Tevhide Davet

14 Muharrem 1446, 13:56

Haberler:

İletişim adresimiz: info@darultawhid.com

Ana Menü

İKRAHIN SADECE SÖZDE OLACAĞINA DAİR İCMA VAR MI?

Başlatan Tevhîd Müdafaası, 25.06.2024, 02:19

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Tevhîd Müdafaası


Alıntı YapSalam aleykum. Size bir soru sormak isterdim. İkrah sadece sözde amelde ikrah yok diyenlerin ikrah hem amelde hem de sözde diyenleri tekfir etmesi doğrumu? Yani ikrah sadece sözde olur diye icma varmı?

Bismillâh. El-Hamdulillâh. Ve's Salâtu ve's Selâmu alâ Rasûlillâh.

Ve Aleykum.

"İkrahın sadece sözde olacağına dair icma vardır" iddiası gerçeği yansıtmamaktadır. Zira aşağıdaki nakillerde de görüleceği üzere, cumhur ikrahın hem sözle hem de amelle olacağı görüşünü tercih etmiştir. Ancak şu kadarı var ki ikrahın şartları ve sınırları vardır, ayrıca ikrah fiilde geçerli olsa da muayyen fiilden fiile ihtilaf arzedebilmektedir.

Fiilde ikrah olmaz diyen ulema arasında İbnu Abbâs Radiyallâhu Anh, kendisinden rivayet edilen iki görüşten birine göre Hasan Basrî, Ebu'l Âliye, Ebu'ş Şa'sâ, Rabî bin Enes, Dahhâk, Katâde, Evzâ'î, kendisinden gelen bir rivayete göre Ahmed, Sahnûn ve Muhammed bin Hasan eş-Şeybânî Rahimehumullâh bulunmaktadır.1

Fiilde ikrah sözde ikrah gibi geçerlidir diyen ulema arasında da Ömer bin Hattâb Radiyallâhu Anh, kendisinden rivayet edilen iki görüşten birine göre Hasan Basrî, Mesrûk, Mekhûl, Mâlik, Şâfi'î, Ebû Hanîfe, kendisinden rivayet edilen meşhur görüşe göre Ahmed ve Irak uleması Rahimehumullâh bulunmaktadır.2

İbnu Hacer Rahimehullâh şöyle demiştir: "Cumhur nezdinde bir söz söyleme yahut bir fiil işlemek için ikrah altında tutulma hususunda bir fark yoktur."3

İbnu Atiyye Rahimehullâh ve İbnu Receb Rahimehullâh da bu görüşü cumhura nispet etmiştir.4

Görüldüğü üzere bu hususta farklı içtihatlar ve meşhur bir ihtilaf bulunmaktadır. İkrahın sadece sözde olup bu konuda icma olduğu, dahası ikrahın sadece sözde olduğunu söyleyenlerin ikrahın amelde de olduğunu söyleyenleri tekfir ettiği iddiası, büyük bir cehaleti yansıtmaktadır. Zira bu, ümmetin cumhurunun tercih ettiği bir görüşü inkâr etmek ve azınlığın tercih ettiği görüşü icma olarak sunmaktır. Amelde ikrah olmaz diyen alimlerin amelde ikrah olur diyen alimleri tekfir ettiği iddiası da doğru değildir. Âlimler ihtilafı aktarırken bir tarafın diğerini tekfir ettiğinden bahsetmemiştir, üstelik birbirlerini tekfir ettikleri iddiası, amelde ikrah olmaz diyen İbnu Abbâs Radiyallâhu Anhumâ'nın, amelde ikrah olur diyen Ömer bin Hattâb Radiyallâhu Anh'ı tekfir etmesini vb. durumları gerektirir.

Meşru ihtilafın dışına çıkarak bu konuda tekfir olacağını iddia etmek, ümmeti tekfir etmekle karşı karşıya gelmek demektir. Bu konuda meşru ihtilafı göz ardı edip kati icma gibi pazarlayıp tekfiri gündeme getirmenin sapıklık olduğu gayet açıktır. İlim ehli arasında bu konuda sapık bir görüş ortaya atan olmadığına göre geriye Müslüman olacak imana dahi sahip olmayan kimselerin görüşü kalıyor ki gündeme getirmeye bile değmez. Dün dinde olmayan bugün de dinde olamaz. Dün dinde olan bugünde dindendir. Soruya sebep olan konu dinden değildir.

Bir kişiyi İslam'dan çıkarmak veya İslam'a sokmak dinin en azim işidir. Dolayısıyla nefsine nasihat eden bir kimsenin, böyle meselelerde şer'î ilim ve deliller olmaksızın konuşmaması icab etmektedir ve mücerret fehmi ve aklının hoşgörüsü sebebiyle de bir kişiyi İslam'a sokmaktan ve bir başkasını İslam'dan çıkartmaktan sakınması gerekir. Hevasıyla hükmeden bir insanın edindiği görüş, İslam ümmetini küfre nispet etmeye yahut da küfrü kat'î olan insanları Müslüman addetmeye varıyorsa hayli hayli sapmış demektir.

Yine her insanın, Allâh hakkında ve Allâh'ın dini hakkında ilimsizce cedelleşmekten uzak durması gerekir. Maalesef günümüz insanları, çoğunlukla bir ilim üzere olmaksızın böyle meseleleri tartışır ve küfür olmayan şeyleri küfür addetme, küfür olan şeyleri de İslam addetme hususunda aceleci davranmaktadır ancak mürekkep cehaletlerinin farkına varmamaktadır. Bu tartışmaların taraflarının birçoğu, İslamî bir eğitim görmemiş, ilim ve irfandan nasibi olmayan sosyal medyada dinlerini tartışma konusu edinen kimselerdir. Bu kimseler, ne yazık ki Allâh'ın şu buyruğunda vasfettiği kimselerin hâline uymaktadır:

"İnsanlardan öylesi de vardır ki, bir ilmi, bir yol göstericisi, aydınlatıcı bir kitabı olmadığı hâlde kibirlenerek insanları Allâh'ın yolundan saptırmak için, Allâh hakkında tartışmaya kalkar. Ona dünyada bir rezillik vardır. Ona kıyamet gününde de yangın azabını tattıracağız." (el-Hacc, 22/8-9)

Allâh'tan afiyet ve selamet dileriz.

Size tavsiyemiz, İslam'ın aslını teşkil eden tevhidin esasına yönelip onu hakkıyla idrak etmeye çalışmanızdır. Tevhidin aslını fehmedememiş bir insanın ikrah meselesindeki ihtilafları, racih ve mercuh görüşleri bilmesi bir şey ifade etmez. Ancak tevhidin aslını kavramış bir insanın, fıkhî ihtilaflarda malumat sahibi olmamasına rağmen Allâh'ın rahmetiyle cennete girmesi mümkündür. Allâh seni hakkıyla hidayete eren, İslam ve sünnet üzere yaşayan ve İslam ve sünnet üzerine ölen kullarından eylesin, âmîn.

Vallâhu a'lem. Allâh'ın salatı ve selamı, Nebîmiz Muhammed'in, al u ashabının üzerine olsun.



1- Kurtubî, el-Câmi, 10/182-183; İbn'ul Mulakkin, et-Tevdîh, 32/12; Kayravânî, en-Nevâdir ve'z Ziyâdât, 10/246-247; İbnu Receb, Câmi'ul Ulûm, Arnavut baskısı, 2/372.

2- Kurtubî, el-Câmi, 10/182-183; İbn'ul Mulakkin, et-Tevdîh, 32/12; Kayravânî, en-Nevâdir ve'z Ziyâdât, 10/246-247; İbnu Receb, Câmi'ul Ulûm, Arnavut baskısı, 2/371.

3- İbnu Hacer, Feth'ul Bârî, 12/312.

4- İbnu Atiyye, el-Muharrar'ul Vecîz, 3/423; İbnu Receb, Câmi'ul Ulûm, Arnavut baskısı, 2/371.
قَالَ ابْنُ عَقِيل رَحِمَهُ اللهُ: «إذَا أَرَدْت أَنْ تَعْلَمَ مَحَلَّ الْإِسْلَامِ مِنْ أَهْلِ الزَّمَانِ فَلَا تَنْظُرْ إلَى زِحَامِهِمْ فِي أَبْوَابِ الْجَوَامِعِ، وَلَا ‌ضَجِيجِهِمْ فِي الْمَوْقِفِ بِلَبَّيْكَ، وَإِنَّمَا اُنْظُرْ إلَى مُوَاطَأَتِهِمْ ‌أَعْدَاءَ الشَّرِيعَةِ.»
İbnu Akîl Rahimehullâh dedi ki: "Zamane insanlarda İslam'ın yerini bilmek istersen, camilerin kapısındaki izdihamlarına ve mevkıfte Lebbeyk diye bağırtılarına bakma! Yalnızca onların şeriat düşmanlarıyla uzlaşmalarına bak!" (İbnu Muflih, el-Âdâb'uş Şerîa, 1/237)

🡱 🡳