Darultawhid

Gönderen Konu: YEMEN AHALİSİNE MEKTUP  (Okunma sayısı 2062 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Leys b. Sad

  • Ziyaretçi
YEMEN AHALİSİNE MEKTUP
« : 10.06.2015, 14:42 »


YEMEN AHALİSİNE MEKTUP




Şeyh Muhammed bin Abdilvehhab (rh.a)




Muhammed b. Abdilvehhab’ın, Yemen’in Sahibi (Lideri) el- Bekbeli’ye Göndermiş Olduğu Risalesi [1]


Kitabında Hakkı indiren, Kitabını akıl sahipleri için bir öğüt kılan, kullarından dilediğini doğruya ileten Allah’a hamd olsun, Doğup batan yıldızların, gökten boşalan sağanak yağmurun adedince Allah’ın salatı, selamı ve bereketi rasulu, nebisi ve yarattıklarının en seçkini olan Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem)’e onun ailesine, onun taraftarlarına ve Ashabının hepsinin üzerine olsun.

Abdul-Aziz b. Muhammed b. Suud ve Muhammed b. Abdilvehhab’tan Allah yolunda kardeşleri Ahmed b. Muhammed El-Adili El-Bekbeli’ye, Allah onu her türlü kötülükten korusun, ona sürekli kalacak olan salih ameller işlemeyi nasip etsin, onu her türlü beladan korusun, Allah onun iyi amellerini arttırsın ve kötü amellerini bağışlasın. Allah’ın selamı rahmeti ve bereketi üzerinize olsun. Bundan sonra:

Yazınız bize ulaştı. Gerek sorduğunuz sorular, gerekse daha sonradan sizin haberlerinize dair bize sonradan ulaşanlar, gerekse de bizim ne (tür bir yol) üzere olduğumuza ve insanları neye davet ettiğimize dair sorduklarınız bizleri sevindirmiştir. Bunun üzerine biz de sizin şüphelerinizi tafsilatlı açıklamalarla gidermek ve size delilleri ile birlikte racih olan kavli yani tercih edilen görüşü açıklamak istedik. Allah’tan sizleri ve bizleri en güzel yola ve menhece dâhil etmesini isteriz.

Dinden üzerinde olduğumuz şey, gerçekten İslam dininin kendisidir. Allah’u Teâlâ bunun hakkında şöyle buyurmuştur:


{وَمَنْ يَبْتَغِ غَيْرَ الإسْلامِ دِيناً فَلَنْ يُقْبَلَ مِنْهُ وَهُوَ فِي الآخِرَةِ مِنَ الْخَاسِرِينَ}

Kim İslâm’dan başka bir din ararsa, (bilsin ki o din) ondan kabul edilmeyecek ve o ahirette hüsrana uğrayanlardan olacaktır. (Al-i İmran 85)

İnsanları davet ettiğimiz mesele ise tevhittir. Tevhid hakkında Allah’u Teala peygamberine hitaben şöyle buyurmaktadır:


{قُلْ هَذِهِ سَبِيلِي أَدْعُو إِلَى اللَّهِ عَلَى بَصِيرَةٍ أَنَا وَمَنِ اتَّبَعَنِي وَسُبْحَانَ اللَّهِ وَمَا أَنَا مِنَ الْمُشْرِكِينَ}

De ki: -Bu, benim yolumdur; ben ve bana uyanlar basiretle Allah’a çağırırız. Allah’ı tenzih ederim. Ben asla müşriklerden değilim. (Yusuf 108)

{وَأَنَّ الْمَسَاجِدَ لِلَّهِ فَلا تَدْعُو مَعَ اللَّهِ أَحَداً}

Mescitler Allah’ındır. O halde Allah ile birlikte başkasına dua (ibadet) etmeyin. (Cin 18)

İnsanları nehyettiğimiz mesele ise Allah’a şirk koşmaktır.  Allah’u Teala şöyle buyurmaktadır:


{إِنَّهُ مَنْ يُشْرِكْ بِاللَّهِ فَقَدْ حَرَّمَ اللَّهُ عَلَيْهِ الْجَنَّةَ وَمَأْوَاهُ النَّارُ}

Kim Allah’a şirk koşarsa, Allah ona cenneti haram kılar, onun yeri cehennemdir. Zalimler için hiç bir yardımcı yoktur. (Maide 72)

Peygamberimiz ve onun kardeşleri (diğer peygamberler) şirkten münezzeh oldukları halde Allah’u Teala Peygamberine (Onun şahsında diğer insanları şirkten) sakındırma babından şöyle buyurmuştur:


{وَلَقَدْ أُوحِيَ إِلَيْكَ وَإِلَى الَّذِينَ مِنْ قَبْلِكَ لَئِنْ أَشْرَكْتَ لَيَحْبَطَنَّ عَمَلُكَ وَلَتَكُونَنَّ مِنَ الْخَاسِرِينَ بَلِ اللَّهَ فَاعْبُدْ وَكُنْ مِنَ الشَّاكِرِينَ}

Andolsun, sana ve senden önceki peygamberlere şöyle vahyedildi: “Eğer Allah’a ortak koşarsan elbette amelin boşa çıkar ve elbette ziyana uğrayanlardan olursun. Bilâkis Allah’a ibadet et ve şükredenlerden ol. (Zümer 65-66)

Bundan başka da (şirkten nehyetmeye delalet eden) birçok ayet vardır. Biz insanlarla Allah’u Teâlâ’nın emrettiği gibi bunun için savaşırız:


وَقَاتِلُوهُمْ حَتَّى لا تَكُونَ فِتْنَةٌ وَيَكُونَ الدِّينُ كُلُّهُ لِلَّهِ}

“Fitne Ortadan kalkıp din büsbütün Allah’ın oluncaya kadar onlarla savaşın” (Bakara 193-Enfal 39)

Fitneden kasıt şirktir. Allah’u Teâlâ başka bir ayette şöyle buyurmaktadır:


{فَاقْتُلُوا الْمُشْرِكِينَ حَيْثُ وَجَدْتُمُوهُمْ وَخُذُوهُمْ وَاحْصُرُوهُمْ وَاقْعُدُوا لَهُمْ كُلَّ مَرْصَدٍ فَإِنْ تَابُوا وَأَقَامُوا الصَّلاةَ وَآتَوُا الزَّكَاةَ فَخَلُّوا سَبِيلَهُمْ}

Müşrikleri bulduğunuz yerde öldürün; onları yakalayıp hapsedin; her gözetleme yerinde onları bekleyin. Eğer tevbe eder, namaz kılar ve zekat verirlerse yollarını serbest bırakın. (Tevbe 5)

Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) ise şöyle buyurmaktadır:


أُمِرْتُ أَنْ أُقَاتِلَ النَّاسَ حَتَّى يَشْهَدُوا أَنْ لاَ إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ، وَأَنَّ مُحَمَّدًا رَسُولُ اللَّهِ، وَيُقِيمُوا الصَّلاَةَ، وَيُؤْتُوا الزَّكَاةَ، فَإِذَا فَعَلُوا ذَلِكَ عَصَمُوا مِنِّي دِمَاءَهُمْ وَأَمْوَالَهُمْ إِلَّا بِحَقِّ الإِسْلاَمِ، وَحِسَابُهُمْ عَلَى اللَّهِ

“Allah’tan başka ilah olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın elçisi olduğuna şahitlik edinceye, namaz kılıncaya ve zekat verinceye kadar insanlarla savaşmakla emrolundum. Şayet bunu yaparlarsa İslam’ın hakkı hariç kanlarını ve mallarını benden korumuş olurlar, hesaplarını görmek ise Allah’a aittir.”[2]
 

Ayrıca Allahu Teala’nın şu kavli:


{فَاعْلَمْ أَنَّهُ لا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ}

Bil ki Allah’tan başka hiçbir ilâh yoktur. (Muhammed 19)

 Her türlü eksiklikten münezzeh olan Allah bu kelimeyi “kopmak bilmeyen sapasağlam bir kulp” ve “Takva kelimesi” olarak isimlendirdiği halde Tağutlar bu kelimeyi “Günah (Fucur kelimesi)” olarak isimlendirmişlerdir. Onlara göre her kim “La ilahe ilallah” derse kanı ve malını korumuş olur, hatta İslam’ın beş esasını yerle bir edip, İmanın altı esasını inkar etse bile!

İtikadımızın Aslı, (imanın) kalp ile tasdik etmek, dil ile ikrar edip azalarla amel etmek olduğudur. Ancak münafıklar bu sözü söylemelerine, hatta namaz kılıp, zekat verip, oruç tutup, hacca gidip cihad etmelerine rağmen, Firavun ailesinin bile altında ateşin en alt derecesindedirler. Allah’u Teala’nın Belam bin  Baura’dan haber vermesi de bunun gibidir. Allah onu –İsmi A’zam’ı bilmesi bir yana- sahip olduğu ilmine rağmen köpeğe benzetmiştir. O ilmiyle amel etmeyen bir alimdir ve putperestlerden bile daha önce azab edilecektir.

İçtihad hakkında bahsettiklerinize gelince, Biz Kitap, Sünnet ve bu ümmetin hayırlıları olan selefin mukallitleriyiz. Ve yine aynı şekilde kendisine itimad edilen dört imam’ın kavillerinin yani Ebu Hanife En-Nu’man b. Sabit, Malik b. Enes, Muhammed b. İdris (İmam Şafii) ve Ahmed b. Hanbel’in (Allah’ın rahmeti onlara olsun) sözlerinin mukallidiyiz.

İmanın hakikati hakkındaki sorunuza gelince, İman tasdiktir. Salih amellerle artar ve kötü amellerle eksilir. Allah’u Teala şöyle buyurmuştur.


{وَيَزْدَادَ الَّذِينَ آمَنُوا إِيمَاناً}

İman edenlerin imanı artsın diye… (Müddessir 31)

{فَأَمَّا الَّذِينَ آمَنُوا فَزَادَتْهُمْ إِيمَاناً وَهُمْ يَسْتَبْشِرُونَ}

O (Nazil olan sure), iman eden kimselerin imanını artırmıştır. Onlar, bunu birbirlerine müjdelerler. (Tevbe 124)

{إِنَّمَا الْمُؤْمِنُونَ الَّذِينَ إِذَا ذُكِرَ اللَّهُ وَجِلَتْ قُلُوبُهُمْ وَإِذَا تُلِيَتْ عَلَيْهِمْ آيَاتُهُ زَادَتْهُمْ إِيمَاناً}

Müminler ancak, Allah anıldığı zaman kalpleri ürperen, ayetleri kendilerine okununca imanları artan ve Rablerine tevekkül eden kimselerdir. (Enfal 2)

Buna benzer ayetler çoktur. Eş-Şeybani[3](rahimehullah) şöyle demiştir:


وَإِيمَانُنَا قَوْلٌ وَفِعْلٌ وَنِيِّةٌ ... وَيَزْدَادُ بِالتَّقْوَى وَيَنْقُصُ بِالرَّدَى

“İmanımız söz, fiil ve niyettir. Takva ile artar, kötülük ile eksilir.”

Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur:


الْإِيمَانُ بِضْعٌ وَسَبْعُونَ شُعْبَةً ، أعْلاهَا: قَوْلُ لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ ، وَأَدْنَاهَا إِمَاطَةُ الْأَذَى عَنِ الطَّرِيقِ ِ

“İman 70 küsür şubedir. En üst mertebesi “La ilahe ilallah” sözü, en alt mertebesi ise yoldan eziyet veren bir şeyi kaldırmaktır” [4]

Yine Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur:


فَإِنْ لَمْ يَسْتَطِعْ فَبِقَلْبِهِ، وَذَلِكَ أَضْعَفُ الْإِيمَانِ

“Şayet gücü yetmezse kalbi ile değiştirsin ki bu imanın en zayıf mertebesidir.” [5]

Allah’u Teâlâ şöyle buyurmuştur:


وَمَنْ يُرِدْ فِيهِ بِإِلْحَادٍ بِظُلْمٍ نُذِقْهُ مِنْ عَذَابٍ أَلِيمٍ وَإِذْ بَوَّأْنَا لِإِبْرَاهِيمَ مَكَانَ الْبَيْتِ أَنْ لا تُشْرِكْ بِي شَيْئاً وَطَهِّرْ بَيْتِيَ لِلطَّائِفِينَ وَالْقَائِمِينَ وَالرُّكَّعِ السُّجُود

Kim de orada zulmederek haktan sapmak isterse, biz ona elem dolu bir azaptan tattıracağız. Hani biz İbrahim’e, Kâbe’nin yerini, “Bana hiçbir şeyi ortak koşma; evimi, tavaf edenler, namaz kılanlar, rükû ve secde edenler için temizle” diye belirlemiştik. (Hac 25-26)

{اتَّخَذُوا أَحْبَارَهُمْ وَرُهْبَانَهُمْ أَرْبَاباً مِنْ دُونِ اللَّهِ}

Hahamlarını ve rahiplerini Allah’tan başka rabler edindiler. (Tevbe 31) Allah’u Teala’nın bu ayette zikrettiği tağutlar şöyle demişlerdir: “Mekke’nin fasıkları cenneti dolduracaktır!” Halbuki orada yapılan iyilikler kat kat arttığı gibi, kötülükler de kat kat arttırılır(ak yazılır.) Fakat, şimdi iş tam tersine dönmüştür. Hatta o kadar ki zinayla tanınan Huteym kabilesine mensup kadınlar ve Mısırlı kadınlar büyük Hacc günü kafileler halinde gelirler, keza hepsi de eşraftan olup açıktan zina etmeleriyle meşhur olan kadınlar ve livata yapanlar, şirk ehli, Rafıziler ve de Allah ve Rasulunun düşmanı olan bütün taifeler Mekke’de güven içindedir. Aynı şekilde Ebu Talib’e dua edenler güven içindedir. Allah’ı tevhid edip ona tazim edenlerin ise oraya girmesi yasaktır. Hatta birisi Kabe’ye sığınsa Ebu Talib ve Huteym kabilesi ona sığınanları himayesine alır.

{سُبْحَانَكَ هَذَا بُهْتَانٌ عَظِيمٌ}

“Seni eksikliklerden uzak tutarız Allah’ım! Bu, çok büyük bir iftiradır.” (Nur 16)
{وَمَا كَانُوا أَوْلِيَاءَهُ إِنْ أَوْلِيَاؤُهُ إِلاَّ الْمُتَّقُونَ وَلَكِنَّ أَكْثَرَهُمْ لا يَعْلَمُونَ}

"Üstelik onun (Mescid-i Haram’ın) sahipleri de değiller. Onun sahipleri yalnızca muttakilerdir. Fakat onların çokları bunu bilmez." (Enfal 34)

Biz nakle muhalif olan ve de aklın inkar ettiği bir şeyi ortaya atmadık. Lakin onlar söylerler fakat amel etmezler. Biz ise hem söyler hem de amel ederiz.


{كَبُرَ مَقْتاً عِنْدَ اللَّهِ أَنْ تَقُولُوا مَا لا تَفْعَلُونَ}

“Yapmayacağınız şeyleri söylemeniz, Allah katında büyük gazap gerektiren bir iştir” (Saff 3)

Putlara ibadet edenlerle, Peygamberimizin savaştığı gibi savaşırız. Namazı terk edenlerle, zekâtı vermeyenlerle, Bu ümmetin sıddığı olan Ebu Bekir Es-Sıddık’ın zekâtı vermeyenlerle savaştığı gibi savaşırız. Durum Varaka Bin Nevfel’in söylediği gibidir. “Senin getirdiğin bu dava ile gelen hiç kimse yoktur ki düşmanlığa uğramamış, eziyet görmemiş ve yurdundan çıkarılmış olmasın.”

Yeterli gelecek kadar az olan, çok ve oyalayıcı olandan hayırlıdır. Allah’ın selamı rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.




[1] Bu mektup, Şeyh’in çeşitli mektup ve yazışmalarını içeren Er-Rasail’uş Şahsiyye adlı kitabın 94-100. Sahifeleri arasında 14. Mektup olarak yer almaktadır. Bu mektup, ayrıca ed-Durar’us Seniyye, 1/94’te bulunmaktadır.

[2]  Sahih-i Buhari İman 25- Sahih-i Müslim İman 22

[3] Yukarda nakledilen metin “Şeybaniyye” isimli akide metninden alınmıştır.

[4]  Sahih-i Müslim İman 35 -Sünen-i Tirmizi İman 2614

[5]  Hadisin tamamı şöyledir: “Kim bir kötülük görürse eliyle değiştirsin, gücü yetmezse diliyle, ona da gücü yetmezse kalbiyle (değiştirsin). Bu ise imanın en zayıf halidir” Sahih-i Müslim İman 49 -Sünen-i Tirmizi Fiten 2172

Çevrimiçi İbn Umer

  • Administrator
  • Tam Üye
  • *****
  • İleti: 190
  • Değerlendirme Puanı: +7/-0
Ynt: YEMEN AHALİSİNE MEKTUP
« Yanıtla #1 : 13.12.2020, 00:03 »
Bismillahirrahmanirrahim
 YEMEN AHALİSİNE MEKTUP


Bu değerli risaleyi PDF formatında aşağıdaki linkten indirebilirsiniz.




 

Related Topics

  Konu / Başlatan Yanıt Son İleti
3 Yanıt
3938 Gösterim
Son İleti 22.01.2018, 04:25
Gönderen: Tevhide Davet
1 Yanıt
2476 Gösterim
Son İleti 14.04.2020, 21:35
Gönderen: İbn Umer
0 Yanıt
965 Gösterim
Son İleti 13.08.2018, 22:15
Gönderen: Osman
0 Yanıt
996 Gösterim
Son İleti 25.08.2018, 19:49
Gönderen: Teymullah
0 Yanıt
963 Gösterim
Son İleti 13.11.2018, 07:17
Gönderen: Sırât-ı Müstakîm