meshte, sık dokunmuş çorapta ve (ayağa giyilen) benzeri şeylerde- kendiliğinden sâbit duran, erkeğin boyun altında dolanan veya kuyruğu olan sarığı, kadınların (başlarıyla birlikte) boğazlarının altından dolanan kadın himârı (başörtüsü) ve küçük hadeste, ihtiyaç miktarını aşmadıkça -velev ki büyük olsa bile, zaman sınırı olmaksızın- sargı üzerine mesh etmek câizdir.

Seferiyken mesh eden ve daha sonra mukîm olan veya bunun tersi (mukîmken seferî olan) durumunda olan ya da başlangıcında şekk eden mukîm gibi (bir gün bir gece) mesheder.

Abdest bozulduktan sonra kişi mesh etmeden seferî olduğunda, seferî gibi mesheder.

Takkeler, “lifâfe” (ince sargı), ayakta sâbit durmayıp düşen ya da (ayağa giyildiğinde) ayağın bir kısmı görülen şeylere mesh edilmez.

Hadesten önce mest üzerine mest giyildiyse, hüküm üsttekinedir.

Sarığın çoğu kısmı, parmaklardan bileğe -ayağın altı veya topuğu değil- ayağın üst kısmı ve sargının tamamı mesh edilir.

Hadesten sonra her ne zaman yıkanması farz olan yerden bir kısmı görünür veya (meshin) müddeti dolarsa, taharetini tazeler (yeniden abdest alır).
Kişinin Ehl'üs Sünnet, Ehl'ul Hadis, Ehl'ul Asar, Selefi olmasının alameti Sünnet'e ittiba etmesidir.

Çevrimiçi Uhey

  • Administrator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 1249
  • Değerlendirme Puanı: +15/-0
Ynt: ZÂD'UL MUSTAKNİ | EL-HACCÂVÎ RAHİMEHULLÂH
« Yanıtla #13 : 10.07.2020, 04:44 »
باب نواقض الوضوء

ينقض ما خرج من سبيل.

وخارج من بقية البدن إن كان بولا أو غائطا أو كثيرا نجسا غيرهما.

وزوال العقل إلا يسير نوم من قاعد أو قائم.

ومس ذكر متصل أو قبل بظهر كفه أو بطنه ولمسهما من خنثى مشكل ولمس ذكر ذكره أو أنثى قبله لشهوة فيهما.

ومسه امرأة بشهوة أو تمسه بها ومس حلقة دبر لا مس شعر وسن وظفر وأمرد ولا مع حائل ولا ملموس بدنه ولو وجد منه شهوة.

وينقض غسل ميت.

وأكل اللحم خاصة من الجزور.

وكل ما أوجب غسلا أوجب وضوءا إلا الموت.

ومن تيقن الطهارة وشك في الحدث أو بالعكس بنى على اليقين فإن تيقنهما وجهل السابق فهو بضد حاله قبلهما.

ويحرم على المحدث مس المصحف والصلاة والطواف.

Abdesti Bozan Hâller Bâbı

Ön veya arkadan (dışkı ve idrarın çıktığı yerlerden) çıkan her şey, bedenin diğer yerlerinden çıkan idrar yahut dışkı veya çok miktarda necis (şeyler) veya benzeri şeyler, oturanın veya ayakta duranın hafif uyuması müstesna aklın gitmesi, (insana) bitişik bir zekere veya önüne avuç dışı veya içiyle doğrudan elin değmesi (dokunma) veya hünsâ müşkilin her ikisine (zekerine ve fercine) dokunması; şehvetle olduğu için erkeğin hünsanın zekerine yahut kadının hünsanın fercine dokunması, bir erkeğin kadına ya da kadının erkeğe şehvetle dokunması ve dübüre dokunmak abdesti bozar. Saça, dişe veya tırnaklara dokunmak, tüysüz (erginleşmemiş) bir erkeğe dokunmak, arada bir engel olarak (avrete) dokunmak veya şehvetle olsa dâhi bedenine dokunmak abdesti bozmaz. Ölü bedenini yıkamak; deve eti -cezûr deveye hâs olarak- yemek abdesti bozar. Ölüm dışında guslü vâcib kılan her şey, abdesti de vâcib kılar.

Tahâretli olduğundan emin olur ancak daha sonra (abdesti bozan) hadesli duruma sebebiyet veren bir şey husûsunda şekk ederse yahut bunun aksi olursa, (bu durumda) yakîne göre hareket eder.

Eğer her ikisinden de emin olur ancak hangisinin ilk vuku bulduğunu bilmezse, bu durumda vukû bulan iki şeyin ilkinin zıttıdır (şüphe tahareti gidermez).

Hades sâhibinin mushafa dokunması, namaz kılması ve tavâf etmesi harâmdır.
Kişinin Ehl'üs Sünnet, Ehl'ul Hadis, Ehl'ul Asar, Selefi olmasının alameti Sünnet'e ittiba etmesidir.

Çevrimiçi Uhey

  • Administrator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 1249
  • Değerlendirme Puanı: +15/-0
Ynt: ZÂD'UL MUSTAKNİ | EL-HACCÂVÎ RAHİMEHULLÂH
« Yanıtla #14 : 17.07.2020, 04:35 »
باب الغسل

موجبه: خروج المني دفقا بلذة لا بدونهما من غير نائم وإن انتقل ولم يخرج اغتسل له فإن خرج بعده لم يعده.

وتغييب حشفة أصلية في فرج أصلي قبلا كان أو دبرا ولو من بهيمة أو ميت.

وإسلام كافر وموت.

وحيض ونفاس لا ولادة عارية عن دم.

ومن لزمه الغسل حرم عليه قراءة القرآن ويعبر المسجد لحاجة ولا يلبث فيه بغير وضوء.

ومن غسل ميتا أو أفاق من جنون أو إغماء بلا حلم سن له الغسل.

والغسل الكامل: أن ينوى ثم يسمي ويغسل يديه ثلاثا وما لوثه ويتوضأ ويحثي على رأسه ثلاثا ترويه ويعم بدنه غسلا ثلاثا ويدلكه ويتيامن ويغسل قدميه مكانا آخر.

والمجزئ: أن ينوي ثم يسمي ويعم بدنه بالغسل مرة.

ويتوضأ بمد ويغتسل بصاع فإن أسبغ بأقل أو نوى بغسله الحدثين أجزأ.

ويسن لجنب غسل فرجه والوضوء لأكل ونوم ومعاودة وطء.

Gusül Bâbı

Guslü Vâcib Kılanlar

Meninin hazla birlikte fışkırması guslü vâcib kılar; -uyku dışında- bu ikisi (haz ve fışkırma) bir arada bulunmaksızın guslü vâcib kılmaz. Meni hareket eder ancak çıkmazsa ve bundan dolayı gusledildikten sonra meni çıkarsa gusül tekrarlanmaz. Zekerin ucunun -hayvan yahut ölü olsa bile - ferce önden yahut arkadan girmesi, bir kâfirin İslam’a girmesi, ölüm, hayız ve kansız doğum hariç nifâs guslü vâcib kılar.

Gusletmesi gereken kişiye; Kur’ân kırâati (okumak) harâm kılınmıştır. İhtiyâcı yüzünden mescidden geçebilir ancak orada abdestsiz olarak bulunamaz.

Ölü yıkayana veya mecnûnluktan yahut -boşalma olmaksızın- baygınlıktan ayılana gusletmek sünnettir.

[Kamil Gusül]

Niyet etmesi, tesmiye çekmesi (Bismillâh demesi), elleri üç defa yıkaması ve bulaşan yerleri yıkaması, abdest alması, başa üç kez ıslatarak (su) dökmesi, bedeni üç defa tamamıyla yıkaması, bedeni ovalaması, sağdan başlaması, ayaklarını -farklı (temiz) bir yerde- yıkaması kâmil gusüldür.

[İczâ Guslü (Yeterli Gelen Gusül)]

Niyet etmesi, sonra tesmiye çekmesi ve bedeni tamamıyla bir kez yıkaması iczâ guslüdür.

Abdesti bir müdd (avuç dolusu) su ile alır, guslü bir sâ (müddün dört katı) su ile alır. Bundan daha az miktarda su kullanarak guslederse ya da gusül ile her iki abdestin alınmasına niyet ederse gusül için yeterlidir.

Cünüp için yemesi, uyuması veya cimaya geri dönmesi için fercini yıkaması ve abdest alması Sünnet’tir.
Kişinin Ehl'üs Sünnet, Ehl'ul Hadis, Ehl'ul Asar, Selefi olmasının alameti Sünnet'e ittiba etmesidir.

Çevrimiçi Uhey

  • Administrator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 1249
  • Değerlendirme Puanı: +15/-0
Ynt: ZÂD'UL MUSTAKNİ | EL-HACCÂVÎ RAHİMEHULLÂH
« Yanıtla #15 : 24.07.2020, 05:11 »
باب التيمم

وهو: بدل طهارة الماء.

إذا دخل وقت فريضة أو أبيحت نافلة وعدم الماء أو زاد على ثمنه كثيرا أو ثمن يعجزه أو خاف باستعماله أو طلبه ضرر بدنه أو رفيقه أو حرمته أو ماله بعطش أو مرض أو هلاك ونحوه شرع التيمم.

ومن وجد ما يكفي بعض طهره تيمم بعد استعماله.

ومن جرح تيمم له وغسل الباقي.

ويجب طلب الماء في رحله وقربه وبدلالة فإن نسي قدرته عليه وتيمم أعاد.

وإن نوى بتيممه أحداثا أو نجاسة على بدنه تضره إزالتها أو عدم ما يزيلها أو خاف بردا أو حبس في مصر فتيمم أو عدم الماء والتراب صلى ولم يعد.

ويجب التيمم بتراب طهور له غبار لم يغيره طاهر غيره.

وفروضه: مسح وجهه ويديه إلى كوعيه وكذا الترتيب والموالاة في حدث أصغر.

وتشترط النية لما يتيمم له من حدث أو غيره فإن نوى أحدها لم يجزئه عن الآخر.

وإن نوى نفلا أو أطلق لم يصل به فرضا وإن نواه صلى كل وقته فروضا ونوافل.

ويبطل التيمم بخروج الوقت وبمبطلات الوضوء ووجود الماء ولو في الصلاة لا بعدها.

والتيمم آخر الوقت لراجي الماء أولى.

وصفته: أن ينوى ثم يسمي ويضرب التراب بيديه مفرجتي الأصابع يمسح وجهه بباطنها وكفيه براحتيه ويخلل أصابعه.

Teyemmüm Bâbı

Teyemmüm; su ile tahâretlenmeye bedeldir.

Farz olan bir şeyin vakti girdiğinde veya mübâh olan nâfileler (için vakit girdiğinde), su yokken veya fiyatı çok pahalıyken ya da kişi parasını karşılayamıyorsa; kendi bedenine, arkadaşına, sorumlu olduklarına ya da malına, suyu kullanırken veya ararken -susuzluktan, hastalıktan, helâk olmaktan ve benzeri- bir zarar geleceğinden korkarsa teyemmüm meşrû olur.

Herkim tahâretinin bir kısmına yetecek kadar su bulursa, suyu kullandıktan sonra teyemmüm yapar.

Yarası olan o bölge için teyemmüm yapar ve geriye kalanını yıkar.

Bulunulan bölgeden ve civarından, su aramak ve göstergeleri kullanmak vâcibdir. Su bulmaya gücü olduğunu unutur ve teyemmüm yaparsa (namazını) iade (tekrar) eder.

Teyemmümle birçok hadesten temizlenmek için niyet ettiyse veya bedeninden ayırmanın kendisine zarar vereceği necâsetin bulunması yahut necâseti kaldıracak şeyin bulunmaması durumunda, soğuktan korkulduğunda, bir şehirde hapsedilmiş olunduğunda kişi teyemmüm yaparsa veya su ve toprak bulunmaması durumunda namaz kılar ve iade etmez.

Tahûr, tozlu, kendisinden başka tâhir olan bir şeyle değişime uğramamış toprak ile teyemmüm yapmak vâcibdir.

[Farzları]

Yüzü mesh etmek, elleri bileklere kadar mesh etmek, tertibe uymak ve ara vermeksizin yapmak küçük hadesten teyemmüm yapmanın farzlarıdır.

İster hades için olsun ister ondan başka bir şey için olsun niyet etmek teyemmüm için şart koşulmuştur. Biri için niyet ederse diğerinin yerine geçmez.

Teyemmüm ile eğer nâfile bir şey için niyet eder yahut (farz namaz kılmayı niyet etmez) belirtmezse bununla farz namaz kılamaz; eğer niyet ettiyse artık, vakit içinde farz ve nâfilelerin tümünü kılar.

Vaktin çıkmasıyla, abdesti bozan şeylerle, suyun -namaz sonrasında değil, namaz sırasında- bulunmasıyla teyemmüm bâtıl olur.

Teyemmümü su bulmayı umut ediyorsa vaktin sonuna kadar ertelemek, evladır.

[Sıfatı (tarifi)]

Niyet etmesi, sonra tesmiye çekmesi, elleri; parmakları açarak toprağa vurması, parmakların içyüzü ile yüzü, avuç içi ile elleri mesh etmesi ve parmaklarını hilâllemesi teyemmümün sıfatıdır.
Kişinin Ehl'üs Sünnet, Ehl'ul Hadis, Ehl'ul Asar, Selefi olmasının alameti Sünnet'e ittiba etmesidir.

Çevrimiçi Uhey

  • Administrator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 1249
  • Değerlendirme Puanı: +15/-0
Ynt: ZÂD'UL MUSTAKNİ | EL-HACCÂVÎ RAHİMEHULLÂH
« Yanıtla #16 : 31.07.2020, 05:26 »
باب إزالة النجاسة

يجزئ في غسل النجاسات كلها إذا كانت على الأرض غسلة واحدة تذهب بعين النجاسة.

وعلى غيرها سبع إحداها بتراب في نجاسة كلب وخنزير ويجزئ عن التراب أشنان ونحوه.

وفي نجاسة غيرهما سبع بلا تراب.

ولا يطهر متنجس بشمس ولا ريح ولا دلك ولا استحالة غير الخمرة فإن خللت أو تنجس دهن مائع لم يطهرا.

وإن خفي موضع نجاسة غسل حتى يجزم بزواله.

ويطهر بول غلام لم يأكل الطعام بنضحه.

ويعفى في غير مائع ومطعوم عن يسير دم نجس من حيوان طاهر وعن أثر استجمار.

ولا ينجس الآدمي بالموت ولا ما لا نفس له سائلة متولد من طاهر.

وبول ما يؤكل لحمه وروثه ومنيه ومني الآدمي ورطوبة فرج المرأة وسؤر الهر وما دونها في الخلقة طاهر.

وسباع البهائم والطير والحمار الأهلي والبغل منه نجسه.

Necâseti İzâle Etme Bâbı

Necâset yerde olduğunda, tüm necâsetler için necâseti giderecek şekilde bir defa yıkamak yeterlidir.

Yerde olmadığında, köpek ve domuz necâseti biri toprakla olmak üzere yedi yıkama ile giderilir. Toprak yerine Uşnân (çöven otu) ve benzeri temizlik için yeterlidir.

Bu iki necâset dışındaki necâsetlerin; topraksız yedi defa yıkanması yeterlidir.

Necis olan şeyin necâseti güneş, rüzgâr ve ovalamayla temizlenmez. (Sirkeye dönüşmüş) alkol dışında istihâle (kimyasal dönüşüm) yoktur. Bu İstihâle olmuş alkol değişikliğe uğrarsa (tekrar alkol olursa) veya sıvı yağı necâsete bulanmışsa temizlenmez.

Necâsetin yeri gizli kaldıysa, kesinlikle temiz olduğu düşünülene kadar yıkanır.

Henüz yemek yememiş erkek bebeğin bevli, su serpiştirilerek temizlenir.

(Eti yenilmesi helâl olan) tâhir hayvandan olması kaydıyla, -sıvı ve yenilen şeylere bulaşması dışında- az miktarda kan ve isticmârdan geriye kalan izleri affedilmiştir.

Âdemoğlu ölümle necis olmaz. Tâhirden doğan kansız böcekler tâhirdir.

Eti yenilen tâhir hayvanların bevli (idrarı), dışkısı ve menisi, Âdemoğlu’nun menisi, kadının fercinin ıslaklığı, kedi ve yaratılışta kediden daha küçük olan hayvanların (yiyecek ve içecek) artıkları tâhirdir.

Yırtıcı av hayvanları ve kuşlar, evcil eşekler ve katırlar necisdir.
Kişinin Ehl'üs Sünnet, Ehl'ul Hadis, Ehl'ul Asar, Selefi olmasının alameti Sünnet'e ittiba etmesidir.

Çevrimiçi Uhey

  • Administrator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 1249
  • Değerlendirme Puanı: +15/-0
Ynt: ZÂD'UL MUSTAKNİ | EL-HACCÂVÎ RAHİMEHULLÂH
« Yanıtla #17 : 07.08.2020, 05:09 »
باب الحيض

لا حيض قبل تمام تسع سنين ولا بعد خمسين سنة ولا مع حمل.

وأقله يوم وليلة وأكثره خمسة عشر وغالبه ست أو سبع.

وأقل طهر بين حيضتين ثلاثة عشر يوما ولا حد لأكثره.

وتقضي الحائض الصوم لا الصلاة ولا يصحان منها بل يحرمان ويحرم وطؤها في الفرج فإن فعل فعليه دينار أو نصفه كفارة ويستمتع منها بما دونه.

وإذا انقطع الدم ولم تغتسل لم يبح غير الصيام والطلاق.

والمبتدأة تجلس أقله ثم تغتسل وتصلي.

فإن انقطع لأكثره فما دون اغتسلت إذا انقطع فإن تكرر ثلاثا فحيض تقضي ما وجب فيه وإن عبر أكثره فمستحاضة.

فإن كان بعض دمها أحمر وبعضه أسود ولم يعبر أكثره ولم ينقص عن أقله فهو حيضها تجلسه في الشهر الثاني والأحمر استحاضة.

وإن لم يكن دمها متميزا جلست غالب الحيض من كل شهر.

والمستحاضة المعتادة ولو مميزة تجلس عادتها.

وإن نسيتها عملت بالتمييز الصالح فإن لم يكن لها تمييز فغالب الحيض كالعالمة بموضعه الناسية لعدده.

وإن علمت عدده ونسيت موضعه من الشهر ولو في نصفه جلستها من أوله كمن لا عادة لها ولا تمييز.

ومن زادت عادتها أو تقدمت أو تأخرت فما تكرر ثلاثا حيض وما نقص عن العادة طهر وما عاد فيها جلسته.

والصفرة والكدرة في زمن العادة حيض.

ومن رأت يوما دما ويوما نقاء فالدم حيض والنقاء طهر ما لم يعبرا أكثره.

والمستحاضة ونحوها تغسل فرجها وتعصبه وتتوضأ لوقت كل صلاة وتصلي فروضا ونوافل ولا توطأ إلا مع خوف العنت ويستحب غسلها لكل صلاة.

وأكثر مدة النفاس أربعون يوما ومتى طهرت قبله تطهرت وصلت ويكره وطئها قبل الأربعين بعد التطهير.

فإن عاودها الدم فيها فمشكوك فيه تصوم وتصلي وتقضي الصوم الواجب.

وهو كالحيض فيما يحل ويحرم ويجب ويسقط غير العدة والبلوغ.

وإن ولدت توأمين فأول النفاس وآخره من أولهما.

Hayız (İstihâze ve Nifâs) Bâbı

[Hayız]

Dokuz yaşından önce, elli yaşından sonra ve hamilelikte hayız yoktur.

Hayzın en kısa süresi bir gün ve gecedir (yirmi dört saat), en uzunu on beş gündür, çoğunluğun altı veya yedi gündür.

İki hayız arası tâhir olma, on üç gündür. En uzun süresi için bir limit yoktur.

Hayız döneminde kaçırdığı günler için kadın oruçlarını kaza eder, ama namazları kaza etmez. (Hayız, nifas vb.) dönemde oruç tutmak ve namaz kılmak geçersizdir aksine harâmdır. Hayızlı kadının fercinden cima etmek haramdır. Cima yapıldıysa, bir Dînâr ya da yarım Dînâr keffâret vermelidir. Fercden cima etmek dışında dilediğince, erkek eşinden istifâde eder.

Kan kesilir ve kadın henüz gusletmemişse; oruç ve boşanma dışındakiler mübâh değildir.

Mubtedi (yeni hayız gören) en kısa zaman miktarınca oturur sonra gusleder ve namaz kılar.

Eğer kanama en uzun sürecinde ya da daha kısa sürede kesilirse; kanama kesildiğinde gusleder. Eğer bu (adet düzeni) üç defa tekrar ederse, bu hayızdır sonra da o dönemde farzlardan ne varsa kaza eder.

[İstihâze]

Eğer kanama en uzun süreyi aşarsa, bu istihâzedir. Eğer (kadın); kanın bazısı kırmızı, bazısı siyahsa ve o en uzun süreyi aşmıyorsa ve en kısa süreden daha kısa değilse bu durumda bu onun hayzıdır. (Takip eden) ikinci ile üçüncü aylarda da oturur. Kırmızı kan istihâzedir.

Eğer kan ayırt edilemeyecek şekildeyse bu durumda kadın her aydan çoğunluğun süresi kadar oturur.

Düzenli âdeti olan istihâzeli kadın, kanama ayırt edebiliyorsa, âdeti üzere oturur.

Eğer âdet düzeninin unutursa, açık alâmete göre davranır. Eğer kadın ayırt edemiyorsa bu durumda hayzı - ayın neresinde olduğunu bilen ama miktarını unutan kadın gibi -çoğunluğun hayzının miktarı kadardır.

Eğer kadın süresini biliyorsa ve ayın neresinde olduğunu unuttuysa, ayın ortasında bile olsa; bu durumda -tıpkı düzeni olmayan veya ayırt edemeyen kadın gibi- ayın başlangıcı ile başlar.

Düzenli âdetine eklenen, (kanama olarak) erkenden gelen her şey ve (kanama olarak) geç gelen her şey üç defa tekrar ettiğinde hayızdır. Düzenli kanamasından daha kısa sürerse bu temizliktir. Eğer düzenli âdetinde kanama kesilir ve tekrar başlarsa bunun için oturur.

Düzenli âdet sırasındaki sarılık veya bulanıklık hayızdır.

Eğer bir gün kanama olur, sonra bir gün kesilirse: -en uzun süreyi - aşmayan- kan hayızdır, kesilmesi de temizliktir.

İstihâzeli kadın ve onun benzeri durumunda olan, avret mahallini yıkar, bağlar her vakit namaz için abdest alır, farz ve nafile namazları kılar. İstihâzeli bir kadın, günah işleme (zinaya düşme) korkusu müstesnâ cima etmez. Her namaz için gusletmesi müstehabdır.

[Nifâs]

Nifâs için en uzun zaman kırk gündür. Bundan önce; kadın her ne zaman temizlenirse, gusleder ve namazlarını kılar. Kırk gün geçmedikçe nifâstan temizlenmiş kadınla cima etmek kerîh görülmüştür.

Eğer kanama (kırk günlük müddeti dolmadan kesilir ve sonra) tekrar başlarsa, bunda şüphe vardır: kadın oruç tutar ve namazını kılar ve vâcib oruçlarını kazâ eder.

İddet bekleme ve erginliğe erme dışında; helâllerde ve harâmlarda, vâcib kıldıkları ve sâkıt ettikleri açısından  bu hayız gibidir.

Eğer ikiz doğurursa, nifâsın başlangıç ve bitişi ilk doğumdan başlar.

ooo Tahâret Kitabı’nın Sonu ooo
Kişinin Ehl'üs Sünnet, Ehl'ul Hadis, Ehl'ul Asar, Selefi olmasının alameti Sünnet'e ittiba etmesidir.


Çevrimiçi Uhey

  • Administrator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 1249
  • Değerlendirme Puanı: +15/-0
Ynt: ZÂD'UL MUSTAKNİ | EL-HACCÂVÎ RAHİMEHULLÂH
« Yanıtla #19 : 14.08.2020, 12:52 »
كِتَابُ الصَّلَاةِ

تجب على كل مسلم مكلف إلا حائضا ونفساء.

ويقضي من زال عقله بنوم أو إغماء أو سكر ونحوه.

ولا تصح من مجنون ولا كافر فإن صلى فمسلم حكما.

ويؤمر بها صغير لسبع ويضرب عليها لعشر فإن بلغ في أثنائها أو بعدها في وقتها أعاد.

ويحرم تأخيرها عن وقتها إلا لناو الجمع ولمشتغل بشرطها الذي يحصله قريبا.

ومن جحد وجوبها كفر وكذا تاركها تهاونا ودعاه إمام أو نائبه فأصر وضاق وقت الثانية عنها ولا يقتل حتى يستتاب ثلاثا فيهما.

[Namaz Kitâbı Giriş]

Hayızlı ve nifaslı dışında namaz her mükellef Müslüman için vâcibdir.

Namazın -uyku, baygınlık, sarhoşluk veya benzeri sebeplerle- aklı giden kimseler tarafından kazası yapılır.

Mecnûnun (delinin) ve kâfirin namazı sahih (geçerli) değildir. Eğer kâfir namaz kılarsa Müslüman hükmü verilir.

Çocuklar yedi yaşına geldiklerinde namaz kılmakla emr olunurlar ve on yaşında (namaz kılma emrini yerine getirmediklerinde) dövülürler. Çocuk namaz kılarken veya namaz kıldıktan sonra akıl bâliğ olursa, hala (namazın) vaktindeyse, namazını iade (tekrar) eder.

Namazı vaktinden sonraya ertelemek -cem etmeye niyet etmek veya hızlıca yerine getirilebilecek namazın bir şartıyla iştigâl etmek dışında- harâmdır.

Namazın vâcib olduğunu inkâr eden kâfir olur. Namazı ihmâlden dolayı terk eden kişi de İmâm veya nâibi onu davet ettiği halde (namaz kılmamakta) ısrar ederse, ikinci namazın vakti çok daraldığında -bu iki vakit namaz için- üç defa tövbeye çağrılmadan öldürülmez ve böyle yapan da kâfirdir.
Kişinin Ehl'üs Sünnet, Ehl'ul Hadis, Ehl'ul Asar, Selefi olmasının alameti Sünnet'e ittiba etmesidir.

Çevrimiçi Uhey

  • Administrator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 1249
  • Değerlendirme Puanı: +15/-0
Ynt: ZÂD'UL MUSTAKNİ | EL-HACCÂVÎ RAHİMEHULLÂH
« Yanıtla #20 : 21.08.2020, 03:07 »
باب الأذان والإقامة

هما فرضا كفاية على الرجال المقيمين للصلوات المكتوبة يقاتل أهل بلد تركوهما.

وتحرم أجرتهما لا رزق من بيت المال لعدم متطوع.

ويكون المؤذن صيتا أمينا عالما بالوقت.

فإن تشاح فيه اثنان قدم أفضلهما فيه ثم أفضلهما في دينه وعقله ثم من يختاره الجيران ثم قرعة.

وهو خمس عشرة جملة يرتلها على علو متطهرا مستقبل القبلة جاعلا أصبعيه في أذنيه غير مستدير ملتفتا في الحيعلة يمينا وشمالا قائلا بعدهما في أذان الصبح: الصلاة خير من النوم مرتين.

وهي إحدى عشرة يحدرها ويقيم من أذن في مكانه إن سهل.

ولا يصح إلا مرتبا متواليا من عدل ولو ملحنا و ملحونا.

ويجزئ من مميز.

ويبطلهما فصل كثير ويسير محرم.

ولا يجزئ قبل الوقت إلا لفجر بعد نصف الليل.

ويسن جلوسه بعد أذان المغرب يسيرا.

ومن جمع أو قضى فوائت أذن للأولى ثم أقام لكل فريضة.

ويسن لسامعه متابعته سرا، وحوقلته في الحيعلة وقوله بعد فراغه: اللهم رب هذه الدعوة التامة والصلاة القائمة آت محمدا الوسيلة والفضيلة وابعثه مقاما محمودا الذي وعدته.

Ezan ve İkâmet Bâbı

Mukim olan erkekler için ve farz namazlar için ezan ve ikamet farz-ı kifâyedir. Bu ikisini terk eden belde ehliyle savaşılır.

Karşılığında ücret almak harâmdır ancak gönüllü olmadığında beyt’ül mâlden erzak almak harâm değildir.

Müezzin gür sesli, emin bir kimse ve namaz vakitleri husûsunda bilgi sahibi olmalıdır.

Eğer iki kişi (ezan okumak için) tartışırsa; aralarında ezan hususunda daha üstün olanı önceliklidir, sonra dîninde ve zekâsında üstün olan gelir, sonra mescide yakın oturanların daha fazla seçtiği gelir, sonra kura çekilir.

Ezan, yüksek bir yerden Tertîl[1] ile okunan on beş cümledir. Müezzin abdestli olarak, yüzünü kıbleye dönerek, ezan okurken iki kulağına birer parmağını koyarak, arkasına dönmeksizin, Hayye ale (Haydi!) derken sağına ve soluna dönerek, sabah namazında Hayye ale dedikten sonra iki defa:


الصَّلاةُ خَيْرٌ مِنَ النَّوْم "(Namaz uykudan daha hayırlıdır)!" der.

İkâmet on bir cümledir. İkâmeti Hadr[2] ile (seri) okur. Eğer zorluğu yoksa ikâmet, ezan okuyanın okuduğu yerde okunur.

Ezan -Mulehhan (melodiyle) okunsa yahut Lahn[3] ile (hatalı) okunsa dahi- tertibe uyularak, artarda ve adil bir kişi tarafından okunması hâricinde sahîh değildir.

Mümeyyiz biri tarafından okunması (vucûbiyetini yerine getirmede) yeterlidir.

Ezan ve ikâmet, uzun fasıla (ara) verilmesiyle veya azıcık harâmla iptal olur.

Ezanı vaktinden önce okumak, Fecir (Sabah) Namazı’nda gecenin yarısından sonra (okunması) hariç câiz değildir.

Müezzinin Mağrib (Akşam) Ezanı’ndan sonra kısa bir süre oturması Sünnet’dir.

Herkim cem eder veya kaçırdığı namazlarını kazâ ederse, ilk namaz için ezan okur ve her farz (namaz) için (ayrı ayrı) ikâmet getirir.

Ezanı işiten için; sessizce kendi kendine tekrar etmek; Hayye ale (haydi namaza!) dedikten sonra; Havkaleyi söylemek, ezan bittikten sonra:

اللّهُـمَّ رَبَّ هَذِهِ الدّعْـوَةِ التّـامَّة وَالصّلاةِ القَـائِمَة آتِ محَـمَّدا الوَسيـلةَ وَالْفَضـيلَة وَابْعَـثْه مَقـامـاً مَحـموداً الَّذي وَعَـدْتَه
“Ya Allâh! Ey bu tam davetin ve kılınmak üzere olan namazın Rabbi, Muhammed’e vesileyi, fazileti ihsân et. Bir de kendisine va’dettiğin Makâm-ı Mahmûd’u verip oraya ulaştır” demek Sünnet’tir.
 1. Tertîl: Harflerin tecvîdini ve vakıf yerlerini bilerek okumaktır.
 
 2. Hadr: Bütün tecvîd ahkâmını muhâfaza etmek şartıyla, okuyuşta yapılabilecek sürattir. Yalnız okuyucu hızlı okuyabilmek için hiçbir inceliği atlamadan, “medleri” ve “gunneleri” gerekli vakti ayırarak ve harekeleri net olarak belli ederek okumalıdır.
 
 3. Lahn: Lugatte hata etmek, doğrudan sapmak manasındadır.

Tecvîd ıstılâhında ise tilâvette tecvîd ilmine uymamaktan dolayı işlenen, okuyuşa halel getiren hata demektir.

Tecvîd ulemâsına göre Lahn iki çeşittir:

1-   Lahn Celî: Tilâvette işlenen, okuyuşa halel getiren, manayı veya i’râbı, bazen de her ikisini bozan hatadır. Bu çeşit hata açık ve belirgin bir tecvîd hatası olduğu için kulağı tırmalar ve herkes tarafından kolayca fark edilir.

2-   Lahn Hafî: Tilâvette işlenen, manaya halel getirmeyen, ancak kırâ’at âlimlerince doğru sayılmayan, nispeten “gizli” hatadır.
Kişinin Ehl'üs Sünnet, Ehl'ul Hadis, Ehl'ul Asar, Selefi olmasının alameti Sünnet'e ittiba etmesidir.

Çevrimiçi Uhey

  • Administrator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 1249
  • Değerlendirme Puanı: +15/-0
Ynt: ZÂD'UL MUSTAKNİ | EL-HACCÂVÎ RAHİMEHULLÂH
« Yanıtla #21 : 28.08.2020, 04:20 »
باب شروط الصلاة

شروطها قبلها منها: الوقت والطهارة من الحدث والنجس.

فوقت الظهر من الزوال إلى مساواة الشيء فيئه بعد فيء الزوال وتعجيلها أفضل إلا في شدة حر ولو صلى وحده أو مع غيم لمن يصلي جماعة.

ويليه وقت العصر إلى مصير الفيء مثليه بعد فيء الزوال والضرورة إلى غروبها ويسن تعجيلها.

ويليه وقت المغرب إلى مغيب الحمرة ويسن تعجيلها إلا ليلة جمع لمن قصدها محرما.

ويليه وقت العشاء إلى الفجر الثاني وهو البياض المعترض وتأخيرها إلى ثلث الليل أفضل إن سهل.

ويليه وقت الفجر إلى طلوع الشمس وتعجيلها أفضل.

وتدرك الصلاة بالإحرام في وقتها.

ولا يصلي قبل غلبة ظنه بدخول وقتها إما باجتهاد أو خبر متيقن فإن أحرم باجتهاد فبان قبله فنفل وإلا ففرض.

وإن أدرك مكلف من وقتها قدر التحريمة ثم زال تكليفه أو حاضت ثم كلف وطهرت قضوها.

ومن صار أهلا لوجوبها قبل خروج وقتها لزمته وما يجمع إليها قبلها.

ويجب فورا قضاء الفوائت مرتبا ويسقط الترتيب بنسيانه وبخشية خروج وقت اختيار الحاضرة.

ومنها: ستر العورة فيجب بما لا يصف بشرتها.

وعورة رجل وأمة وأم ولد ومعتق بعضها من السرة إلى الركبة.

وكل الحرة عورة إلا وجهها.

ويستحب لرجل صلاته في ثوبين ويجزئ ستر عورته في النفل ومع أحد عاتقيه في الفرض.

وصلاتها في درع وخمار وملحفة ويجزئ ستر عورتها.

ومن انكشف بعض عورته وفحش أو صلى في ثوب محرم عليه أو نجس أعاد لا من حبس في محل نجس.

ومن وجد كفاية عورته سترها وإلا فالفرجين فإن لم يكفهما فالدبر وإن أعير سترة لزمه قبولها.

ويصلي العاري قاعدا بالإيماء استحبابا فيهما ويكون إمامهم وسطهم ويصلي كل نوع وحده فإن شق صلى الرجال واستدبرهم النساء ثم عكسوا.

فإن وجد سترة قريبة في أثناء الصلاة ستر وبنى وإلا ابتدأ.

ويكره في الصلاة السدل واشتمال الصماء وتغطية وجهه واللثام على فمه وأنفه وكف كمه وشد وسطه كزنار.

ويحرم الخيلاء في ثوب وغيره والتصوير واستعماله.

ويحرم استعمال منسوج أو مموه بذهب قبل استحالته وثياب حرير وما هو أكثره ظهورا على الذكور لا إذا استويا أو لضرورة أو حكة أو مرض أو حرب أو حشو أو كان علما أربع أصابع فما دون أو رقاعا أو لبنة جيب وسجف فراء.

ويكره المعصفر والمزعفر للرجال.

ومنها: اجتناب النجاسات فمن حمل النجاسة لا يعفى عنها أو لاقاها بثوبه أو بدنه لم تصح صلاته.

وإن طين أرضا نجسة أو فرشها طاهرا كره وصحت.

وإن كانت بطرف مصلى متصل صحت إن لم ينجر بمشيه.

ومن رأى عليه نجاسة بعد صلاته جهل كونها فيها لم يعد وإن علم أنها كانت فيها لكن نسيها أو جهلها أعاد.

ومن جبر عظمه بنجس لم يجب قلعه مع الضرر وما سقط منه من عضو أو سن فطاهر.

ولا تصح الصلاة في مقبرة وحش وحمام وأعطان إبل ومغصوب وأسطحتها وتصح إليها.

ولا تصح الفريضة في الكعبة ولا فوقها وتصح النافلة باستقبال شاخص منها.

ومنها: استقبال القبلة فلا تصح بدونه إلا لعاجز ومتنفل راكب سائر في سفر ويلزمه افتتاح الصلاة إليها وماش ويلزمه الافتتاح والركوع والسجود إليها.

وفرض من قرب من القبلة إصابة عينها ومن بعد جهتها.

فإن أخبره ثقة بيقين أو وجد محاريب إسلامية عمل بها.

ويستدل عليها في السفر بالقطب والشمس والقمر ومنازلهما.

وإن اجتهد مجتهدان فاختلفا جهة لم يتبع أحدهما الآخر ويتبع المقلد أوثقهما عنده.

ومن صلى بغير اجتهاد ولا تقليد قضى إن وجد من يقلده.

ويجتهد العارف بأدلة القبلة لكل صلاة ويصلي بالثاني ولا يقضي ما صلى بالأول.

ومنها: النية فيجب أن ينوي عين صلاة معينة.

ولا يشترط في الفرض والأداء والقضاء والنفل والإعادة نيتهن.

وينوي مع التحريمة وله تقديمها عليها بزمن يسير في الوقت فإن قطعها في أثناء الصلاة أو تردد بطلت.

وإن قلب منفرد فرضه نفلا في وقته المتسع جاز.

وإن انتقل بنيته من فرض إلى فرض بطلا.

وتجب نية الإمامة والائتمام.

وإن نوى المنفرد الائتمام لم يصح كنية إمامته فرضا.

وإن انفرد مؤتم بلا عذر بطلت.

وتبطل صلاة مأموم ببطلان صلاة إمامه فلا استخلاف.

وإن أحرم إمام الحي بمن أحرم بهم نائبه وعاد النائب مؤتما صح.

Namazın Şartları Bâbı

Namazdan önceki şartlar arasında vakit, hadesten ve necâsetten tahâret vardır.

[Vakit]

Öğle namazının vakti, zevâlden sonra bir şeyin gölgesinin zevaldekinin misli olana kadardır. Şiddetli sıcakta -velev ki tek başına kılıyor olsa da- veya cemâatle kılan için, havanın bulutlu olması müstesnâ acele edip (ilk vaktinde) kılmak efdâldir.

Öğle vaktini, ikindi vakti takip eder, bir şeyin gölgesi zevâldeki gölgesine ek olarak boyunun iki katı olana kadardır. Zarûret (vakti) güneş batana kadardır. İkindi namazında acele etmek Sünnet’tir.

Akşam vakti, ikindi vaktini takip eder, güneşin kızıllığı kayboluncaya kadardır. Akşam namazında acele etmek, (Muzdelife’de) cem akşamında ihrâmlı olarak kılmayı kasteden kimse dışında, Sünnet’tir.

Yatsı vakti, akşam vaktini takip eder, (vakti) “Fecr’is Sânî (ikinci fecre)” -ki bu ufukta beyazlık oluncaya- kadardır. Yatsı Namazı’nı -eğer (bunu yapmak) kolaysa- gecenin ilk üçte birinin sonuna kadar ertelemek efdaldir.

Fecir (sabah vakti) yatsı vaktini takip eder ve vakti güneş doğana kadardır. Acele etmek (ilk vaktinde kılmak) efdaldir.

Namaza yetişmek, vakti içerisinde yapılan ihrâm (başlangıç tekbîri) ile elde edilir.

Zann-ı gâlib ile -ki bu ya ictihad ya da yakîn bir haberdir - namaz vaktinin girdiği düşünülmedikçe namaz kılınmaz. Eğer ihrâmı içtihâda dayanarak yapar ve vaktinden önce yaptığı belli olursa kıldığı namaz nâfile olur, aksi takdirde kıldığı namaz farzdır.

Mükellef biri, başlangıç tekbîri getirebileceği kadar bir süreliğine bir namazın vaktine yetişir sonra mükellefliği kalkarsa, ya da kadın hayız olursa ve daha sonra mükellef olur veya temizlenirse namazı kazâ eder.

Namazın vakti çıkmadan namaz kılmaya yükümlü olan bu namazı ve daha öncesinde olup ona birleştirilen namazı kılması gerekir.

Kaçırılan namazları, tertîbe uyarak (sırasıyla) hemen kazâ etmek vâcibdir. Unutulduysa veya vaktin namazının ihtiyâr vaktinin kaçırılacağından endişe ediliyorsa, tertip sâkıt olur.

[Setr-i Avret]

Setr-i Avret de namazın şartlarındandır. Tenin rengini belli etmeyen bir şeyle Setr-i Avret vâcibdir.

Erkeğin, cariyenin, umm’ul veledin (efendisine çocuk doğurmuş câriyenin) veya kısmen azad edilmiş kadın kölenin avreti göbekten dizlere kadardır.

Hür kadının yüzü dışında bütün bedeni avrettir.

Erkeğin iki parça kıyafet içerisinde namaz kılması müstehabdır. Nâfile namazda avretini örtmesi ve farz namazda ise ayrıca omuzlarından birini örtmesi yeterlidir.

Kadının namazda şunları giymesi müstehabbdır: Dir (gömlek), Himâr (başörtüsü) ve Milhafe (çarşaf; bedeninin geriye kalan kısmını örtecek bir giysi). Avretini örtmesi yeterli görülmüştür.

Avretten fâhiş sayılan bir kısmı açılan veya harâm olan ya da necis bir elbise ile namaz kılan -necâset olan bir yerde hapsedilen kişi müstesnâ- namazını iade (tekrar) eder.

Setr-i Avret’e yetecek kadar (giysi) bulan bununla avretini örter, yoksa iki ferci (ön ve arka tarafını) örter, eğer her ikisini örtmeye yetmiyorsa arka tarafını örter. Ödünç kıyafet bulduysa kabul etmesi gerekir.

Çıplak namaz kılanın oturarak ve ima yaparak namaz kılması müstehabdır. İmamları ortalarında olur. Her cins kendi başlarına namaz kılar. Eğer zorluk varsa, erkekler namazlarını kılar kadınlara arkalarına döner sonra kadınlar namaz kılar erkeklere arkalarını döner.

Eğer namazdayken yakın bir yerde örtüneceği bir şey bulursa, onu giyer ve devam eder, aksi takdirde namazına yeniden başlar.

Namazda elbisenin bir ucunu bir omuzun üzerine atmak, diğer ucunu diğer omuzun üzerine atmamak; bir tek parça elbise giydiğinde, dış elbisesini ortasını sağ koltuk altına ve iki ucunu sol omzunun üzerine koymak; erkeğin yüzünü örtmek; ağzını ve burnunu peçelemek; elbisenin kollarını çekmek/katlamak; belini, zünnâr bağlar gibi bağlamak kerîh görülmüştür.

Elbise kullanımında ve diğer şeylerde kibirli davranmak, tasvir yapmak ve onu kullanmak harâmdır.

İstihâle (başkalaşım) geçirmeden önce altından dokunmuş veya kaplanmış bir şeyi kullanmak harâmdır.

Erkek için, çoğunluğu ipekten yapılmış kıyafet giymek harâmdır ancak ipek ve ipekten olmayan eşit miktardaysa, zaruret, kaşıntı, hastalık, bit veya uyuz hâlinde kullanma, bir şeyin içini doldurmak için kullanıldıysa, dört veya daha az parmak miktarında elbisenin süslemesi için kullanıldıysa, yama olarak kullanıldıysa, yaka olarak kullanıldıysa veya kürk üzerindeyse harâm değildir.

Usfur (yalancı safran) ve safranla boyanmış kıyafetler erkek için mekrûhtur.

[Necâsetten Kaçınmak]

Namazın şartları arasında necâsetten kaçınmak da vardır. Mazur görülmemiş necâseti taşıyanın veya elbisesine yahut bedenine değenin namazı sahîh (geçerli) değildir.

Eğer necis bir yeri toprakla kapladıysa veya üzerine temiz olan bir şey yayarsa, kerîh görülmüştür ama namazı sahîhdir.

Eğer necâset, namaz kılınan yerin hemen etrafındaysa, yürüdüğünde sürüklemiyorsa namaz sahîhdir.

Namazı kıldıktan sonra üzerinde necâset gören ve namazda olup olmadığı husûsunda câhil olan namazını iade (tekrar) etmez. Eğer necâset olduğunu biliyor ancak unuttuysa veya câhilse namazını iade (tekrar) eder.

Kemiğini necâset ile alçıya alan/saran, zararı olacaksa bunu çıkarmak zorunda değildir. Azası veya dişi gibi, ondan düşen tâhirdir.

[Namazın Kılınmayacağı Mekânlar]

Mezarlıkta, tuvalet için ayrılmış bir yerde, hamamda, deve ağılında; gasp edilmiş yerde veya bu mekânların çatılarında namaz kılmak sahîh değildir. Bunlara doğru yönelerek namaz kılmak sahîhdir.

Farz namaz, Ka’be’nin içinde veya üstünde sahîh değildir. Nâfile namazı, (Ka’be’nin) sütunlarından birine dönerek kılmak sahîhdir.

[Kıbleye Dönmek]

Namazın şartları arasında kıbleye dönmek de vardır.

Namazı kıbleye dönmeden kılmak -aciz olan (güç yetiremeyen); seferî olan, sefer sırasında binekli olarak nâfile namaz kılan ki onun namaza yüzü kıbleye dönerek başlaması gerekir ve yürümekte olan ki onun yüzünü kıbleye dönerek namaza başlaması, rukû yapması ve secde yapması gerekir, müstesnâ- sahîh değildir.

Kıble’ye yakın olanın, yüzünü bizzat Ka’be’ye dönmesi, uzakta olanın ise onun cihetine doğru kılması farzdır.

Eğer güvenilir birisi yakîn ile ona bildirirse veya İslâm’ın mihrâblarını bulursa kıble hususunda onunla amel eder.

Kişi seferiyken (kıbleyi bulmak için), kutup (yıldızı), güneş, ay veya onların safhalarından istidlâl eder.

Eğer iki müctehid ictihâd eder ve kıblenin ciheti husûsunda ihtilâf ederlerse, biri diğerine uyamaz, mukallid ise daha güvenilir bulduğuna uyar.

İctihâd veya taklîd olmaksızın namaz kılan, taklîd edecek birini bulursa namazlarını kazâ eder.

Kıble’nin göstergeçleri husûsunda ilim sâhibi olan kişi her namaz için ictihâd eder. İkinci ictihâdına göre kılar (namazını) ve ilk ictihâdıyla kıldığı namazı kazâ etmez.

[Niyet]

Namazın şartları arasında niyet etmek de vardır. Muayyen bir namaza niyet etmek vâcibdir.

Farza, edâsına ve kazâsına, nâfileye ve iadeye niyet etmek şart değildir.

Tahrîm (Başlangıç Tekbîri) ile niyet eder. Tekbîrden kısa bir süre önce vaktin içerisinde niyet edebilir. Eğer namaz sırasında niyetini bozarsa ya da tereddüt ederse, bu durumda namazı bâtıl olur.

Tek başına namaz kılanın farz namazının vaktinde, (her iki namazı) kapsayacak kadar geniş vakit olduğunda, nâfileye çevirmesi câizdir.

Eğer, farz bir namazı diğer bir farz namaza çevirmek isterse her iki namaz da bâtıldır.

İmâmlık ve imâma uymak için niyet etmesi vâcibdir.

Tek başına namaz kılan kişi imâma uymak için niyet ederse, namazı sahîh (geçerli) değildir. Farz namaz kılarken başkasının imâmlığına niyet etmek de aynıdır namazı sahîh değildir.

Eğer, memûm (namazda imâma tabi olmuş) bir kimse mazeret olmaksızın namazı tek başına kılmaya niyet ederse, namazı bâtıldır.

Memûmun namazı, -imâmın kendisi yerine birini (imâm olarak) atamaması sebebiyle- imâmın namazının bâtıl olmasıyla bâtıl olur.

Eğer yakın çevredeki imâmın yokluğunda nâibi namaz kıldırmaya başlarsa ve imâm döndüğünde nâib namazdayken imâmlığı imâma verirse bu sahîhdir.
Kişinin Ehl'üs Sünnet, Ehl'ul Hadis, Ehl'ul Asar, Selefi olmasının alameti Sünnet'e ittiba etmesidir.

Çevrimiçi Uhey

  • Administrator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 1249
  • Değerlendirme Puanı: +15/-0
Ynt: ZÂD'UL MUSTAKNİ | EL-HACCÂVÎ RAHİMEHULLÂH
« Yanıtla #22 : 18.09.2020, 03:53 »
باب صفة الصلاة

يسن القيام عند قد من إقامتها وتسوية الصف.

ويقول: الله أكبر رافعا يديه مضمومة الأصابع ممدودة حذو منكبيه كالسجود.

ويسمع الإمام من خلفه كقراءته في أولتي غير الظهرين وغيره نفسه.

ثم يقبض كوع يسراه تحت سرته وينظر مسجده.

ثم يقول: سبحانك اللهم وبحمدك وتبارك اسمك وتعالى جدك ولا إله غيرك.

ثم يستعيذ ثم يبسمل سرا وليست من الفاتحة.

ثم يقرأ الفاتحة فإن قطعها بذكر أو سكوت غير مشروعين وطال أو ترك منها تشديدة أو حرفا أو ترتيبا لزم غير مأموم إعادتها.

ويجهر الكل بآمين في الجهر.

ثم يقرأ بعدها سورة تكون في الصبح من طوال المفصل وفي المغرب من قصاره وفي الباقي من أوساطه.

ولا تصح الصلاة بقراءة خارجة عن مصحف عثمان.

ثم يركع مكبرا رافعا يديه ويضعهما على ركبتيه مفرجتي الأصابع مستويا ظهره ويقول: سبحان ربي العظيم.

ثم يرفع رأسه ويديه قائلا إمام ومنفرد: سمع الله لمن حمده وبعد قيامهما ربنا ولك الحمد ملء السماء وملء الأرض وملء ما شئت من شيء بعد ومأموم في رفعه: ربنا ولك الحمد فقط.

ثم يخر مكبرا ساجدا على سبعة أعضاء: رجليه ثم على ركبتيه ثم يديه ثم جبهته مع أنفه ولو مع حائل ليس من أعضاء سجوده ويجافي عضديه عن جنبيه وبطنه عن فخذيه ويفرق ركبتيه ويقول: سبحان ربي الأعلى.

ثم يرفع مكبرا ويجلس مفترشا يسراه ناصبا يمناه ويقول رب اغفر لي ويسجد الثانية كالأولى.

ثم يرفع مكبرا ناهضا على صدور قدميه معتمدا على ركبتيه إن سهل.

ويصلي الثانية كذلك ما عدا التحريمة والاستفتاح والتعوذ وتجديد النية.

ثم يجلس مفترشا ويداه على فخذيه يقبض خنصر اليمنى وبنصرها ويحلق إبهامها مع الوسطى ويشير بِسَبَّاحَتِهَا في تشهده ويبسط اليسرى ويقول: التحيات لله والصلوات والطيبات السلام عليك أيها النبي ورحمة الله وبركاته السلام علينا وعلى عباد الله الصالحين أشهد أن لا إله إلا الله وأشهد أن محمدا عبده ورسوله هذا التشهد الأول.

ثم يقول اللهم صل على محمد وعلى آل محمد كما صليت على إبراهيم إنك حميد مجيد وبارك على محمد وعلى آل محمد كما باركت على آل إبراهيم إنك حميد مجيد.

ويستعيذ من عذاب جهنم وعذاب القبر وفتنة المحيا والممات وفتنة المسيح الدجال ويدعو بما ورد.

ثم يسلم عن يمينه: السلام عليكم ورحمة الله وعن يساره كذلك.

وإن كان في ثلاثية أو رباعية نهض مكبرا بعد التشهد الأول وصلى ما بقي كالثانية بالحمد فقط.

ثم يجلس في تشهده الأخير متوركا.

والمرأة مثله لكن تضم نفسها وتسدل رجليها في جانب يمينها.

Namazın Sıfatı (Tarifi) Bâbı

İkâmede “قَد başladı” denildiğinde, ayağa kalkmak ve safları hizaya sokmak Sünnet’tir.

“
اللَّهُ أَكْبَرُ Allâh en büyüktür!” der -tıpkı secdede yaptığı gibi parmaklarını birleştirerek ve omuzlarının hizasına uzatarak- ellerini kaldırır.

İmâm, öğle namazı ve ikindi namazı dışında ilk iki rekâtta kırâatını işittirdiği gibi arkasındakilere tekbîri işittirir. İmâmın dışındakiler kendilerini işitecekleri şekilde tekbîr alır.

Sonra sol bileğini kavrar göbek deliğinin altına koyar ve secde edeceği yere bakar.

Sonra şunu söyler:


سُبْحَانَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ ، وَتَبَارَكَ اسْمُكَ ، وَتَعَالَى جَدُّكَ ، وَلا إِلَهَ غَيْرُكَ
“Allâh’ım! Sana hamd ederek, Seni -her türlü noksanlıklardan- tesbîh (tenzîh) ederim. Sen’in ismin mübârektir, şânın yücedir. Sen’den başka -ibâdete lâyık hak- ilah yoktur!”

Sonra sessizce istiâzede bulunur ve besmele çeker. Besmele, el-Fâtiha’dan değildir.

Sonra el-Fâtiha’yı okur. Eğer bir zikirle veya meşru kılınmamış bir sessizlikle uzun bir şekilde yahut bir şeddeyi, bir harfi terk ederek veya tertîbe uyulmayarak el-Fâtiha bölünürse, me’mum dışındakinin iade (tekrar) etmesi gerekir.

Cehren okunan namazlarda herkes cehren “Âmîn!” der.

El-Fâtiha’dan sonra bir sûre okur. Bu sûre Sabah namazında Tıvâl-i Mufassal’dan (Kâf Sûre’si ve sonrasındakiler gibi uzun sûrelerden) olur, akşam namazında Kısâr-ı (Mufassal)’ından (Duhâ ve sonrasındakiler gibi kısa sûrelerden) ve geriye kalanların da Evsât-ı (Mufassal)’ından (Burûc’tan Duhâ’ya kadarki sûrelerden) olur.

Osmân Radiyallâhu Anh’ın mushafı dışındaki bir kırâat ile namaz sahîh değildir.

Sonra tekbîr getirerek rükû eder ellerini kaldırarak ve parmaklarının arasını açarak, dizlerinin üzerine koyar, belini hizalar. Ve şöyle der:


سُبْحَانَ رَبِّيَ الْعَظِيمِ "Yüce Rabbimi tüm noksanlıklardan tenzîh ederim!”

Sonra, imâm ve tek başına kılan şöyle diyerek, başını ve ellerini kaldırır:


سَمِعَ اللَّهُ لِمَنْ حَمِدَهُ "Allâh, kendisine hamd edenleri işitti!”

Kalktıktan sonra şöyle der:


رَبَّنَا وَلَكَ الحَمْدُ مِلءَ السَّمَاءِ ومِلءَ الأرْضِ ومِلءَ ما شِئْتَ مِنْ شَيْءٍ بَعْدُ " Rabbimiz, gökler dolusu, yer dolusu ve bundan sonra dilediğin şeyler dolusunca hamd Sana’dır!"

Me’mûm (imâmın arkasında namaz kılan kimse rükûdan) kalkınca sadece şöyle der:


رَبَّنَا وَلَكَ الحَمْدُ “Rabbimiz! Hamd Sana’dır!”

Sonra -arada secde azalarından biri olmayan bir engel olsa da - tekbîr getirerek yere eğilir yedi aza üzerinde -ayakları sonra dizleri sonra elleri sonra alnı ile beraber burnu- secde yapar.

(Secdede) pazılarını yanlarından ve karnını da baldırlarından uzaklaştırır, dizlerini ayırır ve şöyle der:


سُبْحَانَ رَبِّي الأَعْلَى “En yüce olan Rabbimi tüm noksanlıklardan tenzîh ederim!”

Sonra tekbir getirerek başını kaldırır, sol ayağının üzerine oturarak iftirâş yapar, sağ ayağını dikerek şöyle der:


رَبِّ اغْفِرْ لِي “Rabbim! Beni bağışla!”

İkinci secdeyi de ilki gibi yapar.

Sonra tekbîr getirerek kalkar, ayaklarının sudûru (ayak tabanında ayak parmaklarının bittiği ve ayağın başladığı bölge) üzerinde -eğer kolaysa ellerini dizlerinin üzerine koyar- destek alarak kalkar.

İkinci rekâtı -başlangıç tekbîri, (Subhâneke gibi) başlangıç duâ’sı, istiâze ve niyeti yenileme hâriç- aynen ilkinde olduğu gibi kılar.

Sonra iftirâş (sol ayağı açık, sağ ayağı dik) vaziyette elleri uyluklarında oturur. Teşehhüdde sağ elinin en küçük parmağını ve yüzük parmağını katlar; başparmak ve orta parmağı ile halka yapar ve işâret eder. Sol elinin parmaklarını uzatır ve şöyle der.


التَّحِيَّاتُ لِلَّهِ وَالصَّلَوَاتُ وَالطَّيِّبَاتُ، السَّلامُ عَلَيْكَ أَيُّهَا النَّبِيُّ وَرَحْمَةُ اللَّهِ وَبَرَكَاتُهُ، السَّلامُ عَلَيْنَا وَعَلَى عِبَادِ اللَّهِ الصَّالِحِينَ، أَشْهَدُ أَنْ لا إِلَهَ إِلا اللَّهُ وَأَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّدًا عَبْدُهُ وَرَسُولُهُ
“Selâmlar, du’âlar ve bütün güzel şeyler ancak Allâh’adır. Ey Nebî! Selâm sana, Allâh’ın rahmeti ve bereketi senin üzerine olsun. Selâm bize ve Allâh’ın sâlih kullarına. Şehâdet ederim ki; Allâh’tan başka -ibâdete lâyık hak- ilah yoktur. Ve yine şehâdet ederim ki Muhammed O’nun kulu ve Rasûlü’dür!”

Bu, ilk teşehhüddür.

Sonra şöyle der:


اللَّهُمَّ صَلِّ عَلَى مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِ مُحَمَّدٍ كَمَا صَلَّيْتَ عَلَى إِبْرَاهِيمَ وَعَلَى آلِ إِبْرَاهِيمَ إِنَّكَ حَمِيدٌ مَجِيدٌ اللَّهُمَّ بَارِكْ عَلَى مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِ مُحَمَّدٍ كَمَا بَارَكْتَ عَلَى إِبْرَاهِيمَ وَعَلَى آلِ إِبْرَاهِيمَ إِنَّكَ حَمِيدٌ مَجِيدٌ
“Allâh’ım! -İbrâhîm’in ailesine salât ettiğin gibi- Muhammed’e ve Muhammed’in ailesine de salât eyle. Şüphesiz Sen; hamde lâyık olansın, şân ve şeref sâhibisin! -İbrâhîm’in ailesini mübârek kıldığın gibi- Muhammed’i ve Muhammed’in ailesini de mübârek kıl. Şüphesiz Sen; hamde lâyık, şân ve şeref sâhibisin!”

Cehennem azâbından, kabir azâbından, hayatın ve ölümün fitnesinden ve Mesîh Deccâl’ın fitnesinden sığınır ve nakledilen herhangi bir duâyla duâ eder.
Bundan sonra sağına selâm verir:


السَّلامَ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَةَ اللَّهِ “Allâh’ın selâmı ve rahmeti üzerinize olsun!”

Soluna da aynısını yapar.

Eğer üç veya dört rekâtlı bir namazdaysa, teşehhüdden sonra tekbîr getirerek kalkar ve geriye kalan namazı ikinci rekâttaki gibi ve sadece el-Fâtiha okuyarak kılar. Sonra son teşehhüde teverrük (sol ayağı sağ inciğinin altında sağ ayağı dikili) vaziyette oturur.

Kadının namazı erkeğinki gibidir, lâkin kadın kendini toplar ve bacaklarını sağ tarafına doğru serbestçe bırakır.
Kişinin Ehl'üs Sünnet, Ehl'ul Hadis, Ehl'ul Asar, Selefi olmasının alameti Sünnet'e ittiba etmesidir.

Çevrimiçi Uhey

  • Administrator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 1249
  • Değerlendirme Puanı: +15/-0
Ynt: ZÂD'UL MUSTAKNİ | EL-HACCÂVÎ RAHİMEHULLÂH
« Yanıtla #23 : 25.09.2020, 21:49 »
فصل

ويكره في الصلاة التفاته ورفع بصره إلى السماء وإقعاؤه وافتراش ذراعيه ساجدا وعبثه وتخصره وتروحه وفرقعة أصابعه وتشبيكها وأن يكون حاقنا أو بحضرة طعام يشتهيه وتكرار الفاتحة لا جمع سور في فرض كنفل.

وله رد المار بين يديه وعد الآي والفتح على إمامه ولبس الثوب والعمامة وقتل حية وعقرب وقمل.

فإن أطال الفعل عرفا من غير ضرورة ولا تفريق بطلت ولو سهوا.

ويباح قراءة أواخر السور وأوساطها.

وإذا نابه شيء سبح رجل وصفقت امرأة ببطن كفها على ظهر الأخرى.

ويبصق في الصلاة عن يساره وفي المسجد في ثوبه.

وتسن صلاته إلى سترة قائمة كآخرة الرحل فإن لم يجد شاخصا فإلى خط.

وتبطل بمرور كلب أسود بهيم فقط.

وله التعوذ عند آية وعيد والسؤال عند آية رحمة ولو في فرض.

[Namazın Mekruhları, Sünnetleri ve Namazı Bozan Şeyler Hakkında] Fasıl

Namaz kılarken: (Kıble dışında bir yöne) dönmek, bakışı semaya yöneltmek ve gözleri kapatmak, köpek oturuşuyla oturmak (ayak bileklerinin gerisine oturmak) ve secdede kolların ön kısımlarını yaymak, abesle iştigâl etmek, elleri bel üzerine koymak, yelpazelenmek, parmak mafsallarını çıtırdatmak, parmakları iç içe geçecek şekilde kenetlemek, tuvalete sıkışık olmak, arzuladığı bir yemeğin huzurunda bulunması, el-Fâtiha’yı tekrar etmek mekrûhtur. Namazda sûreleri cem etmek ise mekrûh değildir, bunda farz namaz nâfile gibidir.

Namaz kılarken önünden geçen birini geri itebilir, namazda âyetleri sayabilir, imâma önayak olabilir (uyarabilir), kıyâfet giyebilir, sarık sarabilir, yılan, akrep veya bit öldürebilir.

Eğer ameller örfen uzun olup zarûret dışı olursa, velev ki sehven olsa dahi ayırım yapılmaksızın namazı bâtıl olur.

Sûrelerin sonundan ve ortasından okumak mübâhtır.

Namaz kılarken bir şey olursa erkek tesbîh eder (Subhânallâh der) kadın ise bir elinin içiyle diğer elinin dışına vurarak el çırpar.

Namazda bir kimse soluna, mescidde ise elbisesinin iç kısmına tükürebilir.

Binek hayvanının semerinin ucu gibi dik duran bir sütreye doğru namaz kılmak sünnettir. Dik duran bir sütun/kazık/sırık bulamazsa, bir çizgiye doğru kılar.

Namaz sadece tamamıyla siyah olan bir köpeğin geçmesiyle iptal olur.

Farz namaz dahi olsa vaid (tehdit) içeren âyetlerde sığınma taleb edebilir, rahmet içeren âyetlerde (Allâh’tan) dileyebilir.
Kişinin Ehl'üs Sünnet, Ehl'ul Hadis, Ehl'ul Asar, Selefi olmasının alameti Sünnet'e ittiba etmesidir.

Çevrimiçi Uhey

  • Administrator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 1249
  • Değerlendirme Puanı: +15/-0
Ynt: ZÂD'UL MUSTAKNİ | EL-HACCÂVÎ RAHİMEHULLÂH
« Yanıtla #24 : 04.10.2020, 02:21 »
فصل

أركانها: القيام والتحريمة والفاتحة والركوع والاعتدال عنه والسجود على الأعضاء السبعة, والاعتدال عنه، والجلوس يبن السجدتين والطمأنينة في الكل، والتشهد الأخير، وجلسته والصلاة على النبي صلى الله عليه وسلم والترتيب والتسليم.

وواجباتها: التكبير غير التحريمة والتسميع والتحميد وتسبيحتا الركوع والسجود وسؤال المغفرة مرة مرة ويسن ثلاثا والتشهد الأول وجلسته.

وما عدا الشرائط والأركان والواجبات المذكورة سنة.

فمن ترك شرطا لغير عذر غير النية فإنها لا تسقط بحال أو تعمد ترك ركن أو واجب بطلت صلاته بخلاف الباقي.

وما عدا ذلك سنن أقوال وأفعال ولا يشرع السجود لتركه وإن سجد فلا بأس.

[Namazın Erkânı Hakkında] Fasıl

[Namazın Erkânı]

Kıyâm, Tahrîme (Başlangıç Tekbiri), el-Fâtiha okumak, rükû etmek, rükûda itidâlli olmak (ayakta durmak), yedi aza üzerinde secde etmek, secdede itidâlli olmak (oturmak), iki secde arası oturmak, bütün bunları yaparken itmi’nân içerisinde olmak, son teşehhüd, son teşehhüdde oturmak, son teşehhüdde Nebî Sallallâhu Aleyhi ve Sellem’e salât etmek, tertîb(e riayet), teslîm (selâm vererek namazdan çıkmak) namazın erkânıdır.

[Namazın Vâcibleri]

Tahrîme dışındaki tekbirler, Tesmî (Semiallâhu li men Hamideh demek), Tehmîd (Rabbenâ ve leke’l Hamd demek), rükûda ve secdede Tesbîhât, mağfiret (bağışlanma) dilemek (Rabbiğfirlî, Rabbiğfirlî demek) -hepsi birer defadır ve üçer defası Sünnet’tir-, ilk teşehhüd ve ilk teşehhüdde oturmak namazın vâcibleridir.

[Namazın Sünnetleri]

Zikredilen şartlar, erkân ve vâcibât dışındakiler Sünnet’tir.

Niyet dışında bir şart mazeretsiz terk edilirse -zîrâ niyet hiçbir koşulda sâkıt olmaz- veya bir rükün yahut vâcib amel kasıtlı olarak terk edilirse -geriye kalanın aksine - kişinin namazı bâtıl olur.

Geriye kalanlar Kavli ve Efali Sünnet’tir ve geriye kalanların terki için Sehiv Secdesi meşrû değildir eğer secde ederse bunun da zararı yoktur.
Kişinin Ehl'üs Sünnet, Ehl'ul Hadis, Ehl'ul Asar, Selefi olmasının alameti Sünnet'e ittiba etmesidir.

Çevrimiçi Uhey

  • Administrator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 1249
  • Değerlendirme Puanı: +15/-0
Ynt: ZÂD'UL MUSTAKNİ | EL-HACCÂVÎ RAHİMEHULLÂH
« Yanıtla #25 : 09.10.2020, 00:13 »
باب سجود السهو

يشرع لزيادة ونقص وشك لا في عمد في الفرض والنافلة.

فمتى زاد فعلا من جنس الصلاة قياما أو قعودا أو ركوعا أو سجودا عمدا بطلت وسهوا يسجد له.

وإن زاد ركعة فلم يعلم حتى فرغ منها سجد وإن علم فيها جلس في الحال فتشهد إن لم يكن تشهد وسجد وسلم.

وإن سبح به ثقتان فأصر ولم يجزم بصواب نفسه بطلت صلاته وصلاة من تبعه عالما لا جاهلا وناسيا ولا من فارقه.

وعمل مستكثر عادة من غير جنس الصلاة يبطلها عمده وسهوه ولا يشرع ليسيره سجود.

ولا تبطل بيسير أكل وشرب سهوا ولا نفل بيسير شرب عمدا.

وإن أتى بقول مشروع في غير موضعه كقراءة في سجود وقعود وتشهد في قيام وقراءة سورة في الأخيرتين لم تبطل ولم يجب له سجود بل يشرع.

وإن سلم قبل إتمامها عمدا بطلت.

وإن كان سهوا ثم ذكر قريبا أتمها وسجد.

وإن طال الفصل أو تكلم لغير مصلحتها بطلت ككلامه في صلبها ولمصلحتها إن كان يسيرا لم تبطل.

وقهقهة ككلام.

وإن نفخ أو انتحب من غير خشية الله تعالى أو تنحنح من غير حاجة فبان حرفان بطلت.

Sehiv Secdeleri Bâbı

Farz ve nafilelerde ziyâde (ekleme), nakısa (eksiltme), şekk (şüphe) yapılması durumunda sehiv secdesi yapmak meşru kılınmıştır. Kasıtlı olarak yapılan şeylerde ise meşru kılınmamıştır.

Her ne zaman namaz cinsinden bir ameli namaza fazladan eklerse -ister kıyam, oturuş, ister rukû veya secde olsun- eğer kasıtlı olarak yapılırsa namazı ibtâl eder (bozar), eğer sehven yapıldıysa sehiv secdesi yapılır.

Eğer namaza fazladan bir rekât ekler ve namaz bitene kadar bilmezse bunun için secde yapar. Eğer namaz kılarken (namaza fazladan bir rekât eklediğini) bilirse eğer henüz teşehhüt yapmadıysa kişi derhal teşehhüde oturur, sehiv secdesi yapar ve selam verir.

Eğer güvenilir iki kişi tesbih eder (Subhânallâh diyerek imamı uyarır) ve imam kendisinin doğru kıldığı hususunda emin değilken ısrarcı olursa, imamın ve -câhil, unutkan veya namazdan ayırılan kişiler dışında- durumu bilip imama tabi olmuş herkesin namazı ibtâl (geçersiz) olur.

Namazdan olmayan bir şey yapılması -bu yapılan şey örfen çok olarak kabul edilen bir şeyse- ister kasıtlı ister sehven yapılmış olsun, namazı ibtâl eder. Sehiv secdesi, küçük şeyler için meşrû değildir.

Sehven azıcık bir şeyler yenilip içilmesi namazı ibtâl etmez ve nafile namazda kasten azıcık bir şey içmek de namazı ibtâl etmez.

Eğer meşrû bir sözü yeri dışında yaparsa mesela secdede veya oturuşta kıraat etmek, teşehhüdü ayaktayken okumak, son iki rekatta sûre okumak namazı ibtâl etmez, secde yapılması meşrû olsa da vâcib değildir.

Eğer selamlamayı, namaz tamamlanmadan kasıtlı olarak yaparsa, namaz ibtâl olur.

Eğer sehven yaparsa ve namaz tamamlandıktan çok kısa bir süre sonra hatırlarsa namazı tamamlar ve sehiv secdesi yapar.

Eğer (namazın tamamlanması ile namazda hata yapıldığının fark edilmesi arasındaki) ara uzunsa yahut namazda -az bile olsa- namazın maslahatı dışında bir şey söylerse namaz ibtâl olur (bu) tıpkı namazda konuşmak gibidir. Eğer namazın maslahatı için ve az bir şeyse namaz ibtâl olmaz.

Kahkaha, konuşmak gibidir.

Eğer nefes verirse, Allâhu Teâlâ’nın korkusu dışında bir sebepten ağlarsa veya ihtiyaç olmaksızın boğazı temizlemekten dolayı iki harf telaffuz ederse namaz ibtâl olur.
Kişinin Ehl'üs Sünnet, Ehl'ul Hadis, Ehl'ul Asar, Selefi olmasının alameti Sünnet'e ittiba etmesidir.

Çevrimiçi Uhey

  • Administrator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 1249
  • Değerlendirme Puanı: +15/-0
Ynt: ZÂD'UL MUSTAKNİ | EL-HACCÂVÎ RAHİMEHULLÂH
« Yanıtla #26 : 16.10.2020, 02:31 »
فصل

ومن ترك ركنا فذكره بعد شروعه في قراءة ركعة أخرى بطلت التي تركه منها.

وقبله يعود وجوبا فيأتي به وبما بعده.

وإن علم بعد السلام فكترك ركعة كاملة.

وإن نسي التشهد الأول ونهض لزمه الرجوع ما لم ينتصب قائما.

فإن استتم قائما كره رجوعه.

وان لم ينتصب لزمه الرجوع.

وإن شرع في القراءة حرم الرجوع وعليه السجود للكل.

ومن شك في عدد الركعات أخذ بالأقل وإن شك في ترك ركن فكتركه.

ولا يسجد لشكه في ترك واجب أو زيادة.

ولا سجود على مأموم إلا تبعا لإمامه.

وسجود السهو لما يبطلها عمده واجب.

وتبطل بترك سجود أفضليته قبل السلام فقط وإن نسيه وسلم سجد إن قرب زمنه.

ومن سها مرارا كفاه سجدتان.

[Nakıslıktan (Eksiklikten) Yapılan Secde Hakkında] Fasıl

Herkim, bir rüknü terk eder ve bir sonraki rekatın kıraatına başladıktan sonra hatırlarsa, terk ettiği amelin bulunduğu rekât ibtâl (geçersiz) olur.

Eğer bir sonraki rekatın kıraatına başlamadan önce hatırlarsa geri dönmek ve terk ettiği rükün ile onu takip eden amelleri yapmak onun için vâcibdir.

Eğer teslimden (selamlamadan) sonra rüknü terk ettiğini bilirse, tam bir rekatı terk etmiş gibidir.

Eğer, ilk teşehhüdü unutur ve kalkarsa, tamamen ayağa kalkmamış oldukça geri dönmelidir.

Eğer tamamen ayağa kalkmışsa geri dönmek mekruhdur.

Eğer tamamen ayağa kalkmadıysa dönmesi gerekir.

Eğer kıraata başladıysa dönmesi haramdır.

Bu sayılanların hepsi için sehiv secdesi etmelidir.

Kıldığı rekât sayısı hususunda şekk eden en az rekât sayısını baz alır. Bir rüknü terk ettiğinden şekk ederse, (şekk) rüknü terk etmek gibidir.

Sehiv secdesi, vâcib olan bir şeyin terkedildiğinden şekk edilmesinden veya ziyade yapıldığından şekk edilmesinden dolayı yapılmaz.

Memuma, imamına uyması dışında sehiv secdesi yoktur.

Kasıtlı olarak yapıldığında namazı ibtâl eden her şeyde sehiv secdesi yapmak vâcibdir.

Teslimden önce yapılması efdaliyattan olan, sehiv secdelerini terk etmek, namazı ibtâl eder. Eğer unutur teslim yaparsa ve zamanı yakınsa secde eder.

Birden fazla unutkanlık için iki secde kâfidir.
Kişinin Ehl'üs Sünnet, Ehl'ul Hadis, Ehl'ul Asar, Selefi olmasının alameti Sünnet'e ittiba etmesidir.

Çevrimiçi Uhey

  • Administrator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 1249
  • Değerlendirme Puanı: +15/-0
Ynt: ZÂD'UL MUSTAKNİ | EL-HACCÂVÎ RAHİMEHULLÂH
« Yanıtla #27 : 31.10.2020, 17:30 »
باب صلاة التطوع

آكدها كسوف ثم استسقاء ثم تراويح.

ثم وتر ويفعل بين العشاء والفجر.

وأقله ركعة وأكثره إحدى عشرة مثنى مثنى ويوتر بواحدة.

وإن أوتر بخمس أو سبع لم يجلس إلا في آخرها.

وبتسع يجلس عقب الثامنة ويتشهد ولا يسلم ثم يصلي التاسعة ويتشهد ويسلم.

وأدنى الكمال ثلاث ركعات بسلامين يقرأ في الأولى: بسبح، وفي الثانية: الكافرون وفي الثالثة: الإخلاص.

ويقنت فيها بعد الركوع ويقول: اللهم اهدني فيمن هديت وعافني فيمن عافيت وتولني فيمن توليت وبارك لي فيما أعطيت وقنا شر ما قضيت إنك تقضي ولا يقضى عليك إنه لا يذل من واليت ولا يعز من عاديت تباركت ربنا وتعاليت اللهم إني أعوذ برضاك من سخطك وبعفوك من عقوبتك وبك منك لا أحصي ثناء عليك أنت كما أثنيت على نفسك اللهم صل على محمد وعلى آل محمد ويمسح وجهه بيديه.

ويكره قنوته في غير الوتر إلا أن تنزل بالمسلمين نازلة غير الطاعون فيقنت الإمام في الفرائض.

والتراويح عشرون ركعة تفعل في جماعة مع الوتر بعد العشاء في رمضان ويوتر المتهجد بعده فإن تبع إمامه شفعه بركعة.

ويكره التنفل بينها لا التعقيب بعدها في جماعة.

ثم السنن الراتبة: ركعتان قبل الظهر وركعتان بعدها وركعتان بعد المغرب وركعتان بعد العشاء وركعتان قبل الفجر وهما آكدها.

ومن فاته شيء منها سن له قضاؤه.

وصلاة الليل أفضل من صلاة النهار وأفضلها ثلث الليل بعد نصفه.

وصلاة ليل ونهار مثنى مثنى وإن تطوع في النهار بأربع كالظهر فلا بأس.

وأجر صلاة قاعد على نصف أجر صلاة قائم.

وتسن صلاة الضحى وأقلها ركعتان وأكثرها ثمان ووقتها من خروج وقت النهي إلى قبيل الزوال.

وسجود التلاوة صلاة يسن للقارئ والمستمع دون السامع وإن لم يسجد القارئ لم يسجد.

وهو أربع عشرة سجدة في الحج منها اثنتان ويكبر إذا سجد وإذا رفع ويجلس ويسلم ولا يتشهد.

ويكره للإمام قراءة سجدة في صلاة سر وسجوده فيها ويلزم المأموم متابعته في غيرها.

ويستحب سجود الشكر عند تجدد النعم واندفاع النقم وتبطل به صلاة غير جاهل وناس.

وأوقات النهي خمسة:

من طلوع الفجر الثاني إلى طلوع الشمس.

ومن صلاة العصر إلى الغروب.

ومن طلوع الشمس حتى ترتفع قيد رمح.

وعند قيامها حتى تزول

وإذا شرعت في الغروب حتى يتم.

ويجوز قضاء الفرائض فيها.

وفي الأوقات الثلاثة فعل ركعتي الطواف وإعادة جماعة.

ويحرم تطوع بغيرها في شيء من الأوقات الخمسة حتى ما له سبب.

Nafile Namazlar [ve Namaz Kılmanın Nehy Edildiği Vakitler] Babı

Nafile Namazlar

En çok vurgulanmış olanlar; Küsuf (Güneş veya Ay Tutulması Namazı) sonra İstiska (Yağmur Duâ’sı Namazı) sonra da Terâvîh’dir (Namazıdır).

Sonra, Vitir’dir ve o Yatsı Namazı ile Sabah Namazı arasında kılınır.

En azı bir rekat, en çoğu on bir rekattır, ikişer ikişer kılınır sonra tek rekat ile Vitir yapılır.

Vitri, beş (rekat) veya yedi (rekat) kılarsa en sonuncusu dışında oturmaz.

Dokuz rekat kılıyorsa, sekizinci rekattan sonra oturur, teslim yapmaksızın teşehhüdü okur sonra dokuzuncu rekatı kılar, teşehhüdü okur ve selam verir.

Vitir için kemalinin en azı; iki selam ile ayrılmış üç rekattır; ilk rekatta Sebbih’i (el-A’la Sûresini), ikincisinde el-Kâfirûn Sûresi’ni ve üçüncüsünde el-İhlâs Sûresi’ni okur.

Rükûdan sonra şöyle diyerek kunût yapar:


اَللّٰهُـمَّ اهْدِنِي فِيمَنْ هَدَيْتَ، وَعَافِنِي فِيمَنْ عَافَيْتَ وَتَوَلَّنِي فِيمَنْ تَوَلَّيْتَ، وَبَارِكْ لِي فِيمَا أَعْطَيْتَ، وَقِنَا شَرَّ مَا قَضَيْتَ، إِنَّكَ تَقْضِي وَلَا يُقْضَى عَلَيْكَ، إِنَّهُ لَا يَذِلُّ مَنْ وَالَيْتَ، وَلَا يَعِزُّ مَنْ عَادَيْتَ، تَبَارَكْتَ رَبَّنَا وَتَعَالَيْتَ. اَللّٰهُـمَّ إِنِّـي أَعـوذُ بِرِضـاكَ مِنْ سَخَطِـك، وَبِعَفْوِكَ مِنْ عُقوبَـتِك، وَبِكَ مِنْـكَ، لَا أُحْصِـي ثَنـاءً عَلَـيْك، أَنْـتَ كَمـا أَثْنَـيْتَ عَلـى نَفْسـِكَ. اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلَى مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِ مُحَمَّدٍ.
“Allâh’ım! Hidâyet verdiklerinin arasında bana da hidâyet ver. Âfiyet verdiklerinin arasında bana da âfiyet ver. Dost edindiklerinin arasında beni de dost edin. Verdiğini benim için bereketli kıl, takdîr ettiğin şeylerin şerrinden bizi koru. Şüphesiz ki ancak Sen hükmedersin ve Sana hükmedilmez. Kimi dost edinirsen zelîl olmaz ve kimi de düşman edinirsen, o asla azîz olmaz. Rabbimiz, Sen mübârek ve yücesin!

Allâh’ım gazabından rızana sığınırım! Cezalandırmandan affına sığınırım! Sen’den Sana sığınırım! Sana övgüleri saymakla bitiremem! Sen, Kendini nasıl övdüysen öylesin! Ey Rabbimiz! Muhammed’e ve Âli’ne salat eyle!”

Elleriyle yüzünü mesh eder.

Vitir dışında kunût yapması -Müslümanlar’a isabet eden ta’ûn (veba hastalığın)dan başka bir felaket olması müstesna- mekrûh’tur. Bu durumlarda imam, farz namazlarda kunût yapabilir.

Terâvîh (Namazı) yirmi rekattır. Vitir ile birlikte Ramazân’da Yatsı Namazından sonra cemaatle kılınır. Teheccüd (Gece Namazı) kılan vitri teheccüdden sonra yapar. Eğer imamına uymuşsa, onu bir rekat ile çift yapar.

Terâvîh’in rekatları arasında nafile kılmak mekrûhtur. Ancak, cemaatle (Terâvîh ve Vitir Namazlarını) kıldıktan sonra nafile kılmak mekrûh değildir.

Sonra Revâtib Sünnetlerdir.

[Revâtib Sünnetler]

İki rekat öğle namazından önce, iki rekat sonra, iki rekat akşam namazından sonra, iki rekat yatsı namazından sonra, iki rekat sabah namazından öncedir ki en çok vurgulananı da budur.

Bunlardan birini kaçıranın kaza etmesi Sünnet’tir.

Gece namazı, gündüz namazından efdaldir ve gece yarısından sonra üçüncü kısmı en efdalidir.

Gece namazı ve gündüz namazı her seferinde ikişer rekat kılınır. Eğer nafile namazı -öğle namazı gibi- dört (rekat) kılarsa bunun bir zararı yoktur.
Oturarak kılınan namazın ecri ayakta kılınan namazın ecrinin yarısıdır.

Duha Namazı Sünnet’tir. En azı iki rekat, en fazlası sekizdir. Zamanı; (sabah namazından sonra namaz kılmanın yasaklandığı) nehiy vaktinin çıkmasından zeval öncesine kadardır.

Tilâvet Secdesi namazdır. Kâri (Kur’ân okuyan) ve dinleyen için Sünnet’tir, işiten için Sünnet değildir. Eğer kâri secde etmezse, dinleyen de secde etmez.

Tilâvet Secdeleri on dört secdedir. Hacc Sûresi’nde iki tanesi vardır. Secde ederken ve kafasını kaldırdığında tekbir getirir, sonra oturur, teşehhüd yapmadan teslim yapar (selam verir).

İmamın kısık sesle kılınan namazda secde âyeti okuması ve secde etmesi mekruhtur. Me’mûmun (imama tabi olanın) -bunların dışındaki (cehren okunarak kılınan) namazlarda- imamına uyması gerekir.

Şükür Secdesi, ni’met (lütuf) söz konusu olduğunda yahut bir felaketin son bulmasıyla müstehab olur. Namaz -cahil veya unutan kişi dışında- Şükür Secdesi yapılmasıyla ibtâl (geçersiz) olur.

[Namaz Kılmanın Nehy Edildiği Vakitler]

Nehy edilen vakitler beştir:

İkinci fecrin doğuşundan güneş doğana kadar.

İkindi namazından güneş batana kadar.

Güneşin doğmasından, mızrak boyuna ulaşana kadar.

Güneş zevalden inmeye başlayana kadar.

Güneş batmaya başladığında, (batması) tamamlanana kadar.

Bu zamanlarda, farz namazların kazasını yapmak câizdir.

(Namazın kılınmasının nehy edildiği) üç vakitte iki rekat Tavaf Namazı kılmak câizdir ve cemaat namazını iade (tekrar) etmek de caizdir.

Bunların dışında namaz kılmanın nehy edildiği bu beş zamanda (tamamında) tatavvu namaz kılmak haramdır, sebebi (Şeri’at tarafından) yazılmış/belirlenmiş (bir namaz) olsa dahi.
Kişinin Ehl'üs Sünnet, Ehl'ul Hadis, Ehl'ul Asar, Selefi olmasının alameti Sünnet'e ittiba etmesidir.

Çevrimiçi Uhey

  • Administrator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 1249
  • Değerlendirme Puanı: +15/-0
Ynt: ZÂD'UL MUSTAKNİ | EL-HACCÂVÎ RAHİMEHULLÂH
« Yanıtla #28 : 06.11.2020, 20:22 »
باب صلاة الجماعة

تلزم الرجال للصلوات الخمس لا شرط وله فعلها في بيته.

وتستحب صلاة أهل الثغر في مسجد واحد.

والأفضل لغيرهم في المسجد الذي لا تقام فيه الجماعة إلا بحضوره ثم ما كان أكثر جماعة ثم المسجد العتيق وأبعد أولى من أقرب.

ويحرم أن يؤم في مسجد قبل إمامه الراتب إلا بإذنه أو عذره.

ومن صلى ثم أقيم فرض سن أن يعيدها إلا المغرب.

ولا تكره إعادة الجماعة في غير مسجدي مكة والمدينة.

وإذا أقيمت الصلاة فلا صلاة إلا المكتوبة فإن كان نافلة أتمها إلا أن يخشى فوات الجماعة فيقطعها.

ومن كبر قبل سلام إمامه لحق الجماعة وإن لحقه راكعا دخل معه في الركعة وأجزأته التحريمة.

ولا قراءة على مأموم ويستحب في إسرار إمامه وسكوته وإذا لم يسمعه لبعد لا لطرش ويستفتح ويستعيذ فيما يجهر فيه إمامه.

ومن ركع أو سجد قبل إمامه فعليه أن يرفع ليأتي به بعده فإن لم يفعل عمدا بطلت.

وإن ركع ورفع قبل ركوع إمامه عالما عمدا بطلت وإن كان جاهلا أو ناسيا بطلت الركعة فقط.

وإن ركع ورفع قبل ركوعه ثم سجد قبل رفعه بطلت إلا الجاهل والناسي ويصلي تلك الركعة قضاء.

ويسن لإمام التخفيف مع الإتمام وتطويل الركعة الأولى أكثر من الثانية.

ويستحب انتظار داخل إن لم يشق على مأموم.

وإذا استأذنت المرأة إلى المسجد كره منعها وبيتها خير لها.

Cemaat Namazı Bâbı

Erkek için, beş vakit namazı cemaatle kılmak gereklidir fakat namaz(ın sıhhati) için şart değildir. Namazını cemaatle evinde kılabilir.

Sınır bölgelerinde yaşayanların tek bir mescidde kılmaları müstehabdır.

Diğerleri için efdal olanı, kendileri bulunmadığında cemaati olmayan bir mescidde kılmaları, sonra en kalabalık cemaati olan mescidde, sonra en eski mescidde kılmalarıdır ve uzakta olan mescid(de namaz kılmak) yakındakinden evladır (daha iyidir).

Mescidin memur imamının izni veya özrü olmaksızın imamdan önce mescidde namaz kıldırmak harâmdır.

Kim namazı kılar sonra farz (namaz) için ikamet getirilirse, -akşam namazı hariç -namazı tekrar kılması Sünnet’tir.

Mekke ve Medine’deki iki mescid dışında cemaat namazı iade (tekrar kılma) kerih değildir.

İkâmet getirildikten sonra farz namaz dışında hiçbir namaz yoktur, eğer nafile kılıyorsa namazını tamamlar, cemaati kaçıracağından korkması dışında ki bu durumda namazını bozar.

İmam selâm vermeden önce başlangıç tekbîri getiren, cemaat namaza yetişmiştir. Rükûda yetişen rekatına rükûdan başlar ve tahrîm (başlangıç tekbiri) yeterlidir.

Me’mûma kıraat gerekmez. Ancak imamı kısık sesle okuduğunda, sükût ettiğinde veya uzakta olduğundan dolayı duyamıyorsa -sağır müstesna- kıraati müstehabdır. Me’mûm, imam cehren okuduğu için başlangıç du’âsını yapar ve istiâzede bulunur.

İmamından önce rükû veya secde yapan, geri dönüp imamdan sonra tekrar etmelidir. Eğer kasıtlı olarak bunu yapmazsa namazı ibtâl (geçersiz) olmuştur.

Eğer bilinçli ve kasıtlı olarak, imamı rükûa varmadan rükûa varır veya rükûdan kalkarsa namaz, bâtıl olur. Eğer, bu konuda câhil biriyse yahut unuttuysa sadece rekâtı geçersiz olur.

İmamın rükûundan önce eğer rükûa varır ve kalkarsa, sonra imam rükûdan kalkmadan önce secde ederse namazı bâtıl olur. Câhil veya unutan biri olması başka rekâtı kaza eder (tekrar kılar).

İmamın namazı hafif tutması -tamamlamak kaydıyla- Sünnet’tir. İlk rekâtı, ikinciden uzun tutmak da Sünnet’tir.

Me’mûm için zorluk olmayacaksa, namaza katılacak birini beklemek müstehab’dır.

Eğer bir kadın mescide gitmek için izin isterse, onu bundan alıkoymak kerihtir. Fakat evi onun için daha hayırlıdır.
Kişinin Ehl'üs Sünnet, Ehl'ul Hadis, Ehl'ul Asar, Selefi olmasının alameti Sünnet'e ittiba etmesidir.

Çevrimiçi Uhey

  • Administrator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 1249
  • Değerlendirme Puanı: +15/-0
Ynt: ZÂD'UL MUSTAKNİ | EL-HACCÂVÎ RAHİMEHULLÂH
« Yanıtla #29 : 13.11.2020, 00:11 »
فصل

الأولى بالإمامة الأقرأ العالم فقه صلاته ثم الأفقه ثم الأسن ثم الأشرف ثم الأتقى ثم من قرع.

وساكن البيت وإمام المسجد أحق إلا من ذي سلطان.

وحر وحاضر ومقيم وبصير ومختون ومن له ثياب أولى من ضدهم.

ولا تصح خلف فاسق ككافر ولا امرأة وخنثى للرجال ولا صبي لبالغ وأخرس ولا عاجز عن ركوع أو سجود أو قعود أو قيام إلا إمام الحي المرجو زوال علته ويصلون وراءه جلوسا ندبا فان ابتدأ بهم قائما ثم اعتل فجلس اتموا خلفه قياما وجوبا.

وتصح خلف من به سلس البول بمثله.

ولا تصح خلف محدث ولا متنجس يعلم ذلك فإن جهل هو والمأموم حتى انفضت صحت لمأموم وحده.

ولا إمامة الأمي وهو من لا يحسن الفاتحة أو يدغم فيها ما لا يدغم أو يبدل حرفا أو يلحن فيها لحنا يحيل المعنى إلا بمثله وإن قدر على إصلاحه لم تصح صلاته.

وتكره إمامة اللحان والفأفاء والتمتام ومن لا يفصح ببعض الحروف وأن يؤم أجنبية فأكثر لا رجل معهن أو قوما أكثرهم يكرهه بحق.

وتصح إمامة ولد الزنا والجندي إذا سلم دينهما ومن يؤدى الصلاة بمن يقضيها وعكسه.

لا مفترض بمتنفل ولا من يصلي الظهر بمن يصلي العصر أو غيرها.

[İmametin Ahkâmı Hakkında] Fasıl

İmamet için evla olan; kıraat(ı iyi olan), namaz fıkhında ilim sahibi olan sonra fıkıh bilgisi en çok olan sonra en yaşlı olan sonra en şerefli olan sonra en takvalı olan sonra da kura ile belirlenendir.

Sultanlık sâhibi (yönetici vasfı olan) müstesna evin sâhibi ve mescidin imamı, imamette en çok hak sâhibidirler.

İmâmette hür erkek, şehirli, mukim, gören, sünnetli, kıyafeti olan zıtlarından evladır.

Fâsığın -kâfir de olduğu gibi- veya bir kadının arkasında yahut hünsanın arkasında bir erkek, bir sabinin (çocuk) arkasında beliğ (yetişkin) için, dilsiz birisinin, rükûa, secdeye, oturmaya ve kıyama güç yetiremeyen âcizin arkasında namaz kılmak sahih değildir. İyileşmesi ümit edilen mahalle imamı müstesna, onun arkasında oturarak kılmaları mendubtur. Eğer imam ayakta namaza başladıysa ve sonra rahatsızlık ortaya çıkıp oturduysa, namazı ayakta tamamlamaları onlar için vaciptir.

Kendisi gibi bevlini (idrarını) tutamayan birisinin arkasında namaz kılmak sahihdir.

Üzerinde hades (hükmi pislik) veya necaset (maddi pislik) olan (muhdes ve mutenecis) birinin arkasında bilinçli olarak namaz kılmak sahîh değildir. Eğer imam ve me’mûm namaz bitene kadar bundan habersizse, sadece me’mûmun namazı sahîhdir.

El-Fatiha’yı güzelce okuyamayan veya yanlış yerde idğam yapan yahut harfleri değiştiren veyahut manayı değiştiren bir lahn yapan ümminin kendisi gibi olan biri dışında bir başkasına imam olması sahîh değildir. Ümmi kendisini düzeltmeye güç yetirebiliyorsa namazı sahîh değildir.

Çokça lahn yapanın, fe veya te harflerinde kekeleyenin, bazı harfleri telaffuz edemeyenin, kendilerine erkek eşlik etmemiş bir veya daha çok yabancı (mahrem olmayan) kadına imamlık yapanın, geçerli bir sebepten dolayı insanların çoğunun hoşlanmadığı kişinin imamlık yapması kerîhdir.

Dinlerinin selim olduğu bilinen veledi zina veya askerin imameti sahîhdir, kaza edenin arkasında namazı edâ eden veya bunun aksi söz konusu olanın imameti sahîhdir.

Nafile namaz kılanın farz namaz kılana imameti sahîh değildir. İkindi namazı veya başka bir namazı kılanın arkasında öğle namazı kılanın namazı sahîh değildir.
Kişinin Ehl'üs Sünnet, Ehl'ul Hadis, Ehl'ul Asar, Selefi olmasının alameti Sünnet'e ittiba etmesidir.

 

Related Topics

  Konu / Başlatan Yanıt Son İleti
0 Yanıt
3616 Gösterim
Son İleti 17.11.2018, 01:44
Gönderen: Izhâr'ud Dîn
0 Yanıt
2050 Gösterim
Son İleti 16.01.2019, 03:20
Gönderen: Izhâr'ud Dîn