Darultawhid

Gönderen Konu: Müşrikler ile bayramlaşma  (Okunma sayısı 537 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Kaya1457

  • Newbie
  • *
  • İleti: 1
  • Değerlendirme Puanı: +0/-0
Müşrikler ile bayramlaşma
« : 24.05.2020, 17:47 »
S.aleykum.

Siteye baktim ama bulamadım soracağım konuyla alakalı bir yazı.

Sormak istediğim bayram veya dini günlerde bir müslüman müşriklerle nasıl bir ilişki içinde olmalı ve bayramlaşma konusunda nelere dikkat etmeli?

Allah razı olsun.

Çevrimdışı İbn Teymiyye

  • Administrator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 711
  • Değerlendirme Puanı: +12/-0
Ynt: Müşrikler ile bayramlaşma
« Yanıtla #1 : 24.05.2020, 20:01 »
Vealeykum. Sorunuzun cevabına aşağıda mavi işaretli başlığa tıkladığınızda ulaşabilirsiniz. Hatta buna benzer tüm soruların cevabları orada bahsedilen mevzuda gizlidir. Muhtasar cevabı ise bir müslüman cenaze namazını kılmadığı, kendileri ile cemaat namazı kılmadığı, selam verip almadığı vb meselelerde ayrıştığı kafirlerin asla bayramını kutlayamaz.

DÜŞMANLIĞIN AÇIĞA VURULMASI VE BUNA AYKIRI BAZI FİİLLER
“Düşmanlarım bana ne yapabilir? Hapsedilmem halvet, sürgün edilmem hicret, öldürülmem şehadettir." Şeyhul İslam İbn Teymiyye (rahimehullah)

Çevrimiçi Tevhid Ehli

  • Administrator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 1939
  • Değerlendirme Puanı: +49/-0
Ynt: Müşrikler ile bayramlaşma
« Yanıtla #2 : 25.05.2020, 01:07 »
Bismillah. Bu söylenenlere ve ilgili adreste yazılanlara ek olarak şunu da belirtelim ki tevhid ehli olduğunu iddia eden birisi net olmak zorundadır. Kafirlerin bayramını kutlamıyor gözüküp aslında kutlamak, davet vs bahanelerle bayram toplantılarına iştirak etmek ve benzeri amellerin hepsi dinin izharına muhalif amellerdir. Kafirlere müdahene yapmak, onlara karşı düşmanlığını gizlemek -ilgili yazıda delilleriyle izah edildiği gibi- en asgari hüküm itibariyle haramdır; bayramlaşma vb fiillerin haram olma illeti de budur. Bu illetin tahakkuk ettiği her fiil -ismi değişse de- haramlığını muhafaza eder. Dolayısıyla birilerinin biz aslında bayramlaşmaya gitmedik, tebliğe gittik, sıla-ı rahim yapıyoruz ve benzeri gerekçelerle kafirlere müslüman muamelesi yapmak anlamına gelen bu tip meclislere iştirak etmesi de aynı şekilde müşriklerden beraet ilkesine zıttır. Bu tip imanla küfür arasında kalmış şahsiyetler, o meclislere neden iştirak etmek zorunda olduklarını, iştirak etmedikleri takdirde kafirlerin kendilerine nasıl bakacağını iyi bilirler ve zaten o yüzden giderler. Kimse kimseyi kandırmasın. "Onlar Allah'ı ve müminleri aldatmaya çalışırlar, ancak aslında sadece kendilerini aldatmaktadırlar" (Bakara: 9) Ebu Hanzala gibi sözde tevhid davetçisi geçinen bazı hocalar da aynı gerekçeden dolayı müşriklerle bayramlaşmaya cevaz verirler. Çünkü onlar buna cevaz vermedikleri takdirde tabanlarındaki tutarsız tiplerin kendilerini terkedeceğini veya kendi müntesiplerinin ailelerinden tepki alacaklarını vesaire hesab ederler ve başka birçok konuda yaptıkları gibi marjinalleşmemek adına böyle tutarsız fetvalar verirler. Yoksa bayram günü gidin müşriklere tebliğ edin (!), İslamı sevdirmeye çalışın (!) gibi gerekçelere kendilerinin bile inandıklarını sanmıyorum. Kimsenin bir şeyi tebliğ ettiği falan da yoktur. Bu tebliğ yılın 353 günü akıllarına gelmiyor da bir bayram günü mü akıllarına geliyor? Kaldı ki hakla batılı karıştırarak yapılan böyle bir tebliğin kime ne faydası var? Bu adamlar İslami bayramlarda ya da onların bayramlarında Yahudi ve Hristiyanlarla kaynaşma toplantıları düzenleyen ve bunu da güya İslam'ın güzelliklerini insanlara tanıtmak gibi gerekçelerle meşrulaştırmaya çalışan dinler arası diyalogçuları niye tenkid ederler bilmem?! Yahudilik, Hristiyanlık din de laiklik, demokrasi, kabirperestlik vesaire bunlar din değil mi? Ehli kitapla ortak bayram kutlaması yapanlarla İslama intisap eden müşriklerle bayram meclislerinde bir araya gelenlerin ne farkı var? Bu Ebu...lara karşı herkes dikkatli olsun, bunların iman küfür sentezi olan davetleri her geçen gün yayılıyor. Tarihi okuyun, ibret alın. Gerçek muvahhid İsevileri aslanların önüne atan putperest Bizans devleti, yüzyıllar sonra Hristiyanlığı kabul etti ama hangi Hristiyanlığı? Tabi ki Pavlus'un icad ettiği teslis yani üçleme inancına dayalı muharref müşrik Hristiyanlığı! Hristiyanlık ne zaman müşriklerin kabul edeceği bir şekle büründü ancak o zaman kabul ettiler ve Ariusçular gibi tevhide bağlı kalmaya devam eden İseviler yine zulüm görmeye devam etti. Bugün de yeri gelir tarih tekerrür eder, bu toplum hatta devlet böyle içi boşaltılmış bir tevhidi yeri gelir kabul de edebilir ama bu kabul edilen hiç bir zaman hak dinin kendisi olmaz. Misal için çok uzağa gitmeye gerek yok, daha dün müşrik Irak Sünnileri ve kafir sosyalist Baas partisi mensubu Saddamcılar bir anda sakal uzatıp sözde dünyanın en radikal grubu olan İŞİD'i kurmadılar mı? Hikayenin geri kalan kısmını biliyorsunuz. Bu kişilerin tevhid adı altında ne azılı tevhid düşmanı olduğunu birçok kişi canı pahasına öğrenmiş oldu. Aynı şeyin bizim coğrafyamızda tekrarlanmayacağının bir garantisi yoktur. İlim yayıldıkça, o ilim insanları bunaltmaya başladıkça yayılan tevhid ilmiyle mevcut müşrik yaşam tarzını bir arada götürmeye çalışan böyle orta yol akımlar da çoğalırlar, bunları böyle kaypakça fetvalarından tanıyabilirsiniz dikkatli olunsun vesselam...