Darultawhid

Gönderen Konu: ŞEYH'UL İSLÂM İBNU TEYMİYYE HAKKINDA TAKRİZLER  (Okunma sayısı 178 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Muferridûn

  • Yeni üye
  • *
  • İleti: 11
  • Değerlendirme Puanı: +0/-0
  • سَبَقَ الْمُفْرِدُونَ

بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
Şeyh’ul İslâm İbnu Teymiyye Hakkında Takrizler
İbnu Nâsır’id Dîn ed-Dimeşkî, er-Radd’ul Vâfir

Hamd, ancak Allâh içindir. O’na hamd eder, O’ndan yardım ve mağfiret dileriz. Nefislerimizin şerrinden, amellerimizin kötülüklerinden O’na sığınırız. Allâh kimi hidayete erdirirse onu saptıracak, kimi de saptırırsa onu hidayete erdirecek yoktur. Allâh’tan başka -ibadete layık, hak- ilah olmadığına şehadet ederim. O, tektir ve ortağı yoktur. Yine şehadet ederim ki Muhammed O’nun kulu ve Rasûlü’dür.

﴿يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اتَّقُوا اللهَ حَقَّ تُقَاتِهِ وَلاَ تَمُوتُنَّ إِلاَّ وَأَنْتُمْ مُسْلِمُونَ.﴾ [آل عمران: 102]
“Ey iman edenler! Allâh’tan korkulması gerektiği gibi korkun ve kesinlikle ancak Müslümanlar olarak can verin!”[1]

﴿يَا أَيُّهَا النَّاسُ اتَّقُوا رَبَّكُمُ الَّذِي خَلَقَكُمْ مِنْ نَفْسٍ وَاحِدَةٍ وَخَلَقَ مِنْهَا زَوْجَهَا وَبَثَّ مِنْهُمَا رِجَالاً كَثِيرًا وَنِسَاءً وَاتَّقُوا اللهَ الَّذِي تَسَاءَلُونَ بِهِ وَالْأَرْحَامَ إِنَّ اللهَ كَانَ عَلَيْكُمْ رَقِيبًا.﴾ [النساء: 1]
“Ey insanlar! Sizi bir tek nefisten yaratan, ondan da eşini yaratan ve ikisinden birçok erkekler ve kadınlar meydana getiren Rabbinizden sakının! Adını kullanarak birbirinizden dilekte bulunduğunuz Allâh’tan ve akrabalık haklarına riayetsizlikten sakının! Şüphesiz Allâh sizin üzerinize gözetleyicidir.”[2]
﴿يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اتَّقُوا اللهَ وَقُولُوا قَوْلاً سَدِيدًا۞ يُصْلِحْ لَكُمْ أَعْمَالَكُمْ وَيَغْفِرْ لَكُمْ ذُنُوبَكُمْ وَمَنْ يُطِعِ اللهَ وَرَسُولَهُ فَقَدْ فَازَ فَوْزًا عَظِيمًا.﴾ [الأحزاب: 71-70]
“Ey iman edenler! Allâh’tan sakının ve sözün en doğrusunu söyleyin ki Allâh, amellerinizi ıslah etsin ve günahlarınızı bağışlasın. Kim Allâh’a ve Rasûlü’ne itaat ederse büyük bir kurtuluşa ermiş olur.”[3]

Bundan sonra; muhakkak ki sözlerin en doğrusu Allâh’ın Kitâbı, yolların en hayırlısı ise Muhammed (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem)’in yoludur. İşlerin en kötüsü ise sonradan uydurulanlardır. Sonradan uydurulan her şey bidattir. Her bidat sapıklık ve her sapıklık da ateştedir.[4]

Ömer bin Hattâb Radiyallâhu Anh bir hutbesinde şöyle buyurmuştur:

“Rasullerin gelmediği her fetret döneminde dalâlette olanı hidâyete davet eden, onların ezalarını sabırla karşılayan ve körleri Allâh’ın kitabıyla dirilten bir kısım ilim ehlini bırakarak kullarına bağışta bulunan Allâh’a hamd olsun. İblisin öldürdüğü nice kimse vardır ki ilim ehli onların hayata dönmelerini sağladı ve dalâlette olan nice şaşkın kimse vardır ki ilim ehli onlara doğru yolu gösterdi. Kulların helak olmaması için kanlarını ve mallarını feda ettiler. Bu ilim ehlinin insanlar üzerindeki tesirleri ne kadar da güzeldir ve insanların onlar hakkındaki davranışları ne kadar da çirkindir! Geçmişten günümüze dek o insanlar, bu ilim ehlini cezalar tatbik ederek ve benzerleriyle öldürürler. Ama Rabb’in onları unutmadı…


﴿وَمَا كَانَ رَبُّكَ نَسِيًّا.﴾ [مريم: ٦٤]
“Rabbin unutkan değildir.”[5]

Rabb’in, onların kıssalarını hidayet kıldı ve sözlerinin güzelliğini haber verdi. Bu sebeple onlar hakkında ihmalkâr davranma. Zira her ne kadar bunlar alçak saldırılara maruz kalsalar da yüce bir mevkidedirler.”[6]

İşte, bu yüce âlimlerden biri de Şeyh’ul İslam İbnu Teymiyye Rahimehullâh’tır. İmam Ebû Hafs Ömer bin Alî el-Bezzâr'ın, Şeyh’ul İslam İbnu Teymiyye’nin Menkıbeleri Hususunda Yükseltilmiş Sancaklar ismiyle yayınlanacak eserinin takdiminde İbnu Teymiyye'nin mihneti ve İbnu Nâsır’id Dîn ed-Dimeşkî'nin er-Radd’ul Vâfir isimli eseri hakkında özetle şöyle denilmektedir:

Şeyh’ul İslam İbnu Teymiyye Rahimehullâh, İslam’ın garipliğinin şiddetlendiği, cehaletin çoğaldığı, yalanın, hile ve hıyanetin esas haline geldiği bir devirde dünyaya gelmiş ve bu sebeple devrinin insanları selefin ilmini, bozulmamış saf inancını, temiz ahlakını öyle bir devirde temsil eden birisine tahammül edememişler, tabiri caizse böyle birini taşıyamamışlardır. Selef döneminin sonlarında yaşayan İmam Ahmed bin Hanbel başta olmak üzere dönemin muhaddisleri ve âlimleri, İbnu Teymiyye ile aynı ithamlara, tecsim ve teşbih ithamlarına maruz bırakılıp mihneye tabi tutularak, devrin yöneticileri ve kadıları tarafından bizzat küfür ve irtidad ithamıyla yargılanırken İbnu Teymiyye’nin benzer çevrelerden benzer ithamlarla karşılaşmasına asla şaşılmamalıdır. Keza bugün İslam imamları deyince akla gelen bütün isimlerin; fıkıh, hadis ve tefsir imamlarının hemen hepsi yine kendi dönemlerindeki âlimler ve yöneticiler tarafından çeşitli mihnetlere ve iftiralara maruz kalmışken İbnu Teymiyye’nin benzer imtihanlardan geçmesinde şaşılacak bir şey yoktur. Durum tıpkı Hanefi fakih ve muhaddis, Bedr’ud Dîn el-Aynî’nin (v. 855H) dediği gibidir:

“(Ona dil uzatan kimse) ancak gülleri koklamakla birlikte hemen ölen pislik böceği gibidir. Yine o, kötü ve zayıf görmesi sebebiyle ışık parıltısından rahatsız olan yarasaya benzer. Ona dil uzatanların tenkit edebilme özellikleri de yoktur, ışık saçıcı, dikkate değer düşünceleri de yoktur. Bunlar ancak Salka’, Belka’, Selka’dan ibarettir. Bunların arasında onu tekfir edenler ise Salme’a bin Kalme’a, Heyyân bin Beyyân, Hey bin Bey, Sal bin Dal ve Dalâl İbn’ut Telâl’dir (adı sanı meçhul şahsiyetlerdir).”[7]

“Kim onun kâfir olduğunu söylerse asıl kâfir odur. Kim onu zındıklığa itham ederse kendisi zındıktır. Onun kitapları her tarafta yayılmışken ve onlarda sapıklık ve ayrılığa işaret eden hiçbir şey olmadığı halde bu nasıl olabilir?”

Bedr’ud Dîn el-Aynî, bu sözlerini İbnu Nâsır’id Dîn’in (v. 842H) “er-Radd’ul Vâfir” adlı eserine yazdığı takrizde zikretmiştir.[8] Bu kitap İbnu Teymiyye Rahimehullâh’ı tekfir eden, hatta ona “Şeyh’ul İslam” diyenin kâfir olacağını ileri süren Alâ’ud Dîn el-Buhârî’ye[9] (v. 841) reddiye olarak yazılmıştır ve içinde sayıları 90’a yaklaşan âlimlerin İbnu Teymiyye’ye yaptıkları övgü ve tezkiyeler yer almaktadır.

Hepsi İslam Ümmeti’nin yetiştirdiği seçkin simalar olan bu zatların İbnu Teymiyye Rahimehullâh hakkındaki şehadetleri bu iken, ilme nispet edilen bir iki kişinin menfi kanaat belirtmesi ile ona leke gelmez. Keza ilimden nasibi olmayan birtakım mutaassıp kimselerin, kendi mezheplerini onaylamadığından dolayı ona hücum etmelerinin de itibara alınacak bir tarafı yoktur.[10]

İşte bizler bu sebeple, İbnu Nâsır’id Dîn Rahimehullâh’ın er-Radd’ul Vâfir adlı meşhur eserinden, farklı mezheplerde olan muteber âlimlerin, Şeyh’ul İslâm İbnu Teymiyye Rahimehullâh hakkındaki takrizlerinde yer alan muhtelif övgü ve sözlerini, konunun ehemmiyetine binaen okuyuculara arz etmekteyiz.

Gayret bizden, tevfik Allâh’tan…
 1. Âl-i İmrân 3/102.
 
 2. En-Nisâ 4/1.
 
 3. El-Ahzâb 33/70-71.
 
 4. Şeyh’ul İslam İbnu Teymiyye Rahimehullâh’ın, “İslam nizamının ve imanın düğümü” (İbnu Teymiyye, Mecmû’ul Fetâvâ, 14/223) olarak nitelediği “Hutbet’ul Hâce (İhtiyaç Hutbesi)” isimli bu duayı, Rasûlullâh Sallallâhu Aleyhi ve Sellem hutbelerinin girişinde okurdu. Bu meşhur hutbenin çeşitli kısımları Nesâ’î, Hadis no: 3278; Müslim, Hadis no: 868; Ebû Dâvud, Hadis no: 2118; Tirmizî, Hadis no: 1105 ve diğer hadis mecmualarında değişik lafızlarla nakledilmiştir.
 
 5. Meryem 19/64.
 
 6. İbn’ul Kayyim, Cilâ’ul Efhâm, sf. 415-416; İbnu Vaddâh, el-Bide, sf. 26-27 Hadîs no: 3.
 
 7. İbnu Manzûr’un işaret ettiği gibi bunlar, kendisi de babası da tanınmayan kişilere verilen unvanlardır. (Lisân’ul Arab, 8/206) Bunlar Türkçe’de kullanılan “Sarı Çizmeli Mehmet Ağa” gibi ifadelere benzemektedir.
 
 8. İbnu Nâsır’id Dîn ed-Dimeşkî, er-Radd’ul Vâfir, sf. 260-262.
 
 9. Er-Radd’ul Vâfir’in girişinde muhakkikin bahsettiğine göre bu zat Sa’d’ud Dîn Taftazânî’nin öğrencisi olan mutaassıp bir Hanefidir.
 
 10. İmam Ebû Hafs Ömer bin Alî el-Bezzâr, Şeyh’ul İslam İbnu Teymiyye’nin Menkıbeleri Hususunda Yükseltilmiş Sancaklar, Neda Yayınları, sf. 10-13.
Rasûlullâh Sallallâhu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu:

“Muferridûn Allâh’ı çok zikreden erkek ve kadınlardır.” (Müslim, Hadîs no. 2676)

“Muferridûn Allâh’ı zikretmeye, Allâh’ı hatırından hiç çıkarmamaya düşkün olan kimselerdir. Bu zikir onların günahlarını kaldırır, bunun üzerine onlar Kıyâmet Gününde çok hafif (yüklerinden kurtulmuş) olarak gelirler.” (et-Tirmizî, Hadîs no. 3596)

Çevrimdışı Muferridûn

  • Yeni üye
  • *
  • İleti: 11
  • Değerlendirme Puanı: +0/-0
  • سَبَقَ الْمُفْرِدُونَ
Ynt: ŞEYH'UL İSLÂM İBNU TEYMİYYE HAKKINDA TAKRİZLER
« Yanıtla #1 : 12.03.2021, 18:46 »

İbnu Hacer el-Askalânî[1]

Hadiste Emîr’ul Mu’minîn, Allame, İbnu Hacer eş-Şâfi’î’nin takrizi şu şekildedir:

Allâh’a hamdolsun. Seçtiği kullarına selam olsun.

Bu faydalı telife ve bunun bir araya getirilmesinin sebebini oluşturan maksatları kapsayan bu mecmuaya vakıf oldum. Bunu yazan İmam’ın âlim oluşunu, âlimlerin arasında methedilen faydalı ilimlerde bir otorite oluşunu ve şerefini tahakkuk ettim.

Şeyh Takiyy’ud Dîn’in imamlığının şöhreti güneşin şöhretinden daha fazladır. Kendi döneminde Şeyh’ul İslam diye lakaplanması temiz diller üzerinde bugüne kadar bakidir. Yarın da dünkü gibi devam edecektir. Bunu, onun kadrinden cahil olanlar veya insaftan uzak olanlar dışında kimse inkâr etmez. Bunu yapıp da kendi kötülüklerini çoğaltan ne kadar da galiz bir şey yapmıştır! Bizi nefsimizin ve dilimizin biçtiği şerlerden minneti ve fazileti ile korumasını kendisinden istediğimiz ancak Allâhu Teâlâ’dır.

Eğer meşhur hafız Alem’ud Dîn el-Birzâlî’nin Târîh’inde bildirdiği, İslam tarihinde hiçbir cenazeye, Şeyh Takiyy’ud Dîn’in cenazesine katılan sayıdan fazla kişinin katılmamış olması faziletinden başka bu adamın hiçbir fazileti olmasaydı, bu bile ona yeterdi. Daha sonra Birzalî, İmam Ahmed’in cenazesinin gerçekten görkemli oluşuna işaret etti. İmam Ahmed’in cenazesine yüz binlerce kişi şahit oldu, ancak eğer Dimeşk’te Bağdâd’da olan halk gibi ya da daha fazla kişi olsaydı, onlardan hiçbiri İbnu Teymiyye’nin cenazesine katılmaktan geri kalmazdı. Yine İbnu Teymiyye’nin durumunun aksine az bir miktar insan dışında Bağdad’daki herkes İmam Ahmed’in İmam olduğuna inanıyordu, Bağdad’daki emir ve o zamanın halifesi de İmam Ahmed’i sevme ve onu tazim etmede zirveye ulaştılar. İbnu Teymiyye öldüğünde şehrin emiri uzaktaydı ve şehirdeki fakihlerin çoğu -o kalede ölünceye kadar- onun aleyhine taassup içerisindeydi. Bununla beraber, üç kişi dışında -ki bunlar kendileri için avamdan korkarak katılmadılar- İbnu Teymiyye’nin cenazesinde hazır bulunmaktan, onun için rahmet dileyip onun ölümüne üzülmekten geri kalan hiç kimse yoktu. Bu büyük topluluğun hazır bulunmasıyla beraber, insanları İbnu Teymiyye’nin imamlığı ve bereketine inanmaları dışında cenazesine katılmaya teşvik ettirici bir unsur yoktu. Bu sultanın veya başka birinin insanları bir araya getirmesiyle olmadı. Nebî Sallallâhu Aleyhi ve Sellem’den sahih olarak şöyle dediği rivayet edilmiştir:


«أَنْتُمْ شُهَدَاءُ اللّٰهِ فِي الأَرْضِ.»
“Siz dünyada Allâh’ın şahitlerisiniz.”[2]

Şeyh Takiyy’ud Dîn’e âlimlerden bir grup bir kaç defa usûl ve furûdan reddettikleri şeylerden dolayı karşı çıkmıştır. Bu yüzden de Kâhire’de ve Dimeşk’de bir kaç meclis kuruldu. O zamanki devlet ehlinden ona karşı şiddetli taassup ehli olanlar olmasıyla beraber -ki onu Kâhire’de sonra da İskenderiyye’de hapsettiler- âlimlerin hiçbirinin onun zındık olduğuna veya kanının akıtılması gerektiğine dair bir fetva verdiği kayıtlı değildir. Bununla beraber hepsi onun âlim oluşuna, verasının ve zühdünün çokluğuna tanıklık ederlerdi. Onu cömertlik, şecaat bunun dışında İslâm’a yardım ve de gizlide ve açıkta Allâhu Teâlâ’ya daveti üstlenmesiyle vasfetmişlerdir.

Bu yüzden İbnu Teymiyye’nin kâfir olduğunu söyleyene nasıl karşı çıkılmaz? Bundan başka İbnu Teymiyye’ye “Şeyh’ul İslâm” diyenin de kâfir olacağını söyleyene… Oysa ona bu ismi vermek küfrü gerektirmez! Zira o, kuşkusuz İslâm’da bir şeyhtir. Ona karşı çıkılan meseleleri de bir iştah ile söylememiştir. O inattan dolayı ona hüccet ikame edildikten sonra da bu sözlerinde ısrar etmezdi. İşte bunlar, İbnu Teymiyye’nin tasnifleridir; tecsim görüşünü söyleyenlere reddiye ve bundan beraat ettiğine dair yazılarla dolup taşmaktadır. Bununla beraber o da bir beşerdir, hata da eder, isabet de eder. Bu meselelerdeki isabet ettiği mevzular (diğerlerinden, isabet etmediklerinden) daha çoktur, onlardan istifade edilir ve bu yüzden onun için rahmet dilenir. Bu meselede hata eden taklit edilmez. Aksine İbnu Teymiyye mazurdur. Zira asrındaki imamlar, içtihat gerekçelerinin onda bir araya geldiğine şahitlik ettiler. O kadar ki ona en karşı olan ve ona şer ulaştırmak için en çok çaba eden kişi bile buna şahitlik etmiştir. O da Şeyh Kemâl’ud Dîn ez-Zemlekânî’dir. Aynı şekilde İbnu Teymiyye’nin kendisinden başka hiç kimseyle münazara yaptığı bilinmeyen Sadr’ud Dîn İbn’ul Vekîl de buna şahitlik etmiştir.

Hayret verici şeylerin en hayret vericisi ise, İbnu Teymiyye’nin insanlar arasında Râfizîler’den, Hulûliyye’den ve İttihâdiyye’den oluşan bidat ehline karşı çıkanların en azimi olmasıdır. Bu mesele hakkındaki tasnifleri çok ve meşhurdur. Bu kişiler hakkındaki fetvaları da sayılamayacak kadar çoktur. Ah, onların içleri ne kadar da ferahlar İbnu Teymiyye’nin küfrünü duyduklarında! Ah, İbnu Teymiyye’yi tekfir etmeyeni tekfir edenleri gördüklerinde duydukları sevince!

İlimle iştigal eden ve akıl sahipleri üzerine vacip olan şudur: İbnu Teymiyye’nin sözlerini, kendi meşhur tasniflerinden veya nakil ehlinden güvenilir olanlarının sözlerinden yola çıkarak derin derin düşünmektir. Böyle olunca, reddedilen şeyler ayrıştırılır. Böylelikle nasihat niyetiyle insanlar bundan uyarılır. Ondan başka âlimlerde olduğu gibi, bu hususlarda isabet ettiği şeylerden dolayı faziletleriyle methedilsin.

Şeyh Takiyy’ud Dîn’in, muvafakat ve muhalefet edenlerin faydalandığı muhtelif faydalı tasniflerin sahibi, meşhur öğrencisi Şeyh Şems’ud Dîn İbnu Kayyim el-Cevziyye dışında bir menkıbesi olmasaydı bile o, İbnu Teymiyye’nin makamının yüceliğine hayli hayli yeterdi.

Bu nasıl olmasın ki! Oysa onun ilimdeki önderliğine ve mantuk ile mefhumda sivrildiğine Hanbelîler bir yana, asrındaki Şâfi’îler’den ve diğer imamlardan bazıları şahitlik etmiştir.

Bunlar varken, ona küfür ıtlak edene veya ona “Şeyh’ul İslâm” diyene küfür ıtlak edene iltifat edilmez. Bu makamda, İbnu Teymiyye hakkında haktan sapılmaz. Aksine, hakka dönene ve doğru olanı kabul edene kadar kişinin bundan mani olunması gerekir.

Allâh hakkı söyleyen ve doğru yola erdirendir. Allâh bize yeter, ne güzel bir vekildir!

[İbnu Hacer’in -Allâh onu dünyada uzun yaşatsın- yazısının özellikleri:]

Ahmed bin Alî bin Muhammed bin Hacer eş-Şâfi’î -Allâh onu affetsin- bunu 835H senesinin Rabî’ul Evvel ayının dokuzu Cuma günü Allâh’a hamdederek, Rasûl’ü Muhammed’e ve ailesine Salât-u Selâm ederek söyleyip yazdı.
 1. Er-Radd’ul Vâfir, sf. 246-248.
 
 2. El-Buhârî, Hadîs no: 1367; Muslim, Hadîs no: 949.
Rasûlullâh Sallallâhu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu:

“Muferridûn Allâh’ı çok zikreden erkek ve kadınlardır.” (Müslim, Hadîs no. 2676)

“Muferridûn Allâh’ı zikretmeye, Allâh’ı hatırından hiç çıkarmamaya düşkün olan kimselerdir. Bu zikir onların günahlarını kaldırır, bunun üzerine onlar Kıyâmet Gününde çok hafif (yüklerinden kurtulmuş) olarak gelirler.” (et-Tirmizî, Hadîs no. 3596)

 

Related Topics