Darultawhid

Gönderen Konu: RUŞEN ÇAKIR VE MEDYASCOPE’UN “RADİKAL İSLAMCILIĞI BIRAKANLARI”!  (Okunma sayısı 177 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimiçi Tevhid Ehli

  • Administrator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 1967
  • Değerlendirme Puanı: +50/-0
Bismillah. Ruşen Çakır ve ekibi tarafından idare edilen Medyascope adlı yayın kuruluşu son aylarda “Radikal İslamcılığı bırakanlar” başlığıyla bir dizi röportaj yayınladı. Bu röportaj dizisinde “güvenlik gerekçesiyle” ismi verilmeyen bazı genç kadınlarla yapılan görüşmelerden bahsediliyor. İddialarına göre daha önce çeşitli radikal selefi grupların içerisinde yer alan bu kişiler, zamanla dönüşerek “radikal islamcı” düşünce tarzını terketmişler. Tabi, kamuoyunu manipüle edebilmek için başlık “Radikal İslamcılığı bırakanlar” şeklinde belirlenmiş olsa da anlatımlardan bu kişilerin “Radikal İslam” denilen şeyi –o neyse artık!- değil, bizzat İslamın kendisini bütünüyle terkettikleri ve şu an İslam dinini ve de Kuranı tümüyle inkar eden yani dinsiz, mülhid bir zihniyette oldukları anlaşılıyor. Böylece “radikal islam”dan ayrılan kişilerin ballandırılarak ve özendirilerek anlatılan hikayesini okumaya başlayan okuyucu, bir anda İslamla hatta diğer bütün dinlerle bağını tümüyle kesmiş ateist, agnostik ya da deist bir profille karşılaşıyor! Tabi bununla da kalmıyor, satır aralarından bu kişilerin hali hazırda evlerinden ve ailelerinden uzaklaşmış, alkol ve fuhuş bataklığında başıboş bir hayat yaşayan kimseler olduğu da görülüyor. Haberin sunumunda bütün bu durumlara karşı en ufak bir rezerv konması bir yana bilakis bu kadınların cesareti (!) takdir edilerek, bu yaşam tarzını özendiren bir anlatım biçimi sergileniyor. Kendisi Karadenizli Laz kökenli bir aileden gelen Ruşen Çakır, acaba kendi aile fertlerinden birileri burda anlatılan halde olsa bunu onaylar mıydı yoksa “gavurun ekmeğini yiyen kılıcını sallar” sözüne uygun şekilde finansörlerinin istediği doğrultuda mı bu yayınları yaptırıyor bilinmez. Medyascope, Gazete Duvar ve benzeri bazı yayın organlarının meşhur Yahudi tefeci George Soros’un Open Society yani Açık Toplum Enstitüsü tarafından finanse edildiği biliniyor, Ruşen Çakır kendisi de bunu söyledi. Soros ve bağlı kuruluşlarının dünyanın her tarafında aileyi, dini, ahlaki değerleri ve küresel şeytanların projelerine uymayan her tür siyasi ve içtimai yapıyı yıkmak için faaliyet gösterdiği biliniyor. Daha önce de “başörtüsünü çıkaran kadınlar”, “deist olan muhafazakar aile çocukları” tarzı provokatif haberler Medyascope’da ve başka yerlerde yayınlanmıştı. Hepsinde de aşağı yukarı aynı taktik sergileniyor. Bunlarda da ismi cismi belli olmayan kişilerle yapılan ve doğrulanması da yalanlanması da mümkün olmayan röportajlar “haber” adı altında sunulmuştu. “Gazetecinin haber kaynağı sorgulanamaz” tarzı dünyada kabul görmüş bazı saçma sapan gazetecilik ilkeleri yüzünden kimse bu haberleri yapanlara bunların doğruluk derecesini de soramıyor. Bu tarz bütün haberlerde kışkırtıcı ve özendirici bir dil kullanılarak din, Allah tarafından gönderilen ve de insanların dünya ve ahiret saadetini temin eden bir nizam olarak değil, bilakis insanları baskı altına alan, özgürlüklerini kısıtlayan bir korku unsuru olarak takdim ediliyor ve dinden kurtularak (!) özgürlüklerine adım atmış (!) olan insanlar topluma rol model olarak arzedilip bu şekilde aynı durumda olan başkaları da bu yola teşvik ediliyor. Tabi bu tip haberlerde (!) daha çok kadın unsurunun kullanılması dikkat çekiyor. Medyascope’da son yayınlanan “Radikal İslamcılığı bırakanlar” dosyasında ve daha önceki benzer yayınlarda bahsi geçen kimselerin birçoğunun aslında hayatlarının hiçbir döneminde İslamcı falan olmadıkları, bilakis birçoğunun aile fertlerinin baskısıyla İslamcı taklidi yapan kimseler oldukları, fırsatı bulunca da kirişi kırdıkları, bir kısmının da şuursuz bir şekilde özenti eseri bazı cemaatlere girip çıktıkları anlaşılıyor. Dosyadaki meçhul kişiler -hangi cemaatlerden bahsedildiğini bilmemekle beraber- “cemaat”te oldukları dönemde dahi kadınlarla alakalı ayetlerin üstünü –hoşuna gitmediğinden dolayı- karaladıklarını, İslam aleyhinde şiirler yazdıklarını, metal müzik dinlediklerini, başka caiz olmayan işler yaptıklarını anlatıyorlar. Yani –anlatılanlar doğru bile olsa- ortada “radikal islamcılıktan” dönen kimse yok, bilakis bastırdıkları kimliklerine rücu etmiş, istikameti olmayan tipler var. Kısacası her zamanki manipulasyon tarzı habercilik sözkonusu. Elbette ki bu tarz dönüşüm geçiren kişiler olabilir, insanlara tevhid davasını delillere dayalı olarak benimsetme yerine hak batıl karışımı şeyleri talimatla empoze etmeye ve taklitçiliğe dayalı yanlış bir davet anlayışının hakim olduğu günümüzde bu tarz vakaların yaşanması da normaldir, fakat buradaki gaye bu tarz örneklerden yola çıkarak toplumu sekülerleştirmeye, dinsizleştirmeye teşvik etmek ve bilhassa tevhidi söylemlere dayalı yapıların çözülmesini hızlandırmaktır. Yeri gelmişken şunu da belirtelim ki aklı başında bir insanın hayattaki en önemli değeri inancı, sonra da namusudur. Bu ikisini, sırf hevasına uygun bir hayat sürmek amacıyla satan birisinin artık satmayacağı bir şey yoktur. İslamı inkar ederek deizme, şuraya buraya yönelen gençleri tezkiye edip yücelten gazeteciler çok meraklılarsa bu gençleri bir müddet yanlarında çalıştırmak vb şekillerde teşriki mesaide bulunsunlar bakalım nasıl bir tabloyla karşılaşıyorlar! X Y Z kuşakları gibi çeşitli isimlerle anılan bu yeni yetme nesilin dinden uzaklaşarak ne hale geldiğini her gün artarak kendini gösteren cinayet, taciz, tecavüz, uyuşturucu, hırsızlık arsızlık tarzı olaylardan zaten görüyoruz, o yüzden hiç kimse bunu matah bir şeymiş gibi topluma empoze etmeye kalkışmasın! İşte Soros sermayeli yayın organları selefi-tevhidi söylemlerin etkisini kırmak için böyle ifsad faaliyetlerine devam ederken Cübbeli Ahmet tarzı kişiler de farklı cepheden selefi oluşumları hedef alıyor, bu da üzerinde düşünülmesi gereken bir durum. Bu George Soros isimli şeytanın faaliyetleri bizzat doğum yeri olan Macaristan’da alenen yasaklanmış vaziyetteyken Türkiye ise –bu müfsidin ifsad faaliyetlerini de bilmesine rağmen- Macarlar kadar bile bu şeytanlara açık cephe alamıyor, onun yerine Soros acentası Osman Kavala’yı sudan bahanelerle içerde tutmak gibi karşı tarafı mağdur pozisyonuna sokmaktan başka bir işe yaramayan taktiklerle zaman kaybediyor. Halbuki bu Soros tarzı yapılar, yerine göre derneğin, mescidin kirasını bile ödeyecek parayı denkleştiremeyecek durumdaki üç beş garibanın kurduğu selefi (!) cemaatlerden daha fazla yıkıcı etkiye sahiptir. Bahsettiğimiz Sorosçu medya organlarında yapılan bu yayınlar, bu yıkıcılığa dair basit bir misaldir. Devletin içindeki bazı çevreler de bunun farkında olacak ki Cübbeli ve ekibinin provakasyonuna gelmemişler ve bu suni gündemleri Mecusi PKK-HDP faaliyetleri, Haçlı Ermenilerin saldırıları gibi daha gerçekçi gündemlerle değiştirmişlerdir. Rabbim cümlesine hidayet etsin amin, velhamdulillahi Rabbil alemin.

 

Related Topics

  Konu / Başlatan Yanıt Son İleti
0 Yanıt
2120 Gösterim
Son İleti 25.06.2015, 10:41
Gönderen: Uhey
0 Yanıt
2116 Gösterim
Son İleti 04.08.2015, 19:59
Gönderen: AbdulAzim
2 Yanıt
3004 Gösterim
Son İleti 26.07.2020, 22:13
Gönderen: İbn Umer
2 Yanıt
4080 Gösterim
Son İleti 03.06.2018, 14:04
Gönderen: Tevhid Ehli
1 Yanıt
907 Gösterim
Son İleti 27.03.2019, 03:35
Gönderen: İbn Kesir