Darultawhid

Gönderen Konu: Sözleşmede kufr maddesini tahrif  (Okunma sayısı 467 defa)

Abduselam ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimiçi Süleymanyıldız

  • Newbie
  • *
  • İleti: 7
  • Değerlendirme Puanı: +0/-0
  • Süleyman yıldız
Sözleşmede kufr maddesini tahrif
« : 02.06.2020, 12:59 »
Selamun aleyküm.
Ben süleyman yıldız...taguta muhakeme olmak istemek apaçık Küfürdür. Bunun yanında içinde küfr maddesi olan bir sozlesmede küfr maddesinin tahrif edilerek imzalanmasinin geçerli olmadığı tahrif edilse dahi küfr icerikli sozlesme devam ettigini soyluyorsunuz..yani küfrün ortadan kalkmadigini aynen devam ettigini soyluyorsunuz..

Bunun delili nedir..


Çevrimiçi Tevhid Ehli

  • Administrator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 1909
  • Değerlendirme Puanı: +49/-0
Ynt: Sözleşmede kufr maddesini tahrif
« Yanıtla #1 : 02.06.2020, 17:52 »
Ve aleykum. Süleyman Yıldız! Biz daha önce sözleşmelerde tahrifin neden geçerli olmadığını sayfalar dolusu izah etmişiz. http://darultawhid.com/tr/forum/index.php?topic=835.msg2475#msg2475 Sizin şahsınızda bütün üyelere tekrar hatırlatmada bulunmak istiyorum. Lütfen bir konu açmadan önce site içi arama yaparak o konunun daha önce işlenip işlenmediğini kontrol edin, eğer konu daha önce ele alınmadıysa yeni konu açarsınız, yok mevcut konu varsa onu takip ederek bilgilenmeye çalışırsınız. Veyahut da mevcut yazılar tatmin edici değilse, anlamadığınız veya itiraz ettiğiniz ne varsa onu yazın. Soru sorma ve cevap bulma adabını artık öğrenelim, ilmin adabını öğrenemeyen kişi ilmin kendisini de öğrenemez. Siz de aynı şekilde yukarda linkini verdiğimiz yazıda aklınıza yatmayan ne varsa onu sorarsanız iyi olur. Yoksa burada siteyi her yeni açan kişiye meseleleri baştan izah edeceksek işimiz var demektir. Son olarak şunu da belirtelim ki tahrif konusunda delil getirmesi gereken biz değiliz, tahrifin sözleşmeyi geçersiz kılacağını iddia edenlerin delil getirmesi gerekiyor. Çünkü mevcut sözleşmelerin küfür olduğu konusunda biz de onlar da hemfikir olmamıza rağmen birileri çıkıp şu veya bu yolla sözleşmenin geçersiz kılındığını iddia ediyorsa bu asıl hükümden bir istisnadır. Asıl hükmü devam ettirenin yani bizim değil, bu aslın bozulduğunu iddia eden kişinin delil getirmesi gerekir. Umarım anlatabilmişimdir. Vesselam.

Çevrimiçi Süleymanyıldız

  • Newbie
  • *
  • İleti: 7
  • Değerlendirme Puanı: +0/-0
  • Süleyman yıldız
Ynt: Sözleşmede kufr maddesini tahrif
« Yanıtla #2 : 03.06.2020, 12:41 »
Bismillahirrahmanirrahim.
Bu konu hakkindaki yazınızı okudum. Oncelikle şunu belirteyim. Şu mahkeme yetklidir bunlar haber niteligi oldugundan mahkemeyi kabul etmek degildir gibi sözler batıldır. Haram ve kufr icerikli sözleşmelerde falanca mahkeme yetkili veya simdiden falan mahkemeleri kabul ediyorum gibi lafzlar vardir. Bunlar aynıdır
Bunlari imzalamak kufrdur.
Taguta mahkeme olmak istiyor nisa 60

Ancak tahrif ile ilgili yazınızı tekrar tekrar okumama rağmen acik bir delil goremedim

Ornegin. Kufr maddesi tahrif edilse dahi sozlesme aynen devam eder diyorsunuz
Bunada kufr devam ediyor gibi bir yorum getirmissiniz


"Gerek İslam hukukunda gerekse beşeri hukukta akid deyince daha çok bu tarif edildiği şekilde iki veya daha fazla taraf arasında yapılan anlaşmalar akla gelir ki bizim mevzumuzu teşkil eden sözleşmelerin İslam’daki bu akitlerin kapsamına girdiği hususu gayet açıktır. Zira bu sözleşmeler iki taraf arasındaki karşılıklı icab ve kabulden sonra yürürlüğe girmektedir. Sözleşme şartları ise akdi kabul eden tarafların uyması gereken koşullardır. Bu şartlarda İslam nezdinde batıl olan bir madde varsa bu maddenin geçersiz olduğu hususunda alimler ittifak etmiştir. Sadece Hanefiler, bu batıl madde kaldırıldığı takdirde anlaşmanın diğer şartlarının yürürlükte olacağını savunmuşlar; cumhur ulema ise anlaşmanın bütünüyle batıl olduğunu ve yeni bir anlaşma yapılması gerektiğini söylemiştir."

Burda hanifilerin batıl madde kalkması o sozlesmenin diger sartlarinin devam ettigini soylemeleri. Sizin dediginiz KUFR devam ediyor yorumuna muhaliftir

Burda su denilebilir. Diger cumhur ittifak etmisler. Cumhurun cogunluguna uymak gerekir asl olan budur.

Ancak burda hanifileri bu konuda kufrle itam etmek veya kufru devam ettirmekle itam edilmis olunmazmi

Ogrendigim kadariyla kufr sirk hükmü yorumlarla degil Allah ve rasulunun kavlerine dayanarak verilir.

Seleften tahrif ile ilgili hic bir delil yok demissiniz. Devaminda tahrif ile ilgili delili siz vermelisin diyorsunuz. Velevki iddaci tahrifin gecerli olduguna dair delil getirememesinden dolayi o kisiye tahrif edilse dahi küfr devam ediyor gibi bir yorumda ona karsi delil niteligi taşımaz.
Kaldiki sizinde yazida belirttiginiz gibi hanifiler batil maddenin kaldirilmasi diger maddelerin devamina onaylamalarin sozlesmenin devami olarak kabul etmeleri apaçık bir kufr olmaktan cikarmiyormu. Diye bir yorum getirilmesi karsisinda ne denilir.

Bir müslüman tagutun mahkemesine goturulse burda söz veya yazi ile mahkemeyi red etmesi muhakemenin bittigi devam etmicegi anlamina gelmicegi gibi mahkemeyi uzatma durumu vardir
Bu muslumanin mahkemeyi kabul ettigini anlamina zaten gelmez
Burda asıl mesele muslumanin akidesini ortaya koymasıdır. Yoksa muhakeme devam eder etmez bu muslumani baglamaz

Kaldiki Bugun tagutun kanunlarina gore kisi din dil ırk ayrimi yapmasi suctur ve cezasi vardir
Buna gore kisi dinini duyurmada tebliğde muhalifini dininden dolayi tekfir etmesi yasalara gore suc olup. Sikayet karsisinda yargilanma olunur
Bunu bir musluman bildigi halde asla taguta muhakeme olmak istemesi anlamina gelmez.
Ancak kisiye sen bu yasanin devam ettigini bile bile kisileri tekfir edip taguta muhakeme olmayi kabul ediyorsun gibi uyduruk bir yorum da bulunmasi ancak yorumdan oteye geçmez. Yani gecersiz batil bir yorum veya itam olur

Ornegin bundan yaklasik iki yil once isten cikarildim. Önüme kagitlar getirdiler suralari şuraları imzala dediler
Hepsini okudum sadece en son kagitta isci ve isveren arasindaki husumete falanca is mahkemeleri yetklidir ibaresi vardi

Bu madde haric oteki tum maddeleri imza atarim ancak buna atmam veya tahrif ederim dedim

Cevap olarak. Kâğıt uzerinde imzadan baska çizik silme ayrica yazi yazmak kabul edilmez dediler.

Ben ister kabul edin ister etmeyin dedim

Ancak ortaklarindan biri tamam bu maddeyi imzalama gerisini imzalaman yeterli deyince oteki ortaklari kabul etmeyince isten cikartmak zorunda kaldılar

Burda ben akidemi ortaya koydum. Ister kabul etsinler ister etmesinler beni baglayan hic bir durum yoktur

Kaldiki bu kufr maddesi olmasa dahi isyerinde her han her durum meydana gelebilir. Mahkeme maddesi olmadan orda çalışmayı ordaki kurallara uymayi kabul etmissin. Tabiki kufr sirk kurallari haric

Is kurallarina uymadiginda adamlar tutanak tutup bununlada avukata verip mahkeme yolu açıyorlar. 

Simdi Allahu alim diceksinizki yorum ve kelam etmissin. Ancak sizin yazinizda yorumlardan fazla degil 

Hamd Alemlerin rabbi olan Allaha dır

Çevrimiçi Tevhid Ehli

  • Administrator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 1909
  • Değerlendirme Puanı: +49/-0
Ynt: Sözleşmede kufr maddesini tahrif
« Yanıtla #3 : 03.06.2020, 19:10 »
Bismillah.Süleyman Yıldız! Sakarya'da olduğunu yazmıştın. Madem bize yakınsın o zaman gel bizimle yüzyüze münazara et bu meseleleri anlaşıldığı kadarıyla konuşacak epey meselen var.

Çevrimiçi Süleymanyıldız

  • Newbie
  • *
  • İleti: 7
  • Değerlendirme Puanı: +0/-0
  • Süleyman yıldız
Ynt: Sözleşmede kufr maddesini tahrif
« Yanıtla #4 : 03.06.2020, 19:45 »
Evet ben (.......)
Adım süleyman yıldız dır

Yüz yuze konusmaya gelince şu an icin musait degilim. Sizden kitaplar aldığımızı soyluyebilirim.
Ayrıca konusulcak çoğu meselen var demissiniz

Once şunu soyliyeyim. Bugune kadar sizin sitenizden okudugum akidevi olsun fikhi konularda olsun katilmadigim tek yer su ana kadar tahtif meselesidir

Taguta asrkerlik muhakeme okul
Isim ve sifatlar kufre rıza kufurdur kufr icerikli sözleşmelere imza demokrasi
Halklarin hukmu
Topluma ve kisilere nasıl hükm verilir vb konularda sizinle ayni saftayim


Çevrimiçi Tevhid Ehli

  • Administrator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 1909
  • Değerlendirme Puanı: +49/-0
Ynt: Sözleşmede kufr maddesini tahrif
« Yanıtla #5 : 04.06.2020, 03:40 »
Bismillahirrahmanirrahim. Tamam anlaşıldı hayır olur inşaallah. Yalnız aramızdaki tek ihtilafın tahrif meselesi olduğunu açık konuşmak gerekirse sanmıyorum. Biz şu ana kadar aramızdaki tek ihtilafın sözleşme konusu olduğu hiç kimseye raslamadık, kitap verdiklerimiz arasında da öyle birisi yoktu! Sözleşme gibi basit bir meselede ihtilaf edilmesi, daha derin akidevi ve menheci farklılıklardan kaynaklanmaktadır. Bunu inşaallah müsait olur da ziyaretimize gelirseniz daha iyi anlarsınız. Bugün fırkalar bu saydığınız 7-8 maddede değil öncelikle İslam’ın ne olduğu, kişinin İslama nasıl gireceği hususunda, tevhid ve şirkin, imanın ve küfrün tanımında yani en temel meselelerde ihtilaf ediyorlar. Diğer ihtilaflar da burdan kaynaklanıyor. Bu saydığınız (okul, askerlik, mahkeme vb) maddelerin bile tafsilatına indiğimizde kendisini tevhide nisbet eden fırkalar arasında birçok ihtilafa rasgeliyoruz, öyle ki bu konularda birinin iman dediğine diğeri küfür diyebilmektedir. Bunlara kısaca işaret edip tafsilatını yüzyüze görüştüğümüz güne bırakarak asıl sorduğunuz konuya geçiyorum.

Şimdi benim akidler hakkındaki yazımdan bir alıntı yaparak bazı yorumlarda bulunmuşsunuz. İlgili yerin tamamı şu şekildedir:

“Gerek İslam hukukunda gerekse beşeri hukukta akid deyince daha çok bu tarif edildiği şekilde iki veya daha fazla taraf arasında yapılan anlaşmalar akla gelir ki bizim mevzumuzu teşkil eden sözleşmelerin İslam’daki bu akitlerin kapsamına girdiği hususu gayet açıktır. Zira bu sözleşmeler iki taraf arasındaki karşılıklı icab ve kabulden sonra yürürlüğe girmektedir. Sözleşme şartları ise akdi kabul eden tarafların uyması gereken koşullardır. Bu şartlarda İslam nezdinde batıl olan bir madde varsa bu maddenin geçersiz olduğu hususunda alimler ittifak etmiştir. Sadece Hanefiler, bu batıl madde kaldırıldığı takdirde anlaşmanın diğer şartlarının yürürlükte olacağını savunmuşlar; cumhur ulema ise anlaşmanın bütünüyle batıl olduğunu ve yeni bir anlaşma yapılması gerektiğini söylemiştir. Cumhurun kavline göre zaten içinde bu şekilde haram ve küfür olan bir akid tümüyle geçersizdir ve sözkonusu kişi veya kuruluşla bu batıl unsurları ihtiva etmeyen yeni bir akit yapılması icab eder. Hanefilere göre ise akid devam eder ancak içindeki batıl maddelerin kaldırılması icab eder. Günümüzde bu türden sözleşmeler genelde standarttır ve kişilere göre değişiklik yapılması çok zordur. Sözkonusu küfür maddesini ortadan kaldırmaya yetmeyen “tahrif” adı verilen kalem oynatmaların ise bir hükmü yoktur. Zira kişi sözleşme üzerinde ne kadar tahrif yapılırsa yapılsın ekseriyetle sözleşmedeki küfür maddesinin hükmü olduğu gibi devam etmektedir. Tahrif ehlinin bu ameli sözleşmeyi tahriften ziyade Allahın dinini tahrif etmeye teşebbüstür. Vallahu a’lem.”

Şimdi bu kalın puntoyla işaretlediğim yer sizin almadığınız kısımdır. Bilmiyorum bugüne kadar Hanefilerin akit nazariyesiyle alakalı herhangi bir araştırmanız olmuş muydu? Eğer burada sadece bizim yazdıklarımızı esas alarak bir şeyler söyleyecekseniz yazının tamamını alsaydınız iyi olurdu. Görüldüğü gibi Hanefilerin batıl madde içeren akitler devam eder sözünün açıklaması hemen akabinde gelmektedir. Sözkonusu yazıda da ifade ettiğimiz gibi bu durum, ancak akiddeki batıl maddenin “kaldırılması” durumunda sözkonusudur. Bizim konumuz ise tahrif denilen amelin bu maddeyi “kaldırmaya” yeterli olmadığı etrafındadır. Yani günümüzdeki sözleşmelerin Hanefilere göre geçerli veya askıda sayılabilmesi için öncelikle içindeki küfür ve haram maddelerin iki tarafın rızasıyla alenen kaldırılmış olması gerekmektedir. Tahrif ameliyesinde ise sadece bir taraf, karşı tarafa belli etmeden maddenin üstünü çizmektedir. Akdin diğer tarafı olan şahıs, bundan haberdar olmadığı için akid de haliyle devam etmektedir ve artık içinde tağuta muhakeme gibi küfür olan ya da faiz gibi haram olan ne varsa aynen bütün neticeleriyle devam etmektedir. Böyle bir akid Hanefilere göre de cumhura göre de batıldır. Cumhura göre küfür, Hanefilere göre caiz olduğunu nasıl ve ne şekilde o ifadeden çıkarttınız gerçekten hayret edilecek bir durumdur. Üstelik sözkonusu yazıda geçen sayfalar dolusu açıklamayı görmezden gelerek, onlar hakkında hiç bir kayda değer yorum yapmadan sadece bu paragrafa takılmanız başka bir ilginç vakıadır. Açıkçası böyle bir münazara ve ilim usulü olmaz, bundan sonra da böyle devam edeceksek bence hiç birbirimizi yormamıza gerek yok. Yoksa ben de sizin yazdıklarınızdan kendime uygun üç beş kelime alsam ve meselenin aslına bir tesiri olmayan o üç beş kelime üzerine münazarayı bina etsem bu uygun olur mu sizce? Bu, bizzat haram kılınmış olan cedelin kendisi olur, çünkü hakikat arayıcılığıyla bağdaşmayan bir yöntem sözkonusudur. O yüzden bana kalırsa bu Hanefiler faslını burada noktalayalım, buradan bir şey çıkmaz. İlla bunu devam ettirecekseniz ve Hanefilerin batıl madde ihtiva eden akit batıl değildir, fasittir diyerek akdi iptal etmeden askıya almasının akidlerde tahrif geçerlidir iddiasına dayanak teşkil ettiğini ileri sürüyorsanız o zaman Hanefilerin buna delalet ettiğini düşündüğünüz kavillerini burada asarsınız onlar üzerinde münazara ederiz. Aksi takdirde böyle alakasız şeyleri alakasız şeylere delil getirmenin bir lüzumu yoktur. Bunlar ancak tahrifin, akiddeki batıl maddeyi iptal etme manasına geldiğini isbatladığınız takdirde bir anlam ifade eder. Meseleyi özetleyecek olursak; cumhura göre günümüzde küfür ve haram ihtiva eden sözleşmeyi imzalayan birisi önce tevbe edecek –anlaşmada küfür varsa küfürden, haram varsa haramdan!- sonra o sözleşmeyi bütünüyle iptal edip sıfırdan sözleşme akdedecektir. Hanefilere göre ise karşı tarafla açık bir şekilde anlaşarak o batıl maddeyi bir daha yürürlüğe girmeyecek şekilde çıkartacak, sonra akdi yenilemesine gerek kalmadan kaldığı yerden devam edecektir. Tahrif ise bu iki mezhepten hiç birine uymamaktadır, çünkü madde –üzerinde birtakım anlamsız çizik ve karalamalar olsa bile!- yürürlükte kalmaya devam etmektedir. Mesele bundan ibarettir. Kısacası tahrif meselesinde sizin tahrifin maddeyi geçersiz kıldığını şeri ve akli olarak isbat etmeniz gerekir.

Demişsiniz ki: “Seleften tahrif ile ilgili hic bir delil yok demissiniz. Devaminda tahrif ile ilgili delili siz vermelisin diyorsunuz. Velevki iddaci tahrifin gecerli olduguna dair delil getirememesinden dolayi o kisiye tahrif edilse dahi küfr devam ediyor gibi bir yorumda ona karsi delil niteligi taşımaz.” Bu şekilde bizim sözlerimizi bir yorum mesabesine indirgemişsiniz ama şunu belirtelim ki ortada küfür devam ediyor diye bir yorum yok, bizzat hakikatin kendisi vardır. İslam fıkhında bir şeyin aksi isbatlanana kadar olduğu hal üzere kalacağını ifade eden istishab delili vardır ve bu, bütün müçtehidler nezdinde ittifakla kabul edilmiş bir delildir. Alimler bunu “şekk ile yakin zail olmaz” yani kesin bilgi ile sabit olan bir şey, şüpheden dolayı ortadan kalkmaz şeklinde ifade etmişlerdir. En aşağıda kendi akidene dair yazdığın halkların hükmü meselesi bile bununla alakalıdır. Bu kaideyi ortadan kaldırdığın zaman ne akide, ne fıkıh, ne usul yönünden din namına hiç bir şey ortada kalmaz. Şimdi bizler elimizdeki küfür sözleşmesini bu haliyle imzalamanın küfür olduğunu kesin olarak biliyoruz. Birileri ise tahrif yoluyla bunun iptal edilebileceğini ileri sürüyorlar, fakat baktığımızda buna dair kayda değer bir delil getiremediklerini görüyoruz. Şimdi hal böyleyken elimizdeki kesin bilgiyle amel etmek zan ve yorum mu oluyor? Küfür diyarında insanlarda aslolanın küfür olduğunu bildiğimiz halde müslüman olma ihtimali var diye insanlara İslam hükmü vermemiz mi gerekiyor? Böyle yapmadığımız takdirde yorum mu yapmış oluyoruz? Size tavsiyem muhatabınıza bir şey isbat etmek adına nereye gideceği belli olmayan sözler sarfetmeyin…

Bundan sonrasında gündelik olaylardan hareketle birçok akli kıyaslar ve yorumlar yapmışsınız. “Simdi Allahu alim diceksinizki yorum ve kelam etmissin. Ancak sizin yazinizda yorumlardan fazla degil  Hamd Alemlerin rabbi olan Allaha dır” demişsiniz ki görüldüğü üzere kelam yaptığınızın siz de az çok farkındasınız bu ise caiz değildir. O yüzden siz bu yöntemden vazgeçin. Eğer meseleyi münazara edecekseniz böyle akli yorumlarla değil, şeri deliller ışığında buna devam edin. Yoksa siz bir tane kelam yaparsınız, biz bin tane kelamla karşılık veririz bu sürüp gider ve günah kazanmaktan başka hiç bir faydası olmaz.

“Ornegin bundan yaklasik iki yil once isten cikarildim. Önüme kagitlar getirdiler suralari şuraları imzala dediler
Hepsini okudum sadece en son kagitta isci ve isveren arasindaki husumete falanca is mahkemeleri yetklidir ibaresi vardi

Bu madde haric oteki tum maddeleri imza atarim ancak buna atmam veya tahrif ederim dedim

Cevap olarak. Kâğıt uzerinde imzadan baska çizik silme ayrica yazi yazmak kabul edilmez dediler.

Ben ister kabul edin ister etmeyin dedim

Ancak ortaklarindan biri tamam bu maddeyi imzalama gerisini imzalaman yeterli deyince oteki ortaklari kabul etmeyince isten cikartmak zorunda kaldılar

Burda ben akidemi ortaya koydum. Ister kabul etsinler ister etmesinler beni baglayan hic bir durum yoktur

Kaldiki bu kufr maddesi olmasa dahi isyerinde her han her durum meydana gelebilir. Mahkeme maddesi olmadan orda çalışmayı ordaki kurallara uymayi kabul etmissin. Tabiki kufr sirk kurallari haric

Is kurallarina uymadiginda adamlar tutanak tutup bununlada avukata verip mahkeme yolu açıyorlar.”

Bunları da ne amaçla getirdiğiniz anlaşılmıyor. “Bu maddeyi imzalama, gerisini imzala” Bu ne demek? İş sözleşmesini imzaladığınız zaman zaten o sözleşmede ne varsa onaylamış sayılıyorsunuz, bunu ne amaçla anlatıyorsunuz? Akidenizi ortaya koymanız, sözkonusu akdi imzaladıktan sonra ne anlam ifade ediyor? Mahkeme maddesi olmasa da elbette ki bu ülke kanunlarına göre suç sayılan bir şeyi yapan herkes mahkemeye sevkedilir. Burada bizi bağlayan bir durum sözkonusu değildir. Akidde ise kişi tağutun muhakemesini bizzat onaylamaktadır ve açık bir rıza sözkonusudur. İş böyle akli kıyaslara kalacak olursa birileri de çıkıp der ki, bu ülkede yaşayan herkes zaten laikliğe, demokrasiye bağlı kalmakla mükelleftir o yüzden ha bunu kağıt üzerinde ifade etmişsin ha etmemişsin, bu sebeble memuriyet yemini yapmakta da bir beis yoktur! Böyle bir kıyas olur mu şimdi? Bu olmuyorsa sizinki niye oluyor!? Yani tağutun benim rızam olmadan benim hakkımda yaptığı bir takım şeyler, akidlerdeki gibi bizzat benim rızamla olan şeyleri meşrulaştırır mı?

Bu kelamların hiç birisine gerek yoktur. Bir kimsenin karşısına çıkan küfür içerikli sözleşmeyi, o küfür maddesini sözleşme taraflarının karşılıklı rızasıyla çıkartmadan onaylaması küfürdür. Yeri gelmişken şunu da belirtelim, bu noktada işyerinde görevli falan işçinin yahut da kurumda görevli falan memurun tahriften haberdar olması vesaire gibi şeylerin bir hükmü yoktur. Çünkü bu kimseler adı üzerinde memurdur, emir kuludur, herhangi bir yetkiye sahip değildirler. Sözkonusu kurumda kendisine teşri ve hüküm yetkisi verilen en üst organ kimse o kişi ancak sözleşmeyi değiştirebilir. Yani sözleşmeyi ortaya koyan kurum sözleşmeyi değiştirir. Bu husus bazen sözleşmelerde açıkça da belirtilmektedir. Kendi kafasına göre sözleşmeyi değiştiren kimsenin bu yaptığının hiç bir hükmü yoktur. En üst yetkililerle dahi sözleşmede değişiklik yapılsa bunun böyle hiç bir anlamı olmayan karalama vesaire ile değil, bizzat sözkonusu maddenin resmiyette hiç bir geçerliliği olmayacak şekilde kaldırılması yoluyla yapılması gerekir. Bunun da uygulamada ne kadar mümkün olduğu su götürür. İlgili yazıda belirttiğimiz gibi bu sözleşmelerin çoğu önceden belirlenmiş standardlarda olup kanuni geçerliliği olan değişikliklerde bulunmak epey zordur. Bundan gerisi kişinin başta kendisini kandırması ve de Allahı ve müminleri de aldatmaya çalışmasından ibarettir. Meselemiz gayet basittir. Akid karşılıklı icab kabule dayalı iki taraflı bir olaydır. Akid yani karşılıklı anlaşma mevzu bahis olduğundan dolayı akid içerisindeki batıl maddeleri karşılıklı rızaya dayalı olarak iptal etmekle, edemiyorsa da akdi onaylamamakla mükelleftir, mevzumuz budur. Başta da söylediğimiz gibi bu konu ilgili yazımızda etraflıca açıklanmıştır, burada yazıyı tekrar asacak halimiz yoktur. Orada yazdıklarımız sizin yorum demenizle yorum olmaz. Nerede yorum yaptıysak delilsiz konuştuysak bunları ayrıntısıyla ortaya koymanız gerekir vesselam.