Darultawhid

Gönderen Konu: BÜTÜN PEYGAMBERLERİN DİNİ BİRDİR | ŞEYH’UL İSLÂM İBNU TEYMİYYE RAHİMEHULLÂH  (Okunma sayısı 122 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Izhâr'ud Dîn

  • Özel Üye
  • Moderatör
  • *
  • İleti: 252
  • Değerlendirme Puanı: +5/-0
  • فَفِرُّوا إِلَى اللَّهِ

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ
اَلْحَمْدُ للهِ وَحْدَهُ، وَالصَّلاةُ وَالسَّلامُ عَلَى مَنْ لَا نَبِيَّ بَعْدَهُ، وَبَعْدُ

Bütün Peygamberlerin Dini Birdir
Şeyh’ul İslâm İbnu Teymiyye Rahimehullâh[1]

Nitekim Nebî Sallallâhu Aleyhi ve Sellem sahih hadiste şöyle buyurdu:

«إِنَّا معشر الْأَنْبِيَاء ديننَا وَاحِد.»
“Biz peygamberler topluluğunun dini birdir.”[2]

Allâhu Teâlâ şöyle buyurdu:


﴿يَا أَيُّهَا الرُّسُلُ كُلُوا مِنَ الطَّيِّبَاتِ وَاعْمَلُوا صَالِحًا إنِّي بِمَا تَعْمَلُونَ عَلِيمٌ ۞ وَإِنَّ هَذِهِ أُمَّتُكُمْ أُمَّةً وَاحِدَةً وَأَنَا رَبُّكُمْ فَاتَّقُونِ.﴾
“Ey peygamberler! Temiz şeylerden yiyiniz ve iyi ameller işleyiniz. Doğrusu Ben, sizin yaptığınız şeyleri tamamen bilirim. Şüphesiz bu (İslam), tek bir din olarak sizin dininizdir. Ben de Rabbinizim. Öyle ise Bana karşı gelmekten sakının.” (el-Mu’minûn 23/51-52)

Yani, sizin milletiniz tek bir millettir. Nitekim şöyle dediler:


﴿إِنَّا وَجَدْنَا آبَاءَنَا عَلَى أُمَّةٍ.﴾
“Şüphesiz biz babalarımızı bir din üzerinde bulduk.” (ez-Zuhruf 43/22-23)

Yani bir millet üzerine bulduk.

Yine Allâhu Teâlâ şöyle buyurmaktadır:


﴿شَرَعَ لَكُمْ مِنَ الدِّينِ مَا وَصَّى بِهِ نُوحًا وَالَّذِي أَوْحَيْنَا إلَيْكَ وَمَا وَصَّيْنَا بِهِ إبْرَاهِيمَ وَمُوسَى وَعِيسَى أَنْ أَقِيمُوا الدِّينَ وَلَا تَتَفَرَّقُوا فِيهِ كَبُرَ عَلَى الْمُشْرِكِينَ مَا تَدْعُوهُمْ إلَيْهِ.﴾
“Dini dosdoğru tutun ve onda ayrılığa düşmeyin!” diye Nûh’a emrettiğini, sana vahyettiğini, İbrâhîm’e, Mûsâ’ya ve Îsâ’ya emrettiğini size de din kıldı. Fakat senin kendilerini çağırdığın şey (İslam dini), müşriklere ağır geldi.” (eş-Şûrâ 42/13)

O halde peygamberlerin dini birdir ve bu da İslam dinidir. Hepsi mümin Müslümanlardır. Nitekim Allâh bunu Kur’ân’da birden fazla yerde beyan etmiştir. Lakin bazı şeri hükümler değişkenlik arz etmektedir. Bir vakitte belli bir hikmetten dolayı bir emir, şeri bir hüküm olarak kılınabilir, daha sonra başka bir vakitte ise belli bir hikmetten dolayı başka bir emir şeri bir hüküm olarak kılınabilir. Nitekim İslam’ın başlangıcında namazın Beyt’il Makdis’e yönelerek kılınması şeri bir hüküm kılınmıştı, daha sonra bu emir neshedildi ve Kabe’ye yönelerek namaz kılmak emredildi. O halde şeriat değişir, fakat din birdir. O dönemde namazda Şam’a yönelmek İslam dinindendi. Aynı şekilde Mûsâ için Cumartesi yasağı İslâm dinindendi. Sonra Beyt’il Makdis’e yönelerek namaz kılmak neshedildiğinde ve İslâm dini nasih olup namazı Kabe’ye yönelerek kılınmaya değiştirince, herkim nasih yerine mensuh hükümlere tutunursa ne İslam dini üzeredir ne de peygamberlerden birine tabi olanlardandır.

Herkim peygamberlerin şeriatını tebdil edip başka bir şeriat icat ederse, onun şeriatı batıldır. Ona tabi olmak caiz değildir. Nitekim Allâh şöyle buyurmaktadır:


﴿أَمْ لَهُمْ شُرَكَاءُ شَرَعُوا لَهُمْ مِنَ الدِّينِ مَا لَمْ يَأْذَنْ بِهِ اللهُ .﴾
“Yoksa, Allâh’ın izin vermediği bir dini kendilerine tutulacak yol kılan ortakları mı var?” (eş-Şûrâ 42/21)

Bu sebeple Yahudiler ve Hristiyanlar kâfir oldular. Zira onlar, neshedilmiş bir şeriata tutundular, oysa Allâh, tüm mahlûkata bütün kitaplarına, rasullerine ve rasullerinin mührü olan Muhammed Sallallâhu aleyhi ve sellem’e iman etmesini emretmiştir. Bu nedenle, Muhammed Sallallâhu aleyhi ve sellem’e tabi olmak ve onun dinde şeriat kıldığı şeye ki o, Muhammed’in Kitap ve Sünnet’ten getirdiği şeye tabi olmak tüm mahlûkat üzerine vaciptir. Onun getirdiği şey Kitap ve Sünnet’tir ve bu tüm mahlûkatın tabi olmasının vacip olduğu şeriattır. Hiç kimse bu şeriatın dışına çıkamaz. Bu, mücahidlerin onun için savaştıkları şeriattır. Bu Kitap ve Sünnet’tir.
 1. Mecmû’ul Fetâvâ 35/364-365; Câmi’ur Rasâ’il, 1/281-284.
 
 2. Buhârî, Hadis no: 3443’de ve Muslim, Hadis no: 2365’de Ebû Hurayra Radiyallâhu Anh’tan rivayet edilmiştir.
Şeyh’ul İslâm İbnu Teymiyye Rahimehullâh dedi ki:

والعالم يعرف الجاهل؛ لأنه كان جاهلا، والجاهل لا يعرف العالم لأنه لم يكن عالما

“Âlim câhili tanır çünkü o da (bir zamanlar) câhildi. Câhil ise âlimi tanıyamaz çünkü o hiçbir zaman âlim olmadı.” (Şeyh’ul İslâm İbnu Teymiyye, Mecmû’ul Fetâvâ, 13/235)

 

Related Topics