Darultawhid

Gönderen Konu: GÜNÜMÜZ İLAÇLARI İLE ŞİFA ARAMANIN HÜKMÜ!  (Okunma sayısı 2238 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

AbdulAzim

  • Ziyaretçi
Soru:

Alıntı
Günümüzde hap şurup gibi ilaclarla tedavi olmanin hukmu nedir?

Allah'ın İzni ve İnayeti İle Vermeye Çalıştığımız Cevap:

!بسم الله والحمد لله الذي هدانا لدينه المرتضى، والصلاة والسلام على رسوله المصطفى وعلى آله وصحبه اجمعين
:وبعد



Tedavi olmak meşru’ olup mübah bir şeydir. Öyleki bu konuda varid olan nasslar sebebi ile ulemadan bazı kimseler tedaviyi müstehab, hatta bazı alimler vacip görmüşlerdir.  Ancak bu meşruiyete uygun olan bir takım şartlar vardır. Bu şartlardan bir tanesi de tedavinin helal yollar ile aranmasıdır. Ya’ni bunun zıttı “haram ve necis” olan şeyler ile tedavi olunur mu olunmaz mı meselesidir. O yüzden ister geçmiş asırlarda veya şimdiki muasır dönemde, tedavi olarak kullanılan ilaçlarda aranması gereken temel şartlardan birisi; tedaviye fayda verecek şeyin “haram veya necis” bir madde içermemesidir. Bu hususta alimlerin ihtilafına ve cumhurun görüşüne temas etmek istiyoruz.

Şafiilerden İmam Nevevi rahimehullah el-Mecmu’da şöyle der:


(وَأَمَّا) التَّدَاوِي بِالنَّجَاسَاتِ غَيْرِ الْخَمْرِ فَهُوَ جَائِزٌ سَوَاءٌ فِيهِ جَمِيعُ النَّجَاسَاتِ غَيْرُ الْمُسْكِرِ هَذَا هُوَ الْمَذْهَبُ وَالْمَنْصُوصُ وَبِهِ قَطَعَ الْجُمْهُورُ وَفِيهِ وَجْهٌ أَنَّهُ لَا يَجُوزُ لِحَدِيثِ أُمِّ سَلَمَةَ الْمَذْكُورِ فِي الْكِتَابِ

Hamr (yani sarhoşluk verici içkinin) haricindeki diğer necasetler ile tedavi olmaya gelince; bu bütün necasetlerde sarhoşluk verenleri hariç caizdir. Bu hususta kabul edilen ve kesin olarak belirtilen görüş budur. Cumhur da bunun caiz olduğunu kesin bir şekilde belirtmiştir. Ancak kitapta zikredilen Ümmü Seleme hadisine dayanarak bunun caiz olmadığını söyleyen bir görüş de mezhepte vardır.
 
قَالَ أَصْحَابُنَا وَإِنَّمَا يَجُوزُ التَّدَاوِي بِالنَّجَاسَةِ إذَا لَمْ يَجِدْ طَاهِرًا يَقُومُ مَقَامَهَا فَإِنْ وَجَدَهُ حَرُمَتْ النَّجَاسَاتُ بِلَا خِلَافٍ وعليه يُحْمَلُ حَدِيثُ (إنَّ اللَّهَ لَمْ يَجْعَلْ شِفَاءَكُمْ فِيمَا حَرَّمَ عَلَيْكُمْ) فَهُوَ حَرَامٌ عِنْدَ وُجُودِ غَيْرِهِ وَلَيْسَ حَرَامًا إذَا لَمْ يَجِدْ غَيْرَهُ

Ashabımız (Şafiiler) dediler ki: “Necasetler ile tedavi ancak, o tedavi edilecek şeyin yerinde olabilecek tahir (temiz) bir madde bulunmadığı zaman caiz olur. Şayet tedavi amaçlı kullanılacak tahir maddeyi bulursa; ihtilafsız bu necisler haram olur. Ve şu hadis buna hamledilir: ‘Şüphesiz Allah sizin şifanızı size haram olan şeylerin içinde kılmamıştır.’ Bu ise tedavi için işe yarayan temiz bir maddenin bulunması halinde haram olur. Şayet bulunmaz ise haram olmaz. ”[el-Mecmu’ Şerh’il-Muhezzeb 9/50]

Görüldüğü üzere Şafiilere göre tedavi için necis bir madde haricinde ilaç bulunamıyorsa o ilacı kullanmak caiz olur ancak alternatifi bulunduğu takdirde kesinlikle caiz olmaz. Hanbeliler ise buna itiraz ederek haramla tedavinin herhalükarda haram olduğunu söylemişlerdir.

İbn Kudame rahimehullah der ki:

وَلَا يَجُوزُ التَّدَاوِي بِمُحَرَّمٍ، وَلَا بِشَيْءٍ فِيهِ مُحَرَّمٌ، مِثْلِ أَلْبَانِ الْأُتُنِ، وَلَحْمِ شَيْءٍ مِنْ الْمُحَرَّمَاتِ، وَلَا شُرْبِ الْخَمْرِ لِلتَّدَاوِي بِهِ؛ لِمَا ذَكَرْنَا مِنْ الْخَبَرِ؛ وَلِأَنَّ النَّبِيَّ – صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ – ذُكِرَ لَهُ النَّبِيذُ يُصْنَعُ لِلدَّوَاءِ فَقَالَ: «إنَّهُ لَيْسَ بِدَوَاءٍ وَلَكِنَّهُ دَاءٌ» .

Haram olan bir şey ile  veya içinde haram olan bir maddenin bulunduğu şey ile tedavi olmak caiz değildir. Eşşek sütleri ve muharremattan olan bir et gibi. (Daha önce) zikrettiğimiz şeyler hasebince tedavi için içki içmek de böyledir/caiz değildir. Çünkü Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem’e tedavi için yapılan nebizden sorulmuş oda “O İlaç değildir. Lakin hastalıktır.” Buyurmuştur. (el-Muğni 9/424 Mektebu’l-Kahira 1968.)

هَلْ يَجُوزُ التَّدَاوِي بِالْخَمْرِ؟ .
فَأَجَابَ:
التَّدَاوِي بِالْخَمْرِ حَرَامٌ بِنَصِّ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ وَعَلَى ذَلِكَ جَمَاهِيرُ أَهْلِ الْعِلْمِ. ثَبَتَ عَنْهُ فِي الصَّحِيحِ: {أَنَّهُ سُئِلَ عَنْ الْخَمْرِ تُصْنَعُ لِلدَّوَاءِ فَقَالَ: إنَّهَا دَاءٌ وَلَيْسَتْ بِدَوَاءِ} وَفِي السُّنَنِ {عَنْهُ: أَنَّهُ نَهَى عَنْ الدَّوَاءِ بِالْخَبِيثِ} . وَقَالَ ابْنُ مَسْعُودٍ: {إنَّ اللَّهَ لَمْ يَجْعَلْ شِفَاءَكُمْ فِيمَا حَرَّمَ عَلَيْكُمْ} وَرَوَى ابْنُ حِبَّانَ فِي صَحِيحِهِ عَنْ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ أَنَّهُ قَالَ: {إنَّ اللَّهَ لَمْ يَجْعَلْ شِفَاءَ أُمَّتِي فِيمَا حَرَّمَ عَلَيْهَا} وَفِي السُّنَنِ {أَنَّهُ سُئِلَ عَنْ ضُفْدَعٍ تُجْعَلُ فِي دَوَاءٍ فَنَهَى عَنْ قَتْلِهَا وَقَالَ: إنَّ نَقِيقَهَا تَسْبِيحٌ} . وَلَيْسَ هَذَا مِثْلَ أَكْلِ الْمُضْطَرِّ لِلْمَيْتَةِ فَإِنَّ ذَلِكَ يَحْصُلُ بِهِ الْمَقْصُودُ قَطْعًا. وَلَيْسَ لَهُ عَنْهُ عِوَضٌ وَالْأَكْلُ مِنْهَا وَاجِبٌ فَمَنْ اُضْطُرَّ إلَى الْمَيْتَةِ وَلَمْ يَأْكُلْ حَتَّى مَاتَ دَخَلَ النَّارَ. وَهُنَا لَا يُعْلَمُ حُصُولُ الشِّفَاءِ وَلَا يَتَعَيَّنُ هَذَا الدَّوَاءُ بَلْ اللَّهُ تَعَالَى يُعَافِي الْعَبْدَ بِأَسْبَابٍ مُتَعَدِّدَةٍ وَالتَّدَاوِي لَيْسَ بِوَاجِبٍ عِنْدَ جُمْهُورِ الْعُلَمَاءِ وَلَا يُقَاسُ هَذَا بِهَذَا وَاَللَّهُ أَعْلَمُ.
Şeyh’ul İslam İbn Teymiyye rahimehullah’a soruldu: “İçki ile tedavi olmak caizmidir?”

Şeyh’ul-İslam cevaben dedi ki:

İçki ile tedavi Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’den ulaşan nassa göre haramdır. İlim ehlinin cumhuru da bu görüştedir.

Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’den sahih olarak şu hadis varid olmuştur:

“Ona; içkinin ilaç olarak kullanılması hakkında soru soruldu ve oda şöyle buyurdu: ‘O muhakkak hastalıktır, ilaç değildir.”

“Ondan habisler/pis şey ile tedavi olunmasını yasakladığı rivayet edilmiştir.” Sünenlerde geçmektedir.
İbn Mes’ud dedi ki: “Şüphesiz Allah sizin şifanızı size haram olan şeylerde kılmamıştır.”
İbn Hibban sahihinde Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in şöyle dediğini rivayet etmiştir: “Şüphesiz Allah ümmetimin şifasını, ümmetime haram olan şeylerde kılmamıştır.”

“İlaca kurbağa (eti) koymanın hükmün sorulduda, Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem kurbağayı öldürmekten nehyetti. Onun gıkırdamasının tesbih olduğunu söyledi.” Sünenlerde geçmektedir.

Bu mesele, zaruret durumunda leş yemek gibi değildir. Çünkü bunda (zaruret halinde haram olan şeyin yenilmesinde) kesinlikle maksat hasıl olmaktadır. Bunda ise bir (maksadın hasıl olması yönünde) karşılık/beklenti yoktur. (Zaruret halinde) leşten yemek ise leşe zarureten ihtiyaç duyan kimse için vaciptir. Kişi ondan yemez hatta bu sebeple ölürse ateşe girer. Bu meselede ise şifanın husule geldiği bilinmemektedir. Bu şekildede tedaviye fayda sağladığı tayin edilemez. Bilakis Allahu Teala çeşitli esbab dairesinde kuluna afiyet verir. Tedavi alimlerin cumhuruna görede vacip değildir. Bu mesele bununla kıyas edilemez. Vallahu A’lem.

وَاَلَّذِينَ جَوَّزُوا التَّدَاوِي بِالْمُحَرَّمِ قَاسُوا ذَلِكَ عَلَى إبَاحَةِ الْمُحَرَّمَاتِ: كَالْمَيْتَةِ وَالدَّمِ لِلْمُضْطَرِّ وَهَذَا ضَعِيفٌ لِوُجُوهِ

Haram olan bir şey ile tedaviye cevaz verenler; bu meseleyi leş, kan gibi haramların zaruret haline düçar olmuş kimseler için mübah olması ile kıyas etmektedirler. Bu çeşitli vecihler sebebi ile zayıf bir görüştür. (Bundan sonra yukarıda getirdiği açıklamaların minvalinde açıklamalar yapmaktadır.) [Mecmu’u’l-Fetava 24/266-272]

İbn Kayyım Rahimehullah şöyle der:

Haram nesnelerle tedavi olmak, aklen ve şer'an kötüdür. Şer'an kötü oluşunun dayanağı, zikrettiğimiz bu hadisler ve diğerleridir. Aklen kötü oluşunun gerekçesine gelince; Yüce Allah onları pis oluşları yüzünden haram kılmıştır. Çünkü, güzel nesneleri Allah bu ümmete ceza olsun diye haram kılmamıştır. Halbuki İsrailoğullarına bunları da haram kılmıştır: "Yahudilerin yaptıkları zulüm dolayısıyla, helâl kılınan güzel nesneleri onlara haram kıldık." Yüce Allah bu ümmete haram kıldığını, pis oluşu dolayısıyla haram kılmıştır, böylesinin haram kılınması onları korumak ve kullanımından sakındırmak içindir. Mikrop ve hastalık sebeplerinden şifa aranması uygun düşmez. Çünkü, her ne kadar hastalığın gitmesinde etkisi varsa da, kendisindeki pislik dolayısıyla kalbe daha büyük bir mikrop bırakır. Bunun sonunda da tedavi gören, beden hastalığını giderme uğrunda kalb hastalığını kapmış olur.

Ayrıca, haram kılınması, her yolla ondan kaçınmayı ve uzak durmayı gerektirir. İlaç olarak kullanımında, arzu ve isteği kamçılama söz konusudur. Bu ise şeriatın maksadına aykırıdır. Bunun yanısıra, şeriat sahibinin ortaya koyduğu gibi, o bir hastalıktır, ilaç olarak kullanılması caiz değildir.

Haramın kullanılması bedene ve ruha pislik niteliğini nakşeder. Çünkü beden, ilaçtan açık bir şekilde etkilenir. Şayet ilaçta pislik varsa, beden bu ilaçtan pislik alır, hele hele bizzat kendisi pis olan ilaçlarda durum daha da kötüdür. Bu yüzden yüce Allah, nefse pislik şekil ve niteliğini vermesi dolayısıyla, kullarına pis gıda, içecek ve giyecekleri haram kılmıştır.

Ayrıca, haram nesneyle tedavinin mubah kılınması -özellikle şehvet ve lezzet için kullanmaya meyilli olan, onun yararlı olduğunu, mikropları öldürüp şifa sağladığını sanan nefisler için bulunmaz bir ilaç olur. Şârî’ mümkün olan her şekilde kullanımına yol vermemiştir. Hiç şüphesiz haramın kullanılmasına yolu kapatmakla açmak arasında çatışma ve çelişme vardır.

Bunun yanı sıra, haram ilaçlarda var olduğu sanılan şifadan daha fazlası vardır. Sözümüzü Allah'ın bize asla şifa vermediği kötülüklerin anasına getirelim. O, doktorlar, hukukçular ve kelâmcılara göre aklın merkezi olan dimağa (beyne) şiddetli bir şekilde zarar verir. Hipokrat, ondan şöyle söz eder: "Şarabın başa zararı çoktur. Çünkü şarap hızla oraya yükselir. Onun yükselişiyle bedene hakim maddeler de yükselir. Böylece zihne zarar verir." (Za’du’l-Mead Bkz: Tıbbı Nebevi bölümü)

Alimlerin açıklamalarından görüldüğü kadarı ile haram olan şeyler ile tedavi olmanın caizliği hususunda alimler arasında ihtilaf vardır. Haram olan şeyler ile tedaviyi caiz görenler bunu “tedavi için alternatif başka bir şeyin olmaması” ile kayıtlamışlardır. Yukarıda belirttiğimiz gibi Şafiiler bu görüştedir. Hanefiler de buna benzer şartlar getirmektedirler. Ancak bu husustaki racih olan kavle göre bu şartla bile haram olan bir şey ile tedavi olmak caiz değildir Allahu A’lem. İbn Teymiyye’nin ifadeleri de buna işaret etmekte ve buna muhalif olarak belirtilen kıyasi görüşlere çeşitli yönlerden cevap vermektedir.

Sizin sormuş olduğunuz muasır zihniyetlerin geliştirdiği haplar ve sıvı cinsinden olan şuruplara, iğnelere gelince; bunların kullanılması hususunda ki cevazlık yukarı da alimlerden yaptığımız nakillerde olduğu gibi ilacın muhtevasına dayanır. Şayet ilaçta sözkonusu haram olan şeyler mevcut ise bununla tedavi olunmak esahh olan görüşe göre caiz değildir.

Bu günümüz muasır zihniyetlerin geliştirdiği ilaçların birçoğunda caiz olmayan alkol ve leşten imal edilmiş maddeler bulunmaktadır ancak caiz olan ilaçlar az da olsa bulunmaktadır. Bunlarda olmadığına dair bir zannı galip oluşmaktadır. Bu gibi durumlarda kesin hüküm vermekten sakınmak gerekir ki alimlerin ahlakına uygun olan da budur. İlaçlar haram olan maddeler ihtiva ediyorsa da ondan sakınmak icab eder, başka mübah yollarla tedaviyi terk etmeyi gerektirmez buna dikkat edilmesi gerekir.

Emperyal ve kapital düzenin zorlaması, dikta etmesi ve boyun eğdirmesi ile “Bu ilaçları muhakkak kullanmam lazım, şifa bunlarda var, bunlar olmassa olmaz” gibi ifadelerin tabi olduğu bir zihniyet ile yola çıkılarak haram maddeler ihtiva eden maddeleri kullanması ya kişide imanın hiç olmadığının alametidir, ya da olsa bile tevekkülün eksikliği, Rabbi hakkındaki cehaletinin ayyuka çıkmış halinin göstergesidir. İman ehline düşen tedaviyi bu diktatörlerin yönlendirmesi ile değil, Allah’a olan tevekkülünün bir göstergesi olarak, helal yollardan şifa arayarak gerçekleştirmesidir. Bu konuda ki nasslar oldukça açık ve imanı olanın imanını ve tevekkülünü harekete geçirmesi için eşsiz hükümler ifade eder. Dün asr-ı saadette uygulanan bu ilaçlar bu günde aynı şekilde Allah’ın izni ve yardımı ile şifa vesilesidir. Kendisinde şifa olduğu bildirilen ilacın insanlara bir etki etmemesi, ilacın yalancı olmasını gerektirmez. Bilakis ilacı kullananlar yalancıdırlar. Daha detaylı bilgi ve nasihat almak için İbn Kayyım’ın Za’du’l-Mead adlı eserine müracaat ediniz ve nassların şerhlerini okuyunuz, bu yazıları daha iyi anlayacağınızı ümit ediyorum. Kısacası çok mecbur olmadıkça piyasadaki ilaçları kullanmamayı ve Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in sağlık tavsiyelerini içeren Tıbbı Nebevi’ye yönelmeyi tavsiye ediyoruz. Piyasa ilaçları mutlaka kullanılması gerekiyorsa ilacın prospektüsünden muhteviyatına dair bilgi edinip haram bir nesne olup olmadığını öğrendikten sonra kullanmak lazımdır.

Allah azze ve celle’den insanların kalplerine şifa verip, hidayete erdirmesini ve mü’minlere isabet eden maddi ve manevi hastalıklardan arındırmasını niyaz ediyorum. Vallahu A’lem ve’l Muste’an.


 

Related Topics

  Konu / Başlatan Yanıt Son İleti
0 Yanıt
3550 Gösterim
Son İleti 10.06.2015, 01:25
Gönderen: Nuhun Gemisine Davet
10 Yanıt
8699 Gösterim
Son İleti 14.12.2020, 23:32
Gönderen: Tevhid Ehli
1 Yanıt
4753 Gösterim
Son İleti 31.12.2019, 03:09
Gönderen: Tevhid Ehli
0 Yanıt
1891 Gösterim
Son İleti 21.01.2017, 22:12
Gönderen: Tevhid Ehli
13 Yanıt
6140 Gösterim
Son İleti 19.06.2019, 20:30
Gönderen: Es-Sarim'ul-Meslul