Darultawhid

Gönderen Konu: “GENÇ HOCA” ÇARPITMALARI ÜZERİNE!  (Okunma sayısı 241 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimiçi Tevhid Ehli

  • Administrator
  • Yönetici
  • *****
  • İleti: 2025
  • Değerlendirme Puanı: +50/-0
“GENÇ HOCA” ÇARPITMALARI ÜZERİNE!
« : 21.12.2020, 02:10 »
Bismillahirrahmanirrahim,

Malum olduğu üzere, son zamanlarda “Genç Hoca” ismiyle videolar yayınlayan ve kendince “tekfirci, selefi, vahhabi” dediği çevrelere karşı reddiyeler yapan veya yaptığını zanneden bir tasavvufçu var. Bu şahsın kim olduğu, hangi akla hizmet ettiği meçhuldür. Bu internet fenomeni toplum nezdinde kredisini gün geçtikçe tüketen tasavvuf camiasının, zayıf oldukları sanal alemde insanların ilgisini çekebilmek için yaptıkları bir hamle midir, istihbaratın müdahil olduğu bir bilgi kirliliği unsuru mudur artık doğrusunu Allah bilir. Şimdi bu kişi, geçtiğimiz gün bir video yayınladı ve güya selefilerin tağut meselesini ve de diğer akidevi meseleleri gündeme getirmesinin altında yabancı devletlerin parmağı olduğunu isbatladı (!) Yani insan gerçekten hayret ediyor, tasavvuf camiasında mektep medrese okumuş, eli kalem tutan, bu GH denen şahıstan daha akıllı ve seviyeli olan belki bir sürü kişi varken –varsa tabi?!-, “Vahhabilere” reddiye yapmak için böyle birisine mi kaldılar acaba? Yok en seviyelileri buysa vay haline bu tasavvufçuların! Adam “tekfirciliğin” istihbarat oyunu olduğunu isbatlayabilmek için öyle bağlantılar kurmuş, öyle zorlama yorumlar yapmış ki en usta komplo teorisyenleri bile bu teoriler karşısında dillerini yutarlar! Aslında ne bu şahsın ne de ortaya attığı teorilerin ciddiye alınacak bir tarafı yoktur ama seviyenin gitgide düştüğü günümüzde böyle kişilerin hezeyanları onbinlerce kişiye ulaştığından dolayı bu tür şahısların neden ciddiye alınmaması gerektiğine dair bir misal teşkil etmesi açısından sözkonusu videodaki tutarsızlıklara değinmek istiyoruz.

Şimdi bu şahıs Amerikan Dış İstihbarat Servisi olan CIA’nın sitesinde meşhur Abdulkadir bin Abdulaziz’in el-Cami kitabının Türkçe çevirisi olan “İman Küfür Hükümleri” adlı kitabı bulmuş, o kitapta da tağuti sistemlerde görev almanın ve bu sistemlerde oy kullanmanın küfür olduğuyla alakalı bazı pasajları gösterip “bakın bu fikirleri CIA yayıyor” demeye getiriyor! Buna dair getirdiği delil ise bu amellere küfür diyen kitabın CIA sitesinde yer alması! Sonra bu işlerin istihbarat oyunu olduğuna dair akıllara durgunluk veren cinsten ikinci bir delil getiriyor ki o da şu: İman Küfür Hükümleri kitabı İngiltere’de basılmış ve üstelik baskı tarihi 1998 yani Erbakan hükümetinin askerler tarafından devrildiği yıllar! Bu “inceliği” anlamayanlar için de şu mealde bir açıklama yapıyor: İngilizler müslümanların (!) iktidara gelmesini engellemek amacıyla particiliğin, laik hükümetlerde görev almanın küfür olduğuna dair risaleleri tercüme edip dağıtıyorlar! Tabi bu risalenin İngiltere’de basılmış olması kesinkes (!) bunun İngiliz devleti tarafından basılmış olduğunu gösteriyor gibi konuşuyor, bu da işin başka bir garabet kısmını teşkil ediyor! Yani İngiltere’de, Avrupa’nın çeşitli bölgelerinde Türklerden ve başkalarından oluşan birçok tasavvufi cemaat faaliyet gösterir, belki yayınlar yaparlar, hatta bunlar içinde yaşadıkları devlete ve kanunlarına bağlı olduklarının altını her fırsatta çizerler, bu sorun olmaz ama bir kitabın üzerinde yazan ve doğru olup olmadığı bile bilinmeyen bir bilgiden hareketle pekala tekfire dair fikirlerin İngiliz menşeli olduğu hükmüne varılabilir! Bu nasıl bir adalet şimdi! Bizim burada gayemiz Abdulkadir bin Abdulaziz ve sözkonusu kitabını savunmak değildir. O kitapta hakla batıl karışık vaziyette yer almaktadır. Lakin insan hasmıyla alakalı dahi olsa bir şey söylerken adalet ve insaf dairesinde hareket etmesi gerekir. Hasmını bidatçi hatta kafir görmesi de bu hükmü değiştirmez. Zira Allahu Teala Maide suresi 2. Ve 8. Ayetlerde bizzat kafirlerle alakalı “Bir kavme olan kininiz sizi adaletsizlik yapmaya sevketmesin” buyuruyor.

Şimdi bu kişi meseleyi öyle bir takdim ediyor ki gören de zanneder, tağuti sistemde görev almanın küfür olduğu yönündeki fikirler Erbakan iktidara gelmeden önce yoktu, sırf onu iktidardan düşürmek için ve sonrasında Erdoğan hükümetini yıpratmak için çıkarıldı! “Genç Hoca” genç olduğundan dolayı yaşı yetmeyebilir ama 80’li 90’lı yılları idrak etmiş büyüklerine dahi sorsa oy kullanmanın, particiliğin hükmü vs tartışmaların ne zaman nasıl başladığını öğrenebilirdi. Bu meseleler Türkiye’de 80’li yıllardan beri tartışılıyor ki o dönemler Türkiye’de daha selefiliğin adı bile yoktu ve sözde İslam’ı temsil eden parti olan Refah Partisi’nin oy oranı %5 ila %10 bandında geziyordu, birkaç belediye ve sayılı milletvekili dışında bir ağırlığı da yoktu. 80’li yıllarda oy vermenin, memuriyetin vs’nin küfür olduğuna fetva veren Sadreddin Yüksel, Cemalettin Kaplan gibi hocalar selefi miydi yoksa İngiliz ajanı mı? Bu kadar mı yüzeysel yaklaşılır meselelere? “Genç Hoca”ya tavsiyemiz kendisini kim enforme ediyorsa bilgi kaynağını acilen değiştirsin! Yok, beslendiği bir yer yok da bu konuları doğru dürüst araştırmadan dillendiriyorsa böyle ciddiyetsiz işleri bıraksın veyahut da kendisini iyice gülünç duruma düşürmek istiyorsa devam etsin, diyecek bir şey yok.

Gelelim CIA’nın sitesinde Abdulkadir’in el-Cami’sinin ne gezdiğine…Aslında bunun hikayesi gayet basittir. ABD 2011 yılında el-Kaide lideri Usame bin Ladin’i Pakistan’ın Abbotabad şehrinde öldürdükten sonra haliyle Bin Ladin’in bilgisayar vesair dokümanlarına, içeriğini incelemek üzere el koymuş ve ardından 2017 senesinde araştırmacıların faydalanması amacıyla, belki de ne kadar şeffaf çalıştıklarını göstermek vb gayelerle –artık doğrusunu Allah bilir- Ladin’den ele geçirilen dokümanların bir kısmını sitesine yüklemiştir. “Abbotabad Belgeleri” ya da “Üsame bin Ladin arşivi” vb kelimelerle arama yapıldığında bu mevzunun hikayesine dair haberlere ulaşılabilir. https://www.cia.gov/library/abbottabad-compound/index_converted_documents.html adresinde bu evrakın bir listesi bulunmaktadır ve bu adresten Bin Ladin’den ele geçirilen binlerce dökümanın pdf’lerine ulaşılabilmektedir. Amerikalıların bununla gerçek gayesi nedir bilmeyiz ama bu vesileyle binlerce İslami kaynağa da ulaşılabilmektedir. Allah dilerse facirleri de kendi dinine bu şekilde hizmet ettirebilir. Nitekim bu dokümanların arasında Buhari ve Müslim’in sahihleri başta olmak üzere çeşitli hadis kitapları, Kuran elifbaları, fıkıh, akaid ve diğer İslami ilimlerle alakalı –çoğu Arapça- birçok eser bulunmaktadır. Sırf listesi dahi sayfalarca olduğu için hepsini baştan sona inceleme imkanımız elbette olmadı, lakin hızlı bir taramayla göze çarpan kitaplardan mesela İmam Nevevi’nin el-Mecmu adlı Şafii fıkhına dair kitabını, İbnu Kesir’in el-Bidaye ve’n Nihaye adlı İslam Tarihine dair eserini, İbnu Battal’ın Buhari Şerhini, İmam Ahmed’in –yakın zamanda neşrine muvaffak olduğumuz- er-Raddu ale’l Cehmiyye adlı eserini ve daha sayısız kitabı zikredebiliriz. Bütün bunlara da aynı şekilde CIA’nın sitesinden verdiğimiz linke tıklayarak ulaşılabilmektedir. Bu Genç Hoca denen şahıs CIA’nın -her biri İslam’ın temel kaynakları, divanları olan- bu kitaplara da aynı şekilde ulaşılmasını sağlayarak milletin kafasını karıştırmayı hedeflediğini iddia ediyorsa artık bu sözün bittiği yer olur. Bin Ladin’in bilgisayarındaki bu dokümanların arasında elbette muasır çalışmalar da önemli bir yekün tutmaktadır. İşte Dr. Fadl’ın el-Cami’si, yanı sıra Ebu Katade el-Filistini’nin Mühim Fetva adlı risalesi vb cihadi akıma mensup yazarlara ait birkaç Türkçe risale de bu dokümanların arasında yer almaktadır. Olayın hikayesi budur. Meseleyi sulandırmaya, ortalığı bulandırmaya, komplo teorileri uydurmaya gerek yoktur. Muhammed bin Abdilvehhab’ın İngiliz ajanı olduğu yalanı elinizde patlamışken ve buna dair İranlı Rafizilerin uydurduğu Hatırat-ı Hampher adlı yalannameden başka bir vesika yokken, şimdi yeni yeni yalanlar uydurup da günahınızı ve rezilliğinizin boyutunu artırmayın. GH’ya veya ipini elinde tutanlara tavsiyem daha fazla rüsvay olmadan piyasadan çekilin! Bu kişinin İslami mevzularda ortaya attığı yalanlar ve saptırmalar da var ki yeri gelirse bunlara da değiniriz, onlar bundan daha şediddir. Ama bu kısa yazıda ele aldığımız misal dahi bu şahsın sırf dikkat çeken videolar hazırlamak amacıyla böyle doğru dürüst araştırma yapmadan ortaya çıktığını göstermektedir. Böyle basit bir konuda bile Allah’tan korkmadan kuldan utanmadan rahatça yalanlar icad edebilen birisinin aynı tutumu din konusunda göstermesine de şaşılmaz. O yüzden aklı başında herkese bu tür meçhul şahsiyetleri, sanal din tüccarlarını ciddiye almamalarını tavsiye ederiz vesselam.
Kendisi de bir kral olan Halife Memun Nadr bin Şumeyl (ra)'a şöyle demiştir:
يَا أَبَا الْحَسَنِ الْإِرْجَاءُ دِينُ الْمُلُوكِ
"Ey Ebu'l Hasen! İrca (Mürcielik) kralların dinidir!" (ed-Dulabi, el-Esma ve'l Kuna, no: 832; ayrıca Lalekai, es-Sunne, no: 2818)

 

Related Topics

  Konu / Başlatan Yanıt Son İleti
0 Yanıt
2205 Gösterim
Son İleti 10.06.2015, 01:45
Gönderen: Nuhun Gemisine Davet
0 Yanıt
2241 Gösterim
Son İleti 25.07.2017, 16:05
Gönderen: AbdulAzim