Darultawhid

Gönderen Konu: RAMAZANDA AÇIKTAN ORUÇ YİYEN VE YEDİREN KAFİR OLUR MU?  (Okunma sayısı 455 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Musa kara

  • Newbie
  • *
  • İleti: 2
  • Değerlendirme Puanı: +0/-0
Selamün aleyküm Ben kısaca şunu solim ben yaklaşık iki yıldır Hak yayınları ile beraberdim lakin son zamanlarda icim hiç rahat değildi sonra nette konuştuğum bı arkadaş onların cehmi olduğu nu sıfatlar konusunda vs beni uyardı onların da bi çok küfrü var dedi onların kufurlerini ortaya en iyi çıkaran onları rezil eden bı site var sana atayım dedi sizin siteyi attı kısaca böyle sizin siteye yazıyorum

Soruma gelince sıfatlar konusunu vs sitenizde okudum güzelce Hamdolsun mutmainde oldum

Sorum şu Ramazanda müşriklerle yiyecek içecek vermek küfür diyor bu hakcilar ama delilleri yok sadece neymiş ramazan i ihlalmis bu dogrumu

Çevrimiçi Tevhid Ehli

  • Administrator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 1909
  • Değerlendirme Puanı: +49/-0
Ynt: Hak yayınları
« Yanıtla #1 : 24.05.2020, 01:37 »
Ve aleykum. Cevaba geçmeden önce bazı hatırlatmalarda bulunmak istiyorum. Hak yayınlarının tek batılı isim sıfatta Cehmi usulü savunmaları değildir. İsim sıfat meselesine varıncaya kadar daha açık küfürleri vardır. Bunları bir kenara bırakıp Hak Yayınlarını isim sıfat konusu üzerinden yıpratmaya çalışanlar yanlış yapıyorlar. Hakçıların isim sıfat akidesi Eşari, Maturidi alimlerinden çok farklı değildir. Hiç bir tevilin geçerli olmadığı dinin aslını ihlal eden açık şirkleri varken sadece bu konuları nazara vermek doğru bir usul değildir. Böyle yapan kişileri daha önce de uyarmıştık ama göründüğü kadarıyla aynen devam ediyorlar. Bunların bir kısmı Hak yayınlarının gerçekten küfür olan akidelerinde onlarla beraber oldukları halde isim sıfat meselesiyle bir nevi aralarına fark koyuyorlar ki böyleyse gerçekten çok yazık.

Sorunuza gelince; tam olarak ne sorduğunuz anlaşılmıyor. "Soruma gelince sıfatlar konusunu vs sitenizde okudum güzelce Hamdolsun mutmainde oldum" demişsiniz sonra Ramazan'da müşriklere yemek vermek küfürdür iddiasıyla alakalı konuya geçmişsiniz. Orada da ne sorduğunuz ve niye sorduğunuz tam anlaşılmıyor. Zaten delilleri yok demişsiniz, delili olmayan şey de yok hükmündedir hal böyleyken sorunuzdaki gaye nedir tam olarak bilmiyorum. Ayrıca onlar Ramazan'da müşriklere yemek vermek mi küfürdür diyorlar yoksa açıktan yemek küfürdür mü diyorlar. Bildiğim kadarıyla ikincisini diyorlar. Bu birincisi zaten delilden mahrumken bir de bu uydurma usule binaen ikinci bir usul geliştirip böyle yapan birine yemek vermek küfürdür diyorlarsa artık Allah ıslah etsin demekten başka bir sözümüz olmaz. Bütün bunların mücerred olarak küfür olduğuna delil yoktur. Bunların küfür oluşu, kasda ve niyete bağlıdır. Bir kimse Ramazanı tahkir etmek kasdıyla açıktan yiyor, başka biri de aynı kasıdla ona yardımcı oluyorsa bunun küfür olduğu muhakkaktır. Fakat ortada böyle bir kasıd yoksa küfürden de bahsedilemez. Müşrik birisi hiç böyle bir kasıd aklından geçmediği halde mesela bir turist gibi Ramazan günü yiyip içmiş olabilir, hatta müslüman da seferilik, hastalık, hayız, nifas gibi durumlardan oruç tutmamış olabilir. Gizli yemesi evla olduğu halde açıktan yemiş olsa bundan dolayı değil küfrüne günahkar olduğuna hüküm vermek bile zorken böylesine ihtimalli bir fiilden dolayı tekfir hükmünü vermek ancak cehalette zirve yapmış saplantılı kişiliklerin yapabileceği bir şeydir. Biz bu cehele gürühunun safsatalarıyla alakalı artık çok fazla konuşmak istemiyoruz, aklını kullanan herkesin nezdinde bunların batıllığı aşikardır. Bu da onların yorum ve tefsir yoluyla yaptıkları batıl tekfirlerden birisidir, ancak dediğimiz gibi bu da iman küfür meselelerindeki diğer sapıklıklarının yanında hafif kalır o yüzden buna da çok yoğunlaşmaya gerek yoktur vesselam.

Çevrimdışı Musa kara

  • Newbie
  • *
  • İleti: 2
  • Değerlendirme Puanı: +0/-0
Ynt: Hak yayınları
« Yanıtla #2 : 24.05.2020, 05:26 »
http://www.islaminida...

Sorum şu Ramazanda müşriklerle yiyecek içecek vermek küfür mü?

Bunlar küfür diyor hatta bütün âlimlere göre böyledir diyor kar ibn rusdden diye birşeyler yazmışlar

Attığım linkte var kendi yazıları cevapları

Bunlara göre müşrik olan annene akrabana ramazanda oruç tutmuyorsa su verirsen kafirsin nedenide ramazan i ihlalmis ve bütün âlimlere göre böyleymiş ben iclerindeydim.biliyorum yani

Kaldı ki yukarda linktede var

Yukarda demissiniz sıfatlar konusu en hafif bunların kufurleri konusunda ben uzun yazmak istemedim sıfatlar konusu bardağı taşıran son damlaydi ole solim yani bı nevi uyanmamiza sebeb oldu 

Çevrimiçi Tevhid Ehli

  • Administrator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 1909
  • Değerlendirme Puanı: +49/-0
Bismillah. Tamam inşaallah durum anlaşılmıştır. Biz gerçekten bu Qudsiyye taifesinin safsatalarını takip etmekten yorulduk. O yüzden artık bu tip şeylerle çok ilgilenmiyoruz. Ramazan'da açıktan oruç yemek küfürdür dediklerini zaten biliyoruz, yiyene ikramda bulunmak küfürdür sözlerine de bu vesileyle vakıf olduk. Aslında bu uydurma fetvayı yıllar önce Davetçinin Tefsirinde yazmışlar bu vesileyle onu da hatırlamış olduk. O kitapta Seyfuddin el-Muvahhid müstear isimli yazar veya yazarlar diyor ki:

“İster Müslüman devlette olsun ister kâfir devlette olsun, Ramazan ayında, gündüz vakti sebepsiz olarak açıktan yemek yiyen kimse bütün âlimlere göre kâfirdir. Kâfir olmasının sebebi; oruç tutmamasından değil, açık bir şekilde yemek yiyerek, ramazan ayına saygısızlık göstermesinden ve oruç emrini hafife almasındandır. Aynı şekilde, ramazan ayında, gündüz vakti açıkça yemek yiyen kimseye, yemek yemesi için yardım eden de kâfir olur. Örneğin; bir kimse, ramazan ayında, gündüz vakti lokantasını açıp, oruç tutmayanların açık bir şekilde oruçlarını yemelerine müsaade ederse, o da onlar gibi kâfir olur."
(Davetçinin Tefsiri- Bakara 183. ayeti)

Şimdi buna verilecek cevap Allahın izniyle şudur: Evvela bu fetva, Kuran, Sünnet ve İcma'dan bir delile sahip değildir. Bu kimseler bu fetvalarına açıkça delalet eden delaleti ve sübutu kati bir ayet veya hadis getiremeyecekleri gibi kati bir icma da getiremezler. Dikkat edin, delil getiremeyecekleri şey bu fetvanın kendisidir yani Ramazan'da açıktan oruç yemek ve böyle birisine yemek vermek her şekilde küfürdür fetvasıdır. Yoksa haramı helal saymak, hafife almak, dinin emirlerini tahkir etmek, alaya almak gibi fetvanın gerekçesi yaptıkları illetlerin kendilerinin küfür olduğu zaten belli olan bir şeydir. Burada belli olmayan şey, açıktan oruç yemek ve yedirmek fiillerinin bu sayılan küfür illetlerine delalet edip etmediğidir. Yani Ramazan'da açıktan yiyip içmek veya bunu yapanlara yardımcı olmak her zaman İslam dinini alaya ve hafife almaya delalet eder mi, yoksa bunun bu küfürlere delaleti zanni midir? Saplantılardan ve de bu fiili yapan belli bir grubun yaptığı şeyleri herkese genelleştirme gibi takıntılardan uzak olarak meseleye yaklaşan herkes, bu fiillerin küfre delaletinin ihtimalli olduğunu görür. Şimdi Ramazan’da açıktan oruç yemek deyince çoğu kimsenin aklına bugün mesela İslam düşmanı birtakım Alevilerin, solcuların, laiklerin vesair güruhun yaptığı şekilde Ramazan günü kasıtlı olarak sigara tüttürmek hatta dumanını oruç tutanların yüzüne üflemek, oruç tutanlarla alay maksatlı yanlarında yiyip içmek gibi şeyler gelmektedir. Bunların küfür olduğu muhakkaktır. Keza bu adı geçen taifelerden ve başkalarından olup Ramazan’da kasıtlı olarak lokantasını açık tutmaya devam eden ve bununla İslamın şiarlarına meydan okumayı hedefleyen kimselerin de bununla İslamı tahkir etmeyi amaçladıkları bellidir. Burada küfür olan şey bu kimselerin Ramazan’da açıktan oruç yemeleri ya da yedirmeleri değildir, bilakis bu fiili yapma gayeleri olan dinle alay etmeleri asıl küfür olan şeydir. Bu fiiller ise kalplerinde gizledikleri bu asıl niyetin bir tezahürü ve alametidir. Bunun böyle olduğu hususunda akıl sahibi iki kişi tereddüd etmez. Böyle bir maksadı olduğu bilinmeyen lakin meşru ya da gayrı meşru bir sebebten dolayı Ramazan’da açıktan oruç yiyen herkesin mutlaka dinle alay etmiş ya da haramı helal kılmış olduğunu söylemek ise gerçekten akıllara zarar bir yaklaşımdır. Yukarda da misalini verdik: Oruç tutması caiz dahi olmayan hayızlı bir kadın bu durumda ne yapacak? Mesela bu kadın evde, oruç tutan aile fertlerinin yanında yiyip içtiği takdirde kafir midir? “Açıktan oruç yiyen kafirdir” şeklinde bir kaide getirildiğinde bunun ölçüsü ne olacaktır? Açıktan kasıd neresidir? Bunun dışarda bir yer olması şart mıdır? Eğer öyleyse belki hiç kimsenin olmadığı bir sokakta yemek yiyen birisi kafir oluyorsa, Doğudaki bazı aileler gibi 20-30 kişilik aile efradının yanında yemek yiyen birisi neden kafir olmamaktadır? Eğer bu hayızlı kadın evinde de yemek yiyemeyecekse nerede yiyecek? Diyelim ki saygısından dolayı yemek yerken kapıyı kapatması tavsiye edilir, farzedelim yapmadı ya da ihmal etti bundan dolayı küfre mi girecek vesaire… Bu hususta sorular daha da çoğaltılabilir. Yemek yedirenin de durumu aynı şekildedir. Ramazan’da kasdi olarak oruçsuzlara yemek servisi yapan bir lokanta ile mesela şehirler arası bir yolda dinlenme tesisinin yolculara yönelik lokantayı açık tutması aynı şey midir? Burada tek ölçü  bu kimselerin oruç tutmama ruhsatına sahip olup olmamaları da değildir. Zaten burada çoğunlukla kafirlerin fiilleri sözkonusu olmaktadır ki bunlar zaten oruçla mükellef değildirler. Velev açıktan oruç yiyen kişi müslümanlardan birisi olsa ve bunu hiç bir mazeret olmaksızın yapsa dahi, bunun da küfre delaleti açık değildir. Mesela bir kişi susuzluğa dayanamayıp orucunu bozsa, bu kimse günahkardır. Hiç bir alimden, eğer bu kişi herkesin yanında orucunu açtıysa kafirdir, gizliden açtıysa değildir şeklinde bir fetva nakledilemez. Bütün bunların hepsi kasda, niyete, fiilin oluş şekline göre hüküm alan ihtimalli fiillerdir. İhtimal olan yerde ise o ihtimaller giderilmedikçe hüküm verilmez.

Şu halde bu kimselerin sözkonusu fetvayla alakalı şeri bir delile istinad etmedikleri ortaya çıkmaktadır. Bu hususta bizzat bu fetvaya delalet eden tafsili bir delile zaten sahip değildirler. Alay etmek, hafife almak, haramı helal kılmak gibi usuli, icmali delillerin ise sözkonusu vakaya delaleti sarih ve açık değildir. Geriye tek bir şey kalıyor ki o da bu kimselerin Ramazan’da açıktan oruç yiyen ya da onu yediren kimsenin amelini yorumlamak suretiyle buna küfür hükmü vermeleridir ki bu da Ehli sünnet nezdinde batıl kabul edilen tekfir bi’l meal yani bir söz ya da fiili yorumlayarak, onun varacağı neticeyi esas alarak yapılan tekfir usulüdür. Veyahut da luzumi tekfirdir, yani bir fiilin gerektirdiği şeylerden hareketle verilen küfür hükmüdür ki bu da batıldır. Böyle bir kasdı olmadığı hatta kendisine sorulduğunda böyle bir şeyi şiddetle inkar ettiği halde bir kimseye “sen bunu dinle alay etmek, dini hafife almak kasdıyla yaptın” demek tam bir zulüm ve guluvv yani aşırılık örneğidir. Bu fırkanın tekfir usulünü inceleyen birisi bu kişilerin usulünün çoğunlukla meal yoluyla ya da mezhebin lazımıyla yapılan tekfir olduğunu görür. Halbuki “Lazim’ul mezheb leyse bi mezheb” yani mezhebin, gidilen yolun gerektirdiği şey mezhebin kendisi değildir, şeklindeki kaide Ehli sünnet tarafından benimsenmiştir. Bunlar aynı usulü haramı meşrulaştırma adını verdikleri mevzuda da yapmaktadırlar ki esasen bu oruç meselesindeki usulleri meşrulaştırmayla aynıdır. Biz, meşrulaştırma konusunu daha önce detaylı olarak izah ettiğimiz için burada bu mevzunun tafsilatına girmek istemiyoruz. İlgili yazılara müracaat edilebilir.

Bu Qudsiyye fırkası mensuplarının oruç meselesinde ne icmali, ne tafsili bir delile dayanmadıkları ortaya çıktığına göre geriye sadece şu kalıyor: Bu fırka mensupları, bu hükme akıl yürüterek varmışlardır. Akıl ise iman küfür hükümlerinde bir ölçü değildir. İman küfür hükümleri ancak şeriat vasıtasıyla bilinebilecek şeylerdir. Şeriatın bu hükümlere delaleti ise ya bizzat lafzi olarak olur, ya da şeriattaki genel kaideler vasıtasıyla olur. Bu kişiler bu hususta bütün bu delillerden mahrumdurlar. Sözleri esas itibariyle delil olmayan alimlerden dahi kendi fetvalarına birebir uyan bir nakil getiremezler. Bu da bu kimselerin bu hususta ümmete muhalif olduklarını gösterir. Alimlerden hiç kimse, açıktan oruç yiyen ve yediren kişi mutlak anlamda kafir olur dememiştir. Hiç kimsenin demediği şeyleri bu kimselerin demiş olması, İslam ümmetini dalalette ittifak etmekle suçlamak anlamına gelir ki bu da nasslara muhalif bir anlayıştır. Bu kimseler, kendi görüşlerine dayanak olarak sadece bir tane nakil getirmektedirler ki o da Hanefi alimlerinden İbnu Nuceym el-Mısri’nin (v. 970) zikretmiş olduğu şu fetvadır:

وَفِي الْفَتَاوَى الْبَزَّازِيَّةِ مَنْ أَكَلَ نَهَارًا فِي رَمَضَانَ عِيَانًا عَمْدًا شُهْرَةً يُقْتَلُ؛ لِأَنَّهُ دَلِيلُ الِاسْتِحْلَالِ اهـ.

“Bezzaziye Fetvalarında şöyle geçmektedir: Her kim Ramazan’da gündüzün, gözler önünde, kasıtlı olarak ve şöhret yoluyla (göstere göstere) yerse öldürülür. Zira bu, helal saymanın delilidir.” (el-Bahr’ur Raik, 2/299)

Evvela bu fetvayı bu zikri geçen kaynak dışında hiç bir yerde bulamadığımı belirtmek isterim. Yani sözkonusu fetvanın çok şöhret bulmadığı anlaşılıyor. Haliyle hakkında bir açıklamaya da denk gelmedim. Bununla beraber el-Bezzazi’nin ifadelerine dikkat edilirse Ramazan’da gündüzün oruç yemeyi gözler önünde, kasıtlı olarak ve şöhret yoluyla (göstere göstere) gibi birkaç unsurla beraber zikretmiş ve ondan sonra küfür hükmü vermiştir. Bu saydığı şeyleri de istihlalin yani helal saymanın delili olarak ele almıştır. Sözün siyakından anlaşılan –tıpkı yukarda birtakım din düşmanı taifelerin fiillerinden bahisle misal verdiğimiz gibi- açıktan oruç yeme işini kasden, adeta orucu kabul etmediğini haykırırcasına yapan kimselerin fiilinden bahsettiğidir. Bunların küfründe ise bir ihtilaf olmaz. Buradan Hak yayınlarının ileri sürdüğü şekilde, açıktan oruç yiyen her hal ve şartta kafirdir, şeklinde bir netice çıkmaz. Eğer öyle olsaydı açıktan oruç yiyen kafirdir, der bırakırdı. Bizim bu fetva ile alakalı görebildiklerimiz bunlardır. Kısacası bu fetvanın onların sözlerine delaleti açık değildir. İlmin kokusunu almış hiç kimse, bu Hakçıların yaptığı şekilde evinde kocasının yanında yemek yiyen hayızlı kadını bile tekfir etmeyi gerektirecek ucu açık bir fetva vermez. Bununla beraber sözkonusu alimin bizzat Hakçılar gibi Ramazan’da açıktan oruç yemenin mücerred bir küfür fiili olduğunu kasdettiği bir an için kabul edilse bile bu neticede bir tane alimin kavlidir ve icma ile desteklenmediği müddetçe de bunun şeri delil olma özelliği yoktur. Şazz da olsa alimler arasında böyle bir görüşün mevcudiyeti kabul edilse dahi, bu ancak sözkonusu alimi ve onun fetvasına uyan mukallidlerini bağlar. Peki, bunun bir akide esası yapılması ve buna küfür demeyenlerin dahi tekfir edilmesinin dayanağı nerede? Bu alim gerçekten onların dediği gibi diyor ve mücerred açıktan oruç yeme fiilinin istihlale delalet ettiğini söylüyorsa bunu ancak bir fetva cihetinden söylüyordur. Bu alimin kendi görüşünde olmayanları yani tekfir etmeyenleri dahi tekfir ettiği vaki midir? Tabi bütün bunlar, bu alimin sözünün onların sözü gibi  olduğu kabul edildiği takdirdedir ki böyle bir şeyin sözkonusu olmadığı görülmektedir.

Ayrıca Hak yayıncılar kendi iddialarının ancak birinci kısmı olan Ramazan’da açıktan oruç yiyen kimsenin kafir olacağı sözüne bu nakli dayanak olarak getirebilmişlerdir. Peki fetvalarının ikinci kısmı olan, oruç yiyen birisini yedirip içiren kişinin kafir olacağına dair alimlerden herhangi bir nakil getirebiliyorlar mı? Yiyen kafirse, yediren de kafirdir diye düz mantık yürütülemez çünkü bu ikisi birbirinden ayrı meselelerdir. Her küfür ameline aracılık edenin kafir olması –birilerinin sandığının aksine- şart değildir. İslama savaş açmak küfür olduğu halde bu durumda olan bir düşmana silah satmak ancak haram sayılmıştır, yine kilisede ibadet etmek küfür olduğu halde kilise tamiratında ya da inşaatında çalışmak küfür olarak görülmemiştir, evini içinde putlara ibadet edecek olan bir kafire kiralamak ya da satmanın hükmü tartışılmış bunlara cevaz verenler dahi olmuş, alimlerin bir kısmı haram ya da mekruh demiştir. Bu hususta misaller çoğaltılabilir. Küfrü işleyen kimse ile sözkonusu küfürden hoşnut olmadığı halde dünyevi maksadlarla bu küfre aracılık yapan kimsenin arası ayırd edilmiştir. Bunlar daha önce geçtiği için burada işaret etmekle yetiniyorum. Oruç meselesinde de aynı şekilde kasda ve niyete bakılır. Çünkü açıktan oruç yiyen birinin bu fiilinin küfre delaleti ihtimalli olduğu gibi buna yemek yediren kişinin fiili de aynı şekilde ihtimallidir. Velev ki açıktan oruç yemenin mutlak küfür olduğu bir an için kabul edilse dahi, buna aracılık eden herkesin kafir olması gerekmez. Bu ikisinin mutlak anlamda birbirini gerektirdiğini iddia eden birisi ancak ilimden hiç bir nasibi olmayan bir cahildir.

Netice olarak; Ramazan’da açıktan oruç yiyen birisinin mutlak manada kafir olduğu iddiası doğru değildir. Bu fiil ancak İslam’la alay ve dini tahkir etmek, orucun farziyetini inkar etmek gibi kasıdlarla yapıldığı zaman küfür olur, aksi takdirde küfür olmaz. Bazı durumlarda, bilhassa da bunu yapan kişi oruç tutmaması mübah olan mazeret sahiplerindense bunun haram olduğu dahi isbata muhtaçtır. Böyle birine yemek veren kimsenin kafir olduğu iddiası ise bundan daha batıl bir iddiadır. Hele bütün bunların kesin küfür olduğunu ileri sürmek ve bu hususta silsile tekfire gitmek ise artık sapıklığın ulaşabileceği son noktadır. Şunu da belirtelim ki bizler, bu meseleleri ele alarak ancak küfür olmayan bir şeye küfür denilmesinin ve bu surette bütün İslam ümmetini tekfir edecek bir hükme varılmasının önüne geçmeyi amaçlıyoruz. Yoksa velev ki alay ve hakaret kasdı güdülmese dahi, oruç tutmama mazereti olan kişilerin bile oruçlu olan kimselere saygı göstermesi ve onları orucu bozmaya özendirecek davranışlardan kaçınması gerektiği aşikardır. Keza farziyetini bildiği halde oruç tutmayan müslümanlara bu münkerleri hususunda yardımcı olunmaması, hatta bilhassa İslama intisap eden kafirlerden orucun hükmünü bildiği halde bu hükmü kasıdlı çiğneyenlere dahi bu konuda aracılık edilmemesi gerektiği de söylenebilir. Lakin bütün bunları küfür kategorisinde değerlendirmek seleften hiç bir aslı olmayan batıl bir görüştür. Bizim bu hususta söyleyeceklerimiz bunlardır. Vallahu a’lem. Velhamdulillahi Rabbil alemin.


 

Related Topics

  Konu / Başlatan Yanıt Son İleti
0 Yanıt
1740 Gösterim
Son İleti 15.08.2015, 16:01
Gönderen: Tevhid Ehli
5 Yanıt
3751 Gösterim
Son İleti 23.04.2020, 03:49
Gönderen: İbn Teymiyye
0 Yanıt
1846 Gösterim
Son İleti 09.05.2017, 00:37
Gönderen: Tevhid Ehli
0 Yanıt
1889 Gösterim
Son İleti 23.05.2017, 18:22
Gönderen: Uhey
Ramazan Ayı Ve Oruç

Başlatan Leys b. Sad Hutbeler

1 Yanıt
1997 Gösterim
Son İleti 23.04.2020, 03:51
Gönderen: İbn Teymiyye