Darultawhid

Gönderen Konu: MÜŞRİKLERİN KESTİKLERİ ETLERİN HÜKMÜ  (Okunma sayısı 6651 defa)

Berna Eren ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimiçi Tevhid Ehli

  • Administrator
  • Yönetici
  • *****
  • İleti: 2065
  • Değerlendirme Puanı: +50/-0
MÜŞRİKLERİN KESTİKLERİ İCMA İLE HARAMDIR

بسم الله الرحمن الرحيم
الحمد لله المعين والصلاة والسلام على النبي الأمين وعلى آله وأصحابه والتابعين وبعد



MÜŞRİKLERİN KESTİKLERİ İCMA İLE HARAMDIR

Kitap ehlinden olmayan müşriklerin kestikleri icma ile haramdır

Müşriğin kestiğin haram olması hususunda illet besmele değil dindir

MÜŞRİKLERİN KESTİKLERİ ETLERİ SATMAK CAİZ MİDİR?

Müşriklerin kestikleri eti helal sayanların hükmü nedir?

Ehli Kitabın Kestiği Neden Helal Kılınmıştır?

Kimin Kestiği Bilinmeyen Etleri Yemenin Hükmü

"Size Ne Oluyor ki Üzerine Allah'ın Adı Anılanlardan Yemiyorsunuz?" (Enam: 118) Ayeti Hakkında

Allahın izni ve yardımıyla bu risalemizde günümüzde hayli tartışılan “et meselesi” üzerinde duracağız. İlimden nasibi olan herkesin bildiği üzere Kitap ehli yani Yahudi ve Hristiyanların haricindeki müşriklerin kestiklerinin haram oluşu ümmetin icmasıyla sabittir. Fakat maalesef kalblerinde hastalık ve eğrilik bulunan bazı kimseler kendilerine ruhsat aramak için nasslar üzerinde oynamaya çalışmışlar ve kitabi olmayan müşriklerin –ki günümüzde bundan kasdedilen daha çok kendisini İslama nisbet eden müşriklerdir- kestiği hayvanların belli şartlarla yenebileceğini ileri sürmüşlerdir. Bunu iddia ederken de kah bu insanların ehli kitap statüsünde olduğunu iddia etmişler, bazen de müşriklerin kestiğinin yenmemesi hususunda illetin tesmiye yani Allahın ismini zikretme konusu olduğunu ileri sürmüşler ve müşrik eğer Allahın ismini anarsa veya anmasa bile en azından Ondan başkası adına kesim yapmazsa bu kesilen hayvanın helal olacağını iddia etmişlerdir. Bizim bu risaledeki gayemiz bu iddiaların batıllığını deliller ve nakiller ışığında gözler önüne sermektir.

İster kendisini İslama nisbet etsin ister etmesin, Kitap ehlinden olmayan bütün kafirlerin kestiklerini yemenin haram olduğu hususu Kitap, Sünnet ve İcma ile sabittir. Biz burada delillerin müzakeresine girişmeden sadece alimlerin bu husustaki icmalarını zikretmekle yetineceğiz çünkü icma naklettiğimiz alimler genelde icmanın dayanağı olan ayet ve hadisleri de zikretmişlerdir. Biz alimlerin zikrettikleri deliller hakkında nakledilecek bilgiler varsa kısaca onları ilave edeceğiz ve bu surette bu hükmün dayandığı nass ve icmalar da bu şekilde ortaya konmuş olacaktır. Şimdi öncelikle ehli kitaptan olmayan müşriklerin kestiklerinin haram olduğu hususundaki genel icmayı nakledeceğiz ve sonra meselenin tafsilatına gireceğiz inşallah. Bunu yaparken de mümkün mertebe çok fazla ayrıntıya girmeden muhtasar bir şekilde konuyu özetlemeye gayret edeceğiz inşaallah. Gayret bizden, Tevfik Allah’tandır.

Kitap ehlinden olmayan müşriklerin kestikleri icma ile haramdır:

   İmam Ebu Hanife’nin yakın ashabından, İmam  Ebu Yusuf v. 182 (ra) müşriklerin kestiklerinin haram oluşu hususunda selefin icmasını şöyle nakletmiştir:


وَلَيْسَ أَهْلُ الشِّرْكِ مِنْ عَبَدَةِ الأَوْثَانِ وَعَبَدَةِ النِّيرَانِ وَالْمَجُوسِ فِي الذَّبَائِحِ وَالْمُنَاكَحَةِ عَلَى مِثْلِ مَا عَلَيْهِ أَهْلُ الْكِتَابِ، لِمَا جَاءَ عَنِ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فِي ذَلِكَ، وَهُوَ الَّذِي عَلَيْهِ الْجَمَاعَةُ وَالْعَمَل، لَا اخْتِلَاف فِيهِ.
أَخذ الْجِزْيَة من الْمَجُوس وَسَببه:
قَالَ: حَدَّثَنَا قَيْسُ بْنُ الرَّبِيعِ الأَسَدِيُّ عَنْ قَيْسِ بْنِ مُسْلِمٍ الْجَدَلِيِّ عَنِ الْحَسَنِ بْنِ مُحَمَّدٍ قَالَ: صَالَحَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ مَجُوسَ أَهْلِ هَجَرَ عَلَى أَنْ يَأْخُذَ مِنْهُمُ الْجِزْيَةَ، غَيْرَ مُسْتَحِلٍّ مُنَاكَحَةَ نِسَائِهِمْ وَلَا أكل ذَبَائِحهم
.

     ‘’Nebi’den - sallallahu aleyhi ve sellem - gelen hadis nedeniyle, putlara tapanlar, ateşe tapanlar ve Mecusiler gibi şirk ehli, kestikleri ve kadınlarıyla evlenilmesi konusunda Ehli Kitap gibi değillerdir. Bu, cemaatin üzerinde olduğu görüştür. Tatbikat da böyledir. Bu konuda ihtilaf yoktur. Mecusilerden cizye alınma sebebine gelince;

     Bize Kays bin Rabi El Esedi, Kays bin Müslim El Cedeli’den, El Hasan bin Muhammed’in şöyle dediğini nakletti:  “Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem – Hecer Mecusileriyle, kadınlarının nikâhlanmasını ve kestiklerinin yenmesini helal kılmadan, sadece onlardan cizye alması üzere sulh yaptı.’’
(Kitab’ul Harac, sf 142)

Hanbelilerden İbn Kudame (v.620) ise şöyle demektedir:


وَسَائِر الْكُفَّارِ غَيْرُ أَهْلِ الْكِتَابِ، كَمَنْ عَبَدَ مَا اسْتَحْسَنَ مِنْ الْأَصْنَامِ وَالْأَحْجَارِ وَالشَّجَرِ وَالْحَيَوَانِ، فَلَا خِلَافَ بَيْنَ أَهْلِ الْعِلْمِ فِي تَحْرِيمِ نِسَائِهِمْ وَذَبَائِحِهِمْ

‘’Putlardan, taşlardan, ağaçlardan ve hayvanlardan uygun gördüğüne tapanlar gibi, Ehli Kitap dışındaki kâfirlerin kadınlarının ve kestiklerinin haram olduğu konusunda ilim ehli arasında ihtilaf yoktur.” (El Muğni: 13/298)

Görüldüğü gibi ehli kitap olmayan müşriklerin kestiğinin yenmeyeceği hususunda alimlerin icması mevcuttur. İlim ehlinden Mecusilerin, Sabiilerin ve benzerlerinin kestiğini helal sayanlar ise bunu onları ehli kitap sayarak yapmıştır. Alimlerden hiç kimsenin ehli kitap olmayan birisinin kestiğini helal addettiği asla ispat edilemez. Hele ki İslama bağlılık iddia ettiği halde küfür itikadlar taşıyan bir kimsenin ehli kitap sayılması şeklindeki bir görüş tamamen nassa ve icmaya aykırı bir iddiadır. Şeyh Ebu Batin en-Necdi (v. 1282) bu hususta şöyle demektedir:


وقد حكي لنا عن بعض من ينتسب إلى العلم من المعاصرين، أنه قال: إذا كان الله قد أباح ذبائح اليهود والنصارى لكونهم أهل كتاب، فكفار هذه الأمة أولى، لأنهم أهل كتاب، بل كتابهم أشرف من الكتابين، وهذا قياس فاسد، لمخالفته الكتاب والإجماع، قال الله تعالى:
{وَطَعَامُ الَّذِينَ أُوتُوا الْكِتَابَ حِلٌّ لَكُمْ وَطَعَامُكُمْ حِلٌّ لَهُمْ} [سورة المائدة آية: 5] ، فدل مفهوم ذلك، على تحريم ذبائح من عدا أهل الكتاب. وقد أجمع العلماء: على أن المرتد من هذه الأمة، حكمه مخالف لحكم أهل الكتاب، فلا يقر بالجزية، ولا يسترق، ولا تنكح المرتدة، ولا تباح ذبيحته، إلا ما ذكروا من مخالفة إسحاق، في إباحة ذبيحة المرتد إلى دين أهل الكتاب خاصة; وحكم الصحابة ومن بعدهم من جميع العلماء، مخالف لحكمهم في أهل الكتاب، فمن قاس المرتد من هذه الأمة على أهل الكتاب، فقد خالف ما دل عليه الكتاب والسنة وإجماع الأمة.
وصرح غير واحد: بتحريم ذبائح الزنادقة، والدروز، والتيامنة، ونحوهم، لأن هؤلاء كفار بلا خلاف؛ والزنديق هو المنافق ونحوه. فقد وضح الحق لمن أراد الله هدايته، ومن لم يرد الله هدايته، لم تزده كثرة الأدلة إلا حيرة وضلالاً


’’Muasırlardan kendisini ilme nisbet eden bazı kimselerin şöyle dediği bize nakledildi: ‘Yüce Allah Kitap Ehli olmaları nedeniyle Yahudi ve Hıristiyanların kestiklerini mubah kıldıysa, bu ümmetin kafirleri daha evladır. Çünkü bunlar da Ehli Kitaptır, hatta bunların Kitabı diğer iki kitaptan daha şereflidir.’
Bu, Kitaba ve İcmaya muhalif olması nedeniyle fasit bir kıyastır.  Yüce Allah buyuruyor ki:  ‘’Kitap verilenlerin yiyecekleri size, sizin yiyecekleriniz onlara helaldır’’ (Maide: 5)

Bu ayetin mefhumu, Ehli Kitap dışındakilerin kestiklerinin haram olduğuna delalet ediyor. Alimler icma etmişler ki, bu ümmetten olan mürtedin hükmü, Ehli Kitabın hükmünden farklıdır: Mürtedden cizye alınmaz, köle edinilmez, mürted kadınla evlenilmez. İshak’tan, sadece Ehli Kitabın dinine irtidad eden mürtedin kestiğini yemenin mübah olmasıyla ilgili rivayet edilenler bundan müstesnadır.
 
     Sahabe ve onlardan sonra gelen tüm alimlerin verdiği hüküm, onların Ehli Kitap konusunda verdiği hükme muhaliftir. Kim bu ümmetin mürted olanını Ehli Kitaba kıyaslarsa, Kitab, Sünnet ve Ümmetin İcmasının delalet ettiği şeye muhalefet etmiştir.

     Bir çok alim açık şekilde zındıkların, Durzilerin, Teyamina ve benzerlerinin kestiklerinin yenmeyeceğini belirtmişler. Çünkü bunlar tartışmasız olarak kâfirdirler. Zındık ise, münafık ve benzerleridir. Allah’ın hidayetini dilediği kimse için hak ortaya çıkmıştır. Delillerin çokluğu ise Allah’ın hidayetini dilemediği kimsenin şaşkınlık ve sapıklığından başka bir şeyini arttırmaz!’’
(Ed-Durar’us Seniyye, 7/482-483)

Şeyh Ebu Batin’in de işaret ettiği gibi Maide: 5 ayetinin mefhumu muhalifi kitap ehlinin dışındakilerin yiyeceklerinin yani kestiklerinin haram olmasını gerektirmektedir. Çünkü diğerlerinin de kestikleri helal olsaydı kitap ehlini zikretmeye gerek kalmazdı. Bu ayette geçen yiyecekten kasıd ise kesilen hayvanlardır. İlgili ayetin tefsirlerine müracaat edilirse İbn Abbas başta olmak üzere bir çok müfessirin bunu belirttikleri görülür. Müşriklerin kestikleri haricinde normal yiyeceklerine gelince; bunda bir beis olmadığı aşikardır.

Fıkıh kitaplarının hayvan kesimi ile alakalı zebaih vb bablarında kimlerin kestiğinin yenilemeyeceği hususu tafsilatlı olarak ele alınmış ve alimler kendilerini İslama nisbet eden zındıkların ve de mürtedlerin kestiğinin yenmeyeceğini açıkça beyan etmişlerdir. Mesela İbn Kudame (rh.a) şöyle demektedir:

“Puta tapan, zındık ve diğerlerinden olan kâfirlerin kestiklerinin ve avlarının haramlığı konusundaki hüküm, Mecusilerin hükmü gibidir.” ( Bkz. İbn Kudâme: El Muğni: 13/296–298)

Zındık, malum olduğu üzere münafık yani dıştan müslüman görünen fakat hakikatte kafir olan kişi demektir. Dinden dönen mürtedin de aynı şekilde kestiği yenmez.

Keza küfre düşen birtakım dalalet fırkalarıyla alakalı olarak alimlerin onların kestiğinin yenmeyeceği hususunda icma etmeleri de bu konuda açık bir delildir. Hiçbir alim kendisini İslama nisbet eden Cehmiye, Rafıziler vb fırkalardan küfre düşen grupları veyahut da Batıniye, Hululiyye, İbahiyye, Dürziyye, Nusayriyye gibi küfründe icma edilen fırkaları kitap ehli statüsünde sayarak kestiklerinin yeneceğini ileri sürmemişlerdir. Bunların kestiklerinin Allahın ismini zikrettikleri takdirde mübah olacağını da hiçbir alim dile getirmemiştir. Halbuki bu dalalet ehlinin çoğu hayvanı keserken Allahın ismini anarlar ve de dikili taşlar adına kesim yaptıkları nadirdir.

İbn Teymiyye bu hususta şunları nakletmiştir:

وقال أحمد بن يونس: "لو أن يهوديا ذبح شاة وذبح رافضي لأكلت ذبيحة اليهودي ولم آكل ذبيحة الرافضي لأنه مرتد عن الإسلام".
وكذلك قال أبو بكر بن هاني: "لا تؤكل ذبيحة الروافض والقدرية كما لا تؤكل ذبيحة المرتد مع أنه تؤكل ذبيحة الكتابي لأن هؤلاء يقامون مقام المرتد وأهل الذمة يقرون على دينهم وتؤخذ منهم الجزية
".

’’Ahmed bin Yunus dedi ki: ’’Eğer bir Yahudi ve bir Rafızî koyun keserse ben Yahudi’nin kestiğini yer, fakat Rafizînin kestiğini yemem. Çünkü o İslam’dan çıkmıştır.’’ 

Ebu Bekr bin Hani de bunun gibi demiştir: ’’Kitabînin kestiğinin yenmesine rağmen, mürtedin kestiğinin yenmediği gibi, Rafizilerin ve Kaderiyenin kestiği de yenmez! Çünkü onlar mürted konumundadırlar. Zimmet Ehli ise dinleri üzere kabul edilir ve onlardan cizye alınır.’’
(Es Sarimul Meslul: 570)

Böylece kendisini İslama nisbet eden müşriklerin ehli kitap statüsünde olduğunu iddia ederek kestiklerinin yenebileceğini ve kadınlarıyla nikahlanabileceğini iddia edenlerin açık nasslara ve icmaya muhalefet ettiği ortaya çıkmıştır. Elhamdulillah.

Müşriğin kestiğin haram olması hususunda illet besmele değil dindir:

Bazı kimseler müşriklerin kestiğinin haram olduğu hususunda ümmetin icma etmiş olduğunu görünce bunun sebebinin müşriklerin kesim esnasında besmele çekmemesi veya Allahtan başkaları adına kesmeleri olduğunu ileri sürmüşler ve de bu hususta illetin besmele olduğunu iddia ederek kitab ehli olmayan müşriklerden birisi Allahın ismini andığı müddetçe veya putlara, türbe vs yerlere kesim yapmadıktan sonra kestiğinin helal olduğu görüşünü ihdas etmişlerdir.  Öncelikle bu görüş yukarda zikrettiğimiz icmalara muhaliftir ve de seleften bir dayanağa sahip değildir. Bilakis alimler müşrik birisinin besmele çekerek dahi olsa kestiğinin yenilmeyeceği hususunda icma nakletmişlerdir. İbn Abdilberr müslümanın besmeleyi terk ettiği takdirde kestiğinin yenilip yenmeyeceği hususunu tahkik ettiği yerde şöyle demektedir:


وَقَدْ أَجْمَعُوا فِي ذَبِيحَةِ الْكِتَابِيِّ أَنَّهَا تُؤْكَلُ وَإِنْ لَمْ يُسَمِّ اللَّهَ عَلَيْهَا إِذَا لَمْ يُسَمِّ عَلَيْهَا غَيْرَ اللَّهِ
وَأَجْمَعُوا أَنَّ الْمَجُوسِيَّ وَالْوَثَنِيَّ لَوْ سَمَّى اللَّهَ لَمْ تُؤْكَلْ ذَبِيحَتُه وَفِي ذَلِكَ بَيَانٌ أَنَّ ذَبِيحَةَ الْمُسْلِمِ حَلَالٌ عَلَى كُلِّ حَالٍ لِأَنَّهُ ذَبَحَ بِدِينِهِ


‘’(Âlimler) icma etmişlerdir ki, Üzerinde Allah’tan başkasının ismini zikretmedikleri sürece, üzerinde Allah’ın ismini zikretmese bile Kitabînin kestiği yenir. Yine icma etmişlerdir ki: Mecusi ve putperest Allah’ın ismini zikretse bile, kestiği yenmez. İşte bu, müslümanın kestiğinin her halükarda helal olduğunu göstermektedir. Zira o keserken diniyle kesmektedir.’’

Ardından müslümanın, besmeleyi bilerek terk etse dahi kestiğinin yeneceği görüşünü delillendirme sadedinde şunları zikretmektedir:


وَاحْتَجَّ مَنْ ذَهَبَ هَذَا الْمَذْهَبَ بِأَنْ قَالَ لَمَّا كَانَ الْمَجُوسِيُّ لَوْ سَمَّى اللَّهَ تَعَالَى لَمْ تَنْفَعْ تَسْمِيَتُهُ شَيْئًا لَأَنَّ الْمُرَاعَاةَ لِدِينِهِ كَانَ الْمُسْلِمَ إِذَا تَرَكَ التَّسْمِيَةَ عَامِدًا لَا يضره لأن المراعاة لدينه

“Bu görüşü savunanlar şu şekilde de delil getirmişlerdir: Mecusi, Allahın ismini zikretse dahi bu tesmiye bir işe yaramaz çünkü (kesim hususunda kişinin) dini göz önünde bulundurulur. Şu halde müslüman da besmeleyi kasıtlı olarak dahi terk etse bunun zararı yoktur, çünkü (kesim hususunda kişinin) dini göz önünde bulundurulur.” (İbn Abdil Berr: El İstizkar: 5/251)

İmam Şafii (rh.a) şöyle demiştir:

“Mecusi kesim anında Allah (celle celaluhu)’ın adını zikretse dahi yine kestiği yenmez!“ (el-Umm: 4/289)

Açıkça görüldüğü üzere alimler nezdinde kimin kestiğinin helal olduğunu tesbit etme noktasında öncelikle kişinin dini göz önünde bulundurulur. Böyle olsaydı besmeleyi terk eden müslümanın kestiği ittifakla haram kabul edilirdi. Halbuki görüldüğü üzere bunda ittifak yoktur. Kafirlerin kestikleri noktasında ise helal haram ayrımı besmeleye göre yapılamaz. Ehli kitabın kestiğinin helal olması dinlerine bağlı olduğu gibi, Müşriklerin kestiğinin haram olması da dinlerinden dolayıdır. Zaten kafir besmele de çekse onun ameli boştur ve besmele çekip çekmemesi arasında bir fark yoktur.

Şeyh Abdurrahman bin Hasen en-Necdi (v. 1285) bu hususu şöyle izah etmektedir:


وسئل الشيخ عبد الرحمن بن حسن بن الشيخ: عن ذبيحة الكافر والمرتد، إذا ذبحت للحم وذكرا اسم الله عليه، فهل هناك نص بتحريمها غير الإجماع، ومفهوم قوله تعالى: {وَطَعَامُ الَّذِينَ أُوتُوا الْكِتَابَ حِلٌّ لَكُمْ} الآية
[سورة المائدة آية: 5] ؟
فأجاب: الإجماع دليل شرعي بالاتفاق، ولا بد أن يستند الإجماع إلى دليل من الكتاب والسنة؛ وقد يخفى ذلك الدليل على بعض العلماء. فإن كان قد وقع الإجماع على تحريم ذبيحة الكافر والمشرك غير الكتابي، فحسبك به، ودلت الآية الكريمة على التحريم بمفهومها، كما قد عرفتم.
والجواب عن قوله: وذكرا اسم الله عليها، أن يقال: التسمية من الكافر الأصلي ومن المرتد، غير معتبرة، لبطلان أعمالهما، فوجودها كعدمها، كما أن التهليل إذا صدر منه حال استمراره على
شركه غير معتبر، فيكون وجوده كعدمه


‘’Şeyh Abdur Rahman bin Hasan bin El Şeyh’e, kâfir ve mürtedin et olarak kesip, üzerinde Allah’ın ismini andığı hayvanla alakalı soru soruldu. İcma ve  ‘’Kitap verilenlerin yiyeceği size helaldir’’ayetinin mefhumu dışında, bu etin haramlığına dair nass var mıdır?

     Şöyle cevapladı: İcma, ittifakla şer’i delildir. İcma, mutlaka Kitap ve Sünnetten bir delile dayanmaktadır. Fakat bu delil, bazen  âlimlerden bir kısmına gizli kalabilir. Eğer Kitabî olmayan kâfir ve müşrikin kestiğinin haram olmasında İcma vaki olmuşsa, bu sana yeter! Bildiğiniz gibi, ayeti kerime mefhumuyla haramlığa delalet ediyor.
 
     ‘’(Kafirler o hayvanı keserken) Üzerine Allah’ın ismini zikrederler’’ sözünün cevabı ise şudur: Amellerinin batıl olması nedeniyle, asli kâfir ve mürtedin tesmiyesi (besmele çekmesi) muteber değildir. Varlığı yokluğu gibidir. Tıpkı şirk üzerinde olduğu sürece ‘’la ilahe illallah’’ demesinin muteber olmayışı gibidir. Bunun olması veya olmaması birdir.’’
(Ed-Durar’us Seniyye, 7/477-478)

Kısacası bazı kimselerin müşrik kimse besmele çekerse kestiği yenir veya en azından bu kimsenin kestiğinin yenmesi ihtilaflıdır şeklindeki görüşlerinin hiçbir dayanağı yoktur ve bu iddia icmayla batıldır. Bu kimseler seleften ve haleften hiçbir muteber alimden buna delalet eden bir şey nakledemezler. Allahın ismini ansa veyahut da putlar adına kesim yapmasa dahi müşriğin kestiğinin yenmeyeceği hususu Kitap, Sünnet ve İcma ile sabit olmuştur. Bazılarının iddia ettiği gibi bu mesele alimler arasında ihtilaflı değildir. Her kim buna muhalif bir görüşe sahip olursa bu kimse icmaya muhalefet eden batıl ehli bir kimsedir ve asla onun bu görüşü kendisine müsamaha gösterilecek farklı bir içtihad olarak algılanamaz. Et meselesinin fıkhi bir konu olup tevhidin içindeki bir mesele olmaması bu hususta herkesin dilediği şekilde görüş beyan etmesinin caiz olduğunu göstermez. Mestler üzerine mest, muta nikahı, imamet gibi bir çok fıkhi mesele akide kitaplarında zikredilmiş ve bu hususta Ehli sünnetin icmasına muhalefet edenler yerilmiştir. Müşriklerin kestiğinin haram oluşu da bu şekilde dalalet ehliyle hak ehli arasındaki ayrım noktalarından birisidir ve her kim buna muhalefet ederse kınanmayı ve yerilmeyi hak eder. Vallahu a’lem.
Kendisi de bir kral olan Halife Memun Nadr bin Şumeyl (ra)'a şöyle demiştir:
يَا أَبَا الْحَسَنِ الْإِرْجَاءُ دِينُ الْمُلُوكِ
"Ey Ebu'l Hasen! İrca (Mürcielik) kralların dinidir!" (ed-Dulabi, el-Esma ve'l Kuna, no: 832; ayrıca Lalekai, es-Sunne, no: 2818)

Çevrimiçi Tevhid Ehli

  • Administrator
  • Yönetici
  • *****
  • İleti: 2065
  • Değerlendirme Puanı: +50/-0
Ynt: MÜŞRİKLERİN KESTİKLERİ ETLERİN HÜKMÜ
« Yanıtla #1 : 18.11.2015, 22:07 »
MÜŞRİKLERİN KESTİKLERİ ETLERİ SATMAK CAİZ MİDİR?

Alıntı
S- Bazi kimseler mushriklerin kestikleri etleri satmakda,bunun ihtilafli konu oldugunu soylemekdeler. Shu hadisin kaynagi nerededir- yenilmesi haram olan sheylerin,satishidi haramdir.

Bismillahirrahmanirrahim,

Müşriklerin kestikleri hayvanlar, meyte yani leş hükmündedir. Meyte’nin satışı ise bizzat sahih hadiste haram kılınmıştır:

Buhârî ve Müslim'in Sahih'lerinde rivayet edilen bir hadisi-i şerife göre Câbir b. Abdullah (radiyallahu anh) Hz. Peygamber'in (s.a.) şöyle söylediğini işitti: "Allah ve Rasûlü şarabın, leşin, domuzun ve putların satılmasını haram kılmıştır." Bunun üzerine: "Yâ Rasûlallah, ölü hayvanın iç yağları hakkında ne dersiniz? Onunla gemiler boyanır, deriler yağlanır ve insanlar onunla kandillerini yakarlar." diye soruldu. Rasûlullah (s.a.): "Hayır, o haramdır." diye cevap verdi ve o sırada buyurdu ki: "Allah Yahudileri kahretsin. Allah onlara iç yağını haram edince onu erittiler. Sonra da satıp parasını yediler." ((Buhari, no: 2236; Muslim no: 1581’den Cabir bin Abdillah’tan)

Sadece meyte değil, sizin de bahsettiğiniz gibi yenilmesi haram olan bütün nesnelerin satışı da haram kılınmıştır. İbn Abbas şöyle demiştir. Hz. Peygamber (s.a.) mescidde, yani Mescid-i Haram'da idi. Bakışlarını semaya dikti, gülümsedi ve şöyle buyurdu: "Allah Yahudilere lanet etsin. Allah Yahudilere lanet etsin. Allah Yahudilere lanet etsin. İzzet ve Celâl sahibi olan Allah, ölü hayvanın yağını onlara haram kıldı, ama onlar buna rağmen onu sattılar ve parasını yediler. Allah bir kavme bir şeyin yenmesini haram kılınca onun parasını da haram kılar." (Beyhakî, Sünen, 6/13 ; Ebu Davud, 3488.)

İbn Kayyım (rh.a) bu hadisi naklettikten sonra şöyle demiştir: “Bu rivayetin isnadı sahihtir. Beyhakî, bu hadisi İbn Abdan — es-Saffâr — ismail el-Kâdî — Müsedded — Bişr b. el-Mufaddal— Hâlid b. Hazza — Bereke Ebu'l-Velîd — İbn Abbas yoluyla rivayet etmiştir.

Yine Buhârî ve Müslim'in Sahihlerinde Ebu Hureyre (radiyallahu anh) hadisinde bu rivayetin bir benzeri zikredilmiş, ancak orada: "Allah bir kavme bir şeyin yenmesini haram kılınca onun parasını da haram kılar." ifadesi yer almamıştır.”

İbn Kayyım (rh.a) bu konuyla alakalı Zad’ul Mead’ın alım satımla alakalı bölümünde bazı açıklamalar yapmıştır. (Türkçe tercümede son ciltte yer almaktadır) Leş satışıyla alakalı şöyle demektedir:

“Ölü hayvanın satılmasının haram olmasına gelince, ister kendiliğinden ölsün, isterse helâl olmasını sağlamayan bir şekilde kesilmiş olsun, ölü hayvan (meyte, lâşe) olarak isimlendirilen bütün cinsler bu bölüme girmektedir. Aynı zamanda bütün kısımları da bu bölümde mütâlâa edilir. İşte bu yüzden ashâb-ı kiram birçok yönden faydalandıkları ölü hayvan yağının satışının haram kılınması konusunda tereddüt ettiler. Bunun üzerine Hz. Peygamber (s.a.) onlara, zikrettikleri faydaları olmasına rağmen onun satışının da haram olduğunu haber verdi.”

Bu açık nasslardan dolayı alimler –müşriklerin kestikleri hayvanlar gibi – leşlerin ve de hadiste sayılan diğer maddelerin haramlığında icma ettiler. Bu hususta İbn Kudame (rh.a) şöyle demektedir:


وَلَا يَجُوزُ بَيْعُ الْخِنْزِيرِ، وَلَا الْمَيْتَةِ، وَلَا الدَّمِ. . قَالَ ابْنُ الْمُنْذِرِ: أَجْمَعَ أَهْلُ الْعِلْمِ عَلَى الْقَوْلِ بِهِ

“Domuz, leş ve kanın alım satımı caiz değildir. İbn Munzir (rh.a) “Bu görüşte ilim ehli icma etmiştir” demektedir.” (El-Muğni, 4/192)

Müşriklere ölü hayvan satmaya gelince bu da haramdır. Bu hususta İbn Kayyım (rh.a) aynı yerin devamında şöyle demektedir:

“Bu noktada şöyle bir soru sorulabilir: Bir müslümanın, necis olmuş bir yağı, onun temiz olduğuna inanan bir zimmîye satmasına cevaz verdiğiniz gibi, şarap ve domuzu da, onların helâl olduğuna inanan zimmîye satmasına cevaz verir misiniz?

Bu soruya şöyle cevap verilir: Bu caiz olmaz, parası da haramdır, Çünkü zikri geçen iki konu arasında şu fark vardır: Sonradan necis olan yağ aslında, kendisine pislik karışmış temiz bir maldır ki, necasetin tahakkuk edip etmediği tartışmalıdır. Bir grup âlim onun ancak bir değişikliğe uğrarsa necis olacağını söylerken, bir başka grup da necis olsa bile yıkamak suretiyle temizlenebileceğini savunmuşlardır. Allah'ın bütün dinlerde ve bütün peygamberlerinin lisanıyla haram kıldığı ölü hayvan, kan ve domuz böyle değildir. Çünkü onları mubah saymak, bütün peygamberlerin haram olduğunda ittifak ettikleri şeylerde, onlara muhalefet etmektir. Kâfirlerin onları helâl sayması, sonucu değiştirmez. Bu tıpkı müşriklere put satmak gibidir ki, Allah ve Rasûlü'nün haram kıldığı da budur zaten, yoksa bir müslüman hiçbir zaman put satın almaz.”


Müşriklere leş satmayla alakalı kim nasıl ihtilaf etmiş bunun açık nakillerle ortaya konması gerekir. Velev ki bu konuda alimlerden ihtilaf edenler olsa bile bu açık nasslara ve icma’ya muhalif, şazz bir kavil olur. Çünkü yukarda zikrettğimiz açık hadisleri tahsis eden aynı kuvvette bir delil olması gerekir ki böyle bir delil mevcut değildir. Vallahu a’lem.

Kendisi de bir kral olan Halife Memun Nadr bin Şumeyl (ra)'a şöyle demiştir:
يَا أَبَا الْحَسَنِ الْإِرْجَاءُ دِينُ الْمُلُوكِ
"Ey Ebu'l Hasen! İrca (Mürcielik) kralların dinidir!" (ed-Dulabi, el-Esma ve'l Kuna, no: 832; ayrıca Lalekai, es-Sunne, no: 2818)

Çevrimiçi Tevhid Ehli

  • Administrator
  • Yönetici
  • *****
  • İleti: 2065
  • Değerlendirme Puanı: +50/-0
Ynt: MÜŞRİKLERİN KESTİKLERİ ETLERİN HÜKMÜ
« Yanıtla #2 : 27.11.2015, 23:52 »
Müşriklerin kestikleri eti helal sayanların hükmü nedir?

Bismillahirrahmanirrahim. Yukardaki risalemizde de açıkça görüleceği üzere müşriklerin kestiği eti yemek haramdır. Reddedenin kafir olacağı nebevi hüccetler kendisine ulaştıktan sonra bu hükmü inkar eden kişi kafir olur. Ancak bu mesele tevhidin aslına dahil olan bir mevzu olmadığı için ve de hükmün dayandığı deliller bazı kimselere kapalı kalabileceğinden ötürü bu konudaki muhaliflerin tekfirinde acele edilmemesi gerekir. Şurası da var ki bu konuda şüphe ortaya atan kişilerin et meselesinden ziyade bizzat akidenin kendisinde şüphe taşıyan kimseler oldukları genelde müşahede edilmektedir. O yüzden bu tarz kimselerle bu meseleden ziyade akidenin konuşulması daha faydalı olur. Allahu a'lem.
Kendisi de bir kral olan Halife Memun Nadr bin Şumeyl (ra)'a şöyle demiştir:
يَا أَبَا الْحَسَنِ الْإِرْجَاءُ دِينُ الْمُلُوكِ
"Ey Ebu'l Hasen! İrca (Mürcielik) kralların dinidir!" (ed-Dulabi, el-Esma ve'l Kuna, no: 832; ayrıca Lalekai, es-Sunne, no: 2818)

Çevrimiçi Tevhid Ehli

  • Administrator
  • Yönetici
  • *****
  • İleti: 2065
  • Değerlendirme Puanı: +50/-0
Ynt: MÜŞRİKLERİN KESTİKLERİ ETLERİN HÜKMÜ
« Yanıtla #3 : 27.11.2015, 23:58 »
Ehli Kitabın Kestiği Neden Helal Kılınmıştır?

Alıntı
S- Bismillahirrahmanirrahim,

Sayın site yöneticileri şirklerden beri olmaya başladığım şu günlerde, içinde yaşadığım toplum kendimi bildim bileli kendini "müslüman" olarak tanımlıyordu. Ben tevhidi öğrenince (Allah a Hamd Olsun) anlaşıldı ki, marifetullah tek başına İslam olmuyor bununla beraber kişinin tüm şirklerden beri olması ve hiçbir nassı yalanlamaması gerektiğini öğrendim.

(Yukarıdaki yazdıklarımda hiçbir tereddütüm yok, sadece durumumu belirtmek ve aşağıdaki soruya zemin hazırlamak için yazdım)

Günümüzdeki kendini İslam a nispet eden ama birçok halleriyle (oy verme, muhakeme, türbelerde tapınma vb.) dilleriyle söyledikleri "La İlahe İllallah" kelimesini halleriyle yalanlayan bu toplumu müşrik olarak isimlendiriyorum, kestiklerini yemiyorum, bu itikaddaki kadınlarla evlenmiyorum, onlara dostluk beslemiyorum vesaire.

Buraya kadar hiçbir şekilde kafam karışmıyor çünkü; bir kişi Allah ın varlığını ve onun Muhammed (Sav.) adında bir Resül gönderdiğine iman etse dahi, O na şirk koşması bu kişinin müşrik bir kafir olması için yeter.

Şimdi hal böyle iken nasıl oluyor; sabah akşam haç a tapan, çeşitli mezhepleriyle sapkınlıkta birbirleriyle yarışan, ve şuan müslümanlara veya nispet edenlere saldırıda başı çeken topluluğun kestikleri yeniyor, kadınları ile evleniliyor.

Allah ın (HAŞA) oğlu olmadığına ve Muhammed (Sav.) onun son elçisi olduğuna inanan ve bununla beraber günümüz hristiyan, yahudileri gibi demokrasi, türbecilik, putçuluk gibi şirklerde hristiyan, yahudilerle ortak olan içinde yaşadığımız kavim, hangi halleri ile daha ileri gittiler ki biz onların kestiğini yemiyor, kadınları ile evlenmiyoruz?

Kendini İslam a nispet eden bu adamlar müşrik olurken, günümüz hristiyan ve yahudilerinin bu kadar şirki (saymakla bitmez) koşmasına rağmen onlar nasıl ehl-i kitap olarak adlandırılıyor ve Resülullah dönemindeki ehli kitaplarla olan ilişkilerin fıkhına dahil olabiliyorlar?

Bu sorum sadece benim anlayamadığım (herşey benim kıt anlayışıma dahil değildir, ben bu dini işittim itaat ettim) ama gönlümün mutmain olması için imanına ve bilgisine güvendiğim sizlere sormayı uygun buldum. Cevap yazarsanız bu fakiri mutlu edersiniz. Allah hepinizden razı olsun, benim içinde dua ediniz.

C- Bismillahirrahmanirrahim,

Bu sorduğunuz mesele ve benzeri bütün meseleler hakkında konuşmadan önce şu hususu mutlaka hatırda bulundurmak gerekir. Bizim dinimiz akıl dini değil nakil yani nass dinidir. Bu sebebten Ali (ra): "Bu din re'yle (şahsi görüşle) olsaydı mestlerin üstünü değil altını meshederdik" demiştir. Zira mestin altı daha çok kirlenmektedir ancak Şari' bizim bilmediğimiz bir hikmetten dolayı mestin üstünü meshetmeyi emretmiştir ve biz de böyle hareket ederiz. Subhanehu ve Teala mealen: "Allah bilir, siz bilmezsiniz" (Bakara: 216) buyurmaktadır. Dolayısıyla bir meselede insanın tesbit edemeyeceği bir çok hikmetler olabilir, insana düşen kendisine emredilenle amel etmektir. Bu tarz şer'i hükümler tevkifidir, yani ancak nassla tayin edilir ve de içtihad ve kıyas kabul etmez. Bu hususlarda kıyas yapmak ancak müşriklerin yaptığı türden fasit kıyaslara yol açar. Onlar leş yemekten imtina eden müslümanlara siz kendi kestiğinizi yiyorsunuz da Allahın altın bıçağıyla kestiği ölü hayvanları neden yemiyorsunuz diye itiraz etmişlerdi. Bunun üzerine Allahu teala Enam suresinde yaklaşık 10 ayet indirerek Allahın ismi anılmayan hayvanları yemenin haram olduğunu ve onların bu batıl kıyasını kabul ederek her kim leş hayvanları helal kılarsa müşrik olacağını beyan etti. Enam 111-122 ayetleri ve tefsirlerine müracaat edilebilir.

Kitap ehlinin kestiklerinin helal kılınmasına gelince bu bizzat nassla sabittir: "Ehli kitabın yiyeceği size helal, sizin yiyeceğiniz onlara helaldir" (Maide: 5) Buradaki yiyecek ibaresi müfessirlerin ittifakıyla kesilen etler manasındadır. Ayetin mefhumu, onların haricindeki müşriklerin kestiğinin haram olduğuna delalet eder. Zira onların da kestiği helal olsaydı bunun sırf ehli kitapla alakalı zikredilmesinin bir manası kalmazdı. Kurtubi ve başkalarının zikrettiği gibi bu hüküm müşriklerin kestiğinin yenmeyeceğine dair genel hükmü tahsis etmektedir. Yani eğer bu nasslar olmasaydı onlara da diğer müşrikler gibi muamele edilecekti. Dolayısıyla artık akli açıdan bu hükmü sorgulamaya mahal yoktur. Şari, bilmediğimiz bir hikmetten dolayı Yahudi ve Hristiyanları İslama intisap eden ve etmeyen diğer müşriklerden ayırmıştır. Her ne kadar alimler kitap ehlinin kestiklerinin yenmesi ve kadınlarıyla evlenilmesinin hikmetleri ile alakalı bazı şeyler zikretmişlerse de bunlar ancak bunun hikmetini bulmaya yönelik bir takım tahminlerdir, kesinlik ifade etmez. Onların cizye vererek islam devletinde yaşamalarından dolayı müslümanların onlarla sosyal ilişkilerini kolaylaştırmak, onların putlara kesim yapmaması vb hususlar bazı eserlerde zikredilse de bunların hepsi tartışmaya açıktır. Bu hususta en güzeli, Allah en doğrusunu bilir deyip hükme teslim olmaktır. Bununla yetinmeyip bu konularda akıl yürüten bir çokları sapmışlar ve ehli kitabın kestiği helalse İslama intisap eden müşriklerin de kestiği helal olur diyerek sapmışlardır. Bunun sebebi bu hükmü yaşamanın ağır gelmesi ve de bu kişilerin kendi akıllarını dinin önüne geçirmesidir. Halbuki yukarda zikrettiğimiz nass ve benzeri deliller ve de icma; ehli kitap yani Yahudi ve Hristiyanlar haricindeki müşriklerin velev ki kesim esnasında Allahı zikretseler ve ondan başkasını zikretmeseler dahi kestiklerinin haram olduğuna delalet etmektedir. Bu hususta yukardaki risalemizde ayrıntılı bilgi verilmişti.

Vallahu a'lem. Velhamdulillahi rabbil alemin.
Kendisi de bir kral olan Halife Memun Nadr bin Şumeyl (ra)'a şöyle demiştir:
يَا أَبَا الْحَسَنِ الْإِرْجَاءُ دِينُ الْمُلُوكِ
"Ey Ebu'l Hasen! İrca (Mürcielik) kralların dinidir!" (ed-Dulabi, el-Esma ve'l Kuna, no: 832; ayrıca Lalekai, es-Sunne, no: 2818)

Çevrimiçi Tevhid Ehli

  • Administrator
  • Yönetici
  • *****
  • İleti: 2065
  • Değerlendirme Puanı: +50/-0
Ynt: MÜŞRİKLERİN KESTİKLERİ ETLERİN HÜKMÜ
« Yanıtla #4 : 01.12.2015, 13:00 »
Kimin Kestiği Bilinmeyen Etleri Yemenin Hükmü

Alıntı
Allah'ın selamı Müslümanların üzerine olsun.

Marketlerden aldığımız ve kesen kişinin müşrik mi ya da müslüman mı olduğunu kesin,net bilmediğmiz et ürünlerini (sucuk,salam,sosis vs.) yemenin hükmü nedir ?


Bismillahirrahmanirrahim,

Bahsettiğiniz meselenin hükmünü nakletmeden önce birçoklarının karıştırdığı bir hususa değinmek istiyoruz ki bu husus “etlerde aslolan haramlıktır” kaidesidir, bizim meselemiz de bu kaideyle yakından alakalıdır. İmam Nevevi (rh.a) aşağıda zikri gelecek olan avlanma ile ilgili Adiyy bin Hatem hadisini şerhederken şöyle demiştir:


قَوْلُهُ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ (وَإِنْ وَجَدْتَ مَعَ كَلْبِكَ كَلْبًا غَيْرَهُ وَقَدْ قَتَلَ فَلَا تَأْكُلْ فَإِنَّكَ لَا تَدْرِي أَيَّهُمَا قَتَلَهُ) فِيهِ بَيَانُ قَاعِدَةٍ مُهِمَّةٍ وَهِيَ أَنَّهُ إِذَا حَصَلَ الشَّكُّ فِي الذَّكَاةِ الْمُبِيحَةِ لِلْحَيَوَانِ لَمْ يَحِلَّ لِأَنَّ الْأَصْلَ تَحْرِيمُهُ وَهَذَا لَا خِلَافَ فِيهِ

“Allah Resulu’nun – sallallahu aleyhi ve sellem –  ‘’Eğer köpeğinin yanında başka bir köpek bulursan ve köpek avı öldürmüşse ondan yeme, çünkü sen onların hangisinin avı öldürdüğünü bilmiyorsun’’  kelamında mühim bir kaidenin beyanı vardır. O kaide şudur: Hayvanı helal kılan kesimde  şek hâsıl olursa, helal olmaz! Çünkü hayvanda asıl olan haramlıktır. Bu konuda ihtilaf yoktur.”
(Sahihu Muslim bi Şerhin Nevevi: 13/78)

Görüldüğü gibi kim tarafından nasıl kesildiği belli olmayan bir eti yemek caiz olmaz ve “eşyada aslolan ibahadır” kaidesi buraya tatbik edilemez. Zira et hususunda aslolanın mübahlık, değil haramlık olduğu hususu alimler nezdinde ittifak edilmiş bir meseledir. Ancak Müslümanların hakim olduğu Darul İslam’da zannı galiple etin helal olduğu düşünüldüğünden dolayı çarşıdan et alınabilir. Darul harpte ise bu caiz olmaz, haram olur.

Hanbeli fukahasından Muvaffakuddin İbn Kudâme ‘’El Muğni’’ eserinde meseleyle ilgili şunları söylemiştir:


وَالْمَشْكُوكُ فِيهِ عَلَى ثَلَاثَةِ أَضْرُبٍ؛ الْأَوَّلُ، مَا أَصْلُهُ الْحَظْرُ، كَالذَّبِيحَةِ فِي بَلَدٍ فِيهَا مَجُوسٌ وَعَبَدَةُ أَوْثَانٍ يَذْبَحُونَ، فَلَا يَجُوزُ شِرَاؤُهَا وَإِنْ أَمْكَنَ أَنْ يَكُونَ ذَابِحُهَا مُسْلِمًا؛ لِأَنَّ الْأَصْلَ التَّحْرِيمُ، فَلَا يَزُولُ إلَّا بِيَقِينٍ أَوْ ظَاهِرٍ.
وَكَذَلِكَ إنْ كَانَ فِيهَا أَخْلَاطٌ مِنْ الْمُسْلِمِينَ وَالْمَجُوس، لَمْ يَجُزْ شِرَاؤُهَا لِذَلِكَ. وَالْأَصْلُ فِيهِ حَدِيثُ عَدِيِّ بْنِ حَاتِمٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ - صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ - قَالَ: «إذَا أَرْسَلْت كَلْبَك، فَخَالَطَ أَكْلُبًا لَمْ يُسَمَّ عَلَيْهَا، فَلَا تَأْكُلْ، فَإِنَّك لَا تَدْرِي أَيُّهَا قَتَلَهُ» . مُتَّفَقٌ عَلَيْهِ. فَأَمَّا إنْ كَانَ ذَلِكَ فِي بَلَدِ الْإِسْلَامِ، فَالظَّاهِرُ إبَاحَتُهَا لِأَنَّ الْمُسْلِمِينَ لَا يُقِرُّونَ فِي بَلَدِهِمْ بَيْعَ مَا لَا يَحِلُّ بَيْعُهُ ظَاهِرًا
.

  ‘’Kendisinde şüphe edilen şey üç türlüdür:
 
Birincisi: Aslı haram olanlar. Örneğin kesim yapan Mecusi ve putperestlerin bulunduğu ülkedeki et gibi. Bu eti kesenin Müslüman olması mümkün olsa bile, alınması caiz değildir. Çünkü asıl olan haramlıktır. Bu haramlık yakin veya zahirden/galipten başka bir şeyle zail olmaz.

     Aynı şekilde eğer o ülkede Müslüman ve Mecusiler karışık yaşıyorsa, bu nedenle orada et alınması caiz değildir.


     Bu konuda dayanak Adiy bin Hatim hadisidir:  ‘’Rasulullah – sallallahu aleyhi ve sellem – şöyle buyurdu: ‘’Köpeği saldığın zaman, üzerinde isim zikr edilmeyen başka köpekle karışırsa, o avdan yeme. Çünkü sen avı hangi köpeğin öldürdüğünü bilmiyorsun.’’ Muttefekun aleyh.
 
     Fakat bu durum İslam ülkesinde olduğu zaman, zahir/racih olan bu etin mübah olmasıdır. Çünkü Müslümanlar ülkelerinde satılması helal olmayan şeylerin satışına açıktan rıza göstermezler (…)’’ (El-Muğni, 4/201)

Esasında Şeyh Muvaffak’ın zikrettiği bu husus gayet açıktır. Bir kimse tevhidi hakkıyla idrak ettiği zaman günümüzde İslam ülkesi adı verilen diyarların çoğunluğunun müşrik olduğunu ve bu ülkelerin de darul harb olduğunu anlar. Bundan sonra da et vb konularda kendisini İslama nisbet etmeyen ülkelerde nasıl davranılıyorsa burada da aynı şekilde amel edeceğini idrak eder. Birilerinin zannettiği gibi küfür diyarından gelen keseni belirsiz etler şüpheli vs değil helal olduğu isbat edilene kadar bizzat haramdır zira ette aslolan haramlıktır, ta ki helal olduğu ortaya çıkana kadar. Vallahu a’lem.

Kendisi de bir kral olan Halife Memun Nadr bin Şumeyl (ra)'a şöyle demiştir:
يَا أَبَا الْحَسَنِ الْإِرْجَاءُ دِينُ الْمُلُوكِ
"Ey Ebu'l Hasen! İrca (Mürcielik) kralların dinidir!" (ed-Dulabi, el-Esma ve'l Kuna, no: 832; ayrıca Lalekai, es-Sunne, no: 2818)

Çevrimdışı Harun ayaz

  • Yeni üye
  • *
  • İleti: 5
  • Değerlendirme Puanı: +0/-0
Ynt: MÜŞRİKLERİN KESTİKLERİ ETLERİN HÜKMÜ
« Yanıtla #5 : 28.02.2021, 17:03 »
sitete aradim lakin bu ayetler hakkinda bulamadim enam 118 119  ayetlerininin nuzul sebebine dair sahih biseyler varmi selefin kendi kitaplarinda musrigin besmele ile kestigi helal diyenler cok var ozellikle enam 119 a dayanarak ve musrigin besmele ile kessede kestigi haram diyenleri tekfir ediyorlar bu ayetleri inkardir diyorlar.Allah cc size ne oluyor besmele ile kesileni yemiyorsunuz diyor ayette yine enam 138 ve baska ayetlerde hep Allahdan baskasi yani putlar adina kesileni yemeyin diyor kesim konusunda musriklerin kestikleri hep ayetlerde soz konusu oldugunu ve enam 119 da da musriklerin kestigi ile alakali diyorlar bu meseleyi guzelce aciklayabilirmisiniz lutfen kime nereye sorduysam tatmin edici cevap alamadim acikcasi Allac cc ilminizi artirsin

Çevrimiçi Tevhid Ehli

  • Administrator
  • Yönetici
  • *****
  • İleti: 2065
  • Değerlendirme Puanı: +50/-0
Ynt: MÜŞRİKLERİN KESTİKLERİ ETLERİN HÜKMÜ
« Yanıtla #6 : 01.03.2021, 00:42 »
"Size ne oluyor ki üzerine Allah'ın adı anılanlardan yemiyorsunuz?" (Enam: 118) ayeti hakkında:

Bismillahirrahmanirrahim,

Müşriklerin kestiği etlerin haram olduğu, bu hususta illetin besmele değil din olduğu gibi konular yukardaki yazımızda tafsilatlı olarak izah edilmiş ve de seleften ve haleften nakiller ortaya konulmuştur. En önemlisi de bu husustaki icmayı yazımızda naklettik. Bütün bunların yanında asrımızda ortaya çıkmış birtakım dal ve mudill yani sapık ve saptırıcı zümresinin ayetlerden kendi başlarına çıkarttıkları istidlallerin hiçbir kıymet-i harbiyesi yoktur. Bunlar 1400 sene sonra ortaya çıkıp sözkonusu ayetleri kendi reylerine göre tefsir etmişler ve bu tefsirlerine de seleften hiçbir dayanak getirmemişlerdir. Yani seleften hangi alim, bu ayetleri delil alıp da buradan müşrik de kesse besmele çekilen etleri yemenin mübah olduğu hükmünü çıkartmıştır? Seleften kimsenin tesbit edemediği bu hakikati (!) günümüzdeki birtakım cahiller ya da yarım hocalar mı tesbit etmiştir? Bilakis yukarda –konu hakkında selefin icmasının yanı sıra- İmam Şafii ve başkalarından müşriğin besmele çekmesinin kesilen hayvanı helal kılmayacağına dair açık nasslar zikredilmiştir. Bu ayetleri kafasına göre tefsir etmelerinin yanında bir de üstüne ayeti kendileri gibi anlamayan herkesi tekfir edenlere gelince; öyle zannediyorum ki bu bahsettikleriniz ilimden hiçbir nasibi olmayan birtakım çapulculardır. Böyle diyoruz çünkü bu şekilde seleften halefe bütün ümmeti tekfir edenlerin hak ettiği vasıf ancak bu ve daha fazlasıdır. Tekfir edilmeye de bu kimseler daha layıktır. Sizin şahsınızda bütün takipçilerimizden ricamız artık ilmin hiçbir kapısından girmemiş böyle ucuz şahsiyetlerin kelamlarıyla meşgul olup bizi de meşgul etmesinler, bu gerçekten vakit kaybından başka hiçbir şeye yaramamaktadır. Enam suresindeki ayetlerin tefsirine gelince, aslında bu ayetin tefsiriyle alakalı selefin ne söylediği bellidir ve bunlara ulaşmak isteyenler çok rahat bir şekilde muteber tefsirlerden ulaşabilirler. İbnu Kesir, Kurtubi, Begavi tefsirleri gibi tefsirler ve selefin tefsir rivayetlerini ihtiva eden Suyuti’ye ait ed-Durr’ul Mensur gibi kitaplar Allaha hamdolsun Türkçe’de mevcuttur. Bunların birçoğu internet ortamında da e kitap olarak bulunmaktadır. Ama madem talep ettiniz, biz de talebinizi yerine getirmek adına bu ayetin nuzul sebebiyle alakalı rivayetleri nakledeceğiz, tafsilatını isteyenler saydığımız kitaplara ve benzerlerine müracaat edebilirler. Allahu Teala Enam suresinde şöyle buyurmaktadır:


فَكُلُوا مِمَّا ذُكِرَ اسْمُ اللَّهِ عَلَيْهِ إِنْ كُنْتُمْ بِآيَاتِهِ مُؤْمِنِينَ (118) وَمَا لَكُمْ أَلَّا تَأْكُلُوا مِمَّا ذُكِرَ اسْمُ اللَّهِ عَلَيْهِ وَقَدْ فَصَّلَ لَكُمْ مَا حَرَّمَ عَلَيْكُمْ إِلَّا مَا اضْطُرِرْتُمْ إِلَيْهِ وَإِنَّ كَثِيرًا لَيُضِلُّونَ بِأَهْوَائِهِمْ بِغَيْرِ عِلْمٍ إِنَّ رَبَّكَ هُوَ أَعْلَمُ بِالْمُعْتَدِينَ(119) وَذَرُوا ظَاهِرَ الْإِثْمِ وَبَاطِنَهُ إِنَّ الَّذِينَ يَكْسِبُونَ الْإِثْمَ سَيُجْزَوْنَ بِمَا كَانُوا يَقْتَرِفُونَ (120) وَلَا تَأْكُلُوا مِمَّا لَمْ يُذْكَرِ اسْمُ اللَّهِ عَلَيْهِ وَإِنَّهُ لَفِسْقٌ وَإِنَّ الشَّيَاطِينَ لَيُوحُونَ إِلَى أَوْلِيَائِهِمْ لِيُجَادِلُوكُمْ وَإِنْ أَطَعْتُمُوهُمْ إِنَّكُمْ لَمُشْرِكُونَ (121)

118  — Şu halde üzerine Allah'ın adı anılmış olanlardan yeyin, şayet O'nun âyetlerine inananlardan iseniz.
119  — Size ne oluyor ki; üzerine Allah'ın adı anılan şeyden yemiyorsunuz? Halbuki darda kalmanızın dışında size haram olanları O, uzun uzadıya açıklamıştır. Doğrusu birçokları hevâ ve heveslerine uyarak bilmeden sapıtıyorlar. Şüphesiz ki haddi aşanları, en çok bilen Rabbindir.
120 — Günâhın açığını da, gizlisini de bırakın. Çünkü günah kazananlar, kazanmakta oldukları yüzünden cezalandırılacaklardır.
121 — Üzerine Allah'ın adı anılmayanlardan yemeyin. Çünkü bu; bir fısktır. Doğrusu, şeytânlar sizinle mücâdele etmeleri için kendi dostlarına telkinde bulunurlar. Şayet onlara itaat ederseniz; şüphesiz ki siz de müşrikler olursunuz.

İbnu Kesir rahimehullah, bu ayetlerin nuzul sebebiyle alakalı şu rivayetleri nakletmektedir:

“İbn Ebi Hatim der ki: Bize Ebu Saîd el-Eşecc'in... Said îbn Cübeyr'den rivayetinde o, şöyle demiştir: Yahudiler Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem) ile tartışıp; bizim öldürdüklerimizden yiyoruz da Allah'ın öldürdüklerinden niçin yemeyelim? dediler. Allah Teâlâ da: «Üzerine Allah'ın adı anılmayanlardan yemeyin. Çünkü bu; bir fısktır.» âyetini indirdi. Hadîsi İbn Ebi Hatim bu şekilde ve mürsel olarak rivayet etmiştir. Ebu Dâvûd ise hadîsi muttasıl olarak rivayet eder.

Yine aynı hadîsi İbn Cerîr de Muhammed İbn Abd'il-A'lâ, Süfyân İbn Vekî' kanalıyla İmrân İbn Uyeyne'den rivayet etmiştir. Hadîsi Bezzâr da Muhammed İbn Mûsâ el-Haraşî'den, o ise İmran İbn Uyeyne'den rivayet etmiştir. Ancak bu, üç yönden şüphelidir : İlk olarak; yahûdîler, ölü etinin mübâh olduğu görüşünde değildirler ki, Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem) ile tartışsınlar. İkinci olarak; bu âyet, En'âm sûresindendir ve Mekke'de nazil olmuştur. Üçüncü olarak; bu hadîsi Tirmizî, Muhammed îbn Mûsâ el-Haraşî kanalıyla... Saîd İbn Cübeyr'den, o da İbn Abbâs'tan rivayet etmiştir. Ayrıca hadîsi Tirmizî de; bir grup insan Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem)’e geldi... lafzı ile rivayet etmiş ve hasen, garîb hadîs olduğunu söylemiştir. Ayrıca hadîs Saîd İbn Cübeyr’den mürsel olarak rivayet edilmiştir.
Taberânî der ki: Bize Ali İbn el-Mübârek'in... İbn Abbâs'tan rivayetinde o, şöyle demiştir: «Üzerine Allah'ın adı anılmayanlardan yemeyin.» âyeti nazil olunca; İran'lılar Kureyş'e şöyle haber gönderdiler : Muhammed ile tartışın ve ona deyin ki: Senin elinle, bıçakla kestiğin helâl oluyor da, Allah'ın altından bir şemşîr ile kestiği —ölüyü kasdediyor— mi haram? Bunun üzerine : «Doğrusu, şeytânlar sizinle mücâdele etmeleri için kendi dostlarına telkinde bulunurlar.» âyeti nazil oldu. Şeytânlar İranlı, dostları ise Kureyş'lidir.

Ebu Dâvûd der ki: Bize Muhammed İbn Kesir... İbn Abbâs'tan «Doğrusu, şeytânlar... dostlarına telkinde bulunurlar» âyeti hakkında şöyle dediğini rivayet eder :

Onlar; Allah'ın kestiğini yemeyin, kendi kestiğinizi yeyin, derlermiş. Allah Tealâ da : «Üzerine Allah'ın adı anılmayanlardan yemeyin.» âyetini indirmiştir. Hadîsi İbn Mâce ve İbn Ebi Hatim de Amr İbn Abdullah kanalıyla... İsrail'den rivayet etmişlerdir. Bunun isnadı sahihtir. Yine aynı hadîsi İbn Cerîr de müteaddit kanallardan olmak üzere İbn Abbâstan rivayet eder ki, bunda yahûdîlerin adı geçmemektedir. Bu hadîs de mahfuzdur. En doğrusunu Allah bilir.

İbn Cüreyc der ki: İkrime'den rivayetle Amr İbn Dînâr şöyle der : Kureyş müşrikleri, Rumlara karşı İran'la mektuplaştılar. Onlar da İran'la mektuplaştı. İran'lılar Kureyş müşriklerine şöyle yazdılar: Muhakkak ki Muhammed ve ashabı, Allah'ın emrine uyduklarını sanıyorlar. Allah'ın altın bıçakla kestiğini —ölü hayvan için bu ta'bîri kullanıyorlar.— Muhammed ve ashabı yemiyor da kendi kestiklerini yiyorlar. Daha sonra müşrikler bunu Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem) İn ashabına yazdılar ve müslümanlardan bir kısmının kalbinde bundan dolayı bir şüphe belirdi ve Allah Teâlâ: «Çünkü bu; bir fısktır. Doğrusu, şeytânlar... telkînde bulunurlar.» âyetini indirdi ve : «Onlardan kimi, kimini aldatmak için câzib sözler fısıldarlar.» (En'âm, 112) âyeti nazil oldu. Bu âyetin tefsirinde Süddî der ki: Müşrikler inananlara : Siz Allah'ın rızâsına uyduğunuzu nasıl iddia edebilirsiniz? Allah'ın kestiğini yemiyorsunuz da kendi kestiğinizi yiyorsunuz, dediler. Bunun üzerine Allah Teâlâ da : «Şayet onlara itaat eder (ve ölü etini yerseniz) şüphesiz ki sizler de, müşrikler olursunuz.» buyurdu. Mücâhid, Dahhâk ve selef âlimlerinden bir çoğu da böyle söylemişlerdir. Allah onlara rahmet eylesin.”

İbnu Kesir tefsirinden nakil  burada sona ermiştir. Görüldüğü üzere seleften nakledilen mahfuz ve sahih rivayetler, ayetin ölü etiyle şer’i kesim usuluyle kesilmiş hayvanları birbirine kıyas eden ve müslümanlar tarafından bıçakla boğazlanan hayvanların helal olduğu gibi Allah’ın altın bıçağıyla kesilen leş hayvanların da helal olması gerektiğini iddia eden müşriklere cevaben nazil olmuştur. Allahu Teala gerek ölü hayvana kıyasla besmeleyle kesilmiş hayvanın da haram olması gerektiğini savunan kimselere, gerekse de besmeleyle kesilmiş hayvana kıyasla ölü hayvanların da helal olması gerektiğini savunan kimselere cevap olarak bu ayetleri indirmiştir. Yoksa burada müşrik kimse besmele çekse de yenir mi yenmez mi şeklinde müslümanlar arası bir tartışma sözkonusu değildir, ayetin bununla bir alakası yoktur. Hatta dikkat edilirse müşrikler “Allah'ın altın bıçakla kestiğini —ölü hayvan için bu ta'bîri kullanıyorlar.— Muhammed ve ashabı yemiyor da kendi kestiklerini yiyorlar.” İfadesini kullanmıştır. Nitekim İmam Taberi de bu ayetlerin tefsirinde şöyle demektedir:


القول في تأويل قوله: {فَكُلُوا مِمَّا ذُكِرَ اسْمُ اللَّهِ عَلَيْهِ إِنْ كُنْتُمْ بِآيَاتِهِ مُؤْمِنِينَ (118) }
قال أبو جعفر: يقول تعالى ذكره لنبيه محمد صلى الله عليه وسلم وعباده المؤمنين به وبآياته:"فكلوا"، أيها المؤمنون، مما ذكّيتم من ذبائحكم وذبحتموه الذبح الذي بينت لكم أنه تحلّ به الذبيحة لكم، وذلك ما ذبحه المؤمنون بي من أهل دينكم دين الحق، أو ذبحه مَنْ دان بتوحيدي من أهل الكتاب، دون ما ذبحه أهل الأوثان ومَنْ لا كتاب له من المجوس


“Şu halde üzerine Allah'ın adı anılmış olanlardan yeyin, şayet O'nun âyetlerine inananlardan iseniz, kavlinin açıklaması hakkında Ebu Cafer (İbnu Cerir et-Taberi) şöyle demiştir: Şanı yüce Allah, Peygamberi Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’e ve ayetlerine iman eden mümin kullarına hitaben demektedir ki: ‘Şu halde…yiyin’ Ey müminler! Kestiğiniz ve boğazladığınız hayvanlardan ki Ben bu etlerin size helal olduğunu beyan etmiştim. Bu ise sizin dininize yani hak dine mensub olup bana iman edenlerin boğazladıkları ya da Kitap ehlinden olup benim birliğime iman edenlerin boğazladıklarıdır. Putperestlerin ve Mecusilerden olup Kitap sahibi olmayan kimselerin boğazladıkları değil!”

İbnu Cerir rahimehullah, diğer ayetin yani “Size ne oluyor ki; üzerine Allah'ın adı anılan şeyden yemiyorsunuz?” mealindeki ayetin tefsiri hakkında da şöyle demektedir:


وأيُّ شيء يمنعكم أن تأكلوا مما ذكر اسم الله عليه؟ وذلك أنّ الله تعالى ذكره تقدّم إلى المؤمنين بتحليل ما ذكر اسم الله عليه، وإباحة أكل ما ذبح بدينه أو دين من كان يدين ببعض شرائع كتبه المعروفة، وتحريم ما أهلّ به لغيره، من الحيوان

“Sizi üzerine Allah'ın adı anılan şeyi yemekten men eden nedir? Zira şanı yüce Allah, müminlere üzerine Allah'ın adı anılan şeylerin helal olduğunu, yine Kendi dini üzere ya da bilinen kitaplarının bazı hükümlerini din edinen kimselerin (yani ehli kitabın) dini üzere boğazlanan hayvanların mübah olduğunu, aynı şekilde hayvanlardan Kendisinden başkasının adına kesilenlerin de haram olduğunu daha önce bildirmiştir.”

İmam Taberi’nin ayete getirdiği izahlar gayet açıktır ve bu ayetlerle kesimde besmeleden önce din şartının yani kesenin müslüman ya da kitabi (Yahudi ve Hristiyan) olmasının şart oluşunun çelişmediğini göstermektedir. Böylece müşriklerin et konusundaki vesveselerine tabi olan kimseleri kınamak için inen ayetleri çarpıtarak, müşriklerin besmeleyle kestiği hayvanları yemeyen kimselere de hitap ettiğini iddia edenlerin iddiasının da boş olduğu ortaya çıkmıştır. İmam Şafii (rh.a) şöyle demiştir:


لَا تُؤْكَلُ ذَبِيحَةُ الْمَجُوسِيِّ وَإِنْ سَمَّى اللَّهَ عَلَيْهَا

“Mecusi kesim anında Allah (celle celaluhu)’ın adını zikretse dahi yine kestiği yenmez!“ (el-Umm: 4/289)

İbn Abdilberr ise müslümanın besmeleyi terk ettiği takdirde kestiğinin yenilip yenmeyeceği hususunu tahkik ettiği yerde şöyle demektedir:

وَقَدْ أَجْمَعُوا فِي ذَبِيحَةِ الْكِتَابِيِّ أَنَّهَا تُؤْكَلُ وَإِنْ لَمْ يُسَمِّ اللَّهَ عَلَيْهَا إِذَا لَمْ يُسَمِّ عَلَيْهَا غَيْرَ اللَّهِ
وَأَجْمَعُوا أَنَّ الْمَجُوسِيَّ وَالْوَثَنِيَّ لَوْ سَمَّى اللَّهَ لَمْ تُؤْكَلْ ذَبِيحَتُه وَفِي ذَلِكَ بَيَانٌ أَنَّ ذَبِيحَةَ الْمُسْلِمِ حَلَالٌ عَلَى كُلِّ حَالٍ لِأَنَّهُ ذَبَحَ بِدِينِهِ


‘’(Âlimler) icma etmişlerdir ki, Üzerinde Allah’tan başkasının ismini zikretmedikleri sürece, üzerinde Allah’ın ismini zikretmese bile Kitabînin kestiği yenir. Yine icma etmişlerdir ki: Mecusi ve putperest Allah’ın ismini zikretse bile, kestiği yenmez. İşte bu, müslümanın kestiğinin her halükarda helal olduğunu göstermektedir. Zira o keserken diniyle kesmektedir.’’ (İbn Abdil Berr: El İstizkar: 5/251)

Bu ayetleri İmam Şafii’den hatta müşrik kimse besmele çekse bile kestiğinin yenmeyeceğini söyleyen bütün ümmetten daha iyi anladığını iddia eden, daha da ötesi bu ayetin bu kanaate sahip olan bütün bir İslam ümmetini kınadığını ileri süren kişi ancak sapıklıkta ileri gitmiş bir cahilden başkası değildir. Rabbimiz bu şaşkınlara hidayet etsin, değilse layık oldukları şekilde muamele buyursun amin. Velhamdulillahi Rabbil alemin.




Kendisi de bir kral olan Halife Memun Nadr bin Şumeyl (ra)'a şöyle demiştir:
يَا أَبَا الْحَسَنِ الْإِرْجَاءُ دِينُ الْمُلُوكِ
"Ey Ebu'l Hasen! İrca (Mürcielik) kralların dinidir!" (ed-Dulabi, el-Esma ve'l Kuna, no: 832; ayrıca Lalekai, es-Sunne, no: 2818)

 

Related Topics

  Konu / Başlatan Yanıt Son İleti
3 Yanıt
7260 Gösterim
Son İleti 16.09.2015, 00:14
Gönderen: Tevhid Ehli
2 Yanıt
2449 Gösterim
Son İleti 06.12.2020, 16:37
Gönderen: Uhey
0 Yanıt
2662 Gösterim
Son İleti 01.12.2018, 16:27
Gönderen: Teymullah
1 Yanıt
809 Gösterim
Son İleti 17.04.2020, 19:13
Gönderen: İbn Umer
1 Yanıt
389 Gösterim
Son İleti 16.01.2021, 03:55
Gönderen: Tevhid Ehli