Darultawhid

Gönderen Konu: RASULULLAH (S.AV)’İN GÜNEŞ TUTULMASI VE DECCAL HAKKINDAKİ HUTBESİ  (Okunma sayısı 92 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimiçi Tevhid Ehli

  • Administrator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 1967
  • Değerlendirme Puanı: +50/-0
Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in Güneş Tutulması ve Deccal Hakkında Bir Hutbesi

İmam Ahmed b. Hanbel... Esved b. Kays'tan rivayet etti ki; Basrâlı Salebe b. Abbad el-Abdî şöyle demiştir: Bir gün Semüre b. Cündüb’ün bir hutbesinde hazır bulundum. (...) Hutbesinde Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'den bir hadis naklederek güneş tutulmasından bahsetti ve  “Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem ikinci rekatta teşehhüt için otururken güneş açıldı” dedi: Sanıyorum Semure b. Cündüb şöyle dedi: Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem selâm verip Allah’a hamd ve sena ettikten, kendisinin de Allah’ın kulu ve rasûlü olduğuna şahitlik ettikten sonra şöyle buyurdu:

“Ey insanlar! Allah için doğru söyleyin. Eğer rabbimin risaletinden bir şeyi eksik tebliğ ettiğimi biliyorsanız bana söyleyin”. Bazı kimseler ayağa kalkarak “Senin rabbinin risaletini tebliğ ettiğine şahitlik ederiz” dediler. Bunun üzerine Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Ey insanlar! Bazıları güneşin, ayın tutulmasını ve yıldızların kaymasını, yeryüzünde büyük bir insanın öldüğüne yorarlar. Bu yanlış bir inançtır. Bunlar Allah’ın azametini gösteren alametlerdir. Allah bunlarla, tevbe etsinler diye kullarını dener. Allah’a yemin ederim ki, namaza başladığımdan beri dünya ve ahirette karşılaşacağınız her şeyi görüyorum. Allah’a yemin ederim ki, otuz tane yalancı ortaya çıkmadıkça kıyamet kopmaz. Bunların sonuncusu sol gözü kör olan deccaldir.-Kendisiyle Aişe’nin hücresi arasında oturan ensardan bir ihtiyarı kastederek- Deccal aynen Ebu Yahya’ya benzer. Ortaya çıktığında Allah olduğunu iddia eder. Kim ona inanır, onu doğrular ve ona uyarsa, onun yapmış olduğu bütün amelleri boşa gider. Kim de onu inkar edip yalanlarsa, amellerinden ötürü cezalandırılmaz.-Hasen el Eşyeb dedi ki: geçmişteki günahlarından ötürü- Deccal, Harem ve Beytü’l Makdis’den başka her şeyi ele geçirir. Müslümanları Beytü’l-Makdis’de kuşatır, müslümanlar büyük sıkıntı ve zorluk çekerler. Sonra Allah onu ve ordusunu helak eder –Taberani'nin lafzında içlerinde Meryem oğlu İsa da bulunduğu halde Allah onu ve ordusunu hezimete uğratır-  ve öyle ki duvar veya ağaç “Ey mü’min” veya “Ey müslüman, bu adam yahudidir veya kafirdir, gel onu öldür” diye çağırır. Bu kargaşa böyle devam eder. Sonunda kafanızda bir takım sorular oluşur ve birbirinize “Acaba peygamberimiz bu hususta size birşey söyledi mi?” diye sorarsınız. Dağlar yerinden oynar. Sonra da canlılar ölür. Daha sonra Semüre b. Cündüb’ün hutbesini bir kere daha dinledim, yine ayni hadisi nakletti ve ne bir harfi öne aldı, ne de geriye bıraktı. (1)

ŞERH

Allame İbn Kayyım Zad'ul Mead adlı eserinin "Kusuf" yani güneş tutulması namazıyla alakalı bölümünde şunları söylemektedir:

"Güneş tutulunca Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem ridâsını sürüyerek korku ve endişe içinde hızlıca mescide gitti. Güneş doğup günün ilk vakitlerinde iki-üç mızrak boyu yükseldikten sonra tutulmuştu. Öne geçip iki rekât namaz kıldı. İlk rekâtta açıktan Fatiha ve uzunca bir sûre okudu. Sonra rükûa vardı ve rükûu uzattı. Sonra başını rükûdan kaldırdı ve kıyamı uzattı ise de bu ikinci kıyam evvelki kıyamdan az sürdü. Başını rükûdan kaldırdığında: deyip kıraate başladı. Sonra rükûa vardı ve rükûu uzattı ise de bu ikinci rükû evvelki rükûdan az sürdü. Sonra başını kaldırdı, ardından secdeye gidip uzun bir secde etti. Secdeyi bayağı uzattı. Sonra ikinci rekâtta, birinci rekâtta yaptığı gibi yaptı. Böylece her-bir rekâtta iki rükû iki secde yapılmış oldu. îki rekâtta toplam dört rükû dört secdeye tamamlanmış oldu.

Bu namazında cennet ve cehennemi gördü. İnsanlara göstermek için cennetten bir salkım üzüm almayı düşündüyse de almadı. Azap çekecek olanları da cehennemde gördü. Bir kadının bir yere kapatıp aç ve susuz bırarak ölmesine sebep olduğu bir kedinin o kadını tırmaladığını gördü. Hz. İbrahim'in dinini ilk değiştiren Amr b. Mâlik'in cehennemde bağırsaklarını sürüdüğünü gördü. Hac eden birinin mallarını çalan kimsenin de azap çektiğini gördü. Sonra dönüp son derece edebî ve etkili bir hutbe okudu. Bu hutbesinden bize kadar gelen bölümleri şöyle sıralayabiliriz:

"Şüphe etmeyiniz ki, güneş ve ay Allah'ın (kendi varlığına delâlet eden)-açık alâmet- âyetlerinden iki âyettirler. Bunlar, hiç kimsenin ölümü veya dirimi için tutulmazlar. Tutulduklarını görünce Allah'a dua edin, tekbir alın, namaz kılın, sadaka verin. Ey Muhammed ümmeti! Allah'a yemin ederim ki, erkek veya kadın bir kulunun zina edişinden dolayı Allah kadar kıskanç hiçbir kimse yoktur. Ey Muhammed ümmeti! Allah'a yemin ederim ki, benim bildiğimi bilseniz az güler, çok ağlardınız."

"Size va'dolunan herşeyi şu makamımda -yemin olsun- gördüm. Hatta ileri atıldığımı gördüğünüzde cennetten bir salkım üzüm almak arzu ettiğimi hissettim. Geri çekildiğimi gördüğünüzde ise cehennemdekilerin birbiri üzerine yığıldığını gördüm."

"Cehennemi de gördüm. Ömrümde bugün gördüğüm kadar iğrenç bir manzara görmemiştim. Baktım ki, cehennem halkının çoğunluğunu kadınlar oluşturuyor."

Sordular: "Neden, ya Rasûlallah?" Cevap verdi: "Küfrettiklerinden" Tekrar: "Allah'a mı küfrediyorlar?" diye sordular. Cevaben: "Kocalarına ve kendilerine yapılan iyiliklere (nankörlük) ederler. İçlerinden birine dünya durdukça iyilik etsen, sonra da senden hoşlanmayacağı birşey görse: Şimdiye kadar senden hiçbir hayır görmedim ki, der." buyurdular.

"Bana vahyolundu ki, sizler kabirlerinizde Deccâl fitnesine benzer -yahut yakın- bir imtihana tâbi tutulacaksınız. Herhangi birinize gelip: Bu adam hakkında ne biliyorsun? diye soracaklar. Mü'min -yahut mûkin = kesin inançlı- kimse: 'Allah'ın elçisi Muhammed'dir. Bize açık deliller ve hidayet sundu. Biz de onun isteğine cevap verdik, inandık, peşine düştük.' diye cevap verecek. Ona: 'Rahat uyu! Senin gerçek mü'min olduğunu anladık.' diyecekler. Münafık -yahut şüphe eden- kimse: 'Bilmiyorum. Halkın birşey dediğini duydum, ben de söyledim' diyecektir." (2)

İbn Kayyım bunları zikrettikten sonra "Başka bir yoldan Ahmed b. Hanbel (r.h.) de şöyle naklediyor"
dedikten sonra yukarda naklettiğimiz Semura bin Cundub hadisini rivayet etmektedir.(3)



أَمَّا بَعْدُ فَإِنَّ رِجَالًا يَزْعُمُونَ أَنَّ كُسُوفَ هَذِهِ الشَّمْسِ وَكُسُوفَ هَذَا الْقَمَرِ وَزَوَالَ هَذِهِ النُّجُومِ عَنْ مَطَالِعِهَا لِمَوْتِ رِجَالٍ عُظَمَاءَ مِنْ أَهْلِ الْأَرْضِ وَإِنَّهُمْ قَدْ كَذَبُوا وَلَكِنَّهَا آيَاتٌ مِنْ آيَاتِ اللَّهِ تَبَارَكَ وَتَعَالَى يَعْتَبِرُ بِهَا عِبَادُهُ فَيَنْظُرُ مَنْ يُحْدِثُ لَهُ مِنْهُمْ تَوْبَةً وَايْمُ اللَّهِ


Ey insanlar! Bazıları güneşin, ayın tutulmasını ve yıldızların kaymasını, yeryüzünde büyük bir insanın öldüğüne yorarlar. Bu yanlış bir inançtır. Bunlar Allah’ın azametini gösteren alametlerdir. Allah bunlarla, tevbe etsinler diye kullarını dener.

Müslim'in Cabir'den naklettiği hadiste şöyle bir ibare vardır:

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'’in oğlu İbrahim'in vefat ettiği gün güneş tutuldu. Halk derhâl: «Bu güneş ancak İbrahim'in vefatı için tutulmuştur.» dediler. Bunun üzerine Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şunları söyledi:

«Ey Cemâat! Güneş İle ay ancak Allah'ın âyetlerinden iki âyetdirler. Bunlar insanlardan hiçbir kimsenin ölümünden dolayı tutulmazlar. (Ebu Bekîr: Beşer'in ölümünden dolayı, dedi.) Sîz bu nev'îden bir şey gördünüz mü açılıncaya kadar namaz kılın." (4)

Hadis-i şerif câhiliyet devrine ait yıldızların yere te'siri bulunduğu îtikaadını iptal etmektedir.

Hattâbî diyor ki: «Câhiliyet devrinde Küsûf'un yer yüzünde ölüm veya zarar gibi bir değişiklik meydana getirdiğine inanırlardı. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem bunun bâtıl bir îtikad olduğunu anlattı. Güneş ile ay'ın Allah'ın emrine mutî' iki mahlûk olduklarını, onların başka bir şey'e bir te'sîrleri olmadığı gibi, kendilerini müdâfaadan dahî âciz bulunduklarını bildirdi.»


لَقَدْ رَأَيْتُ مُنْذُ قُمْتُ أُصَلِّي مَا أَنْتُمْ لَاقُونَ فِي أَمْرِ دُنْيَاكُمْ وَآخِرَتِكُمْ


Allah’a yemin ederim ki, namaza başladığımdan beri dünya ve ahirette karşılaşacağınız her şeyi görüyorum.
İbn Kayyım'dan yapmış olduğumuz nakilde Allah Rasulu sav'in görmüş olduğu şeylerin neler olduğu anlatılmıştır. Deccal da bunlardan birisidir. Nakletmiş olduğumuz hadiste Deccal hakkında bir çok husus yer almaktadır:

"Allah’a yemin ederim ki, otuz tane yalancı ortaya çıkmadıkça kıyamet kopmaz. Bunların sonuncusu sol gözü kör olan deccaldir.-Kendisiyle Aişe’nin hücresi arasında oturan ensardan bir ihtiyarı kastederek- Deccal aynen Ebu Tiha’ya benzer. Ortaya çıktığında Allah olduğunu iddia eder. Kim ona inanır, onu doğrular ve ona uyarsa, onun yapmış olduğu bütün amelleri boşa gider. Kim de onu inkar edip yalanlarsa, geçmişteki günahlarından ötürü cezalandırılmaz. Deccal, Harem ve Beytü’l Makdis’den başka her şeyi ele geçirir. Müslümanları Beytü’l-Makdis’de kuşatır, müslümanlar büyük sıkıntı ve zorluk çekerler. Sonra Allah onu ve ordusunu helak eder –Taberani'nin lafzında içlerinde Meryem oğlu İsa da bulunduğu halde Allah onu ve ordusunu hezimete uğratır-  ve öyle ki duvar veya ağaç “Ey mü’min” veya “Ey müslüman, bu adam yahudidir veya kafirdir, gel onu öldür” diye çağırır. Bu kargaşa böyle devam eder. Sonunda kafanızda bir takım sorular oluşur ve birbirinize “Acaba peygamberimiz bu hususta size birşey söyledi mi?” diye sorarsınız. Dağlar yerinden oynar. Sonra da canlılar ölür."

Hadisin yine Semura (ra)'dan gelen farklı lafızlarında bazı ilaveler vardır. Bunları Hafız İbn Kesir, en-Nihaye fi'l Melahim ve'l Fiten adlı eserinde şöylece rivayet etmiştir:

"İmam Ahmed b. Hanbel... Semure b. Cünade b. Cündüb'ten rivayet etti ki; Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: "Doğrusu Deccal ortaya çıkacaktır. Onun sol gözü kördür. O gözünün üzerinde kaim bir perde vardır. O, anadan doğma körleri ve alacalıları şifâya karıştıracak, ölüleri diriltecek ve "Ben Rabbinizim!" diyecektir. Ona; "Sen benim Rabbimsin" diyen kişi fitneye düşecektir. "Rabbim Allah'tır" diyen ve bu uğurda ölen kişi, onun fitnesinden kurtulur. Artık o kişi için fitne ve azâb olmaz. Deccal, Allah'ın dilediği süre kadar yeryüzünde kalır. Sonra Meryemoğlu İsâ, Muhammed'i ve onun dinini tasdik edici olarak batı tarafından gelir, Deccaİ'ı öldürür. Sonra da kıyamet kopar."

Taberanî... Semüre'den rivayet etti ki; Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:

"Doğrusu Mesih-i Deccal'ın sol gözü kördür. O gözünün üzerinde kalın bir perde vardır. Anadan doğma körleri ve alacakları iyileştirir, ölüleri diriltir ve "Ben sizin Rabbinizim" der. Allah'a sığınıp "Rabbim Allah'tır" diyen, sonra da ölünceye dek bu imanından vazgeçmeyen kimseye azâb ve fitne yoktur. "Rabbim sensin" diyense fitneye düşer. Deccal, Allah'ın dilediği süre kadar yeryüzünde kalacak, sonra Meryem oğlu İsâ Muhammed'i ve dinini tasdik edici olarak doğu tarafından gelecek, sonra da Deccal'ı Öldürecektir." Bu garip bir hadistir. 
(5)


----------------------------------------------------------------------------------------------------
1-  Ahmed, 5/16 no: 20190. Lafız –diğer muhaddislerin bazı ziyadeleri hariç- İmam Ahmed'e aittir. Hadisin baş tarafı özetlenmiştir. Heysemi "Ahmed'in ricali Salebe b. Abbad el-Abdî  haricinde sahih ricalidir. Onu ise İbn Hibban güvenilir saymıştır" demektedir. (Mecma'uz Zevaid 7/341) Hadisi ayrıca Beyhakî, es-Sünenu'l-kübrâ, no: 6154, İbn Huzeyme no: 1397, İbn Hibban no: 2856, Taberani Kebir'de no:6797'de rivayet etmişler, Hakim ise Müstedrek no: 1230' da naklettikten sonra "Buhari ve Müslim'in şartlarına uygundur, ancak onlar bunu rivayet etmemiştir" ifadesini kullanmıştır. Bu hadisin bir çok şahitleri vardır. Ebu Davud, 1184' de Semura hadisini rivayet ettikten sonra ravi Ahmed b. Yûnus'un, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in hutbesini zikrettiğini haber vermiş ancak hutbeyi nakletmemiştir.  Tirmîzî no: 562'de hadisi yine hutbeden bahsetmeksizin rivayet ettikten sonra Semure hadisi hasen sahihtir, demiştir. bkz. İbn Kayyim el-Cevziyye, Za’du’l-Mead, İklim Yayınları: 1/421-424. İbn Kayyım bu ve benzeri hadisleri naklettikten sonra "Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'den güneş tutulması (küsûf) namazı ve hutbesi ile ilgili naklolunan sahih rivayetler işte böyledir." demiştir. Ayrıca bkz. Muhammed Yusuf Kandehlevi, Hayatu’s-Sahabe, Akçağ Yayınları: 3/159. İbn Kesîr, Ölüm Ötesi Tarihi, Çağrı Yayınları, İstanbul, 2001: 94-99.
2-  Konunun başından buraya kadar olan kısım kaynaklardaki pasajlar birleştirilerek verilmiştir.
3- bkz. İbn Kayyim el-Cevziyye, Za’du’l-Mead, İklim Yayınları: 1/421-424.
4-  Muslim, Kusuf: 10
5-Bkz. İbn Kesîr, Ölüm Ötesi Tarihi, Çağrı Yayınları, İstanbul, 2001: 94-99.

 

Related Topics

  Konu / Başlatan Yanıt Son İleti
1 Yanıt
2282 Gösterim
Son İleti 22.08.2016, 22:12
Gönderen: İslam davetcisi
0 Yanıt
2120 Gösterim
Son İleti 25.06.2015, 10:41
Gönderen: Uhey
5 Yanıt
2645 Gösterim
Son İleti 04.08.2015, 15:05
Gönderen: Tevhide Davet
1 Yanıt
907 Gösterim
Son İleti 27.03.2019, 03:35
Gönderen: İbn Kesir
5 Yanıt
1251 Gösterim
Son İleti 21.01.2020, 17:23
Gönderen: Tevhid Ehli