Darultawhid

Gönderen Konu: Futbol Takımı Tutma ve Müsabakaları Takip Etme Meselesi!  (Okunma sayısı 2549 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimiçi Tevhid Ehli

  • Administrator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 1942
  • Değerlendirme Puanı: +49/-0
Alıntı
Futbol müsabakalarını veya takip etmenin bir zararı varmıdır. Nasıl bir tehlike icermektedir.....

Bismillahirrahmanirrahim,

Futbol maçlarını seyretmek ve takip etmek birçok açıdan mahsurlar içermektedir.

Birincisi; günümüzde futbol, sıradan bir spor faaliyetinin ötesine geçmiş ve adeta modern bir din haline gelmiştir. Öyle ki insanlar artık Kuran okurken ve namaz kılarken duymadıkları hazzı futbol müsabakalarını takip ederken duymakta ve kendilerinden geçmekteler; Allah için sevip Allah için buğzetmeyi unutmuşlar, dostluk ve düşmanlıklarını tuttukları takıma göre belirler hale gelmişler; bu takımlara ve oyuncularına duydukları sevgi adeta Allah sevgisine denk hale gelmiş ve öyle ki bazı medya organlarında birtakım futbolcular için “futbol ilahı” vb tabirler kullanılması, keza Müslümanların tekbir getirirken Allah için kullandıkları “Allah en büyüktür” ifadesine benzer bir şekilde futbol takımlarına “En büyük…” şeklinde tezahürat yapılması gibi şeyler sıradan hale gelmiştir.

Bir müslümanın futbol dininin mabedi haline gelmiş olan stadyumlara giderek buralarda icra edilen her türlü küfür, haram ve sair münkerata rıza göstermesi, şahitlik etmesi zaten düşünülemez. Takım tutmadan, futbol fanatizmi yapmadan sadece zevk amaçlı olarak evlerinde maçları takip ettiklerini iddia edenlere gelince; bunlar şeytan hizbinin insanları İslamdan uzaklaştırmak için icad ettiği bu batıl dinden ve mensuplarından kamil anlamda beri olacakları yerde uzaktan da olsa bu batıla şahitlik yapmaktadırlar. Halbuki Allahu Teala müminlerin vasıflarını anlatırken şöyle buyurmaktadır:


وَالَّذِينَ لا يَشْهَدُونَ الزُّورَ وَإِذا مَرُّوا بِاللَّغْوِ مَرُّوا كِراماً

"Onlar ki, "zur"a (batıla) şahitlik etmezler ve boş sözlerle karşılaştıklarında vakarla geçip giderler." (el-Furkan 25/72)

Bu ayette bahsedilen “zur” kelimesiyle alakalı seleften 8 görüş nakledilmiştir. İbn’ul Cevzi rh.a tefsirinde bu görüşleri şöyle özetlemektedir:

“müşriklerin bayramları, cahiliye döneminin geleneksel bir oyunu, şirk, putlar, kına toplantıları, şarkı, yalan, yalancı şahitlik” (İbn’ul Cevzi, Zad’ul Mesir, 3/331)

Şeyhulislam İbn Teymiyye (rh.a) da “Sıratı Mustakim” adlı eserinde bu ayetle alakalı sözkonusu açıklamalara yer verip bunların birbiriyle çelişmediğini, aynı şeyin farklı türlerine işaret ettiğini izah ettikten sonra şöyle demektedir:


ثم مجرد هذه الآية، فيها الحمد لهؤلاء والثناء عليهم، وذلك وحده يفيد الترغيب في ترك شهود أعيادهم، وغيرها من الزور، ويقتضي الندب إلى ترك حضورها وقد يفيد كراهية حضورها لتسمية الله لها زورا

“Bu çeşit törenlerin seyircisi olmaktan uzak duranları öven bu ayet, bu üslubu ile tek başına bu tip törenlere bilfiil katılmaktan kaçınmayı teşvik edici niteliktedir. Bunun yanında bu tip şenliklere seyirci olmamanın mendup olmasını ve belki de bunların seyircisi olmanın mekruh olduğunu da ifade eder. Çünkü bizzat Allah, bu şenlikleri yalancı ve yaldızlı kötülükler diye adlandırıyor.” (İktiza’us Sirat’il Mustakim, 1/483)
 
Görüldüğü üzere cahiliye ehlinin batıl oyun ve şenliklerine kişi bizzat katılmasa da seyretmesi bile caiz görülmemiştir. Hele ki yukarda anlattığımız şekilde futbol maçlarının bir oyun ve eğlence olmanın ötesinde şirk ihtiva eden bir ayine dönüştüğünü göz önüne alırsak buna şahit olmanın taşıdığı mahsur daha da şiddetlenir. Güya onlara taraftar olmadan sadece icra ettikleri oyunu seyrettiklerini iddia edenlerin kalplerinin zamanla bu müşriklere meyletmesi, hatta belki de kalplerinde onlara karşı gizli sevgi ve meyil taşımaları da ihtimal dahilindedir. Kafirlerin tesis ettiği futbol klüplerine ve oyuncularına sevgi besleyenler ise “Kişi sevdiği ile beraberdir” hadisi gereğince ahirette de bu facir ve kafirlerin gittiği yere yani ebedi ateşe girme tehdidi altındadırlar. Gerçekten arınmak ve iman üzere can vermek isteyen bir kimse şirkle ve müşriklerle ve de onların yaptığı futbol tarzı ayinleşmiş oyun ve eğlencelerle de alakasını tümüyle keser.

İkincisi; Futbol gibi şeyler tağutlar tarafından insanları dinden uzaklaştırmak için ihdas edilmiş boş işlerdir. Allahu Teala şöyle buyurmaktadır:


وَمِنَ النَّاسِ مَنْ يَشْتَرِي لَهْوَ الْحَدِيثِ لِيُضِلَّ عَنْ سَبِيلِ اللَّهِ بِغَيْرِ عِلْمٍ وَيَتَّخِذَهَا هُزُوًا أُولَئِكَ لَهُمْ عَذَابٌ مُهِينٌ

“İnsanlardan kimisi (insanları) bilgisizce Allah'ın yolundan saptırmak ve onları bir eğlence edinmek için boş sözleri satın alırlar. İşte onlar İçin horlayıcı bir azab vardır.” (Lokman: 6)

Kurtubi (rh.a) tefsirinde bu ayetin iniş sebebi ile alakalı olarak şunları nakletmiştir:

“Denildiğine göre; âyet-i kerîme en-Nadr b. el-Hâris hakkında nazil olmuştur. Çünkü o Rüstem ve İsfendiyar gibi kimselere ait Acem (İranlı)ların kitablarını satın almıştı. en-Nadr, Mekke'de oturur, Kureyşliler: Muhammed böyle dedi, dediler mi, o da buna güler ve kendilerine Pers hükümdarlarının başından geçen olayları anlatır ve şöyle dermiş: Benim bu anlattıklarım Muhammed'in sözlerinden daha güzeldir. Bunları el-Ferra, el-Kelbî ve başkaları nakletmiştir.

Bir diğer açıklamaya göre; en-Nadr şarkıcı cariyeler satın alır ve müslüman olmak isteyen bir kişiyi buldu mu mutlaka bu şarkıcı cariye ile birlikte o kimsenin yanına gider ve ona: Yedir, içir ve şarkı söyle derdi. Sonra da şunları söylerdi: İşte bu Muhammed'in seni kendisine davet ettiği namazdan, oruçtan ve onun önünde fedakarlık edip çarpışmandan daha iyidir, Bu ve birinci görüşe göre satın almanın mahiyeti açıkça anlaşılmaktadır.

Bir başka kesim de şöyle demektedir: Bu âyet-i kerîmede satın almak bir istiaredir. Kureyşlilerin sohbetlerindeki konuşmaları İslâm ile oyalanmaları, söze dalmaları ve kendilerini batıla kaptırıp, gitmeleridir.”

İbn Kesir (rh.a) ise ayette bahsedilen lehv’ul hadis yani boş sözün şarkı, türkü vb muhtelif şekillerde tefsir edildiğini naklettikten sonra İmam Taberi’nin şu sözünü nakletmektedir: “İbn Cerîr ise bunun, Allah'ın âyetlerinden ve Allah'ın yoluna uymaktan alıkoyan her söz olduğu görüşünü tercih etmektedir.”

İnsanları Allah yolundan alıkoymak için icad edilen bütün bu şeylerin hepsi Lokman: 5. Ayette zikredildiği gibi birer “lehv’ul hadis” yani boş sözdür ve Allame İbn Kayyım’ın müzikle alakalı söylemiş olduğu “şeytanın seması” tabiri futbol başta olmak üzere bütün batıl eğlence sektörleriyle alakalı aynen geçerlidir. İbn Kayyım’ın müzikle alakalı daha önce naklettiğimiz sözleri üzerinde düşünülürse aynen futbolla alakalı da geçerli olduğu görülür: http://darultawhid.com/tr/forum/index.php?topic=367.msg868#msg868

Yeri gelmişken belirtelim ki yukarda bahsettiğimiz şirk tezahürlerinin iyi düşünülürse sadece futbolda değil; müzik, sinema vb sektörlerde de cereyan ettiği görülür. Öyle görünüyor ki insanların dünyevileşerek dinden uzaklaştıkları bu asrımızda insan fıtratındaki ibadet içgüdüsünü ve inanç boşluğunu futbol, müzik, sinema gibi sektörler doldurmakta ve insanlar artık Alemlerin Rabbi olan Allaha değil; futbol ilahı, müzik ilahı vb isimler alan tağutlara ibadet etmektedirler. Hidayeti arayan kimseye yakışan şey şeytanın tuzağı olan bu tarz boş işlerin hepsinden uzaklaşıp kalblerini Rahmanın zikriyle ve ilimle doldurmalarıdır. Allahu Teala Mü’minun suresinin baş tarafında müminlerin vasıflarını anlatırken şöyle buyurmaktadır:


وَالَّذِينَ هُمْ عَنِ اللَّغْوِ مُعْرِضُونَ

“Onlar boş şeylerden yüz çevirirler” (Müminun: 3)

Günümüzde futbol müsabakalarını izleme hastalığına tutulan kimselerin ilim tahsil etmeyi, Kuran okumayı, ilim ve zikir meclislerini, ziyaretleşmeyi, sadakayı ve başka hayır, hasenat fiillerini terk ederek saatlerce televizyon karşısında vakitlerini tükettiklerine şahit olmaktayız. Salih amelleri terk etmeye vesile olmadığı dahi farzedilse sırf vakti boşa harcamak bile Allah katında hesabı gerektiren bir iştir.

Üçüncüsü; futbol tıpkı basketbol, voleybol vb oyunların çoğunda olduğu gibi Hristiyan ve Yahudiler tarafından icad edilmiş ve İslam ülkesi adı verilen diyarlara da sömürgeciler veya sömürgeleşmiş yerli kafirler tarafından getirilmiştir. Günümüzde de dünyanın her tarafında yine kafirlerin icad etmiş oldukları kendine has kanun ve kuralları olan bir oyun olarak icra edilmektedir. Yukarda da bahsettiğimiz gibi küfür zihniyetinin önemli şiarlarından birisi ve hatta adeta müstakil bir din haline gelmiştir. Allah Rasulu (sallallahu aleyhi ve sellem), Ebu Davud ve diğerlerinin rivayet etmiş olduğu bir hadiste “Kim bir kavme benzerse o da onlardandır” buyurmaktadır. Şu halde Müslümanlar, kafirlere kılık, kıyafet vb hususlarda muhalefetle mükellef oldukları gibi bu hususta da muhalefetle yükümlüdür. Futbol gibi şeyler, kavimlerin kendilerine has kültür ve medeniyetleriyle alakalıdır ve kafirlerin icad etmiş oldukları ve insanlığın ortak maslahatları için gerekli olan teknolojik vasıtalarla mukayese edilemez. O yüzden gerek futbol maçları seyretmenin gerekse kişisel olarak futbol oynamanın bu açıdan da mahsur taşıyacağı kanaatindeyiz. İslama alternatif bir din haline dönüşmüş olan bu batıla hakkıyla buğzetmek, ancak insanların hayatından bütünüyle çıkmasıyla mümkün olur. Yoksa müslümanım diyen insanların futbolu din edinen kafirlere buğzedip, kendi aralarında güya İslama uygun şekilde bu batılı ihya etmeleri hem bu batıl dine karşı buğzu azaltmakta ve hem de yeni yetişen nesillere kötü örnek olmaktadır. Bazı İslama intisap iddia eden cemaatlerin güya kalpleri İslama ısındırmak veya kendi aralarında dostluk ve kardeşliği güçlendirmek gayesiyle (!) futbol müsabakaları tertip etmelerine gelince; bu Müslümanların örfünde yer almayan bir uygulamadır. Selefi salihin ve onların izinden giden hayr’ul halefin kafirlerden iktibas edilmiş bu tarz oyun ve eğlencelerle İslama davet ettikleri vaki değildir. Futbol maçlarıyla İslama davet etmek bir yana kalpler Allahın zikrinden uzaklaşmakta ve dostluktan ziyade husumet yeşermektedir. İslama davet Allah rasulu ve ashabının yaptığı gibi ilim ve hikmetle yapılır. Aynı şekilde vücudu geliştirmek ve sıhhati korumak için kafirlerin icad ettiği oyunlara gerek yoktur. Bunun yerine sünnette yer alan atıcılık, koşmak, güreş gibi faydalı oyunlar kafi gelir. Futbolun sağlığa ne kadar faydası olduğu da tartışılır.

Bu mahsurların yanında futbol müsabakalarını seyretmekte fıkhi açıdan başka sakıncalar da vardır. Bunlardan birincisi avret mahalli açık olan oyunculara bakmaktır, zira alimlerin çoğunluğuna göre erkeğin avreti diz kapağı ile göbek arasıdır. Futbolcuların giydikleri elbiseler ise bu ölçüye uygun değildir. Ayrıca bu maçlarda çoğu zaman müzik çalınması vb başka sakıncalar sözkonusu olmaktadır. Zaten televizyonun kendisi müzik, harama bakma vb birçok mahsurlar içeren ve müslümanın evinde bulunmaması gereken bir şeytan kutusudur. Bu televizyonların bir de maç seyretmek için kullanılması fesat üstüne fesattır.

Sizin sorunuz vesilesiyle futbol gibi malayani işlerin terk edilmesine yönelik ikazda bulunmak amacıyla bu muhtasar yazıyı hazırladık. Burada amacımız futbol hakkında fetva neşretmek değildir, böyle bir ehliyetimiz de yoktur. Allah ve Rasulune iman ettiğini söyleyen herkese tavsiyemiz bu batıl oyundan gerek seyretme manasında gerekse oynama manasında uzaklaşmak ve ailelerini ve evlatlarını da bundan uzak tutmalarıdır. Meselenin tafsilatı ve bunun ne zaman küfür veya haram olacağı gibi hususlar ise ancak ehliyet sahibi alimler tarafından araştırılıp hükme bağlanacak mevzulardır. Vallahu a’lem.


 

Related Topics

  Konu / Başlatan Yanıt Son İleti
1 Yanıt
1920 Gösterim
Son İleti 27.02.2019, 20:23
Gönderen: Tevhid Ehli