Darultawhid

Gönderen Konu: İSMAİLAĞA HATİPLERİNDEN ÖMER FARUK KORKMAZ’IN İDDİALARI HAKKINDA  (Okunma sayısı 142 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimiçi Tevhid Ehli

  • Administrator
  • Yönetici
  • *****
  • İleti: 2065
  • Değerlendirme Puanı: +50/-0
Bismillahirrahmanirrahim,

Malum olduğu üzere, son yıllarda tasavvuf camiasına ve bilhassa da İsmailağa cemaatine mensup olan çokça sosyal medya fenomeni ortaya çıkmıştır. Bunlardan en meşhuru Cübbeli’dir, başka da burada isimlerini anmak istemediğim birçok kişi vardır ki bunlar esasında bir tip sosyal medya trolünden öteye geçmemektedir. Bunlardan kimisi mahalle kabadayısı ağzıyla sözümona İslami meselelerde ahkam keserken, kimisi de çeşitli palavralarla beraber kahvehane sohbeti tadında seviyesiz paylaşımlarda bulunup güya tekfircilere (!) reddiye yapmaktadırlar. Bu fenomenlerin en ilimlisi Cübbeli Ahmet’in durumu TV şovmeninden öteye geçmezken, varın bu mezkur cahil cühela trollerin halini siz düşünün! Biz bu seviyesiz tiplere cevap yetiştirip de gündemi bu kişilerin cehaletleriyle meşgul etmek istemiyoruz. Zaten sözde tevhidi (!) cenahta da bu trollerle aynı seviyede ve aynı kulvarda at koşturup bu tiplere aklınca cevap yetiştiren birçok kimse mevcuttur. İsmailağa cemaatinin sosyal medyada faaliyet gösteren hatiplerinden dikkatimizi çeken sadece bir tek kişi vardır ki o da Ömer Faruk Korkmaz isimli zattır. Bu kişi, belli ilmi tedrisatlardan geçmiş olan ve yaptığı konuşmalarda da ilmi esaslara riayet ediyormuş gibi yapan, adaleti gözetiyor izlenimi veren, muhalifin görüşlerini iyice tahkik ettiği ve muhalife ait olmayan görüşü ona nisbet etmiyormuş gibi izlenim vermeye çalışan birisidir. Lakin bu şahsı dinlediğimizde hakikatte ilmi kaidelere ve adalete riayet etmediğine şahit olmuş bulunmaktayız. Yani o başlangıçta çizdiği profilin tamamen dışına çıkıp, Tevhid ehli selefilere asılsız iftiralarda ve geçersiz ithamlarda bulunmuştur. Şimdi buna dair bazı misaller paylaşacağız inşaallah.

Bu şahıs, tevhid akidesine ve selef-i salihin menhecine yönelik bir çok reddiye içerikli video doldurmuştur. Bunu yaparken de daha ziyade İbnu Teymiyye ve Muhammed bin Abdilvehhab gibi alimleri hedef almıştır. Tabi şunu da sormak gerekir, gerek bu şahıs, gerekse mensub olduğu camianın diğer davetçileri “Selefilik” ve “Vehhabilik” gibi konularda yaptıkları reddiyelerin binde birini –kem küm ederek de olsa karşı olduklarını ifade ettikleri- Laiklik, Demokrasi, Kemalizm gibi konularda yaptılar mı acaba? Bu kişilere göre “Selefilik” mi İslam’a daha uzak yoksa bu batıl ideolojiler mi? Hatta şu an gençliği din dışı seküler yaşam tarzı mı daha çok tehdid ediyor yoksa tekfirci dedikleri üç beş kişinin faaliyetleri mi? Ömer Faruk Korkmaz’ın kendi şahsi kanalını ve bazı yayınlarını paylaşan İsmailağa, Yavuz Selim Gençlik gibi kanalları incelediğimizde bu konularda kayda değer bir yayına raslanmıyor. Öyle görünüyor ki bu kişiler, kendi akidelerine davetten de ziyade daha çok kendi tabanlarını muhafaza etmek için uğraşıyor. Kendi tabanlarının kafasını da en çok selefi akımlar karıştırdığı için mevcut kitlelerini (buna rant, para, şöhret gibi şeyleri de ilave edebilirsiniz!) kaybetmemek için can havliyle uğraşıyorlar. Diğer konularla uğraşmanın bedeli var, selefilikle uğraşmanın bedeli yok! O yüzden onlar da en kolayını tercih edip enerjilerini selef akidesini çürütmek için harcamayı tercih ediyorlar.

Şimdi Ömer Faruk Korkmaz adlı bu kişi, Vehhabilik başlığı altında bazı videolar neşretmiş. O videolardan birisinde açıkça “Vehhabi” dediği kişilerin şefaati reddettiğini söylüyor ve bunu birkaç defa tekrarlıyor. Ben acaba yanlış mı anladım veya ilerde düzeltecek mi diye bekleyip baştan sona dinlerken, bu kişi ısrarla aynı iddiasını tekrarladı, hatta Şeyh Muhammed bin Abdilvehhab’ın Keşf’uş Şubehat adlı eserinden güya bu hususa delalet eden alıntılar yaptı. Halbuki bu kitabı baştan sona okusaydı ve Şeyh’in diğer kitaplarına da göz atmış olsaydı orada reddedilen şefaatin, ayet ve hadislerde haber verilen müsbet şefaat değil, bilakis Allahın izni olmaksızın yapılacağı tasavvur edilen menfi şefaat veya şirki şefaat olduğunu açıkça görecekti. Şunu da belirtelim, Vehhabilik diye bir müstakil bir mezhep yoktur ve Vehhabi dediği kimseler selef-i salihinin ve Ehli sünnet vel cemaatin akidesine bağlı olan kişilerdir. Şefaatin hak olduğu ise Ehli sünnetin en temel itikad esaslarından bir tanesidir. “Vehhabiler!” şefaati reddetmek bir yana şefaati reddedenleri küfür ve sapıklıkla itham ederler. Şeyh Muhammed bin Abdilvehhab rahimehullah bizzat kendisi bu hususta şöyle demektedir:


وأؤمن بشفاعة النبي، وأنه أول شافع وأول مشفع، ولا ينكر شفاعة النبي  إلا أهل البدع والضلال

"Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem)'in Şefaat edeceğine iman ederim. İlk Şefaat edecek ve edilecek olan odur. Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem)'in Şefaatini sadece Bid'at ve Dalalet Ehli inkar eder." (Şahsi Risaleler, 5/9)

Yine aynı videoda “Vehhabilerin” tevessülü ve kabir başında dua etmeyi şirk olarak gördüğü yönünde bazı iddialarda bulunmaktadır. Halbuki “Vehhabi” ismini verdiği tevhid ehli, bunları İslam’dan çıkaran bir şirk olarak görmezler, ancak bidat olarak ya da şirke kapı açabilecek küçük şirk kapsamındaki ameller olarak görürler. Bu kişi, “Vehhabi” ve “Selefi” olarak adlandırdığı hiçbir alimin kitabından bunları yapanları niyetine, kasdına bakmadan sorgusuz sualsiz tekfir ettiğine dair –ki konuşmasında o şekilde lanse ediyor- bir tek nakilde bulunamaz. Kendisini tevhide nisbet eden ve aslında tevhidle şirki ayıramadığı için küçük şirk olan amellere büyük şirk diyen cahillerin sözleri ise bizi bağlamamaktadır. Şeyh Muhammed bin Abdilvehhab rahimehullah bizzat kendisi bu hususta şöyle demektedir:


والله يعلم أن الرجل افترى عليَّ أموراً لم أقلها، ولم يأت أكثرها على بالي (...) وإني أقول: إن الناس من ستمائة سنة ليسوا على شيء، (...) وإني أكفّر من توسل بالصالحين، وإني أكفّر البوصيري لقوله: يا أكرم الخلق، (...) جوابي عن هذه المسائل، أن أقول: سبحانك هذا بهتان عظيم
"Benim hiçbir zaman söylemediğim hatta hiçbir zaman başıma gelmeyen şeyleri bana nispet eden adamı (ibni Suheym) Allah bilir. (...) Bunlardan biri: Son altı yüz yıldır insanların doğru yol üzere olmadıkları (..) Evliya ile Tevessül edenleri Tekfir ettiğim ve Busiri’yi "ey yaratılmışların en hayırlısı!" sözünden dolayı Tekfir ettiğim. (...) Bütün bunlara cevabım şudur: Subhanallah, bunlar iftiradan başka birşey değildir." (Muellefetu’ş-Şeyh Muhammed ibni Abd’il Vehhab, 5/11-12; 5/62)

Böylece çok araştırmacı ve muhakkik edasıyla konuşan Ömer Faruk Korkmaz’ın aslında ilimsizce atıp tutan diğer dindaşlarından çok da farklı olmadığı ve muhalifinin daha neyi savunduğunu tam olarak öğrenmeden muhalifine reddiye vermeye kalkıştığı ortaya çıkmaktadır. En alimleri ve en insaflı gözükenleri bu haldeyse bu camianın avam tabakasının ne halde olduğunu varın siz hesap edin! Bu vesileyle tekrar hatırlatalım ki kim olursa olsun her fırkanın akidesinin kendi kitaplarından ve kavillerinden öğrenilmesi gerekmektedir. Sözkonusu olan Vehhabilik adını verdiği Necd daveti ise şu halde Muhammed bin Abdilvehhab’ın Kitab’ut Tevhid adlı eseri başta olmak üzere diğer kitaplarından ve diğer Necdi davet imamlarının eserlerinden akideleri ve dayandıkları deliller, muhaliflerine verdikleri cevaplar öğrenilebilir. Yoksa işte böyle önyargılarla, kulaktan dolma bilgilerle hareket edilirse bu şekilde gülünç duruma düşmekten kurtulmak mümkün değildir. Bu konulardaki yazılarımız devam edecektir inşaallah vesselam…

Kendisi de bir kral olan Halife Memun Nadr bin Şumeyl (ra)'a şöyle demiştir:
يَا أَبَا الْحَسَنِ الْإِرْجَاءُ دِينُ الْمُلُوكِ
"Ey Ebu'l Hasen! İrca (Mürcielik) kralların dinidir!" (ed-Dulabi, el-Esma ve'l Kuna, no: 832; ayrıca Lalekai, es-Sunne, no: 2818)

 

Related Topics

  Konu / Başlatan Yanıt Son İleti
1 Yanıt
2263 Gösterim
Son İleti 11.12.2015, 23:21
Gönderen: darultawhid.com
2 Yanıt
3344 Gösterim
Son İleti 01.07.2016, 22:43
Gönderen: Tevhid Ehli
3 Yanıt
3161 Gösterim
Son İleti 22.03.2021, 23:06
Gönderen: Tevhid Ehli
6 Yanıt
1883 Gösterim
Son İleti 08.09.2018, 08:44
Gönderen: Teymullah
0 Yanıt
491 Gösterim
Son İleti 17.04.2020, 18:00
Gönderen: İbn Umer