Darultawhid

Gönderen Konu: ŞEFAAT KAVRAMI HAKKINDA  (Okunma sayısı 118 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimiçi Selefii

  • Özel Üye
  • Üye
  • *
  • İleti: 55
  • Değerlendirme Puanı: +0/-0
ŞEFAAT KAVRAMI HAKKINDA
« : 12.02.2021, 06:42 »
بسم الله الرحمن الرحيم

MUKADDİME

Günümüzde hakkında pek çok sapmanın ve batıl iddiaların olduğu konulardan biriside bir insanın hazır ve diri olan birinden yada vefatından sonra kabri başında -tıpkı hayatta olan birine nida edip, talebte bulunmak gibi- işittiğine itikad ederek bir ölüden, Allahu Teâlâ’nın izni dahilinde şefaat talebinde bulunmaktır. Bu iki husus hakkında ümmetin alimlerinin yaklaşımı belli olduğu halde, günümüzde bazı kimseler, ümmetin alimlerinin söylemediği bir iddiada bulunmuşlar ve bu iki hususu da büyük şirk kapsamında değerlendirmişlerdir. Bu sapmanın meydana gelme sebebi ise, ihlastan uzak olmanın yanı sıra iman ve küfür, tevhid ve şirkin sınırlarını bilmemek, üzerinde tartışılan şefaat mefhumu hakkında da ilmi bir alt yapıya sahip olmamaktır. Bu meseleyi diline dolayıp konuşan bir çok kişinin kalbinde, ne iman ve küfrün sınırlarına dair, ne de şefaat kavramına dair bir ilim ve basiret yoktur. Bunun en bariz alametleri de, bu meseleyi konuşanların ortaya attıkları iddialarında bir seleflerinin olmaması, naslar hakkında şahsi reyleriyle sonuç/hüküm çıkarmaları, sözlerinde birbirine muhalif olan, birbirine zıdd düşen kelamlar sarfetmeleri ve kalplerinde birbirine zıdd olan düşünceleri cem etmeleridir. Böyle vahim bir hal üzere olmalarına rağmen, insanları bu şahsi düşüncelerine davet etmeleri, nasları illetlerinden bağımsız değerlendirerek, nassın murad etmediği manayı naslara yüklemeleri, ümmetin alimlerini tekfir etmeleri veya tekfir töhmeti altında bırakmaları, saf sünni ve selefi akideye bidat fikirler dahil etmeleri, haramı küfür, küfrü ise mübah kılmaları gibi arızalar da keza bu bahsettiğimiz cehaletin ve ihlassızlığın zahire yansıyan sonuçlarıdır. Bu bakımdan bu yazıda şefaatin tanımını, rükünlerini, şartlarını, kısımlarını, şirkle olan bağlantısı gibi önemli konulara temas edeceğiz inşaAllah. Umulur ki insanlar, Allahu Teâlâ’nın izniyle bu mevzuyu ve dayandığı asılları daha iyi kavrar ve batılı terk edip hakka intisab ederler. Tevfik Allahu Teâlâ’dandır.

Çevrimiçi Selefii

  • Özel Üye
  • Üye
  • *
  • İleti: 55
  • Değerlendirme Puanı: +0/-0
Ynt: Şefaat Mefhumu
« Yanıtla #1 : 12.02.2021, 06:54 »
1- ŞEFAATİN TANIMI VE RÜKÜNLERİ

İmam Kurtubi rahimehullah şöyle der: “Şefaat" kelimesi “çift” anlamına gelen “eş-şef”den alınmadır. Mesela vetr/tek iken onu çift kıldım, demek isterken bu tabir kullanılır. Şuf’a kelimesi de buradan gelmektedir. Çünkü şuf’a kelimesiyle ortak, ortağının malını kendi malına katar. Şefi' ise, şuf’a hakkının sahibi ve şefaat sahibi demektir. “Şâfi'/dişi deve” ise arkasından gelen yavrusu olduğu halde hamile kalan dişi deve demektir. “Şef’u'/dişi deve” ise, bir defada iki defa kadar süt veren dişi deve demektir. Bir kimseden şefaat dilemeyi ifade etmek için “istişf’a” masdarından gelen kelimeler kullanılır. Buna göre “şefaat” kendi makamına ve aracı yaptığına başkasını da ilave edip katman demektir. O halde "şefaat" gerçek anlamı ile kendisi katında şefaat istenilen (el-müşaffa')ın yanında şefî'in (şefaati istenenin) makamını açığa çıkarmayı ve onun menfaatini meşfu’a (kendisine şefaat edilene) ulaştırmayı ifade eder’’(Kurtubi Tefsiri 2/69)

Yine Kurtubi rahimehullah şöyle demiştir: “Şefaat, şef’at ve benzeri ifadeler sayıda çift anlamındaki “eş-şefi” den gelmektedir. Şefi’ (şefaatçi) da buradan gelmektedir. Çünkü şefaatçi, ihtiyacı bulunan kimse ile birlikte şef’ (çift) olmaktadır… Şef’ bire bir eklemek demektir. Şuf’a ise, ortağının mülkünü kendi mülküne katman demektir. Buna göre şefaat, senden başkasını kendi mevkiine ve aracılığına katman demektir. O halde şefaat, şefaatte bulunan kimsenin, nezdinde şefaat edilenin yanındaki mevkiini açıkça ortaya çıkarmak ve lehine şefaatte bulunan kimseye de bir menfaat ulaştırmak demektir.” (Kurtubi Tefsiri 5/347)

Böylece anlaşılmaktadır ki, “iştişfa” bir kimsenin, bir başkasından bir şey istemesi ve ondan ihtiyacını gidermesini taleb etmesidir. Bu olaya da ‘’şefaat’’ denilir. Zira ihtiyaç sahibi kişi tek idi de, şefaatçi de onunla bir araya gelerek yanında ikincisi/çifti oldu. Buda delalet eder ki, şefaat talebinin mutlaka bir gayesi ve amacı olması gerekir. O amaç da, kendisi için şefaatte bulunulacak kimsenin faydasına olacak bir şeye erişmesi, zararına olacak bir durumdan kurtulması veya bir ihtiyacının karşılanmasıdır. Bu gayede şefaat talebini kabul veya red edecek bir “teşfi” makamının olmasını gerektirir. O halde şefaat mefhumu şu dört rükünden oluşan bir mefhumdur.


1. Rükün: Meşfu’un Lehu (Şefaat edilen/Şefaat Taleb Edeb)

Bu kendisi için şefaat istenen kimse anlamına gelir. Yani iştişfa/şefaat talebinde bulunan kişiyi ifade eder. Bunlarda bazılarının derecelerinin artması için, bazılarının ateşten çıkmak için, bazılarının da günahlarının affedilmesi gibi şefaat talebinde bulunan bütün Müslüman ve müminlerdir. Nitekim bu konularda nas varid olmuştur.

2. Rükün: Şefi’ (Şefaat eden/Şefaatçi)

Buda şefaat eden demektir. Yani şefaat taleb eden meşfu’un, makam olarak kendisinden üstün gördüğü ve kendisine katılmasını istediği, kendisiyle şef’/çift olmasını taleb ettiği kimsedir. Konuyla ilgili naslarda ve rivayetler de peygamberler, melekler, şehitler, âlimler, veliler ve seçkin kişiler gibi Allah’ın razı olduğu ve izin verdiği kimselerin Allah katında şefaat edecekleri bildirilmiştir.

3. Rükün: Meşfu’n İleyhi (Şefaat İstenen)

Bu da teşfi makamını ifade eder. Yani kendisinden şef’i/aracı vasıtasıyla şefaat istenen; affı, rahmeti, merhameti, bağışlaması vb talep edilen yüce makam sahibine denir. Buda, Allah Teâlâ’dır. Bu yüzden şefaat edecek olanlar, şefaat iznini ve yetkisini Allah Teâlâ’dan alırlar ki, bu şefaatin şartlarından birisidir.

4. Rükün: Meşfu’un Fîhî (Şefaatin Konusu/Gayesi)

Buda şefaatin konusu ve gayesidir. Oda genel olarak kendisi için şefaat istenen kişinin (yani meşfu’nun) bir faydaya erişmesi ya da bir zarardan kurtulmasıdır.

Sonuç olarak şefaat mefhumu bu dört temel rükünden oluşan bir hakikattir. Şer’i nasların delaletiyle bu rükünlerin bazı şartları vardır ki, oda bir sonraki bahsin konusudur.

 

Related Topics

  Konu / Başlatan Yanıt Son İleti
3 Yanıt
5428 Gösterim
Son İleti 10.04.2016, 21:13
Gönderen: Tevhid Ehli
2 Yanıt
5816 Gösterim
Son İleti 07.05.2016, 00:46
Gönderen: Tevhid Ehli
1 Yanıt
5687 Gösterim
Son İleti 12.05.2016, 02:22
Gönderen: Tevhid Ehli
0 Yanıt
3699 Gösterim
Son İleti 17.11.2018, 01:44
Gönderen: Izhâr'ud Dîn
6 Yanıt
748 Gösterim
Son İleti 02.03.2021, 01:19
Gönderen: Sırât-ı Müstakîm