Darultawhid

Gönderen Konu: ABDULLAH BİN AHMED’İN ES-SUNNE KİTABININ SIHHAT DURUMU HAKKINDA  (Okunma sayısı 178 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimiçi Tevhid Ehli

  • Administrator
  • Yönetici
  • *****
  • İleti: 2065
  • Değerlendirme Puanı: +50/-0
بسم الله الرحمن الرحيم
الحَمْدُ للهِ وَحْدَهُ، وَالصَّلاة وَالسَّلامُ على مَنْ لا نبيَّ بَعْدَهُ، وَبَعْدُ



İmam Ahmed bin Hanbel’in oğlu Abdullah’ın es-Sunne adlı eseri, Ehl-i sünnet ve selef itikadıyla alakalı en mühim kaynaklardan birisidir. Bu kitapta İmam Abdullah bin Ahmed, akidevi konularla alakalı çeşitli meselelerde babası başta olmak üzere çeşitli selef alimlerinden nakillerde bulunmakta ve hadisler rivayet etmektedir. Bu kitabın muhtevası ve konusu hakkında daha önce bilgi verilmişti, kitap hakkında bilgi almak isteyenler oraya müracaat edebilir. http://darultawhid.com/tr/forum/index.php?topic=686.msg2007#msg2007

Biz burada daha ziyade bu kitabın sıhhat durumu ve Abdullah bin Ahmed bin Hanbel’e nisbeti üzerinde duracağız. Zira Zahid el-Kevseri’den başlayarak birtakım muasır zevat, bu kitaba dil uzatmakta ve yeri geldiğinde kitabın İmam Abdullah’a aidiyetinde şüphe ekmekte, oradan bir şey çıkmayacağını gördüklerinde de bu sefer Abdullah rahimehullah’ın bizzat kendisine dil uzatmaya yeltenmektedirler. Abdullah bin Ahmed'in sika bir imam olduğu hususunda ise şüphe yoktur ve yukarda verdiğimiz adreste de bahsedildiği üzere bizzat babası onu tezkiye etmiştir. Üstlerine gittiğinizde bu kimselerin birçoğunun aslında bizzat İmam Ahmed’le alakalı da gevelemeye başladıkları lakin bu imamın kadrinin yüceliğinden ötürü açıktan dil uzatmaya cesaret edemedikleri görülmektedir. Muasır Cehmiyye, Kuburiyye, Sofiyye, İttihadiyye vb fırkaların bu kitapla asıl dertleri öncelikle kitabın içindeki Allah’ın sıfatlarıyla alakalı rivayetlerdir. İkinci sıkıntıları da kitapta geçen Ebu Hanife’nin yerilmesini ihtiva eden bazı haberlerdir. Bütün bunlardaki ortak problem olarak gördükleri husus ise klasik Eşari-Maturidi anlayışına aykırı bu rivayetlerin İmam Ahmed gibi imametinde ittifak edilmiş bir zatın oğlunun kitabında, üstelik bir çoğu da babasına isnad etmek suretiyle yer almış olmasıdır. O yüzden bu kitap, adeta birileri için kabus niteliğindedir. Zira İbnu Teymiyye, Muhammed bin Abdilvehhab, İbn’ul Kayyim hatta Berbehari, Hallal, Herevi gibi Hanbeli-selefi-eseri ulemaya çok kolay dil uzatan, kitaplarını kara listeye alan, bu alimleri Mücessime-Müşebbihe-Haşeviyye hatta kafir, müşrik gibi sıfatlarla kolayca yaftalayan tasavvufçu-kelamcı zümre; sıra İmam Ahmed’in oğlu Abdullah ve Kitab’us Sunne adlı eserine gelince ne yapacaklarını şaşırmaktadırlar. Zira bu kitaba dil uzatmanın bedeli diğerlerine nazaran biraz daha ağırdır. İşin ucu İmam Ahmed’e dayanmaktadır. İmam Ahmed’e de dil uzattıklarında herkes bu kimselerin asıl niyetini anlayacak ve bunların Mutezile ve Cehmiyye’den bir farkı olmadığını idrak edecektir. O yüzden en kolay yol olarak kitabın uydurma olduğunu, Abdullah bin Ahmed’e nisbetinin sahih olmadığını söyleyerek işin içinden sıyrılmaya çalışmaktadırlar. Bunu dile getiren muasır zevatın bu hususta bir selefleri olduğunu ben bilmiyorum. Yani Kevseri ve benzerlerinden önce hangi muhakkik alim bu kitabın sıhhati hakkında şüphe ibraz etmiştir, bu iddiacıların bunu ortaya koyması gerekir. Yazıldığı tarihten bu yana ümmetin elinde gezen bu kitap 1000 küsur sene okunduktan ve –iddialarına göre- ümmet bu kitapla bin sene zehirlendikten! Sonra bir akıllının (!) çıkıp da bu kitabın aslında sahih olmadığını tesbit edivermesinde bir tuhaflık yok mu acaba?! Öyle görünüyor ki bu tamamen taassub ve acziyet eseri bir iddiadır, itibara alınacak tarafı da yoktur.

Şimdi sözkonusu es-Sunne kitabının sıhhatini kabul eden, kitaptan nakil yapan, kitabın ismini zikreden birçok alim mevcuttur. İbnu Ebi Ya’la, İbnu Teymiyye, İbn’ul Kayyim, Zehebi gibi selef itikadına mensup birçok alim bu kitabı İmam Abdullah bin Ahmed’e nisbet etmiştir. Lakin biz bunlardan değil de hassaten Eşari-Maturidi camiasında da kabul gören birtakım alimlerden sözkonusu kitabın sıhhatini kabul ettiklerine dair nakilde bulunmak istiyoruz ki kitabın mevsukiyetiyle alakalı şüpheler iyice dağılmış olsun.

Şafii alimlerinden Hafız İbnu Hacer el-Askalani harf ve ses meselesiyle alakalı Mutezile, Eşariler vb’nin görüşlerini nakletmekte, ardından da şöyle demektedir:


وَأَثْبَتَتِ الْحَنَابِلَةُ أَنَّ اللَّهَ مُتَكَلِّمٌ بِحَرْفٍ وَصَوْتٍ أَمَّا الْحُرُوفُ فَلِلتَّصْرِيحِ بِهَا فِي ظَاهِرِ الْقُرْآنِ وَأَمَّا الصَّوْتُ فَمَنْ مَنَعَ قَالَ إِنَّ الصَّوْتَ هُوَ الْهَوَاءُ الْمُنْقَطِعُ الْمَسْمُوعُ مِنَ الْحَنْجَرَةِ وَأَجَابَ مَنْ أَثْبَتَهُ بِأَنَّ الصَّوْتَ الْمَوْصُوفَ بِذَلِكَ هُوَ الْمَعْهُودُ مِنَ الْآدَمِيِّينَ كَالسَّمْعِ وَالْبَصَرِ وَصِفَاتُ الرَّبِّ بِخِلَافِ ذَلِكَ فَلَا يَلْزَمُ الْمَحْذُورُ الْمَذْكُورُ مَعَ اعْتِقَادِ التَّنْزِيهِ وَعَدَمِ التَّشْبِيهِ وَأَنَّهُ يَجُوزُ أَنْ يَكُونَ مِنْ غَيْرِ الْحَنْجَرَةِ فَلَا يَلْزَمُ التَّشْبِيهَ وَقَدْ قَالَ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ أَحْمَدَ بْنِ حَنْبَلٍ فِي كِتَابِ السُّنَّةِ سَأَلْتُ أَبِي عَنْ قَوْمٍ يَقُولُونَ لَمَّا كَلَّمَ اللَّهُ مُوسَى لَمْ يَتَكَلَّمْ بِصَوْتٍ فَقَالَ لِي أَبِي بَلْ تَكَلَّمَ بِصَوْتٍ هَذِهِ الْأَحَادِيثُ تُرْوَى كَمَا جَاءَتْ وَذَكَرَ حَدِيثَ بن مَسْعُودٍ وَغَيْرِهِ

“Hanbeliler, Allah’ın harf ve sesle konuştuğunu kabul etmişlerdir. Harflere gelince Kur’an’ın zahiri bunu açıkça ifade etmektedir. Sese gelince; bunu reddedenler bunun gırtlaktan işitilen kesintili hava olduğu gerekçesini getirmişlerdir. Bunu kabul edenler ise bu vasfedilen sesin işitme ve görmede olduğu gibi insanlara has olduğunu, Rabbin sıfatlarının ise bunun hilafına olduğunu, tenzih itikadı ve de teşbihin reddedilmesiyle beraber olduğunda bu zikredilen sakıncanın sözkonusu olmayacağını, bunun gırtlak olmadan da sözkonusu olabileceğini, bunun teşbihi gerektirmeyeceğini ifade ederek cevap vermişlerdir. Abdullah bin Ahmed bin Hanbel, Kitab’us Sunne’de şöyle demiştir: ‘Ben babama, Allah Musa (as)’a konuştuğunda sesle konuşmamıştır, diyen bir topluluk hakkında sordum, bunun üzerine babam bana şöyle dedi: Bilakis, sesle konuşmuştur. Bu hadisler geldikleri gibi rivayet edilirler. (Böyle dedikten sonra) İbn Mes’ud hadisi ve başka rivayetleri zikretti.” (Feth’ul Bari, 13/460)

Böylece, İbn Hacer (rh.a) –Allah’a ses ve harf isnad etmenin teşbih ve tecsim olduğunu iddia edenlerin aksine- İmam Ahmed bin Hanbel’in ve diğer Hanbelilerin harf ve sesi Allah’a isnad ettiklerini ifade etmekte, bunların delillerini zikretmektedir. Burada aynı zamanda Abdullah bin Ahmed’in es-Sunne adlı kitabının uydurma olduğunu iddia edenlere de bir cevap vardır. Çünkü İbn Hacer gibi araştırmacı bir alim, bu kitaptaki rivayetleri esas almış ve kitabın sıhhatiyle alakalı bir söz söylememiştir. Esasında bu tip iddialar, minareyi çalan kılıfını hazırlar özdeyişinde olduğu üzere sırf bu kimselerin bu kitaplardaki açık rivayetleri inkar edebilmek için sarıldıkları ve de belki kendilerinin de inanmadığı bir yalandan ibarettir.

İbn’ul Cevzi -ki sıfatlarla alakalı bahislerde kendi mezhepdaşı olan Hanbelilerle zıt düştüğü bilinmektedir- mevzu hadislerle alakalı eserinin bir yerinde şöyle demektedir:

وَقَدْ رَوَى عَبْدُ اللَّهِ بْنُ أَحْمَدَ بْنِ حَنْبَلٍ فِي كِتَابِ السُّنَّةِ عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ قَالَ إِنَّ بَنِي إِسْرَائِيلَ قَالُوا لِمُوسَى عَلَيْهِ السَّلامُ هَلْ يَنَامُ رَبُّنَا وَهَذَا هُوَ الصَّحِيحُ

“Abdullah bin Ahmed bin Hanbel’in, Kitab’us Sunne’de Said bin Cubeyr’den rivayet ettiğine göre şöyle demiştir: İsrailoğulları Musa’ya ‘Rabbimiz uyur mu’ diye sordular. İşte bu rivayet sahihtir…” (el-İlel’ul Mutenahiye, 1/28)

İşte “selefi” ve “vehhabi”! olmayan bu iki muhakkik alimin ve diğer alimlerin şehadetleri kitabın sıhhati için yeterlidir. Bunun haricinde Fuat Sezgin, Tarih’ut Turas’il Arabi, 3/232 ve Kettani, er-Risalet’ul Mustetrafe sf 37 gibi muasır zevat da bu kitabı Abdullah bin Ahmed’e nisbet edenler arasındadır. Böylece es-Sunne kitabının sıhhatine dil uzatanların iddialarının temelsizliği ortaya çıkmış bulunmaktadır. Velhamdulillahi Rabbil alemin.
Kendisi de bir kral olan Halife Memun Nadr bin Şumeyl (ra)'a şöyle demiştir:
يَا أَبَا الْحَسَنِ الْإِرْجَاءُ دِينُ الْمُلُوكِ
"Ey Ebu'l Hasen! İrca (Mürcielik) kralların dinidir!" (ed-Dulabi, el-Esma ve'l Kuna, no: 832; ayrıca Lalekai, es-Sunne, no: 2818)

Çevrimiçi Tevhid Ehli

  • Administrator
  • Yönetici
  • *****
  • İleti: 2065
  • Değerlendirme Puanı: +50/-0

Müellifin Hayatı

Ahmed ibni Hanbel’in oğlu olan Abdullah’ın künyesi Ebu Abd’ur Rahman’dır.1 Bağdat’ta 213/828 senesinin Cemaziy’el Evvel ayında doğmuştur.2 Babasından en fazla rivayet alan kişi olarak bilinen Abdullah3, “gale ebi” şeklinde yaptığı nakilleri en az iki veya üç kere işittiğini nakletmektedir.4

Abdullah başta babası Ahmed ibni Hanbel olmak üzere, İbrahim ibni el-Haccac es-Sami (ö. 231/845), Yahya ibni Ma’in (ö. 233/847), Ebu Bekir ibni Ebu Şeybe (ö. 235/849) gibi pek çok alimden rivayette bulunmuştur. Kendisinden hadis rivayet edenler arasında Nesai (ö. 303/915), Mehamili (ö. 330/941), Taberani (ö. 360/971) gibi alimler yer almaktadır.5

Ahmed ibni Hanbel’in eseri olan Müsned’in tertip ve tasnifini Abdullah yapmış, fıkıhla ilgili bazı görüşlerini “Mesail” adı altında toplamış ve bunlara babasına sorarak aldığı cevaplar ile konuyla irtibatlı başka hocalarından yaptığı nakilleri ekleyerek genişletmiş, bu külliyatın günümüze kadar ulaşmasında büyük katkısı olmuştur.

Kendisine atfedilen Kitab’us Sünne adlı eser de, babasından bizzat aldığı nakillerin yanı sıra o konuyla alakalı diğer alimlerin rivayetlerini eklemesi neticesinde ortaya çıkardığı bir derlemedir. Bu eser özellikle Cehmiyye, Mürcie ve Haricilerin görüşlerine bir reddiye niteliği taşıması bakımından önemlidir.

Ahmet ibni Hanbel, oğlu Abdullah’ın ilminden övgüyle bahsetmiş ve diğer alimler de hadis alanında güvenilir olduğu hususunda görüş birliği etmişlerdir.6

Abdullah 290/903 senesinin Cemaziy’el Ahir ayında babası gibi yetmiş yedi yaşında vefat etmiştir.7

Eserin Muhtevası

Tahkikli nüshanın8 esas alındığı bu eserin baskılarının arasında mahtut nüshalarından9 kaynaklanan farklılıklar mevcuttur.10 Mezkur baskıda muhakkikin başta eser üzerine apmış olduğu çalışma yer almaktadır. Yaklaşık yüz sayfalık bir çalışmanın ardından esere giriş yapılmaktadır. İkinci cildine bir konu başlığında giriş yapılmayıp, gelişi güzel bir şekilde ayırım yapılmıştır. İkinci cildin sonunda sırasıyla ayetlere, hadislere, kitapta geçen eserlere, garib kelimelere, şahıs isimlerine, çalışmada kullanılan kaynaklara ve kitabın konusuna göre fihristler bulunmaktadır.

Muhtevasına geçmeden önce bu baskıyı diğerlerinden ayıran önemli bir noktayı belirtmek gerekmektedir. Bu tahkikde 1553 rivayet bulunurken, diğer tahkikinde 1481 rivayet bulunmaktadır. Bunun ilk sebebi olarak ilkinde metni verilmeyen bir senedi farklı bir rivayet olarak gösterilmesine karşılık, diğerinin ortak metinle birlikte söz konusu senedin aynı madde içinde serdedilmesi gösterilebilir. Fakat bu kadar büyük bir farkın olmasındaki ana sebep Ebu Hanife hakkındaki rivayetlerin ikinci nüshada bulunmamasıdır. İlkinde bu rivayetlerin bazı yazma nüshalarında da bulunmadığını, buna sebep olarak ise bu kısmın ya bazı mutaassıp Hanefi müstensihler tarafından konulmamış ya da Hanbeli müstensihler tarafından konulmasına gerek duyulmadığından yer almamış olabileceğini ifade edilmektedir.11

Eserde konular dağınık bir halde işlenmiştir. Bunun yanı sıra bazı başlıkların altında o konuyla alakası olmayan rivayetler de yer alabilmektedir. Bu durum ya müstensihlerden kaynaklanan bir durumdur ya da müellifin tasnif konusunda çok titiz davranmadığının bir göstergesidir. Kitapta ele alınan konular genel olarak şu şekilde özetlenebilir:

Cehmiyye’ye bir başlık altında olmasa da reddiye bulunmakla birlikte, kitabın değişik yerlerinde onların ardında namaz kılınamayacağına12, Kur’an’ı mahluk saymalarından dolayı küfürle itham edildiklerine13 ve bundan dolayı ölüm cezasına çarptırılmaları gerektiğine14 dair pek çok rivayete rastlamak mümkündür. Hatta Cehm ibni Safvan hakkında onun ömrünün sonlarında namaz kılmayı bıraktığı yönünde bir nakil de mevcuttur. 15 Hammad ibni Zeyd (ö. 179/795), Abdullah ibni Mübarek (ö. 181/797), Mu’temir ibni Süleyman (ö. 187/803), Abdullah ibni İdris (ö. 192/807), Veki ibni Cerrah (ö.197/812), Süfyan ibni Uyeyne (ö. 198/814), Abd’ur Rahman ibni Mehdi (ö. 198/814), Yezid ibni Harun (ö. 217/832) ve diğer bazı alimlerin Cehmiyye hakkındaki görüşleri arka arkaya zikredilmiştir.16

Yukarıda da ifade edildiği üzere Ebu Hanife’yi ta’n eden pek çok alimden rivayette bulunulmaktadır. Söz konusu nakilde bulunanlar arasında Süfyan es-Sevri (ö. 161/778), Malik ibni Enes (ö. 179/795), Hammad ibni Zeyd, Abdullah ibni Mübarek ve Süfyan ibni Uyeyne gibi alimler bulunmaktadır.17 Bu rivayetlere göre Ebu Hanife hakkında şu kanaatlere varılmaktadır: Ebu Hanife cehmi bir anlayışa sahiptir ve Cehm ibni Safvan’ın görüşlerini benimsemiştir. Kur’an’ın mahluk olduğunu bizzat ifade etmiştir, bundan dolayı gıyabında küfürle itham edildiği pek çok rivayete rastlamak mümkündür. Zalim yöneticiye karşı isyana kalkmak Ebu Hanife’ye göre gereklidir, fakat bu görüşü Hammad ibni Ebu Süleyman (ö. 120/738), Evza’i (ö. 157/774) gibi yukarıda ismi geçen alimlerden bir kısmı tarafından tasvip edilmemiştir. Aynı zamanda Mürcii olduğu da ifade edilen Ebu Hanife’nin, Sevri’den nakledilen rivayetlere göre defalarca küfründen dolayı tevbe ettiği belirtilmiş18, hatta bir rivayette Arap olmaması dahi bir eleştiri konusu olmuştur.19

Bunların dışında Allah’ın kıyamette görülebileceği, O’nun ilminin her şeyi kuşattığı, Allah Te’ala’nın kürsiye oturduğu, yeryüzüne indiği gibi bazı meseleler ayet, hadis ve sahabe kavlinden delillerle işlenmiştir. Kabir azabı, ahiret ahvali, kişinin yüzüne vurmanın sakıncaları da kitabın farklı bölümlerinde yer alan konulardan bir kısmını teşkil eder.

İmanın artması-eksilmesi bağlamında Mürcie redde konu olmuştur. Buna karşı çeşitli deliller getirilmiştir. Redde konu olup da başlıklarda adı geçmeyen diğer fırkalar arasında Kaderiyye, Şia, Havaric, Rafiziler ve Vakıfe20 yer almaktadır. Redde konu olan isimler arasında Ebu Hanife, ilk defa kader konusunda konuşan ve kulun fiillerinde tam irade sahibi olduğunu iddia eden Ma’bed el-Cüheni, bu görüşlerin yayılmasında büyük katkısı bulunan Gaylan ed-Dımeşki, Mu’tezilenin ikinci kurucusu olarak kabul edilen Amr ibni Ubeyd, Cehmiyye’nin kurucusu sayılan Cehm ibni Safvan, Mu’tezile’nin Bağdat ekolünün kurucusu Bişr el-Merisi ve kendisine Mukatiliye fırkası nispet edilen ve tecsime varan yorumları olduğu iddia edilen Mukatil ibni Süleyman yer almaktadır.

Zikre değer bir başka mevzu ise kitap içerisinde Ahmed ibni Hanbel’in kendisinde bulunduğunu söylediği Fudayl ibni Iyaz’ın (ö. 187/803) görüşlerinin derlendiği bir kitabın burada zikredilmesidir.21 Kitabın son kısımlarında ise Ebu Bekir (radiyallahu anh), Ömer (radiyallahu anh), Osman (radiyallahu anh) ve Ali (radiyallahu anh)’dan övgüyle bahseden rivayetler yer almaktadır.

Eserin Metodu

Şayet müstensihlerden kaynaklanan bir durum yoksa Abdullah ibni Ahmed’in, birçoğunu babasından almış olduğu rivayetlerden derlediği bu eserinde konu tasnifine önem vermediği görülmektedir. Konuların yerleştirilmesinde bir düzen olmadığı gibi, konuların altında zikredilen rivayetler arasında da dağınıklık söz konusudur. Başlık altında verilen rivayetlerin en kat’i olanından aşağıya doğru bir sıralama yerine, aktarılan rivayetler gelişi güzel bir şekilde serdedilmiştir. Örneğin “İman ve Mürcie’ye reddiye” başlığı altında Ahmed ibni Hanbel’in “Biz imanın söz ve amelden ibaret olduğunu, onun artıp eksilebileceğini, kişi zina ettiğinde veya şarap içtiğinde imanının eksileceğini söylüyoruz”22 sözünden sonra bu görüşü hadis, sahabe ve tabiun kavli ile ardından muasırı olduğu alimlerin sözleriyle desteklemektedir. Başta böyle bir sıralama mevcut iken sonrasında tekrar sahabe kavline yer vermekte23, ardından bu konuda hadis24 zikretmektedir. Bu sıralamadaki serbestlik kitabın genelinde kendini göstermektedir.

Söz konusu duruma benzeyen bir diğer dikkat çekici unsur da, bazı rivayetlerin ilgili olmadığı başlıklar altında bulunmasıdır. Bu duruma örnek olarak en genel anlamıyla “Deccal” bahsini örnek olarak verebiliriz. Zira bu bahis içerisinde Deccal’ın vasıfları ile ilgili rivayetler yer alırken 1019. rivayetle birlikte kürsi, ru’yet, Cehmiyye’nin tekfiri ve arkasında namaz kılınma meselesi, Huruf-i Mukatta’a ile ilgili sahabenin tefsiri gibi pek çok konu 1232. rivayete kadar işlenmektedir. Bu rivayetle birlikte Deccal meselesine geri dönülmektedir. Bunun gibi konu başlığı altında yanlış yere konmuş olması muhtemel olan rivayetlere de rastlanmaktadır. Örneğin kürsi başlığı altında Mürcie, Cehmiyye ve Ehl-i Sünnet’in iman hakkındaki görüşlerine dair bir rivayet yer almakta25; yine aynı başlık altında Abdullah ibni Ahmed, babasının ru’yet ile ilgili hadisleri bir araya getirip naklettiğini ifade etmekte26; Mürcie babı altında Kaderi olan Ma’bed el-Cüheni’den bahsedilmekte27; Allah’ın Musa (aleyhi selam) ile konuşması ile ilgili rivayet, Ebu Hanife’ye ayrılan bölüm içerisinde zikredilmektedir.28

Tasnif metodundan kaynaklanan bir hata olarak gösterebileceğimiz bir diğer husus da eserin ilk kısmında geçen rivayetlerin kitabın ilerleyen kısmında öncesinden ve sonrasından bağımsız bir şekilde tekrarlanmasıdır.29 Bununla bağlantılı olarak kitabın başlarında bahsi geçen konuların sonradan farklı rivayetlerle tekrarlandığı da dikkat çeken bir diğer noktadır. Kürsi bahsi (#585, #1019), insanın yüzünün Rahman’ın suretinde yaratıldığı ile ilgili rivayetler (#496, #1024, #1052, #1068), Allah’ın görülebileceği ile ilgili rivayetler (#411, #1029), Cehmiyye’nin tekfiri ve arkasında namaz kılma meselesi (#3, #1216) söz konusu duruma örnek olarak gösterilebilir.

Abdullah ibni Ahmed’in, nakletmiş olduğu bir hadisi, başka bir sened veya benzer bir metin ile desteklemesi ya da bir hadis üzerinden sadece farklı senedlerine yer verip ardından metni zikretmesi de metodundan biridir. Birinci duruma kitabın genelinde mevcut olmakla birlikte ru’yet bahsi örnek gösterilebilir.30 İkinci duruma örnek olarak ise kitapta pek sık rastlanmamakla birlikte kelamullah meselesi ile ilgili rivayetlerden oluşan 550-554 arasındaki nakiller zikredilebilir.

Abdullah, Cehmiyye’ye müstakil olarak reddiyesi bulunan Ahmed ibni Hanbel’in el yazısı ile mahtut söz konusu fırkaya karşı kullanılabilecek ayetlerin bulunduğu risalesini herhangi bir tefsir/tevil olmaksızın nakletmiştir.31 Burada iki yüz kadar ayet bulunmaktadır. Bu durum Ahmed ibni Hanbel’in Cehmiyye ve onun görüşlerine yakın olan diğer fırkalara karşı hazırlıklı olduğunun bir göstergesidir.

Genel anlamda eserdeki hadis kullanımlarına gelince, aralarında sahih hadisler bulunduğu gibi, isnad ve metin açısından sorunlu hadislere de rastlamak mümkündür.

Sahabe ve tabiun kavline Ehl-i Hadis tarafından önem verilmiş, onların sözleri din olarak anlaşılmıştır. Zira Şerik’e Allah’ın Şaban ayında bir gece yarısı yeryüzüne indiği hadisi sorulup da bazılarının buna inanmadığı, bunu inkar ettikleri söylendiğinde; “bize bu hadisleri getiren kişiler; Kur’an’ı, beş vakit namazı, haccı, Ramazan orucunu getirenlerdir, biz Allah’ı ancak bu tür hadislerle tanırız” cevabını vermiştir.32 Aynı şekilde Ahmed ibni Hanbel de Allah’ın Musa (aleyhi selam) ile konuşmasının ses ile olmadığını iddia edenlere karşı, “bilakis Allah Musa’ya ses ile konuşmuştur, biz bu hadisleri bize geldiği şekliyle rivayet ederiz” demiştir.33

Eserin muhtevası kısmında da belirtildiği üzere bazı fırkaların belli başlı bölümler ile itikatlarının yanlışlığı ortaya konmuş, kurucuları ve önemli isimleri eleştirilmiş ve bazı rivayetlerle tekfir edilmiştir. Fakat bunların en ilginci Ebu Hanife aleyhine getirilen rivayetlerdir34 diyebiliriz. Yukarıda bu mevzuya kısaca temas ettiğimizden dolayı burada ne şekilde eleştirildiğine dair örnek vermekle yetineceğiz. “Müslümanlar arasında bu ümmete Ebu Hanife’den daha uğursuz biri gelmemiştir”35 ifadesi iki yüz kadar rivayet arasında birçok kez farklı lafızlarla birlikte geçmektedir.

Nakiller arasında Ebu Hanife ele alınmakla birlikte, onun hakkında hiçbir övgü ifadesi yer almamakta, bilakis takiyye yapmakla36, Kur’an’a mahluk demekle37, Mürcii olmakla38, Cehmi olmakla39 ve hatta dinden çıkmış olmakla40 itham edilmektedir.

Bunların dışında tespit ildiğimiz kadarıyla Ebu Hanife’ye izafe edilen dört adet garip rivayet bulunmaktadır. Bunlar;

“Eğer Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) bana yetişseydi pek çok görüşümü alırdı.”41;

“Domuz etinin yenmesinde bir beis yoktur.”42;

“Ömer ibni Hattab (radiyallahu anh) hata etti, bunun üzerine ben de bir avuç çakıl taşı aldım ve onun yüzüne vurdum.”43;

“Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) bana yetişseydi veya ben ona yetişseydim benden pek çok görüş alırdı, din reysiz olur mu?”44

Ebu Hanife’nin aleyhine getirilen rivayetlerin içinde ayrıca onun nasıl biri olduğunu gösterme niyetiyle rüya ile delil getirme de söz konusudur. Bu rivayete göre Sa’id el-Ezrak rüyasında Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’den şefa’at istemekte, bu durum üçüncü kez tekrarlandığında Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem), duasının sonunda Ebu Hanife’nin görüşüyle amel etmemesini tembihlemektedir.45

Abdullah, daha önce belirtildiği gibi rivayetlerin büyük bir kısmını babası Ahmed ibni Hanbel’den nakletmiştir. Bunları “haddisini/haddisina ebi”, “gale ebi” veya “semitu ebi” şeklinde rivayet etmekte, bazı rivayetleri babasına sorarak sealtu ebi şeklinde nakletmektedir. Kimi zaman da ravi hakkında babasından bilgi istediği görülmektedir.46




Alıntı yapılan: dipnotlar
*Tarafımızdan eklenmiştir.

1- Hatib el-Bağdadi, Tarihu Bağdad, 9/375-376; Zehebi, Siyeru A’lam’in Nubela, 13/516-526; İbni Hacer, Tehzib’ut Tehzib, 5/124-125; İbni Ebu Ya’la, Tabakat’ul Hanabile, 1/180-188; Zirikli, A’lam, 4/65; Selahaddin Polat, “Abdullah b. Ahmed ibni Hanbel”, DİA, 1/81
2- Zehebi, Siyeru A’lam’in Nubela, 13/517; İbni Ebu Ya’la, Tabakat’ul Hanabile, 1/180
3- Hatib el-Bağdadi, Tarihu Bağdad, 9/375; Zehebi, Siyeru A’lam’in Nubela, 13/521; İbni Hacer, Tehzib’ut Tehzib, 5/125
4- Hatib el-Bağdadi, Tarihu Bağdad, 9/375; İbni Hacer, Tehzib’ut Tehzib, 5/125
5- Hatib el-Bağdadi, Tarihu Bağdad, 9/375; İbni Hacer, Tehzib’ut Tehzib, 5/124
6- İbni Hacer, Tehzib’ut Tehzib, 5/125
7- Hatib el-Bağdadi, Tarihu Bağdad, 9/376; İbni Hacer, Tehzib’ut Tehzib, 5/125
8- Ramadiye li’n Neşr, Riyad, 1994, 2. bsk.
9- Kitabın altı farklı kütüphanede yazma nüshaları bulunmaktadır. Bu yazmalar hakkında geniş bilgi için bkz. Ebu Abd’ur Rahman Abdullah ibni Ahmed ibni Muhammed ibni Hanbel, Kitab’us Sünne, (naşirin mukaddimesi), 87- 98
10- Eserin üç ayrı tahkikli nüshası bulunmaktadır.

Beyru’tta, Dar’ul Kütüb’il İlmiyye’de 1985 yılında yayınlandıktan sonra tekrar 1993 yılında basılmıştır, tek mücelled, iki cilttir.

Diğeri çalışmada esas aldığımız nüsha, Demmam’da 1994 yılında iki cilt halinde ikinci kez basılmıştır.

Üçüncüsü ise Daru İbn Receb’de 2006 yılında basılmıştır, tek cilttir.

11- Abdullah ibni Ahmed, Kitab’us Sünne, 1/180, dn. 1
12- Abdullah ibni Ahmed, Kitab’us Sünne, #1216-1221
13- Abdullah ibni Ahmed, Kitab’us Sünne, #12-78 arasındaki rivayetlerin büyük çoğunluğu Cehmiyye’yi Kur’an’a mahluk demesinden dolayı tekfir eden rivayetlerden müteşekkildir.
14- Abdullah ibni Ahmed, Kitab’us Sünne, #11, 42, 194, 206…
15- Abdullah ibni Ahmed, Kitab’us Sünne, #517
16- Abdullah ibni Ahmed, Kitab’us Sünne, 109-132
 
Abdullah ibni Ahmed babasının Cehmiyye’nin görüŞlerine delil olarak yazdığı ayetleri de zikretmektedir. Abdullah ibni Ahmed, Kitab’us Sünne, #1202
17- Abdullah ibni Ahmed, Kitab’us Sünne, 180-229
18- Buraya kadar Ebu Hanife hakkında serdedilen görüşler Abdullah ibni Ahmed, Kitab’us Sünne, 180-229 sayfaları arasındaki rivayetlere dayanılarak çıkarılmıştır.
19- Abdullah ibni Ahmed, Kitab’us Sünne, #288, 284
20- Halk’ul Kur’an meselesinde Kur’an için mahluktur veya mahluk değildir diye yorum yapmayanlara bu isim verilmiştir. Bu durumlarından dolayı Ahmed ibni Hanbel onların Cehmiyye’den daha büyük bir sorun olduklarını ifade etmiştir, bkz. Abdullah ibni Ahmed, Kitab’us Sünne, #225
21- Abdullah ibni Ahmed, Kitab’us Sünne, #818
22- Abdullah ibni Ahmed, Kitab’us Sünne, #599-600
23- Abdullah ibni Ahmed, Kitab’us Sünne, #666
24- Abdullah ibni Ahmed, Kitab’us Sünne, #678
25- Abdullah ibni Ahmed, Kitab’us Sünne, #594
26- Abdullah ibni Ahmed, Kitab’us Sünne, #679

bu nakil ru’yet babının hemen başındaki rivayette, mana itibariyle yakın bir metin içerisinde geçmektedir, bkz. Abdullah ibni Ahmed, Kitab’us Sünne, #411
27- Abdullah ibni Ahmed, Kitab’us Sünne, #830
28- Abdullah ibni Ahmed, Kitab’us Sünne, #328
29- Abdullah ibni Ahmed, Kitab’us Sünne, #585=1019; 1021=586 vb. pek çok yerde aynı rivayetlere rastlamak mümkündür.
30- Abdullah ibni Ahmed, Kitab’us Sünne, #411-487
31- Abdullah ibni Ahmed, Kitab’us Sünne, #1202
32- Abdullah ibni Ahmed, Kitab’us Sünne, #508

Bir sonraki rivayette bu kavmin açıkça Mu’tezile olduğu belirtilmiş, cevap olarak da Şerik “biz dinimizi sahabe ve tabiundan aldık, onlar kimden aldılar” demiştir, bkz. Abdullah ibni Ahmed, Kitab’us Sünne, #509
33- Abdullah ibni Ahmed, Kitab’us Sünne, #533-534
34- Abdullah ibni Ahmed, Kitab’us Sünne, #227-410
35- Abdullah ibni Ahmed, Kitab’us Sünne, #249, 252, 255, 278, 287, 296, 312, 361
36- Abdullah ibni Ahmed, Kitab’us Sünne, #238
37- Abdullah ibni Ahmed, Kitab’us Sünne, #235-236, 241
38- Abdullah ibni Ahmed, Kitab’us Sünne, #233, 305, 325, 348, 363, 368, 386, 408
39- Abdullah ibni Ahmed, Kitab’us Sünne, #231-232, 237, 330
40- Abdullah ibni Ahmed, Kitab’us Sünne, #254, 293
41- Abdullah ibni Ahmed, Kitab’us Sünne, #318
42- Abdullah ibni Ahmed, Kitab’us Sünne, #320
43- Abdullah ibni Ahmed, Kitab’us Sünne, #391, 400, 410
44- Abdullah ibni Ahmed, Kitab’us Sünne, #399
45- Abdullah ibni Ahmed, Kitab’us Sünne, #366

Aynı şekilde Kur’an’ın mahluk olmadığına dair Muhammed ibni Mansur et-Tusi’nin rüyası da delil olarak sunulmuştur, bkz. Abdullah ibni Ahmed, Kitab’us Sünne, #513
46- Abdullah ibni Ahmed, Kitab’us Sünne, #27, 1164, 1166
Kendisi de bir kral olan Halife Memun Nadr bin Şumeyl (ra)'a şöyle demiştir:
يَا أَبَا الْحَسَنِ الْإِرْجَاءُ دِينُ الْمُلُوكِ
"Ey Ebu'l Hasen! İrca (Mürcielik) kralların dinidir!" (ed-Dulabi, el-Esma ve'l Kuna, no: 832; ayrıca Lalekai, es-Sunne, no: 2818)

 

Related Topics

  Konu / Başlatan Yanıt Son İleti
2 Yanıt
3078 Gösterim
Son İleti 12.02.2019, 14:30
Gönderen: Uhey
4 Yanıt
4066 Gösterim
Son İleti 14.09.2020, 15:14
Gönderen: Uhey
0 Yanıt
3893 Gösterim
Son İleti 02.11.2016, 22:44
Gönderen: Tevhid Ehli
1 Yanıt
1147 Gösterim
Son İleti 16.08.2018, 17:17
Gönderen: Tevhid Ehli
0 Yanıt
165 Gösterim
Son İleti 24.01.2021, 13:06
Gönderen: Abdurahman