Darultawhid

Gönderen Konu: KÜRESEL BATİNİ KUŞATMA!  (Okunma sayısı 194 defa)

0 Üye ve 3 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimiçi Tevhid Ehli

  • Administrator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 1967
  • Değerlendirme Puanı: +50/-0
KÜRESEL BATİNİ KUŞATMA!
« : 29.10.2020, 22:14 »
Not: 27 Ekim 2002 tarihinde yazmış olduğumuz bu yazıyı, ihtiva ettiği konunun ehemmiyeti ve günümüzde yaşanan bazı olaylarla da alakadar olması hasebiyle -bazı düzenlemeler ve genişletmelerle birlikte- neşrediyoruz.

Bismillahirrahmanirrahim,

Masonluk, Siyonizm, Bilderberg, İlluminati vs… Günümüzde bu kavramlar etrafında çokça şey konuşuluyor, yazılıyor, çiziliyor. Bir avuç komplocunun dünyayı ele geçirmeye çalıştığından ve bunun için de medyayı, siyaseti, parayı vs’yi alabildiğine kullandıklarından bahsediliyor. Dünyadaki olayları hikmet ve ferasetle takip edenler, dünyanın her tarafında düğmeye basılmışçasına patlak veren ve planlı olduğu belli olan bir sürecin varlığını hissediyorlar. Yani, -mahiyetinin ve gayesinin ne olduğu tartışılmakla beraber- dünya çapında bir komplonun mevcudiyeti artık ispata ihtiyaç bırakmayacak ölçüde ortaya çıkmış durumdadır. O yüzden böyle bir komplo var mıydı yok muydu tartışmasından ziyade bu komployu kimin organize ettiği ve bununla neyi amaçladığı sorusu artık ön plana çıkıyor.İşte bu noktada herkes kendi dünya görüşüne göre birtakım izahlar getiriyor.

Mesela; tarihi bir sınıf mücadelesinden ibaret gören Sosyalist anlayışta olan bazı kimselere göre bu bahsedilen küresel kuşatma; Rockefeller, Rotschild, George Soros vb üç beş gözü dönmüş kapitalistin daha çok vurgun yapabilmek, insanları daha çok sömürmek amacıyla tezgahladığı bir senaryodur. Erol Bilbiliğin “Dünyayı Yöneten Gizli Örgütler”adlı kitabına önsöz yazan Aydınlık dergisi yazarı Adnan Akfırat giriş bölümünde bu tezi savunuyor. Esasen “ulusal sol” adı verilen kesimin genel kanaati bu istikamettedir. Hatta bunu “Yahudi-Mason” tezgahı olarak görenleri bu komplonun bir parçası olmakla suçluyorlar. Çünkü onlara göre ABD emperyalizmi kendisini de bu işin mağduru gibi göstererek bütün suçu meçhul bir düşmana havale edip işin içinden sıyrılma niyetinde. Fakat bu insanlar bu Masonik yapılanmanın niçin ezoterik/batini birtakım ritüellere ve söylemlere bağlılıkta ısrar ettiğini izah edemiyor.Yani olay paragözlükten ibaretse Masonlar ve diğer gizli örgütlerde raslanan bu garip ayinler, tuhaf giysiler, gizli ritüeller neyin nesi oluyor sorusu cevapsız kalıyor.

Tarihi milletler mücadelesi olarak gören milliyetçi anlayış ise olayı Yahudilerin dünya hakimiyeti davasından ibaret görüyor. Bu iddia büyük oranda haklılık payı taşımakla birlikte olayı bütünüyle izah etmekte yine yetersiz kalıyor.Çünkü Masonlar bile kendi tarihlerini Eski Mısıra hatta daha da ileri giderek bir zamanlar var olduğu iddia edilen batık Mu kıtasına kadar götürmekteler ki bu tarihlerin hiçbirinde Yahudilerin esamesi bile okunmuyordu. Ayrıca Masonluk benzeri ezoterik öğretilerin çeşitli zaman dilimlerinde dünyanın birbiriyle alakasız çeşitli yerlerinde faaliyet gösterdiğini gözönünde bulundurduğumuzda olayı sadece Yahudi komplosuyla izah etmek iyice güçleşiyor. Bu konuda -kanaatimce- yapılabilecek en iyi değerlendirme, Yahudilerin bu komploya Allah’la olan ahitlerini bozduktan sonra katılmış bir unsur olduklarıdır. Ki bu tarih İsa aleyhisselam’dan belki bin yıl kadar öncesine dayanmakla beraber biz Yahudilerin küfürlerini açıkça ortaya koydukları İsa (as) dönemini bu iş için bir milat kabul edebiliriz.

Bütün bu görüşlere bir ölçüde haklılık payı verilebilir. Fakat bu yaklaşımları tek başına aldığımız zaman yetersiz olduğu gün gibi ortadadır. Öyle ki bugüne kadar bu konuda ortaya atılan her teori” puzzle”ın ancak bir bölümünü yansıtıyor, kesinlikle bütününü değil! Müslümanlar tarihi olaylara İblis (aleyhilla’ne) ile başlayan hak-batıl kavgasının değişik yansımaları olarak bakarlar.Dolayısıyla bu konuyu da bu doğrultuda değerlendirmek zorundadırlar. Müslümanlar kesinlikle materyalist, pozitivist yaklaşımlara iltifat edemezler.

Bizim görebildiğimiz şudur: Bu Yeni Dünya Düzeni (YDD) projesi İblis(aleyhilla’ne)’nin binlerce yıl önce başlattığı isyanın, Allah azze ve celleye karşı açtığı umutsuz ve sonuçsuz-daha doğrusu sonucu bugünden belli olan, hezimetle sonuçlanacağı kesin olan- bir savaşın son perdesidir. (Allahu a’lem) Allah’ın ve de insanlığın düşmanı olan bu mel’un kendince son hesaplaşmaya hazırlanmaktadır. Bunun için de lanetli MESİH DECCALI piyasaya süreceği günü sabırsızlıkla beklemektedir. Bu oyun mezkur  sahte Mesih’in gerçek Mesih İsa(as)’ın hançeriyle cehenneme yollanacağı güne kadar devam edecektir. Allah cümlemizi Deccal fitnesinden muhafaza buyursun.Amin.


Çevrimiçi Tevhid Ehli

  • Administrator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 1967
  • Değerlendirme Puanı: +50/-0
Ynt: KÜRESEL BATİNİ KUŞATMA HAKKINDA
« Yanıtla #1 : 29.10.2020, 22:17 »
Bu yazılanlara ek olarak şunları söyleyebiliriz:

İblis aleyhilla’ne’nin Allah’a ve insanlığa karşı savaşta kullandığı en büyük vasıtalardan biri gizli ilimler/havass adı verilen sihir ve büyüdür, gizli ilimleri yaymak için de her din ve millet mensubu arasında farklı kılıklarla karşımıza çıkan batini/ezoterik teşkilatları meydana getirmiştir. Kah Masonluk, kah Tasavvuf, kah Batinilik şeklinde karşımıza çıkan bütün bu öğreti ve teşkilatların dönüp dolaştığı yer cin şeytanlarıyla bağlantı kurmak ve de onların yaydığı öğretileri insanlığa çok önemli, esrarengiz bilgiler gibi empoze etmektir. Unutulmasın ki gizli olan hiçbir şeyde hayır yoktur. Batinilik konusu anlaşılmadan ne bu gizli örgütlerin faaliyetleri anlaşılabilir, ne de bu örgütlerin dünya çapında düzenlediği komploların mahiyeti kavranabilir. Şu an dünyada tartışılan küresel komplo Batini anlayışa dayandığı gibi, bu komplonun Türkiye uzantılarının mahiyeti de Batini yönleri ihmal edildiğinde anlaşılamaz. Mesela Türkiye’de yıllardır konuşulan bir Sabataycılık/Yahudi dönmeleri meselesi vardır. Milliyetçi/İslamcı çevrelerin birçoğu tamamen sığ bir anlayışla bu meseleyi Yahudi-siyonist komplosundan ibaret sayarlar. Halbuki Sabataycılık, Yahudiliğin Kabbalist yani Batini bir yorumudur. Dindar Yahudiler, bu sebebten Sabataycıları kendilerinden saymazlar. Bizim nezdimizde Aleviler ne ise, Ortodoks Yahudiler nezdinde Dönmeler de aynısıdır. Küresel komplonun mimarları olan zengin Yahudi ailelerinin ve bunlara bağlı lobilerin de birçoğunun Yahudi diniyle bir alakası yoktur. Bunlar ırken Yahudi olsalar da ya tamamen dinsiz, ya da Kabbalist/Batini anlayışa sahip kimselerdir. Aynı şeyler Alevilik, Nusayrilik gibi Batini ekoller hakkında da söylenebilir. Bunların Batini yönleri göz ardı edilip mücerred Şii fırkaları olarak görüldüğünde zihniyetleri tam olarak anlaşılamaz. Son söz olarak; düşmana karşı zafer kazanmanın yolu öncelikle düşmanı tanımaktan geçer. Vesselam.


Çevrimiçi Tevhid Ehli

  • Administrator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 1967
  • Değerlendirme Puanı: +50/-0
Ynt: KÜRESEL BATİNİ KUŞATMA!
« Yanıtla #2 : 01.11.2020, 23:42 »
BATİNİ KUŞATMANIN TÜRKİYE AYAĞI

Not: m. 2004 senesinde yazılan bu yazıyı bazı düzenlemeler ve genişletmelerle beraber neşrediyoruz.


Küresel çaptaki Batini komplonun Türkiye ayağını kimin teşkil ettiğine gelince, bir fikir vermesi açısından Erol Bilbilik'in “Dünyayı Yöneten Gizli Örgütler” kitabından Türk Bilderberg üyelerinin bir listesini aktarmak istiyorum. Bilderberg toplantıları, her sene küresel sermaye baronlarının öncülüğünde düzenlenen ve içeriği kamuoyundan gizlenen toplantılardır. Her sene yaza doğru değişik bir ülkede bu toplantılar düzenlenir ve gelecek seneye kadar dünya çapında hangi entrikalar çevirilecekse onun planlaması yapılır, bir de ilerde parlatılması düşünülen ‘yeni yetenekler’ küresel şeytanlara takdim edilir. 1950’li yıllardan beri bu toplantılara Türkiye’den katılan belli başlı isimler şunlardır:

Selahattin Beyazıt, Dinç bilgin, Cem Boyner, İhsan Sabri Çağlayangil, Nuri Çolakoğlu, İsmail Cem,Hikmet Çetin, Süleyman Demirel, İhsan Doğramacı, Bülent Ecevit, Gazi Erçel, Sedat Ergin, Meral Gezgin Eriş, Emre Gönensay, Vahit Halefoğlu, Kamran İnan, Suna Kıraç, Şerif Mardin, Rahmi Koç (aynı zamanda CFR üyesi) vs,vs liste uzayıp gidiyor. Son iki yılda katılan önemli isimler ise Kemal Derviş, Ali Babacan ve Hasan Cemal. (bkz age sf 48-49, Kaynak yayınları, Baskı tarihi: 2002)

Ayrıca merkezi İstanbul/Göztepe’de bulunan “Büyük Kulüb”ün üye listesine bakmak da belli bir fikir verebilir. Yesevizade’nin “Yahudilik ve Dönmeler” adlı eserinin 442 ve 443.sayfalarında bu üst düzey masonik organizasyonun 1981 yılına ait üye listesi var. Orada Nazlı-Kemal Ilıcak, - aynı eserin 384.sf’sında Nazlı Ilıcak’ın Sabataycılar’ın Kapancılar kolundan olduğu belirtiliyor- Sabancı, Eczacıbaşı, Nevzad Ayaz, Cevher Özden (Banker Kastelli) gibi ilginç isimlere rastlıyoruz.

Çevrimiçi Tevhid Ehli

  • Administrator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 1967
  • Değerlendirme Puanı: +50/-0
Ynt: KÜRESEL BATİNİ KUŞATMA!
« Yanıtla #3 : 01.11.2020, 23:44 »
Bu yazılanlara ek olarak şunları söyleyebiliriz:

Bu isimler, yeni nesil için çok fazla anlam ifade etmeyebilir. Ancak, aralarında cumhurbaşkanı, başbakan, bakan gibi üst düzey devlet görevlerinde bulunmuş kimselerin yanı sıra üst düzey iş adamları; tanınmış gazeteciler, yazarlar, akademisyenler  vesairenin bulunduğu bu isimler “Eski Türkiye” denilen AKP öncesi Türkiye’nin yönetici kadrosunu teşkil ediyordu. Haliyle Türkiye’yi de aslında bu kadroyu yönlendiren mahfiller idare etmiş oluyordu. AKP’nin ilk yıllarında da bu durum devam etti. Hatta Ali Babacan, Fehmi Koru gibi sözde İslamcı muhafazakar görünümlü kişiler Bilderberg toplantılarına gönderilerek AKP ile küresel çete arasındaki bağlantılar sağlamlaştırıldı. (Bu ismi geçen kişiler, şu an sermayenin uşaklığının yapıldığı ‘eski günlere’ dönmek için faaliyet gösteriyorlar!) Lakin sonradan Yahudi sermayesiyle AKP’nin ve Erdoğan’ın arası açıldı. Küresel istikbar, Türkiye’nin bağımsız politikalar izlemeye başlamasına Gezi olayları, 15 Temmuz, çeşitli taşeron terör eylemleri gibi yollarla sert tepki verdi. Lakin neticede şimdilik Türkiye’den çekilmek zorunda kaldılar gibi gözüküyor. 15 Temmuz darbe girişiminin başarısızlıkla neticelenmesinden sonra George Soros’un Açık Toplum Enstitüsü’nün Türkiye şubesini kapatması bunun alametlerinden birisidir. Milliyetçilik, devletçilik adına da yapılsa şeytanın özel teşkilatının Türkiye’de bu şekilde yıpranması herhalükarda hayırlıdır. Lakin, bugün Türk toplumu bu Batini/ezoterik zihniyetin gerek Tasavvuf, Alevilik gibi geleneksel formlarını, gerekse de laiklik gibi modern şekillerini bünyesinde taşımaya devam etmektedir. Toplumun bünyesini kemiren bu sakat zihniyetlerden kurtulup saf tevhid akidesine dönülmediği müddetçe Batini ekolün pençesinden kamil anlamda kurtulmak mümkün değildir. Masonların kullandığı ‘önlüksüz mason’ diye bir tabir vardır. Mason teşkilatına üye olmadığı, onların kıyafetlerini taşımadığı halde düşünce yapısı olarak masonlarla aynı zihniyete sahip olan kitleleri ifade etmek için kullanılır. Bugün maalesef Dünya’da ve Türkiye’de çoğu insan birer ‘önlüksüz mason’ haline gelmiştir. Aynı masonlar gibi seküler, dinsiz, ibahiyeci bir pencereden dünyaya bakmaktadırlar; içlerinden dini kabul edenlerin dine bakışları da akılcı, tevilci, batini bir bakış açısını yansıtmaktadır. Böyle zihniyetteki bir toplumun ve devletin sırf siyasi yönden masonik örgütlerle hesaplaşmasının geçici faydaları dışında bir kalıcılığı yoktur, eninde sonunda bu yapıya teslim olmak zorundadırlar. Nassların zahirine teslim olan gerçek selefiler dışında hiç kimse bu fitneden kurtulamaz. Kısacası siyasi mücadele yetmez, akidevi/fikri mücadele de şarttır vesselam.

 

Related Topics

  Konu / Başlatan Yanıt Son İleti
6 Yanıt
590 Gösterim
Son İleti 29.08.2020, 16:44
Gönderen: Tevhid Ehli