Darultawhid

Gönderen Konu: Kitab'us Sünneler ve Kitab'us Sünneler'in Muhtevası  (Okunma sayısı 5849 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimiçi Uhey

  • Administrator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 1255
  • Değerlendirme Puanı: +14/-0
Kitab’us Sünneler ve Kitab’us Sünneler'in Muhtevası*

Kökleri hicri II. asra dayanmakla birlikte, hicri III. asırda yoğun şekilde telif edilen ve genellikle Kitab’ul İman, Kitab’us Sünne,  Kitab’ul İ’tisam,  Kitab’ul Edeb, Kitab’ul Fadail, Kitab’ut Tevhid, Kitab’uz Zühd vb., adlar taşıyan bu tür eserlerin önemli ölçüde ıslah, inşa, itminan ve ibkaya dayalı gerekçelerle te’lif edildikleri anlaşılmaktadır. İtikadi, fıkhi veya ahlaki muhtevaları ağır basan bu eserlerin ait oldukları dönemin tartışma konularına göre şekillenmesi de bunu göstermektedir.

Kitab’us Sünneler, Ehl-i hadisin seleften gelen “sünni” i‘tikadı korumak ve bunun devamlılığını sağlamak için, (...) kelamın; Allah, insan, evren, hayat, ölüm ve ötesi gibi konulardaki yaklaşımıyla Halk’ul Kuran fikrine yönelik meselelerden kaynaklanan mihne hadisesine ve sünnet muhalifi çevrelerin itikadi düşüncelerine gösterdiği tepki neticesinde ortaya çıkmış, genellikle inançla ilgili konulara dair rivayetlerin toplandığı hadis eserleridir.

Hadis edebiyatında müstakil bir telif türü olarak karşımıza çıkan Kitab’us Sünneler1 ehl-i hadisin inanç anlayışını akaid ile ilgili rivayetler temelinde ortaya konmaktadır. Kitab’us Sünneler, isim olarak hadis edebiyatında “Sünen” türü eserleri çağrıştırmalarına rağmen onlar gibi fıkhi içerikli hadis kaynakları olmayıp itikadi konulara dair rivayetleri ihtiva eden bir tasnif türüdür.

İ’tikadi mezhep ve ekollerin kendi görüşlerini delillendirmek için hadisleri kullanmalarıyla birlikte halifelerin tarihi sırası, hayrın ve şerrin Allah’tan geldiği, gaybla ilgili bilgilerin Allah’a havale edilmesi, büyük günah işleyenlerin mü’min sayılması v.b. konular sünnetten sayılmış, bu görüşlerin muhalifi olan, dört halife’nin sırasını tartışmak, kaderi inkar etmek, günah işlemenin imana zarar vermeyeceğini söylemek, büyük günah işleyenleri tekfir etmek gibi hususlar ise bid’at olarak görülmüştür.2 İşte, bu konularda ortaya çıkan ihtilafların ardından sünnet, bid’at kavramının karşısında itikadi bir boyut kazanarak kader, i’tizal ve irca gibi sonradan ortaya çıkan fikirlerin zıddını ifade eden bir kavram olarak kullanılmıştır.3

Kitab’us Sünne

Sözlükte, bir ana konudaki hadisleri içeren eser veya bir eserde genellikle Kur’an-ı Kerim’de yer alan bir hükme, bir konuya dayalı olarak meydana getirilen ana bölüm4 anlamlarına gelen kitap kelimesi Kitab’us Sünne ifadesinde hem ilk hem de ikinci anlamıyla kullanılmaktadır.

Kitab’us Sünne ifadesindeki tamlayan ‘es-Sünne’ kavramıdır. Ehl-i Sünnet alimlerine göre bid’atin zıddı kabul edilen ‘es-Sünne’5 Kur’an’dan, Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in söz ve uygulamalarıyla selef metodundan çıkan esaslara uygun olan hüküm ve davranış anlamlarına gelir.6 Ehl-i Hadis alimlerinden Ebu Ubeyd Kasım ibni Sellam (ö. 224/839) usul’ud dini yani akaidi Kur’an hükümleri, Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in sünneti ve selefin yolu olarak açıklamaktadır.7 Yine Beyheki’ye (ö. 458/1066) göre selef denildiğinde akla sahabe ve tabiun gelir.8 Bu tanımlardan hareketle Kitab’us Sünne’yi, ‘Ehl-i Sünnet akaidini ayet, hadis, sahabe ve tabiun sözlerinden yola çıkarak ortaya koyan eser bölümü veya müstakil kitaptır’ diye tarif etmek mümkündür.

Kitab’us Sünne terkibine bakıldığında sünnet kavramı itikadi bir anlam kazanmış olup bu çerçevede kulanılmıştır. Selef alimleri, sahih akideyi ihtiva eden ve bidatçi fırkalara karşı bu akideyi savunan kitaplara genel olarak “es-Sünne” adını9 verdikleri için söz konusu kitaplar müellifleri tarafından Kitab’us Sünne diye isimlendirilmiştir.

Muhtelif kaynaklarda müelliflerine nisbetle isimlerine işaret edilen Kitab’us Sünneler bulunmakla birlikte, bu eserlerin mevcudiyetlerine dair bir bilgi bulunmamaktadır. Günümüze ulaşmış Kitab’us Sünneler’den bir kısmı matbu halde mevcut iken bazıları mahtut halde varlığını sürdürmektedir. Bu nedenle mevcut Kitab’us Sünneleri müelliflerinin vefat tarihlerine göre mevcut olmayanları da hakkında bilgi bulunan ve bulunmayan diye matbu olan ve olmayan şeklinde iki grupta sıralayacağız.

[Burada alıntı yapılan yazının hazırlandığı tarihte basılmış olan ve yazma halinde bulunan eserler listelenmiştir. Günümüzde bu eserlerin büyük çoğunluğu matbu haldedir.]

a. Matbu Olanlar

Müstakil Kitab’us Sünneler olarak yukarıda adı geçip matbu halde elimizde bulunanlar şunlardır:

1. Ahmed ibni Hanbel (ö. 241/855), Kitab’us Sünne10
2. İbn Ebi Asım (ö. 287/900), Kitab’us Sünne11 11
3. Muhammed ibni Nasr el-Mervezi (ö. 294/906), Kitab’us Sünne2
4. Ebu Bekir el-Hallal (ö. 311/923), Kitab’us Sünne13
5. Ebu’l Kasım el-Lalekai (ö. 418/1027), Kitab’us Sünne14

b. Mahtut Olanlar

1. Ebu Abdullah Ahmed ibni Muhammed ibni Galib Gulamu Halil (ö. 269/882), Kitab’us Sünne15
2. İbn Ebi Ya‘la (ö. 526/1131), el-İ‘tikad16

B. Mevcut Olduğu Bilinmeyenler

a. Hakkında Bilgi Bulunanlar


Kitab’us Sünnelerden malesef çok azı günümüze ulaşabilmiştir. Çeşitli aynaklarda ismi geçtiği halde cisminin mevcudiyetine dair şimdilik bilgiye rastlanmayamadığımız Kitab’us Sünneler şunlardır:

1. Ebu Reca el-Utaridi (ö. 105/723)17
2. Mekhul eş-Şami, (ö. 112/730)18, Kitab’us Sünne19
3. Ebu Abdullah Muhammed ibni Ömer el-Vakıdi (ö.207/822), Kitab’us Sünne20
4. Ebu Asım en-Nebil (ö. 212/827), Kitab’us Sünne21
5. Esed ibni Musa b. İbrahim el-Velid İbni Abd’il Melik ibni Mervan el-Emevi (ö. 212/827), Kitab’us Sünne22
6. Ebu Bekr Abdullah ibni ez-Zübeyr el-Humeydi (ö. 219/834), Usul'us Sunne23
7. İbn Ebi Şeybe (ö. 235/849), Kitab’us Sünne24
8. el-Varrak Abd’ul Vehhab ibni Abd’ul Hakem ibni Nafi en-Nesai el-Bağdadi (ö.251/865), Kitab’us Sünne25
9. Huşeyş ibni Esram ibni el-Esved en-Nesai (ö. 253/867), es-Sünne ve’r Red ale’l Ehva/el-İstikame fi’r Red ala Ehl’il Bid’a26
10. Abdullah ibni Abd’ur Rahman ed-Darimi (ö. 255/869), Kitab’us Sünne27
11. Fevzan Abdullah ibni Muhammed el-Muhacir (ö. 256/869), Kitab’us Sünne28
12. Ebu Bekr Ahmed ibni Muhammed ibni Hani el-Esrem et-Tai (ö. 261-273/874-886) Kitab’us Sünne29
13. Ebu Bekr Muhammed ibni Ebi Yahya Zekeriya el-Vakar (ö. 269/833), Kitab’us Sünne30
14. Ebu Ali Hanbel ibni İshak ibni Hanbel ibni Hilal ibni Esed (ö. 273/886), Kitab’us Sünne31
15. Ebu Bekr Abdullah ibni Muhammed İbn Ebi’d Dünya (ö. 281/894), Kitab’us Sünne32
16. Harb ibni İsmail es-Seyracani el-Kirmani (ö. 288/901), Kitab’us Sünne33
17. Ebu Abdullah el-Hakem ibni Mabed el-Bağdadi el-Huzai (ö. 295/907), Kitab’us Sünne34
18. Ebu’l Huseyn Muhammed ibni Hamid es-Sirri (ö. 299/912), Kitab’us Sünne35
19. Ebu’l Kasım Hibetullah ibni el-Hasen er-Razi et-Taberi (ö. 310/923), Kitab’us Sünne36
20. Ebu Ca’fer Ahmed ibni Muhammed ibni Selame el-Ezdi et-Tahavi (ö.321/933), Akidet’ut Tahaviyye37
21. Eşari (ö. 324/936), el-İbane38
22. İbn Ebi Hatim (ö. 327/938), Kitab’us Sünne39
23. Berbehari (ö. 329/940), Şerh’us Sünne40
24. el-Berzei(el-Berdei) Muhammed ibni Abdullah Ebu Bekir (ö. 340/951), Kitab’us Sünne41
25. Ebu’l Kasım Vehb ibni Müserra el-Endelusi (ö. 346/957), Kitab fi’s Sünne42
26. Ebu Ahmed İbrahim el-Assal el-İsfehani (ö. 349/960), Kitab’us Sünne43
27. Ebu’l Abbas Abdullah ibni Ahmed et-Tunusi el-Ma‘ruf bi’l Elbani (ö.352/963), Kitab’us Sünne44
28. Ahmed ibni Eyyub el-Lahmi eş-Şami et-Taberani (ö. 360/971), Kitab’us Sünne45
29. Ebu Bekr Muhammed ibn’ul Huseyn ibni Abdullah el-Acurri (ö. 360/971), Kitab’uş Şeria fi’s Sünne46
30. Ebu Ahmed Muhammed ibni Ali ibni Muhammed el-Kerci el-Gazi el-Kassab (ö. 360/971), Kitab’us Sünne47
31. Ebu Bekir Abd’ul Aziz İbni Receb ibni Ca’fer Gulamu Hallal (ö. 363/974), Kitab’us Sünne48, Muhtasar’us Sünne49
32. Ebu Muhammed Abdullah ibni Muhammed Ebu’ş Şeyh İbni Hayyan (ö. 369/979), Kitab’us Sünne50
33. Abdullah ibni Muhammed ibni Ca’fer ibni Hibban el-İsbahani (ö. 369/979), Kitab’us Sünne51
34. Ebu Ahmed Muhammed ibni Muhammed ibni Ahmed Hakim el-Kebir, ö.(378/988), Şiaru Ashab’il Hadis52
35. Muhammed ibni Fadl el-Kemari el-Fudla (ö. 381/991), Kitab’us Sünne53
36. İbni  Babeveyh  (ö.  381/991), Risalet’ul İ‘tikadat’il İmamiyye54 /Kitab’us Sünne55 *[Yazarın sünnet kitapları arasında saydığı bu kitap Şia’ya ait bir risaledir.]*
37. Ebu Hafs Ömer ibni Ahmed ibni Osman İbn Şahin (ö. 385/995), Şerhu Mezahib-i Ehl’is Sünne/Kitab’us Sünne56
38. Ebu’l Hasen Ali ibni Ömer ibni Ahmed ibni Mehdi ed-Darekutni (ö. 385/995), Kitab’us Sünne57
39. Ebu Abdullah Muhammed ibni İsa İbni Ebi Zemenin el-İlbiri (ö. 399/1009), Usul’us Sünne58
40. Ebu Zer Abd ibni Ahmed el-Herevi (ö. 434/1043), Kitab’us Sünne59
41. Ebu Zer Id ibni Ahmed ibni Muhammed ibni Abdullah ibni Ufeyr (ö. 435/1044), Kitab’us Sünne60
42. İbni Batta (ö. 449/1057), el-İbane/Usulü Ehl’is Sünne ve’l Cema‘a61
43. Ahmed ibni Huseyn el-Beyheki (ö. 458/1060), İ‘tikad ve’l Hidaye ila Sebil’ir Reşad ala Mezheb’is Selef ve Ashab’il Hadis62
44. Nasır ed-Din ibni İsmail Muhammed ibni el-Fadl el-Kuraşi et-Talhi el-Busti el-İsbahani (ö. 535/1141), Kitab’us Sünne63
45. Rukn’ül İslam İbrahim ibni İsmail ibni Ahmed Ebu İshak es-Saffar (ö. 539/1139), Kitab’us Sünne ve’l Cema‘a64
46. el-Muzaffer ibni Ahmed el-Hayyat, Kitab’us Sünne65
47. Abd’ul Hamid ibni Yezid ibni Seleme, Kitab’us Sünne66
48. Ebu’l Kasım İsmail ibni Muhammed ibni Fadl et-Teymi el-İsbahani, el-Hucce fi Beyan’il Mehacce Şerhu İ‘tikadi Ehl’is Sünne67

Ayrıca yukarıdaki listede de bulunduğu üzere adı Kitab’us Sünne olmayıp aynı muhtevaya sahip Usul’us Sünne, Şerh’us Sünne, İ‘tikadü Ehl’is Sünne, el-İbane, es-Sünne, el-Hucce gibi adlarla anılan eserler de vardır.

b. Hakkında Bilgi Bulunamayanlar

İsmine veya hakkında herhangi bir bilgiye rastlanmayan ancak “Kitab’us Sünne’de şöyle demiştir” ibaresiyle geçen sünne türü eser müellifleri şunlardır:

1. Abd’ur Rahman ibni Mehdi (ö. 198/814)
2. Yahya ibni Abd’ul Gaffar el-Ketbi (ö. 248/249)
3. Ebu Muhammed Abd ibni Humeyd el-Kissi (ö. 249/863)
4. Ebu’l Kasım Abdullah ibni Ahmed el-Belhi el-Ka‘bi (ö. 309/922)
5. Zekeriyya Yahya ibni Abd’ul Gaffar el-Kecci
6. Ebu’l Hasen Ali ibni Ahmed ibni Muhammed el-Libad el-İsbahani
7. Ebu’l Hasen el-Kattan
8. Muhammed ibni Fetih ? ibni Abdullah ibni Humeyd
9. Ebu Bekr ibni Kasım er-Rahbi, İ‘tikadu Ehl’is Sünne
10. Ebu Bekr Ahmed ibni İbrahim el-İsmaili el-Cürcani (ö. 371/981), İ‘tikadu Eimmeti’l Hadis (Bu kitap da günümüzde matbu haldedir]
11. İbn’ul Cevzi (ö. 597/1021)

Burada sıralananlar dışında rivayet kaynaklarının birer bölümü halinde Kitab’us Sünneler vardır. Buna örnek olarak Ebu Davud (ö. 275/889), İbni Mace’nin (ö. 273/887) Sünen’lerinden bahsetmiştik. Buna ek olarak Fesevi’nin (ö. 277/890) Kitab’ul Marife ve’t Tarih adlı  eserinde Kitab’us Sünne muhtevasında bir bölüm vardır. Adı geçen eserin68 üçüncü cildi s. 487-528 arasında, kaynaklarda69 kendisine atfedilen Kitabüs-Sünne’ye70 ait naslar yer almaktadır. Naşirin, Fesevi‘den naklettiği rivayetleri sıraladığı bölüme “Zannederim Kitab’us Sünne isimli eserinden olan rivayetler” diye başlık koyması, bu eserin varlığına dair kesin bir bilgi olmadığını göstermektedir.

Kitapta yer alan başlıklar şöyledir: Sünnete sarılmayı teşvik ve bidati zemmetmek, Reyi kötülemek, Kur’an kelamullahtır mahluk değildir, Kıyamette Allah’ı görmek, İman söz ve ameldir, İlmin fazileti, Rasulullah’ın lanet ettiği altı zümre ‘Allah’ın kitabına ekleme yapan, Allah’ın takdirini/kaderini yalanlayan, O’nun aziz kıldığını zelil; zelil kıldığını aziz kılmak için Ceberut’la mütesallit olan(zor kullanan) Allah’ın haram kıldığını helal sayan, el-Müstehillü min ıtrati ma harremellah (Ehl-i beytim hakında Allah’ın haram kıldığını helal sayan /ehl-i beytin mahremiyetini ihlal eden), Sünnetimi terk eden.’, Ondan bazı ravilerin rivayet ettiği naslar, Delail’un Nübüvve, Zemm’ul Kelam ve ehlihi, İbn Ebi Asım’ın Kitab’us Sünne’de71 Fesevi’den rivayet ettikleri.72

Mervezi’nin (ö. 294/906), Kitab’us Sünne adıyla bilinen eseri muhtevası itibariyle diğer Kitab’us Sünneler’den farklıdır. Onun eseri daha çok Sünnet’in dindeki yeri ile alakalı bir eserdir. Halbuki diğerleri akaidle ilgili rivayetleri ihtiva etmektedir. Müellifin ele aldığı konular ise şunlardır: Sünnet’in sözlük ve ıstılahi anlamı, sünnetin hucciyyeti, Sünnet’in tedvini, Sünnet’in tedvini hakkıdaki şüpheler, Sünnet’in kaç fonksiyonu vardır? (Zikr’us Sünne ala kem tetesarraf), Sünnet, Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem)’in beyanı ve tercümesi olmaksızın lafzın indirildiği ilk manayı bilmeyen kimse için Allah’ın farz kıldığını tefsir eder, Kur’an ahkamından bazısını neshedici mi olduğu yoksa umumi olanlarını mı hususileştirdiği konusunda alimlerin ihtilaf ettikleri sünnetler gibi başlıklardan oluşmaktadır.73




Alıntı yapılan: dipnotlar
* HADİS EDEBİYATINDA KİTABܒS-SÜNNE’LER ve AHMED B. HANBEL’İN KİTABܒS SÜNNE’Sİ isimli bir yüksek lisans tezinden düzenlemek suretiyle ve muhtasar olarak alıntılanmıştır.

1- İbn’us Salah, Ma‘rifetü Envai İlm’il Hadis, 361

2- Hamdi Gündoğar, İslam İtikatında Sünnet, 22

3- Sönmez Kutlu, İslam Düşüncesinde İlk Gelenekçiler, 48

4- Abdullah Aydınlı, Hadis Istılahları Sözlüğü, 164

5- Ahmet Yücel, Hadis Tarihi ve Usulü, 35

6- Abdullah Aydınlı, Hadis Istılahları Sözlüğü, 288

7- Ebu Ubeyd Kasım ibni Sellam, Kitab’ul İman, 19

8- Beyheki, Şuab’ul İman, 1/95

9- İbni Teymiyye, Mecma’ul Fetava, 5/28-29, 5/376; Hallal, Kitab’us Sünne, 1/45

10- Kahire’de 1349 yılında Beyrut’da 1985 yılında neşredilmiştir.

11- Beyrut’da 1980 yılında neşredilmiştir.

12- Riyad’da neşredilmiştir.

13- Riyad’da 1989 yılında neşredilmiştir.

14- Şerhu Usuli İ’tikadi Ehl’is Sünne ve’l-Cemaa adıyla, Riyad’da neşredilmiştir; Kehhale, Mu’cem’ul Müellifin, 13/136

15- Bu eserin yazma nüshası Zahiriyye Kütüphanesi no: 311’de kayıtlıdır; Brockelmann, G.A.L, 1/310; Kehhale, Mu’cem’ul Müellifin, 2/143

16- Yazma nüshası Zahiriyye Kütüphanesi’nde bulunmaktadır; Zirikli, A‘lam, 7/23

17- Fesevi, el-Ma’rife ve’t-Tarih, 1/238

18- el-Azami, İlk Devir Hadis Edebiyatı, 81; ibni Hacer el-Askalani, Tehzib’ut Tehzib, 10/291

19- İbni Nedim, Fihrist, 1/283; Kitabü’s-Sünen olarak da geçmektedir; Eyüp Said Kaya, “Mekhul b. Ebu Müslim” maddesi, DİA, 28/552-553

20- İbni Nedim, Fihrist, 1/144

21- Zirikli, A‘lam, 3/310; İbni Teymiyye, İkamet’ud Delil, 5/88

22- Bağdatlı İsmail Paşa, Hediyyet’ul Arifin, 1/203

23- Humeydi’nin Müsned’inin sonunda akaidle ilgili bir risale olarak “Usul’us Sünne” adıyla yer almaktadır; İsmail Lütfi Çakan, Hadis Edebiyatı, 58

24- İbni Teymiyye, Mecmu‘u, Fetava, 5/24

25- Bağdatlı İsmail Paşa, Hediyyet’ul Arifin, 1/636; Kehhale, Mu’cem’ul Müellifin, 6/222

26- İbni Teymiyye, Mecmu‘u Fetava, 17/74; Kettani, er-Risale, 33

27- Katib Çelebi, Keşf’üz Zünun, 2/1426

28- İbni Ebi Ya‘la, Tabakat’ul Hanabile, 1/196

29- İbni Teymiyye, Mecmu‘u Fetava, 5/24

30- Kehhale, Mu’cem’ul Müellifin, 10/8

31- İbni Teymiyye, Mecmu‘u Fetava, 5/412, 5/496

32- Kettani, er-Risale, 34, 12 nolu dipnot; Zehebi, Siyer A’lem’in Nubela, 13/402

33- İbni Teymiyye, Mecmu‘u Fetava, 5/413; Bağdatlı İsmail Paşa, Hediyyet’ul Arifin, 1/264

34- Katip Çelebi, Keşf’üz Zünun, 2/1426; Bağdatlı İsmail Paşa, Hediyyet’ul Arifin, 1/333; Kettani, er-Risale, 34, 12 nolu dipnot

35- Kettani, er-Risale, 33, 12 nolu dipnot, Katip Çelebi, Keşf’üz Zünun, 2/1426

36- Katib Çelebi, Keşf’üz Zünun, 2/1426

37- Riyad’da 1415/1994 yılında neşredilmiştir.

38- Ebu’l-Hasan Eş’ari (324/936), el-İbane an Usul’id Diyane, Riyad, Dımaşk, Kahire ve Beyrut’da neşredilmiştir.

39- İbni Ebi Ya‘la, Tabakatu’l-Hanabile 2/55; Zirikli, A‘lam, 3/324

40- Zirikli, A‘lam, 2/201; Ebu Muhammed Hasan ibni Ali ibni Halef Berbehari, 329/940-41; Riyad’da 2000/1421 yılında üçüncü baslkısı yapılmıştır. Ahmed Gulam Halil tarafından derlenen Kitab’us Sünne üzerine yapılmış bir çalışmadır.

41- İbni Nedim, Fihritst 1/330; Bağdatlı İsmail Paşa, Hediyyet’ul Arifin, 1/464

42- Kehhale, er-Risale, 13/173

43- İbni Teymiyye, Der’u Tearuz’il Akli ve’n Nakl, 3/347

44- Zirikli, A’lam, 4/66

45- İbni Teymiyye, Mecmu‘u Fetava, 17/74; Bağdatlı İsmail Paşa, Hediyyet’ul Arifin, 1/303

46- Beyrut’da 1421/2000 yılında neşredilmiştir.

47- Kehhale, Mu’cem’ul Müellifin, 11/59; Zehebi, Siyer A’lem’in Nubela, 1/199

48- İbni Teymiyye, Mecmu‘u Fetava, 6/158

49- Kehhale, Mu’cem’ul Müellifin, 5/244

50- İbni Teymiyye, Mecma’ul Fetava, 17/74; İbni Hacer el-Askalani, Tecridü Esanid’il Kütüb’il Meşhura ve’l Ecza’il Mensura, 1/54; İbni Teymiyye, el-Fetavau’l Kübra, 4/361, 4/420

51- Zirikli, Alam, 4/120

52- Thk. Subhi es-Samerrai, Dar’ul Hulefa li’l Kitab’il İslami, ts.

53- Bağdatlı İsmail Paşa, Hediyyet’ul Arifin, 1/471 (Bab’ul lam)

54- Ethem Ruhi Fığlalı tarafından tercüme edilmiştir.

55- Bağdatlı İsmail Paşa, İzah’ul Meknun fi’z Zeyl-i ala Keşf’iz Zünun, 2/303

56- Zirikli, Alam, 5/40

57- Ebu Ya’la el-Beyzavi el-Mağribi, er-Risalet’ul Müstatrefe Muhakkakaten ve meaha et- Ta’likat’ul Müstatrefe, 3/54

58- Tabatabai, “Ahmed b. Hanbel’in Bakış Açısıyla İmam Ali’nin (radiyallahu anh) Şahsiyeti ve Mevkii” (Trc. Seyfullah Efe), Rıhle Dergisi, yıl: 2010, sayı: 10, s. 118-136, 226 nolu dipnot.

59- İbni Teymiyye, Mecma’ul Fetava, 17/74; İbni Hayr el-İşbili, Fehrese, 1/225; Bağdatlı İsmail Paşa, Hediyyet’ul Arifin, 1/324

60- Kehhale, Mu’cem’ul Müellifin, 6/33

61- el-İbane an Şeriat’il Firkat’in Naciyye ve Mücanibet’il Firak’il Mezmume; İbni Teymiyye, Der’u Tearuz’il Akl-i ve’n Nakl, 3/307; İbni Teymiyye, Mecma’ul Fetava, 1774; Keylaniyye, 3, 63

62- Beyrut’da 1401 yılında neşredilmiştir.

63- Bağdatlı İsmail Paşa, Hediyyet’ul Arifin, 1/209

64- Zirikli, Alam, 1/32; Bağdatlı İsmail Paşa, Hediyyet’ul Arifin, 1/101; Bağdatlı İsmail Paşa, Izah’ul Meknun, 2/303

65- İbni Hacer, Mu’cem’ül Müfehres, 1/53

66- İbni Hacer, Mu’cem’ül Müfehres, 1/53

67- İbni Teymiyye, Der’u Tearuz’il Akl-i ve’n Nakl, 3/347

68- el-Fesevi, Kitab’ul Ma‘rife ve’t Tarih, 3/487 vd,

69- Zehebi, Siyer A’lem’in Nubela, 13/183

70- Emin Aşıkkutlu, Fesevi ve Rical İlmindeki Yeri, 40

71- İbni Ebi Asım eserinde akranı olan Fesevi’den nakilde bulunmuştur. Bu rivayetler için bkz. İbni Ebi Asım, Kitab’us Sünne, 413, 481, 482, 587, 616

72- el-Fesevi, Kitab’ul Ma‘rife ve’t Tarih, III, 487 vd,

73- Ebu Abdullah Muhammed ibni Nasr İbn’ul Haccac el-Mervezi, Kitab’us Sünne

Eserin müellifine aidiyeti hakkında Naşir Ebu Üsame Selim ibni Iyd el-Hilali açıklama yaparken: “Ahmed ibni Nasr el-Huzai’ye ait Kitab’ul İ‘tisam bi’l Kitab ve’s Sünne adlı eser ile Mervezi’ye ait adı geçen eseri, nisbetinde karışıklık olup nisbet hatası yapıldığını iddia etmektedir. Müelifin adı geçen eserinin “Sünne” türüne ait eserler listesinde yer almasının nedeninin bu olabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır. (el-Mervezi, Kitab’us Sünne, 10)
Kişinin Ehl'üs Sünnet, Ehl'ul Hadis, Ehl'ul Asar, Selefi olmasının alameti Sünnet'e ittiba etmesidir.

Çevrimiçi Uhey

  • Administrator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 1255
  • Değerlendirme Puanı: +14/-0
Ynt: Kitab'us Sünneler ve Kitab'us Sünneler'in Muhtevası
« Yanıtla #1 : 01.03.2016, 04:41 »
Kitabu’s Sünne’lerin Muhtevası

Kitab’us Sünneler’de genellikle müslüman çoğunluğunun beşeri arzulara uyarak doğru yoldan uzaklaştıklarından şikayetle bu tehlikelerden kurtulabilmek için Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in Sünneti’ne ve Hulefa-i Raşidin’in uygulamalarına riayet edilmesi tavsiye edilmektedir.

Ayrıca Havaric, Mürcie, Cehmiyye, Kaderiyye, Rafiza gibi fırkaların Bid’at ehli oldukları vurgulanıp onların görüşleri eleştirilerek cema'atten yani Ehl-i Sünnet ve’l Cema'atten ayrılmanın zararlarına dikkat çekilmektedir.
 
Kitab’us Sünneler’in muhtevalarına bakıldığında genel olarak şu tesbitleri yapmak mümkündür:

Kitab’us Sünneler’de akaidin temel üç konusu ile ilgili meselelerin tamamı ele alınmamakta daha çok Ehl-i Hadis anlayışıyla bağdaşmayan ve mezhepler arasında cereyan eden tartışmalara mevzu olan kelami problemlere yer verilmektedir.

Genel olarak iman, tevhid, Allah’ın isimleri, sıfatları, fiilleri gibi ilahiyatla;

nübüvvet ve melekler gibi nübüvvetle;

kıyamet, kabir azabı ve ahiret ahvali gibi semiyyatla

ilgili konuları içeren Kitab’us Sünneler’in muhtevaları tamamen aynı olmayıp müellifin tercihine ve yaşadığı zamanın şartlarına göre çeşitlilik arzetmektedir. Bazı eserlerde bütün konular yer alırken bazılarında bir kısmı yer almaktadır.

Yine bir kısmı i'tikadi konularla ilgili rivayetleri sistematik bir şekilde ele alırken bir kısmı da sistemsiz bir şekilde konuyla ilgili rivayetlerin toplanmasıyla meydana gelmiştir.
Kişinin Ehl'üs Sünnet, Ehl'ul Hadis, Ehl'ul Asar, Selefi olmasının alameti Sünnet'e ittiba etmesidir.

Çevrimiçi Uhey

  • Administrator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 1255
  • Değerlendirme Puanı: +14/-0
Ynt: Kitab'us Sünneler ve Kitab'us Sünneler'in Muhtevası
« Yanıtla #2 : 02.03.2016, 03:55 »
A. Müstakil Kitab’us Sünneler

a. Kitab’us Sünne - Abdullah ibni Ahmed ibni Hanbel


Mukaddime dışında üç bölümden oluşan Ahmed ibni Hanbel’in Kitab’us Sünnesi’nde yer alan konular şunlardır:

Birinci bölümde; alimlerin Cehmiyye ve bu mezhep müntesiplerinin arkalarında namaz kılınması meselesi hakkındaki görüşleri, Halk’ul Kur’an, Cehm ibni Safvan ve Bişr el-Merisi, Allah’ın kelam sıfatını inkar edip putlara tapmak, Vakıfe, Ruyetullah, Kürsi ve Ru’yet, Abdullah ibni Mübarek’in Ebu Hanife hakkındaki görüşleri, Kürsi bahisleri, iman, Mürcie’ye reddiye, Kaderiyye ve Kaderi olanların arkasında namaz kılma meselesi.

İkinci bölümde; Kader konusunda yarım kalan meseleler ve bu konudaki rivayetler, Deccal, Melekler, Cehmiyye’ye red makamında Kur’an’da bulunan ayetler, ahiret ahvali, Cehmiyye ve onun hakkındaki hükümlerin tekrarı ve Kaderiyye’nin hükmü, kibrin ve yüze vurmanın nehyedilmesi, Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in vasıyyeti ve Ali (radiyallahu anh)’a Kur’an’dan başka bir şey vasıyyet etmediği hakkındaki rivayet, Ali evladından gelen sözler, Raşid Halifelerin sayısı hakkında varid olan hadisler, kabir azabı ve imtihanı/fitnesi.

Son bölümde; Kabir azabı, imtihanı ve suali konusunun devamı, Havaric hakkındaki rivayet ve onların “cehennem köpekleri” olduğunu ifade eden rivayet.

Ahmed ibni Hanbel’in Ehl-i Sünnet’in özünü oluşturan Ehl-i Hadis’e mensup, hadis ilminde temayüz etmiş bir alim olarak Kitab’us Sünne’deki rivayetleri nakletmesinin asıl amacı bir akaid sistemi oluşturmak değil selefin inançla ilgili yerleşik düşünce sistemini Ehl-i Bid’at çevrelerinin olumsuz etkilerinden muhafaza edip korumaya çalışmaktır.

Ahmed ibni Hanbel’in din tarifi, Kitab’us Sünne’nin metodu hakkında önemli bir fikir vermektedir. Bu tarif şöyledir: Din, sadece Kitap, Asar, Sünen, Allah’ın Rasulü, Rasul’ün Ashabı, Tabiin, Tebe-i Tabiin, onlardan sonra da örnek alınan Sünneti'ni kabul eden, koruyan, hata veya Ehl-i Sünnet'ten ayrılmakla suçlanmayan alimler ile son buluncaya kadar, biri diğerini teyid ederek kabul edilmiş sağlam ve meşhur haberler hakkında güvenilir şahışlardan gelen rivayetlerdir.”

Ahmed ibni Hanbel, Ehl-i Hadis tavrına uygun olarak kendisine yöneltilen sorulara rivayetlerle cevap vermiş, karşılaştığı problemlere naslarda çözüm aramıştır. Bu sebeple, Kitab’us Sünne adlı eseri de tamamen nakillerden oluşmaktadır. Müellif, i'tikadi meselelere nakle dayalı cevaplar verme amacını gerçekleştirmek için Ayet, Hadis, Sahabe ve Tabiun sözlerini kullanmıştır. Bunun dışında gerekmedikçe meselelere herhangi bir yorum getirmemiştir.
Kişinin Ehl'üs Sünnet, Ehl'ul Hadis, Ehl'ul Asar, Selefi olmasının alameti Sünnet'e ittiba etmesidir.

Çevrimiçi Uhey

  • Administrator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 1255
  • Değerlendirme Puanı: +14/-0
Ynt: Kitab'us Sünneler ve Kitab'us Sünneler'in Muhtevası
« Yanıtla #3 : 06.03.2016, 01:06 »
b. İbni Ebi Asım (ö. 287/900)       Kitab’us Sünne

İbni Ebi Asım’ın (ö. 287/900) Kitab’us Sünne adlı eserdeki son rivayetinde kendinden naklen itikadi görüşlerine yer verilmiştir. Kitabının içeriği ve telif amacı hakkında daha doğru bir fikir vermesi açısından bu rivayetin muhtevasını şöylece özetlemek mümkündür:

İbni Ebi Asım şöyle der: “Sünnet nedir diye kendime sordum.” Sünnet, ahkam ve diğer konularda bir çok manası bulunan bir kavramdır. Ehl-i İlm’in Sünnet’in manası konusunda ittifak ettiği kapsam şudur: Kaderin var olduğunu isbat eden kavli hadisler yanında, fiille beraber istitaatin de bulunduğunu gösteren fiili hadisler Sünnet’tendir. Kaderin hayrına ve şerrine, acısına ve tatlısına; her taatin Allah’ın tevfiki ile, her masiyetin Allah’ın ona önceden takdir ettiği hizlanı ile olduğuna, said için saadetin, şaki için de şekavetin/bedbahtlığın önceden takdir edildiğine, dış dünyadaki eşyanın Allah’ın dilemesi ve iradesi ile varolduğuna, kulların iyi ve kötü fiillerini Allah Teala’nın yarattığına, Kur’an’ın Allah kelamı olduğuna,lafızlarının yaratılmadığına, Kur’an’ın mahluk olduğu iddiasına delil getirmeye çalışanın Allah’ı inkar ettiğine inanmayı gerektiren rivayetler Sünnet’ten kabul edilir.

İman söz ve ameldir, artar ve eksilir. Ru’yetullah’ın isbatı Evliyaullah’ın ahirette Allah Teala’ya gözle bakacaklarına dair haberlerin gelmiş olmasıdır. Ebu Bekir (radiyallahu anh) sahabenin en faziletlisi ve halifeliğe en layıkı olup nübüvvet hilafetinin halifesidir. Sonra Ömer ibni Hattab (radiyallahu anh) gelir. Aynı şeyler onun için de geçerlidir. Daha sonra Osman (radiyallahu anh) ve ardından Ali (radiyallahu anh) gelir ve onlar için de aynıları söz konusudur.

Bana göre Sünnet’e dayandırlıması gereken hususlar arasında kabir azabı, münker ve nekir (kabir suali), şefa’at, havz ve mizanın varlığına iman etmek, Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in ashabını sevmek, ashabın faziletlerini bilmek, onlara sebbetmekten kaçınmak, tevhid ehli olanın cenaze namazını kılmak, günah işleyene rahmet dileyip günahkarlar hakkında ümitvar olmak, azab dilememek, kulları Allah Teala’nın muamelesine bırakıp dilerse rahmetiyle cehennemden çıkaracağını bilmek, müslüman devlet başkanının arkasında namaz kılmak, cema’atle namaz kılmak, hükümdarla birlikte gazaya gitmek, iyiliği emredip kötülükten sakındırmak ve insanlara yardım etmek gibi hususlar yer almaktadır.”1

İbni Ebi Asım’ın bu eseri, bid’atin zemmi, Sünnet’e ittiba gibi giriş bahislerinden sonra Allah’ın sıfatları, kader, iman, büyük günah meselesi, kıyamet alametleri, Ruyetullah, ahiret ahvali, havz-ı kevser, şefa’at, kabir azabı, diriliş gibi itikadi konular; Mürcie ve Şia gibi fırkalara reddiyeler; Sahabenin fazileti, hilafetin Kureyş’e nisbeti ve Ehl-i Beyt’in fazileti gibi meselelerle ilgili 233 alt başlık ve bu alt başlıklarda yer alan 1564 rivayetten oluşmaktadır. Diğer Kitab’us Sünneler’in muhtevalarıyla daha iyi bir karşılaştıma yapabilmeye imkan vermesi açısından bu alt başlıklara kısaca değinmek istiyoruz.

Giriş bahislerinde, zemmedilmiş hevadan Allah (celle celalahu)’ya sığınıp Sünnet’e sarılmanın gerekliliği, bir kimsenin görüşünün Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’den gelen rivayete tabi olması, Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in çıkmasını muhtemel gördüğü bid’atten sakındırması, Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in şefa’ati, Sünnet’i terk edenin lanetlenmesi ve cema’atten ayrılanla mücadele edilmesi gibi konular incelenmektedir.

Girişten sonra, mezhepler arasında büyük tartışmalara yol açan kader meselesi ve bununla ilgili konulara yer verilmiştir. Öncelikle kalemin yaratılmasına değinen müellif, ardından hayr ile şerrin karşılığının mutlaka verilip kaderin tümüne ve her türlüsüne rıza göstermenin mü’minin tabiatine uygun olduğundan, bu sebeple Allah’ın, kullarından ona itaat edecekleri hususunda söz aldığından bahsedilmektedir.

Kaderiyye’nin iman görüşünü eleştiren müellif, bununla bağlantılı olarak ecellerin ve rızıkların Allah’ın elinde, hayr ve şerrin hazinelerinin Allah’a ait olduğundan söz etmiştir. Yine müellif, Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem)’in kendinden sonra ümmetin fitnesinin kader konusu olacağına dair rivayetini nakledip secdede kunut okumayı bu fitneden korunmanın yolu olarak zikrederken Allah’ın kaderini yalanlayanların ahirette nasibi bulunmadığını ve onların bu ümmetin mecusileri olduğunu iddia etmiş bunun delili sadedinde Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem)’in Kaderiyye ile oturmaktan men ettiğine dair rivayeti aktarmıştır. Ayrıca kader hakkında konuşması nedeniyle Nasranilerin bir kolu olarak telakki edilen Kaderiyye’nin Rahman’ın ayakları altındaki unutulan yerde bulunduğundan bahseden İbni Ebi Asım, Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in “Ümmetimden iki sınıfın ahirette nasibi yoktur” hadisini müteakiben, kıyamet gününde bir münadi “Allah’ın hasımları ayağa kalksın” dediğinde lanetlenen bu hasımların yedi zümre olarak sayıldığı rivayeti nakletmiştir.

Mürci ve kaderinin müslümanlıktan payının olmadığından bahseden rivayetleri aktaran müellif, mü’minin başına bir şey geldiğinde bunu Allah’ın takdiridir diyerek kabul etmesi gerektiğini belirtir. Yine o Mürcie ile Kaderiyye’ye cevap olarak “Sanatla uğraşanları da ve onların sanatını da yaratan şüphesiz Allah (celle celalahu)’dur” ve “Allah olmasını dilediği şeyi yaratır” rivayetlerini  zikrederken  Kaderiyye’nin  fikirlerini  savunanlara  karşılık Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in kaderin kötüsünden, dalaletten, deccalden Allah Teala’ya sığındığı dualarını ve kaderin O’nun elinde olduğuna işaret eden hadislerini nakletmiştir.2

Ru’yetullah Bahisleri

İbni Ebi Asım, Mutezile’nin Ru’yetullahın mümkün olmadığı fikrine reddiye olarak eserine ru’yet hadislerini almıştır. Ru’yet meselesiyle ilgili Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem)’in Allah Teala’dan O’na bakmanın lezzetini tatmayı dilemesi, Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem)’in Rabbini görmesi, Rabbimizi ahirette görmenin mahiyeti, Rab Teala’yı gözle/ayan beyan görmek, Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem)’in Allah Teala’yı rüyasında görmesi, Rabb’in en güzel surette tecelli etmesi, gibi konulardan bahsetmiştir. Bu konular, “İyilik yapana iyilik ve onun da fazlası vardır.”3 ayetinin tefsiri ile “Ölmeden önce Rabbiniz’i görmeyeceksiniz.”4 hadisi çerçevesinde işlenmiştir. Bunun ardından konuyla ilgili olarak Musa (aleyhi selams)’ın talebine karşılık Allah Teala’nın dağa tecelli etmesini anlatan ayetin5 tefsirini ele alan müellif Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem)’den nakledilen: “Allah (celle celaluhu) mü’min kuluyla rüyasında konuşur”6 manasındaki rivayetlere dayanarak ru’yetin mümkün olduğunu isbata çalışmıştır. Allah (celle celaluhu)’nun yeryüzünde değil gökyüzünde olduğunu düşünme hakkında “Allah nerededir?”7 diye cariyeye yöneltilen soru ile ilgili rivayeti nakleden müellif, Allah Teala’nın yeryüzü semasına nüzulüne dair hadislerle8 bu görüşünü desteklemiştir. Müellif daha sonra Allah Teala’nın zati ve subuti sıfatlarıyla ilgili olarak kelam sıfatından, vech9, şahıs10, yed11 ve kademden12 bahseden rivayetlere yer vermiştir. Allah Teala’nın kademi olduğuna delalet eden bir ayet yoktur; bununla birlikte Cehennemin, dahası var mı diye sormasının ardından durdurulmasını vurgulamak üzere kademin varlığından bahseden rivayetlerde “(Cehennem) Daha var mı? der”13 ayetinin tefsiri yapılmaktadır. Bu Ehl-i Sünnet’in bu tarz rivayetler hakkındaki en belirgin tavrı te’vil yapmayıp nakli delilleri geldiği şekilde kabul etmektir. Müellifin, bidat ehli tarafından teşbih fikrine yol açtığı iddia edilmesine rağmen Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’den rivayet edilen “Allah (celle celaluhu) gökleri bir parmağın üstüne koyar ve yer ile gök onun elinde dürülüdür.”14 “Mizan Rahman’ın elindedir.”15, “Rab Teala’nın yaptıkları bazı şeyler sebebiyle kendisine yaklaşan kullarını beğenir/taaccüb eder.”16, “Rabbi kendisine güler…”17 manasındaki hadisleri nakletmesi de bunu göstermektedir.

Göklerin ve yerin yaratılışını anlatan rivayetleri nakleden müellif, Arş’ın ve cennetin vasıflarıyla ilgili rivayetlerle konuyu zenginleştirmiştir. “Allah (celle celaluhu) bana ümmetimden yetmiş bin kişinin cennete gireceğini va’d etti.”18 ve “Sidret-i münteha’yı bitirdiğimde…”19 hadisleri bu rivayetler arasındadır.

Daha sonra ruh, zaman ve ölüm gibi metafizik konulara dair rivayetlerle Ehl-i Bidat’e cevap veren müellif Kitab’us Sünneler’de kelam sıfatının isbatı için kullanılan ve dolayısıyla Kur’an’ın mahluk olmadığına işaret eden “Allah hepinizle arada tercüman olmadan konuşacaktır”20 manasındaki hadisleri, ölüm sonrası hayat konusuyla bağlantılı olarak aktarmıştır.

Bir taraftan “Allah (celle celaluhu) Adem’i yaratmadan bin sene önce Ta-Ha ve Ya-Sin Sureleri’ni okudu.”21 hadisinin son derece zayıf olduğuna dair açıklama yapan müellif, “Allah (celle celaluhu)’nun: ‘Rahmetim gazabımı geçmiştir.’ deyip bunu bizzat kendi eliyle nefsine yazdı.”22 hadisiyle yaratma sıfatının önceliğini kanıtlamak isteyip “Gökleri yaratmadan önce Rabbimiz neredeydi?”23 rivayetiyle görüşünü desteklemiştir.

Eserinde, Allah (celle celaluhu)’nun sıfatları konusunda belli bir sıralama takip etmeyen müellif, yine bu konuyla irtibatlı olarak “Gece ve gündüz kötülük yapan için Allah’ın iki eli açıktır.”24, “Siz duymayan ve gaib birine dua etmiyorsunuz.”25, “İnsanlar ziyaret günü cennet bahçelerinden birinde otururlar.”26, “Yağmur, Rabbiyle yaptığı ahdin sözüdür”27, “Zekatı veren kimsenin iyiliği yerine konulduğunda Allah Teala sağ eliyle alır ve onu artırır…”28, “Allah bütün sesleri duyar…”29, hadislerini ve “Yaptığınız duyma, görme ve dokunma organlarınızın şahit olduğunu gizlemek değil bilakis Allah’ın yaptıklarınızın çoğunu bilmediğini zannediyor olmaktı”30 mealindeki ayetle ilgili hadisi nakletmektedir.

Müellif, “Kıyamet Günü öncekiler ve sonrakiler toplanır.”31 ve “Dolunay günü ayı görmek için zorlanmadığınız gibi Rabbinizi göreceksiniz.”32 gibi ahiret ahvaline dair hadisleri Ru’yetullah’ı isbat için kullanırken “Tevhid ehli Kıyamet Günü Allah’ı görmeyi bekler.”, “İnsanlara Rab Teala’dan bahsederken onları korkutan ve ağır gelen şeyler anlatmayın.”33 gibi hadisleri de aynı amaçla kullanmıştır.

İbni Ebi Asım (ö. 287/900), Allah’ın sıfatları ve bununla alakalı meseleler arasında iman ve dalalet konularına da girmiştir. “İnsanoğlu sorgulamaktan vazgeçmez; hatta öyle ki insanları Allah yarattı, peki Allah’ı kim yarattı? sorusunu da sorarlar. İşte bu onları dalalete düşürür.”34 rivayetinde geçen sorgulama biçimi, işaret edildiği gibi bilinçli bir şekilde yapıldığı için doğru değildir. Bunun aksine insanın elinde olmadan aklına gelen sorular ise “Vesvese ile ilgili bu düşünceniz imanın açık bir göstergesidir.”35 rivayetinde belirtildiği gibi öncekinin tam aksine dalaletin değil imanın habercisidir. Bu iki rivayetten ilkinin Allah’ın  ezeliliğini vurgulaması, müellifin sıfatlar bahsinden kopmadığını göstermektedir. Allah Teala’nın nesebi olmadığı anlamına gelen Samed ismi de yine O’nun vasıflarından biridir. Müellif, İhlas Suresi’nin tefsiriyle ilgili hadisleri36 Allah Teala’nın zati sıfatları hususunda burada nakletmiştir.

Havz-ı Kevser ve Mizan

İbni Ebi Asım, ilahiyat bahislerinden sonra ahiret ahvaline geçmiş ve bu konuda havzla ilgili “Havz’ının etrafında en çok insanın toplandığı ben olacağım… ”, “Benim havzım en büyük olandır.” “Havz’dan suyu ilk içecek olan…”, “ Havz-ı kevserden men edilen kimse…” hadislerinin37 çeşitli tariklerini nakletmiştir. Havz hadislerinden sonra mizanla ilgili rivayetler aktarılmıştır. “Mizan, Rahman’ın elindedir; bir kavmi alçaltır, diğerini yükseltir.” Ve “Kıyamet Günü mizanda en ağır gelen şey güzel ahlaktır.” hadisleri38 bunların bazılarıdır.

Şefa’at

Şefa’at konusunda İsra Suresi’nin 79. ayetinde geçen “Makam-ı Mahmud” ifadesinin şefa’at olarak açıklandığı hadislerle vurgulanmıştır. Ayrıca şefa’at yetkisiyle ümmetinin yarısının cennette olmasını seçen Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in “Ben ilk şefa’at eden ve edilenim” hadisini aktaran müellif, “Her nebinin kendine ait bir duası vardır, benim çokça ettiğim dualardan biri, ümmetim için şefa’at edebilmektir.” hadisiyle bunu desteklemiştir. Mü’minlerin Kıyamet Günü rablerinden şefa’at dilemelerini anlatan rivayetin39 farklı vecihlerini eserine alan müellif, Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in nasıl şefa’at edeceğinden söz eden bu rivayetlerin ardından Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in şefa’at ve ümmetinin yarısının cennete girmesi arasında muhayyer bırakılıp şefa’ati tercih ettiğinden, Allah’ın her peygambere bir şey isteme hakkını verdiğinde Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in yine şefa’at etmeyi seçtiğinden bahsetmesinin yanında Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in şefa’atinin büyük günah işleyenleri de kapsayacağını belirten rivayetleri nakletmiştir. Rivayetlerde belirtildiğine göre bazıları önce cehenneme girmişken Allah’ın fazl-u keremiyle oradan çıkarılıp cennete konulan bu kişiler orada cehennemlikler(cehennemiyyun)40 diye anılır.

Kabir Hayatı

Şefa’at konusunun akabinde Kabir hayatı, Kabir azabıyla ilgili rivayetlere yer verilmiş Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in dualarında kabir azabından Allah’a sığınması kabir azabının varlığına delil olarak getirilmiştir. Kabir hayatının varlığına işaret eden rivayetlerden biri de “Ölüler işitir, ancak cevap veremezler”41 hadisidir. Müellif kabir hayatı konusundan sonra Kıyamet Günü dirilişe iman etmenin gereğini vurgulamak istemiştir.

Ahiret bahislerinin ardından müellif akaidin üç temel konusundaki görüşlerini ortaya koymuştur. Böylece bu konuları sonlandıran İbni Ebi Asım (ö. 294/900) Ehl-i Bidat fırkalarına cevap vermek amacıyla önce Ehl-i Sünnet ve’l Cema’at’ten ayrılmanın yanlışlığına vurgu yaparak42 giriş yapmış, daha sonra Haricilerin cehennem köpekleri olduğundan, Allah’ın yardımından mahrum kalacaklarından dile getiren rivayetlerden43 hareketle Havaric’in kollarından Marukiyye ve Haruriyye’nin de Kur’an okudukları halde okumalarının boğazlarından aşağıya geçmeyip dinden okun yaydan çıktığı gibi çıkacaklarından bahsetmiştir.44

İmanın Mahiyeti

Haricilerin ne denli kötü bir grup olduğunu vurgulayan müellif, imanın mahiyeti konusuna geçiş yaparken iman söz ve ameldir, artar ve eksilir diyerek Mürcie’ye reddiyede bulunmuştur. Bu görüşünü desteklemek amacıyla “Ümmetimden iki sınıf vardır ki havzıma gelemeyecektir: Kaderiyye ve Mürcie” rivayetini kullanmış ise de bu rivayetin tarikleri çok zayıftır.45 Müellif, imanın artıp eksileceği görüşünü açıklamak için Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in kadınlara hitaben: “Akıl ve din bakımından eksik olup da şu akıl ve fikir sahibi insanlara galip olan sizden başka kimse bilmiyorum/görmedim…” buyurduğu hadisini46 kullanmıştır. Bunun nedeni onun Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in söz konusu hadisinde kadınların dini noksanlığı onların bazı zamanlarda ibadet yapamaması olarak tarif etmesiyle kendi tercihi arasında bir bağlantı kurması olsa gerektir. Vaad ve vaidle irtibatlı bir şekilde meşiet konusuna değinen müellif ilgili rivayetlerle Mu’tezile’ye cevap vermiştir.47 Rafiza isminin bizzat geçtiği rivayetler oldukça zayıftır.48 Müellif, Rafıza’ya red amacıyla naklettiği bu rivayetleri “Ashabıma sövmeyin…”49 hadisinin tarikleriyle desteklemek istemiştir.

Hilafet-İmamet

Hilafet ve imamet bahislerinde Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in devlet başkanına hakaret etmekten sakındırması, emirin izzetli ve vakur olup halkın da ona itaat etmesi, tebanın itaat ettiği valiye nasihatte bulunması gerektiği ve bu nasihatin niteliği gibi konulardan ele alınmıştır. Halkın valiye yapacağı nasihat, validen görevi icabı ne yapması gerekiyorsa onu yapmasını istemesi şeklinde olmalıdır görüşünde olan müellif, Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in valilerin yaptığı hoş olmayan birtakım işleri gören kimseye de sabrı tavsiye ettiğini belirtmiş, sonrasında Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem)’nin isyan durumunda ümmetine neyi emrettiğinden bahseden hadisleri50 nakletmiştir. Halifelerin kureyşli olması konusunda “Hilafet Kureyş’e aittir.”51 rivayetinin tarikleri zikredilirken Hulefa-i Raşidin ve adil yöneticiler bahsinde önce hilafetten sonra krallığın geleceğinden söz eden rivayetler aktarılmış ardından sırasıyla Ebu Bekr (radiyallahu anh)52, Ömer (radiyallahu anh)53, Osman (radiyallahu anh)54 ve Ali (radiyallahu anh)’ın55 halifeliği konu edilmiştir.

Sahabenin Fazileti

Sahabenin faziletleri konusunda Aşere-i Mübeşşere’nin faziletlerinden bahseden müellif, konuya Ebu Bekr (radiyallahu anh), Ömer (radiyallahu anh) ve Osman (radiyallahu anh)’ın faziletlerini aynı anda sayan rivayetlerle başlamış56, Ali (radiyallahu anh)’ın tafdili hakkında kendisinden rivayet edilenleri naklettikten sonra Ebu Bekr  (radiyallahu anh), Ömer (radiyallahu anh), Osman (radiyallahu anh) ve Ali (radiyallahu anh)’ın  faziletlerini ayrı ayrı zikreden rivayetlerle devam etmiştir. Aynı zamanda Aşere-i Mübeşşere’den ilk dört halifenin faziletlerini aktaran müellif, Zubeyr (radiyallahu anh) hakkında Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’den nakledilen hadisleri57, Talha ibni Ubeydullah (radiyallahu anh)’ın faziletlerini58, Sa’d (radiyallahu anh)’ın59 ve Abd’ur Rahman ibni Avf (radiyallahu anh)’ın60 faziletlerini de ele almıştır. Eserde, Ebu Bekr (radiyallahu anh) ve Ömer (radiyallahu anh)’ın fazilette birleştiği noktalar ve cennetle müjdelenen sahabiler hakkındaki hadisler61 de zikredilmişir.

Bu rivayetlerin akabinde Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in “En hayırlı insanlar, benim asrımdadır…”62, “Beni görenler sizin aranızda olduğu müddetçe hayr işlemeye devam edin.”63, “Beni görüp de bana iman etmeyen cennete asla girmeyecek.”64 hadisi, “Size ashabımı bırakıyorum/ vasiyet ediyorum.”65, “Allah (celle celaluhu) ümmetimin cezasını kılıç, kefaretini de öldürülmek kıldı.”66 gibi hadislerin yanında, yine ashabın faziletiyle ilgili “Siz insanlara örnek olmak için gönderilmiş hayırlı bir ümmetsiniz”67 ayeti de delil olarak kullanılmıştır.

İmamın Kureyş’den Olması

Halifenin Kureyşli olması gereğinden bahseden müellif bu konuyu müstakil bir başlık açarak ayrıntılarıyla incelemiştir. Bu başlık altında Kureyşin fazileti, Haşimoğullarının diğer Kureyşlilere üstünlüğü, Kureyşli alimin fazileti “Kim Kureyş’e ihanet etmek isterse Allah (celle celaluhu)’ya ihanet etmiş olur.”, “Kureyş güven ve doğruluk ehlidir.”, “Kureyşli birinin kuvveti iki kişinin kuvvetine bedeldir.”, “İnsanlar hayr ve şer konusunda Kureyş’e tabidir.”, “Siz öğrendiniz, Kureyş sizden öğrenmedi.”, “Kureyşli çok sabırlıdır.”, “Eğer Kureyş’in bunu kullanmayacağını bilsem Allah (celle celaluhu) katında onu neyin beklediğini haber verirdim.”, “Deveye binen en hayırlı kadınlar Kureyşli kadınlardır.”, “Sonu en çabuk gelen insanlar Kureyşlilerdir.”, “Kureyşli nasibini ahirette alır.”, manalarındaki rivayetler de ele alınmıştır.68 Eserinin yaklaşık üçte birini sahabenin fazileti konusuna ayıran müellif Ehl-i Beyt’in faziletlerinden bahseden rivayetlerle kitabını sonlandırmıştır. Bunlar arasında Ehl-i Beytle ilgili “Size Allah (celle celaluhu)’nun kitabı ve ehl-i beytimi bırakıyorum”69 rivayeti dikkat çekicidir.




Alıntı yapılan: dipnotlar
1- İbni Ebi Asım, Kitab’us Sünne, 646-648

2- Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in: “Nebilerden sözlerini aldığımızda…”(Al-i İmran 3/81) ayetinin tefsiri ve nübüvvet hakkındaki hadisleri ile “Ne zaman nebi olarak yazıldım?”, “Kolayınıza geleni yapın.”, “Dünya nimetlerinden en güzel olanını isteyin.” anlamındaki rivayetler ile istihare duasına dair hadisler buna örnek olarak verilebilir.

3- Yunus 10/26

4- İbni Ebi Asım, Kitab’us Sünne, 197-199, #428, #429, #430; İbni Mace, Fiten, 32, #4077

5- el-Araf 7/143

6- İbni Ebi Asım, Kitab’us Sünne, 214, #464

7- İbni Ebi Asım, Kitab’us Sünne, 226, #489

8- İbni Ebi Asım, Kitab’us Sünne, 228-235, #492-512; Ahmed ibni Hanbel, Müsned, 2/433, 4/81

9- İbni Ebi Asım, Kitab’us Sünne, 239, #516; Ahmed ibni Hanbel, Müsned, 2/315, 2/463, 2/519

10- İbni Ebi Asım, Kitab’us Sünne, 241, #522

11- İbni Ebi Asım, Kitab’us Sünne, 249, #541

12- İbni Ebi Asım, Kitab’us Sünne, 242, #525; Ahmed ibni Hanbel, Müsned, 2/369, 2/507

13- Kaf 50/30

14- İbni Ebi Asım, Kitab’us Sünne, 252-253, #547-549; Ebu Davud, Sünne, 19, #4732; İbni Mace, Sünne, 13, #192; Ahmed ibni Hanbel, Müsned, 2/374

15- İbni Ebi Asım, Kitab’us Sünne, 254-255, #550-553

16- İbni Ebi Asım, Kitab’us Sünne, 255-257, #554-558; Ahmed ibni Hanbel, Müsned, 2/275, 2/276, 2/533, 2/534

17- Sa’d ibni Mu’az’ın ölümüyle ilgili bir rivayet; İbni Ebi Asım, Kitab’us Sünne, 257, #559; 257-259, #561-564

18- İbni Ebi Asım, Kitab’us Sünne, 271, #588; Ahmed ibni Hanbel, Müsned, 5/250

19- İbni Ebi Asım, Kitab’us Sünne, 273, #591; Ahmed ibni Hanbel, Müsned, 3/128

20- İbni Ebi Asım, Kitab’us Sünne, 279, #606; Ahmed ibni Hanbel, Müsned, 4/256, 4/377

21- İbni Ebi Asım, Kitab’us Sünne, 279, #607

22- İbni Ebi Asım, Kitab’us Sünne, 280, #608, #609; Ahmed ibni Hanbel, Müsned, 2/381

23- İbni Ebi Asım, Kitab’us Sünne, 281, #612

24- İbni Ebi Asım, Kitab’us Sünne, 283, #615-617

25- İbni Ebi Asım, Kitab’us Sünne, 284, #618; Ahmed ibni Hanbel, Müsned, 4/394, 4/402, 4/403, 4/407, 4/417, 4/418, 4/419

26- İbni Ebi Asım, Kitab’us Sünne, 285, #620

27- İbni Ebi Asım, Kitab’us Sünne, 286, #622; Ebu Davud, Edeb, 115 #5100; Ahmed ibni Hanbel, Müsned, 3/133

28- İbni Ebi Asım, Kitab’us Sünne, 286, #623; Ahmed ibni Hanbel, Müsned, 2/419

29- İbni Ebi Asım, Kitab’us Sünne, 287, #625; İbni Mace, Sünne, 13, #188; Ahmed ibni Hanbel, Müsned, 2/46

30- Fussilet 41/22

31- İbni Ebi Asım, Kitab’us Sünne, 291, #631; Ahmed ibni Hanbel, Müsned, 2/368

32- İbni Ebi Asım, Kitab’us Sünne, 291-298, #232-236

33- İbni Ebi Asım, Kitab’us Sünne, 299, #241

34- İbni Ebi Asım, Kitab’us Sünne, 301-303, #245-253; Ahmed ibni Hanbel, Müsned, 3/102

35- İbni Ebi Asım, Kitab’us Sünne, 303-305, #654-662; Müslim, 1/83

36- İbni Ebi Asım, Kitab’us Sünne, 306-312, #663-690

37- İbni Ebi Asım, Kitab’us Sünne, 314-355, #697-775

38- İbni Ebi Asım, Kitab’us Sünne, 355-357, #777-783

39- İbni Ebi Asım, Kitab’us Sünne, 357-392

40- İbni Ebi Asım, Kitab’us Sünne, 400, #847

41- İbni Ebi Asım, Kitab’us Sünne, 416-418, #878-883

42- İbni Ebi Asım, Kitab’us Sünne, 424

43- İbni Ebi Asım, Kitab’us Sünne, 427-428

44- İbni Ebi Asım, Kitab’us Sünne, 429

45- İbni Ebi Asım, Kitab’us Sünne, 452-453

46- İbni Ebi Asım, Kitab’us Sünne, 454-455, #954-956; Ebu Davud, Sünne, 15, #4679; İbni Mace, Fiten, 19, #4003

47- İbni Ebi Asım, Kitab’us Sünne, 456

48- İbni Ebi Asım, Kitab’us Sünne, 465

49- İbni Ebi Asım, Kitab’us Sünne, 469-470, #988-991; Buhari, Fedail’us Sahabe, 5; Tirmizi, Menakıb, 59; Ahmed ibni Hanbel, Müsned, 3/363

50- İbni Ebi Asım, Kitab’us Sünne, 518-519, #1106-1108

51- İbni Ebi Asım, Kitab’us Sünne, 520-527, #1109-1129

52- İbni Ebi Asım, Kitab’us Sünne, 540-551

53- İbni Ebi Asım, Kitab’us Sünne, 552

54- İbni Ebi Asım, Kitab’us Sünne, 552-556

55- İbni Ebi Asım, Kitab’us Sünne, 557-561

56- İbni Ebi Asım, Kitab’us Sünne, 551-568; Ebu Davud, Sünne, 8, #4628

57- İbni Ebi Asım, Kitab’us Sünne, 608-610; İbni Mace, Sünne, 11, #106

58- İbni Ebi Asım, Kitab’us Sünne, 610-612

59- İbni Ebi Asım, Kitab’us Sünne, 612-613

60- İbni Ebi Asım, Kitab’us Sünne, 613-614

61- İbni Ebi Asım, Kitab’us Sünne, 614-619

62- İbni Ebi Asım, Kitab’us Sünne, 627-629

63- İbni Ebi Asım, Kitab’us Sünne, 630, #1484

64- İbni Ebi Asım, Kitab’us Sünne, 630-631

65- İbni Ebi Asım, Kitab’us Sünne, 631, #1493

66- İbni Ebi Asım, Kitab’us Sünne, 632, 1495-1497

67- Al-i İmran 3/110

68- İbni Ebi Asım, Kitab’us Sünne, 632-642, #1498-1551

69- İbni Ebi Asım, Kitab’us Sünne, 646, #1563
Kişinin Ehl'üs Sünnet, Ehl'ul Hadis, Ehl'ul Asar, Selefi olmasının alameti Sünnet'e ittiba etmesidir.

Çevrimiçi Uhey

  • Administrator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 1255
  • Değerlendirme Puanı: +14/-0
Ynt: Kitab'us Sünneler ve Kitab'us Sünneler'in Muhtevası
« Yanıtla #4 : 08.03.2016, 08:44 »
c. Hallal’ın (ö. 311/923) Kitab’us Sünne’si

Kaynaklarda adı kısaca es-Sünne olarak geçen bu eser, içindeki rivayetlerin Ahmed ibni Hanbel’e isnad edilmesinden ötürü Kitab’ul Müsned veya kısaca el-Müsned diye de adlandırılmaktadır.1 Nitekim üzerinde bir doktora çalışması yapan Ziyaeddin Ahmed bu eseri “el-Müsned min Mesaili Ebi Abdillah Ahmed ibni Muhammed ibni Hanbel” adı ile  neşretmiştir.2

Dönemin hemen hemen bütün itikadi problemlerini içeren eserin günümüze ulaşan ve yedi cüzden meydana gelen yazma nüshasının sonunda müstensihin düştüğü “Aslın ilk cildi sona erdi” kaydı3, klasik kaynaklarda bu eserin üç cilt olduğu açıklaması dikkate alındığında mevcut nüshanın eserin sadece üçte birini teşkil ettiğini göstermektedir.4

Hallal’ın (ö. 311/923) Kitab’us Sünne’sinin 1. cildinde hilafet ve imamet konuları işlenmiştir. Müellifin kitabına bu konularla başlamasının nedeni, Asr-ı Saadet sonrasında baş gösteren hilafetle ilgili meselelerin sadece siyasetle sınırlı kalmayıp sosyal ve itikadi alanları etkilemiş olması olabilir. Müellifin, imama/devlet başkanına itaat edip ona karşı ayaklanmamak gerektiğini, halkın ona karşı olan görevlerinin sabr ve vefa daha da ötesi sultana karşı ayaklanmayı hoş karşılamamak olduğundan bahsetmesi de buna delildir. Dolayısıyla bu mevzuların ardından sürekli isyan çıkartan Haricilerin devlet tarafından engellenilmesi amacıyla onlarla veya diğer isyancılarla savaşılmasının meşruiyetine işaret eden rivayetleri5 zikretmiştir. Yine ölen isyancıların hukuki durumuyla alakalı olarak onların geride kalan mallarının, köle ve zürriyetlerinin satılmasının hükmü hakkındaki rivayetleri de önceki konunun sonunda vermiştir. İsyan etme dışında malı ve ailesi için savaşan kimsenin fiilinin meşru olduğunu, komşusu için adam öldürmenin mekruhluğunu da bu bölümde anlatmıştır. Bununla birlikte nefsi müdafaa için de olsa adam öldürmekten kaçınmak gerektiğinden, bir şey yapmadan dönüp giden hırsızı takip etmenin mekruh olmasından bahseden rivayetleri serdederek haksız yere adam öldürelemeyeceğini hatırlatırken cana kasdetmek maksadıyla efelenip naralar atarak bir eve giren hırsızın öldürülmesinin de nefsi müdafaa için haklı bir gerekçe olduğunu vurgulamak istemiş daha sonra farklı suçlar işleyen hırsızların öldürülüp öldürülemeyeceği hakkındaki diğer rivayetleri zikretmiştir.

Müellif bu ciltte Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in faziletleri ve “Makam-ı Mahmud” ile ilgili rivayetleri de eklemiştir. Hallal, Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in üstün makamını devlet başkanı olarak üstlenecek halifenin görev ve sorumluluğundan bahisle konuya son verirken Ebu Bekr (radiyallahu anh)’ın vefatının ardından Ali (radiyallahu anh)’ın mersiye söylemesiyle ilgili rivayeti delil getirerek aslında Ali (radiyallahu anh)’ın, Ebu Bekr (radiyallahu anh)’ı ne kadar sevdiğini, hilafetini kabul ettiğini ve ona kırgın olmadığını dile getirmek istemiştir.

İkinci cildinde hilafet ve hilafetin sırası, üç halifenin efdaliyeti ve ümmet-i Muhammed’in fazileti gibi konulara yer verilirken ilk olarak ayrı ayrı Ebu Bekr (radiyallahu anh), Ömer (radiyallahu anh) Osman (radiyallahu anh) ve Ali (radiyallahu anh)’ın hilafetine değinilmiştir. Aşere-i Mübeşşire’nin başında ilk dört halife geldiği fikrini destekleyen müellif, kalanların da cennetle müjdelendiği hakkındaki rivayetlerde şahitlik konusunu ele almıştır. Eserde ikinci sırada, “Tafdil” konusundaki sünnetten: Ebu Bekr (radiyallahu anh) ve  Ömer (radiyallahu anh)’ı tafdil edip onlardan sonrakiler hakkında tevakkuf edenlerin durumundan, Ali (radiyallahu anh)’ı Ebu Bekr (radiyallahu anh) ve Ömer (radiyallahu anh)’dan üstün tutan kimsenin yanlış tutum içinde bulunduğundan, Osman (radiyallahu anh)’ı Ali (radiyallahu anh)’a takdim etmenin delilinden söz edilmiştir. Müellife göre İbni Ömer (radiyallahu anhuma ecmain) hadisinin işaret ettiği gibi Ebu Bekr (radiyallahu anh), Ömer (radiyallahu anh) ve Osman (radiyallahu anh)’ı takdim etme konusunda sünnete ittiba edilmesi esastır ve hilafet sırası tafdil sırasına göredir. Dört halife dışındaki halifelerden Mu’aviye ibni Ebi Süfyan (radiyallahu anhuma ecmain)’in hilafetinin meşru kabul edilmesi gerektiğine dair rivayetler nakleden müellif ayrıca Sıffin ve Cemel savaşlarına Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in katılan ve katılmayan ashabının her halukarda aynı saygınlığı hak ettiği ve ümmet-i Muhammed’in fazileti gibi meseleleri de mevzuya dahil etmiştir.

Üçüncü cildinde genel olarak İman-İslam ilişkisi, İmanın tanımı, artıp-eksilmesi, Kaderiyye, Rafıza ve Mürcie’nin bazı görüşlerine reddiye tarzında konular yer almaktadır. İlk olarak Rafiziler ve onların durumundan bahseden müellif, Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in ashabına ta’n eden hadisleri yazanları kınamak gerektiğinine dair rivayetleri ve bu mezhebe bağlı olanların görüşlerini eleştirmiştir. Ardından kader hakkında ilk konuşan kimsenin durumu ele alınmış, Kaderiyye’nin bunu başlatan ilk fırka olduğu ortaya konulmuştur. Müellifin kullandığı “Her doğan İslam fıtratı üzerine doğar.” ve “Şaki annesinin karnında  şaki olandır” anlamındaki rivayetler, Ehl-i Sünnet’in kader mevzusundaki duruşunu yansıtmaktadır.

Yine diğer Sünne müelliflerinin görüşlerine benzer bir şekilde Hallal’a göre de ma’siyetler, kulların Allah (celle celaluhu) katında takdir edilmiş fiileridir ve Kaderiyye’nin “Allah (celle celaluhu) kullarını ma’siyetler konusunda icbar altında bırakmıştır” sözünün kesinlikle yanlış olduğuna dikkat çekmiştir. Ayrıca müellif, Kaderiyye’nin, meşiet ve istitaat bizim elimizdedir, şeklindeki iddiasının yanlış olduğunu isbata çalışmıştır. Rafiza ve Kaderiyye’nin ardından Mürcie’nin de bid’at ehlinden olduğunu savunan Hallal, İman, İslam ve Mürcie’ye red başlıkları altında, Mürcie’nin; “İman dil ile ikrar, azalar ile ameldir.” ve “İman hariç her şeyde şüphe vardır.” sözlerini zikretmiş, Mürcie’nin bu görüşlerini desteklemek için de Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in “Bizden başkasına benzeyen bizden değildir.”6 hadisi ile Hucurat suresinin 14. ayetini kullandıklarını vurgulamak istemiştir. Müellif, hadislerin, sahabe ve tabiunun sözlerini delil getirerek imanın artıp eksileceğini ve bir kimseye mü’min olup olmadığının sorulmasının mekruh olduğunu belirtmiştir.

Dördüncü cildinde de bir önceki ciltte bulunan konuların devamı çerçevesinde Mürcie’nin imanla ilgili görüşlerinin eleştirisi yapılmıştır. Bu amaçla Hallal’ın koyduğu başlıklar altında zikrettiği rivayetlere bakıldığında, iman ve İslam’ın nitelik bakımından farklı değerlendirdiği görülür. Hallal, daha sonra Mürcie isminin nereden geldiğinden bahsederken, aslında hadis alimlerinin Mürcie’yi böyle isimlendirmediklerinden; İman, İslam ve temessük konusunda Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’den gelen rivayetler ve alimlerin Allah Te’ala’nın kitabından bu konuda getirdikleri delillerin Mürcie’nin aleyhine olduğundan bahsetmiştir. Dikkati çeken bir diğer husus da, Mürcie’den olan birinin arkasında namaz kılmanın ve onunla evlenmenin doğru olmadığına dair rivayetler zikredilirken Mürci birinden uzak durmanın gerekliliğinden söz edilmesidir.

Beşinci ciltte Cehmiyye ile ilgili konular yer almaktadır. Cehmiyye Mezhebi eleştirilirken cedel ve tartışmanın yanlışlığından ve bu mezheb mensuplarının habis sayılacağından bahsedilmiştir. Ardından Cehmiyye’nin görüşlerinin ortaya çıkmasına zemin hazırlayan Bişr el-Merisi ile İbn Ebi Duad7 (ö., 240/854) ve  arkadaşları fasık olarak nitelendirilmiştir. Cehmiyye’nin Allah (celle celaluhu)’nun düşmanları olduğu vurgulanarak kafirler ile aralarında bir fark bulunmadığı rivayetlerle ispatlanmaya çalışılmıştır. Daha sonra Cehmiyye’nin görüşleri, Kur’anın mahluk olduğunu iddia etmeleri, bu konuda tevakkuf edenleri red ve inkar etmek, Vakıfe’den kaçınmak ve onlara selam vermemek gibi başlıklar altında, Halk’ul Kur’an fikrinin yanlış, bu görüşü benimseyenlerin veya görüş bildirmeyenlerin itikadlarının kabul edilemez olduğu konusu ele alınmıştır.



Alıntı yapılan: dipnotlar
1- Hallal, Kitab’us Sünne, Naşirin mukaddimesi, 1/45

2- Şükrü Özen, “Hallal, Ebu Bekir”, DİA, 15/382

3- Hallal, es-Sünne, Naşirin Mukaddimesi, 1/45

4- Şükrü Özen, “Hallal, Ebu Bekir”, DİA, 15/382

5- Hallal, Kitab’us Sünne, 144; Buhari, Tevhid, #57; Müslim, Zekat, #47. bab

6- Tirmizi, İsti’zan, #7

7- Hatip Bağdadi, Tarih-u Bağdad, 18/378
Kişinin Ehl'üs Sünnet, Ehl'ul Hadis, Ehl'ul Asar, Selefi olmasının alameti Sünnet'e ittiba etmesidir.

Çevrimiçi Uhey

  • Administrator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 1255
  • Değerlendirme Puanı: +14/-0
Ynt: Kitab'us Sünneler ve Kitab'us Sünneler'in Muhtevası
« Yanıtla #5 : 11.03.2016, 03:16 »
d. Lalekai’nin (ö. 418/1027) Şerhu İ‘tikadi Ehl’us Sünne’si

Eserin ismi konusunda farklı görüşler vardır. Kaynaklarda es-Sünne, Şerh’us Sünne, Şerhu İ‘tikadi Ehl’us Sünne, Şerhu Usul-i İ’tikad’is Sünne ve’l Cema’a, Hucecü Usul-i İ‘tikadi Ehl’us Sünne ve’l Cema’a, Şerhu Hucec-i Usul-i İ‘tikad-i Ehl’us Sünne ve’l Cema’a, Mezahibü Ehl’is Sünne gibi adlarla da anılır.1

Eserin mukaddimesinde müellif, kendisini bu eseri telif etmeye sevkettiğinden bahsettiği iki sebeb zikretmiştir. Bunlardan ilki, kendisinden ehl-i hadis i’tikadı hakında bir kitap yazmasının istenmesidir. İkincisi de, dönemindeki alimlerin ehl-i sünnet mezhebinden uzaklaşması ve başka ilimler tarafından ortaya konup şeriatin üzerine bina edildiği kadim usulün kaybolmasına götüren bid’at nitelikli işlerle meşgul olmasıdır.2 Mezkur sebepler, eserin muhtevasının hangi amaç doğrultusunda oluşturulduğu hakkında bir fikir vermektedir.

Lalekai’nin (ö. 418/1027) tezde kullandığımız eserinin baskısı3 beş mücelled halinde dokuz ciltten oluşmaktadır. Bu ciltlerde geçen konular şöyle sıralanabilir:

Birinci ciltte Sünnet’e ittiba ve Ehl-i Sünnet İ‘tikadı konuları ele alınmıştır. Bu konular şu başlıklar altında işlenmiştir: Sünneti en iyi bilenler kimdir? Sünneti korumanın sevabı, sünnete ittibayı teşvik eden ayetler, Kur’an ve sünnete yapışmayı teşvik eden rivayetler ve cemaate ayrılmamayı teşvik eden ayet ve hadisler, Ehl-i Bid’at ile münazara etmekten nehyeden rivayetler, Ehl-i Sünnet İ‘tikadı hakkında seleften gelen rivayetler, Süfyan es-Sevri’nin İ’tikadı, el-Evzai’nin İ’tikadı , Süfyan İbni Uyeyne’nin İ’tikadı, Ahmed ibni Hanbel’in İ’tikadı, Ali İbn'ul Medini’nin İ’tikadı, Ebu Sevr el-Kelbi’nin  İ’tikadı, Buhari’nin İ’tikadı, Ebu Zur’a er-Razi’nin İ’tikadı, Ebu Hatim er-Razi’nin İ’tikadı, Sehl ibni Abdullah et-Tusteri’nin İ’tikadı ve İbni Cerir et-Taberi’nin İ’tikadı.

Allah’ın Sıfatları ve Halk’ul Kur'an Meselesi

İkinci ciltte, Allah’ın sıfatları ve Halk’ul Kur'an konusu şu başlıklar altında ele alınmıştır: Allah’ın, isimlerinin ve sıfatlarının birliği hakkında rivayetler, ma‘rifetullah’ın akıl ile değil haber ile bileneceğine işaret eden ayet ve hadisler, isim ve müsemma’nın birliğine dair Kitab, Sünnet ve sözlükte yer alan deliller, Kur’an’ın kelamullah olup, mahluk olmadığı hakkındaki ayetler, Kur’an’ın Allah’ın kadim sıfatlarından kelam sıfatından olduğuna delalet ettiği hakkındaki hadisler, Kur’an’ın mahluk olmadığı hakkındaki sahabe’nin icma‘ı, Mekke, Medine, Basra ve Küfeli tabiilerin Kur’an’ın mahluk olmadığı üzerindeki icma’ı, birinci tabakadan farklı memleketlere mensup etba’ut tabiinin icma’ı, etba’ut tabii’nin meşhur fakihlerinden bir grubun sözleri, ikinci tabakaya mensup Medineli tabiilerden Kur’an mahluk değildir diyenler, Kur’an mahluktur diyen kimsenin öldürülmesine fetva verenlerin sözleri, Kur’an’ın mahluk olmadığından şüphe edip görüş bildirmekte tevakkuf eden / çekinenlerin tekfir edilmesi hakkında, Kur’an’ın, gerçekte Allah’ın Kur'an lafzıyla konuşması olduğuna delalet eden ayet, hadis, sahabe ve tabii sözleri, Kur’an’ın lafzı mahluktur diyenin tekfir edildiğine dair rivayetler, Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in “Beni rüyasında gören gerçekte görmüş gibi olur.” hadisi, Kur’an mahluktur diyenin rüyada kötü bir halde görülmesi.

Ru’yet, Teşbih ve Tecsim

Üçüncü ciltte genel olarak Ru’yet, teşbih ve tecsime dair mevzular yer almaktadır. Konular şu sırayla incelenmiştir: Kur’an mahluktur sözü ilk defa ne zaman ortaya çıktığı ve bunu ilk önce kimin söylediği, “Rahman arşa istiva etti” ayeti hakkındaki rivayetler, Allah’ın ilmiyle alim olduğu ve O’nun ilminin mahluk olmadığı hakkındaki ayet ve hadisler, Allah’ın duyması ile Semi, görmesi ile Basir olduğuna delalet eden ayet ve hadisler; vech, ayneyn ve yedeyn’in Allah’ın sıfatlarından olduğuna delalet eden ayet ve hadisler, Rab Teala’nın  en yakın göğe (dünya semasına) nüzulu hakkındaki hadisler, mü’minlerin Kıyamet Günü’nde, Allah’ı gözleriyle göreceklerine işaret eden ayetler, ru’yet hakkındaki hadisler, sahabe ve tabiin sözleri, Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem)’in Rabbi’ni gördüğü hakkındaki hadisi, Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem)’in Rabbi’ni kalbiyle gördüğüne dair hadisi, “Onu gözler idrak edemez.”4 ayetinin tefsiri, Allah’a ilk bakacak olanlar iki gözü de görmeyenlerdir, Allah’ın zatı hakkında düşünmekten nehyeden hadisler, Müşebbihe’nin tekfiri hakkındaki rivayetler, Kaderin varlığı konusundaki ayet ve hadisler ile kulların bütün fiillerinin yaratılmış olduğuna dair sahabe, tabiin ve diğer alimlerin icma’ını belirten nakiller.

Kader

Dördüncü cilt kader konusuna ayrılmakla birlikte aşağıda görüleceği üzere konuyla ilgili olmayan bazı alt başlıklar da ihtiva etmektedir: Kaderle ilgili ayetler, İslamiyet geldikten sonra ortaya çıkacak ilk şirkin kader konusunda olacağına dair hadis, kader konusunda konuşma ve tartışmadan nehyeden hadis, Ehl-i Heva ve Ehl-i Kader hakkındaki rivayetler, Kaderiyye’nin bu ümmetin mecusileri olduğuna dair Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’den gelen rivayetler, kaderin varlığı hakkında Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’den rivayet edilen dualar, kader ayetleri hakkında vaki olan icma, sahabe sözleri ve tabiinden nakledilenler, Arab sözleri, nesr, nazm ve şiirleri hakkındaki rivayetler, Kaderi’nin, Allah’ın kulların fiilerini yaratmadığı ve takdir etmediğini iddia eden kimse olduğuna dair rivayetler, Kaderiyye’nin tekfiri hakkındaki rivayetler, kaderi yalanlayanlara Allah’ın dünyada azab edeceği hakkındaki ayetler, Kaderilerin arkasında namaz kılmaktan, onlarla evlenmekten, kestiklerini yemekten menedilmesi ve şahitliklerinin reddi hakkındaki rivayetler; Kaderiyye alimlerinin hezeyanı ve Mu’tezile’nin rezilliği hakkında, Mu’tezile’nin rüyada kötü halde görüldüğü hakkındaki rivayet, kader meselesinin ne zaman ortaya çıktığına dair rivayetler.

Vahiy, Nübüvvet, Mucizeler

Belirtmiş olduğumuz gibi dördüncü ciltte kader konusunun yanı sıra vahiy, nübüvvet ve mucize gibi konular da yer almaktadır. Bu konularla ilgili rivayetler  şu  alt  başlıklar  altında  toplanmıştır: Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in peygamberlikle görevlendirilmesi, vahyin başlangıcı, faziletleri ve mucizeleri; Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in nübüvvetinin zamanı ve nübüvvet alametleriyle bunun bilinmesi hakkında, vahyin başlangıcı hakkındaki hadisler, Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in fazileti hakkındaki rivayetler, Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem)’in mucizeleri hakkındaki rivayetler Ay’ın yarılması hadisinin tarikleri, hurma kütüğünün inlemesi hadisinin tarikleri, Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem)’in parmaklarından su akıtması hadisi, Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in ve sahabe’nin elinde çakıl taşlarının konuşması.

İman-İslam, İman-Amel İlişkisi ve İmanın Mahiyeti

Ayrıca iman-islam, iman-amel ilişkisi ve imanın mahiyeti gibi konular da dördüncü ciltte ele alınmıştır. Örnek olarak şu başlıkları vermek mümkündür. İman ve imanı artıran ameller hakkındaki hadisler, islam’ın imandan kapsamlı olduğu hakkındaki hadis, namaz imandandır hadisi, iman dil ile ikrar, kalp ile tasdik ve azalar ile ameldir hadisi.

Selefin İman-Amel İlişkisi Hakkındaki Görüşleri

Beşinci ve altıncı ciltte selef alimlerinin iman-amel ilişkisi hakkındaki kanaatlerine işaret eden rivayetler bir araya getirilmiştir. Bu kanaatler şahıslar temelinde tek tek incelenmiştir. Evzai’nin, Şafii'nin, Humeydi'nin, Müzeni'nin, Ahmed ibni Hanbel ve Buhari’nin iman görüşü; İman taat ile artıp ma‘siyet ile azalacağı, sahabe, tabiin ve fukahanın iman görüşleri, imanla ilgili hasletler, sahabenin taat ve masiyetin imana etkisi hakkındaki görüşleri, imanda ziyade ve noksanın açıklaması, sahabe, tabiin ve etba’ın fukahasının görüşleri, Sehl ibni Mütevekkil ve Ya‘kub ibni Süfyan’ın görüşü ile imanda istisnanın gerekliliği şeklinde sıralanan başlıklar altındaki muhteva da, selef alimlerinin iman-amel birlikteliğini savunduğunu göstermektedir.

Mürcie’ye Red

Yine altıncı ciltte yer alan Mürcie hakkındaki rivayetler bu mezhebe bir reddiye olarak nitelendirilebilir. Mürcie’nin dalaleti ve hicranı hakkındaki rivayetler, Mürcie mezheplerinin çirkinliği hakkında nakledilenler, İrca’nın ortaya çıkış zamanı, İrca’dan rücu eden kimse hakkında rivayet edilen şiirler gibi konular da, Mürcie’ye yapılan eleştirilere işaret etmesi bakımından dikkat çekmektedir.

Sihir, Cin, Şeytan, Melek, Deccal, İmamet

Yedinci ciltte, daha ziyade rivayet kitaplarının fiten ve melahim bölümlerinde yer alan kıyamet alametlerine dair konular yer almakla beraber ruhani varlıkların isbatına da değinilmiştir. İblis ve Cin’in hakikati, insanoğlunun meleklerden hayırlı olduğu ve Deccal gibi başlıklar bunlar arasında sayılabilir. Diğer taraftan sihrin gerçekliği ve keyfiyeti hakkındaki rivayetler de bu ciltte mevzu bahis edilmiştir. Ayrıca devlet başkanlarına ve emirlere itaat ile ilgili rivayetler, Haricilere reddiye olarak kaydedilmiştir.

Sahabe’nin Fazileti

Yedinci ciltte yer alan bir diğer konu da, sahabenin fazileti meselesidir. Bu konu, sahabenin faziletleri, sahabeyi sevmeye ve güzelliklerini bilmeye teşvik etmek, sahabede kusur bulanın cezası, selefin sahabeyi lanetleyenlere bedduası, sahabeye sövmenin cezaları, Ebu Bekr (radiyallahu anh)’ın faziletleri, Ebu Bekr (radiyallahu anh)’a biat ve halifelerin sırası, Ehl-i Beyt’in Ebu Bekr (radiyallahu anh) ve Ömer (radiyallahu anh) hakkındaki görüşleri, Ömer (radiyallahu anh)’ın faziletleri, Ömer (radiyallahu anh)’a biat ve hilafetinin sırası, İbni Ömer (radiyallahu anh)’ın faziletleri, Osman ibni Affan (radiyallahu anh)’ın hilafet sırası, Osman (radiyallahu anh)’ın faziletleri gibi başlıklar altında ayrıntılı olarak tesbit edilmiştir.

Sahabenin Arasında Efdaliyet/Üstünlük Sırası

Sekizinci cildin hemen hemen tamamında, sahabenin üstünlük sırasının işlendiği izlenimini vermektedir. Bu cilt, Osman (radiyallahu anh)’ın öldürülmesiyle ilgili konu ile başlayıp daha sonra sahabenin kendi aralarındaki üstünlüğü, dört halifenin hilafet sıraları, sevme ve nefret etmede aşırılığa kaçmaktan nehyetmek, Aşere-i Mübeşşere’den dört halife dışındaki sahabe’nin faziletleri, Hamza (radiyallahu anh) ve Abbas (radiyallahu anh)’ın faziletleri,  Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in hanımlarının faziletleri, Mu’aviye (radiyallahu anh)’ın faziletleri, Hasan (radiyallahu anh)’ın emirliği Mu’aviye (radiyallahu anh)’a teslim etmesi başlıklı konularla devam ederken neredeyse her cildin sonunda görülen ehl-i bidat fırkalarından birine reddiye mahiyetindeki rivayetlerin derlenmesi metodu, Rafıza’nın rezaleti/ayıpları başlığı altında aynı üslupta sürdürülmüştür.

Kerametler

Dokuzuncu cilt kerametler konusuna ayrılmış olup müellif tarafından Kitab’ul Keramat diye adlandırılmıştır. Muhakkik, bu kitaba özel olarak bir mukaddime yazmıştır. Bu mukaddimede Velayetin/Evliyalığın şer’i, lügavi ve beşeri manası, alimlerin velayetin beşeri manası hakkındaki görüşleri, kerametin sözlük ve ıstılahtaki manası, mezheplerin keramet hakkındaki görüşleri, mezheplerin görüşlerinden hangisinin tercih edilmeye layık olduğu, Eş’ariyye ve Mu’tezile’nin keramete bakışları, anlatılan kerametlerin güvenilirliği, keramet gösteren kimseler ve kerametin kabul edilme şartları başlıklı konular ele alınmıştır. Mukaddimeden sonra müellif, Lalekai, öncelikle kerametin varlığına delalet eden ayet, hadis, sahabe ve tabiin sözleri ile onları takip eden nesillerdeki selefin görüşlerine yer vermiş daha sonra sahabe döneminden başlayarak tek tek her tabakaya ait önde gelen kimselerin kerametlerini aktarmıştır.5



Alıntı yapılan: dipnotlar
1- el-Lalekai, Şerhu İ‘tikadi Ehl’us Sünne ve’l Cema’a, Naşirin Mukaddimesi, 1/131-133

2- el-Lalekai, Şerhu İ‘tikadi Ehl’us Sünne ve’l Cema’a, Naşirin Mukaddimesi, 1/135

3- Ahmed ibni Sa’d ibni Hamdan el-Gamidi neşri, Riyad 1405-1415/ 1985-1994

4- el-En’am 6/103

5- el-Lalekai, Şerhu İ‘tikadi Ehl’us Sünne ve’l Cema’a, IX. cilt
Kişinin Ehl'üs Sünnet, Ehl'ul Hadis, Ehl'ul Asar, Selefi olmasının alameti Sünnet'e ittiba etmesidir.

Çevrimiçi Uhey

  • Administrator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 1255
  • Değerlendirme Puanı: +14/-0
Ynt: Kitab'us Sünneler ve Kitab'us Sünneler'in Muhtevası
« Yanıtla #6 : 13.03.2016, 04:34 »
B. Müstakil Olmayan Kitab’us Sünneler

Muhtevalarından bahsetmeye çalıştığımız matbu müstakil Kitab’us Sünneler dışında, rivayet kaynaklarında bölümler halinde yer alan Kitab’us Sünneler de vardır. Bu türün en meşhur iki örneği Ebu Davud’un ve İbni Mace’nin Sünen’lerinde yer alan es-Sünne bölümleridir.1 Bu iki bölüm hicri üçüncü asrın Kitab’us Sünne karakteristiğini yansıtması bakımından önemlidir. Zira bu asırda hadis rivayetlerin tasnifine geçilmiş böylece rivayetler konularına göre daha sistemli bir şekilde bir araya getirilmiştir. Ayrıca bu eserlerdeki ilgili bölümler ilk dönem Kitab’us Sünneleri'nin muhtevasını açık ve net bir biçimde yansıtmaktadır. Sünneler'in muhteva sistematiğini karşılaştırabilmek için bu iki Sünne’nin de muhtevalarına değinmek istiyoruz.

a. Ebu Davud’un (ö. 275/888) Süneni’nde Kitab’us Sünne

Ebu Davud’un (ö. 275/888) Sünen’inde bu bölüm 34. kitap olarak 32 babtan oluşmaktadır. Ümmetin yetmiş üç fırkaya ayrılacağını bildiren rivayetle başlar, cedele başvurmayı, müteşabih nasları te'vil etmeyi, heva ehli ile oturup kalkmayı onlara selam vermeyi ve Kur’an hakkında tartışmayı yasaklayan rivayetlerle devam eder. Sünnete uymanın gereği, sahabenin fazileti, hilafet, fitne, kader, ru’yetullah, kabir azabı, şefaat, sur, ba’s, mizan, havz, müşrik çocukların ahiretteki konumu, cennet ve cehennem gibi i’tikadi konular ve Havaric, Mürcie, Cehmiyye gibi mezheplerin görüşlerini reddeden rivayetlerle sona erer.2 Yukarıdaki bab başlıkları ve altlarında bulunan rivayetleri incelediğimizde, Sünneler’in muhtevasıyla tamamen uygunluk arzettiğini görmekteyiz. Bab başlıklarının sırası dikkate alındığında müellif, öncelikle aklı nakle öncelemenin yanlışlığını vurgulamış ardından nakle uymanın gereğiyle ilgili rivayetleri serdetmiştir. Bu iki öncülü kabul ettirdikten sonra, diğer Sünne müelliflerinin de i’tikada dahil olduğu konusunda ittifak ettiği ahiret ahvaline dair rivayetleri nakletmiştir. Ayrıca Ebu Davud, ilk dönemlerden itibaren Sünne’lerde rastlanıp sahabenin faziletlerinden bahseden ve de Ehl-i Bid'at kabul edilen mezhepleri eleştirmek için kullanılan bazı rivayetlere yer vermiştir.




Alıntı yapılan: dipnotlar
1- Darimi’nin Süneni’nde bulunan mukaddime de, genel itibariyle muhteva bakımından Kitab’us Sünneler'e benzemekle birlikte “es-Sünne” adını taşımadığı için burada ele alınmayacaktır.

2- Ebu Davud, “Sünne”, 1-32
Kişinin Ehl'üs Sünnet, Ehl'ul Hadis, Ehl'ul Asar, Selefi olmasının alameti Sünnet'e ittiba etmesidir.

Çevrimiçi Uhey

  • Administrator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 1255
  • Değerlendirme Puanı: +14/-0
Ynt: Kitab'us Sünneler ve Kitab'us Sünneler'in Muhtevası
« Yanıtla #7 : 16.03.2016, 20:34 »
b. İbni Mace’nin (ö. 273/886) Süneni’nde Kitab’us Sünne

İbni Mace’nin (ö.273/886) Sünen’inde mukaddime tarzında yer alan es-Sünne adlı bölümde, Ebu Davud’un es-Sünne adlı bölümündeki Sünnete uymanın gereği konusuyla örtüşen ve: "Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in Sünnetine ittiba etmek", "onun hadisine ta‘zimde bulunmak", "hadisi konusunda takva sahibi olmak", Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) adına bilerek yalan uydurma konusunda şiddetli bir tavır belirlemek", "yalan olduğunu bile bile Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’den hadis rivayet etmek" gibi mevzular yer alır. Ayrıca "Hulefa-i Raşidin’in Sünnetine uymak" başlığı altında sahabenin davranışlarını da Sünnet kabul etmenin gereğine işaret eden rivayetler bulunmaktadır.

İbni Mace yine Ebu Davud’la benzer biçimde "cedel ve bid’atten kaçınmak", "kıyas ve Rey’den kaçınmak", iman, kader, Ashab’ın fazileti, Ebu Bekir (radiyallahu anh)’ın fazileti, Ömer (radiyallahu anh)’ın fazileti, Osman (radiyallahu anh)’ın fazileti, Ali (radiyallahu anh)’ın fazileti, Havaric, Cehmiyye gibi konular hakkındaki rivayetleri de nakletmiştir.

Yine o, Ebu Davud’dan farklı olarak bize göre eserinin mukaddimesi olmasıyla da irtibatlandırılabilecek iyi veya kötü bir Sünnet ortaya çıkaran kimse ile bir Sünneti ihya eden veya yok eden kimsenin durumuna, Kur’an-ı öğrenen ve öğreten kimsenin faziletine, alimlerin fazileti ve ilim öğrenmeye teşviğe, ilme ulaşan ve hayrın kapısını açan kimsenin faziletine, insanlara hayrı öğreten kimsenin sevabına, ilim talep etme vasiyetinin gereğine, faydalı ilim ve ilimle amel etmeye son olarak da ilmi gizlemenin vebaline işaret eden1 rivayetler nakletmiştir.




Alıntı yapılan: dipnotlar
1- İbni Mace, “Mukaddime/Sünne”
Kişinin Ehl'üs Sünnet, Ehl'ul Hadis, Ehl'ul Asar, Selefi olmasının alameti Sünnet'e ittiba etmesidir.