Darultawhid

Gönderen Konu: NEVRUZ BAYRAMI VE SAİR MÜŞRİK ADETLERİ HAKKINDA!  (Okunma sayısı 3572 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimiçi Tevhid Ehli

  • Administrator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 1851
  • Değerlendirme Puanı: +49/-0
Bismillahirrahmanirrahim,

Geçtiğimiz gün miladi 21 Mart 2016 tarihiydi. Kendisini İslama nisbet eden Türk, Kürt vb kavimler bu günü Nevruz Bayramı olarak kutladılar, ateşe tapan Mecusilerin geleneklerine uygun olarak ateşler yaktılar, ateş üstünden atladılar!! Alim geçinenleri ise bir iki istisna haricinde İslama açıkça aykırı olan bu manzaralar karşısında sukut etmeye devam etmektedir. Böylece bu müslümanım diyen halklar alimiyle cahiliyle İslamdan ne kadar uzak olduklarını bir kez daha isbat etmiş oldular. Halbuki bu gün cahiliyyenin bayramlarından bir gündür. Bu bidat bayramın adı Nevruz: Aslı Farsça bir kelimedir. Arapçalaştırmış şekli, Neyruz'dur. Nevruz'un anlamı; yeni gün demektir. Nevruz bayramı, Fârislerin (Perslerin) bayramlarından birisidir ve onların en büyük bayramı sayılır. Yani Nevruz Farslı Mecusilerin yılbaşısıdır bununla beraber Türkler, Kürtler ve başka milletlerde de bayram olarak kutlanmaktadır.

Müslümanların, Ramazan bayramı ile Kurban bayramının dışında kutlayacakları başka hiçbir bayramları yoktur. Bu iki bayramın dışındaki bayramlar, sonradan çıkarılmış bid'at bayramlardır ve bu bayramları kutlamak, câiz değildir.

Nitekim Enes b. Mâlik'ten -Allah ondan râzı olsun- rivâyet olunduğuna göre o şöyle demiştir:

 عَنْ أَنَسٍ، قَالَ: قَدِمَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ الْمَدِينَةَ وَلَهُمْ يَوْمَانِ يَلْعَبُونَ فِيهِمَا، فَقَالَ: مَا هَذَانِ الْيَوْمَانِ؟ قَالُوا: كُنَّا نَلْعَبُ فِيهِمَا فِي الْجَاهِلِيَّةِ، فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: " إِنَّ اللَّهَ قَدْ أَبْدَلَكُمْ بِهِمَا خَيْرًا مِنْهُمَا: يَوْمَ الْأَضْحَى، وَيَوْمَ الْفِطْرِ "

"Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- (hicretten sonra Mekke'den) Medine'ye geldiklerinde, Medinelilerin eğlendikleri iki günleri vardı.

Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-:

- Bu günler nedir? Diye sordu.

Medineliler:

- Biz (İslâm'dan önce), câhiliyet devrinden beri bu günlerde eğleniriz, dediler.

Bunun üzerine Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu

- Şüphesiz Allah size, o iki günün yerine daha hayırlı olan iki bayramı: Kurban bayramı ile Ramazan bayramını vermiştir."
(Ebu Davud; hadis no: 1134. Nesâî; hadis no: 1556.)

Alimlerden bazıları bu iki bayramın Nevruz günü ile Mehricân günü olduğunu söylemiştir. (Bkz. Munavi, Feyz'ul Kadir, 4/511 Hadis no: 6106; Aliyy'ul Kari, Mirkatul Mefatih, Hadis no: 2059 vd)

Şafiilerden İmam Zehebî -Allah ona rahmet etsin-, "Teşebbuhu'l-Hasîs bi Ehli'l-Hamîs"; s: 46'da şöyle demiştir:

"Nevruz'a gelince, Mısır halkı, aşırıya giderek bu günü kutlamaktadırlar. Nevruz, Kıbtîlerin yılının ilk günü olup onlar bu günü bayram olarak kutlamaktadırlar. Müslümanlar da bu konuda onlara benzemektedirler."

Dîne sonradan sokulan bu bayramlara, Nevruz bayramı ve sair yılbaşı kutlamalarının yanı sıra Anneler günü bayramı, Doğum günü (partisi), bağımsızlık (kurtuluş) bayramı gibi bayramlar da girer.

Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'den gelen şu hadis gereği, bayramlarında kâfirlere benzemek, câiz değildir.   

"Her kim, bir topluluğa (kavme) benzerse o da onlardandır." (Ebu Davud ve Ahmed).

Hanbeli müçtehidlerinden Şeyhulislam İbni Teymiye ise, Sıratı müstakim adlı eserinde Nevruz bayramı hakkında şöyle demektedir:

"Nevruz, Mihrican ve benzeri gibi müşrik bayramlarına gelince cumartesi günü oruç tutmayı mekruh saymayan arkadaşlarımız ve diğerleri belki bu günlerde de oruç tutmayı mekruh görmezler, hatta belki de müşriklere ters düşmek olur diye bu günlerde oruç tutmayı müstahab sayabilirler. Fakat arkadaşlarımızın çoğu bu günlerde oruç tutmayı mekruh saymışlardır.

Oğlu Abdullah'ın rivayet ettiğine göre Ahmed bin Hanbel, Hz. Enes ile Hasan-ı Basrî'nin Nevruz ve Mihrican günlerinde oruç tutmanın mekruh olduğunu söylediklerini belirtmiştir. Acaba bu rivayet, Ahmed bin Hanbel'in bu konudaki kendi görüşünü de belirtici midir? Arkadaşlarımızın bu meseledeki görüşleri, "belirler" ile "belirlemez" şıkları arasında değişmektedir.

Mekruhluk şıkkının taraftarları şu gerekçeye dayanırlar. Bu iki gün (Nevruz ile Mihrican) kâfirler tarafından sayılıp kutlanan günlerdir. Başka günler değil de özellikle bu günlerde oruç tutmak, onların o günlere göstermiş oldukları saygıyı onaylamaktır. Bu yüzden tıpkı cumartesi günü gibi bu iki günde oruç tutmak da mekruhtur.

Bazıları da diyor ki; Nevruz ve Mihrican gibi acem takvimine dayanan, arap takvimi ile belirlenmemiş olan günlerde oruç tutmak mekruhtur. Fakat bu mekruhluk yukarıdaki iki hadisde cumartesi ve pazar günleri için söz konusu ettiği mekruhluktan farklı niteliktedir. Çünkü, eğer bu tip acem veya eski arap günlerinde oruç tutmak istenirse bu tutum, söz konusu günlerin tekrar hortlayıp yeniden saygınlık kazanmalarına ve yeniden eski prestijlerini elde etmelerine yol açabilir.

Oysa cumartesi ve pazar günleri için böyle bir tehlike söz konusu değildir. Çünkü bu iki gün, müslüman takviminin günleridir.

Bana göre müşriklerin acem veya eski arap takvimine göre belirlenen bayram günlerinde oruç tutmak mekruh, buna karşılık onların arap-İslâm takvimine göre hesap edilen bayram günlerinde -muhalefet amacı ile- oruç tutmak müstehab olur.

Çevrimiçi Tevhid Ehli

  • Administrator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 1851
  • Değerlendirme Puanı: +49/-0
Ynt: NEVRUZ BAYRAMI VE SAİR MÜŞRİK ADETLERİ HAKKINDA!
« Yanıtla #1 : 21.03.2016, 22:08 »
Şeyhulislam yine aynı eserinde şöyle demektedir:
 
"Bu arada çoğu kimseler tarafından kışın Kânun-u evvel (Aralık) ayının yirmi dördünde Hz. İsa'nın (selâm üzerine olsun) doğum yıldönümü olduğu sanılarak yapılan (Noel vb) bütün kutlamalar da dinimize aykırı adetlerdir. Ateş yakmak, ziyafetler düzenlemek ve mum yakmak gibi. Bu sözde doğum gününü kutlamak hristiyanlığın dini geleneklerindendir, İslâmda asla yeri yoktur. Aslında ilk dönem müslümanları (selef) böyle bir doğum gününden hiç bahsetmemişlerdir. Bu iddia Hristiyan kaynaklıdır. Ayrıca bu sözde doğum şenliklerinin tabii bir bahanesi de vardır. Çünkü mevsim kıştır ve bu mevsim ateş yakıp çeşitli özel yemekler hazırlamaya uygun bir zemin oluşturmaktadır.

Bu arada hristiyanlar bu sözde doğum gününden bir kaç gün-galiba on bir gün- sonra Hz. Yahya'nın, Hz. İsa'yı Mamudiye suyu ile yıkayarak vaftiz ettiğine inandıkları için o gün aynı şekilde vaftiz olurlar ve buna "Gıdas Bayramı" adını verirler. Buna özenen çoğu cahil kadınlar, aynı gün çocuklarını hamamlarda yıkarlar ve bunun çocuklarına faydalı olacağını sanırlar. Oysa hristiyanların dini adetlerinden biri olan bu hareket, dinimizin haram saydığı en çirkin davranışlardan biridir.

Hemen belirtelim ki; Nevruz ve Mihrican gibi eski İran bayramları, çeşitli yahudi bayramları, ve ister acem kaynaklı, ister arap kaynaklı olsun, diğer bütün kâfir bayramları, hüküm bakımından tıpkı yukarda sözünü ettiğimiz hristiyan bayramları gibidirler.

Bu arada kâfirlerin bu bayramlarına nasıl özenmememiz gerekiyorsa, bu tip şenliklere özenen müslümanların suç ortağı da olmamamız, hatta böyle kimselere engel olmamız gerekir. Buna göre eğer bir müslüman böyle yabancı bir bayram gününde, dini geleneklerimize aykırı olarak bizi evine çağırır, şenlik amaçlı bir yemeğe katılmamızı isterse bu daveti geri çevirmemiz gerekir.

Yine böyle bir günde bir müslümandan gelebilecek geleneklerimize aykırı ve özenti şüphesi uyandıran her hediyeyi de reddetmeliyiz. Özellikle bu yabancı bayramların özelliğini taşıyan ve özenme amacını açığa vuran mum, boyalı yumurta, süt ve koyun gibi hediyeleri almaktan da titizlikle uzak durmak gerekir. Tabii ki, böyle hediyeleri kendimiz kabul edemeyeceğimiz gibi, hoş görünelim diye başka müslümanlara vermeye de kalkışmamalıyız. Dahası, bu tip bayramlarda Müslümanlara sözü geçen hediyelik maddeleri ve bu şenliklerde giyilen bayramlık kıyafetleri de satmaktan kaçınmalıyız. Çünkü böyle yaparsak işlenen günahların ortağı ve destekçisi olmuş oluruz."

Çevrimiçi Tevhid Ehli

  • Administrator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 1851
  • Değerlendirme Puanı: +49/-0
Ynt: NEVRUZ BAYRAMI VE SAİR MÜŞRİK ADETLERİ HAKKINDA!
« Yanıtla #2 : 21.03.2016, 22:09 »
"(Müşrik bayramlarını kutlamanın nehyedildiğine dair) Bu delillerden birisi de Hz. Ömer'in -Allah ondan razı olsun- Ebu Şeyh Asbahanî tarafından Ata b. Dinar'a dayandırılarak nakledilen “Acem dilini konuşmaktan ve müşriklerin bayram günlerinde onların mabedlerine gitmekten sakınınız” şeklindeki uyarışıdır.

(Bkz. Kenz El-Ummal, c. 3, s. 886, H. No: 9034, Beyhakî, Sünen, El-Kübra, c. 9. s. 234, Bab: Zimmilerin arasına katılmanın keraheti.)

(Ata b. Dinar El-Hezelî Ebu El-Zeyat El-Mısrî, altıncı kuşak ravilerdendir, İbn Hacer onun hakkında: “Doğru sözlüdür, ancak Said b. Cübeyr'den olan rivayetleri dinleyerek değil, ezberedir.” der. Buhari, Ebu Davud ve Tirmizi ondan hadis tahriç ettiler. H. 126'da vefat etti. Bkz. Takrib El-Tehzib, c. 2, s. 21, Biy. No: 188.)

Hz. Ömer'in bu sözleri, Beyhakî'de yer aldığına ve Süfyan-ı Sevri tarafından Ata b. Dinar'a dayandırılarak nakledildiklerine göre daha ağır anlamlı olarak şöyledir:

“Sakın acem dilini öğrenmeyiniz ve müşriklerin bayram günlerinde onların mabedlerine gitmeyiniz. Çünkü o gün onların üzerine Allah'ın azabı iner.” (Beyhâki, Sünen El-Kübra, c. 9, s. 234; Abdurrezzak El-Musannef, c. 1, s. 411, H. No: 1609)

Öte yandan yine Süfyan-i Sevrî'nin, Ebu Velid'e dayandırarak belirttiğine göre bu konuda Abdullah b. Ömer -Allah ondan razı olsun- şunları söylüyor:

“Kim acem diyarında ev-bark edinerek yerleşir, onların Nevruz ve Mihrican gibi bayramlarını benimser, onlara özenir ve ölünceye kadar böyle kalırsa Kıyamet günü onlarla birlikte haşrolur." (Beyhâki, Sünen El-Kübra, c. 9, s. 234.)

Buhari'nin bildirdiğine göre Hz. Ömer'in -Allah ondan razı olsun- bu konudaki bir başka ve daha ağır bir sözü şöyledir:

“Allah'ın düşmanlarının bayram törenlerinden uzak durunuz.”

Bu arada bir gün Hz. Ali'ye -Allah yüzünü ak etsin- acemlerin Nevruz bayramını hatırlatan bir sembol getirdiler. Hz. Ali:

“Bu nedir?” diye sordu. Kendisine:

“Bu Nevruz gününün sembolüdür” diye cevap verilince bu sözlere:

“Her gününüzü Nevruz sayınız, (O güne özel bir önem vermeyiniz)” diye karşılık vermiştir.

Hz. Ali'nin bu sözlerini nakleden Üsame:

Onun Nevruz kelimesini belirli bir isim olarak değil, belirsiz bir isim şeklinde ifade etmesindeki inceliğe dikkat çekmektedir. Beyhakî'ye göre Hz. Ali'nin bu üslubu, herhangi bir günü şeriatın belirlemediği bir olaya bağlamaktan hoşlanmadığını belirtir. (Beyhâki, Sünen El-Kübra, c. 9, s. 235.)

Görüldüğü gibi, Hz. Ömer -Allah ondan razı olsun- müslümanlara acem dilini öğrenip konuşmayı ve onların bayram günlerinde sırf mabedlerine gitmeyi yasaklıyor. Böyle olunca onların bayramlarındaki bazı adetlerine özenmek veya onların dinlerinin gereği sayarak yaptıkları bir hareketi işlemek nice olur?

Acaba onların adetlerini taklit etmek, dillerini öğrenip konuşmaktan daha büyük bir günah değil mi?

Acaba onların bazı bayramlık davranışlarına özenmek, o günlerde sırf onların mabedlerine girmekten daha sakıncalı bir hareket olmaz mı?

Onlara bayram günlerinde yaptıkları günahlardan dolayı Allah'ın gazabı indiğine göre bu hareketlerin tümünde veya bir kısmında onlara katılanlar, acaba aynı akıbete uğrama tehlikesi ile karşı karşıya kalmazlar mı?

Yukarda okuduğumuz gibi, Abdullah b. Ömer -Allah ondan razı olsun- de açık bir dille:

“Acem diyarında ev-bark edinerek yerleşenlerin, onların Nevruz ve Mührican gibi bayramlarını benimseyenlerin ve ölünceye kadar onlara özenmeye çalışanların Kıyamet günü onlarla birlikte haşrolacaklarını” belirtiyor.

Bu sözlerinden anlaşıldığına göre Abdullah b. Ömer belirttiği şekilde acemlere özenenleri, ya bu taklitçiliklerinden dolayı kâfir sayıyor veya bu tutumu cehennemlik olmayı hak eden büyük günahlardan kabul ediyor. Eğer bu sözler ilk ihtimale yorulacak olursa o zaman kısmen acemlere özenmek “günah” olur. Çünkü bu kısmî davranış belirlenen akıbeti hakketmede etkili olmasaydı, onu bu akıbeti gerektiren davranış bütününün bir parçası saymak yersiz olurdu. Zira insan mubah davranışlar yüzünden cezaya çarptırılmaz. Bu arada kınanan bütünde yer alan münferit hareketler sadece o bütün içinde bulundukları takdirde kötüdürler diye bir şey yoktur. Tersine kötü olduğu belirtilen bütün parçaları da ayrı ayrı kötüdürler.

Doğrusunu Allah bilir ya, Abdullah b. Ömer'in “Acem diyarında ev-bark edinip oralara yerleşmek” ten söz etmesinin sebebi şu olsa gerek. Çünkü onun yaşadığı günlerde müslüman olmayan azınlıkların İslâm diyarında açıktan açığa bayram şenlikleri düzenlemeleri yasaklandığı için hiç bir müslümanın İslâm diyarında acem bayramlarına özenmesi söz konusu değildi, böyle bir şey ancak acemlerin ülkelerinde oturanlar için mümkündü.

Öte yandan Hz. Ali, acemlerin bayramlarındaki davranışlarına katılmak şöyle dursun, onların bayramlarına takmış oldukları ismi bile onaylamaktan kaçınmıştır, İşte Ahmed b. Hanbel de bu konudaki tutumun Hz. Ali ile Hz. Ömer'in yukarıdaki sözlerinin anlamına dayandırarak belirlemiş ve bu görüşünü arkadaşlarına açıklamıştır."

İbn Teymiyye (rh.a)'ın Sıratı Mustakim adlı eserinden yapılan alıntı sona ermiştir.

Çevrimiçi Tevhid Ehli

  • Administrator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 1851
  • Değerlendirme Puanı: +49/-0
Ynt: NEVRUZ BAYRAMI VE SAİR MÜŞRİK ADETLERİ HAKKINDA!
« Yanıtla #3 : 21.03.2016, 22:12 »
Konuyla ilgili bazı fetvalar

Yukarda alimlerden naklettiklerimize ilave olarak Nevruz kutlaması yapan Türkler, Afganlar vb başta olmak üzere Acem milletlerinin çoğunun kendisini güya nisbet ettikleri Hanefi mezhebinden konuyla alakalı bazı fetvalar aktarmak istiyoruz.

Aliyyü'l-Kari (V. 1014 H.) de el-Fıkhu'l-Ekber şerhinde şöyle demiştir: "Her kim Nevruz gününde daha önce satın almadığı bir şeyi Nevruz'a saygı için alırsa kafir olur. Çünkü kafirlerin bayramına tazim ve saygı göstermiş olur. Eğer Nevruz günü olduğunu bilmeden ve Nevruz günü olduğunu bilse bile, Nevruz için değil de başka bir sebep için satın alırsa kafir olmaz."

Yine Hanefi mezhebinin fıkıh kaynaklarından olan el-Fetava el-Bezzaziyye'de şöyle geçmektedir: "Bir Müslüman Nevruz'a saygı için değil de bazı insanların geleneklerine uyarak Nevruz gününde, diğer Müslümanlara bir şey hediye ederse kafir olmaz. Lakin bunu yapmaması daha iyidir."

Fetavayı Hindiyye'de ise şunlar zikredilmektedir:

"  Mecûsîlere uyup, nevrûz'da, onlarla birlikte çıkıp, o gün onların yaptığını yapmak küfürdür.
"  Bir kimse, yemek, içmek için değil de, sırf nevruz günü diye, başka zaman satmadığı, bir şeyi, satmak sebebiyle kafir olmuş olur.
"  O gün, müşrikleri ta'zim maksadı ile, onlara, bir yumurta bile hediye etmek küfürdür. (Fetavayı Hindiyye (terc.), c.4 Kitabussiyer Murted babı (9. bab)

İşte bunlar Hanefilerin bu husustaki görüşleridir. Onlar müşriklerin bayramlarına katılma hususunda en sert fetvayı vermişler ve bu bayramlara iştirak edenlerin kafir olacağını beyan etmişlerdir. Diğer mezhep alimleri ise yukarda naklettiğimiz üzere en hafif hüküm olarak bunun haram olacağını söylemişlerdir. Bu bayramları şirk dinine rıza göstererek, geçmiş müşrik atalarını tazim ederek, atalarının İslamdan önceki dinlerini (Mecusilik, Şamanizm vs) saygı ile yad ederek yapanların ise kafir olacağı kesindir. Şu an bu cahili bayramları ihya edenler zaten dinin aslı olan tevhidi ihlal etmiş müşrik kimseler olsa da İslam'da yeri olmadığı belli olan bu cahiliye adetlerinin geniş kitlelerce ihya edilmesi İslamın günümüzde ne kadar garip kaldığının ve İslama ait şiarların nasıl alenen çiğnendiğinin bir göstergesi olarak ibretlik bir durum arzetmektedir. Çok az kişi haricinde hiç kimseden bu hususta bir itiraz gelmediği için her ne kadar tevhide göre furu bir mesele olsa da münkere karşı sessiz kalmama açısından bu meseleyi kısa da olsa gündeme getirmek istedik. Müşriklere ait bayramlara katılmanın hükmü ile alakalı en geniş bilgiler Şeyhulislam İbn Teymiye (rh.a)'ın "İktiza'us Sirat'il Mustakim" adlı eserinde yer almaktadır. Öğrencisi İmam Zehebi'nin "et-Teşebbüh'ül Hasis" adlı eserinde de konuyla alakalı bilgi edinilebilir.  http://darultawhid.com/tr/forum/index.php?topic=11.0 Müşriklere benzemenin hükmüyle alakalı muhtelif meseleler için şu yazımıza da müracaat edilebilir. http://darultawhid.com/tr/forum/index.php?topic=94.0

Vallahu a'lem. Velhamdulillahi Rabbil alemin.


Çevrimdışı Izhâr'ud Dîn

  • Özel Üye
  • Full Member
  • *
  • İleti: 240
  • Değerlendirme Puanı: +5/-0
  • فَفِرُّوا إِلَى اللَّهِ
Ynt: NEVRUZ BAYRAMI VE SAİR MÜŞRİK ADETLERİ HAKKINDA!
« Yanıtla #4 : 21.03.2020, 13:52 »
Bismillâh,

Hatırlatma!..
Şeyh'ul İslâm İbnu Teymiyye (Rahimehullâh) dedi ki:

والعالم يعرف الجاهل؛ لأنه كان جاهلا، والجاهل لا يعرف العالم لأنه لم يكن عالما

"Âlim câhili tanır çünkü o da (bir zamanlar) câhildi. Câhil ise âlimi tanıyamaz çünkü o hiçbir zaman âlim olmadı." (Şeyh'ul İslâm İbnu Teymiyye, Mecmû'ul Fetâvâ, 13/235)

 

Related Topics

  Konu / Başlatan Yanıt Son İleti
0 Yanıt
3715 Gösterim
Son İleti 10.06.2015, 16:06
Gönderen: Tevhid Ehli
2 Yanıt
4025 Gösterim
Son İleti 01.05.2018, 15:55
Gönderen: İbn Teymiyye
0 Yanıt
3039 Gösterim
Son İleti 02.09.2017, 03:04
Gönderen: Tevhid Ehli
0 Yanıt
3681 Gösterim
Son İleti 29.12.2017, 00:51
Gönderen: Uhey
0 Yanıt
3275 Gösterim
Son İleti 29.12.2017, 00:57
Gönderen: Uhey