Darultawhid

Gönderen Konu: KELİME-İ ŞEHADETİN ŞARTLARI HAKKINDA BİR MÜNAZARA!  (Okunma sayısı 216 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimiçi Tevhid Ehli

  • Administrator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 1909
  • Değerlendirme Puanı: +49/-0
Bismillahirrahmanirrahim. Özelden yazıştığımız birisi ile kelime-i şehadetin telaffuzunun bir kimsenin müslüman olmasına yeterli olup olmadığı hakkında yaptığımız kısa münazarayı ehemmiyetine binaen düzenlenmiş bir şekilde nakletmek istiyoruz.

Alıntı yapılan:  İtirazcı
Soru: iman nedir? Şirk nedir? Efendimiz Sallallahu aleyhi ve sellem’in “la ilahe illallah diyenin cennete gireceği cehennemin haram olacağı” tarzındaki hadisleri var bu ilk olarak müslüman olmak için yeterli midir? Başka şartları var mıdır? Şartları varsa nelerdir?

(…) Bismillah. İman ve şirk kavramları hakkında sorduğunuz sorular çok genel sorular bunlara burada ayrıntılı cevap vermek mümkün değil, bu konularda müstakil kitaplar yazılmıştır. Tevhid akidesiyle alakalı eserlerde bu meseleler ayrıntılı izah edilmiştir. Şu adrese bakabilirsiniz: http://darultawhid.com/tr/forum/index.php?topic=69.0 Ayrıca sitemizde usuluddin başlıklı bölümdeki risalelere ve bilhassa itikadi kavramlar, tevhid risaleleri gibi bölümlere müracaat edebilirsiniz.

 Diğer meseleye gelince; kelime-i şehadetin insanlara gerek dünyada -müslüman muamelesi görmeleri açısından- gerekse de ahirette ne şekilde fayda vereceği hususunda günümüzde yaygın olan iki tane görüş vardır:

 1- Kitap, sünnet, selefin icması, İslam ümmetinin tatbikatı hatta selim aklın delalet ettiği hakikat şudur: Kelime-i şehadet ancak belli şartlara bağlı olarak fayda verir. Bunlar da ilim yani bu kelimenin manasını bilmek, yakin yani bu kelimenin ihtiva ettiği hususlara şeksiz şüphesiz iman etmek, ihlas yani bu kelimeyi şirkten uzaklaşmış bir halde söylemek vb şartlardır. Bunları yerine getirmeden mücerred olarak dille şehadeti telaffuz etmek ne dünyada ne de ahirette kişiye bir fayda vermez. Bu hususta ayrıntılı bilgi ve deliller için şu risaleye müracaat edebilirsiniz: http://darultawhid.com/tr/forum/index.php?topic=28.0

 2- Günümüzde gerek avam gerekse alim olduğu söylenen kişiler arasında yaygın olan kanaate göre ise bir kişi La ilahe illallahın manasını bilmese, gerekleriyle amel etmese dahi sırf diliyle bu kelimeyi telaffuz ettiği için müslüman olur ve cennete hak kazanır. Bunlardan kelime-i tevhidin bir manası olduğunu söyleyenler Allahtan başka yaratıcı yoktur şeklinde bu kelimeyi tefsir eder ve müslüman olmak için bunu yeterli görürler. Bu kelimeyi söyleyen birisi ibadette Allaha ortak koşsa bile tekfir edilmeyeceğini savunurlar. Halbuki tevhidin bu kadarını cahiliye müşrikleri bile kabul ederdi lakin buna rağmen müslüman olamamışlardır. Bir çoğu nezdinde ise bu kelimenin manası önemli değildir, sadece telaffuzu önemlidir. Bunlara göre kelime-i şehadet adeta İslama girerken söylenen bir parola ya da tılsımlı bir söz mahiyetinde olup, bundan dolayı manasının bilinmesi gerekmemektedir. Bu sebeble günümüzde çoğu kimse şehadetin manasını bilmediği, muhtevasına itikad edip buna uygun amel etmediği halde bu kelimeyi dille söyleyen insanlara ve toplumlara müslüman hükmü verirler. Bu görüşün batıllığı şeriat açısından belli olduğu gibi aklı selim dahi bir manası veya amelde bir karşılığı olmayan mücerred bir söz karşılığında insanın ebedi cenneti ya da cehennemi hak etmesini uygun görmez.

 Kısacası mesele, kelime-i şehadet getirme emrinde gözetilen asıl illet manası ve gerekleri midir, yoksa bunlardan soyutlanmış bir şekilde mücerred telaffuzu mudur, bu noktada düğümlenmektedir. Hak olan birincisidir, ikincisinin batıl ve küfür oluşu ise muhakkaktır. Bu geniş mesele hakkında burada ancak bu kadarını yazabiliyoruz. Meselenin tafsilatını verdiğimiz adreslerdeki kitap ve risalelerden okuyabilirsiniz. Vesselam.


Alıntı yapılan:  İtirazcı
(…) Anladım.
Lakin bu şekilde olan bir çok hadisi Şerif okumuştum bunları nasıl anlamak gerekiyor? Efendimizin ebu Talib'e telkini, imanı tecditten Kelime-i şehadeti lafzan tekrara, telaffuza dikkat çekmesi ehli kitaptan hasta birinin son anda Kelime-i şehadet getirip ölmesi vesair bu şekilde rivayetler sizde bilirsiniz ki çoktur.
 Şunu belirteyim Elbette burada kastım bir kişi hem Müslümanım hemde şirk olan ameller işlemesi veya işlerim demesi Ya da yalnızca Allahı bilmek yeterlidir demek değildir. Ama bu kişiler Kelime-i tevhid getirince müslüman sayılmıştır lakin bu şartları yerine getirecek bir vakit olmamıştır.

Bismillah. Evvela birbirimizi iyi anlamak gerektiği kanaatindeyim. Kelime-i şehadeti telaffuz etmek önemsiz bir şey değildir, bilakis imanın şartıdır lakin tek şartı değildir. Burada anlatılmak istenen şey budur. Size linkini attığım risalede şöyle bir ifade geçmektedir:

“La ilahe illallâh kelimesinin fayda vermesi için gerekli olan şartların başında bu kelimenin manasını bilmenin gerektiğine Şeyh Rahimehullâh’ın yukarda zikrettiği iki âyetin yanı sıra, Osman Radıyallâhu Anh’dan nakledilen şu hadîs de delâlet etmektedir:

«مَنْ مَاتَ وَهُوَ يَعْلَمُ أَنَّهُ لَا إِلَهَ إِلَّا اللهُ، دَخَلَ الْجَنَّةَ.»

«Her kim Allâh’tan başka ilah olmadığını bilerek ölürse cennete girer.» (Müslim, Hadis no: 26)

Kadî İyâz Rahimehullâh bu hadîsin şerhinde şöyle demiştir:

“Bu hadîste geçen «وَهُوَ يَعْلَمُ» “bilerek” ifâdesinde, Gulât-ı Mürci’e’den ‘İki şehâdet kelimesini zâhirde kabûl eden bir kimse buna kalbiyle i’tikâd etmese bile cennete girer’ diyen kimselerin reddine bir işâret vardır. Başka bir hadîste bu, «غَيْرُ شَاكٍّ فِيهَا» “şüphe etmeksizin” ifâdesiyle kayıtlanmıştır. Bu da bizim dediğimizi te’kîd etmektedir.” (Kadî İyâz, İkmâl’ul Mu’lim, 1/253)

Şimdi kalple tasdikin şart olduğu açık olduğuna göre Ebu Talib’in veya hasta yatağındaki yahudi çocuğun tevhidi kalben tasdik etmedikleri halde müslüman sayılacakları, cennete girecekleri ya da şefaate hak kazanacakları söylenebilir mi? Alimlerin La ilahe illallah’ın şartı olarak söyledikleri şeylere dikkat edin:

1. Cehâleti ortadan kaldıran ilim,
2. Şekki (şüpheyi) ortadan kaldıran yakîn,
3. Reddi ortadan kaldıran kabûl,
4. Terki ortadan kaldıran inkiyâd (itâ’at, bağlılık),
5. Şirki ortadan kaldıran ihlâs,
6. Yalanı ortadan kaldıran sıdk (doğruluk),
7. Zıddını (buğz’u) ortadan kaldıran muhabbet

Bu şartların hepsi, size adresini verdiğim risalede de göreceğiniz üzere Kitap ve Sünnetten kati delillerle sabit olmuştur ve hiç biri belli bir alimin ya da cemaatin şahsi içtihadı değildir. Yani bu şartları sorgulamak, kelime-i şehadetin kabulünü bu şartlara bağlayan Şari Teala’yı sorgulamakla eş anlamlıdır. Bu şartların delili olmadığını savunuyorsanız onu ayrıca tartışırız. Bu şartların hepsi İslam ümmeti arasında icma ile kabul edilmiştir. Aksine yönelik bir iddia varsa onu da tartışırız.

Hadislerde zikri geçen kimselerin bu şartlar tahakkuk etmeden ve böyle bir vakit olmadığı halde imanlarının kabul edildiği ya da edileceği sözüne gelince; bunun bir isbatı yoktur. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem, Ebu Talib’ten itikad etmeksizin ve putları, atalarının dinini terketmeksizin sadece dille kelime-i tevhidi telaffuz etmesini talep etseydi, o belki yiğenini kırmamak için bunu yerine getirecekti. Lakin durum böyle olmadığı için o bundan kaçınmış, bilakis “Ben Abdulmuttalib’in dini üzereyim” diyerek şirkte ısrar ettiğini ortaya koymuştur. Bu kıssa tam tersi şehadetin dille telaffuzdan ibaret olduğunu savunanlara bir reddiyedir. Diğer yahudi çocuk kıssasında da aynı şekilde kelime-i şehadeti getirmesi, atalarının dinini terketmesi manasına geldiğinden dolayı çocuk babasına bakmış, babası “Ebul Kasıma itaat et” deyince şehadet getirmiştir. Bütün bunlarda imanın şartlarını yerine getirecek vakit olmadığı iddiası ise zandan ibarettir. Bu sayılan şartları yerine getirmek kalbi bir durum olup anlık yaşanacak şeylerdir, bunlar için vakit gerekmez. Kalp bir anda iman eder keza bir anda inkar eder. Allah Subhanehu Mukallib’ul Kulub olup kalpleri dilediği şekilde evirip çevirir. “burada kastım bir kişi hem Müslümanım hemde şirk olan ameller işlemesi veya işlerim demesi Ya da yalnızca Allahı bilmek yeterlidir demek değildir.” Demişsiniz. Kasdınız bu değilse tam olarak neye itiraz ediyorsunuz, bunu ortaya koyarsanız daha sağlıklı bir münazara olur kanaatindeyim. Yani aramızdaki ihtilaf nedir, bunun adını tam olarak koyarsak daha iyi ilerleriz inşaallah. Görüşmek üzere vesselam.

Not: Bize bu itiraz ve soruları yönelten kişi, bu aşamadan sonra dönmemiş ve sorularımıza cevap vermemiştir. Haliyle münazara burada -bizim isteğimiz dışında- sona ermiştir. Eğer münazaraya devam etmek istiyorsa devam edebilir.


 

Related Topics

  Konu / Başlatan Yanıt Son İleti
1 Yanıt
3771 Gösterim
Son İleti 22.05.2020, 15:18
Gönderen: Tevhid Ehli
1 Yanıt
3198 Gösterim
Son İleti 15.04.2020, 22:52
Gönderen: İbn Umer
1 Yanıt
2210 Gösterim
Son İleti 01.01.2020, 00:11
Gönderen: Izhâr'ud Dîn
1 Yanıt
2885 Gösterim
Son İleti 06.01.2020, 02:32
Gönderen: Izhâr'ud Dîn
5 Yanıt
4351 Gösterim
Son İleti 24.08.2017, 13:16
Gönderen: Tevhid Ehli