Darultawhid

Gönderen Konu: Kıssacıların Rivayetlerinin Sıhhat Durumları, İbni Teymiyye  (Okunma sayısı 3993 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimiçi Uhey

  • Administrator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 1242
  • Değerlendirme Puanı: +14/-0
بسم الله الرحمن الرحيم
Kıssacıların Rivayetlerinin Sıhhat Durumları

İbni Teymiyye (rahimehullah), Ehadis’ul Kussas1


“Ashabıma sövmek bağışlanmayan bir günahtır.”2

Bazı kişilerin “sahabeye söven kimseler, tövbe etmiş dahi olsalar Allah bunların tövbelerini kabul etmeyecektir.” şeklinde bir görüşe sahip olduklarını ifade eden İbni Teymiyye, bu görüşün dayanağının Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’den rivayet edildiği ileri sürülen: “Ashabıma sövmek bağışlanmayan bir günahtır.” şeklindeki haber olduğunu kaydetmekte ve bu görüşte olanlara şöyle cevap vermektedir:

“Bu rivayet, Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) adına uydurulmuş bir yalandır. Hiçbir Alim bunu rivayet etmediği gibi, hiçbir güvenilir kitapta da yer almamaktadır. Ayrıca bu rivayet:

“Allah kendisine ortak koşulmasını asla bağışlamaz; bundan başkasını (günahları) dilediği kimse için bağışlar.” (en-Nisa 4/48; en-Nisa 4/116).” ayetine de muhaliftir.” (İbni Teymiyye, Ehadis’ul Kussas, 81; İbni Teymiyye, Mecma’ul Fetava, 18/381)

İbni Teymiyye burada ashaba küfretmenin günah olup olmamasını değil, bu durumun “bağışlanamaz” olarak nitelendirilmesine dikkat çekmekte, Kur’an’a aykırı kısmın da burası olduğunu ifade etmektedir.3 Ona göre Ebu Bekir (radiyallahu anh), Ömer (radiyallahu anh), Osman (radiyallahu anh) ya da Ali (radiyallahu anh) gibi ileri gelen sahabilerden birine sövmekle, diğer sahabilere sövmek arasında bir fark yoktur ve bu büyük bir günahtır. Zira Sahihayn’da Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’in: “Ashabıma sövmeyin. Allah‘a yemin ederim ki, sizden birisi Uhud dağı kadar altın, infak etse, onlardan birinin ya da birinin yarısının faziletine erişemez.”4 buyurduğu yer almaktadır.5

“Ben Allah’tanım; mü’minler de bendendir.”6

İbni Teymiye: “Ben Allah’tanım; mü’minler de bendendir” şeklindeki rivayetin bu metinle Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’e aidiyetinin bilinmediğini kaydettikten sonra Kitap ve Sünnet’te mü’minlerin bir kısmının yine bir kısmından olduğunun ifade edildiği belirtir ve şöyle der:

“Kur’an’da: “bir kısmınız, bir kısmınızdansınız (kadın erkek, hepininiz birsiniz).” (Al-i İmran 3/195).” buyurulmuş, Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) de Eş’ari kabilesine: “Onlar benden, ben de onlardanım.”7 demiştir. Yine Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) Ali (radiyallahu anh) için: “Sen benden, ben de sendenim.”8 buyurmuştur. Hüseyin (radiyallahu anh) için de: “Bu benden; ben de bundanım.”9 demiş ve bu rivayetler Sahih kaynaklarda yer almıştır. Buna göre: “Ben Allah’tanım; mü’minler de bendendir.” şeklindeki rivayet hem Kitap hem Sünnet’e muhaliftir.”10 (İbni Teymiye, Ehadis’ul Kussas, 36)

“Ömer (radiyallahu anh)’ın, Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) ile Ebu Bekir (radiyallahu anh) arasında geçen konuşmaları anlamadığı...”

İbni Teymiyye (rahimehullah), gerek Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’e uluhiyet atfedilmesine ilişkin bu rivayetin ve gerekse çalışmamızda ayrıca üzerinde durduğumuz: “Ömer (radiyallahu anh)’ın, Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) ile Ebu Bekir (radiyallahu anh) arasında geçen konuşmaları anlamadığı” şeklindeki, hadis olarak zikredilen bir takım rivayetlerin, bunları uyduranlar için Cehennem’i hazırlayan düzmece haberler olduğuna dikkat çekmekte, ayrıca İslam alimleri arasında bu tür rivayetlerin yalan olduğunda şüphe bulunmadığını da vurguladıktan sonra şöyle bir uyarıda bulunmaktadır:

“Her kim bu tür rivayetlerin Sahih olduğuna inanırsa, bu inanış onu İslam dışına çıkarır ve o kişinin mutlaka tövbe etmesi gerekir Bunlar, aslı olmayan, hiçbir İslami eserde de yer almayan rivayetlerdir. Ayrıca Allah ve Rasulü’ne inanan hiçbir kişi bunları rivayet etmemiştir.11

“Yüce Allah, Kıyamet Günü’nde fakirlerden özür dileyerek şöyle diyecektir: İzzet ve celalime and olsun ki, dünya nimetlerini, katımda değersiz olduğunuz için sizden esirgemedim. Bilakis bugün sizin değerinizi yükseltmek istedim. Size bir ekmek parçası ihsan eden, yahut bir yudum su içiren veyahut bir hırka giydiren kimselere yönelin. Onları Cennet’e girdirin.”12

Bir başka rivayete göre de Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “Yüce Allah kıyamet gününde fakirlerden özür dileyerek şöyle diyecektir: İzzet ve celalime and olsun ki, dünya nimetlerini, katımda değersiz olduğunuz için sizden esirgemedim. Bilakis bugün sizin değerinizi yükseltmek istedim. Size bir ekmek parçası ihsan eden, yahut bir yudum su içiren veyahut bir hırka giydiren kimselere yönelin. Onları Cennet’e girdirin.”

İbni Teymiyye (rahimehullah), bu rivayeti Kur’an, Sünnet ve İcmaya aykırı görmekte ve hiç bir hadis alimi tarafından rivayet edilmediğini kaydettikten sonra yalan ve batıl bir rivayet olduğunu belirtmektedir. (İbni Teymiyye, Ehadis’ul Kussas, 56; İbni Teymiyye, Mecma’ul Fetava, 18/124)

“Fakirlerle evleniniz ki, Allah da sizi zenginleştirsin.”13

Fakirlerle evlenenleri Allah’ın zenginleştireceğinin ifade edildiği, “Fakirlerle evleniniz ki, Allah da sizi zenginleştirsin.” şeklindeki rivayetin hadis olarak bilinmemekle birlikte:

“...Eğer bunlar fakirler iseler, Allah kendi lütfu ile onları zenginleştirir.” (Nur 24/32) ayetine uygun olduğunu kaydeden İbni Teymiyye, böylece Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’in sözü olmayan bir rivayetin de pekala Kur’an’a arz edilebileceğini göstermiş olmaktadır. (İbni Teymiye, Ehadis’ul Kussas, 118)

Buna göre bu rivayet hadis olmamakla birlikte Kur’an’a da aykırı değildir.

“Allah’ım! Beni, bana en sevimli olan yerden (Mekke’den) çıkardın ve kendine en sevimli olan yere (Medine’ye) yerleştirdin.”14

Rivayete göre Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem): “Allah’ım! Beni, bana en sevimli olan yerden çıkardın ve kendine en sevimli olan yere yerleştirdin.” buyurmuştur.

Tirmizi15 ve diğer birçok kaynakta16 Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’in Mekke için: “Allah’a yemin olsun ki, sen Allah’ın beldeleri içinde O’na en sevimli olansın” ve yine, “Şüphesiz bana en sevimli olan beldesin.” dediğinin sabit olduğunu kaydeden İbni Teymiyye, bu hadislerde Mekke’nin Yüce Allah ve Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) için en sevimli belde olduğunun açıkça ifade edildiğini, dolayısıyla Mekke’nin Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem); Medine’nin de Allah için en sevimli yerler olduğuna ilişkin rivayetin batıl ve yalandan başka bir şey olmadığını vurgulamaktadır. (İbni Teymiyye, Ehadis’ul Kussas, 60; İbni Teymiyye, Mecma’ul Fetava, 18/125)

Yine başka bir rivayete göre de Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) Hazvera denilen yerde durmuş ve Mekke’ye hitaben şöyle demiştir: “Vallahi sen (ey Mekke!) Allah’a, Allah’ın en hayırlı ve en sevgili yerisin. Senden (zorla) çıkarılmasaydım, (kendi isteğimle) buradan ayrılmazdım.”17 Tirmizi’nin bu rivayeti Sahih kabul ettiğini kaydeden İbni Teymiyye, Mekke’nin, gerek Allah ve gerekse Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) için en sevgili yer olduğunun bu hadisle de teyit edildiği kanaatindedir.18

“Bereket büyüklerinizle beraberdir.”19

“Bereket büyüklerinizle beraberdir.” şeklindeki rivayeti kendisine göre Sahih olan sünnete arz eden İbni Teymiyye (rahimehullah), güvenilir hadis kaynaklarında Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’in Hayber’de öldürülmüş olan bir sahabi hakkında: “… (yaşça) büyük olan konuşsun, büyük olan konuşsun.”20 dediğinin, imamet ile ilgili bir hadiste de: “Eğer (imam olacak kişiler) kıraat, sünneti bilme ve hicrette öncelik bakımından eşit iseler, o zaman (yaşça) en büyük olanları imamlık yapsın.”21 buyurduğunun kayıtlı olduğunu zikreder. Bu hadislere göre Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) aynı özellikleri taşıyan kimseler arasında yaşça büyük olmanın faziletine dikkat çekmiştir. Bereketin büyüklerle beraber olduğunun ifade edildiği mezkur rivayet de Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’den Sahih olarak nakledilen bu rivayetlerle uygun düşmektedir. (İbni Teymiyye, Ehadis’ul Kussas, 63; İbni Teymiyye, Mecma’ul Fetava, 18/378)

“Kim bir kadınla malı için evlenirse, o kadının malını da güzelliğini de kendisine Haram kılmış olur.”22

“Kim bir kadınla malı için evlenirse, o kadının malını da güzelliğini de kendisine Haram kılmış olur.” şeklindeki rivayetten sonra “Bir kadın malı, güzelliği, soyu ve dini için nikahlanır. Sen dini güzel olanı seç ki, bereket ve bahtiyarlık göresin.”23 şeklinde Sahih bir hadis olduğu kaydetmiş, söz konusu rivayetin Buhari ve Müslim tarafından ittifakla nakledilen bu hadise muhalif olduğu için Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’e ait olmadığı kanaatine varmıştır. (İbni Teymiyye, Ehadis’ul Kussas, 116)

“Her şey için bir selam(lama) vardır, Mescidin selam(lamas)ı ise iki rekat (namaz)dır.”24

“Her şey için bir selam(lama) vardır, Mescidin selam(lamas)ı ise iki rekat (namaz)dır.” şeklindeki rivayeti de Sahih hadislere arz eden İbni Teymiyye, bu konuda Sahih hadis kitaplarında nakledilen şu iki hadisin bulunduğunu belirtmektedir. Katade’den rivayet edildiğine göre Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “Sizden birisi mescide girdiğinde iki rekat namaz kılmadıkça yere oturmasın.”25; “Sizden birisi Cuma günü mescide girdiğinde eğer imam hutbe okuyorsa iki rekat namaz kılmadıkça yere oturmasın.”26 (İbni Teymiyye, Ehadis’ul Kussas, 127)

“Ömer ibn’ul Hattab’ın (müslüman olduktan sonra) kendi babasını öldürdüğü.”

İbni Teymiyye’nin bahse konu olan bu eserinin içeriği, adından da anlaşılacağı üzere, büyük ölçüde kıssacılar tarafından Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’e atfedilen rivayetlerden oluşmaktadır. Bununla birlikte, Ali (radiyallahu anh) ve Ömer (radiyallahu anh) gibi meşhur sahabiler ile İbrahim peygambere isnad edilen birkaç rivayete de rastlamak mümkündür. Bu rivayetlerden birinde Ömer ibn’ul Hattab (radiyallahu anh)’ın (müslüman olduktan sonra) kendi babasını öldürdüğü ifade edilmektedir. (İbni Teymiyye, Ehadis’ul Kussas, 69; İbni Teymiyye, Mecma’ul Fetava, 18/125; 18/380)

Ömer ibn’ul Hattab (radiyallahu anh)’ın babasının Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’in peygamberliğinden önce ölmüş olduğunu kaydeden İbni Teymiyye, böyle bir hadisenin tarihen sabit olmadığını, dolayısıyla bu rivayetin yalan olduğunu belirtmektedir.

Ömer ibn’ul Hattab (radiyallahu anh)'ın: "Rasulullah, Ebu Bekir ile konuştuğu zaman; ben aralarında (konuşmalarından) bir şey anlamayan zenci gibi olurdum, dediği”

Bir rivayete göre Ömer ibn’ul Hattab (radiyallahu anh) şöyle demiştir: “Rasulullah, Ebu Bekir ile konuştuğu zaman; ben aralarında (konuşmalarından) bir şey anlamayan zenci gibi olurdum.” (İbni Teymiyye, Ehadis’ul Kussas, 53)

Ebu Bekir (radiyallahu anh)’ın, Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’in en yakın dostu, onun sözlerinin amacını en iyi bilen ve ona en önce iman eden kişilerden olma gibi birtakım özelliklere, sahip olduğuna dair pek çok örneğin bulunduğuna işaret eden İbni Teymiyye, Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’in, sahabenin anlayacağı sade bir dil kullandığını, dolayısıyla Ömer (radiyallahu anh)’ın da her sahabi gibi Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’in konuştuklarını anladığını, aksini söylemenin apaçık bir cahillik olduğunu belirtir.27

Ömer (radiyallahu anh)’ın böyle bir şey söylemesinin asla mümkün olmadığını, bu rivayetin Sahih ya da zayıf bir senetle hiç kimse tarafından rivayet edilmediğini, dolayısıyla bunun batıl bir söz olduğunu ifade eden İbni Teymiyye, Ömer (radiyallahu anh) dışındaki sahabenin Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’in sözlerini anlarken, Ebu Bekr (radiyallahu anh)’dan sonra en faziletli kişi olma özelliğine sahip Ömer (radiyallahu anh)’ın Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’in sözlerini anlamaması ve yine Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) ve Ebu Bekr (radiyallahu anh)’ın sözlerinin zenci sözü olarak nitelendirilmesini kabul edilemez olduğuna dikkat çeker. Bu rivayetin içerik olarak akıl ve mantık dışı; lafız ve mana itibariyle uydurma olduğunu kaydeden İbni Teymiyye, bu tür haberleri, ancak cahil ve İslam karşıtı kimselerin ortaya çıkarmış olabileceğini de vurgulamaktadır. (İbni Teymiyye, Ehadis’ul Kussas, 53; İbni Teymiyye, Mecma’ul Fetava, 11/109)

“Ey Selman! Üzümü (dü dü) ikişer ikişer ye!..”28

İbni Teymiyye (rahimehullah), Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’in, üzüm yemekte olan Selman el-Farisi (radiyallahu anh)’a: “Ey Selman! Üzümü (dü dü) ikişer ikişer ye” dediği şeklindeki rivayetin de aynı şekilde batıl olduğunu belirtir. (İbni Teymiyye, Ehadis’ul Kussas, 119; İbni Teymiyye, Mecma’ul Fetava, 18/127)

“Bağışlanmış kimse ile yemek yiyen de bağışlanır.”29

“Bağışlanmış kimse ile yemek yiyen de bağışlanır.” şeklindeki rivayetin, Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’den uyanık iken sadır olmadığı gibi Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) tarafından salihlerden birine uykusunda söylendiğinin de doğru olmadığı belirten İbni Teymiyye, bunları kesin bir dille reddetmekte ve bu rivayetin hadis alimlerine göre sabit bir isnadı olmadığını kaydetmektedir. Anlam olarak da Sahih olmayan bu rivayet müslüman alimlerinin kitaplarında yer almamıştır. Ayrıca kafirler ve münafıkların müslümanlarla birlikte yemek yemelerinin mümkün olduğu, böyle bir durumda ise onların affedilmelerinin gerekeceği, bunun ise aklen ve dinen mümkün olmadığının altı çizilmiştir.30 (İbni Teymiyye, Ehadis’ul Kussas, 76)

İbni Teymiyye, isnadı belli olmayan ve Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’e atfedilen birçok rivayetin İsrailiyyat kaynaklı olduğuna dikkat çekmekle birlikte bunlar arasında muhteva yönüyle İslam’a ters düşmeyen haberlerin de bulunduğuna işaret eder.

“Ne gökyüzüme ne yeryüzüme sığdım. Ancak mü’min bir kulumun kalbine sığdım.”31

Rivayete göre Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem), Cenab-ı Hak’tan şöyle nakletmektedir: “Ne gökyüzüme ne yeryüzüme sığdım. Ancak mü’min bir kulumun kalbine sığdım.” Bu rivayetin israiliyyat türü haberler arasında zikredilmiş olduğunu ve Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’e aidiyetine dair bilinen bir isnadının bulunmadığını bildiren İbni Teymiyye, söz konusu rivayetin anlamı hakkında şöyle demektedir: “Burada sanki Allah şöyle demek istemiştir: “Mü’minin kalbi Bana imanla, sevgimle ve Benim bilgimle doludur.” Yoksa bunun anlamı: “Allah’ın zatı insanların kalbine girer.” şeklinde değildir. Nitekim böyle bir anlayışa sahip olan ve Allah’ın zatını İsa Mesih (aleyhi selam) ile özdeşleştiren Hıristiyanları bu düşüncelerinden dolayı kabul etmiyoruz.” (İbni Teymiyye, Ehadis’ul Kussas, 32)

“Kalb Allah’ın evidir.”32

İbni Teymiyye, “Kalb Allah’ın evidir.” şeklindeki rivayetin de İsrailiyyat kaynaklı olup, Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’e ait olmadığını ifade eder ve bundan: “kalbin, Allah’a iman, onu sevme ve onu bilme yeri olduğu”nun kastedildiğini ifade eder. (İbni Teymiyye, Ehadis’ul Kussas, 34)

Görüldüğü üzere İbni Teymiyye İsrailiyyat (İsraili haberler) arasında bulunduğunu iddia ettiği bu rivayetleri tamamen reddetme yerine muhtevası üzerinde durmakta, böylece  İsraili  birçok  haberin  İslam’a  ters  düşmeyecek  yorumlarının yapılabileceğini de göstermeye çalışmaktadır.

İbni Teymiyye’nin, eserindeki rivayetleri tahlil ve tenkid ederken göz önünde bulundurduğu kriterlerden birisi de o rivayetin meşhur hadis alimleri tarafından rivayet edilip edilmediği olmuştur. Bu tür rivayetleri değerlendirirken çoğu zaman “hadis alimlerinin ittifakı ile…” şeklinde genel bir ifade kullanan müellif, zaman zaman ittifakın dışına çıkan alimlere de işaret etmekte, ayrıca kendisinin o konudaki görüş birliğine katılıp katılmadığını belirtmektedir.

“Ebu Mahzura Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’in huzurunda: Aşk yılanı ciğerimi öyle bir soktu ki, onu tedavi edecek ne bir doktor, ne de bir efsuncu vardır (sadece kendisine tutulduğum sevgilinin yanındadır efsunum ve tiyakım/panzehrim)” şeklinde bir şiir okumuştur. Bunun üzerine Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) vecde gelmiş(!), omzundan cübbesi düşmüş(!), o cübbeyi (Peygamber) Suffe fakirlerine taksim etmiş(!), suffe ehli de bunları elbiselerine yamamışlar!..”33

Rivayet edildiğine göre: “Ebu Mahzura Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’in huzurunda: Aşk yılanı ciğerimi öyle bir soktu ki, onu tedavi edecek ne bir doktor, ne de bir efsuncu vardır (sadece kendisine tutulduğum sevgilinin yanındadır efsunum ve tiyakım/panzehrim)” şeklinde bir şiir okumuştur. Bunun üzerine Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) vecde gelmiş(!), omzundan cübbesi düşmüş(!), o cübbeyi (Peygamber) Suffe fakirlerine taksim etmiş(!), suffe ehli de bunları elbiselerine yamamışlar!..”

İbni Teymiyye (rahimehullah) bu rivayetin hadis alimlerinin ittifakı ile yalan olduğunu ifade ettikten sonra birkaç alimin, uydurma hadisler arasında bu rivayete yer verdiklerini belirtmiştir. (İbni Teymiyye, Ehadis’ul Kussas, 50)

“Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’in omzundan düşen cübbesini/elbisesini parçalara ayırdığının(!), Cebrail (aleyhi selam)’ın da bu parçalardan birisi alarak arşa astığı!..”

Bu konuyla ilgili olarak başka bir rivayette, Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’in omzundan düşen cübbesini/elbisesini parçalara ayırdığının(!), Cebrail (aleyhi selam)’ın da bu parçalardan birisi alarak arşa astığının(!) ifade edildiğini kaydeden İbni Teymiyye, bunun daha büyük bir yalan olduğunun altını çizmektedir.34

“Yüce Allah aklı yarattığı zaman ona: Gel! dedi, o da geldi. Sonra: Git! dedi, o da gitti. Arkasından: İzzetim ve Şanıma yemin olsun ki, senden daha üstün bir varlık yaratmadım. Seninle alır, seninle veririm!.. dedi.”35

Yine, aklın yaratılışı ve akılla Allah arasında geçen diyalogu içeren: “Yüce Allah aklı yarattığı zaman ona: Gel! dedi, o da geldi. Sonra: Git! dedi, o da gitti. Arkasından: İzzetim ve Şanıma yemin olsun ki, senden daha üstün bir varlık yaratmadım. Seninle alır, seninle veririm!.. dedi.” şeklindeki rivayetin de insan aklının fazileti ile ilgili olarak uydurulmuş olup hadis alimlerinin ittifakı ile uydurma kabul edildiğini savunmaktadır. (İbni Teymiyye, Ehadis’ul Kussas, 41; İbni Teymiyye, Mecma’ul Fetava, 18/122-123)

“Kim beni ve babam (atam) İbrahim’i(n kabrini) aynı yıl içerisinde ziyaret ederse cennete girer.”36

Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’den nakledilen: “Kim beni ve babam (atam) İbrahim’i(n kabrini) aynı yıl içerisinde ziyaret ederse cennete girer.” şeklindeki rivayetin yalan ve uydurma olduğunu belirten İbni Teymiyye, bu ve buna benzer rivayetlerin hiçbirisinin Buhari, Müslim, Ebu Davud, Nesai, Ahmed ibni Hanbel gibi güvenilir hadis alimleri tarafından rivayet edilmediğini; İmam Malik, Şafii, Ahmed ibni Hanbel, İshak ibni Rahuveyh, Ebu Hanife, Sevri, Evza’i, Evs ibni Sa’d gibi fıkıh alimlerinin de bu konudaki rivayetlere itimat etmediklerini kaydetmektedir. (İbni Teymiyye, Ehadis’ul Kussas, 61)37

İbni Teymiyye hadis alimlerinin çoğu tarafından zayıf, hatta uydurma kabul edilen bazı rivayetlerin Amed ibni Hanbel, Tirmizi gibi meşhur hadis alimlerince rivayet edildiğini, ancak bu durumun söz konusu rivayetlerdeki zayıflık ya da uydurmalığı gidermediğini de belirtir.

“Ben ilmin şehriyim, Ali onun kapısıdır.”38

İbni Teymiyye'nin bu kategoride değerlendirdiği bir rivayete göre Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem): “Ben ilmin şehriyim, Ali onun kapısıdır.” buyurmuştur. Bu rivayetin zayıf, hatta hadis alimlerinin çoğuna göre uydurma olduğunu belirten İbni Teymiyye, Tirmizi39 ve bazı alimler tarafından rivayet edilmiş olmasına rağmen bu haberin yalan olduğunu zikretmektedir. (İbni Teymiyye, Ehadis’ul Kussas, 54; İbni Teymiyye, Mecma’ul Fetava, 18/123)

“Kim ihlaslı bir şekilde kırk gün geçirirse, hikmet pınarları o kişinin kalbinden diline dökülür.”40

“Kim ihlaslı bir şekilde kırk gün geçirirse, hikmet pınarları o kişinin kalbinden diline dökülür.” şeklindeki rivayetin de Ahmed ibni Hanbel ve başkaları tarafından Mekhul’den mürsel olarak41; Yusuf ibni Atiyye es-Saffar – Sabit – Enes (radiyallahu anh) tarikiyle de müsned olarak rivayet edildiğini, ancak müsned rivayette bulunan Yusuf’un42 hadisiyle delil getirilemeyecek kadar zayıf bir ravi olduğunu belirtir. (İbni Teymiyye, Ehadis’ul Kussas, 75)

“Fakirler vasıtasıyla eller edininiz... Onların öyle bir güçleri vardır ki…”43

Fakirlikle ilgili olarak, “Fakirler vasıtasıyla eller edininiz.. Onların öyle bir güçleri vardır ki…” şeklindeki rivayet ile, “Fakirlik benim övüncümdür, onunla övünüyorum” şeklindeki rivayetlerin yalan olduğunu ve bu rivayetler hakkında meşhur İslami eserlerde hiçbir bilgi bulunmadığını kaydeder. (İbni Teymiyye, Ehadis’ul Kussas, 48-49; İbni Teymiyye, Mecma’ul Fetava, 18/123)

“Fakirlik benim övüncümdür, onunla övünüyorum.”44

İbni Teymiyye ikinci rivayetle ilgili olarak ayrıca şu değerlendirmeyi de yapmaktadır:

“Bu rivayet yalan ve uydurmadır. Hadis alimlerinden hiçbirisi bunu Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’den rivayet etmemiştir. Manası da batıldır. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) hiçbir şeyle övünmemiş, aksine: “Ben ademoğlunun efendisiyim. Ancak bunda övünülecek bir şey yoktur.”45 buyurmuştur.” (İbni Teymiyye, Ehadis’ul Kussas, 48-49; İbni Teymiyye, Mecma’ul Fetava, 18/123)

İslami eserlerde bulunmadığı, ya da hadis alimleri tarafından nakledilmediği gerekçesiyle reddettiği diğer rivayetlerin bir kısmı da şöyledir:

“İbrahim (aleyhi selam)’dan rivayet edildiğine göre o, Ka’be inşa edilirken, inşaatın her aşamasında (her rüknünde) bin rekat namaz kılmış, Allah da ona şöyle vahyetmiştir: Ey İbrahim! Bir acı doyurman, yahut bir çıplağı giydirmen (setr-i avret) bundan daha hayırlıdır.”46 (İbni Teymiyye, Ehadis’ul Kussas, 72; İbni Teymiyye, Mecma’ul Fetava, 18/126)

“İbrahim (aleyhi selam) ve ben birlikte zikredildiğimiz zaman önce ona sonra bana salatü selam getirin. Ben ve diğer peygamberler zikredildiğinde ise önce bana sonra onlara selatü selam getirin.”47

İbrahim peygamberle ilgili bir başka rivayette ise Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’in şöyle dediği nakledilmektedir: “İbrahim (aleyhi selam) ve ben birlikte zikredildiğimiz zaman önce ona sonra bana salatü selam getirin. Ben ve diğer peygamberler zikredildiğinde ise önce bana sonra onlara selatü selam getirin.”

İbni Teymiyye bu rivayetin de Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’e ait olmadığını, müslüman alimlerin kitaplarında yer almadığını ve hiçbir hadis alimi tarafından da nakledilmediğini ifade etmektedir. (İbni Teymiyye, Ehadis’ul Kussas, 73; Mecma’ul Fetava, 18/380)

“Kim kardeşine Allah’ın kitabından bir ayet öğretirse, onu azad etme yetkisine sahip olur.”48

“Kim kardeşine Allah’ın kitabından bir ayet öğretirse, onu azad etme yetkisine sahip olur.” şeklindeki rivayet de yine hadis alimlerin kitaplarında yer almadığı gerekçesiyle kabul edilmeyen ve yalan olduğu ifade edilen rivayetler arasında yer almaktadır. (İbni Teymiyye, Ehadis’ul Kussas, 86; İbni Teymiyye, Mecma’ul Fetava, 18/126)

“Abdest alan kimseye kim bir ibrik su verirse, sanki ona üzerine binip Allah yolunda cihad edeceği eğerli bir at vermiş olur.”49 (İbni Teymiyye, Ehadis’ul Kussas, 103; İbni Teymiyye, Mecma’ul Fetava, 18/383)

İbni Teymiyye’nin meşhur İslami eserlerde, hakkında hiçbir bilgi bulunmadığı gerekçesiyle reddettiği başka bir rivayet de şöyledir: “Abdest alan kimseye kim bir ibrik su verirse, sanki ona üzerine binip Allah yolunda cihad edeceği eğerli bir at vermiş olur.”

İslam garib olarak başladı ve başladığı gibi garib olarak dönecek. Garib olanlara ne mutlu!”50

Yukarıda verdiğimiz örneklerde İbni Teymiyye bu rivayetlerin meşhur İslami eserlerde bulunmadığını, ya da bu eserlerde söz konusu rivayetlerle ilgili bir bilgiye rastlamadığını ifade etmekte, böylece bunların Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’e ait olmadığını söylemektedir. Bunun yanında ele aldığı rivayetlerin bazılarının Sahih hadis kaynaklarında bulunduğunu ve dolayısıyla bu tür rivayetlerin Sahih olduğuna da işaret eder. “İslam garib olarak başladı ve başladığı gibi garib olarak dönecek. Garib olanlara ne mutlu!” şeklindeki rivayetin Sahih olduğunu belirttikten sonra bu rivayetin Müslim tarafından Sahihi’nde rivayet edildiğini, diğer hadis alimleri tarafından daha birçok tarikten nakledilmiş olduğunu belirtmektedir. (İbni Teymiyye, Ehadis’ul Kussas, 107)

İbni Teymiyye söz konusu eserindeki rivayetleri senetleri açısından da değerlendirmeye tabi tutmuş, sabit bir senedi olmayan rivayetleri çoğu yerde reddetmiştir. Bu gibi durumlarda rivayetin aynı lafızla kaynaklarda yer alıp almadığına dikkat çekmiş, anlam olarak yakın olan rivayetlere de değinmiştir.

“Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) mescitte ayaklarını uzatmış, Allah da ona: Ey Muhammed! Sen Aişe’nin evinde değilsin. diye vahyetmiştir.”

Bilindiği üzere mescitler, mescitlerde bulunmanın fazileti vb., konular uydurma ve zayıf rivayetlerin çokça bulunduğu konulardır. İbni Teymiyye’nin bu eserinde bu tür bir iki rivayet bulunmaktadır. Bunlardan birine göre Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) mescitte ayaklarını uzatmış, Allah da ona: ‘Ey Muhammed! Sen Aişe’nin evinde değilsin.” diye vahyetmiştir. Mana itibariyle akıl dışı olan bu sözle ilgili olarak müellif, bu sözün isnadının bilinmediğini kaydetmiştir. (İbni Teymiyye, Ehadis’ul Kussas, 128)

“Cennet annelerin ayakları altındadır.”51

Kıssacılar ve vaizler tarafından çokça zikredilen, halk arasında da Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’in sözü olduğu hususunda yaygın bir kanaat bulunan: “Cennet annelerin ayakları altındadır.” rivayetinin anlamını, “annelere tevazu göstermek, cennete girme sebeplerinden biridir” şeklinde açıklayan İbni Teymiyye, bu rivayetin lafız olarak Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’e ait sabit bir senedinin olmadığını kaydetmektedir. (İbni Teymiyye, Ehadis’ul Kussas, 122)

“Baba, Cennet kapılarının ortasıdır. İster bu kapıyı yık, ister koru.”52

Bu konuda İbni Ömer (radiyallahu anhuma ecmain)’in Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’den: “Baba, Cennet kapılarının ortasıdır. İster bu kapıyı yık, ister koru.” şeklinde bir hadis naklettiğini ifade eden İbni Teymiyye,

Mu’aviye ibni Cahime es-Sülemi Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’e gelip: “Ey Allah’ın Elçisi! Savaşa katılmak istiyorum. Bunu seninle istişare etmek için geldim.” demiş, Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) ona: “Senin annen yok mu!?” demiş, onun: “Evet var.” sözü üzerine de Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle demiştir: “Öyleyse onunla ilgilen. Şüphesiz Cennet onun ayakları altındadır.”

yine bu konuyla ilgili olarak Mu’aviye ibni Cahime es-Sülemi’nin Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’e gelip: “Ey Allah’ın Elçisi! Savaşa katılmak istiyorum. Bunu seninle istişare etmek için geldim.” demesi üzerine ona Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’in: “Senin annen yok mu!?” dediği, onun: “Evet var.” sözü üzerine de Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’in: “Öyleyse onunla ilgilen. Şüphesiz Cennet onun ayakları altındadır.” buyurduğu ve Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’in değişik yerlerde bunu ikinci, üçüncü kez söylediğinin de kaynaklarda yer aldığını53 belirten İbni Teymiyye, bu hadislerle söz konusu rivayet arasında anlam bakımından uygunluk olsa da metin açısından farklılık olduğunu belirtmektedir. (İbni Teymiyye, Ehadis’ul Kussas, 122)

“Ben bilinmeyen bir hazine idim. Bilinmek istedim ve insanları yarattım ve onlara Kendimi tanıttım. Onlar da Beni tanıdılar.”54

“Ben bilinmeyen bir hazine idim. Bilinmek istedim ve insanları yarattım ve onlara Kendimi tanıttım. Onlar da Beni tanıdılar.” şeklindeki rivayetin Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’in sözü olmadığını, Sahih ya da zayıf bir senedinin de bulunmadığını kaydeder. (İbni Teymiyye, Ehadis’ul Kussas, 35; İbni Teymiyye, Mecma’ul Fetava, 18/122)

“Kim bir mescitte bir kandil yakarsa, bu mescitte o kandilden bir ışık  parçası kaldığı müddetçe melekler ve hamel-i arş o kimse için istiğfarda bulunurlar.”55

“Kim bir mescitte bir kandil yakarsa, bu mescitte o kandilden bir ışık  parçası kaldığı müddetçe melekler ve hamel-i arş o kimse için istiğfarda bulunurlar.” şeklindeki rivayetin ise isnadının bulunmadığını, ancak mevzu olarak da bilinmediğini zikreder. (İbni Teymiyye, Ehadis’ul Kussas, 126; İbni Teymiyye, Mecma’ul Fetava, 18/128)

“Rabbim beni terbiye etti. O’nun terbiye etmesi ne güzeldir.”56

İbni Teymiyye'ye göre, bazı rivayetlerin sabit bir isnadı bulunmadığı halde manası Sahih olabilmektedir. Nitekim: “Rabbim beni terbiye etti. O’nun terbiye etmesi ne güzeldir.” şeklindeki rivayetin, bilinen sabit bir isnadı olmamasına karşılık manasının Sahih olduğunu belirtir. (İbni Teymiyye, Ehadis’ul Kussas, 27; İbni Teymiyye, Mecma’ul Fetava, 18/375)

“Allah’ım! Beni miskin olarak yaşat, miskin olarak öldür ve miskinlerle birlikte dirilt.”57

“Allah’ım! Beni miskin olarak yaşat, miskin olarak öldür ve miskinlerle birlikte dirilt.” şeklindeki rivayetin nakledilmiş olmakla birlikte zayıf olduğunu ve sabit olmadığını kaydeder. “Miskin olarak yaşat”ın manasının, “Beni huşu sahibi ve mütevazi olarak yaşat.” demek olduğunu da açıklar, ancak böyle rivayetin senedinin sabit olmadığını belirtir. (İbni Teymiyye, Ehadis’ul Kussas, 94; İbni Teymiyye, Mecma’ul Fetava, 18/382)

“Dünya mü’min kişinin adımıdır.”58

“Dünya mü’min kişinin adımıdır.” şeklindeki rivayetin ise gerek Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’e gerekse selef-halef alimlerden herhangi birine ait bir senedinin bilinmediğini kaydeder. (İbni Teymiyye, Ehadis’ul Kussas, 46)

İbni Teymiyye bazı rivayetlerin sened ve metinleri hakkında hiç bilgi vermemiş, sadece o rivayetin Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) sözü olarak bilinmediğine dikkat çekmiştir. Bu rivayetlerden bazıları şöyledir:

“Mü’min, bir dağın zirvesinde de bulunsa, Allah ona sıkıntı verecek birini, yahut bir şeytanı musallat eder.”59 (İbni Teymiyye, Ehadis’ul Kussas, 29; İbni Teymiyye, Mecma’ul Fetava, 18/375)

“Kim aç bir kimseyi doyurur, bir ayıbı örter (bir çıplağı giydirir)se ona Allah’ın Cennet’i vereceğine kefil olurum.”60 (İbni Teymiyye, Ehadis’ul Kussas, 77)

“Fitneyi kerih görmeyin. Zira fitnede münafıkların hasadı vardır.”61 (İbni Teymiyye, Ehadis’ul Kussas, 80; İbni Teymiyye, Mecma’ul Fetava, 18/126)

“Ben Arabdanım, ancak Arablar benden değildir.” (İbni Teymiyye, Ehadis’ul Kussas, 93; İbni Teymiyye, Mecma’ul Fetava, 18/382)

“Ey Ali! Demirden iki nalin (ayakkabı) edin ve onları Allah yolunda eskit.”63 (İbni Teymiyye, Ehadis’ul Kussas, 97; İbni Teymiyye, Mecma’ul Fetava, 18/382)

“Allah şöyle buyuruyor: Bana niyetlerinizle geliniz, amellerinizle değil.”  (İbni Teymiyye, Ehadis’ul Kussas, 101)

“Ashabım ileride öyle bir fitneye düşecek ki, hem katil hem de maktul cennetlik olacak.” (İbni Teymiyye, Ehadis’ul Kussas, 108; İbni Teymiyye, Mecma’ul Fetava, 18/383)

“Kim bir köpeğin korumasında gecelerse, Allah’ın gazabı altında gecelemiş olur.”64 (İbni Teymiyye, Ehadis’ul Kussas, 120; İbni Teymiyye, Mecma’ul Fetava, 18/384)

Yine “Kim bir köpeğin korumasında gecelerse, Allah’ın gazabı altında gecelemiş olur.” şeklindeki rivayet

“kadınlara, cima anında kocalarına cilve yapmalarının emredildiği rivayetler”

ile kadınlara, cima anında kocalarına cilve yapmalarının emredildiği rivayetler de bu cümledendir. (İbni Teymiyye, Ehadis’ul Kussas, 121; İbni Teymiyye, Mecma’ul Fetava, 18/384)

“Kim bir kalp kırarsa, iyileştirmek de ona düşer.”65

“Kim bir kalp kırarsa, iyileştirmek de ona düşer.” şeklindeki rivayeti bir edep ilkesi olarak gören İbni Teymiyye, rivayetin bu lafızla Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’in sözü olarak bilinmediğini vurguladıktan sonra, manası Sahih olmakla birlikte Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’e ait olmayan çok sayıda bu tür sözün bulunduğunu, ancak bunları söylemediği halde Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) söyledi demenin de mümkün olmadığını eklemektedir. (İbni Teymiyye, Ehadis’ul Kussas, 124; İbni Teymiyye, Mecma’ul Fetava, 18/384-385)

İbni Teymiyye, kıssacılar tarafından Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’e atfedilen bir kısım rivayetlerin ise Peygamber sözü olmayıp, selef alimlerine ait sözler olduğuna işaret etmektedir. Bu tür sözlerin sahiplerinin kimler olduğu konusunda çoğunlukla açıklama yapmayan İbni Teymiyye, “insanlardan birinin sözü”, “selef alimlerinden birinin sözü” gibi genel ifadeler kullanmaktadır.

“Mü’min için Rabbine kavuşmadıkça rahat yoktur.”66 (İbni Teymiyye, Ehadis’ul Kussas, 40)

“Kavmi içinde şeyhin konumu, ümmeti içinde nebinin konumu gibidir.”67 (İbni Teymiyye, Ehadis’ul Kussas, 66)

“Ebrar’ın iyilikleri, mukarrebunun kötülükleri gibidir.” (İbni Teymiyye, Ehadis’ul Kussas, 40; İbni Teymiyye, Mecma’ul Fetava, 18/383)

“Ebrar’ın iyilikleri, mukarrebunun kötülükleri gibidir.” gibi rivayetlerin Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’in sözü olmayıp selef alimlerine ait olduğunu zikreder. Bununla birlikte söz konusu rivayetlerin isnad edildiği alimin kim olduğuna işaret ettiği istisnai rivayetlere de rastlamak mümkündür.

“Dünya sevgisi her hatanın başıdır.”68

“Dünya sevgisi her hatanın başıdır.” şeklindeki rivayetin, Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’e ait bilinen bir senedinin olmamakla birlikte Cündüb ibni Abdullah el-Beceli’ye aid olduğunun bilindiğini ifade etmektedir. (İbni Teymiyye, Ehadis’ul Kussas, 44; İbni Teymiyye, Mecma’ul Fetava, 18/123)

“Mü’minin korkusu ve ümidi tartılacak olsaydı, mutlaka denk gelirdi.”69

“Mü’minin korkusu ve ümidi tartılacak olsaydı, mutlaka denk gelirdi.” şeklindeki rivayetin ise yine seleften birine ait olduğunu ifade ettikten sonra, bu sözün sıhhatiyle ilgili olarak da “bu Sahih bir sözdür” ilavesinde bulunur. (İbni Teymiyye, Ehadis’ul Kussas, 67; İbni Teymiyye, Mecma’ul Fetava, 18/380)

Bu husus bize Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’e ait olarak nakledilen rivayetlerin, herhangi bir alime ait Sahih bir söz olabileceğini ve dolayısıyla bu tür rivayetler için uydurma hükmünün verilmesinin doğru olmayacağını göstermesi açısından da önem arz etmektedir.

Burada İbni Teymiyye’nin hakkında zayıf ya da Sahih şeklinde hüküm vermediği bazı rivayetlerin de bulunduğunu ifade etmekte yarar görmekteyiz. Bu tür rivayetleri daha çok “nakledilen” veya “nakledilmeyen” şeklinde bir tasnife tabi tutmuş olan müellif, nakledildiğini ifade ettiği rivayetlerin nerede kaydedildiklerine ise genellikle işaret etmemiştir. (İbni Teymiyye, Ehadis’ul Kussas, 84-85)


Dipnotlar:


Alıntı
1- “İBN TEYMİYE’NİN EHÂDÎSİ’L-KUSSÂS ADLI ESERİ ÇERÇEVESİNDE RİVAYETLERİ KABUL VE RED KRİTERLERİ” başlıklı bir makaleden düzenlenerek alıntılanmıştır.

2- İbni Arrak, Tenzih'üş Şeri’a, 1/320; Fetteni, Tezkirat’ül Mevzu’at, 92; Aliyy’ul Kari, el-Esrar'ül Merfu’a, 218; Acluni, Keşf’ul Hafa, 1/444

3- Eserin muhakkiki, bu rivayetin, diğer yazma nüshada “Şeyh’ul İslam’ın: “Allah kendisine ortak koşanları bağışlamaz.” (en-Nisa 4/48; en-Nisa 4/116) ayetine muhalif olduğu gerekçesiyle hadisi yalanlaması” başlığı altında ele alındığını açıklamaktadır. (İbni Teymiyye, Ehadis’ul Kussas, 81, dipnot: #1)

4- Buhari, Fedail’ul Ashab, 5 (4/195); Müslim, Fedail’us Sahabe, 221 (2/1967)

5- İbni Teymiyye, Minhacü Sünnet’in Nebeviyye, 4/469. Ayrıca bkz. İbni Teymiyye, es-Sarim’ul Meslul, 3/1082

6- Sehavi, İbni Hacer’in bu rivayet hakkında “uydurma bir yalandır” dediğini kaydettikten sonra, Zerkeşi, bazı hadis alimlerinin, böyle bir metnin Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’e aidiyetinin bilinmediğini söylediklerini ifade etmekte, daha sonra da bu rivayetle ilgili İbni Teymiyye’nin izahlarını aynen sunmaktadır (et-Tezkira, 189)

Ayrıca bkz. Sehavi, el-Mekasıd, 98; Suyuti, ed-Dürer’ül Müntesira, 39; İbni Deyba, Temyiz’üt Tayyib, 36; İbni Arrak, Tenzih’üş Şeri’a, 2/402

7- Buhari, Meğazi, 74 (5/121); Müslim, Fedail’üs Sahabe, 167 (2/1944, #2500)

8- Ahmed, Müsned, 1/115; Tirmizi, Menakıb, 21 (6/635); İbni Hibban, Sahih, 11/229; Hakim, Müstedrek, 3/130; Beyheki, Sünen, 8/5-6

9- Ahmed, Müsned, 4/172; Tirmizi, Menakıb, 31 (5/658); İbni Mace, Mukaddime, 11 (1/51); İbni Hibban, Sahih, 16/428; Taberani, Mu’cem’ul Kebir, 3/32-33; 22/273-274; Hakim, Müstedrek, 3/194

10- Geniş bilgi için bkz: İbni Teymiyye, Mecma’ul Fetava, 11/72-73

11- İbni Teymiyye, Mecma’ul Fetava, 11/ 72

12- Bu ve yakın metinlerle nakledilen rivayetlerin batıl olduğu ile ilgili olarak bkz. Sehavi, el-Mekasıd, 16; Acluni, Keşf’ul Hafa, 1/37-38

13- Sehavi “Rızkı nikahla isteyiniz (arayınız)!..” şeklinde bir rivayete yer vermekte ve rivayetle ilgili değerlendirmelerde bulunmaktadır. Birçok kişi tarafından hadis olarak nakledilen bu rivayetin hadis olarak aslının bulunmadığı, zayıf ya da kuvvetli bir senedinin de olmadığı kaydedilmiştir. (el-Mekasıd’ul Hasene, 82-83)

Ayrıca bkz. Derviş el-Hut, Esn’al Metalib, 70; Suyuti, ed-Dürer’ul Müntesira, 165; Zerkeşi, et-Tezkira, 1/103; Acluni, Keşf’ul Hafa, 1/303

14- Bu rivayeti Hakim Müstedrek’ine almış ve ravilerinin Ebu Sa’id el-Makburi ailesine mensup Medineliler olduğunu belirtmiştir. (Hakim, Müstedrek, 2/4). Zehebi: “bu rivayetin uydurma; Allah’a en sevimli yerin de Mekke olduğu hususunun sabit olduğunu” belirtmiş, ayrıca Sa’id el-Makburi’nin de güvenilir olmadığını kaydetmiştir. (Zehebi, Telhis, 2/4) İbni Abd’il Berr’in, bu rivayetin münker ve uydurma olduğu hususunda ilim adamlarının ittifak etmiş olduğunu söylediği, İbni Hazm’ın da bu rivayeti, dayanağı olmayan ancak Muhammed ibn’ul Hasan ibni Zübale tarafından nakledilen mürsel bir rivayet olarak gördüğü de kaydedilmiştir. (Sehavi, el-Mekasıd, 89; Acluni, Keşf’ul Hafa, 1/186)

Bu rivayet için ayrıca bkz. Zerkeşi, et-Tezkira, 171; İbni Deyba, Temyizü’t Tayyib, 33; İbni Tulun, eş-Şezera, 1/121; Fetteni, Tezkirat’ul Mevzu’at, 59; Derviş el-Hut, Esn’al Metalib, 72

15- Tirmizi, Menakıb, 69 (5/722)

16- İbni Mace, Menasik, 103 (2/1037, #3108); İbni Hibban, Sahih, 9/22

17- Tirmizi, Menakıb, 69 (5/722)

18- İbni Teymiyye, Mecma’ul Fetava, 27/36

19- İbni Hibban (Sahih, 2/319) ve Hakim (el-Müsdrek, 1/131) İbni Abbas (radiyallahu anhuma ecmain)’den; Taberani (el-Mu’cem’ul Vasit, 9/16) de İbn’ul Mübarek’ten merfu olarak nakletmişlerdir. İbni Hibban bu rivayetin İbn’ul Mübarek’in kitabında merfu olarak yer almadığını kaydetmekte, Hakim de bu rivayetin Buhari’nin şartlarına göre Sahih olduğunu ancak hem Buhari hem de Müslim tarafından eserlerine alınmadığını belirtmektedir. Zehebi de Telhis’de (1/131) bu görüşe katılmaktadır.

Bu rivayetle ilgili değerlendirmeler için ayrıca bkz. İbni Adiyy, el-Kamil, 2/77; Heysemi, Mecma’uz Zevaid, 8/15, Sehavi, el-Mekasıd, 244; Acluni, Keşf’ul Hafa, 1/284-285

20- Buhari, Diyat, 22 (8/42); Müslim, Kasame, 1-6 (2/1291-1293); Ebu Davud, Diyat, 8 (4/655)

21- İbni Ebi Şeybe, Musannef, 1/301; Müslim, Mesacid, 291 (1/465); Ebu Davud, Salat, 61 (1/390); Tirmizi, Salat, 174 (1/459); İbni Mace, İkamet’us Salat, 46 (1/313-314); Beyheki, Sünen, 3/119

22- Suyuti, “böyle bir hadis bilinmiyor.” (ed-Dürer’ul Müntesira, s. 383), Sehavi de “bu rivayetin aslını bulamadım.” (el-Mekasıd, 406) demiştir.

Ayrıca bkz.. İbni Deyba, Temyiz’üt Tayyib, 164; Aliyy’ul Kari, el-Esrar’ul Merfu’a, 325; Aliyy’ul Kari, el-Masnu, 184; Derviş el-Hut, Esn’al Metalib, 288

23- Buhari, Nikah, 15 (6/123); Müslim, Rada’, 53 (2/1086); Ebu Davud, Nikah, 2 (2/539, #2047); Nesai, Nikah, 4 (13Vı, 68); İbni Mace, Nikah, 6 (1/597)

24- Bu rivayete aynı metinle başka bir kaynakta rastlayamadık.

25- Buhari, Salat, 60 (1/114); Müslim, Salat’ul Müsafirin, 69, 70 (1/495, #714); Tirmizi, Ebvab’us Salat, 235 (2/129); İbni Mace, İkamet’us Salat, 57 (1/323, #1012)

26- Buhari, Cum’a, 33 (1/223); Müslim, Cum’a, 54-58 (1/596, #875); Tirmizi, Ebvab’us Salat, 367 (2/384-386); Ebu Davud, Salat, 237 (1/697)

27- İbni Teymiyye, Mecma’ul Fetava, 2/216; 5/170; 6/579; 11/54, 79, 168; 18/376

28- Sehavi, el-Mekasıd, 292; Suyuti, Zeyl’ul Leali, 203; İbni Deyba, Temyiz’üt Tayyib, 110; İbni Tulun, eş-Şezra, 1/402; İbni Arrak, Tenzih’üş Şeri’a, 2/267; Fetteni, Tezkirat’ul Mevzu’at, 152; Aliyy’ul Kari, el-Esrar’ul Merfu’a, 248; Acluni, Keşf’ul Hafa, 2/73; Derviş el-Hut, Esn’al Metalib, 208

29- İbni Kayyım el-Cevziyye, el-Menar’ul Münif, 140; Zerkeşi, et-Tezkira, 190; Sehavi, el-Mekasıd, 401; Suyuti, ed-Dürer’ul Müntesira, 378; İbni Deyba, Temyiz’üt Tayyib, 16; İbni Tulun, eş-Şezra, 2/151; İbni Arrak, Tenzih’üş Şeri’a, 2/267; Fetteni, Tezkirat’ul Mevzu’at, 144; Aliyy’ul Kari, el-Esrar’ul Merfu’a, 319; Aliyy’ul Kari, el-Masnu, 181; Acluni, Keşf’ul Hafa, 2/230, 231; Şevkani, el-Fevaid’ul Mecmu’a, 158; Derviş el-Hut, Esn’al Metalib, 284

30- İbni Teymiyye, Mecma’ul Fetava, 18/381; İbni Teymiyye, Mecma’ul Fetava, 32/207

31- Iraki, bu rivayetin aslının olmadığını belirtmiştir. (Iraki, el-Muğni -İhya birlikte basım-, 3/15)

Ayrıca bkz. Zerkeşi, et-Tezkira, 135; Sehavi, el-Mekasıd, 373; Suyuti, ed-Dürer’ul Müntesira, 362; Zebidi, Temyiz’ut Tayyib, 150; İbni Arrak, Tenzih’üş Şeri’a, 1/148; Fetteni, et-Tezkirat’ul Mevzu’at, 30; Aliyy’ul Kari, el-Esrar’ul Merfu’a, 321; Derviş el-Hut, Esn’al Metalib, 274

32- Zerkeşi, et-Tezkira, 136; Sehavi, el-Mekasıd, 308; Suyuti, ed-Dürer’ul Müntesira, 316; Zebidi, Temyiz’ut Tayyib, 117; İbni Arrak, Tenzih’üş Şeri’a, 1/184; Fetteni, Tezkirat’ul Mevzu’at, 30; Aliyy’ul Kari, el-Esrar’ul Merfu’a, 228; Acluni, Keşf’ul Hafa, 2/99; Derviş el-Hut, Esn’al Metalib, 227

33- Zerkeşi, et-Tezkira, 213; Sehavi, el-Mekasıd, 333; Suyuti, ed-Dürer’ul Müntesira, 482

Ebu Tahir el-Makdisi ve Sühreverdi’nin Enes (radiyallahu anh)’dan naklettikleri söz konusu “iki beytin Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) huzurunda okunduğu, bunun üzerine Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) ve Ashabının vecde geldiği, Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’in omuzlarından cübbesinin düştüğü, bu cübbenin parçalara ayrıldığı…” şeklinde devam eden rivayetin Ammar ibni İshak tarafından uydurulmuş olduğu da ifade edilmiştir. (İbni Arrak, Tenzih’üş Şeri’a, 2/233; Fetteni, Tezkirat’ul Mevzu’at, 197-198; Acluni, Keşf’ul Hafa, 2/141

34- İbni Teymiyye, Mecma’ul Fetava, 11/168

35- İbn’ul Cevzi, Kitab’ul Mevzu’at, 1/174; Zerkeşi, et-Tezkira, 189; Sehavi, el-Mekasıd, 233; Suyuti, ed-Dürer’ul Müntesira, 343; Suyuti, el-Leali, 1/129; İbni Arrak, Tenzih’üş Şeri’a, 1/203; Fetteni, Tezkirat’ul Mevzu’at, 24; Aliyy’ul Kari, el-Esrar’ul Merfu’a, 143; Acluni, Keşf’ul Hafa, 1/263; Derviş el-Hut, Esn’al Metalib, 80

36- Zerkeşi, et-Tezkira, 172; Sehavi, el-Mekasıd, 413; Suyuti, ed-Dürer’ul Müntesira, 388; İbni Arrak, Tenzih’üş Şeri’a, 2/167; Fetteni, Tezkirat’ul Mevzu’at, 76; Aliyy’ul Kari, el-Esrar’ul Merfu’a, 331; Acluni, Keşf’ul Hafa, 2/251; Derviş el-Hut, Esn’al Metalib, 293

37- İbni Teymiyye, Mecma’ul Fetava, 18/125, 378; İbni Teymiyye, Mecma’ul Fetava, 24/357; İbni Teymiyye, Mecma’ul Fetava, 26/149; 380; İbni Teymiyye, Mecma’ul Fetava, 27/35, 165, 185

38- Taberani, Mu’cem’ul Kebir, 11/65; Hakim, Müstedrek, 3/137

Bu rivayetin zayıf ya da mevzu olduğu ile ilgili olarak bkz. Ukayli, ed-Du’afa, 3/149; İbni Adiyy, Kamil, 4/5; Zehebi, Mizan’ul İ’tidal, 2/145; İbni Hacer, Lisan’ul Mizan, 1/179, 197, 422, 432; Sehavi, el-Mekasıd, 97; Acluni, Keşf’ul Hafa, 1/203

39- Tirmizi’de (Menakıb, 21 V, 637): “Ben hikmet yurduyum, Ali de onun kapısıdır.” şeklindedir. Tirmizi bu hadisin "garip ve münker" olduğunu belirtmiştir.

40- Deylemi, el-Firdevs, 3/564; Kuda’i, Müsned’uş Şihab, 1/285

Rivayetlerle ilgili değerlendirmeler için bkz. İbni Adiyy, Kamil, 5/307; Zehebi, Mizan, 4/413; İbni Hacer, Lisan’ul Mizan, 4/70; Sehavi, el-Mekasıd, 395; Acluni, Keşf’ul Hafa, 2/224

41- Ebu Nu’aym, Hilyet’ul Evliya, 10/70

42- Buhari, et-Tarih’ul Kebir, 8/387; Ukayli, Du’afa, 4/155; İbni Adiyy, Kamil, 7/153; Zehebi, Mizan’ul İ’tidal, 7/301; İbni Hacer, Lisan’ul Mizan, 7/447

43- İbni Kayyım el-Cevziyye, el-Menar’ul Münif, 140; Sehavi, el-Mekasıd, 16; İbni Deyba, Temyiz’üt Tayyib, 8; İbni Tulun, eş-Şezra, 1/16; Aliyy’ul Kari, el-Esrar’ul Merfu’a, 7, 473; Trablusi, el-Keşf’ul İlahi, 167; Acluni, Keşf’ul Hafa, 1/37; Derviş el-Hut, Esn’al Metalib, 28

44- Sehavi, el-Mekasıd, 300; İbni Deyba, et-Temyiz’ut Tayyib, 113; İbni Tulun, eş-Şezra, 2/9; Fetteni, Tezkirat’ul Mevzu’at, 178; Aliyy’ul Kari, el-Esrar’ul Merfu’a, 254; Aliyy’ul Kari, el-Masnu, 128; Acluni, Keşf’ul Hafa, 2/87; Derviş el-Hut, Esn’al Metalib, 217

45- Ahmed, Müsned, 1/281, 285; 3/2; Tirmizi, Tefsir’ul Kur’an, 18 (5/308); İbni Mace, Zühd, 37 (2/1440)

46- Suyuti, Zeyl’ul Leali, 203; İbni Arrak, Tenzih’üş Şeri’a, 2/144; Fetteni, Tezkirat’ul Mevzu’at, 67; Şevkani, el-Fevaid’ul Mecmu’a, 82; el-Medeni, Tahzir’ul Müslimin, 87

47- Suyuti, Zeyl’ul Leali, 203; İbni Arrak, Tenzih’üş Şeri’a, 1/341; Fetteni, Tezkirat’ul Mevzu’at, 90; Medeni, Tahzir’ul Müslimin, 87-88; Şevkani, el-Fevaid’ul Mecmu’a, 329

48- İbni Arrak, Tenzih’üş Şeri’a, 1/284; Fetteni, Tezkirat’ul Mevzu’at, 18; Trablusi, el-Keşf’ul İlahi, 1/879; Şevkani, el-Fevaid’ul Mecmu’a, 283; Aliyy’ul Kari, el-Esrar’ul Merfu’a, 339; Aliyy’ul Kari, el-Masnu, 190

Benzer bir rivayet için bkz. Sehavi, el-Mekasıd, 421

49- Suyuti, Zeyl’ul Leali, 203; İbni Arrak, Tenzih’üş Şeri’a, 2/75; Fetteni, Tezkirat’ul Mevzu’at, 31; Aliyy’ul Kari, el-Esrar’ul Merfu’a, 340; Aliyy’ul Kari, el-Masnu, 190; Acluni, Keşf’ul Hafa, 2/270; Şevkani, el-Fevaid’ul Mecmu’a, 30; Derviş el-Hut, Esn’al Metalib, 302; Medeni, Tahzir’ul Müslimin, 87-88

50- Müslim, İman, 232 (1/130)

Ayrıca bkz. İbni Mace, Fiten, 15 (2/1319-1320); Ahmed, Müsned, 4/73

51- Hatib el-Bağdadi (el-Cami li Ahlak’ir Ravi, 2/231), Kuda’i (Müsned’uş Şihab, 1/102) ve Deylemi (el-Firdevs, 2/116) Enes (radiyallahu anh)’dan merfu olarak rivayet etmişler, ancak bu rivayetlerin senedinde bulunan Mansur ibni Muhacir ve Ebu’n Nadr el-Ebar’ın bilinmeyen kimseler olduğu, hadisin de münker olduğu belirtilmiş, İbni Abbas (radiyallahu anhuma ecmain)’den da merfu olarak nakletmiş, bu rivayetin zayıf kabul edildiği ifade edilmektedir. (Sehavi, el-Mekasıd, 176; Acluni, Keşf’ul Hafa, 1/335)

52- İbni Ebi Şeybe, Musannef, 5/218; İbni Mace, Edeb, 1 (2/1208); Tirmizi, el-Birr ve’s Sıla, 3 (4/311); Ahmed, Müsned, 6/445, 447, 451; İbni Hibban, Sahih, 2/168; Hakim, Müstedrek, 2/215; 4/168-169; Beyheki, Şu’ab’ul İman, 6/182-183

53- İbni Ebi Şeybe, Musannnef, 6/517; Beyheki, Sünen, 9/26; Hakim, el-Müstedrek, 4/167

54- Zerkeşi, et-Tezkira, 136; Sehavi, el-Mekasıd, 327; Suyuti, ed-Dürer’ul Müntesira, 329-330; İbni Deyba, Temyiz, 126; İbni Tulun, eş-Şezra, 2/51; İbni Arrak, Tenzih’üş Şeri’a, 1/147; Fetteni, Tezkirat’ul Mevzu’at, 11; Aliyy’ul Kari, el-Esrar’ul Merfu’a, 296; Aliyy’ul Kari, el-Masnu, 141; Acluni, Keşf’ul Hafa, 2/132; Trablusi, el-Keşf’ul İlahi, 2/708; Derviş el-Hut, Esn’al Metalib, 243; el-Yemeni, en-Nevafih, 264; el-Medeni, Tahzir’ul Müslimin, 147

55- Zerkeşi, et-Tezkira, 136; Sehavi, el-Mekasıd, 396-397; İbni Deyba, Temyiz’üt Tayyib, 159; İbni Tulun, eş-Şezra, 2/146; İbni Arrak, Tenzih’üş Şeri’a, 1/147; Fetteni, Tezkirat’ul Mevzu’at, 37; Şevkani, el-Fevaid’ul Mecmu’a, 80; Acluni, Keşf’ul Hafa, 2/226; el-Hut, Esn’al Metalib, 281

56- Zerkeşi, et-Tezkira, 160; Sehavi, el-Mekasıd, 29; Suyuti, ed-Dürer’ul Müntesira, 8; İbni Deyba, Temyiz’üt Tayyib, 12; İbni Tulun, eş-Şezra, 1/44; Fetteni, Tezkirat’ul Mevzu’at, 87; Şevkani, el-Fevaid’ul Mecmu’a, 327; Acluni, Keşf’ul Hafa, 1/70; Derviş el-Hut, Esn’al Metalib, 37

57- Tirmizi, Zühd, 37 (4/577); İbni Mace, Zühd, 7 (2/1381); Beyheki, Sünen, 7/12; Hakim, Müstedrek, 4/358
 
Ayrıca Bkz. İbn’ul Cevzi, el-Mevzu’at, 3/141-142; Zehebi, Mizan’ul İ’tidal, 7/420; Sehavi, el-Mekasıd, 84; Suyuti, el-Leali’ul Masnu’a, 2/324; İbni Deyba, Temyiz’üt Tayyib, 32; İbni Tulun, eş-Şezra, 1/116; İbni Arrak, Tenzih’üş Şeri’a, 2/304; Fetteni, Tezkirat’ul Mevzu’at, 59; Şevkani, el-Fevaid’ul Mecmu’a, 240; Acluni, Keşf’ul Hafa, 1/181; Derviş el-Hut, Esn’al Metalib, 81

58- İbni Arrak, Tenzih’üş Şeri’a, 2/402

59- Sehavi, el-Mekasıd, 384; İbni Deyba, Temyiz’üt Tayyib, 137; İbni Tulun, eş-Şezra, 2/774; Acluni, Keşf’ul Hafa, 2/162; Derviş el-Hut, Esn’al Metalib, 257

60- İbni Arrak, Tenzih’üş Şeri’a, 2/144; Fetteni, Tezkirat’ul Mevzu’at, 67; Şevkani, el-Fevaid’ul Mecmu’a, 82; el-Medeni, Tahzir’ul Müslimin, 88

61- Zerkeşi, et-Tezkira, 219; Sehavi, el-Mekasıd, 464; Suyuti, ed-Dürer’ul Müntesira, 445; Suyuti, Zeyl’ul Leali, 203; İbni Deyba, Temyiz’üt Tayyib, 219; İbni Tulun, eş-Şezra, 2/249; İbni Arrak, Tenzih’üş Şeri’a, 2/351; Fetteni, Tezkirat’ul Mevzu’at, 222; Aliyy’ul Kari, el-Esrar’ul Merfu’a, 365; Acluni, Keşf’ul Hafa, 2/359; el-Medeni, Tahzir’ul Müslimin, 164

62- Suyuti, Zeyl’ul Leali, 203; İbni Arrak, Tenzih’üş Şeri’a, 1/284; Aliyy’ul Kari, el-Masnu, 213; Acluni, Keşf’ul Hafa, 2/383; el-Medeni, Tahzir’ul Müslimin, 87

63- Suyuti, Zeyl’ul Leali, 203; İbni Arrak, Tenzih’üş Şeri’a, 2/317; Fetteni, Tezkirat’ul Mevzu’at, 188; Şevkani, el-Fevaid’ul Mecmu’a, 250; el-Medeni, Tahzir’ul Müslimin, 87

64- Suyuti, Zeyl’ul Leali, 203; İbni Arrak, Tenzih’üş Şeri’a, 2/402; Fetteni, Tezkirat’ul Mevzu’at, 153; el-Medeni, Tahzir’ul Müslimin, 88

65- Suyuti, Zeyl’ul Leali, 203; İbni Arrak, Tenzih’üş Şeri’a, 2/402; Fetteni, Tezkirat’ul Mevzu’at, 153; el-Medeni, Tahzir’ul Müslimin, 88

66- Zerkeşi, et-Tezkira, 124; Sehavi, el-Mekasıd, 465; Suyuti, ed-Dürer’ul Müntesira, 446; İbni Deyba, Temyiz’üt Tayyib, 193; İbni Tulun, eş-Şezra, 2/251; Acluni, Keşf’ul Hafa, 2/362; el-Medeni, Tahzir’ul Müslimin, 165; Derviş el-Hut, Esn’al Metalib, 349

67- İbn’ul Cevzi, el-Mevzuat, 1/183; Zerkeşi, et-Tezkira, 190; Sehavi, el-Mekasıd, 257; Suyuti, ed-Dürer’ul Müntesira, 215; İbni Deyba, Temyiz’üt Tayyib, 95; İbni Tulun, eş-Şezra, 1/352; İbni Arrak, Tenzih’üş Şeri’a, 207; Fetteni, Tezkirat’ul Mevzu’at, 20; Aliyy’ul Kari, el-Esrar’ul Merfu’a, 253; Acluni, Keşf’ul Hafa, 2/17; Derviş el-Hut, Esn’al Metalib, 18

68- Zerkeşi, et-Tezkira, 122; Sehavi, el-Mekasıd, 182; Suyuti, ed-Dürer’ul Müntesira, 184; İbni Deyba, Temyiz’üt Tayyib, 67; Fetteni, Tezkirat’ul Mevzu’at, 173; Aliyy’ul Kari, el-Esrar’ul Merfu’a, 163; Acluni, Keşf’ul Hafa, 1/344-345; Derviş el-Hut, Esn’al Metalib, 126; el-Yemeni, en-Nevafih, 624; el-Medeni, Tahzir’ul Müslimin, 96

69- Zerkeşi, et-Tezkira, 136; Sehavi, el-Mekasıd, 349-350; Suyuti, ed-Dürer’ul Müntesira, 348; Suyuti, Zeyl’ul Leali, 203; İbni Deyba, Temyiz’üt Tayyib, 138; İbni Tulun, eş-Şezra, 2/84; İbni Arrak, Tenzih’üş Şeri’a, 2/402; Fetteni, Tezkirat’ul Mevzu’at, 11; Aliyy’ul Kari, el-Esrar’ul Merfu’a, 289; Aliyy’ul Kari, el-Masnu, 150; Acluni, Keşf’ul Hafa, 2/166; el-Yemeni, en-Nevafih, 281; Derviş el-Hut, Esn’al Metalib, 259; el-Medeni, Tahzir’ul Müslimin, 109
Kişinin Ehl'üs Sünnet, Ehl'ul Hadis, Ehl'ul Asar, Selefi olmasının alameti Sünnet'e ittiba etmesidir.

 

Related Topics

  Konu / Başlatan Yanıt Son İleti
0 Yanıt
2213 Gösterim
Son İleti 25.06.2015, 10:35
Gönderen: Uhey
0 Yanıt
2169 Gösterim
Son İleti 25.06.2015, 10:39
Gönderen: Uhey
0 Yanıt
1959 Gösterim
Son İleti 25.06.2015, 10:41
Gönderen: Uhey
3 Yanıt
3741 Gösterim
Son İleti 07.03.2016, 03:21
Gönderen: Uhey
0 Yanıt
3108 Gösterim
Son İleti 02.03.2016, 17:37
Gönderen: Uhey