Darultawhid

Gönderen Konu: Kabirleri Mescidler Edinmek ve Rasulullah'a Salat ve Selam Göndermek  (Okunma sayısı 2182 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimiçi Uhey

  • Administrator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 1223
  • Değerlendirme Puanı: +14/-0
Kabirleri Mescidler Edinmek ve Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’e Salat ve Selam Göndermek

Sahihayn’da Aişe (radiyallahu anha)’dan nakledildiği üzere, Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) ölmeden önceki rahatsızlığında şöyle buyurmuştur:

لَعْنَةُ اللَّهِ عَلَى الْيَهُودِ وَالنَّصَارَى اتَّخَذُوا قُبُورَ أَنْبِيَائِهِمْ مَسَاجِدَ

"Allah Yahudi ve Hıristiyanlara lanet etsin. Bunlar peygamberlerinin kabirlerini birer mescid edindiler." Yine başka bir isnad zinciri ile:
 
"Ancak kabrinin mescid edinilmesinden endişe etmekteydi."

Aişe (radiyallahu anha) şöyle demiştir:


فَلَوْلاَ ذَاكَ أُبْرِزَ قَبْرُهُ غَيْرَ أَنَّهُ خُشِيَ أَنْ يُتَّخَذَ مَسْجِدًا ‏.‏ وَفِي رِوَايَةِ ابْنِ أَبِي شَيْبَةَ وَلَوْلاَ ذَاكَ لَمْ يَذْكُرْ قَالَتْ

"Böyle bir çekince olmasaydı kendi kabri de açıkta bırakılırdı." Buhari’nin (naklettiği hadisin) sözleri:

"Ancak kabrinin mescid edinilmesinden endişe etmekteydim." (Buhari; Müslim; Nesai, Sünen; Nesai, el-Kübra; Darimi; Ahmed, Müsned; İbni Hibban)

Müslim’in Sahih’inde Cundeb bin Abdullah, Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in vefatından beş gün önce şöyle dediğini söylemiştir:


إِنِّي أَبْرَأُ إِلَى اللَّهِ أَنْ يَكُونَ لِي مِنْكُمْ خَلِيلٌ فَإِنَّ اللَّهَ تَعَالَى قَدِ اتَّخَذَنِي خَلِيلاً كَمَا اتَّخَذَ إِبْرَاهِيمَ خَلِيلاً وَلَوْ كُنْتُ مُتَّخِذًا مِنْ أُمَّتِي خَلِيلاً لاَتَّخَذْتُ أَبَا بَكْرٍ خَلِيلاً أَلاَ وَإِنَّ مَنْ كَانَ قَبْلَكُمْ كَانُوا يَتَّخِذُونَ قُبُورَ أَنْبِيَائِهِمْ وَصَالِحِيهِمْ مَسَاجِدَ أَلاَ فَلاَ تَتَّخِذُوا الْقُبُورَ مَسَاجِدَ إِنِّي أَنْهَاكُمْ عَنْ ذَلِكَ

"İçinizde benim bir halilim bulunmasından Allah’tan sakınırım. Allah İbrahim (aleyhi selam) gibi beni de halil edindi. Ümmetimden kendime bir halil seçseydim Ebu Bekir’i seçerdim. Dikkat edin! Sizden öncekiler peygamerlerinin kabirlerini mescid edinirlerdi. Dikkat edin! Kabirleri mescid edinmeyin! Bunu size yasaklıyorum!" (Buhari; Müslim; İbni Hibban; Taberani, el-Kebir)
 
Sahihayn’da Aişe (radiyallahu anha) ve İbni Abbas (radiyallahu anhum ecmain)’in şöyle dedikleri nakledilmiştir:


أَنَّ عَائِشَةَ، وَعَبْدَ اللَّهِ بْنَ عَبَّاسٍ، قَالاَ لَمَّا نَزَلَ بِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم طَفِقَ يَطْرَحُ خَمِيصَةً لَهُ عَلَى وَجْهِهِ، فَإِذَا اغْتَمَّ بِهَا كَشَفَهَا عَنْ وَجْهِهِ، فَقَالَ وَهْوَ كَذَلِكَ ‏ "‏ لَعْنَةُ اللَّهِ عَلَى الْيَهُودِ وَالنَّصَارَى اتَّخَذُوا قُبُورَ أَنْبِيَائِهِمْ مَسَاجِدَ ‏"‏‏.‏ يُحَذِّرُ مَا صَنَعُوا‏

"Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) ölümüne sebep olan hastalığı sırasında yüzüne bir bez parçası örtmeye başlamıştı. Nefesi daralınca (ateşi yükselince) bezi açtı ve şöyle dedi: Allah Yahudi ve Hıristiyanlara lanet etsin. Bunlar peygamberlerinin kabirlerini birer mescid edindiler. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) bu sözü ile Ehl-i Kitabın yaptıklarından sakındırıyordu." (Buhari; Müslim)
 
Sahihayn’da Ebu Hureyre (radiyallahu anh)’dan rivayet edildiğine göre Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur:


لَعَنَ اللَّهُ الْيَهُودَ وَالنَّصَارَى اتَّخَذُوا قُبُورَ أَنْبِيَائِهِمْ مَسَاجِدَ

"Allah Yahudi ve Hıristiyanları kahretsin. Çünkü onlar, peygamberlerinin kabirlerini mescid edindiler." (Buhari; Müslim) Müslim’in (naklettiği hadisin) sözleri:
 
لَعَنَ اللَّهُ الْيَهُودَ وَالنَّصَارَى اتَّخَذُوا قُبُورَ أَنْبِيَائِهِمْ مَسَاجِدَ

"Allah Yahudi ve Hıristiyanlara lanet etsin. Bunlar peygamberlerinin kabirlerini birer mescid edindiler." (Müslim)

Ebi Hatim’in Müsned’inde ve Sahih’inde (nakledildiğine göre) Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur:

"İnsanların en şerlileri hayatta bulundukları sırada (üzerlerine) kıyametin koptuğu ve kabirleri mescid edinen kimselerdir." (Müslim; Ahmed, Müsned, 1/405; 1/435; Ebi Hatim, Sahih, Mesacid #340; İbni Huzeyme, #739; Ebu Ya’la; Taberani, el-Kebir, #10413; İbni Hibban, el-Mevarid #340-341; Bezzar, #3420)

Malik’in Muvatta’sında (nakledildiğine göre) Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur:

 
اللَّهُمَّ لاَ تَجْعَلْ قَبْرِي وَثَنًا يُعْبَدُ اشْتَدَّ غَضَبُ اللَّهِ عَلَى قَوْمٍ اتَّخَذُوا قُبُورَ أَنْبِيَائِهِمْ مَسَاجِدَ

"Ey Allah'ım, benim kabrimi, kendisine ibadet edilen bir put haline getirme! Peygamberlerinin kabirlerini mescid edinen kimselere Allah'ın gazabı şiddetlidir." (Malik, Muvatta; Ahmed, Müsned)

Ebu Davud’un Sünen’inde ve başka yerlerde (nakledildiğine göre) Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur:

 
وَلاَ تَجْعَلُوا قَبْرِي عِيدًا وَصَلُّوا عَلَىَّ فَإِنَّ صَلاَتَكُمْ تَبْلُغُنِي حَيْثُ كُنْتُمْ ‏‏

Benim kabrimi (sıkça gelip gidilen) bayram yerine çevirmeyin. Nerede olursanız olun bana salavat getirin. Çünkü sizin salavatınız bana erişir." (Ebu Davud, Sünen; İbni Mace; Malik, Muvatta; Ahmed, Müsned; Acluni, Keşf'ul Hafa)
 
Sa’id ibni Mansur’un Sünen’inde –naklonulduğuna göre- Abdullah ibni Hasan ibni Hasan ibni (Ali ibni) Ebu Talib –tebei tabiin döneminin en asil Hasanlar’ından biridir- o, Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in kabri başında sürekli (duran) bir kimseyi görmüş ve ona şöyle demiştir:
 
"Ey adam! Şüphe yokki, Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem):


لاَ تَجْعَلُوا بُيُوتَكُمْ قُبُورًا وَلاَ تَجْعَلُوا قَبْرِي عِيدًا وَصَلُّوا عَلَىَّ فَإِنَّ صَلاَتَكُمْ تَبْلُغُنِي حَيْثُ كُنْتُمْ‏‏

Benim kabrimi (ziyaretgah yapmak suretiyle) bayram yeri edinmeyin. Nerede bulunursanız bulunun, bana salavat getirin. Çünkü sizin salavatınız nerede getirilirse getirilsin bana ulaşır... (Ebu Davud, #2042; Ahmed, Müsned, 2/246; 2/367; Ebu Ya’la, #469) Seninle Endülüs’de bulunan kimse bu açıdan eşittir."2

Ebu Davud’un Sünen’inde ve başka yerlerde Evs es-Sekafi’den rivayet olunduğu üzere Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur:

 
وَفِيهِ الصَّعْقَةُ فَأَكْثِرُوا عَلَىَّ مِنَ الصَّلاَةِ فِيهِ فَإِنَّ صَلاَتَكُمْ مَعْرُوضَةٌ عَلَىَّ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ قَالُوا يَا رَسُولَ اللَّهِ وَكَيْفَ تُعْرَضُ صَلاَتُنَا عَلَيْكَ وَقَدْ أَرِمْتَ يَقُولُونَ بَلِيتَ ‏.‏ فَقَالَ ‏"‏ إِنَّ اللَّهَ عَزَّ وَجَلَّ حَرَّمَ عَلَى الأَرْضِ أَجْسَادَ الأَنْبِيَاءِ

"Cuma günü ve gecesinde bana çok çok salavat getiriniz. Çünkü sizin salavatınız bana arz olunur. Ashab; Ya Rasulullah, senden hiçbir şey kalmadığı halde, (çürüdüğün halde) salavatımız sana nasıl arz olunur? dediler. (Rasulullah) Allah (celle celaluhu) nebilerin cesetlerini arza haram kıldı (toprak onları yiyemez)! buyurdu." (Ebu Davud;  Nesai; İbni Mace; Ahmed, Müsned; İbni Ebi Şeybe; Abd’ur Rezzak, el-Musannef)
 
Nesai, İbni Hibban ve diğerlerinin İbni Mes’ud (radiyallahu anh)’dan rivayetlerine göre Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur:


إِنَّ لِلَّهِ مَلائِكَةً سَيَّاحِينَ فِي الأَرْضِ يُبَلِّغُونِي مِنْ أُمَّتِيَ السَّلامَ

"Şüphesiz ki, Allah’ın gezici birtakım melekleri vardır. Onlar, ümmetimin selamını bana tebliğ ederler." (Ebu Davud; İbni Mace; Nesai; Ahmed, Müsned; Hakim; İbni Hibban)

Bizlere, -uzakta olsun yakında olsun- Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’e gönderilen salat ve selamın ulaştırılacağı, Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in şu sözüyle bildirildi:
 
"Bana salat edin, çünkü nerede olursanız olun sizin salatınız bana ulaşır." Yine şöyle buyurmuştur:
 
"Benim kabrimi (sıkça gelip gidilen) bayram yerine çevirmeyin." Bunun gibi, -uzakta olsun yakında olsun- Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’e gönderilen selam ona ulaştırılır:
 
"Şüphesiz ki, Allah’ın gezici birtakım melekleri vardır. Onlar, ümmetimin selamını bana tebliğ ederler."
 
Yani, bütün müslümanlar namazda (teşehhüdde): "Ey Nebi! Allah’ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerine olsun!" dediğinde, (bu selam) Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’e ulaştırılır. Sahabeler ve tabiin (teşehhüdeki) selamın, Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in kabri başında verilen ve (kabirde bulunanları) selamlamak üzere verilen Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in de selama karşılık verdiği selamdan daha iyi ve daha faziletli olduğunu bilmekteydiler çünkü kabir başında verilen selam, hadiste geçtiği üzere müslümanlar tarafından paylaşılmış olur:

 
ما من رجل يزور قبر اخيه ويجلس عنده الا استأنس به ورد عليه حتى يقوم

"Hiçkimse yoktur ki, hayatayken tanıdığı birinin mezarından geçerken (selam verdiğinde) Allah onun ruhunu selama karşılık vermek için ona döndürmesin." (Nesai; İbni Hibban; İbni Abd’il Berr, el-Temhid; İbni Abd’il Berr, el-İstizkar; İbni Kayyım, Kitab el-Ruh)
 
Bunun aksine ibadet eden kişinin namazda gönderdiği selam -ki namazda bu selamı göndermekle mükellef tutulmuştur- Allah tarafından on katı ile karşılığı verilmektedir oysa selamlama kastı ile verilen selam tıpkı yaşarken Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’e verilen ve onun da karşılık verdiği gibi (on katıyla karşılığı verilmeyen selam biçimi)dir.
       
Bütün sahabeler, her namazda Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’e selam gönderirlerdi bazan da onun yanına giderek selamı ona ulaştırırdılar. Yani ilk selam, Allah’ın her namazda söylenilmesini emrettiği selam iken, ikinci tür selamlama sadece onunla biraraya gelindiğinde veril(mesi meşru kabul edil)en selamdır. İlk çeşit selam göndermenin karşılığı çok daha büyüktür çünkü Allah (azze ve celle) on katı selam ile karşılık vermektedir oysa ikinci çeşit selama yalnızca Rasulullah (selamı almak ve selama karşılık vermek suretiyle) karşılık verir. Yine Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) sahabelerine, mescide girerken:

 
بسم الله، والصلاة والسلام على رسول الله، اللهم اغفر لي ذنوبي، وافتح لي أبواب رحمتك

"Bismillah (Allah'ın adıyla), Ey Allah'ım! Muhammed'e rahmet et! Allah'ım! Benim günahlarımı bağışla ve rahmetinin kapılarını bana aç!)" ve mescidden ayrılırken:
 
بسم الله الرحمن الرحيم  السَّلامُ عَلَى رَسُولِ اللهِ ، اللَّهُمَّ افْتَحْ لِي أَبْوَابَ رَحْمَتِكَ

"Allah'ın adıyla, Ey Allah'ım! Muhammed'e rahmet et! Allah'ım! Rahmetinin kapılarını bana aç!" (Müslim, #713; İbni Mace# 771; Beyheki, eş-Şuab el-İman; İbni Ebi Dünya, el-Kubur; Sabuni, el-Miateyn; İbni Abd'il Berr, el-İstizkar; İbni Abd’il Berr, et-Temhid; İbni Kayyım, er-Ruh; Abd'ul Hak; Suyuti, Şerh'us Sudur; İbni Kudame, el-Umde) demelerini öğretmiştir.     

Birçok insan, peygamberlerinin vefat etmesinin ardından, -ki peygamberler hayattayken onları (tapılma nesnesi konumuna getirmek suretiyle) Allah’a ortak koşmaları yahut (Allah’la birlikte) Rabler edinmeleri mümkün değildi- (peygamberlerinin) kabirlerini (ziyaretgah yapmak suretiyle) bayram yerine çevirip, onları ibadet nesnesi konumuna getirerek onlarla Allah’a ortak koşmuştur.

İşte bu sebeple Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in ashabı ve onların takipçileri, Allah’ın Rasulunu gönderdiği tevhide sıkı sıkıya yapışmış ve Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in –şirk ve şirke götüren yollar gibi- yasakladığı şeylerden kaçınmışlardır. Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in buyruğu ile, insanları Rasulullah’ın mezarı ile (şirk koşmaktan yahut şirke götüren yollara sapmaktan) men etmişlerdir ki, Rasulullah üzerinden şirk koşulmasın. Bundan dolayıdır ki, Rasulullah’ın vefat etmesinin ardından –Rasulullah hayattayken şirk koşulmasını engellediği gibi- bu kötülüğün onun yakınında işlenmesine mani olmuşlardır. İşte bu, Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in ve ümmetinin en seçkin özelliklerinden birdir çünkü ondan sonra başka peygamber yoktur ve ümmeti sapıklık üzere bir araya gelip, sapıklık üzerinde birleşmez.
 
Eğer Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in mezarı (türbe gibi) yükseltilseydi, birçok cahil insan (mezarı) mescid, bir put ve bayram yeri edinirdi. Ne var ki, Rasulullah (vefat ettiği Aişe annemize ait) odada insanlardan gizlenmiş biçimde defnedildi ki, hiç kimse (Rasulullah ve/ya mezarı ile) şirk koşamasın ve ne onu bir put haline getiremesin ne de mezarı yakınında (bi’dat/şirk gibi) kötülük işleyemesin.
Bundan dolayıdır ki, bu husus –(kendileri salih olmalarına rağmen insanların onların üzerinden şirk koştukları) hiç kimseye ait değilken- Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’e mahsus bir özellik olmuştur. Bu sebeple, Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in mescidi takva üzere kuruludur, oraya sefer düzenlemeye cevaz verilmiştir, orada ibadet etmenin çok fazileti vardır ve yakınında mezar bulunmasına rağmen ziyarete gitmenin meşru kılındığı başka mescid yoktur.
 
Diğer mescidlerin çoğu, mezarlar(ın türbeye dönüştürülmesi ve halkın bu gibi yerleri ziyaretgah edinmeleri) sebebiyle inşa edilmiştir ve bu (İslam’da) yasaklanmıştır, Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) ümmetini –kabirleri mescid edinmeleri dolayısıyla- bunu yapmamaları için uyarmıştır.
 
Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in mescidi takva üzere inşa edilmiş ve Ka’be’den sonra mescidlerin en değerlisidir, hayır mescidlerin en hayırlısıdır da denilmiştir. (Mescid-i Nebevi’de) kılınan namaz, (Ka’be dışında) başka mescidlerde kılınan bin namazdan daha hayırlıdır, orayı ziyaret etmek için sefer düzenlemek meşru ve müstehabdır.
 
Yapılması yasaklanmış fiillerde bulunmaya gelince, onun mezarı başında bunları yapmak mümkün değildir. Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in mezarını ziyaret edip, mescidine sefer düzenleyen kimseler için -diledikleri (şirk ve/veya bid’at) fiilleri işleyebilecekleri herhangi bir mezarı ziyaretde yapabileceklerini- yapmaları mümkün değildir. Sahih’de sabit olduğu üzere, Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur:

 
لاَ تَجْلِسُوا عَلَى الْقُبُورِ وَلاَ تُصَلُّوا إِلَيْهَا

"Kabirler üzerinde oturmayın ve onlara doğru namaz kılmayın." (Müslim; İbni Mace; Ahmed, Müsned)

Bunun yanında, Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) insanların kabirleri mescid edinmelerini de –az önce geçtiği üzere- yasakladı. Bütün bu (yasaklamaların) sebebi; şirkin temelinin, Ademoğullarının içinde salih kimselerin mezarları üzerinden şirk işlemeleri biçiminde ortaya çıkmış oluşudur. (Ademoğullarının içinde) şirk ilk defa Nuh (aleyhi selam)’ın milletinde ortaya çıkmıştır. Abdullah ibni Abbas (radiyallahu anhuma ecmain) şöyle demektedir:
 
"Adem (aleyhi selam) ile Nuh (aleyhi selam) arasında on asır (nesil) vardır. Bu zaman zarfında insanların hepsi İslam üzere idiler." (Buhari; Müslim; İbni Sa'd et-Tabakat’ul Kübra, 1/42)
 
Yine Sahih’de sabit olduğu üzere, insanlar Hesap Gününde (şefaat talep ettiklerinde) şöyle diyeceklerdir:

 
يَا نُوحُ أَنْتَ أَوَّلُ الرُّسُلِ إِلَى أَهْلِ الأَرْضِ

"Ey Nuh! Sen yeryüzünde Allah’tan başka şeye tapan insanlara risalet vazifesiyle gönderilen peygamberlerin birincisisin." (İbni Cerir, Tefsir, 4/275; Hakim, 2/546; Zehebi)
 
İşte bu sebepten dolayıdır ki, Allah (azze ve celle), Nuh (aleyhi selam)’dan önce gelmiş hiçbir peygamberden ve ne de Nuh (aleyhi selam)’ın milletinden önce helak olmuş bir kavimden söz etmemektedir. Allah (azze ve celle) Nuh (aleyhi selam)’ın kıssasını anlatırken şöyle buyurmaktadır:

 
وَقَالُوا لَا تَذَرُنَّ آلِهَتَكُمْ وَلَا تَذَرُنَّ وَدّاً وَلَا سُوَاعاً وَلَا يَغُوثَ وَيَعُوقَ وَنَسْراً وَقَدْ أَضَلُّوا كَثِيراً وَلَا تَزِدِ الظَّالِمِينَ إِلَّا ضَلَالا

"Ve dediler ki: Sakın ilahlarınızı bırakmayın; hele Ved'den, Suva'dan, Yeğus'tan, Ye'uk'tan ve Nesr'den asla vazgeçmeyin! (Böylece) onlar gerçekten birçoklarını saptırdılar. (Rabbim!) Sen de bu zalimlerin ancak şaşkınlıklarını arttır!" (Nuh 71/23-24)

Aralarında Muhammed bin Ka’b el-Karzi’nin de bulunduğu seleften bir grup şöyle dediler:

 
أَسْمَاءُ رِجَالٍ صَالِحِينَ مِنْ قَوْمِ نُوحٍ، فَلَمَّا هَلَكُوا أَوْحَى الشَّيْطَانُ إِلَى قَوْمِهِمْ أَنِ انْصِبُوا إِلَى مَجَالِسِهِمُ الَّتِي كَانُوا يَجْلِسُونَ أَنْصَابًا، وَسَمُّوهَا بِأَسْمَائِهِمْ فَفَعَلُوا فَلَمْ تُعْبَدْ حَتَّى إِذَا هَلَكَ أُولَئِكَ وَتَنَسَّخَ الْعِلْمُ عُبِدَتْ‏.

"Bunlar Adem (aleyhi selam) ile Nuh (aleyhi selam) arasındaki zamanda yaşamış salih kimselerin isimleridir. Onlar öldükten sonra, onların yolunu takip ederek ibadet eden kimseler bulunmaktaydı. Sonra İblis (salih kimselerin takipçilerine) gelerek şöyle dedi: Eğer onların tasvirlerinden olsaydı bu sizin ibadet etme şevkinizi arttırırdı. Bunu yaptılar, onlardan sonra gelen nesillerde ortaya bir grup insan çıktı, şeytan onlara gelerek şöyle dedi: Sizden önce gelen (salih atalarınız) bunlara tapmaktaydı, siz de bunlara tapın." (Buhari; Müslim) Abd bin Humeyd tarafından Tefsirinde Muhammed bin Ka’b’dan rivayet olunmuştur. (Suyuti, ed-Durr el-Munzur, 6/269)
 
İşte bu, putlara tapınmanın başlangıcıydı ve bu putlar –bu salih kimselerin şekillerinde yapıldığından dolayı- (ayette zikredilen) bu isimlerle anılmaktaydı. Buhari Sahih’inde Ata’dan ibni Abbas (radiyallahu anh)’nın şöyle dediğinden bahseder:

 
صَارَتِ الأَوْثَانُ الَّتِي كَانَتْ فِي قَوْمِ نُوحٍ فِي الْعَرَبِ بَعْدُ، أَمَّا وُدٌّ كَانَتْ لِكَلْبٍ بِدَوْمَةِ الْجَنْدَلِ، وَأَمَّا سُوَاعٌ كَانَتْ لِهُذَيْلٍ، وَأَمَّا يَغُوثُ فَكَانَتْ لِمُرَادٍ ثُمَّ لِبَنِي غُطَيْفٍ بِالْجُرُفِ عِنْدَ سَبَا، وَأَمَّا يَعُوقُ فَكَانَتْ لِهَمْدَانَ، وَأَمَّا نَسْرٌ فَكَانَتْ لِحِمْيَرَ، لآلِ ذِي الْكَلاَعِ‏.

"Nuh kavmindeki vesenler, sonradan Arab kavminde oldu. Ved putuna gelince; o, Devmet'ul Cendel'de Kelb kabilesinin idi. Suva putu, Huzeyl kabilesinin idi. Yeğus, Murad kabilesinin, sonra da Yemen'in Sebe şehrinin yanında el-Cevf mevkiinde Gutayf oğulları'nın idi. Ye'uk, Yemenli bir kabile olan Hemdan'ın idi. Nesr de Hımyer'in Zu'l Kela hanedanının idi." (Buhari)



Alıntı yapılan: dipnotlar
2- Şeyh’ul İslam İbni Teymiyye şöyle demiştir: "Sa’id (ibni Mansur) şöyle de demiştir: Abd’ul Aziz ibni Muhammed Suheyl ibni Ebi Suheyl’den onun şöyle dediğini rivayet etmiştir: Hasan ibni Hasan ibni Ali ibni Ebu Talib beni mezarlıkta gördü ve Fatıma (radiyallahu anha)’nın evinden yatsı vaktine yakın bir zamanda: Yatsı (namazını kılma)ya gel! diyerek beni çağırdı. Ben: (Gelmek) istemiyorum dedim. Bana: Ben seni neden (sık sık) mezarlıkta görüyorum? diye sordu. Ben: Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’e selam gönderiyorum dedim. Şöyle dedi: Mescide girdikten sonra Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’e selam gönder. Bunun için Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: Benim kabrimi (ziyaretgah yapmak suretiyle) bayram yeri edinmeyin. Nerede bulunursanız bulunun, bana salavat getirin. Çünkü sizin salavatınız nerede getirilirse getirilsin bana ulaşır... Seninle Endülüs’de bulunan kimse bu açıdan eşittir." (er-Red ale’l-Ahne’i, 93)
Kişinin Ehl'üs Sünnet, Ehl'ul Hadis, Ehl'ul Asar, Selefi olmasının alameti Sünnet'e ittiba etmesidir.

 

Related Topics

  Konu / Başlatan Yanıt Son İleti
1 Yanıt
3330 Gösterim
Son İleti 05.05.2019, 09:39
Gönderen: Izhâr'ud Dîn
0 Yanıt
2115 Gösterim
Son İleti 24.06.2015, 20:17
Gönderen: Tevhid Ehli
1 Yanıt
1880 Gösterim
Son İleti 22.08.2016, 22:19
Gönderen: İslam davetcisi
0 Yanıt
2174 Gösterim
Son İleti 18.03.2018, 02:56
Gönderen: Tevhid Ehli
10 Yanıt
1557 Gösterim
Son İleti 07.02.2020, 00:15
Gönderen: Uhey