Darultawhid

Gönderen Konu: AKİDEM VE MEZHEBİM, Şeyh’ul İslam İbnu Teymiyye (Lamiyye Kasidesi)  (Okunma sayısı 4332 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimiçi Uhey

  • Administrator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 1241
  • Değerlendirme Puanı: +14/-0
Lamiyye Kasidesi
Şeyh’ul İslam İbni Teymiyye (661-728H)

بسم الله الرحمن الرحيم

Şeyh’ul İslam İbni Teymiyye (rahimehullah)

Müctehid İmam, Şeyh’ul İslam İbni Teymiyye Harran’da Hicri 661 yılının Rebi’ul Evvel Ayı’nın onuncu günü doğmuştur (22 Aralık 1263). Künyesi, Ebu’l Abbas lakabı ise Şeyh’ul İslam Takiy'ud Din’dir. Tam ismi; Takiy'ud Din Ebu'l Abbas Ahmed bin Şihab'u Din Ebu'l Mahasin Abd’ul Halim bin Mecd'ud Din Ebi'l Berekat Abd’us Selam ibni Abdullah ibni Ebi'l Kasım Muhammed ibnu'l Hıdır ibni Muhammed ibnu'l Hıdır ibni Ali ibni Abdullah ibni Teymiyye’dir.

19 yaşında fetva vermeye başlayan şeyhin ömrü mücadele ile geçmiştir. Devrinin selef i’tikadının en büyük savunucusu olarak, dini her türlü siyasi baskıdan, şirk, bidat ve hurafelerden korumak üzere büyük bir mücadele vermiştir. Kimi zaman savaş ve cihad meydanlarında, kimi zaman zindanda, kimi zaman sufilere, kimi zaman felsefeci ve kelamcılara ve kimi zaman da şiilere karşı mücadele etmek durumunda kalmıştır. Çok sayıda eseri vardır. Eserleri akaid, hadis, fıkıh, tefsir gibi alanlarda telif etmiş ve Sufilere, şiilere, felsefeci ve kelamcılara karşı çok sayıda reddiye kaleme almıştır. Hayatının her döneminde olduğu gibi, ölümünden sonra da, zındık ve mülhidlerin saldırısına maruz kalmıştır.

İbni Kesir şöyle der: "Hadis toplamaya çalıştı. Tabakat yazdı. Hadis tespit etti, senelerce başkalarına hadis okuyup dinletti. Dinlediği herşeyi mutlaka ezberlerdi zeki bir kimseydi. Sonraları ilimle de iştigal etti. Tefsirde ve tefsire dair bilgilerde büyük alim oldu. Fıkıhta arif oldu. Anlatıldığına göre kendi zamanında ve diğer zamanlarda mezheplerin hükümlerini, fıkhi bilgilerini mezheplerin alimlerinden çok daha iyi öğrenmişti. Alimlerin ihtilafını, usül, füru, nahiv, lügat ve diğer akli ve nakli ilimlere dair hususları çok iyi bilirdi. Bir mecliste faziletli bir kimse kendisiyle herhangi bir ilme dair konuşma yaptığında, İbni Teymiyye'nin konuştuğu o ilimde mutlaka en büyük üstad olduğunu anlar, onun bu hususta derin bilgilere sahip olduğunu görürdü. Hadis'e gelince o, hadisin bayraktarlığını yapmış, hadisi muhafaza etmiş, sahih ve sahih olmayan hadisleri birbirinden ayırdetmiş, hadis ricalini iyi tanımış, bu hususta derin bilgilere vakıf olmuştu."

Hanbeli Mezhebi’nin büyük alimlerinden olan büyük babası, babası ve kardeşi gibi, ilimle uğraşan bir ailenin ferdi olarak devrinin birçok önemli aliminden ders aldığı gibi İbni Kayyım, Zehebi, İbni Kesir, İbnu Abd'il Hadi ve İbni Müflih gibi çok sayıda meşhur talebe yetiştirmiştir.

Eserlerinin tümü bizlere ulaşmamış olsa da, hemen hemen her ilim dalında kitaplar neşretmiştir. Tefsir, Akaid, Hadis, Fıkıh, Mantık ve Cedel, Sufilere Reddiye, Şiilere Reddiye, Kelam ve Felsefecilere Reddiye, Siyaset, Hıristiyanlara Reddiye konularında eserleri vardır. Bazı risale ve fetvaları da toplu olarak yayınlanmıştır. Eserlerinden birkaçı şunlardr:

İktidau's Sirat'ul Mustakim li Muhalefeti Ashab'il Cahiym;
Tefsiru Ayatin Müşkilat;
İhlas Suresi'nin Tefsiri;
Daru Taarud el-Akl ve'n-Nakl;
er-Red ale'l Mantikiyyin;
Ubudiyet;
Tevessül ve'l Vesile;
Minhac'us Sünne fi Nakd Kelam eş-Şia ve'l Kaderiyye;
el-Furkan Beyne Evliya'ir Rahman ve Evliya'iş Şeytan;
Beyan-ı Muvafakati Sarih'il Menkul;
Mecmua'ul Fetava Şeyh'ul İslam İbni Teymiyye;
Mecmuat'ur Resail...

Hicri 728'de Zilkade ayının yirmisinde (26 Eylül 1328) pazartesi gecesi 67 yaşındayken, Dımaşk Kalesi'nde tutuklu bulunduğu salonda vefat etti. Cenazesine iştirak eden erkeklerin sayısı tahminen 60.000 ile 100.000 civarındaydı. 200.000 kişinin katıldığına dair rivayetler de vardır.

Şeyh’ul İslam İbni Teymiyye (rahimehullah)'ın talebelerinden Şeyh'ul İmam Ebu Hafs Ömer el-Bağdadi el-Bezzar'ın şeyhin hayatını kaleme aldığı eseri için linke tıklayın: el-Alem el-Aliyye fi Menakıbi İbni Teymiyye

Allah (azze ve celle) ona rahmet etsin!..


"Düşmanlarım bana ne yapabilirler ki;
ben cennetimi ve gülistanımı yüreğimde taşıyorum,
nereye gitsem sürekli benimle birliktedir;
benden bir an olsun ayrılmaz.
Benim hapsedilmem halvet,
öldürülmem şehadet,
sürgün edilmem ise seyahattir!.." (İbni Teymiyye)

Lamiyye Kasidesi

Lamiyye Kasidesi ismiyle bilinen bu şiir, Şeyh’ul İslam İbni Teymiyye’ye nispet edilmiştir. 16 ikili dizeden oluşmaktadır (15 ikili dize olarak da bulunmaktadır). Kısa, vecizdir, ezberlemesi kolaydır. Bu manada; çocuklar ve ilim talebeleri için başlangıç aşamasında ezberlenecek metinler arasında ilk sıralarda gelir. Bu kasidenin yazma nüshası Şeyh’ul İslam İbni Teymiyye’nin iki meşhur kitabı (Vasiyyet'ul Kubra ve Edille'ul Beyyine) ile birlikte (Camiatu Melik Suud #6/1298) bulunmaktadır. Numan Alusi (Cila'ul Ayneyn fi Muhakemat'il Ahmedeyn) tarafından zikredilmiş, Burcis ise, bu kasideyi Şeyh’ul İslam İbni Teymiyye’nin eserleri arasında saymıştır (el-Sahih min el-Nazm'ul Fasih li Şeyh’ul İslam İbni Teymiyye). Suheymi gibi birçok kişi kasideyi şerh etmiştir. Kasideyi şerh edenlerden biri de yaklaşık 200 yıl önce şerheden Hanbeli fakihlerinden el-İnsaf adlı eserin sahibi el-Merdavi’dir. Şeyh’ul İslam İbni Teymiyye’ye nispeti kati delillerle ispatlanmış olmasa da, kasidede Ehli Sünnet ve’l Cemaat’in icma ile kabul edilmiş Akidesine yer verilmekte olduğundan dolayı ayrıca veciz ve ezberlemesi kolay olduğundan, kasideyi çevirerek yayınlamayı uygun bulduk. Tevfik Allah’tandır!..
Kişinin Ehl'üs Sünnet, Ehl'ul Hadis, Ehl'ul Asar, Selefi olmasının alameti Sünnet'e ittiba etmesidir.

Çevrimiçi Uhey

  • Administrator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 1241
  • Değerlendirme Puanı: +14/-0
يا سَائِلي عَنْ مَذْهَبِي وعَقيدَتِي...رُزِقَ الهُدى مَنْ لِلْهِدايةِ يَسْأَل

“Ey bana Mezhebimi ve Akidemi soran!
Hidayeti sorup-soruşturan, hidayetle rızıklandırılır!


اسمَعْ كَلامَ مُحَقِّقٍ في قَولِه...لا يَنْثَني عَنهُ ولا يَتَبَدَّل

Sözünü dinle; kelamını tahkik ederek,
ondan ödün vermeyenin ve (bir başkasıyla) değiştirmeyenin!


حُبُّ الصَّحابَةِ كُلُّهُمْ لي مَذْهَبٌ...وَمَوَدَّةُ القُرْبى بِها أَتَوَسّل

Ashab’ın tümünü sevmek benim için mezhebdir (yoldur),
Ve yakınların (Ehl-i Beyt) sevgisini, (Allah’a yakın olmaya) vesile ediyorum.


وَلِكُلِّهِمْ قَدْرٌ وَفَضْلٌ ساطِعٌ...لكِنَّما الصِّديقُ مِنْهُمْ أَفْضَل

Ve (sahabelerden) herbirinin kadri ve fazileti apaçıktır,
Lakin (Ebu Bekir) es-Sıddık aralarında en efdal olanıdır.


وأُقِرُّ بِالقُرآنِ ما جاءَتْ بِهً...آياتُهُ فَهُوَ القَديمُ المُنْزَلُ

Kur’an hakkında, (yalnızca) onunla gelen(bildirilen)i söylerim,
Ayetleri, ki o (Allah tarafından) gönderilen yüce vahiydir (kadimdir).


وأقولُ قال اللهُ جلَّ جلالهُ...والمُصْطفى الهادي ولا أَتأَوَّلُ

Ve derim ki; Allah Celle Celaluhu (böyle) buyurdu,
(ve) Rehber(imiz Muhammed) Mustafa (böyle dedi) ve tevil etmem (onların sözlerini)!


وجميعُ آياتِ الصِّفاتِ أُمِرُّها...حَقاً كما نَقَلَ الطِّرازُ الأَوَّلُ

Sıfatlara dair bütün ayetleri ilk emredildiği gibi (kabul ederim),
Hak olarak, tıpkı ilk (ve en hayırlı neslin; selefi salih)in naklettiği gibi (ta’tilsiz, tevil etmeksizin kabul ederim).


وأَرُدُّ عُقْبَتَها إلى نُقَّالِها...وأصونُها عن كُلِّ ما يُتَخَيَّلُ

Ve bunun mesuliyetini, bu nakli yapan (bize ulaştıran)lara iade ederim (döndürürüm),
Ve bu hususta tahayyül edilen (uydurulan) herşeyden korurum (onları).


قُبْحاً لِمَنْ نَبَذَ الكِّتابَ وراءَهُ...وإذا اسْتَدَلَّ يقولُ قالَ الأخطَلُ

Yazıklar olsun, Kur’an’ı arkasına iten,
Ve delil istendiğinde de: el-Ahtal* (şöyle) dedi, diyene!


والمؤمنون يَرَوْنَ حقاً ربَّهُمْ...وإلى السَّماءِ بِغَيْرِ كَيْفٍ يَنْزِلُ

Mü’minler Rabblerini (ahirette) hak olarak görecekler.
Ve (O, azze ve celle) semaya keyfiyetsiz olarak nüzul eder (iner).

   
وأُقِرُ بالميزانِ والحَوضِ الذي...أَرجو بأنِّي مِنْهُ رَيّاً أَنْهَلُ

Mizan’ı kabul ederim ve Havz’ı,
Umarım (Havz ile) susuzluğu giderileceklerden olurum.


وكذا الصِّراطُ يُمَدُّ...فوقَ جَهَنَّمٍ فَمُوَحِّدٌ نَاجٍ وآخَرَ مُهْمِلُ

Bunun gibi Cehennem üzerine uzatılan Sıratı da (kabul ederim),
Muvahhid (Müslüman) olan (onun üzerinden geçerek) kurtulacak ve kalanlar (ise Cehennem’e) terkedilecek.


والنَّارُ يَصْلاها الشَّقيُّ بِحِكْمَةٍ...وكذا التَّقِيُّ إلى الجِنَانِ سَيَدْخُلُ

Şaki (bedbaht) kimse (ilahi) hikmet gereği ateşte yanıcak (kavrulacak)tır.
Ve bunun gibi, (ilahi hikmet gereği) takva sahibi Cennet’e girecektir.


ولِكُلِّ حَيٍّ عاقلٍ في قَبرِهِ...عَمَلٌ يُقارِنُهُ هناك وَيُسْأَلُ

Her akıl sahibi canlının kabrinde,
Ona eşlik edecek amelleri bulunur ve (kabir sorgusu) sorulur.


هذا اعتقادُ الشافعيِّ ومالكٍ...وأبي حنيفةَ ثم أحمدُ ينقَلُ

Bu İ'tikadıdır Şafii’nin, ve Malik’in,
Ve Ebu Hanife’nin sonra Ahmed’in nakledilegelen (İ'tikadıdır)…

 
فإن اتَّبعتَ سبيلَهم فمُوفَّقٌ...وإِن ابتَدَعت فَمَا عَلَيك مُعَوِّلُ

Eğer onların yoluna tabi olursan muvaffak (kılınıp başarılı) olursun,
Ve eğer bidat çıkarırsan o zaman hiç destek görmezsin!..”


Alıntı
*el-Ahtal; Ğiyas bin Ğavs el-Salt al-Tağlebi el-Nasrani isimli, Hıristiyan, teslise inanan ve Emeviler Dönemi’nde yaşamış meşhur bir şairdir. (Zehebi, Siyer A’lam'un Nubela, 4/589) Ahtal lakabını almasının sebebi olarak birçok şey zikredilmişsede çoğunlukla boş ve çok konuştuğu için 'geveze, ahmak, aptal ve boşboğaz' manasına gelen bu kelime lakabı olmuş ve 'el-Ahtal' olarak bilinir olmuştur.

Şeyh’ul İslam İbni Teymiyye, bu sözü ile el-Ahtal’ın sözlerini kendilerine delil alan kelamcıları kınamayı arzu etmiştir. Zira Eşari kelamcılar, Kelamı Lafzi ve Kelamı Nefsi ismini verdikleri yeni bir anlayış icat etmişler ve Allah’ın Kelamı olan Kur’an’ın yaratılmış olduğunu ileri sürmüşler, onlara bunun delili sorulduğunda ise el-Ahtal’ın söylediği:

'Şüphesiz söz kalpte olandır,
Dil ise, kalpte olanın göstergesidir!..'

dizelerini delil getirmişlerdir.

Zehebi, sürekli olarak kelamcılarla tartışan ve onları yeren Şeyh Eb’ul Beyan’ın görüşlerini naklederken onun birgün Şeyh el-Emin olarak bilinen İbni Temim ile münazarası sırasında, hasmına şöyle dediğini nakleder: "Yazıklar olsun sana! Hanbelilere (…) delil nedir diye sorulsa onlar Allah böyle demiştir, Rasulu böyle demiştir der (…) ama sizlere Kur’an’ı Kerim’in nefiste var olan bir mana olduğunun delili nedir diye sorulacak olursa siz el-Ahtal: ‘Şüphesiz söz kalpte olandır!’ dedi dersiniz. Şu el-Ahtal dediğiniz kim oluyor? Kötü bir Hıristiyan’dır. Mezhebinizi onun şiirinden aldığınız bir beyite bina ettiniz, Kitab’ı ve Sünnet’i terk ettiniz!..." (Zehebi, el-Uluvv li’l Aliyy’il Azim, 284-285)
Kişinin Ehl'üs Sünnet, Ehl'ul Hadis, Ehl'ul Asar, Selefi olmasının alameti Sünnet'e ittiba etmesidir.

Çevrimiçi İbn Umer

  • Administrator
  • Full Member
  • *****
  • İleti: 175
  • Değerlendirme Puanı: +7/-0
Bismillahirrahmanirrahim
Akidem ve Mezhebim, Şeyh’ul İslam İbni Teymiyye
(Lamiyye Kasidesi)


Bu değerli risaleyi PDF formatında aşağıdaki linkten indirebilirsiniz.




 

Related Topics